22 Nisan 2017 Cumartesi

Tüm stajyerlere ücret ödeme zorunluluğu

Tüm stajyerlere ücret ödeme zorunluluğu

Eğitim – Öğretimin temel amaçlarından biri bireyleri iş hayatına hazırlamaktır. Bu hazırlanma aşamasında özellikle belirli bir meslek üzerine öğrenim görenlere okullarda verilen teorik bilgiler yetersiz kalabilmektedir. Teorik bilgilerin yanında mesleklerinde pratik kazanmalarını da sağlamak için işletmelerde staj yapmaları okul tarafından zorunlu tutulabilmektedir. Bazen de okulu zorunlu tutmasa da işletmelerde staj yaparak iş tecrübesi edinmeyi öğrenciler istemektedir. Fakat bu stajyerlerden hangilerinin sigortasının yapılacağı, hangilerine stajyer ücreti ödeneceği kafa karışıklığı yaratmaktadır. Bu konuya açıklık getiren yeni düzenlemeler Tüm Stajyerlere Ücret Ödeme Zorunluluğu getirdi.

Yeni yasal düzenlemeyle tüm stajyer öğrenciler 3308 sayılı "Mesleki Eğitim Kanunu" kapsamına alınmıştır.

Stajyerlerde Ücret Ödeme Zorunluluğu

09.12.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan "Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 3308 sayılı Kanun'a stajyerlerin ücretlendirilmelerine ilişkin ibareler eklenmiştir. Ama konuyu asıl açıklığa kavuşturan 23 Aralık 2016 tarihli değişikliğin uygulama esaslarına ilişkin açıklamaları içeren Milli Eğitim Bakanlığı yazısıdır.

MEB – 6764 Sayılı Kanunun Uygulanması yazısı için tıklayınız.

Genel anlamda stajyerler 3 grup altına incelenebilir.

·         Stajı okul tarafından zorunlu tutulan

·         Stajı yapması okul tarafından uygun görülen

·         İsteğe bağlı staj

Önceki uygulamada işletmelerin stajyerlere ücret ödeme zorunluluğu YÖK tarafından hazırlanan listede ilgili okulun veya bölümün bulunup bulunmamasına göre belirlenmekteydi. Liste, stajyere ücret ödenmesinin zorunlu olduğu bölümleri/okulları içermekteydi. Bu durumda okul staj yapmasını uygun bulsa da eğer yayınlanan listede yer almıyorsa işletmeler bu stajyerlere ücret ödemiyordu. Yeni uygulama bu listeyi tamamen kaldırdı. Okul tarafından sigortası yapılan ve staj yapılması uygun görülen her öğrenci stajı süresince stajyer ücreti alacak.

Stajyerlerin ortaöğretim ya da yükseköğretim öğrencisi olması ücretin ödenmesini etkilemeyecektir. Sigortası okul tarafından başlatılan her öğrenci stajyer ücreti alacaktır.

Stajyer Ücreti

Stajyer çalıştıran işyerleri için öğrencilere ödenecek ücretin tutarı işyerinin kişi sayısına göre belirlenmektedir.  Stajyer ücreti hesabında dikkate alınacak asgari ücret net olmalı ve asgari geçim indirimi tutarı içermemelidir. Bu kapsamda olan üniversite öğrencilerine ödenen ücretler asgari ücrete kadar vergiden muaftır.

·         20 ve üzeri personel çalıştırılan işyerlerinde en az net asgari ücretin %30'u kadar stajyer ücreti ödemek zorundadır.

Net Asgari Ücret: 1.270,75

Stajyer Ücreti: 1.270,75 x %30 = 381,23

·         20'den az personel çalıştıran işyerleri net asgari ücretin %15'i kadar stajyer ücreti ödemek zorundadır.

Net Asgari Ücret: 1.270,75

Stajyer Ücreti: 1.270,75 x %15 = 190,61

Fakat yalnızca 2016 – 2017 eğitim öğretim yılında geçerli olmak üzere staj yapılan işyerindeki çalışan sayısına bakılmaksızın tüm stajyerlere en az net asgari ücretin %30'u kadar ücret ödenmesi gerekmektedir. Yani 2016 – 2017 yılında tüm stajyerlere en az 381,23 TL ödenecektir.

2016 -2017 dönemi için geçerli olan ücret uygulamasının sebebi stajyer çalıştıran işverenlere verilecek stajyer desteği tutarıdır. 2017-2018 eğitim öğretim yılında ise işyerlerinin kişi sayısına göre ücret belirlenecektir. Yani 20 kişi altı net asgari ücretin %15'i kadar ücret ödeyecek ve 20 ve üzeri kişi çalıştıran işyerleri ise net asgari ücretin %30'u kadar stajyer ücreti ödeyeceklerdir.

Staj Süresini Aşan Çalışmalar

Okul tarafından zorunlu tutulan stajlarda öğrencilere staj yapacakları süre mutlaka belirtilir. Öğrencinin okul tarafından yapılan sigortasında da bu süre sınırlaması esas alınır. Yani okul tarafından yapılan sigorta, sadece öğrencinin zorunlu olduğu staj süresini kapsamaktadır. Öğrencinin işletmede zorunlu staj süresinden daha uzun çalışması artık staj kapsamından çıkması anlamına gelmektedir. Bu durumda işletmenin staj süresinin bitiminden itibaren öğrenciye diğer tüm çalışanlar gibi tüm sigorta kollarını kapsayan sigorta girişini yapması gerekmektedir. Ayrıca en az asgari ücret üzerinden öğrenciye ücret ödemesi yapmalıdır.

Staj süresi sona eren fakat çalışmaya devam eden stajyerler, yeni sigortaları işletme tarafından başlatılmadıysa sigortasız çalışan konumunda değerlendirileceklerdir. İşverenlerin bu konuya özen göstermeleri cezai yaptırımla karşılaşmamaları açısından önemlidir.

İsteğe Bağlı Staj Yapan Öğrencilerin Durumu

Okulun staj yapmayı zorunlu tutmadığı ve öğrencinin iş kazası ve meslek hastalığı sigortasının okul tarafından yapılmadığı durumlarda da, öğrenciler bilgi ve becerilerini arttırmak, tecrübe kazanmak için staj yapmak isteyebilirler. Bu durumda bu çalışmanın niteliği staj olarak değerlendirilemeyecektir.

Sigortası diğer normal çalışanlar gibi işletme tarafından yapılacak ve ücretleri asgari ücretin altında ödenemeyecektir.

Stajyer Çalıştıran İşverene Devlet Katkısı Nasıl Ödenecek

09.12.2016 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 55 inci maddesi ile 3308 sayılı Kanuna eklenen 12 nci madde eklenmişti. Bu madde ile Stajyer Çalıştıran İşverene Devlet Katkısı gündeme geldi.

Bu madde gereği 05.06.1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunun 18 inci maddesi hükümleri uyarınca

·         çıraklık eğitimine devam eden,

·         işletmelerde mesleki eğitim gören,

·         staj ve tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilere,

aynı kanunun 25 inci maddesi gereği yapılacak ödemelerin bir kısmının 25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında işsizlik sigortası fonundan karşılanmasına ilişkin onaylanmış ve detaylar açıklanmıştır.

Fondan Öğrencilere Ödenecek Ücretlere İlişkin Uygulama Nasıl Olacak?

3308 sayılı Kanunun Geçici 12 inci maddesi gereğince, öğrencilere, aynı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak ödemeler asgari ücretin net tutarının yüzde otuzundan az olamaz.

Mesleki eğitim görülen işletmede; yirmiden az personel çalışıyor ise ödenebilecek en az ücretin üçte ikisi, yirmi ve üzerinde personel çalışıyor ise, ödenebilecek ücretin en az üçte biri 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin (h) alt bendi için ayrılan tutardan Devlet katkısı olarak ödenir.

Öğrencilere sözleşme gereği ödenecek ücretin, Devlet katkısına ilişkin kısmı İŞKUR tarafından fon kaynaklarından, kalan tutar ise işletmelerce karşılanacak.

İşletmeler, öğrenci ile yapılan sözleşmede belirlenen öğrenci adına gönderilecek Devlet katkısı tutarını ve işletme payına düşen tutarı, her ayın onuncu gününe kadar, öğrencinin banka hesabına öder. İşletmelerce ödenen Devlet katkısı tutarları aynı ayın en geç yirmi beşinci gününe kadar işletmelere ödenir.

Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü her okul, ilçe il ile ülke genelinde öğrencilere ödeyeceği toplam ücret tutarlarını tespit ederek ihtiyaç duyulan Devlet katkısı tutarlarını belirler. Yükseköğretim kurumları tarafından tespit edilen tutarlar YÖK'e bildirilir. YÖK tarafından da her ay ilgili yükseköğretim kurumlarına aktarılacak toplam Devlet katkısı tutarı belirlenir.

Devamsızlığı olan, hastalık izninde (raporlu) olan öğrencilerin bu günlere karşılık gelen ücretleri ödenmez. Dolayısı ile işveren bu günlerin ücretlerine tekabül eden ücret desteğinden faydalanamaz. Anılan ücretler her türlü vergiden müstesnadır.

İşletmeler, öğrenci ile yapılan sözleşmeden belirlenen öğrenci adına gönderilecek Devlet katkısı tutarı ve işletme payına düşen tutar, her ayın onuncu gününe kadar öğrencinin banka hesabına ödemekle sorumludur.

 

19 Nisan 2017 Çarşamba

Toplu işçi çıkarmada kurallara dikkat

Toplu işçi çıkarmada kurallara dikkat!


Özellikle zaman zaman işyerlerinde çeşitli nedenlerden dolayı toplu işçi çıkartılması gündeme gelebilmektedir. İş Kanunu'nun 29. maddesine göre işveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, durumu işyeri sendika temsilcilerine, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü'ne bildirmek zorundadır.

Yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur.

Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınır. Görüşmelerin sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.

Toplu işçi çıkarmadan bahsedebilmek için öncelikle işyerinde en az 20 işçinin çalıştırılması gereklidir. İşyerindeki işçi sayısı;

a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,

b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında işçinin,

c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin işine 17'nci madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.

Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini il müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur. Yani, fesih bildirim süreleri, Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğü'ne yapılan bildirimden sonra 30 gün geçtikten sonra işlemeye başlayacaktır

İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden ilgili il müdürlüğüne bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür. İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır.

Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılmaları hakkında, işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak yapılıyorsa, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz. 
İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19, 20 ve 21'inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz; aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilir.

İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son verilmesi halinde işveren; sadece durumu en az otuz gün önceden İlgili Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü'ne bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür.

İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır. "Tercihen işe çağrılma", 1475 sayılı Eski İş Kanunu'na göre esnetilmiş bir düzenlemedir. Zira, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde işveren kanunda belirtilen nedenlerle iş akdi sona eren "işçilerin yerine, çıkma veya çıkarma tarihinden itibaren 6 ay içinde başka işçi alamaz" denilerek, işverenin yeni işçi almasını yasaklamıştı. Ancak, yeni düzenlemeye göre, işine toplu işçi çıkarma nedeniyle son verilen işçilerden uygun olanlar "tercihen" işe çağrılacaktır.

İş Kanunu'nun 100. maddesine göre, kanunun 29'uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline işten çıkardığı her işçi için 2017 yılında 606 TL para cezası verilecektir.

İBRAHİM IŞIKLI - dunya.com

 

14 Nisan 2017 Cuma

İş kanununda çalışma koşullarında esaslı değişiklik ve önemi

İş kanununda çalışma koşullarında esaslı değişiklik ve önemi

GİRİŞ

Çalışma hayatında en önemli sorunlardan biri çalışma koşullarının tespiti ve bu çalışma koşullarının tarafların iradesi doğrultusunda değişimi ve bu değişimin uygulanmasından kaynaklı sorunlardır. Taraflar arasında çoğu kez işverenliğin yönetim hakkı kapsamında uygulamakta olduğu iş sözleşmesinde esaslı değişikliğin işverenliğin iyi niyet kurallarına uygun olarak uygulayıp uygulamadığının tespiti oldukça önem kazanmaktadır. Çalışma hayatında esas olan temel unsur işçi haklarının sürekli olarak daha ileriye taşınması ve geliştirilmesidir. Şüphesiz ülkemizde ve dünyada bu yönde bir çok gelişmenin olduğu da açıktır. Durum böyle olunca işçinin çalışma koşullarında yapılacak olan esaslı değişiklik ile işçilik hak ve alacakları, çalışma koşulları vb. haklar bakımından geriye gidilecek uygulamaların işçi ve işverenliğin iradelerinin bu konuda tam olarak örtüşmesi ile mümkündür.

İşyerinde çalışma koşullarını anayasa, kanunlar, kanuni sınırlar korunarak sözleşme serbestisi kapsamında  düzenlemiş olan  iş sözleşmeleri, iş sözleşmesi eki niteliğinde olan personel yönetmelikleri vb. ile işyeri uygulamaları bir bütün olarak belirlemektedir. Anayasa'nın  48 inci  maddesinde  öngörülen,  çalışma  yerini  serbestçe  seçme hakkı, 49 uncu maddedeki çalışma hakkı ve ödevi, 50'nci maddedeki çalışma şartları bakımından öngörülen özel koruma ile dinlenme hakkı,  51'inci maddedeki sendika kurma  hakkı,  53 üncü  maddedeki  toplu  iş  sözleşmesi  yapma  hakkı  ile  54 üncü maddedeki  grev  ve  lokavt  hakları  iş  ilişkisine  etkileri  olan  anayasal  haklardan  en belirginleri olarak karşımıza çıkar. (Yrg.7.HK:2016/5951) 4857 Sayılı İş Kanununda işçilerin yıllık izin hakları, hafta tatili hakları, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde dinlenme veya çalışmaları durumunda ücret hakları, fazla çalışma ve ücretleri vb. haklar belirtilmiş ve bu hakların çalışma koşullarının bir parçası olduğu belirtilmiştir. İşyeri uygulamaları da çalışma koşullarını ihtiva etmektedir. Örneğin;  fazla çalışma karşılıkları %50 zamlı ücret yerine %100, %150 vb. zamlı olarak ödenmesi, yıllık izinlerin yasal koşullara 10'ar gün ilave edilmesi suretiyle uygulanması, ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışma karşılılarının yasal sınırlar üzerinden %200,%300 vb. zamlı ödenmesi gibi düzenlemeler ve uygulamalarda işyerinde çalışma koşullarını oluşturmaktadır.

İşyerinde çalışma koşullarını ve şartlarını belirleyen temel hususlardan birinin de 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun olduğu açıktır.  Toplu iş sözleşmelerinde taraflar arasında çalışma şartları, hak ve sorumluluklar belirtilerek hak ve sorumlulukların sonuçları belirlenmektedir. 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 36.maddesinde "Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. İş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümleri geçerlidir. Sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder." Hükmü mevcuttur. Madde hükmünden anlaşılacağı gibi söz konusu düzenlemenin işçi lehine olarak uygulanması gerektiği gibi çalışma koşullarının tespitinde ise temel bir kaide olduğunu da ortaya koymaktadır.

Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik

Çalışma koşullarında esaslı değişiklik daha ziyade iş, işyeri ve ücret üzerinde işçinin yaptığı işin değiştirilmesi, başka bir işyerine nakli veya çalıştırıldığı işyerinin başka bir yere taşınması veya ücretinin(asıl ücret ve/veya ücret ekindeki kayıplar) düşürülmesi şeklinde kendini gösterir.(Mollamahmutoğlu, Astarlı, 2012). 4857 sayılı İş Kanununun 22 nci maddesindeki düzenleme çalışma hayatında esaslı değişikliği belirli şartlara bağlamış ve şeklini tespit etmiştir. İş ilişkisinden kaynaklanan ve işin yerine getirilmesinde tabi olunan hak ve borçların  tümü,  "çalışma  koşulları"  olarak  değerlendirilmelidir. 4857 sayılı İş Kanununun 22 nci maddesindeki, "işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin  eki  niteliğindeki  personel  yönetmeliği  ve  benzeri  kaynaklar  ya  da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli  bir  nedene  dayandığını  veya  fesih  için  başka  bir  geçerli  nedenin bulunduğunu  yazılı  olarak  açıklamak  ve  bildirim  süresine  uymak  suretiyle  iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava  açabilir"  şeklindeki  düzenleme,  çalışma  koşullarındaki  değişikliğin  normatif dayanağını oluşturur. (Yrg.7.HK:2016/5951)

Belirtilmiş şartları taşıyan ve taraflar arasında örtüşen rızaları dahilinde çalışma koşullarında esaslı değişiklik her zaman yapılabilir. İşçinin söz konusu esaslı değişikliği yazılı olarak  kabul  etmemesi fakat esaslı değişikliği kuşkuya yer vermeyecek şekilde kabul eden davranışlar içerisinde bulunması da esaslı değişikliği kabul ettiği anlamına gelmektedir. Nitekim Yargıtay kararlarında da sıkılıkla yer verilen işyerinde çalışmakta olan müdürün daha alt görevlerde çalıştırılmasını kabul etmesi ve yeni görevinde çalışmaya başlaması bu konuda verilebilecek bir örnektir.

Taraflar arasında sözleşme serbestisi kapsamında düzenlemiş olan sözleşmelerde genellikle çalışma koşullarında değişiklik ile ilgili olarak düzenlemelerin bulunmadığı gözlenmektedir. Bu durumda çalışma koşullarında yapılan değişikliklerin ispatı zorlaşmaktadır. Çalışma koşullarında işçi aleyhine yapılan esaslı değişikliklerin ispat külfeti işçidedir. İşyerinde taraflar arasında hüküm altına alınmış iş sözleşmesinde, iş sözleşmesi eki niteliğinde olan personel yönetmeliğinde veya işyeri uygulamalarında esaslı şekilde işçi aleyhine değişikliğin işçi tarafından ortaya konması gerekmektedir. İş sözleşmesinde gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair  düzenlemeler  bulunması  halinde,  işverenin  genişletilmiş  yönetim  hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara  uymak  kaydıyla  işçinin  çalışma  koşullarında  değişiklik  yapma  hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır. Örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde  de  görevlendirilebileceği  şeklindeki  sözleşme  hükümleri,  işverenin  bu konuda  değişiklik  yapma  hakkını  saklı  tutar.  Anılan  hak  objektif  olarak kullanılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya  konulması,  işverenin  yönetim  hakkının  kötüye  kullanılması niteliğindedir.(Yrg.7.HK:2014/5492).

Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklikte İzlenmesi Gereken Yol

Çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik yapılması isteniyorsa bu değişikliğin işverenlikçe yazılı olarak yapılması gerekmektedir. İşveren bu talebini yazılı olarak işçiye bildirmelidir. İşçi bu değişiklik talebine karşılık cevabını altı iş günü içinde yazılı olarak işverene bildirmelidir. Eğer işveren çalışma koşullarında değişiklik teklifini işçiye yazılı olarak bildirmez ve işçi tarafından da yazılı olarak kabul beyanı altı iş günü içinde bildirilmemişse çalışma koşullarında esaslı değişikliğin söz konusu olması mümkün değildir. Nitekim Yargıtay da işçinin 18 aydır ödenmeyen ikramiye alacaklarına ilişkin talebi ödememe durumu iş şartı haline geldiği gerekçesiyle reddeden yerel mahkeme kararını, işyerinde ikramiye uygulamasının kaldırılmasına ilişkin değişikliğin 22. Maddeye uygun olarak yürürlüğe konulmadığı, dolayısıyla işçi aleyhindeki bu değişikliğin işçiyi bağlamayacağı ve on sekiz ay süre için ikramiye isteğinin kabul edilmesi gerekçesi ile bozmuştur. (Mollamahmutoğlu, Astarlı, 2012)

İşverenlikçe yapılan değişiklik önerisi, altı işgünü içinde işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmediği  sürece  işçiyi  bağlamaz.  Bu  sürenin  geçirilmesinden  sonra,  işçinin değişiklik  önerisini  kabul  etmesi,  işçi  tarafından  işverene  yöneltilen  yeni  icaptır. İşveren iş sözleşmesini ancak altı iş günlük sürenin geçmesinden sonra feshedebilir. İşçinin  altı  işgünü  geçmesinden  sonra  yaptığı  kabul  beyanı  üzerine  işverenin  iş sözleşmesini  feshi,  kendisine  yöneltilen  yeni  icap  beyanının  örtülü  olarak  reddi anlamına gelir. İşçi çalışma koşullarında esaslı değişikliği kabul etmez ve işyerinde çalışmaya devam ederse, değişiklik gerçekleşmemiş ve sözleşme eski şartlarla devam ediyor sayılır.  Bu  durumda  işveren,  değişiklik  teklifinden  vazgeçerek  sözleşmenin  eski şartlarda  devamını  isteyebilir  ya  da  çalışma  koşullarında  değişikliğin  geçerli  bir nedene  dayandığını  veya  fesih  için  başka  bir  nedenin  bulunduğunu  yazılı  olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak koşulu ile sözleşmeyi feshedebilir. (Yrg.7.HK:2014/5492).

Çalışma Koşullarında Esaslı Değişikliğin Sonuçları

Çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapmak isteyen işverenin bu isteği işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmesi durumunda çalışma koşullarında taraflar arasında mutabakatla varılmış olan yeni durum uygulanmaya başlanacaktır. Fakat işverenlikçe usulüne uygun olarak yapılmış olan bildirim neticesinde işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklik işçiyi bağlamayacaktır. Bu durumda işveren  çalışma koşullarında değişimi zorunlu kılan esaslı nedenle veya başka bir nedenle iş sözleşmesinin feshini gerçekleştirebilir. Bu durumda işçi eğer iş güvencesi hükümlerinde faydalanma imkânına sahipse iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan feshedildiğini iddia edip işe aide davası açabilir, eğer iş güvencesi hükümlerinden faydalanma imkanına sahip değilse iş sözleşmesinin haksız olarak işverenlikçe fesih edildiğini iddia edip dava açabilme hakkına sahiptir.

4857  sayılı  İş  Kanununun  işçi  tarafından derhal  fesih hakkı durumlarını tespit eden 24. Maddenin Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller ve Benzerleri alt başlığının f maddesinde "Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş  verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa" hükmünden de anlaşılacağı gibi çalışma şartlarının uygulanmaması durumunda işçinin  derhal  ve  haklı  nedenle  fesih  imkânının  bulunduğu  anlaşılmaktadır.  4857  sayılı  Kanunun  22 nci  maddesinde,  çalışma  koşullarında  esaslı değişiklik  sebebiyle  işçinin  iş  sözleşmesini  haklı  olarak  feshedebileceği öngörülmemiştir. Bununla birlikte çalışma koşullarının değiştirilmesi aynı zamanda koşullarının  uygulanmaması  anlamına  geldiğinden,  aynı  Yasanın  24 üncü maddesinin  (II-f)  bendinde  belirtilen  hal,  işçinin  haklı  fesih  nedenleri  arasında sayılmıştır.  Bu  durumda  işçinin  ihbar  tazminatı  talep  hakkı  doğmazsa  da,  kıdem tazminatı ödenmelidir. Bununla birlikte, çalışma koşullarında esaslı değişikliği kabul etmeyen  işçinin  iş  sözleşmesinin  işverence  feshi  halinde,  ihbar  ve  kıdem tazminatlarını talep hakkı doğar. (Yrg.7.HK:2014/5492)

4857 sayılı İş Kanunu 20.maddesinde feshin geçerli nedenlere dayandığının ispatı işverene yüklenmiştir. İşveren çalışma koşullarında esaslı değişikliğin ispat yükünü yerine getirirken öncelikle feshin şekil olarak uygunluğunu ve içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli veya haklı olduğunu ispat etmekle mükelleftir.

Çalışma şartlarında işçi aleyhine esaslı tarzda değişiklik yapılması halinde işçi yeni görevi yerine getirmek zorunda değildir. Bu durumda işveren iş sözleşmesini İş Kanunu 25.maddesine göre değil, 22.maddesi uyarınca feshetmesi gerekir. İş Kanunu 22. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshi içinde yapılan değişikliğin geçerli nedene dayanması veya fesih için başka bir geçerli nedenin olması gerekir. (Yrg.9.HK:2006/37017).

SONUÇ

İş sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğu için, sözleşme yapıldıktan sonra bu sözleşmenin esaslı veya ikincil unsurlarında birtakım değişiklikler yapılması gerekebilir. İş sözleşmesinde belirlenen çalışma koşullarında değişiklik ve hukuki sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi ile düzenlenmiştir.(Manav, 2012) İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler  var ise bu durumda işverenin  genişletilmiş  yönetim  hakkı söz konusudur. Bu durumda işveren genişletilmiş yönetim hakkı kapsamında sözleşmede belirtilmiş olan sınırlara uyarak iyiniyetli olarak iş sözleşmesinde esaslı değişiklik yapabilir. Örnek vermek gerekirse çalışma hayatında çok sık uygulanan ve taraflar arasında ciddi sorunları beraberinde getiren ve hatta bazı durumlarda iş sözleşmesini devamını çekilmez hale getiren işverenliğin işçinin çalıştığı birimini değiştirmesi veya işverenliğe ait başka bir işyerinde görevlendirmesidir. Bu hakkın işverenlikçe genişletilmiş yönetim hakkı kapsamında iyiniyet ve objektif koşullar içerisinde uygulanması gerekmektedir. Bu genişletilmiş yönetim hakkı işverenlikçe işçinin iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmesini sağlamak için kullanılmaması gerekmektedir. Böyle bir uygulama işverenliğin kötü niyetli olması sonucunu doğuracaktır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış karalarında genişletilmiş yönetim hakkı belirtilmekte ve bu yönetim hakkının sınırları çizilmekte ve yapılmış olan değerlendirmelerimizi destekler niteliktedir. Çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik işverenlikçe yazılı olarak işçiye bildirilmeli ve işçi tarafından bu değişiklik talebi altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmelidir. İşveren çalışma koşullarında değişiklik teklifini işçiye yazılı olarak bildirmez ve işçi tarafından da yazılı olarak kabul beyanı altı iş günü içinde bildirilmezse çalışma koşullarında esaslı değişikliğin söz konusu olması mümkün değildir. İşverenlikçe mevzuata uygun olarak yapılmış olan bildirim neticesinde işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmeyen değişikliğin işçiyi bağlamayacağı açıktır. Bu durumda işveren  çalışma koşullarında değişimi zorunlu kılan esaslı nedenle veya başka bir nedenle iş sözleşmesinin feshini gerçekleştirebilir. İşçi eğer iş güvencesi hükümlerinde faydalanma imkânına sahipse iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan feshedildiğini iddia edip işe iade davası açabilir, eğer iş güvencesi hükümlerinden faydalanma imkanına sahip değilse iş sözleşmesinin haksız olarak işverenlikçe fesih edildiğini iddia edip dava açabilme hakkına sahiptir.

Burhan YAĞMUR
İş Müfettişi Yardımcısı
byagmur@csgb.gov.tr 

KAYNAKÇA

– Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (10.03.2016) Esas No:2015/6509 ve Karar No:2016/5951 Sayılı Kararı. Ankara: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi.

– Mollamahmutoğlu, H ve Astarlı, Muhuttin (2012) / İş Hukuku, Ankara.

– Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (06.03.2014) Esas No:2013/8710 ve Karar No:2014/5992 Sayılı Kararı. Ankara: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi.

– Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (29.01.2007) Esas No:2006/37017 ve Karar No:2007/1181 Sayılı Kararı. Ankara: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi.

– Manav, E, (2012) TAAD, Yıl 3, Sayı 9.

 

13 Nisan 2017 Perşembe

Sigorta primi teşvik destek ve indirimlerde yasaklama

Sigorta primi teşvik destek ve indirimlerde yasaklama

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

Sayı : 41481264/ 317 Tarih: 11/4/2017

Konu : Sigorta Primi Teşvik, Destek ve İndirimlerde Yasaklamaya İlişkin Yeni Uygulama

GENELGE  / 2017-18

1.Genel Açıklamalar

Bilindiği gibi, işverenlere sağlanan bazı sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanma şartlarından biri de işyerinde yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırılan kişilerin sigortalı olarak bildirilmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığı yönünde tespitin bulunmamasıdır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, "Yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi hâlinde, işverenler bir yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz. Bu madde kapsamındaki teşvikten yersiz olarak faydalanıldığının tespiti hâlinde, yararlanılan teşvik tutarı işverenden gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir."

5510 sayılı Kanunun Ek 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, "Bu Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi halinde işverenler bir yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz. Bu madde kapsamındaki teşvikten yersiz olarak faydalanıldığının tespiti halinde işverenden yararlanılan teşvik tutarı gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte tahsil edilir. Ayrıca, işyerinde sigortalının fiilen çalışmadığı halde bildirildiğinin tespit edilmesi halinde işveren hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur."

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında, "5510 sayılı Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz."

4447 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin beşinci fıkrasında ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun Ek 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, "Yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz."

hükümleri yer almaktadır.

Bununla birlikte, 8/3/2017 tarihli ve 30001 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6824 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 17 nci maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa Ek 14 üncü madde eklenmiş olup, anılan maddede;

"Mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerleri ilk tespitte bir ay süreyle, ilk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde tekrar eden her bir tespit için ise bir yıl süreyle bu Kanun, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda yer alan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamaz. Bu Kanun ve 3294 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanunda bu maddeye aykırı olan hükümler uygulanmaz.

Bu madde hükümleri 4447 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin beşinci fıkrası ve geçici 17 nci maddesi ile bu Kanunun geçici 71 inci maddesi; bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığına yönelik tespitlerde ise 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu ve geçici 15 inci maddeleri ile 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesi hakkında uygulanmaz.

Beş kişiden fazla olmamak koşuluyla çalıştırılan toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmayan sayıda, çalıştırılanların sigortalı olarak bildirilmediğinin veya bildirilen kişilerin fiilen çalışmadığının tespit edilmesi halinde birinci fıkra hükümleri uygulanmaz.

Mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırılanların sigortalı olarak bildirilmediğinin veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi nedeniyle bu Kanun, 3294 sayılı Kanun ve 4447 sayılı Kanunda yer alan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden ilgili Kanun hükümleri nedeniyle bir yıllık yararlanamama kapsamına giren ve bu maddenin yürürlük tarihinde bu bir yıllık yararlanamama süresi devam eden işyerleriyle ilgili olarak yararlanamamaya esas olan tespitler bu maddenin birinci fıkrası kapsamında ilk tespit sayılır, ancak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlerde yararlanılmayan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden de yararlanılamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir."

hükümleri yer almaktadır.

5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesi 1/4/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 1/4/2017 tarihinden itibaren, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası, aynı Kanunun Ek 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile geçici 15 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesine aykırı olan hükümler uygulanmayacaktır.

Buna göre, işverenlere sağlanan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlere ilişkin olarak yapılan kontrol ve denetimler sonucunda çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyeri işverenleri hakkında 1/4/2017 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesine göre işlem yapılacak olup, uygulamaya ilişkin usul ve esaslar ile sosyal güvenlik il/ sosyal güvenlik merkezlerince yürütülecek işlemler aşağıda açıklanmıştır.

2. 5510 Sayılı Kanunun Ek 14 üncü Maddesine Göre Yasaklama Kapsamına Girecek İşyerlerinin Tespiti

5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin;

Birinci fıkrasında, mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerlerinin ilk tespitte bir ay süreyle, ilk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde tekrar eden her bir tespit için ise bir yıl süreyle 5510 sayılı Kanun, 3294 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanunda yer alan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanmasının mümkün bulunmadığı,

Üçüncü fıkrasında, beş kişiden fazla olmamak koşuluyla çalıştırılan toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmayan sayıda, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirdiği kişileri fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerleri için yasaklama yapılmayacağı,

hükme bağlanmıştır.

Bu bağlamda,

– 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) ve (i) bentlerinde, aynı maddenin ikinci fıkrasında, 5510 sayılı Kanunun Ek 2 nci maddesinde yer alan sigorta primi teşvik, destek ve indirimler için mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırıldığı halde sigortalı olarak bildirilmediği ve bildirildiği halde fiilen çalıştırılmadığı tespit edilen kişi sayısının,

– 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu ve geçici 15 inci maddeleri ile 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinde yer alan sigorta primi teşvik, destek ve indirimler için mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırıldığı halde sigortalı olarak bildirilmediği tespit edilen kişi sayısının,

tutanağın düzenlendiği aya/mahkeme kararının kesinleştiği aya/resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazıların Kuruma intikal ettiği aya ilişkin olarak Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı toplam sigortalı sayısının %1'ini aşması veya toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmamakla birlikte beşten fazla olması halinde, tespitin yapıldığı işyerleri için söz konusu fiillere ilişkin yasaklamayı gerektiren bu Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk tespitte bir ay, ilk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde tekrar eden ve yasaklama kapsamına giren her bir tespit için birer yıl süreyle yasaklama işlemi yapılacaktır.

Örnek 1: 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan beş puanlık indirim ile 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvikten yararlanan (Z) Limited Şirketinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca 17/4/2017 tarihinde yapılan denetim sonucunda 8/11/2016 tarihinde çalışmaya başlayan (A) sigortalısına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinin verilmediğinin, (B) ve (C) sigortalılarının fiilen çalışmadığının tespit edildiği ve bahse konu işyerinden 2017/Nisan ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı toplam sigortalı sayısının 90 olduğu varsayıldığında,

– Kayıt dışı çalıştırılan kişi sayısı ve sahte sigortalı bildiriminde bulunulan kişi sayısının (3 kişi), tutanağın düzenlendiği aya ilişkin (2017/Nisan) Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aşması (90×0,01=0,9=1) nedeniyle bu işyeri 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan beş puanlık indirimden yasaklanacaktır.

– Kayıt dışı çalıştırılan kişi sayısının (1 kişi), tutanağın düzenlendiği aya ilişkin (2017/Nisan) Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmaması (90×0,01=0,9=1) nedeniyle bu işyeri 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvikten yasaklanmayacaktır.

Örnek 2: 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ilave altı puanlık indirim ile 4447 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinde yer alan teşvikten yararlanan (D) Limited Şirketinde, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca 7/8/2017 tarihinde yapılan denetim sonucunda işyerinden bildirilen (K), (L), (M), (N), (T) ve (O) sigortalılarının fiilen çalışmadığının tespit edildiği ve bu işyerinden 2017/Ağustos ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı toplam sigortalı sayısının 600 olduğu varsayıldığında,

– Sahte sigortalı bildiriminde bulunulan kişi sayısının (6 kişi), tutanağın düzenlendiği aya ilişkin (2017/Ağustos) Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini (600×0,01=6) aşmadığı ancak, sahte sigortalı bildiriminde bulunulan kişi sayısı 5'ten fazla olduğu dikkate alındığında, söz konusu işyeri beş puanlık indirim ve ilave altı puanlık indiriminden yasaklanacaktır.

– Sahte sigortalı bildiriminden dolayı bu işyeri hakkında 4447 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinde yer alan teşvikten yasaklama yapılmayacaktır.

Örnek 3: Emniyet Genel Müdürlüğünün 12/7/2017 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına intikal eden yazısından, 5510 sayılı Kanunun Ek 2 nci maddesinde yer alan yatırım teşvikinden yararlanmakta olan (Y) Limited Şirketinde çalışan (C) ve (D) sigortalılarının Kuruma bildirilmediğinin tespit edildiği ve işyerinden 2017/Temmuz ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı toplam sigortalı sayısının 300 olduğu varsayıldığında; kayıt dışı çalıştırılan sigortalı sayısının (2), anılan müdürlüğün yazısının Kuruma intikal ettiği aya (2017/Temmuz) ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı toplam sigortalı sayısının %1'ini (300×0,01=3) aşmaması ve beşten az olması nedeniyle bahse konu işyeri için yasaklama işlemi yapılmayacaktır.

2.1. Kuruma Bildirilen Toplam Sigortalı Sayısının Tespiti

5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında yasaklama kapsamına giren işyerlerinin tespitine ilişkin toplam sigortalı sayısı, tespite ilişkin tutanağın düzenlendiği aya/ mahkeme kararının kesinleştiği aya/ resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazıların Kuruma intikal ettiği aya ilişkin olarak, Kuruma verilen asıl ve ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısından, iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısı düşülmek suretiyle hesaplanacaktır.

Aynı işverenin aynı veya farklı ünite sınırları içinde birden fazla işyeri dosyasının mevcut olması halinde toplam sigortalı sayısı, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyeri bazında hesaplanacaktır.

İlgili ayda aynı sigortalıya ilişkin yapılan bildirimlerdeki mükerrer kayıtlar dikkate alınmayacak olup, ay içinde işe giren veya işten çıkan sigortalılar ise hesaplamaya dahil edilecektir.

Bununla birlikte, toplam sigortalı sayısının hesabında, ilgili ay içinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalılar ile çeşitli nedenlerle ay içinde çalışması bulunmayan ve ücret ödenmeyen (istirahat veya ücretsiz izin gibi nedenlerle aylık prim ve hizmet belgesinde (0) gün ve (0) kazançlı olarak kayıtlı) sigortalılar da hesaplamaya dahil edilecek, buna karşın aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler, staja tabi tutulan öğrenciler ile üniversitelerde kısmi zamanlı çalıştırılan öğrenciler ve Türkiye İş Kurumu'nca düzenlenen eğitimlere katılan kursiyerler dikkate alınmayacaktır.

Dolayısıyla, toplam sigortalı sayısı hesabında 7, 22, 25, 42, 43, 44, 46, 47, 49 ve 50 nolu belge türleri ile yapılan bildirimler dikkate alınmayacaktır.

Asıl veya alt işverenlerce çalıştırılan kişilerin sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığının tespit edilmesi halinde toplam sigortalı sayısı, asıl işveren ve tüm alt işverenlerce Kuruma bildirilen sigortalı sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır.

İşyerinden Kuruma bildirilen toplam sigortalı sayısının % 1'inin hesaplanması sonucunda bulunan sayının küsuratlı olması halinde, yarıma kadar kesirler dikkate alınmayacak, yarım ve üzerinde olan kesirler ise tama iblağ edilecektir. Buna göre, işyeri toplam sigortalı sayısının % 1'inin hesaplanması sonucu bulunan sayı 0,01 ila 0,49 arasında ise 0 (sıfır) olarak dikkate alınacak, 0,50 ila 0,99 arasında ise tama iblağ edilecektir.

Diğer taraftan, toplam sigortalı sayısı hesaplanıp yasaklamanın sisteme girilmesinin ardından, yasaklamaya esas tutanağın düzenlendiği aya/ mahkeme kararının kesinleştiği aya/ resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazıların Kuruma intikal ettiği aya ilişkin geriye yönelik olarak gerek kendiliğinden, gerekse mahkeme ilamına ya da kamu kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen belgelere istinaden veya Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlere istinaden düzenlenen asıl/ek/iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısı, bu işyeri için yasaklamaya esas toplam sigortalı sayısını değiştirmeyecektir.

3. Çalıştırdığı Kişileri Sigortalı Olarak Bildirmediği veya Bildirilen Sigortalıyı Fiilen Çalıştırmadığı Tespit Edilen ve 5510 Sayılı Kanunun Ek 14 Üncü Maddesinin Üçüncü Fıkrası Uyarınca Yasaklama Kapsamına Giren İşyerleri Hakkında Yapılacak İşlemler

1/4/2017 tarihi ve sonrasında mahkeme kararından veya yapılan kontrol ve denetimlerden ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan çalıştırıldığı halde sigortalı olarak bildirilmediği ve/veya bildirildiği halde fiilen çalışmadığı tespit edilen kişi sayısı, Kuruma bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aşan veya toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmamakla birlikte beşten fazla olan işyerleri ile ilgili olarak;

– Çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerlerinin 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) ve (i) bentlerinde, aynı maddenin ikinci fıkrasında, Ek 2 nci maddesinde yer alan teşviklerden,

– Çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işyerlerinin 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu ve geçici 15 inci maddeleri ile 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinde yer alan teşviklerden,

ilk tespitte tespit tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay süreyle, ilk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde tekrar eden ve yasaklama kapsamına giren her bir tespit için ise tespit tarihini takip eden aybaşından itibaren birer yıl süreyle bu sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

Buna göre, 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yasaklama kapsamına girdiği tespit edilen işyerlerinden çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı,

-Yapılan kontrol ve denetimler sonucu anlaşılan işyerleri, tutanak tarihini,

– Mahkeme ilamından anlaşılan işyerleri, mahkemenin kesinleşmiş karar tarihini,

– Bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılan işyerleri, söz konusu yazıların Kuruma intikal tarihini,

takip eden ay başından itibaren ilk tespitte bir ay süreyle, ilk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde tekrar eden ve yasaklama kapsamına giren her bir tespit için tespit tarihini takip eden aybaşı itibariyle birer yıl süreyle yukarıda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Örnek 1: Sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanan (K) Limited Şirketinde 10/5/2017 tarihinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan denetim sonucunda, 21/3/2017 tarihinde işyerinde çalışmaya başlayan (B) sigortalısının Kuruma bildirilmediğinin tespit edildiği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, bu işyeri tutanak tarihini takip eden 2017/Haziran ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır. Bu işyeri için üç yıllık süre 10/5/2017 ila 10/5/2020 (bu tarih dahil) dönemini kapsayacaktır.

Örnek 2: Örnek 1'de yer alan işyerinde üç yıllık süre içinde 7/3/2019 tarihinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca ikinci kez yapılan denetim sonucunda 8/2/2018 tarihinde işe başlayan (Y) sigortalısının da Kuruma bildirilmediği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, bu işyeri 2019/Nisan ila 2020/Mart aylarına ilişkin düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Örnek 3: Sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanan (Y) Limited Şirketine ilişkin olarak;

– 12/5/2017 tarihinde kesinleşen mahkeme kararına göre bir sigortalının kayıt dışı çalıştırıldığının tespit edildiği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, bu işyeri 2017/Haziran ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacak olup, üç yıllık süre 12/5/2017-12/5/2020 dönemini kapsayacaktır.

-Üç yıllık süre içinde 20/12/2017 tarihinde Kuruma intikal eden kamu kurumundan alınan belgeye göre bu işyerinde 2 kişinin sahte sigortalı olarak bildirildiğinin ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiğinin tespit edildiği varsayıldığında, bu işyeri 2018/Ocak ila 2018/Aralık aylarına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

– Üç yıllık süre içinde 8/8/2018 tarihinde Kurumumuzun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitte bu işyerinde 3 sigortalının kayıt dışı çalıştırıldığının tespit edildiği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, bu işyeri 2018/Eylül ila 2019/Ağustos aylarına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Diğer taraftan, mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırıldığı halde sigortalı olarak bildirilmediği ve/veya bildirildiği halde fiilen çalışmadığı tespit edilen kişi sayısı, Kuruma bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmayan veya toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmamakla birlikte beş ve beşten az olan işyerleri için yapılan tespitler, 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre ilk tespit sayılmayacağından üç yıllık süre de işlemeyecektir.

Örnek 4: Sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanan (E) Limited Şirketinde;

– 27/4/2017 tarihinde Kurumumuzun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitte (M) sigortalısının Kuruma bildirilmediğinin ve söz konusu iş yerinden 2017/Nisan ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde toplam 200 sigortalının kayıtlı olduğu,

– 25/7/2017 tarihinde kesinleşen mahkeme kararına göre (Y) ve (N) sigortalılarının Kuruma bildirilmediğinin ve söz konusu iş yerinden 2017/Temmuz ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde toplam 120 sigortalının kayıtlı olduğu,

varsayıldığında; 27/4/2017 tarihinde yapılan tespitte çalıştırıldığı halde sigortalı olarak bildirilmediği tespit edilen kişi sayısı, Kuruma bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmadığından ve beşten az olduğundan söz konusu tespit ilk tespit sayılmayacak; buna karşın 25/7/2017 tarihinde yapılan tespitte çalıştırıldığı halde sigortalı olarak bildirilmediği tespit edilen kişi sayısı, Kuruma bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aştığından söz konusu tespit ilk tespit sayılacak olup, üç yıllık süre olan 25/7/2017 ila 25/7/2020 tarihleri arasında tekrar eden ve yasaklama kapsamına giren her bir tespit için birer yıl süreyle yasaklama işlemi yapılacaktır. Bu işyeri 2017/Ağustos ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Üç yıllık sürenin bitiminden sonra işyerine ilişkin yasaklama kapsamına girecek ilk tespit, 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında yeni bir üç yıllık sürenin başlangıcı olarak dikkate alınacaktır.

Örnek 5: Sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanan (Y) Limited Şirketinde çalışan (A) sigortalısının hizmet tespit davasına ilişkin mahkeme kararının 20/6/2017 tarihinde kesinleştiği ve bu işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, söz konusu işyeri için bu ilk tespitten sonra 20/6/2017 ila 20/6/2020 tarihleri arasındaki yasaklama kapsamına giren her bir tespit için birer yıl süreyle yasaklama işlemi yapılacaktır. Bu işyerinde Kurumumuzun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca 12/8/2020 tarihinde yapılan denetimde (B) sigortalısının çalışmadığı halde Kurumumuza bildirildiğinin tespit edildiği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, bu tespit ilk tespit sayılarak üç yıllık süre 12/8/2020 tarihinden itibaren başlayacak olup, bu işyeri 2020/Eylül ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Örnek 6: Sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanan (T) Limited Şirketine ilişkin olarak;

– 16/1/2018 tarihinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan denetim sonucunda iki sigortalının kayıt dışı çalıştırıldığının tespit edildiği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, bu işyeri 2018/Şubat ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır. Üç yıllık süre 16/1/2018-16/1/2021 dönemini kapsayacaktır.

– Üç yıllık süre içinde 21/8/2020 tarihinde Kuruma intikal eden kamu kurumundan alınan belgeye göre bu işyerinde 3 kişinin sahte sigortalı olarak bildirildiğinin ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiğinin tespit edildiği varsayıldığında, bu işyeri 2020/Eylül ila 2021/Ağustos aylarına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Bu işyeri için üç yıllık sürenin (16/1/2021 tarihi) bitiminden sonra 22/3/2021 tarihinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan denetim sonucunda 1 kişinin kayıt dışı çalıştırıldığının tespit edildiği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında bu tespit yeni bir üç yıllık sürenin başlangıcı kabul edilecek ancak işveren 2021/Ağustos ayına kadar (2021/Ağustos ayı dahil) söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Bununla birlikte, yapılan kontrol ve denetimler ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden veya kesinleşen mahkeme kararına istinaden;

– Alt işverenin çalıştırdığı sigortalıları Kuruma bildirmediğinin/bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığının tespit edilmesi ve yasaklama kapsamına girmesi halinde, hem kayıt dışı sigortalı çalıştıran/sahte sigortalı bildiriminde bulunan alt işveren hem de asıl işveren,

– Asıl işverenin çalıştırdığı sigortalıları Kuruma bildirmediğinin/bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığının tespit edilmesi ve yasaklama kapsamına girmesi halinde ise, yalnızca asıl işveren,

ilk tespitte bir ay süreyle, ilk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde tekrar eden ve yasaklama kapsamına giren her bir tespit için ise birer yıl süreyle 5510 sayılı Kanun, 3294 sayılı Kanun ve 4447 sayılı Kanunda yer alan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Örnek 7: Sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanan (V) Limited Şirketinin (1) ve (2) nolu alt işverenlerinin olduğu, (V) Limited Şirketinde 5/12/2017 tarihinde Kurumumuzun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitte işyerinde çalışan üç sigortalının Kuruma bildirilmediği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında, sadece asıl işveren 2018/Ocak ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacak olup, (1) ve (2) nolu alt işverenlere ilişkin yasaklama işlemi yapılmayacaktır. Bu işyeri için üç yıllık süre 5/12/2017-5/12/2020 dönemini kapsayacaktır.

Örnek 8: 7 nolu örnekte yer alan (V) Limited Şirketinin üç yıllık süresi içinde 7/3/2018 tarihinde Kurumumuzun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitte

(1) nolu alt işveren tarafından çalıştırılan dört sigortalının Kuruma bildirilmediği ve yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında,

– Asıl işveren 2018/Nisan ila 2019/Mart aylarına ait aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

– (1) nolu alt işveren 2018/Nisan ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

– (2) nolu alt işveren hakkında yasaklama işlemi yapılmayacaktır.

Örnek 9: 7 nolu örnekte yer alan (V) Limited Şirketinin üç yıllık süresi içinde 11/12/2018 tarihinde Kurumumuzun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitte (2) nolu alt işveren tarafından çalıştırılan bir sigortalının Kuruma bildirilmediği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında,

– Asıl işveren 2019/Ocak ila 2019/Aralık aylarına ait aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

– (1) nolu alt işveren hakkında yasaklama işlemi yapılmayacaktır.

– (2) nolu alt işveren 2019/Ocak ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

Örnek 10: Sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanan (A) Limited Şirketinin (1),(2) ve (3) nolu alt işverenlerinin olduğu, işyerinde 8/6/2017 tarihinde Kurumumuzun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitte (1) nolu alt işveren tarafından altı sigortalının Kuruma bildirilmediği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında;

– Asıl işveren ve (1) nolu alt işveren 2017/Temmuz ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacak olup, (2) ve (3) nolu alt işverenlere yönelik yasaklama işlemi yapılmayacaktır. Bu işyeri için üç yıllık süre 8/6/2017-8/6/2020 dönemini kapsayacaktır.

Üç yıllık süre içinde 20/11/2018 tarihinde kesinleşen mahkeme kararına istinaden

(2) nolu alt işveren tarafından iki sigortalının Kuruma bildirilmediği ve işyerinin yasaklama kapsamına girdiği varsayıldığında;

– Asıl işveren 2018/Aralık ila 2019/Kasım aylarına ait aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

– (2) nolu alt işveren 2018/Aralık ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamayacaktır.

– (1) ve (3) nolu alt işverenler hakkında yasaklama işlemi yapılmayacaktır.

Öte yandan, aynı işverenin aynı veya farklı ünite sınırları içinde birden fazla işyeri dosyasının mevcut olması halinde, çalıştıkları halde Kuruma bildirilmeyen veya bildirildiği halde fiilen çalıştırılmayan sigortalılar hangi işyerinde tespit edilmiş ise, yalnızca bu işyeri için 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre yasaklama işlemi yapılacaktır.

4. 1/4/2017 Tarihi İtibariyle Bir Yıllık Yasaklama Süresi Devam Eden İşyerleri Hakkında Yapılacak İşlemler

5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre, mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırılan kişilerin sigortalı olarak bildirilmediğinin veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi nedeniyle 5510 sayılı Kanun, 3294 sayılı Kanun ve 4447 sayılı Kanunda yer alan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden ilgili Kanun hükümleri nedeniyle bir yıllık yararlanamama kapsamına giren ve 1/4/2017 tarihinde bu bir yıllık yararlanamama süresi devam eden işyerleriyle ilgili olarak sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanmamaya esas olan tespitler Ek 14 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında ilk tespit sayılacak, ancak 1/4/2017 tarihinden önceki dönemlerde yararlanılmayan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden de yararlanılmayacaktır.

Buna göre, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı 1/4/2017 tarihinden önce düzenlenen tutanak/ kesinleşen mahkeme kararı/ Kuruma intikal eden resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazılar ile tespit edilen ve 1/4/2017 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası, aynı Kanunun Ek 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile geçici 15 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasına istinaden bir yıllık yasaklama süresi devam eden işyerleri için, yasaklamaya esas olan tespit, 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre ilk tespit sayıldığından, bu nitelikteki işyerlerine ilişkin yasaklama 2017/Nisan ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden itibaren kaldırılacak, 2017/Nisan ayından önceki dönemlerde yararlanılmayan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden

yararlanılmayacaktır. Bu nitelikteki işyerlerinin yasaklaması 2017/Nisan ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden itibaren Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğü tarafından kaldırılacaktır.

Örnek 1: 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvikten yararlanan (H) Limited Şirketinde 8/8/2016 tarihinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan denetimde, işyerinde çalışan (V) sigortalısına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinin verilmediğinin tespit edildiği ve işyerinin 2016/Eylül ila 2017/Ağustos dönemi için bahse konu teşvikten bir yıl süreyle yasaklandığı varsayıldığında, bu işyeri için 8/8/2016 tarihinde yapılan tespit, 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında ilk tespit sayılacak olup, 1/4/2017 tarihi itibariyle bir aylık yasaklama süresi tamamlanmış olduğundan 2017/Nisan ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden itibaren bu işyeri için yasaklama işlemi kaldırılacak ancak, bahse konu teşvikten 2016/Eylül ila 2017/Mart aylarına ilişkin geriye yönelik yararlanılmayacaktır.

Bununla birlikte, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı 1/4/2017 tarihinden önce düzenlenen tutanak/ kesinleşen mahkeme kararı/ Kuruma intikal eden resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazılar ile tespit edilen ve 1/4/2017 tarihi itibariyle bir yıllık yasaklama süresi devam eden işyerleri için, yasaklamaya esas olan tespit, 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre ilk tespit sayıldığından, bu ilk tespit tarihinden sonraki üç yıl içinde tekrar eden ve yasaklama kapsamına giren her bir tespit için birer yıl süreyle yasaklama yapılacaktır.

Örnek 2: 4447 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesi kapsamında destekten yararlanan (T) Limited Şirketinde 8/11/2016 tarihinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan denetimde, üç sigortalının Kuruma bildirilmediğinin tespit edildiği ve işyerinin 2016/Aralık ila 2017/Kasım dönemi için bahse konu teşvikten bir yıl süreyle yasaklandığı varsayıldığında, 2017/Nisan ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden itibaren bu işyeri için yasaklama işlemi kaldırılacak, 8/11/2016 tarihinde yapılan tespit 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında ilk tespit sayılacak olup, üç yıllık süre 8/11/2016 tarihi itibariyle başlatılacak ve 8/11/2019 tarihine kadar tekrar eden ve yasaklama kapsamına giren her bir tespit için birer yıl süreyle yasaklama işlemi yapılacaktır.

5. 1/4/2017 Tarihinden Önce Sigorta Primi Teşvik, Destek ve İndirimlerden Bir Yıllık Yasaklama Kapsamına Girdiği Halde 1/4/2017 Tarihine Kadar Bir Yıllık Yasaklama İşlemi Yapılmamış İşyerleri Hakkında Yapılacak İşlemler

1/4/2017 tarihinden önce düzenlenen tutanak/ kesinleşen mahkeme kararı/ Kuruma intikal eden resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazılar ile çalıştırılan kişilerin sigortalı olarak bildirilmediğinin veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası, aynı Kanunun Ek 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile geçici 15 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasına istinaden yasaklama kapsamına girdiği halde 1/4/2017 tarihine kadar bir yıllık yasaklama işlemi yapılmamış olan işyerleriyle ilgili olarak, öncelikle söz konusu tespitin bu Genelgenin 2 numaralı bölümünde belirtildiği şekilde 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre yasaklama kapsamına girip girmediği yeniden değerlendirilecek olup, söz konusu tespitin yasaklama kapsamına girdiğinin anlaşılması durumunda 1/4/2017 tarihinden önce düzenlenen tutanak tarihini/ mahkemenin kesinleşmiş karar tarihini/resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazıların Kuruma intikal tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay süreyle geriye yönelik yasaklama işlemi yapılacaktır.

Bu durumda, yasaklama yapılan ayda yersiz yararlanılan teşviklerin geri alınmasını teminen ilgili kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenen aylık prim ve hizmet belgesi için iptal nitelikte, kanun numarası seçilmeksizin asıl veya ek nitelikte aylık prim ve hizmet belgesinin re'sen düzenlenerek yersiz yararlanılan teşvik tutarları ödeme vadesinin bittiği tarihten tahsil tarihine kadar hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte işverenden tahsil edilecektir.

Örnek 1: (A) Limited Şirketinde 5/1/2016 tarihinde Kurum denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan denetimde, işyerinde çalışan iki sigortalının aylık prim ve hizmet belgesinin verilmediğinin tespit edildiği ve 1/4/2017 tarihine kadar bir yıllık yasaklama süresinin sisteme girilmediği, bahse konu işyerinden 2016/Ocak ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı toplam sigortalı sayısının 80 olduğu varsayıldığında, kayıt dışı çalışan sigortalı sayısının (2 kişi), tutanağın düzenlendiği aya ilişkin (2016/Ocak) Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aşması (80×0,01=0,8=1) nedeniyle bu işyeri için 2016/Şubat ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden bir ay süreyle geriye yönelik yasaklama yapılacaktır.

Örnek 2: 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamına giren (A) Limited Şirketine ilişkin olarak 10/2/2016 tarihinde kesinleşen mahkeme kararına göre işyerinde çalışan bir sigortalının Kuruma bildirilmediğinin tespit edildiği ve 1/4/2017 tarihine kadar bir yıllık yasaklama süresinin sisteme girilmediği, bahse konu işyerinden 2016/Şubat ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı toplam sigortalı sayısının 150 olduğu varsayıldığında, kayıt dışı çalışan sigortalı sayısının (1 kişi), kesinleşen mahkeme karar tarihine ilişkin aya ait (2016/Şubat) Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde bildirilen toplam sigortalı sayısının %1'ini aşmaması ve beşten fazla olmaması (150×0,01=1,5=2) nedeniyle bu işyeri için geriye yönelik yasaklama yapılmayacaktır.

Bununla birlikte, yasaklama kapsamına girdiği halde 1/4/2017 tarihine kadar bir yıllık yasaklama işlemi yapılmamış ve yasaklama yapılmış olsaydı bir yıllık yasaklama süresi;

– 2017/Nisan ayından önce sona erecek işyerleriyle ilgili olarak yasaklama kapsamına giren tespit 5510 sayılı Kanuna göre ilk tespit sayılmayacağından üç yıllık süre de başlatılmayacaktır.

– 2017/Nisan ayı ve sonrasında sona erecek işyerleriyle ilgili olarak yasaklama kapsamına giren tespit 5510 sayılı Kanuna göre ilk tespit sayılacak olup, üç yıllık süre yasaklama kapsamına giren ilk tespit tarihinden itibaren başlatılacaktır.

Örnek 3: (S) Limited Şirketinde 16/3/2016 tarihinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan denetimde işyerinde çalışan iki sigortalının Kuruma bildirilmediğinin tespit edildiği, bu tespitin 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre yasaklama kapsamına girdiği ve 2016/Nisan ila 2017/Mart aylarına ilişkin yasaklamanın 1/4/2017 tarihine kadar sisteme girilmediği varsayıldığında; bu işyeri hakkında 2016/Nisan ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimler için yasaklama işlemi yapılacak ancak, üç yıllık süre başlatılmayacaktır.

Örnek 4: Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca 21/12/2016 tarihinde (N) işyerinde yapılan denetim sonucunda, Kuruma bildirilen üç sigortalının işyerinde fiilen çalışmadığının tespit edildiği, bu tespitin 5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre yasaklama kapsamına girdiği ve 2017/Ocak ila 2017/Aralık aylarına ilişkin yasaklamanın 1/4/2017 tarihine kadar sisteme girilmediği varsayıldığında; bu işyeri hakkında 2017/Ocak ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinden dolayı söz konusu fiile ilişkin yasaklamayı gerektiren Genelge eki tabloda belirtilen sigorta primi teşvik, destek ve indirimler için yasaklama işlemi yapılacak olup, üç yıllık süre 21/12/2016 tarihinden itibaren başlatılacaktır.

6. 5510 Sayılı Kanunun Ek 14 üncü Maddesi Kapsamında Yasaklama Hükümleri Uygulanmayacak Sigorta Primi Teşvik, indirim ve Destekler

5510 sayılı Kanunun Ek 14 üncü maddesi hükümleri;

– Çalıştırılan kişilerin sigortalı olarak bildirilmediği ve bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığına yönelik tespitlerde 4447 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin beşinci fıkrası (15921) ve geçici 17 nci maddesi (0687) ile 5510 sayılı Kanunun geçici 71 inci maddesi,

– Bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığına yönelik tespitlerde ise 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu (6111) ve geçici 15 inci maddeleri (6645) ile 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesi,

hakkında uygulanmaz.

7. Yasaklama Yapılacak İşyerlerine İlişkin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü/Sosyal Güvenlik Merkezlerince Yapılacak İşlemler

Mahkeme kararıyla veya yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırıldığı halde sigortalı olarak bildirilmeyen ve/veya bildirildiği halde fiilen çalıştırılmayan kişilerin tespit edildiği işyerlerine ilişkin olarak yasaklama işlemi yapılıp yapılmayacağı hususu sosyal güvenlik il müdürlükleri/sosyal güvenlik merkezlerince bu Genelgenin 2 nci maddesi uyarınca değerlendirilecek olup, yasaklama işlemi yapılacak işyerlerine ilişkin Kurumumuz işveren intra uygulamasında yer alan "Teşviklerden Bir Ay/Bir Yıl Süreyle Yasaklama" menüsü vasıtasıyla giriş işlemi yapılacaktır.

Buna göre, "Teşviklerden Bir Ay/Bir Yıl Süreyle Yasaklama" menüsü vasıtasıyla yasaklama giriş işleminin özel sektör işyerleri için her ayın 23'ünden, özel sektör işyeri olmakla birlikte ters işyeri kodu olan işyerleri için her dönemin 7'sinden sonra yapılması gerekmektedir.

8. Diğer Hususlar

8.1. Çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği ve/veya bildirdiği kişileri fiilen çalıştırmadığı tespit edilen ve bu Genelgenin 2 nci maddesine göre yapılacak değerlendirmeye göre bir ay/bir yıl yasaklama yapılması gereken işyerlerinin, tespite ilişkin tutanağın/ resmi kurum ve kuruluşlardan alınan yazıların/kesinleşen mahkeme kararının ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine geç intikal etmesi nedeniyle sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden bir ay/bir yıl süreyle yersiz yararlanmış olduklarının anlaşılması halinde, bu aylara ilişkin daha önce yersiz yararlanılan teşvik tutarları gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ilgililerden tahsil edilecektir.

8.2. Bilindiği gibi, 1/3/2011 tarihinden itibaren gerek diğer bir prim desteği kapsamına, gerekse beş puanlık indirim kapsamına giren bir sigortalı için, ilgili kanunda mükerrer yararlanılamayacağı hususunda bir düzenleme bulunmayan hallerde, aynı dönemde aynı sigortalı için iki ayrı kanunda öngörülen prim desteklerinden yararlanılması mümkün hale getirildiğinden, 4447 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin beşinci fıkrası hariç olmak üzere, her iki destek kapsamına giren sigortalılardan dolayı öncelikle beş puanlık indirimden, ardından diğer kanunda öngörülen destekten yararlanılmaktadır.

Bununla birlikte, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin altıncı fıkrasına, 5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5225 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre işyerinde çalıştırılan kişilerin sigortalı olarak bildirilmediği ve/veya bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığına yönelik tespitin olması durumunda bu sigorta prim teşvikleri için bir ay/bir yıl süreyle yasaklama yapılmamaktadır.

Yine, 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi ve geçici 15 inci maddesi ile 3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesine göre işyerinden bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığına yönelik tespitin olması durumunda yasaklama bu sigorta prim teşvikleri için yasaklama yapılmamaktadır.

Bu bağlamda, çalıştırılan kişilerin sigortalı olarak bildirilmediği ve/veya bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığına yönelik tespitlerde;

4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin altıncı fıkrasında,

5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında,

5225 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde,

Bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmadığına yönelik tespitlerde ise;

4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde,

– 4447 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinde,

3294 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinde,

yer alan sigorta primi teşviklerinde; birlikte uygulanan ve bu tespitler nedeniyle bir ay/bir yıl süreyle yersiz yararlanılmış olan 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan beş puanlık indirim tutarları gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ilgililerden tahsil edilecektir.

8.3. 2009/139 sayılı, 2011/45 sayılı, 2011/54 sayılı, 2012/30 sayılı, 2013/30 sayılı, 2016/1 sayılı ve 2016/8 sayılı Genelgelerin bu genelgeye aykırı hükümleri 1/4/2017 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.

9. Yürürlük

Bu Genelge hükümleri 1/4/2017 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girer.

Bilgi edinilmesi ve gereğini rica ederim.

TEŞVİK LİSTESİ

BİR AY/BİR YIL SÜREYLE YASAKLAMA

Sıra

No

Aylık Prim ve Hizmet Belgesi Kanun No

Açıklaması

Kayıt Dışı Sigortalı Çalıştırma Fiili

Sahte Sigortalı Bildirim Fiili

1

5510

Beş Puanlık İndirim (5510 s.K. 81.md/1.fıkra (ı) bendi)

Yasaklanır

Yasaklanır

2

6486

Yurtdışına Götürülen İşçilere Yönelik GSS Beş Puanlık İndirim (5510 s.K. 81.md/1.fıkra (i) bendi)

Yasaklanır

Yasaklanır

3

46486,56486,66486

51 İlde Uygulanan İlave 6 Puanlık İndirim (5510 s.K. 81 md/ 2. fıkra)

Yasaklanır

Yasaklanır

4

25510,16322,26322

Yatırımlarda Devlet Yardımı Hakkında Kararlar Kapsamında Teşvik (5510 s.K. Ek 2.md)

Yasaklanır

Yasaklanır

5

6111

Genç, Kadın ve Mesleki Belge Sahibi Olanların İstihdamına Yönelik Teşvik (4447 s.K. Geçici 10. Md)

Yasaklanır

Yasaklanmaz

6

6645

İşbaşı Eğitim Programını Tamamlayanların İstihdamına Yönelik Teşvik (4447 s.K. Geçici 15. Md)

Yasaklanır

Yasaklanmaz

7

15921

İşsizlik Ödeneği Alanların İstihdamına Yönelik Teşvik (4447 s.K. 50. Md)

Yasaklanmaz

Yasaklanmaz

8

14857,54857

Engelli Sigortalı İstihdamına Yönelik Teşvik (4857 s.K. 30. Md. 6. fıkra)

Yasaklanmaz

Yasaklanmaz

9

5746,15746

Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerine İlişkin Teşvik (5746 s.K. 3. Md. 3. fıkra)

Yasaklanmaz

Yasaklanmaz

10

55225,25225

Kültür Yatırımlarını ve Girişimlerini Teşvik (5225 s.K. 5. Md.5.fıkra)