30 Mart 2017 Perşembe

SGK Duyurusu Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi

SGK Duyurusu Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi

SGK Duyurusu Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi

T.C.SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü

MUHTASAR VE PRİM HİZMET BEYANNAMESİ İLE İLGİLİ DUYURU

Bilindiği üzere, 18.02.2017 tarih ve 29983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliğinin "Vergi Kimlik Numarası ile Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarasının eşleştirilmesi" başlıklı geçici 1. maddesi ile 213 sayılı Kanunun 148 inci, 149 uncu maddeleri ile mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak; vergi kanunlarına göre muhtasar beyanname verme yükümlülüğü bulunan ve aynı zamanda 5510 sayılı Kanuna göre aylık prim ve hizmet belgesi veren mükelleflere/işverenlere vergi kimlik numaraları ile kurum işyeri sicil numaralarının eşleştirilmesi amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere bu Tebliğ ekinde yer alan "Vergi Kimlik Numarası ile Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarasının Eşleştirilmesine İlişkin Bildirim"i (Ek-8) elektronik ortamda gönderme zorunluluğu getirilmiştir.

Bu madde uyarınca, vergi kanunlarına göre muhtasar beyanname verme yükümlülüğü bulunan ve aynı zamanda 5510 sayılı Kanuna göre aylık prim ve hizmet belgesi veren alt işverenlerin de Vergi Kimlik Numarası ile Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarasının Eşleştirilmesine İlişkin Bildirim"i (Ek-8) elektronik ortamda gönderme zorunlulukları bulunmaktadır.

Bu kapsamda, Vergi Kimlik Numarası ile Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarasının Eşleştirilmesine İlişkin Bildirim"i (Ek-8) elektronik ortamda gönderme zorunluluğu bulunan alt işverenlerce Ek-8 formunun doldurulması işlemi alt işverenlerin kendileri tarafından yapılacak olup; söz konusu form doldururken Sosyal Güvenlik Kurumu İşyeri Sicil Numarası kısmında yer alan ünite kodu, işyeri sıra numarası ve il kodu hanelerine asıl işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri sicil numarasına ait bilgilerin, alt işveren numarası kısmına ise asıl işverene ait sicil numarasına ilave edilen üç haneli rakamdan oluşan numaranın yazılması gerekmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

20 Mart 2017 Pazartesi

Sigorta prim borçlarının ertelenmesine ilişkin duyuru

Sigorta prim borçlarının ertelenmesine ilişkin duyuru

Sigorta Prim Borçlarının Ertelenmesine İlişkin

Bilindiği ve 13/2/2017 tarihli duyurumuzda da açıklandığı üzere 6770 sayılı Kanun uyarınca ertelenecek olan sigorta primleri, ilgili döneme ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin gönderilmesi gereken yasal süre sona erdikten sonra Genel Müdürlüğümüzce çalıştırılan program vasıtasıyla tespit edilmektedir.

Bu işlem sırasında tahsilat programlarının kapatılması gerektiğinden, 2017/Şubat ayına ait ertelenecek sigorta primleri 25/3/2017 – 26/3/2017 (Cumartesi, Pazar) tarihleri arasında tespit edilecek olup 25/3/2017 – 26/3/2017 tarihleri arasında çalışmaların devam ettiği süre zarfında tahsilat işlemi yapılmayacaktır.

Dolayısıyla 2017 Şubat ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinden kaynaklanan sigorta prim borçlarından dolayı prim ertelemesinden yararlanmak isteyen işverenlerimizin erteleme kapsamına girmeyen borçlarını 27/3/2017 ila 31/3/2017 tarihleri arasında ödemeleri gerekmektedir.

Bu bağlamda prim ertelemesinden yararlanmak istemediğini beyan eden işverenlerimiz hariç olmak üzere 27/3/2017 ila 31/3/2017 tarihleri arasında yapılacak ödemeler sırasında banka ekranlarına ertelenmiş ve asgari ücret desteği düşülmüş olan borç tutarı yansıtılacağından, işverenlerimizin ekranda gösteri len borcun tamamını ödemeleri icap etmektedir.

İşverenlerimize saygıyla duyurulur.

 

İşyerlerinde ara dinlenme hakkında merak edilenler

İşyerlerinde ara dinlenme hakkında merak edilenler !

 

İş süresinin düzenlenmesine ilişkin hükümler öncelikle işgücünün korunması amacına hizmet etmektedir. Bu amacın gerçekleştirilmesi, sadece günlük çalışma süresinin sınırlandırılmasını değil, aynı zamanda işçilere süresi içinde işe ara verme imkânının da tanınmasını gerektirmektedir. Aksi takdirde, çalışmaya bağlı gerilimin, dikkatsizlik ve kazalara yol açması ve zaman içinde sağlık sorunlarıyla karşılaşılması kaçınılmazdır. İşte İş Yasası’nın 68. maddesindeki ara dinlenmesine ilişkin düşünce bu tür sonuçları önlemek için düzenlenmiştir.

Bu nedenledir ki, ara dinlenmesi, işçinin “çalışma” ya da “çalışmaya hazır olma” yükümlülüğünün bulunmadığı; bu süreyi nerede ve nasıl geçireceğine serbestçe karar verebileceği bir zaman dilimi olarak tanımlanmaktadır.

Ara dinlenmeleri işçilere hem dinlenmeleri, hem de yeme içme gibi zorunlu gereksinimlerini karşılayabilmeleri için, günlük çalışma süreleri içinde verilen dinlenme süreleridir. Bu dinlenmeler “çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin adet ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle” verilir.(İş Yasası m.68/1)

Ara dinlenme süresi de aynı madde de belirlenmiştir. Bu süre;

a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika,

b) Dört saatten fazla ve 7,5 saate kadar (7,5 saat dahil) süreli işlerde yarım saat,

c) 7,5 saatten fazla süreli işlerde bir saattir.

Yasanın ara dinlenmelerin süresini belirleyen bu hükmü buyurucudur. Bu süreler yasanın işçi yararına buyurduğu en az süreler olup, yasanın çizdiği tabanı gösterir. Bu bakımdan bu süreler hiçbir surette indirilemez. Ancak iş ve toplu iş sözleşmeleri ile bu tabanın üzerinde ara dinlenmesi verilmesi mümkündür.

Bu dinlenme sürelerinin aralıksız verilmesi zorunludur. İşveren bu dinlenme sürelerini tek taraflı olarak bölemez. Ancak, bu süreler iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler veya işin niteliği göz önünde tutularak , yirmi dört saat içinde kesintisiz on iki saat dinlenme süresi dikkate alınarak, sözleşmeler ile aralı olarak kullandırılabilir.

Ayrıca, postalar halinde işçi çalıştırılarak yürütülen işlerde 4857 sayılı İş Yasası’nın 68. maddesindeki esaslar uyarınca ara dinlenmesi verilir. İşin niteliği, bir işyerinin aynı bölümündeki bütün işçilere aynı saatte ara dinlenmesi verilmesine olanak bırakmıyorsa, bu dinlenme, işçilere, gruplar halinde arka arkaya çalışma süresinin ortalarından başlayarak İş Yasası ve Yönetmelik hükümlerine göre verilir.(Yönetmelik md.10)

Bu dinlenme süresinin ara dinlenme süresine girebilmesi için bu süre içinde işçinin özgür bulunması şarttır. Gerçekten, ara dinlenmeleri süresinden işçinin işyerinde  ve her an işverenin buyruğunda bulunmak zorunluluğu yoktur. İşçi bu sürede dilediği gibi hareket edebilecek , dilerse bu süreyi işyerinin dışında da geçirebilecektir. Bu bakımdan bir makinenin onarılması veya bir başka neden ile üretimin durması üzerine yapılan işe ara vermelerin ara dinlenmesi kapsamında düşünülmesi mümkün değildir.

Nitekim Yargıtay verdiği bir kararında “ İş Yasası’nın 68. maddesine göre işçilere fiilen ara dinlenmesi verilmesi gerekmektedir. Buna aykırı düzenlemeler yasal olmayıp hizmet akitleri ve toplu iş sözleşmeleri ile aksine hüküm konulamaz” denilmektedir.

 

Özgür Erdursun

 

 

 

 

16 Mart 2017 Perşembe

İşçinin görev değişikliği usul ve esasları

İşçinin görev değişikliği usul ve esasları

İşçi ve işveren arasındaki iş ilişkisi, bir meslek, pozisyon veya görev için kurulur. Bu ilişki ilk kez düzenlenirken işçi için bir iş – görev tanımı belirlenir. Zaman içinde çalışma hayatının akışına bağlı olarak bu görev tanımlarında kısmen ya da tamamen değişiklik yapılması gerekebilmektedir. Görev Değişikliği noktasında işçi ve işveren arasında tarafların memnuniyetsizliği ile yaşanan anlaşmazlıklar İş Kanunu kapsamında her olay kendi içinde değerlendirilmek üzere mahkemelerce çözülmektedir.

İş Tanımı / Görev Tanımı

İş tanımı ya da görev tanımı, çalışanların yapacağı işin içerdiği görevlerin, sorumlulukların ve iş özelliklerinin bütününe denmektedir. Personele görevleri ve sorumluluklarını yazılı olarak tüm detayları ile bildirmek iş ilişkisi sürerken yaşanacak olası anlaşmazlıkların önüne geçmesi açısından yüksek önem arz etmektedir.

İş Kanunu’nda İş Kanunu Madde 25/II h bendinde belirtilen “ İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.” işverene iş sözleşmesini bildirimsiz olarak derhal feshetme hakkı tanımaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde görev tanımının önemi daha iyi kavranmış olacaktır.

Personele iş tanımında bulunan işler haricinde bir iş yaptırmak neredeyse imkânsızdır. Üst Düzey Yöneticisi bile yapılmasını istese iş tanımında olmadığından dolayı reddetme hakkı da bulunmaktadır.

Görev / Pozisyon Değişikliği

İş sözleşmesi, hem işçi hem de işverenin ortak rızası ile çalışma koşulları, görev, işyeri konularında anlaşılarak başlatılır. Bu nedenle yapılan esaslı değişikliklerde de tarafların rızasının olması gerekmektedir.

İşçinin çalışmış olduğu görevinden başka bir göreve alınması, görev tanımının kapsamının genişletilmesi veya çalışma şartlarının ağırlaştırılması ile işçinin aleyhine bir durum oluşması ve işçinin bu durumdan rahatsız olması durumuna İş Kanunu’nun 22. maddesi ‘Çalışma Koşullarında Değişiklik ve İş Sözleşmesinin Feshi’ ’başlığında yer verilmiştir.

4857 sayılı iş kanununun 22.maddesinde;

“İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.

Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.”

İşçinin rızasının yazılı olması yasal yükümlülüktür.

Görev Değişikliğini Kabul Etmeyen İşçi Ne Yapmalıdır ?

İş Kanunu madde 22’de belirtilen “çalışma şartlarında esaslı değişiklik” lafzındaki “esaslı” kelimesi; çalışma şartlarında yapılan değişiklikle işçinin iş şartlarının belirgin bir şekilde zorlaştırılmış olmasını ve işçi aleyhine bir durum ortaya çıkmasını ifade etmektedir.

Ütücü iken rızası olmadan bulaşıkçılığa verilmesi veya şoför olarak çalıştığı iş yerinde görevi temizlik işleri olarak değiştirilmesi, bu işçilerin çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik olarak kabul edilecektir.

Görev değişikliğini kabul etmeyen işçi, işverenin kendisine yazılı olarak ilettiği görev değişikliği bildirimine 6 iş günü içinde yazılı dönüş yaparak görevi kabul etmediğini iletir. İşveren görev değişikliği için geçerli nedenlerini belirterek iş sözleşmesini bildirim sürelerine uyarak ve işçiye tüm haklarını ödeyerek feshedebilir. Bu durumda işçi İş Kanunu 17 -21. maddeleri hükümlerine göre mahkeme yoluyla işe iadesini talep edebilir.

İşçinin yukarıda belirtilen durumdan dolayı işverence işine son verilmesi kıdem tazminatı ve ihbar süreleri/tazminatı durumlarını ortadan kaldırmayacaktır.

Görev Değişikliği Nedeniyle İşçinin Fesih Hakkı

4857 sayılı Kanunun 22. maddesinde, çalışma koşullarında esaslı değişiklik sebebiyle işçinin iş sözleşmesini haklı olarak feshedebileceği öngörülmemiştir.

Fakat işçiye eski görevinde çalışma hakkı verilmemesi ve rızası olmamasına rağmen değiştirilen görevde çalışmaya zorlanması durumunda işçinin iş sözleşmesini haklı feshi söz konusu olabilecektir. Bu durum işçinin “çalışma şartlarının uygu­lanmaması” anlamına geldiğinden İş Kanunu 24/II-f bendinde belirtilen hal gereği işçi haklı fesih hakkını kullanabilecektir. Bu durumda işçinin ihbar tazminatı talep hakkı doğmazsa da, kıdem tazminatı ödenmelidir.

Fesih Hakkı Doğurmayan Haller

İşçinin uzun süredir çalıştığı ve ustalık kazandığı görevinden alınarak, vasıf gerektirmeyen başka bir bölümde çalışmaya zorlanması, iş şartlarında esaslı ve işçi aleyhine sonuç veren bir değişikliktir.

Her görev değişikliği esaslı çalışma şartı değişikliği olarak kabul edilmez. Bu nedenle;

·         İşçinin mesleğine, konumuna, saygınlığına zarar vermeyen,

·         Ücret ve yan haklarında işçi aleyhine bir durum oluşturmayan,

·         İşçinin sürdürmekte olduğu görevine eşdeğer bir pozisyon olması,

·         İş tecrübesine veya becerilerine uyan bir göreve atanması esaslı bir değişiklik olarak kabul edilmeyebilir.

Performans Nedeniyle Görev Değişikliği

İşverenin geçerli nedenine dayanan değişiklikler, çalışma koşullarında esaslı değişiklik olarak nitelendirilemez. Geçerli neden işçinin verimi ile davranışlarından ya da işyeri gereklerinden kaynaklanabilir. Örneğin işçinin çalıştığı bölümde performans kıstaslarına göre verimsizliğinin saptanması ve hatta işverence bu yönde verilen eğitime rağmen sonuç vermemesi durumunda, işverence işçinin başka bir işte görevlendirilmesi mümkün olabilir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenlerle de çalışma koşullarının değiştirilmesi mümkün görülmelidir.

Bir başka örnek daha verecek olursak; şoför olarak çalışan işçinin sürekli aralıksız trafik cezası alması işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi durumunda işverenin işçiyi başka bir işte görevlendirebileceği kabul edilmelidir. Yasanın 22. maddesinin 2. fıkrasında, çalışma koşullarının, tarafların karşılıklı uzlaşmaları ile değiştirilmesinin her zaman mümkün olduğu kurala bağlanmıştır.

Kaynak : İnternetten.

15 Mart 2017 Çarşamba

GVK 297 Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 297, GVK 297 KHK 687 İlave Teşvik

GVK 297 Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 297, GVK 297 KHK 687 İlave Teşvik

16 Mart 2017 Tarihli Resmi Gazete  Sayı: 30009

Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Yasal Düzenleme

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğde, 9/2/2017 tarihli ve 29974 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 687 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesiyle 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen geçici 18 inci maddenin uygulamasına yönelik açıklamalar yer almaktadır.

Yasal düzenleme

MADDE 2 – (1) 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi aşağıdaki gibidir.

“GEÇİCİ MADDE 18 – 31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar uygulanmak üzere, ücretlerinin 2017 yılında uygulanan asgari ücretin aylık brüt tutarının prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz.

Bu madde kapsamında yapılan ücret ödemelerine ilişkin düzenlenen kâğıtlara ait damga vergisinin aylık brüt asgari ücretin prim ödeme gün sayısına isabet eden kısmı beyan edilmez ve ödenmez.

Bu madde hükümleri; kamu idarelerine ait işyerleri, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ile mahsup şeklini ve dönemini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

İKİNCİ BÖLÜM

Gelir Vergisi Stopajı Teşvikine İlişkin Düzenlemeler

Öngörülen teşvik

MADDE 3 – (1) 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesinde öngörülen teşvik ile 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınan ve maddede yazılı şartları taşıyan ilave sigortalılar için asgari ücret üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmının verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilmesi suretiyle özel sektör işverenlerinin desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Teşvikten yararlanacak işverenler

MADDE 4 – (1) Teşvikten, özel sektör işverenleri aşağıdaki şartlar dahilinde yararlanacaktır.

a) Sigortalının 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış olması,

b) Sigortalının işe alınmadan önce Türkiye İş Kurumuna kayıtlı olması,

c) Sigortalının en az ve kesintisiz üç ay süreyle işsiz olması (işe başladığı tarihten önceki üç aya ait sosyal güvenlik kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olması),

ç) Sigortalının işe girdiği tarihten önceki üç aylık sürede işsiz olmasına rağmen, işe girdiği tarihten önceki altı aylık süre içerisinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun mevzuatı çerçevesinde, işten ayrılış nedeni en son (19), (20) ve (30) olarak bildirilenlerden olmaması,

d) Sigortalının, 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinde yer alan sigortalı sayısına ilave olarak işe alınmış olması.

(2) Teşvik uygulamasında işverenin faaliyet konusu ile tam veya dar mükellefiyet esasında vergilendirilmesinin bir önemi bulunmamaktadır.

(3) Aşağıda yazılı sigortalılardan dolayı, söz konusu madde ile getirilen gelir vergisi stopajı teşviki uygulanmaz.

a) Kamu idarelerine ait işyerlerinde çalışanlar,

b) 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışanlar,

c) 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerlerinde çalışanlar,

ç) Sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar,

d) Yurt dışında çalışan sigortalılar.

İlave istihdamın kapsamı

MADDE 5 – (1) İlave istihdam, özel sektör işverenlerinin 2016 yılı Aralık ayına ilişkin olarak verdikleri aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirdikleri sigortalı sayısına 1/2/2017 tarihinden sonra ilave olarak yeni işe aldıkları ve Tebliğin 4 üncü maddesinde yazılı şartları taşıyan sigortalıları ifade etmektedir.

(2) 1/2/2017 tarihinden önce işe alınanlar için söz konusu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşviki uygulanmaz.

(3) 2016 yılının Aralık ayında sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna bu aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesini vermemiş olan işverenler, Tebliğin 4 üncü maddesindeki şartları taşımak kaydıyla 1/2/2017 tarihinden sonra işe aldıkları sigortalıların, 2016 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları durumunda gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanırlar.

Örnek 1: İşveren (A), 2016 yılı Aralık ayı ile ilgili olarak verdiği aylık prim ve hizmet belgelerinde 30 işçi çalıştırdığını bildirmiştir. Bu işveren, mevcut işçisine ilaveten 2017 yılının Ocak ayında 5 işçi, 1 Mart 2017 tarihinde de 10 işçi istihdam etmiştir.

Buna göre işveren (A), Ocak ayında istihdam ettiği ilave 5 işçiden dolayı teşvikten yararlanamayacak, ancak Mart ayında ilave istihdam ettiği ve Tebliğin 4 üncü maddesindeki şartları taşıyan 10 işçi için teşvikten yararlanabilecektir.

(4) Teşvikten yararlanılmaya başlanmasından sonra, gerek eski çalışanların gerekse de ilave istihdam edilenlerin 1/1/2018 tarihinden önce işten çıkarılması nedeniyle, 2016 yılı Aralık ayındaki toplam istihdam edilen sigortalı sayısının üzerinde kalınmak koşuluyla, bir azalma meydana gelirse terkin edilecek vergi tutarının tespitinde, ilave istihdam amacıyla işe alınanlardan kalan sigortalılar dikkate alınır. Bu durumda, sigortalılardan hangisi için teşvikten yararlanılacağı işveren tarafından serbestçe belirlenir.

Örnek 2: İşveren (B), 2016 yılı Aralık ayı ile ilgili olarak verdiği aylık prim ve hizmet belgelerinde 40 işçi çalıştırdığını bildirmiştir. Bu işveren, Tebliğin 4 üncü maddesindeki ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 1/3/2017 tarihinde 10, 1/4/2017 tarihinde de 5 ilave işçi istihdam etmiş ve bu işçiler için teşvikten yararlanmaya başlamıştır.

İşveren (B), 2017 Haziran ayında teşvik kapsamında olmayan 10 işçisini işten çıkarmıştır. Bu durumda işveren (B), ilave istihdam etmiş olduğu 15 işçisi olmasına rağmen bu işçilerin tamamı için değil, 2016 yılı Aralık ayına ait istihdam sayısı olan 40’ın üzerinde kalan 5 işçi için teşvikten yararlanmaya devam eder ve bu işçilerin hangisi için teşvikten yararlanacağını ise serbestçe belirler.

Örnek 3: İşveren (C), 2016 yılı Aralık ayı ile ilgili olarak verdiği aylık prim ve hizmet belgelerinde 20 işçi çalıştırdığını bildirmiştir. Bu işveren, 1/4/2017 tarihinde Tebliğin 4 üncü maddesindeki ilave istihdama ilişkin şartları sağlayan 10 işçi istihdam etmiş olup bu işçiler için teşvikten yararlanmaya başlamıştır.

İşveren (C) 15/8/2017 tarihinde 12 işçisini işten çıkarmıştır. Bu durumda işveren (C)’nin çalışan sayısı, 2016 yılı Aralık ayı ile ilgili olarak verdiği aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirdiği 20 işçinin altına düştüğünden, 15/8/2017 tarihinden itibaren gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanamaz.

(5) Üç aylık dönemler halinde verilen muhtasar beyannamelerde, ilave istihdam ile ilgili şartların varlığı her bir ay için ayrı ayrı değerlendirilerek terkin edilecek tutar belirlenecektir.

Örnek 4: Üç ayda bir muhtasar beyanname veren işveren (D), 2016 yılı Aralık ayı ile ilgili olarak verdiği aylık prim ve hizmet belgelerinde 4 işçi çalıştırdığını bildirmiştir. İşveren 12/1/2017 tarihinde 2, 15/2/2017 tarihinde 1, 1/3/2017 tarihinde ise 1 ilave işçi istihdam etmiştir.

İşveren (D), 2017/Nisan ayında vereceği muhtasar beyannamesinde, Tebliğin 4 üncü maddesindeki ilave istihdama ilişkin şartların sağlanması kaydıyla Şubat ve Mart aylarında aldığı işçiler için bu işçilerin çalıştığı gün sayısı dikkate alınarak teşvikten yararlanır. Ocak ayında istihdam ettiği işçilerden dolayı ise teşvikten yararlanamaz.

(6) Birden fazla işyerinde faaliyette bulunan ve her bir işyeri için ayrı ayrı aylık prim ve hizmet belgesi veren işverenler, ilave istihdamdan dolayı gelir vergisi stopajı teşvikine ilişkin şartları her işyeri için ayrı ayrı dikkate alacaktır. İşverenin birden fazla işyerindeki çalışanlarına yaptığı ücret ödemeleri ile ilgili tek muhtasar beyanname vermesinin bir önemi bulunmamaktadır.

(7) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi kapsamında, ferdi işletmelerin sermaye şirketlerine devir olunması, kollektif ve adi komandit şirketin sermaye şirketine dönüşmesi hali ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen devir işlemlerinde işverenler, bu işlemler öncesinde ilave istihdam kapsamında olan işçiler için teşvikten faydalanmaya devam ederler.

(8) İlave istihdam teşvikinden faydalanan işverenin ölümü halinde, aynı işe devam eden mirasçıların şartları taşımak kaydıyla teşvikten faydalanmaları mümkündür.

Uygulamanın başlama ve sona erme tarihleri

MADDE 6 – (1) Gelir vergisi stopajı teşvikini düzenleyen 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesiyle, 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış sigortalılar kapsama alınmıştır.

(2) Gelir vergisi stopajı teşviki 31/12/2017 tarihine kadar uygulanacaktır. Dolayısıyla en son uygulama, 2017 yılının Aralık ayı ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisi için geçerli olup 2018 yılı vergilendirme dönemlerinde ise söz konusu teşvikten yararlanılamayacaktır.

Uygulamanın esasları

MADDE 7 – (1) 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamında gelir vergisi stopajı teşviki uygulanan ücretlerin vergilendirilmesinde, öncelikle asgari geçim indirimi dikkate alınır.

(2) İlave istihdam edilenlerle ilgili asgari geçim indirimi, 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No:265)’nde belirtilen usul ve esaslara göre hesaplanacaktır.

(3) 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamında muhtasar beyanname üzerinden terkin edilecek tutar; teşvikten yararlanılan sigortalı bazında 2017 yılında uygulanan asgari ücretin aylık brüt tutarının çalışılan gün sayısına isabet eden kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisinden asgari geçim indiriminin mahsup edilmesi sonucu kalan tutarı geçemez.

(4) Söz konusu geçici 18 inci maddede yer alan gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanmak isteyen işverenlerin Tebliğin ekinde yer alan “İstihdamın Teşvikine İlişkin Bildirim”i (EK:1) doldurmaları ve muhtasar beyanname ekinde vermeleri zorunludur. Bildirimin Tablo-1 bölümünün (XIV) numaralı sütununun toplam satırında yer alan tutar, Tablo-2’nin (j) sütununa aktarılacaktır.

(5) İşverenler, bildirimin Tablo-2’nin (j) sütununda yer alan terkin edilebilecek vergi tutarını verecekleri muhtasar beyannamenin Tablo-1 “Matrah ve Vergi Bildirimi” bölümünün (20/e) No.lu satırında (4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamında terkin edilecek tutar) göstereceklerdir. Bu tutar, aynı beyannamenin (19/b) No.lu satırda gösterilen gelir vergisi kesintisi toplamından indirilerek terkin işlemi gerçekleştirilmiş olacaktır.

(6) Terkin işlemi sonrasında kalan gelir vergisi tutarı, muhtasar beyannamenin (21) No.lu “Terkin Sonrası Kalan Gelir Vergisi Tutarı” satırında gösterilecektir. Bu tutar tahakkuka esas alınacak ve beyannamenin Tablo-2 “Tahakkuka Esas İcmal Cetveli” bölümünün (2) No.lu “Tahakkuk eden” satırına aktarılacaktır.

(7) Söz konusu geçici 18 inci madde kapsamında terkine konu edilen tutar, muhtasar beyannamenin (20/e) No.lu satırında gösterilmiş olduğundan, vergi dairesince ayrıca bir terkin işlemi yapılmayacaktır.

Örnek 5: İşveren (E), 2016 yılı Aralık ayı için vermiş olduğu aylık prim ve hizmet belgesinde 5 işçi istihdam ettiğini bildirmiştir. İşveren, 1/4/2017 tarihinden itibaren işletmesinde çalıştırdığı işçi sayısını Tebliğin 4 üncü maddesindeki ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 1 ilave işçi ile 6’ya çıkarmıştır. İlave istihdam edilen işçi bekar olup asgari ücret almaktadır.

Bu işverenin teşvikten faydalanacağı tutar aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır.

Aylık Brüt Ücret

1.777,50 TL.

Vergi Matrahı [1.777,50-(1.777,50X%15=)]

1.510,87 TL.

2017 Yılı Nisan Ayı Asgari Ücret Üzerinden Hesaplanan Vergi

226,63TL.

Asgari Geçim İndirimi

133,31TL.

4447 sayılı Kanunun Geçici 18 inci Maddesi Kapsamında Terkin Edilecek Tutar (226,63-133,31=)

     93,32TL.

Bu işçi İçin Vergi Dairesine Ödenecek Tutar [226,63-(133,31+93,32=)]

0 TL.

Örnek 6: İşveren (H), 2016 yılı Aralık ayı için vermiş olduğu  aylık prim ve hizmet belgesinde 10 işçi istihdam ettiğini bildirmiştir. İşveren (H), 1/3/2017 tarihinden itibaren işletmesinde çalıştırdığı işçi sayısını Tebliğin 4 üncü maddesindeki ilave istihdama ilişkin şartları taşıyan 1 ilave işçi ile 11’e çıkarmıştır. İlave istihdam edilen işçi evli bir çocuklu olup eşi çalışmamakta ve brüt ücreti 5.000 TL’dir.

Bu işverenin teşvikten faydalanacağı tutar aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır.

Aylık Brüt Ücret

 5.000,00 TL.

Vergi Matrahı [5.000-(5.000x%15=)]

 4.250,00 TL

2017 Yılı  Mart Ayı Ücreti Üzerinden Hesaplanan Vergi

    637,50 TL.

2017 Yılı Mart Ayı Asgari Ücret Üzerinden Hesaplanan Vergi

    226,63 TL.

Asgari Geçim İndirimi

    179,97 TL.

4447 sayılı Kanunun Geçici 18 inci Maddesi Kapsamında Terkin Edilecek Tutar (226,63-179,97=)

      46,66 TL.

Bu işçi İçin Vergi Dairesine Ödenecek Tutar [637,50-(179,97+46,66=)]

    410,87 TL

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Diğer Hususlar ve Son Hükümler

Diğer hususlar

MADDE 8 – (1) Teşvikten yararlanan işverenlerin sonradan yapılan tespitlerde teşvikten yararlanma şartlarını haiz olmadıklarının belirlenmesi halinde tahakkuk ettirilerek terkin edilen vergi, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde gerekli müeyyideler uygulanarak tahsil edilecektir.

Yürürlük

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Eki için tıklayınız

 

13 Mart 2017 Pazartesi

SGK Genelgesi 2017/11 İş Kazası

SGK Genelgesi 2017/11 İş Kazası

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Sayı : B.13.2.SGK.0.02.05.00/X-

Konu : 2016/21 Sayılı Genelgede Değişiklik

GENELGE 2017/11

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca iş kazaları ve meslek hastalıklarının bildirimi ile süresinde yapılmayan bildirimler sebebiyle Kurumumuzca uygulanan idari para cezalarının uygulanmasında ve iş kazalarının soruşturulmasında yaşanan tereddütlerle ilgili olarak 29/09/2016 tarihli 2016/21 sayılı Genelgede yapılan değişiklikler aşağıda açıklanmıştır.

1- Genelgenin “1.3.5. 6331 Sayılı Kanuna Göre İş Kazası ve Meslek Hastalığının Bildirim Şekli” başlıklı bölümünün üçüncü paragrafı, “Sağlık hizmet sunucularının iş kazası ve/veya meslek hastalığının bildirimi, 23/04/2015 tarihi itibariyle provizyon seçimine bağlanmıştır. Buna göre, 23/04/2015 (dahil) tarihinden sonra; ilgili olay için sağlık hizmet sunucularınca iş kazası veya meslek hastalığı provizyon tipinin seçilmiş olması, iş kazası veya meslek hastalığı bildirimi yerine geçtiğinden; ilgili uygulamalar kullanılarak 6331 sayılı Kanunda belirlenen sürede iş kazası ve/veya meslek hastalığı provizyonunun alınmış olduğunun tespit edilmesi halinde ilgili sağlık hizmet sunucusuna idari para cezası uygulanmayacaktır.” şeklinde değiştirilmiş ve bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Ayrıca, 23/04/2015 tarihinden geçerli olmak üzere, istirahat raporu verilen hallerde istirahat raporunun iş kazası vaka türünde olması da iş kazası bildirimi yerine geçecektir. Sağlık hizmet sunucularının iş kazası provizyonu almadığı, ancak alınmış olan diğer provizyon tiplerinin tanı bölümlerinde iş kazası ifadesinin bulunduğu hallerde de bildirim yapılmış sayılacaktır.

İş kazası provizyonunun alınmadığı ve tanı/açıklama kısmında da iş kazası ifadesine yer verilmediği hallerde; MEDULA Hastane uygulaması üzerinden yapılan incelemede, iş kazası tanımına uyacak şekilde olayın hikâye edildiği durumlar da sağlık hizmet sunucusunun iş kazasını bildirimi yerine geçecektir.

Açıklanan şekilde bildirimde bulunulmaması durumunda, Genelge ekinde (Ek-7) yer alan sağlık hizmet sunucuları için düzenlenen form ile kâğıt ortamında bildirim yapılacaktır.”

2- Genelgenin “1.3.6. 6331 Sayılı Kanuna Göre İdari Para Cezasının Uygulanması

başlıklı bölümüne birinci paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“MEDULA Hastane uygulamasında, provizyon bilgileri ancak alınan provizyona ait tedavi giderleri faturalandırıldıktan sonra görüntülenebilmektedir. Bu nedenle iş kazası dışında alınan provizyonlarda, tanı bölümünde iş kazası ifadesinin olup olmadığı; olayın açıklama kısmında yer alan bilgilere, vakaya ilişkin provizyona ait tedavi giderleri faturalandırıldıktan sonra ulaşılabilecektir.

İş kazası provizyonunun alınmadığı hallerde MEDULA Hastane uygulaması üzerinden yapılan incelemede, tanı/açıklama kısmında iş kazası ifadesine yer verilmiş olması halinde idari para cezası uygulanmayacaktır.

Diğer taraftan, yine iş kazası provizyonunun alınmadığı, tanı/açıklama kısmında olayın oluş şekline göre vakanın iş kazası olmadığının anlaşıldığı hallerde idari para cezası uygulanmayacaktır.

Sağlık hizmet sunucularınca 23/04/2015 (dahil) tarihinden itibaren açıklanan hususlar doğrultusunda işlem yapıldığının tespit edilmesi durumunda, iş kazası bildiriminde bulunulmadığı gerekçesi ile uygulanan idari para cezalarından tahsil edilmemiş olanlar iptal edilecektir.

Sigortalının başka bir bölgedeki sağlık hizmet sunucusuna başvurması halinde, iş kazası ve bildirimin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının tespiti, sigortalının bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezince gerçekleştirilecektir.

Başka bölgedeki sağlık hizmet sunucusuna yapılan başvuru neticesinde ilgili sağlık hizmet sunucusu tarafından bildirimin yapılmadığı veya süresinde yapılmadığının tespit edilmesi halinde, idari para cezası uygulanmak üzere konu, ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezine iletilecektir.

Aynı sigortalı için işverence de bildirim yapılmadığının tespit edilmesi halinde, yine sigortalının bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezi, tespit ve idari para cezası işlemlerini gerçekleştirecektir.

Sağlık hizmet sunucuları/işverenler tarafından Kuruma iş kazası bildiriminde bulunulmadığının tespit edilmesi halinde sağlık hizmet sunucusuna/işverene idari para cezası uygulanmadan önce, olayın iş kazası olup olmadığı yönünde Kısa Vadeli Sigorta Servisi veya İş Kazası Tespit Komisyonunca Genelge hükümlerine göre inceleme yapılması, olayın iş kazası olmadığı yönünde karar verilmesi durumunda, idari para cezası uygulanmaması gerekmektedir.”

3- Genelgenin “1.3.9.İdari Para Cezalarına Yapılan İtirazlar” başlıklı bölümüne birinci paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Sağlık hizmet sunucusunun idari para cezasına itiraz etmesi halinde konu, tespiti yapan sigortalının bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezi İdari Para Cezaları İtiraz Komisyonu tarafından; MEDULA Hastane uygulaması, “Takip İzleme” menüsü üzerinde yer alan açıklama bilgileri, varsa istirahat raporları veya sağlık hizmet sunucusunca düzenlenmiş belgeler esas alınarak değerlendirilecektir.”

4- Genelgenin “2.1.1.1. Kısa Vadeli Sigorta Servisince Tespit Yapılması” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

İşveren tarafından sigortalının mensubu olduğu işyerlerince düzenlenen İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formunun, yine işverence düzenlenecek iş kazası tespit tutanağının, olayın intikal ettiği kolluk kuvvetlerince olay ile ilgili düzenlenecek tutanağın ve tanık ifadelerinin, kamu kurum ve kuruluşlarında meydana gelen iş kazası dolayısıyla düzenlenen resmi belge, bilgi ve konuyla ilgili düzenlenen tutanak veya raporların incelenmesi sonucu ünitelerin kısa vadeli sigorta servislerince, vakaların başkaca bir araştırma ve soruşturma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın iş kazası olduğuna karar verilebilecektir.

İş kazasının Kısa Vadeli Sigorta Servisi tarafından tespit edilmesi halinde Genelge ekinde yer alan (Ek-3) “Ünitece/Komisyonca Tespit Edilen İş Kazası Karar Tutanağı” düzenlenecek ve tutanak kısa vadeli sigorta servisi memuru, servis şefi, varsa sosyal güvenlik merkez müdür yardımcısı yoksa sosyal güvenlik merkez müdürü tarafından imzalanacaktır. İş kazası tespit işlemi il müdürlüğü bünyesinde yapılması halinde kısa vadeli sigortalar servis memuru, servis şefi ve il müdür yardımcısı tarafından imzalanabilecektir.

Tutanakta ayrıca Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine dayanarak söz konusu Yönetmelik eki “B cetveline” göre meslek grup numarası yer alacaktır. Meslek kodunun bu şekilde belirlenemediği durumlarda Sosyal Güvenlik Denetmenleri marifetiyle tespit edilmesi yoluna gidilecektir.

Anılan servisin olayın iş kazası olduğu yönünde karar alma yetkisi olduğu gibi, olayın iş kazası olmadığı yönünde karar alma yetkisi de bulunmaktadır. Servis tarafından olay hakkında alınan “iş kazası değildir” kararına sigortalının itiraz etmesi halinde söz konusu vaka bir kez de “İş Kazası Tespit Komisyonunca” incelenecek ve karara bağlanabilecektir.

İş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanacak yardımlarda gecikme yaşanmaması için ölümle sonuçlanan vakalarda, Kuruma yapılan bildirimlerden kaza geçirenin sigortalılığı konusunda tereddüt bulunmaması, kolluk kuvvetlerinin olayla ilgili düzenlemiş oldukları olay yeri tespit tutanağı, ifade tutanakları ve diğer belgelere, Cumhuriyet Savcılığı tespit ve ifade tutanaklarına ya da sağlık hizmet sunucusundan elde edilen bilgi ve belgelere yahut işverenin kaza ile ilgili bildirimlerine göre, Kısa Vadeli Sigorta Servisi veya İş Kazası Tespit Komisyonu tarafından iş kazası tespiti yapılabilecektir.

Bu şekilde tespiti yapılan vakalar, hak sahiplerine gelir bağlanması amacıyla sigortalı emeklilik işlemleri servislerine intikal ettirilecek, ancak aynı zamanda bir sureti de işveren, sigortalı ve üçüncü kişilerin sorumluluğunun tespit edilmesi amacıyla soruşturulmak üzere Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının ilgili Grup Başkanlığına intikal ettirilecektir.

Dosyanın sigortalı emeklilik servisine gönderilmesi için teftiş raporunun sonuçlanması beklenmeyecektir. Ölümlü vakaların kısa vadeli sigorta servislerince veya İş Kazası Tespit Komisyonunca iş kazası olup olmadığına karar verilememesi durumunda ise konu incelenmek üzere Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının ilgili Grup Başkanlığına gönderilecektir.

5- Genelgenin “2.1.1.2.İş Kazası Tespit Komisyonunca Tespit Yapılması” başlıklı bölümüne ilk paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Tutanakta ayrıca Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine dayanarak söz konusu Yönetmelik eki “B cetveline ” göre meslek grup numarası yer alacaktır. Meslek kodunun bu şekilde belirlenemediği durumlarda Sosyal Güvenlik Denetmenleri marifetiyle tespit edilmesi yoluna gidilecektir. ”

6- Genelge eki “Ek-3: Ünitece/Komisyonca Tespit Edilen İş Kazası Karar Tutanağı” ekte yer aldığı şekilde güncellenmiştir.

7- Genelgenin “2.1.3. Ölümle veya Uzuv Kaybıyla Sonuçlanan İş Kazaları” başlıklı bölümünün birinci paragrafının ilk cümlesi “Kısa Vadeli Sigorta Servisi veya İş Kazası Tespit Komisyonunca tespiti yapılanlar dahil olmak üzere, ölümle sonuçlanan vakalarda dosya, iş kazası tespiti talebi veya sorumluluk halleri ve oranlarının tespiti bakımından Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının ilgili grup başkanlığına iletilebilecektir. ” şeklinde, ikinci cümlenin başında yer alan “Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yapılan soruşturma sonucuna göre vakanın iş kazası olarak tespit edilmesi” ibaresi, “Olayın iş kazası olduğuna karar verilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

8- Genelgenin “2.1.4. Sigortalılık Bildirimleri Yapılmamış Olanların İş Kazası Geçirmesi” başlıklı bölümünün ilk cümlesine “kaza geçirmesi halinde’ ifadesinden önce gelmek üzere “ölümlü vakalar dahil” ifadesi eklenmiştir.

9- Bu Genelgenin yayımı tarihinden itibaren 2015/27 sayılı Genelge yürürlükten kaldırılmıştır.

Bilgi edinilmesini ve gereğince işlem yapılmasını rica ederim.