3 Ocak 2017 Salı

Ücret ne zaman ödenir

Ücret ne zaman ödenir?

Giriş

Çalışma hayatının önemli sorunlarından birisi, ücretlerin ödenme zamanıdır. Ücretlerin ne zaman ödeneceği, İş ve Borçlar Kanununun ilgili hükümleri ile iş sözleşmelerinde yer alan düzenlemeler çerçevesinde belirlenmektedir. Ancak uygulamada ücretlerin ödeme zamanının İş Kanununun ‘Ücretin Gününde Ödenmemesi’ başlığını taşıyan 34. maddesiyle birlikte uygulandığı görülmektedir. Bu madde “Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez…” hükmüne amirdir. Bu hüküm uygulamada ücret ödeme zamanının belirleyicisi olma noktasında önemli bir role sahip olmaya başlamıştır. Bu nedenle, uygulamada ücretlerin ödeme gününden itibaren bu 20 günlük sürenin içinde ya da sonunda ödendiği görülmektedir. İş sözleşmelerinin hiç düzenlenmemesi ya da düzenlenen sözleşmelerde ücret ödeme zamanına ilişkin bir hükmün olmaması durumunda ise ücretlerin ne zaman ödeneceği bilinmemekle birlikte, ücretlerin İş Kanununun 34. maddesi marifetiyle ödenmesi halinde bu sorun daha da artmaktadır. Bu kapsamda, iş sözleşmelerinde ücret ödeme zamanının belirtildiği haller ile iş sözleşmesinin olmadığı ya da iş sözleşmelerinde ücret ödeme zamanının belirtilmediği hallerde ücretler nasıl ödenmelidir ve ücret ödemelerinin İş Kanununun 34. maddesiyle ilişkisi nedir?

Ücret Nedir, Ücret Ödenmesine İlişkin Düzenlemeler Nelerdir?

Ücret, İş Kanununun 32. maddesinde  “bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar” şeklinde tanımlanmıştır. Yine aynı maddenin 5. fıkrasında yer alan “Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.” hükmü ile ücretin ödeme zamanına ilişkin açıklama getirilmiştir.

Diğer yandan ücretlerin ne zaman ödeneceği 6098 sayılı Borçlar Kanununun 406. maddesinde “Aksine adet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.

Bu kapsamda, daha geniş bir Kanun olan Borçlar Kanununda ücret ödeme zamanı, aksine bir hüküm olmadığı sürece her ayın sonu olarak belirlenmiştir. Bu durumda işçi ücretlerinin çalışılan ayın son günü ya da en geç takip eden ayın ilk iş günü ödenmesi gerekmektedir.

Diğer yandan, daha özel bir Kanun olan İş Kanununda farklı bir düzenlemeye gidilmiş ve işçi ücretinin en geç ayda bir ödeneceği belirtilmiştir. Bu haliyle İş Kanununda ücretin ödenme zamanına ilişkin bir düzenlemeye gidilmemiş, yalnızca işçiye ödenecek ücretlerin ödeme zamanının bir aylık zaman dilimini geçemeyeceği belirtilmiştir. Yani ücret, en fazla bir aylık çalışmanın karşılığıdır ve bir aylık süreyi geçmeden işçinin ücretinin ödenmesi gerekmektedir.

Sözleşmelerle Ücret Ödeme Zamanının Belirlenmesi ya da Belirlenmemesi

Ücret ödeme zamanının iş sözleşmeleriyle belirlenmesine uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Ancak sözleşmelerde yer alan düzenlemelerin çok farklı şekillerde düzenlendiği görülmektedir. Nitekim sözleşmelerde ücret ödeme zamanının kimi zaman ‘her ayın 5. günü’ gibi kesin bir tarih olarak belirlendiği, kimi zaman ise ‘her ayın 7 ile 10. günü arasında ödenir’ şeklinde makul bir zaman aralığının belirlendiği görülmektedir. Bu çerçevede ücretlerin, belirtilen tarihte ya da belirtilen kısa zaman aralığında ödenmesi durumunda ücretler zamanında ödenmiş olacaktır. Sözleşmelerde ücret ödeme zamanının ‘her ayın ilk haftası içinde’ ya da ‘ayın 20. gününe kadar’ gibi geniş bir zaman aralığı olarak belirlenmesi, yine uygulamada rastlanan bir durumdur. Bu şekilde düzenlenen sözleşmelerde ücret ödeme zamanının ne zaman olduğu bilinememektedir. ‘Her ayın ilk haftası içinde’ ya da ‘ayın 20. gününe kadar’ şeklindeki ibareler, öngörülebilir ya da uygulanabilir değildir. Bu kadar uzun bir zaman aralığının belirtilmesi, hem işçinin bir aydan fazla süre çalışıp bir aylık ücret almasına ve hem de Kanun hükümlerinin uygulanmamasına neden olacaktır.

Kimi işyerlerinde ise ya sözleşmelerin hiç düzenlenmediği ya da düzenlenen sözleşmelerde ücret ödeme zamanına ilişkin herhangi bir kaydın oluşturulmadığı görülmektedir. Bu tarz düzenlemelerde ise ücretin ne zaman ödeneceği konusunda farklı yorumlar/uygulamalar mevcuttur. Ancak bu uygulamalarda da ücret ödeme periyodunun yine bir aylık zaman dilimi geçtiği görülmektedir.

Ücretler Ne Zaman Ödenmelidir?

Sözleşmelerde ücret ödeme zamanına ilişkin bir sürenin bulunması durumunda, ücretlerin belirtilen tarihte ödenmesi gerekmektedir. Ödenme periyodunun da İş Kanununun ilgili hükümleri uyarınca bir aylık süreyi aşmaması gerekmektedir. Yani ücretler, en fazla bir aylık çalışmanın karşılığı olacaktır. Burada unutulmaması gereken en önemli husus, iş sözleşmeleriyle ayın herhangi bir gününün (1, 5, 10, 15, 20, 25 ya da 30. günü)  ücret ödeme zamanı olarak belirlenebilecek olmasıdır. Yani ücret ödeme zamanı ayın herhangi bir günü seçilebilecek ve fakat ücret ödeme periyodu/aralığı bir aylık süreyi geçemeyecektir. Örneğin, bir işyerine ayın 10. günü giren bir işçiye,

  • İşyerindeki ücret ödeme zamanı ayın 1. günü belirlenmişse, çalışılan ayı takip eden ayın 1. günü 20 günlük ücretin ödenmesi ve takip eden ayın 1. günü de 30 günlük ücretin ödenmesi durumunda,
  • İşyerindeki ücret ödeme zamanı ayın 15. günü belirlenmişse, o ayın 15. günü 5 günlük ücretin ödenmesi ve takip eden ayın 15. günü de 30 günlük ücretin ödenmesi durumunda,
  • İşyerindeki ücret ödeme zamanı ayın 25. günü belirlenmişse, o ayın 25. günü 15 günlük ücretin ödenmesi ve takip eden ayın 25. günü de 30 günlük ücretin ödenmesi durumunda,

Ücretler zamanında ve eksiksiz ödenmiş olacaktır.

Sözleşmelerle ücret ödeme zamanına ilişkin herhangi bir tarih belirlenmemişse ya da düzenlenen bir iş sözleşmesi yoksa ücretlerin ne zaman ödeneceği noktasında farklı yorumlar mevcuttur. Farklı yorumlar ise özelde işyeri nezdinde, genelde ise çalışma hayatında mevcut sorunların derinleşmesine ya da yeni sorun alanlarının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Ücret ödeme zamanının belli olmadığı haller İş Kanununda açıkça belirtilmediği için, bu durumda ücret ödeme zamanının Borçlar Kanununda yer alan hükümler çerçevesinde işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de, sözleşmelerde ücret ödeme zamanı belirlenmemişse ya da düzenlenen bir iş sözleşmesi yoksa ücretlerin çalışılan ayın son günü ya da en geç çalışılan ayı takip eden ayın ilk iş günü ödenmesi gerekmektedir. Bu haliyle işe ayın 7. günü giren işçiye ayın son günü 23 günlük ücretin ve takip eden ayın da son günü 30 günlük ücretin ödenmesi durumunda, ücretler zamanında ve eksiksiz ödenmiş olacaktır.

Ücret Ödeme Zamanıyla İş Kanununun 34. Maddesinin İlişkisi Nedir?

İş sözleşmelerinde yer alan “İşçi ücreti ayda bir ödenir. Mücbir bir neden olmadıkça, her ayın ücreti, ödeme gününden itibaren en geç 20 gün içinde ödenir.” şeklindeki ibareyle uygulamada sık sık karşılaşılmaktadır. Sözleşmelerde böyle bir düzenlemeye gidilmesinin nedeni, İş Kanununun ‘Ücretin Gününde Ödenmemesi’ başlığını taşıyan 34. maddesinde yer alan  “Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez…” hükmüyle, ücret ödeme zamanının bir tutulmasından kaynaklanmaktadır.

Bu noktada öncelikle İş Kanununun 34. maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Kanun metninde yer alan ‘mücbir’[2] ifadesiyle, işverenin ödeme zorluğuna düştüğü durumlara atıfta bulunulmakta ve işverenin kusuru dahilinde olmayan ya da önlenemeyen dışsal etkiler ifade edilmektedir. Madde metninde yer alan ‘20 günlük’ ifadesiyle de, iyi niyetli işverenin, sürekli bir iş ilişkisi içinde geçici olarak ödeme zorluğu içinde olabileceği düşünülerek getirilmiş ve işçilerin kısa bir gecikmede hemen işi bırakmaları olasılığı ve bu suretle ortaya çıkabilecek olumsuzluklar önlenmeye çalışılmıştır. Madde metninin devamında, tüm bunlara rağmen ücreti ödenmeyen işçilerin kişisel kararlarına bağlı olarak iş görme borcundan kaçınabilecekleri düzenlenmiş ve angarya yasağı nedeniyle de bu süre 20 günle sınırlandırılmıştır.

Burada uygulamada en çok karıştırılan durum karşımıza çıkmaktadır. İşverenler ya da vekilleri, (mücbir bir sebebin olmadığı ön kabulü ile) Kanunda geçen 20 günlük süreyi kendilerine verilen bir hak olarak yorumladıkları için ücretlerin ödenme zamanından itibaren 20 gün içinde ödenebileceğini iddia etmektedirler. Hemen belirtilmeli ki, İş Kanununun 34. maddesinde yer alan 20 günlük süre işverene verilmiş bir nefes alma süresi değil, iş görme borcundan kaçınabilmesi için işçiye verilmiş bir bekleme süresidir/haktır. Bu bekleme süresinde işçinin ücreti hala ödenmiyorsa, işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilecektir. Ancak unutulmaması gereken, ücretin zamanında ödenmesinin asıl kural olduğudur. Asıl kuralın yerine getirilmemesi, yani ücret ödeme zamanının bir gün dahi geçirilmesi, işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih hakkı vermektedir. İş Kanununun 24/II-e. maddesinde yer alan “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse” hüküm, bu durumu belirtmektedir.[4] Bu durum, ücretin süresi içinde ödenmemesinin bir sonucudur ve İş Kanununun 34. maddesiyle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

Bu suretle ücretin, sözleşmede bir zaman belirtilmişse o tarihte, sözleşmede bir tarih belirtilmemişse ya da düzenlenen bir sözleşme yoksa çalışılan ayın son günü ya da en geç çalışılan ayı takip eden ayın ilk iş günü ödenmesi gerekmektedir. Ücretin bu günlerde ödenmemesi durumunda işçiler iş sözleşmelerini, İş Kanununun 24/II-e. maddesi uyarınca tek taraflı olarak haklı nedenle derhal feshedebileceklerdir. Eğer işçi bir nedenden ötürü sözleşmesini fesih yoluna gitmiyorsa, İş Kanununun 34. maddesinde yer alan “Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir…” hükmü çerçevesinde iş görme borcundan kaçınabilecektir. Ancak, işçinin iş görme borcundan kaçınma hakkını kullanabileceği her aşamada ve ücretinin Kanunun ilgili hükümleri ya da sözleşmede belirtilen zamanda ödenmemesinden ötürü iş sözleşmesini İş Kanununun 24/II-e. maddesi uyarınca haklı nedenle derhal feshedilebileceği unutulmamalıdır.

Bu suretle düzenlenecek sözleşmelerde, ücret ödeme zamanıyla ücretin gününde ödenmemesinin sonuçlarına ilişkin kısımların farklı yerlerde düzenlenmesi ya da ücretin gününde ödenmemesinin sonuçlarına ilişkin düzenlemelerin ücret ödeme zamanının olduğu kısımlardan çıkarılması gerekmektedir. Bu şekle aykırı olarak düzenlenen sözleşmelerin ilgili hükümlerinin geçersiz olacağı unutulmamalıdır.

Sonuç

Ücret ödemelerinin periyodik olarak bir aylık bir zaman dilimini aşmaması gerekmektedir. Yani ücret, en fazla bir aylık bir çalışmanın karşılığıdır. Bu hükme aykırı olan her düzenleme Kanun hükmünün ihlali olacaktır.

Bu haliyle ücretler, iş sözleşmelerinin olup olmamasına göre farklı zamanlarda ödenebilir. İş sözleşmelerinde bir tarih belirlenmişse ücretlerin o tarihte; sözleşmelerde bir tarih belirlenmemesi ya da düzenlenen bir sözleşme olmaması durumlarında ücretlerin çalışılan ayın son günü ya da en geç çalışılan ayı takip eden ayın ilk iş günü ödenmesi gerekmektedir.

Diğer yandan düzenlenen bir sözleşme varsa, bu sözleşmede ücret ödeme zamanı herhangi bir tarih/zaman olarak belirlenebilir. Burada unutulmaması gereken ise, işçi işe ne zaman girerse girsin alacağı ücretin en fazla bir aylık çalışmanın karşılığı olacağıdır.

İş Kanununun 34. maddesinde sayılan iş görme borcundan kaçınma hakkı, işçiye verilmiş bir haktır. Bu haliyle ücreti ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir sebep dışında ödenmeyen işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilecektir. İşçilerin kişisel kararlarına dayanarak verdikleri bu karar toplu bir nitelik kazansa da grev olarak nitelendirilemez. Bu nedenle işçinin ücretinin eksiksiz ve zamanında ödenmesi işverene verilmiş bir yükümlülük/borç iken, iş görme borcundan kaçınmanın işçiye tanınmış bir hak olduğu unutulmamalıdır. Kaldı ki, ücretin ödenmesi İş Kanununun 32. maddesinde ve Borçlar Kanununun 406. maddesinde düzenlenmiş ve Borçlar Kanununda işverenin borcu olarak sayılmıştır. İşveren, işçi ücretini süresi içinde ödeyerek bu borcundan kurtulmuş olacaktır.

İş Kanununun 34. maddesinde yer alan 20 günlük süreyle ücretlerin ödenme zamanı arasında herhangi bir ilişki ya da bağ bulunmamaktadır. Öyle ki, ücreti zamanında ödenmeyen işçi iş sözleşmesini İş Kanununun 24/II-e. maddesi uyarınca haklı nedenle derhal feshedebilecektir. Bu hakkını kullanmayan işçi, ücret ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir sebep olmaksızın ücreti ödenmezse iş görme borcundan kaçınabilecektir. Bu anlamda bu iki düzenleme işçiye verilmiş seçimlik haklardır. Bu haliyle de, ücret ödeme zamanıyla İş Kanununun 34. maddesinde yer alan 20 günlük süre birbirilerinden farklı kurumlardır ve birlikte uygulanamazlar.

İş sözleşmelerinde ücret ödeme zamanıyla ücretin gününde ödenmemesinin sonuçlarının bir arada düzenlenmemesi gerekmektedir. Bu suretle, ücretin gününde ödenmemesine ilişkin hükümlerin ücret ödeme zamanının belirtildiği yerlerden çıkarılması ya da sözleşmelerde başka yerlerde düzenlenmesi gerekmektedir.

Gökhan AÇIL
İş Müfettişi Yardımcısı
gokhan.acil@csgb.gov.tr

 

Hiç yorum yok: