4 Mart 2016 Cuma

İnsan kaynakları bitiyor, artık yetenek kaynakları var

Geçen akşam bir film izledim. Filmde yetenekli genç bir hanım çok kısa sürede şirketini hızla büyütüyor. Bir süre sonra şirketin hızına yetişemediği için iş/özel hayat dengesi bozuluyor. Benim ilgimi çeken esas nokta şirkete başvuranlara “yetenek kaynakları" ile görüşün denmesiydi. Yani daha ilk elemede verilen mesaj şu; eğer yeterince yetenekli değilseniz hiç başvurmayın! Benim işe başladığım tarihlerde iş başvurularına “Personel Bölümü” bakardı. O zamanlar bu bölümlerin ana işi bordro düzenlemek, ücretleri ödemek ve yasal zorunlulukları yerine getirmekti. Henüz işe alım bir uzmanlık konusu değildi. Bir yönetici sizinle “mülakat” yapar, ailenizi okulunuzu falan sorardı. Herhalde boyunuzu posunuzu beğenir, şirkete uygunluğunuza kanaat getirirse işi alırdınız. Sonra Amerikalılar artık personel yok insan kaynağı var dediler. Bizde bu değişimi uygun görerek personel bölümlerinin isimlerini insan kaynağı olarak değiştirdik. Şimdi Hollywood’dan gördüğüm kadarıyla Amerikalılar bu bölümlerin adını yetenek kaynağı olarak değiştiriyor. Yeterince yetenekli değilsen insan kaynağı arayan şirketlere git!

 

Dünya Ekonomik Formu'nda (World Economic Forum) bu sene yapılan tartışmalardan biride Dördüncü Sanayi Devrimi'nin mevcut meslekler üzerindeki etkisi ve gelecekte hangi mesleklerin ön plana çıkacağı ile ilgiliydi. Öngörülere göre sektörlere göre değişim hızı değişmekle birlikte önümüzdeki dönem bazı sektörlerde robotların sayısı hızla artmaya devam edecek. (idari işler, imalat, taşımacılık, inşaat, lojistik, bankacılık) Robotlar öncelikle bilişsel yetenek beceri gerektirmeyen alanlara yönelecekler. Şimdiye kadar lise mezunlarının yeterli olduğu birçok işi robotlar kapacak. Bugün şirketleri bulunduğu noktaya getiren beceri setleri yarın yeterli olmayacak. Bir önceki sanayi dönemlerine ait ürün ve hizmetleri geleneksel süreç ve tekniklerle üretmeye devam edenlerin kar marjları çok aşınacak veya benzer ürünleri daha düşük maliyetlerle ve gelişmiş teknolojilerle üreten firmalara piyasayı kaptıracaklar. Bu gelişme karşısında yetenek kaynaklarına önem veren veya mevcut çalışanlarına önümüzdeki dönemde gerekecek olan becerileri kazandıran firmalar ayakta kalabilecekler. İşte bu nedenle bugün Çin bile sınırsız insan kaynağına rağmen dijital üretim ve robotik konusunda yatırımlarını hızlandırdı. Bu değişimin sonunda özellikle dünya çapında rekabet eden şirketlerde çalışanlarımız deyince karşınıza robotlar ve yeteneklerden çıkacak. Yetenek kaynaklarının işi kolaylaşıyor, robotlar ne zaman yavaşlasa bas yağı hızlansın…

 

Peki, kimler risk altında? Amerika’da toplam iş gücünün %47’sinin yüksek risk altında olduğu tahmin ediliyor. Bu işlerde çalışanlarda önümüzdeki 20 yıl sonunda işlerini robotlara kaptırma ihtimali yüksek. Üstelik şimdiye kadar inovasyonlar iş alanı yaratırken robotlarla birlikte 7 milyon iş kaybı olacağı öngörülmüş. Bizde böyle bir çalışma yapıldı mı bilmiyorum. Olumsuz durumu dengelemek için robotlara işini kaptırması muhtemel olan çalışanlara robotların şimdilik sahip olamayacakları, empati, kritik düşünme, problem çözme, yaratıcılık, duyarlılık gibi bilişsel alanlarda beceri kazandırılması düşünülüyor. Biz ne yapmalıyız? Öncelikle şunu söylemeliyim robotların öncelikle fakir ülkeleri ele geçireceği konuşuluyor. Biz ortalama eğitim düzeyi ve insani gelişmişlik endekslerinde oldukça geri sıralarda olduğumuza göre robotların bizim mavi yakalıların işlerini alması çok zor olmayacak. Tüm olumsuzluklara rağmen ileriye yönelik vizyonu olan büyük şirketlerimizin İK fonksiyonuna stratejik bir rol vererek stratejilerine paralel olarak ileride ihtiyaç duyacakları becerileri ve beceri açıklarını şimdiden analiz etmeleri gerekiyor. Robotlaşma ve dijitalleşme her alana gireceğine göre yeteneklerin söz konusu olduğu bir dünyada “beceriler” şimdiye kadar önemli olan “işlerin” ve “pozisyonların” önüne geçecek. Önümüzdeki yıllarda iş dünyasında yerini alacak Z nesli kendilerini bir beceri savaşının içinde bulacaklar. Ne kadar beceri o kadar yaşam kalitesi! Belki de beceri veri tabanlarından şirketimizin ihtiyacı olan becerileri kiralayacağız. Evet, bu yazım bizim şirketlerimizin çoğu için biraz fütüristik gelebilir ama az sayıda da olsa dünya çapında rekabet eden veya etmeyi düşünen şirketlerimizi ilgilendirdiğini düşünüyorum. Son söz; Kendiniz için bir gelecek hayal etmediğiniz takdirde, çok büyük ihtimalle gelecekte şirketiniz ortalarda gözükmeyecektir.

 

Serdar YURDAKUL

Örgütsel Gelişim Danışmanı IKEDA Danışmanlık

Hiç yorum yok: