15 Ekim 2015 Perşembe

E-Tebligat hakkında bilinmesi gerekenler

E-Tebligat hakkında bilinmesi gerekenler

1 Ocak 2016 tarihinden itibaren  “elektronik tebligat” uygulaması başlıyor. Söz konusu uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte, hali hazırda vergi daireleri tarafından vergi mükelleflerine kağıt ortamında posta veya memur yoluyla yapılan bildirimler(ödeme emri vb.) “elektronik ortamda ya da kısa mesaj yoluyla” yapılacak.

Kimler elektronik tebligat adresi almak zorunda?

456 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereği;

Kurumlar Vergisi mükellefleri; Sermaye Şirketleri (Anonim şirketler, Limitet şirketler, Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler),Kooperatifler, İktisadi Kamu Müesseseleri, Dernek ve Vakıflara Ait İktisadi İşletmeler, İş Ortaklıkları,

Ticari, zirai ve mesleki yönden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar; şahıs işletmeleri(Adi Ortaklıklar, Kolektif ve Adi Komandit Şirketler, Avukatlar, Doktorlar, Emlakçılar, Kasaplar, Manavlar ve benzerleri)  

 01 Ocak 2016 tarihine kadar bağlı bulundukları vergi dairesine başvurarak “elektronik tebligat” adresi alacaklar.

Kimler elektronik tebligat adresi almak zorunda değil?

Basit usule tabi olan ve gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler, Ücret geliri elde edenler, Gayrimenkul sermaye İradı geliri elde edenler, Menkul sermaye iradı geliri elde edenler, Değer artış kazancı elde edenler, Arızi kazanç elde edenler,

Mal Müdürlüklerinin, elektronik tebligat sistemine teknolojik uyum çalışmaları devam ettiğinden, Mal Müdürlüklerinde, kurumlar vergisi mükellefiyeti veya ticari, zirai ve mesleki yönden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanların, 1 Ocak 2016 tarihine kadar” Elektronik Tebligat Adresi “ alma zorunlulukları bulunmamaktadır.

Başvuru yazılı yapılacak

Elektronik tebligat adresi almak isteyen şirketler veya şahıs işletmeleri, 456 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ekinde bulunan formları dolduracaklar ve bu formla başvurularını gerçekleştirecekler. Şirketler, tebliğ ekindeki ek:1 formunu şahıslar ise, ek:2 formunu dolduracaklar.

Başvuruyu sadece kanuni temsilciler yapabilecek

Elektronik tebligat başvurusunu, bizzat mükellefin kendisi veya yetkili olduğu ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş kişiler yapabilecek. Vekaletle başvuru yapılmak istenmesi durumunda, vekaletnamede kişinin, “e-tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yetkili olduğu” ibaresi bulunacak. Söz konusu ibarenin bulunmadığı vekaletnamelerle başvuru yapılamayacak. Ayrıca doldurulan başvuru formuna, başvuru formunu imzalayan kişinin yetkili olduğuna dair belgeler (Ticaret Sicil Gazetesi, Vekaletname vb.) ile imza sirküleri veya imza beyanları ek yapılacak.

Başvuru esnasında kullanıcı kodu, şifre ve parola verilecek

Elektronik tebligat başvurusu esnasında sadece şirketlere, internet vergi dairesi kullanıcı kodu, şifre ve parola verilecek. Şirketler, bu şifreleri kullanarak sistem tarafından oluşturulan elektronik tebligat adresini kullanmaya başlayacaklar. Gelir vergisi mükelleflerine elektronik tebligat adresi verilecek ancak internet vergi dairesi kullanıcı kodu, şifre ve parola verilmeyecek. Bu mükellefler, sisteme her girişlerinde sistem tarafından kimlik doğrulaması yapılmak suretiyle elektronik tebligat uygulamasını kullanabilecekler.

Bilgilendirme tercihi yapılabilecek

Elektronik tebligat adresi başvuru formunda bulunan, cep telefonu kısa mesaj servisi veya e posta bilgilendirme tercihlerinden herhangi birisi ya da aynı anda her ikisi de seçilebilecek. Tavsiyemiz, mağduriyet yaşanmaması için her iki bilgilendirme yolunun birlikte tercih edilmesi yönündedir.

Özel usulsüzlük cezası uygulanacak

Elektronik tebligat adresi alması gerektiği halde, 1 Ocak 2016 tarihine kadar almayan kurumlar vergisi mükelleflerine, 1.300 TL, kapsama giren gelir vergisi mükelleflerine ise 660 TL, özel usulsüzlük cezası uygulanacak.

Cumhur Çetin
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir - Denetçi
Denetimciler Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

Tarih: 15/10/2015

Kaynak:www.MuhasebeTR.com

 

12 Ekim 2015 Pazartesi

Yapılan değişiklikler sonrasında çocuk işçilerin çalıştırılabileceği işler ve çalışma süreleri

Yapılan değişiklikler sonrasında çocuk işçilerin çalıştırılabileceği işler ve çalışma süreleri

1. Giriş

Çalışma mevzuatımızda, uluslararası metinlerde yer alan esaslara istinaden çocuk işçilere yönelik bazı koruyucu düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemelerin amacı, bünyece ağır ve tehlikeli işlerde çalışmalarında sakınca bulunan çocuk işçilerin korunmalarını ve belirli bir yaşa kadar gelişimlerini sağlamak ve güçlerine uymayan işlerde çalışmalarını önlemektir. Nisan ayı sonlarında yürürlüğe giren 6645 sayılı Kanun ile çocuk işçilerin çalıştırılmasıyla ilgili düzenlemelerde değişiklikler yapılmıştır. Makalemizde, yapılan bu değişikliklerin neler olduğu ve değişiklikler sonrasında çocuk işçilerin hangi işlerde çalıştırılabileceği, çalıştırılmalarının yasak olduğu işler ve çalışma süreleri konuları üzerinde durulmaktadır.

2. Çocuk işçi çalıştırma yaşı ve yaşlarına göre çocuk işçilerin çalıştırılabileceği işler

Çocuk işçi, on dört yaşını bitirmiş, on beş yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişi olarak tanımlanmaktadır. Makalemizin konusu çocuk işçiler olduğu için on beş yaşını tamamlamış, ancak on sekiz yaşını tamamlamamış olan genç işçiler konusuna makalede yer verilmemiştir. Anayasamızın 50 nci maddesinde kimsenin yaşına ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağı ve küçüklerin çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağı belirtilmiştir. Çalışma mevzuatına da küçük yaştaki işçilerin sağlıklarının, öğrenim durumlarının ve ahlaklarının korunması amacıyla bazı hükümler konulmuştur. 4857 sayılı İş Kanununa göre on beş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak, on dört yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilmektedirler. Bu hafif işlerin neler olduğu ise Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile belirlenmiştir.

6645 sayılı Torba Kanun ile söz konusu maddeye eklenen cümle ile on dört yaşını doldurmamış çocukların; bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde yazılı sözleşme yapmak ve her bir faaliyet için ayrı izin almak şartıyla çalıştırılabileceği hükmü getirilmiştir. Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere on dört yaşını doldurmamış çocukların sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde çalıştırılması çocuk işçinin velisi veya vasisi ile yazılı iş sözleşmesi yapma ve çalışma izni alınması şartına bağlanmıştır. Aşağıda yer alan tabloda yaşlarına göre çocuk işçilerin hangi işlerde çalıştırılabilecekleri belirtilmiştir.

Tablo-1: Çocuk işçilerin çalıştırılabilecekleri işler

A) 14 Yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılabilecekleri işler

  Düşme ve yaralanma tehlikesi olanlar hariç meyve, sebze, çiçek toplama işleri

  Kümes hayvanları besiciliğinde yardımcı işler ve ipek böcekçiliği işleri

  Esnaf ve sanatkârların yanında satış işleri

  Büro hizmetlerine yardımcı işler

  Gazete, dergi ya da yazılı matbuatın dağıtımı ve satımı işleri (yük taşıma ve istifleme hariç)

  Fırın, pastane, manav, büfe ve içkisiz lokantalarda komi ve satış elemanı olarak yapılan işler

  Satış eşyalarına etiket yapıştırma ve elle paketleme işleri

  Kütüphane, fuar, panayır ve sergi yerlerinde yardımcı işler (yük taşıma ve istifleme hariç)

  Spor tesislerinde yardımcı işler

  Çiçek satışı, düzenlenmesi işleri

B) 14 Yaşından küçük çocukların çalıştırılabilecekleri işler

  Sanat, kültür ve reklam faaliyetleri (yazılı sözleşme yapma ve izin alma şartıyla)

Çocuk işçiler, yukarıda bulunan tablo haricinde bulunan işlerde çalıştırılamamaktadır. Ayrıca, yüz kızartıcı suçlardan veya çocuklara karşı işlenmiş suçlardan hüküm giymiş olan işveren veya işveren vekillerinin de çocuk işçi çalıştırmaları yasaklanmıştır.

3. Çocuk işçilerin çalışma süreleri

İş Kanununa göre, zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış ve örgün eğitime devam etmeyen çocukların çalışma saatleri günde yedi ve haftada otuz beş saatten; sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde çalışanların ise günde beş ve haftada otuz saatten fazla olamayacaktır. Okul öncesi çocuklar ile okula devam eden çocukların eğitim dönemindeki çalışma süreleri ise, eğitim saatleri dışında olmak üzere, en fazla günde iki saat ve haftada on saat olabilecektir. Okulun kapalı olduğu dönemlerde çalışma süreleri ilk cümlede belirtilen süreleri aşamayacaktır.

Çocuk işçilerin günlük çalışma süreleri, yirmi dört saatlik zaman diliminde, kesintisiz on dört saat dinlenme süresi dikkate alınarak uygulanacaktır. Ayrıca, çocuk işçiler için iki saatten fazla dört saatten az süren işlerde otuz dakika, dört saatten yedi buçuk saate kadar olan işlerde çalışma süresinin ortasında bir saat olmak üzere ara dinlenmesi verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Çocukları çalıştırma yaşına ve çalıştırma yasağına aykırı davranan ve çocuk işçilerin çalışma sürelerine uymayan işverenlere 2015 yılı için 1.478-TL idari para cezası uygulanacaktır.

4. Sonuç

Sonuç olarak, yapılan son değişiklikler sonrasında uygulamada zaten var olan on dört yaşından küçük çocukların sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde çalıştırılabilmesi hükmü kanuna eklenmiş ve bu çalıştırmanın usulü yazılı sözleşme yapma ve izin alınması şartına bağlanmıştır. Ayrıca, bu faaliyetlerde çalıştırılacak çocuk işçilerin çalışma saatlerinin günde beş ve haftada otuz saatten fazla olamayacağı düzenlenmiştir. Çocukların yaşlarına ve bedenlerine uymayan yukarıdaki tabloda belirtilenler haricindeki işlerde çalıştırılmaları yasaklanmıştır. Maalesef ülkemizde çocuk işçilere yönelik koruyucu hükümlere uygun davranılmadığı ve yeterince dikkat ve özenin gösterilmediği görülmektedir. Bunun en önemli nedeni ise bu konudaki toplumsal bilinçlenmenin henüz yeterince yerleşmemiş olmasıdır. Ayrıca, yaptırımların yeterince caydırıcı olmamasının da diğer bir etken olduğu değerlendirilmektedir.

Özer DEMİRDİZEN
Sosyal Güvenlik Denetmeni
Mali Hukuk Bilim Uzmanı

8 Ekim 2015 Perşembe

Maddi hasarlı kaza tespit tutanağına ilişkin basın duyurusu

Maddi hasarlı kaza tespit tutanağına ilişkin basın duyurusu

Hazine Müsteşarlığından: Sayı: 2015/137

BASIN DUYURUSU

Bilindiği üzere, 1 Nisan 2008 tarihinden itibaren, maddi hasarlı kazalarda, daha önce polis veya jandarma tarafından tutulan kaza tespit tutanaklarının kazaya karışan vatandaşlarımız tarafından polis veya jandarmayı çağırmadan, kendi aralarında düzenleyebilmeleri ve bu tutanakların sigorta şirketlerince yapılacak tazminat ödemelerinde belge olarak kabul edilmesi imkânı getirilmiştir. Bu düzenleme ile, özellikle trafiği yoğun yerlerde uzun bekleme sürelerinin kısaltılması ve trafiğin uzun süre aksatılmaması amaçlanmıştır.

Uygulamaya ilişkin bazı hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla aşağıdaki konuların kamuoyuyla paylaşılması yararlı görülmüştür.

1.Ölümlü veya yaralanmalı kazalarda mutlaka trafik polisi ya da jandarma çağrılması gerekmektedir.

2.Resmi araçların (Büyükşehir Belediyelerine ait toplu taşıma araçları hariç) karıştığı kazalarda da polis ya da jandarma çağrılması gerekmektedir.

3.Tüm özel araçlar ile Büyükşehir Belediyelerine ait toplu taşıma araçlarının karıştığı maddi hasarlı kazaya karışanlar kendi aralarında kaza tespit tutanağı tutacaklardır.

4.Kaza sonrası, mümkün ise kazanın oluş şeklini değişik açılardan gösteren birkaç fotoğraf çekildikten sonra, araçlar trafiği aksatmayacak şekilde uygun bir yere çekilecek, kaza tespit tutanağı orada düzenlenecektir. Fotoğraf çekilmesi zorunlu olmayıp, fotoğraf çekilmeden de araçların uygun bir yere alınması mümkün bulunmaktadır.

5.Araçların kaza mahallinden çekilmesi kuralı, yalnızca maddi hasarlı kazalar için geçerli olup, yaralanmalı veya ölümlü kazlarda polis veya jandarma beklenecektir.

6.Maddi hasarlı kaza tespit tutanakları sigorta acentelerinden, Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği (TSB) ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (TRAMER) internet sayfasından temin edilebileceği gibi var olan başka bir kişiden alınarak fotokopi yoluyla da temin edilebilir. Yola çıkılmadan önce söz konusu tutanakların temin edilmesinde yarar görülmektedir.

7.Söz konusu tutanakların mobil telefonlar aracılığıyla Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin (TRAMER) sağladığı uygulamalar üzerinden doldurulması da imkân dâhilindedir. Söz konusu Mobil Kaza Tutanağı uygulaması sayesinde sürücüler, tutanak doldurma işlemlerini çok daha hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirebilmekte ve bu sayede tazminat süreçleri daha kısa sürede neticelendirilebilmektedir. Dolayısıyla, bu uygulamanın akıllı telefonlara Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin (TRAMER) internet sitesi üzerinden indirilmesi mümkündür.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

 

7 Ekim 2015 Çarşamba

Engelli Sorular ve Cevaplar

Engelli Sorular ve Cevaplar

SORU 1: Engellilik indirimi nedir?

  • Engellilik indirimi; çalışma gücü kayıp oranı asgari % 40 ve üzerinde olanların ücret ve/veya kazançlarına, girecekleri derecelere göre belirlenen miktarda indirimin uygulanmasıdır. Engellilik bulgularına göre girecekleri derecelere esas oranlar; çalışma gücünün asgari % 80’ini kaybetmiş bulunanlar birinci derece engelli, asgari % 60’ını kaybetmiş bulunanlar ikinci derece engelli, asgari % 40’ını kaybetmiş bulunanlar ise üçüncü derece engelli olarak belirlenmektedir.

SORU 2: Engellilik indiriminden kimler yararlanır?

  • Engellilik indiriminden;
    – Engelli ücretli (hizmet erbabı),
    – Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan ücretli (hizmet erbabı),
    – Engelli serbest meslek erbabı,
    – Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı,
    – Basit usulde vergilendirilen engelliler,
    yararlanır.

SORU 3: “Bakmakla yükümlü olduğu kişi” ne demektir?

  • “Bakmakla yükümlü olunan kişi” ifadesi, engellilik indirimi uygulamasına ilişkin olarak yayımlanan 222 Seri No.lu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde tanımlanmıştır. Bu ifadeden, engelli kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatı veya bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumunun mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan anne, baba, eş, çocukları ve mahkeme kararı ile vasi tayin edilen kardeş anlaşılacaktır. Çocuklarda yaş sınırlamasına gidilmeksizin işlem yapılacaktır.

SORU 4: Engellilik indirimi uygulamasının sağlayacağı yarar nedir?

  • Engelli sayılanların çalışma gücü kayıp oranlarına göre belirlenen dereceler itibariyle tespit edilen 2015 yılına ilişkin aylık engellilik indirimi tutarları,
    – Birinci derece engelliler için 880 lira,
    – İkinci derece engelliler için 440 lira,
    – Üçüncü derece engelliler için 200 liradır.
    Bu tutarlar, engelli ücretlilerde ve bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan ücretlilerde aylık tevkifat matrahından düşülür.
    Serbest meslek erbabı olan engelliler ile bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabının ve basit usulde vergilendirilenlerin yıllık beyan edilecek gelirlerinden (yukarıda aylık olarak belirlenen tutarlar yıllık olarak hesaplanarak) indirilir.
    Dolayısıyla, ücretlinin aylık matrahına girecekleri derecelere göre asgari % 15, serbest meslek erbabında ve basit usulde vergilendirilenlerde ise yıllık kazançlarında asgari % 15 katkı sağlayacaktır.

SORU 5: Engellilik indiriminden yararlanmak için ne yapılmalıdır?

  • Engellilik indiriminden yararlanmak isteyen kişilerin bir dilekçe ve aşağıda belirtilen belgelerle birlikte; Vergi Dairesi Başkanlığı olan illerde ilgili Grup Müdürlüğüne, Vergi Dairesi Başkanlığı olmayan illerde ise Gelir Müdürlüğüne, Bağımsız Vergi Dairesi bulunan ilçelerde Vergi Dairesi Müdürlüğüne, Vergi Dairesi bulunmayan ilçelerde ise Malmüdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir.
    Engellilik indiriminden yararlanmak isteyenlerin dilekçe ekinde bulunduracağı belgeler şunlardır:
    1. Engelli ücretli;
    – Çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge.
    – T.C. kimlik numarası.
    – İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği, ilgili hastane yetkililerince “ASLI GİBİDİR” şerhi ile onaylanmış örneği.
    2. Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan ücretli;
    – Ücretlinin çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge.
    – Kendisinin ve engelli kişinin T.C. kimlik numarası.
    – Engelli kişiye bakmakla yükümlü olunduğunu gösterir belge.
    – İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği, ilgili hastane yetkililerince “ASLI GİBİDİR” şerhi ile onaylanmış örneği.
    3. Engelli serbest meslek erbabı; 
    – Vergi kimlik numarasını veya T.C. kimlik numarasını gösteren belge.
    – İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği, ilgili hastane yetkililerince “ASLI GİBİDİR” şerhi ile onaylanmış örneği.
    4. Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı;
    – Serbest meslek erbabının vergi kimlik numarasını veya T.C. kimlik numarasını gösteren belge.
    – Engelli kişinin T.C. kimlik numarası.
    – Engelli kişiye bakmakla yükümlü olunduğunu gösteren belge (sağlık karnesi örneği).
    – İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği, ilgili hastane yetkililerince “ASLI GİBİDİR” şerhi ile onaylanmış örneği.
     5. Basit usulde vergilendirilen engelliler; 
    -Vergi kimlik numarasını veya T.C. kimlik numarasını gösteren belge.
    – İlgili yönetmeliğe uygun Sağlık Kurulu Raporu olanlar için rapor aslı veya noter tasdikli örneği, ilgili hastane yetkililerince “ASLI GİBİDİR” şerhi ile onaylanmış örneği.

SORU 6: Başvuru üzerine Gelir İdaresi Başkanlığı ne yapmaktadır?

  • Başvuru sahibinin çalışma gücü kayıp oranları Gelir Vergisi Kanununa ve bu Kanun gereğince hazırlanan Yönetmeliğe göre belirlenmektedir.
    İlgililerin hastanelerden aldıkları ve ilgili müdürlükler vasıtasıyla Gelir İdaresi Başkanlığına gönderilen raporları Merkez Sağlık Kurulunca “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ve eki cetvellere göre incelenir. Merkez Sağlık Kurulunca tespit edilen çalışma gücü kayıp oranlarına göre belirlenen engellilik dereceleri Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ilgilinin başvurduğu Vergi Dairesi Başkanlığına veya Defterdarlığa gönderilir ve bu birimler tarafından da başvuru sahibine tebliğ edilir.

SORU 7: Merkez Sağlık Kurulu nasıl karar vermektedir?

  • Merkez Sağlık Kurulu Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde görev yapmaktadır. Merkez Sağlık Kurulunun görevi, engellilik indiriminden yararlanmak amacıyla hastanelerden alınan raporları inceleyip, çalışma gücü kayıp oranlarını belirlemektir.Merkez Sağlık Kurulunun çalışma şekli ve vergi indirimi için başvuracakların yapacağı işlemler bir yönetmelik ile düzenlenmiştir. Merkez Sağlık Kurulu kararını verirken, kendisine ulaşan raporların öncelikle yetkili sağlık kuruluşu tarafından verilip verilmediğine, sonra da usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğine bakar. Raporlar usulüne uygun ise karar vermek üzere inceler. Kararını verirken raporlarda yer alan laboratuvar bulgularını, klinik muayene bulgularını, engellilik bulgularını ve konulan tanıyı ilgili Yönetmelik ekindeki cetvellere göre inceler. Kurul, raporlarda yer alan bulgular ve tanı ile Yönetmelik eki cetvellerde belirlenen çalışma gücü kayıp oranları arasında çelişki görürse resen ve nihai olarak karar vermeye yetkilidir. Ancak, kurul gerek görmesi halinde bu raporları bir daha incelenmek üzere raporu veren hastaneye iade edebilir veya başvuruda bulunanın başka bir yetkili sağlık 
    kuruluşuna gönderilmesini isteyebilir.Merkez Sağlık Kurulu tarafından verilen kararların sağlıklı olması için, raporda belirtilen ve Yönetmeliğe uygun yazılması gereken laboratuvar, klinik muayene ve engellilik bulguları ile tanının açık ve anlaşılır olması gerekir. Kurul bu bilgileri yetersiz görmesi halinde ilgili hastaneden ek bilgi istemektedir.
    Öte yandan başvuruda bulunan kişiler Merkez Sağlık Kuruluna birden fazla rapor ulaştırırlarsa ve bu raporların bulguları ve tanısı aynı ise Kurul bu raporları değerlendirmeye alarak kararını vermektedir. Ancak bu raporların bulguları ve tanısı farklı ise Kurul ilgiliyi bu raporların birleştirilmesi için hakem hastaneye sevk etmektedir.Yukarıda açıklanan düzenlemeler ile yetkili sağlık kuruluşlarından alınan raporlarda belirtilen çalışma gücü kayıp oranlarının, raporlarda belirtilen bulgulara ve tanıya göre doğru olup olmadığının üst kurul olarak görev yapan Merkez Sağlık Kurulunca incelenerek Türkiye çapında aynı bulgular ve tanı için verilen çalışma gücü kayıp oranlarının farklı belirlenmemesi ve uygulamanın adaletli olması amaçlanmaktadır.

SORU 8: Başka amaçlarla alınmış raporlar engellilik indiriminde de geçerli midir?

  • Engellilik indiriminden yararlanmak için genel uygulama ilgilinin rapor almak üzere gerekli belgelerle ilgili müdürlüğe başvurması, ilgili müdürlükçe hastaneye sevk edilerek rapor aldırılması olmakla birlikte; vatandaşların mağdur edilmemesi için diğer kurumların sevki sonucu aldıkları raporlarla (rapor aslı veya noter onaylı) ve gerekli diğer belgelerle birlikte ilgili Müdürlüklere başvurabilmelerine imkan sağlanmaktadır. Bu uygulama ile kişiler yeniden rapor alma külfetinden kurtarılmaktadır.

SORU 9: İşyerini değiştiren ücretliler ne yapacaklardır?

  • Herhangi bir şekilde iş yeri değiştiren ücretlilerin daha önce işlem tesis ettirdikleri Müdürlüklere yeni iş yerlerinin adreslerini bildirerek buradan yeni iş yerlerine hitaben yazı almaları yeterli olacaktır. Bu kişilerin yeniden rapor almalarına gerek yoktur. Bulundukları il sınırları dışına gidenler de aynı şekilde hareket edebileceklerdir.

SORU 10: Engellilik indiriminden yararlanan ücretliler asgari geçim indirimi uygulamasından yararlanabilir mi?

  • Engellilik indiriminden yararlanan bir ücretlinin gelir vergisi matrahı hesaplanırken engellilik indirimi mahsup edilecek ve engellilik indiriminin mahsubundan sonra kalan gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplanan gelir vergisi tutarından da yıllık asgari geçim indirimi tutarının 1/12’si mahsup edilecektir. Mahsup edilecek tutar, kalan gelir vergisi tutarını aşamayacak ve mahsup edilemeyen asgari geçim indirimi tutarı diğer dönemlerde mahsup edilemeyecektir.Engellilik indiriminden yararlanan bir ücretlinin, indirim nedeniyle gelir vergisi matrahının kalmaması durumunda gelir vergisi tevkifatı yapılamayacağı için asgari geçim indirimi uygulamasından yararlanması mümkün değildir. Asgari geçim indirimi uygulamasında esas olan, ücretlinin vergi matrahının doğması ve bu matrah üzerinden de gerçek usulde gelir vergisi tevkifatının yapılmış olmasıdır. Ancak, engellilik derecesine göre engellilik indirimi uygulaması sonrasında ücretlinin gelir vergisi matrahının kalması veya hizmet erbabına aylık maaş ödemesi dışında vergiye tabi diğer ödemelerin yapılması durumunda, yapılan gelir vergisi tevkifatını aşmamak üzere, 
    ücretlinin asgari geçim indiriminden yararlanması mümkün bulunmaktadır.
  • Ancak, ödenecek asgari geçim indirimi tutarı aylık asgari ücret üzerinden hesap edilen vergiden fazla olamayacaktır.Konuya ilişkin bir örnek aşağıda verilmektedir.Örnek: Bekar olan ve ikinci derece (aylık 440 TL) engellilik indiriminden faydalanmakta olan bir ücretlinin 2015 yılı asgari geçim indirimi tutarı şu şekilde hesaplanacaktır. (Asgari ücret, 2015 yılı için aylık 1.201,50 TL, yıllık 14.418 TL olarak dikkate alınmıştır.)

 2015 yılı Asgari Ücretin Yıllık Brüt Tutarı (1.201,50 x 12 =)

  14.418 TL

 Mükellefin Asgari Geçim İndirimi Oranı

  % 50

 – Mükellefin kendisi için  % 50

 

 

 Asgari Geçim İndirimine Esas Tutar (14.418 x % 50 =)

  7.209 TL

 Asgari Geçim İndiriminin Yıllık Tutarı ( 7.209 x % 15 =)

  1.081,35 TL

 Asgari Geçim İndiriminin Aylık Tutarı ( 1.081,35 / 12=)                90,11 TL

Bu ücretlinin ocak ayı için, asgari geçim indirimi mahsup işlemi aşağıdaki şekilde gerçekleştirilecektir.

2015 yılı Ocak Ayı Brüt Ücreti

1.201,50 TL

2015  yılı Ocak Ayı Tevkifat Matrahı

 1.021,28 TL

İkinci Derece Engellilik İndirimi

440,00 TL

Engellilik İndirimi Düşüldükten Sonra Kalan Tevkifat Matrahı

581,28 TL

2015 yılı Ocak Ayı Ücretinden Hesaplanan Gelir Vergisi

87,19 TL

2015/Ocak Ayı Mahsup Edilecek Asgari Geçim İndirimi Tutarı

90,11 TL

2015 yılı Ocak Ayı Ödenecek Gelir Vergisi

   0 TL

2015/Ocak Ayında Yararlanılacak Asgari Geçim İndirimi Tutarı

 87,19 TL

Bu ücretlinin gelir vergisi matrahı hesaplanırken engellilik indirimi de mahsup edilecek, engellilik indiriminin mahsubundan sonra kalan gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplanan gelir vergisi tutarından da yıllık asgari geçim indirimi tutarının 1/12’si olan (1.081,35 /12=) 90,11 TL mahsup edilecektir. Ancak mahsup edilecek tutar, kalan gelir vergisi tutarını aşamayacağından yalnızca 87,19 TL’lik kısmı ücretliye ödenecek ve (90,11– 87,19=) 2,92 TL asgari geçim indirimi farkı diğer dönemlerde de değerlendirilmeyecektir. Buna göre, işveren, mahsup edilen asgari geçim indirimi tutarı kadar yani 87,19 TL ücretliye daha fazla ödeme yapacaktır.

SORU 11: Engellilere ait özel tertibatlı araçlarda motorlu taşıtlar vergisi istisnası var mıdır?

  • Engellilik dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtları ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtları motorlu taşıtlar vergisinden istisna edilmiştir.

SORU 12: Engellilik dereceleri %90 dan az olanlar istisna uygulamasından yararlanabilir mi?

·         Engellilik dereceleri %90 dan az olan malul ve engelliler, bu durumlarını tam teşekküllü Devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar olduğunu belirten “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin ilgili tescil kuruluşlarınca onaylanmış örneği ile “Araçlar İçin Teknik Belge” ve “Proje Raporu”nun aslı veya noter onaylı örneğini ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri halinde istisna hükmünden yararlanabileceklerdir.

SORU 13: İstisnadan yaralanmak isteyen malul ve engellilerin, ilgili bildirimleri nereye vermeleri gerekmektedir?

  • İstisnadan yararlanmak isteyen malul ve engellilerin, “Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu”nu gerekli olan diğer belgelerle birlikte ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

SORU 14: Otomatik vitesli taşıtlarda istisna uygulaması nasıldır?

·         Sağlık raporunda sadece sol alt ekstremitede (ayak veya bacakta) engelliliği olduğu belirtilen malul ve engellilerin otomatik vitesli taşıtlarının başkaca özel tertibat yapılmasına gerek olmaksızın, malul ve engelli adına kayıt ve tescil edildiği tarihten itibaren motorlu taşıtlar vergisinden istisna olur.

SORU 15: ÖTV Kanununda malul ve engelliler için uygulanan istisnanın kapsamı nedir?

  • 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

87.03 ( motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç ), 87.04 ( motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç ) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,
87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye ve ya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından,
– 87.03 ( motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç ), 87.04 ( motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç ) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,
– Yukarıda belirtilen araçların anılan malûl ve engelliler tarafından ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılmasında, bu araçları hurdaya çıkaran malûl ve engelliler tarafından,
beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı ÖTV’den istisna edilmiştir.

SORU 16: Sağlık raporuna göre %90 engelli olan 4 yaşındaki çocuğum adına ÖTV istisnasından yararlanarak araba almak istiyorum. Buna göre ÖTV istisnasından yararlanabilir miyim?

·         4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2) maddesine göre, Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tabi mallardan;
– 87.03 (motor silindir hacmi 1600 cm3’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm3’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malul ve engelliler,
87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye ve ya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından,
beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı vergiden istisna edilmiştir.
Bu hükmün uygulamasında engellilik oranı %90 ve üzerinde olan malul ve engellilerin yaşıyla ilgili bir sınırlama olmayıp, engellilik derecesi (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90’ın üzerinde olan engelli küçükler tarafından ilk iktisap edilecek araçta da ÖTV istisnasından yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

SORU 17: Engelliye ait aracın ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu pert olması, kullanılamaz hale gelmesi halinde yeni bir sıfır araç almasında ÖTV hesaplanır mı?

  • ÖTV Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (d) alt bendi uyarınca; malul ve engelliler tarafından istisnadan yararlanılarak ilk iktisabı yapılan aracın, deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya ayrılması halinde, bu aracın ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmemiş olsa dahi – aynı koşullarla – bir başka aracın ilk iktisabında da istisnadan yararlanılabilecektir.

SORU 18: Engelliler, araçlarını aldıktan 5 yıl sonra engelli olmayan birisine bir başkasına ÖTV ödemeden satabilirler mi?

  • ÖTV Kanununun 15/2-a maddesine göre, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların, veraset yoluyla intikaller hariç, ilk iktisabında istisna uygulanan malların istisnadan yararlananlar dışındakilerce iktisabında, ilk iktisabındaki matrah esas alınarak adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, kayıt ve tescili tarihinde geçerli olan oran üzerinden, bu tarihte özel tüketim vergisi alınacağı, Kanunun 7 nci maddesinin (2) numaralı bendi çerçevesinde istisnadan yararlananlar tarafından bu istisnadan yararlanılarak iktisap ettikleri kayıt ve tescile tabi malları 5 yıldan fazla kullanarak elden çıkarmaları durumunda ise bu hükmün uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
    Bu hükme göre; Kanunun 7/2 nci maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanan malul ve engellilerin bu kapsamda iktisap ettikleri araçları 5 yıldan fazla kullanarak bir başkasına satması durumunda, aracı alan kişi tarafından ÖTV ödenmeyecektir.

SORU 19: Engellinin araç alımında ( ilk iktisabında ) ÖTV doğar mı?

  • (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;
    a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,
    b) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,
    beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı, vergiden müstesnadır.

SORU 20: Malul ve engellilere tanınan ÖTV istisnasından yararlanma süresi ne kadardır?

  • İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt aracı tescil edilenlerin, ilk iktisap tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt aracı satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir. Ancak, istisna kapsamında iktisap edilen araçların, ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılması halinde beş yıllık süre dolmaksızın yeniden istisnadan yararlanılması mümkündür.

SORU 21: Malul ve engellilerin, özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın, ÖTV ödemeden iktisap edebileceği taşıt araçları hangileridir?

  • Malul ve engelliler; motor silindir hacmi 1600 cm³’ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (steyşın vagon, arazi taşıtı ve jeepler dahil),motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtlar, motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtları özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın ÖTV ödemeden iktisap edebileceklerdir.

Kaynak: GİB

 

5 Ekim 2015 Pazartesi

İşçinin rapor parası

İşçinin rapor parası

İş Kazası, Meslek Hastalığı, Doğum veya Hastalık halinde sigortalının doktor raporuyla istirahatli kaldığı sürede kendisine geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir. Hastalık halinde iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere ve diğer hallerde de istirahat süresince her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.

Geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi için:

a- İstirahatın başladığı tarihte sigortalılık niteliğinin sona ermemesi, (sigortalı olarak çalışıyor veya işten çıkmışsa 10 günlük sürenin geçmemesi)
b- İş göremezliğin başladığı tarihten önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması,
c- Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması,
gerekmektedir. Ancak İş Kazası ve Meslek Hastalığı'nda 90 günlük sigortalılık şartı aranmaz.

Yani İş Kazası ve Meslek Hastalığı'nda bir gün dahi prim ödenmiş olsa tüm sosyal güvenlik haklarından bilfiil faydalanır.

Doğum nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi için:

a- İstirahatın başladığı tarihte sigortalılık niteliğinin sona ermemesi,
b- Doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması,
c- Bu süre içinde işyerinde çalışmamış olması,
ç- Doğum olayının gerçekleşmiş olması,
gerekmektedir.

Doğum istirahatı 1/10/2013 tarihinden itibaren SGK ile sözleşmesi olmayan özel hastanelerden de alınabilmektedir.

Torba kanunla “Sigortalı kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde,” şeklinde değişiklik yapılarak doğum öncesi 8 (7x8=56 gün) veya çoğul gebelik halinde 10 (7x10=70 gün) haftalık istirahata ayrılan veya 3 hafta kalıncaya kadar çalışabileceğine dair rapor alan ancak daha önce erken doğum yapan kadın sigortalıya doğum yapacağı tarihten önce (erken doğum nedeniyle) kullanamadığı günler doğum sonuna ilave edilerek geçici iş göremezlik ödeneği ödenecektir.

Sigortalılara hesaplanacak günlük kazancının yatarak tedavilerde yarısı, ayaktan tedavilerde ise 2/3’ü üzerinden hesap edilerek geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir.

Geçici iş göremezlik ödenek hesabına esas tutulan devrede prim ve ikramiye gibi ödemelerin bulunması halinde, prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise, ödenek ve gelire esas alınacak günlük kazanç ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca yüzde 50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamayacaktır.

Burada sosyal güvenlik sistemimizdeki büyük bir haksızlığı belirtmekte fayda var. Sigortalıya yapılan prim, ikramiye vb. ödemelerin sadece yüzde 50’lik tutarının geçici iş göremezlik ödeneği kapsamında dikkate alınması sigortalıları mağdur etmektedir. Mutlaka geçici iş göremezlik ödenek hesabına esas tutulan devrede prim ve ikramiye gibi ödemelerin ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca yüzde yüzünün dahil edilmesi yönünde yasal düzenleme yapılması gerekmektedir.

Kaynak: Dünya Gazetesi - Resul Kurt - 02.10.2015

İşveren yıllık izninizi kesebilir mi

İşveren yıllık izninizi kesebilir mi?

Rahat bir şekilde yıllık izninizde dinlenirken telefonunuz çalsa ve patronunuz izninizi kesip işe gelmenizi istese ne yaparsınız? 

Okurlarımızdan Nihal Hanım göndermiş olduğu e-postasında şöyle diyor:
“Üç yıldır bir giyim mağazasında çalışı
yorum. Eylül ayında yıllık izne ayrıldım, ancak iznimin dördüncü gününde patronum telefonla aradı ve işler yoğun olduğundan iznimi keserek işe başlamamı söyledi. Tabii işten kovulma korkusundan itiraz edemedim ve işe başladım. Yıllık izindeyken patronumun beni çağırması ne kadar doğru? Böyle bir hakkı var mı?”
 Nihal Hanım, dinlenme hakkı, anayasanın siz çalışanlara tanımış olduğu bir hak. Yıllık izin de dinleme hakkının bir parçası ve İş Kanunu’nda düzenlenmiş. Dolayısıyla bir işveren, işçisine yıllık izin kullandırmama gibi bir davranışta bulunamaz.
Ayrıca işveren, kanunla tanınmış yıllık izin süreleri içinde işçiye ücret ödemeye de devam eder. İşçi de kesinlikle yıllık izin hakkından vazgeçemez ve “kullanmak istemiyorum” diyemez.
Bir işçinin yıllık izne hak 
kazanabilmesi için, işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olması gerekli. Yani işyerinde bir yıldan az kıdemi olan bir işçi işvereninden yıllık izin isteyemez.

İşveren ceza ödemek zorunda kalabilir
Diyelim ki işvereniniz yıllık izninizi kestirdi ve işe başladınız. Daha sonra da yıllık izninizin kalan bölümünü kullandırtmadı. Bu durumda ne olacak?
Talep etmesine karşın yıl içinde işveren işçiye yıllık izin vermezse işçi, durumu, bağlı olduğu çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne bildirebilir. Bu durumda işveren, izin kullanamayan işçi başına 270 TL para cezası ödemek zorunda kalacaktır.
Ayrıca yıllık izin hakkını kullanamayan işçi durumu işverene bildirerek derhal iş sözleşmesini feshedip işten ayrılabilecektir. Bu durumda işçi bir yıllık kıdemi doldurduğu için kıdem tazminatı da alabilecektir. 

Yıllık izin süreniz ne kadar?
Bir işçinin bir yıl içinde ne kadar yıllık izin kullanabileceği işyerinde çalıştığı süreye göre değişiyor. Buna göre yıllık izin sürelerini şöyle gösterebiliriz:
Hemen belirtelim ki bu süreler kanunda öngörülmüş asgari süreler olup istenilirse iş sözleşmeleri ile arttırılabilir.
Ayrıca yeraltı maden işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık izin süresi ise 20 günden az olamaz.

İşveren yıllık izninizi bölemez
Nihal Hanım’ın başına gelen olayda olduğu gibi işverenin yıllık izindeyken sizi işe çağırması mümkün değil. Eğer işveren böyle bir ç
ağrıda bulunursa işçi bu çağrıya uymak zorunda da değil.
Nitekim Yargıtay 2014 yılındaki bir kararında aynen şöyle diyor:
“Davalı işverenin, 17.08.2009 tarihine kadar yıllık izne ayrılmış davacı işçiyi, iznini keserek göreve çağırma hakkı bulunmamaktadır. İşçi tarafından da bu çağrıya uyma zorunluluğu yoktur. Hal böyleyken, davacının yıllık izinde bulunduğu bir sürede düzenlenen devamsızlık tutanaklarına da hukuken geçerlilik tanınamaz.”
Dolayısıyla şayet işveren yıllık izni kesip işe başlamadığınız için sizi işten çıkarırsa işe iade davası açıp tekrar işe dönmeniz mümkün.
Ayrıca normal şartlar altında işveren işçiye yıllık iznini kesintisiz şekilde yani bölmeden kullandırtmak zorunda. Ancak, izin süreleri, işçi ile işverenin anlaşması halinde bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir.

Kaynak: Meydan Gazetesi - Mehmet Bulut - 02.10.2015

İhbar süresini bölen işveren tazminat ödemek zorunda

İhbar süresini bölen işveren tazminat ödemek zorunda

İşverenler bildirim sürelerini bölerek kullandırıyor. Yani üç yıllık işçisini çıkartırken, 2 aylık bildirim süresinin 1 ayında işçiyi çalıştırmayı, kalan bir ayın ise parasını ödemeyi düşünüyor. Ancak bu uygulama kanuna aykırı.

İşverenler işçilerinin iş sözleşmelerini feshetme hakkına sahip. Ancak bu noktada İş Hukuku işçinin korunması adına bildirim süresi öngörmektedir. Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan bir işçinin iş sözleşmesini feshetmek isteyen işveren, bu durumu işçisine bir süre önce bildirmek durumundadır.

Süre ne kadar?

İşçi de işyerinden ayrılırken işvereni önceden bilgilendirmek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde her iki taraf da ihbar tazminatı ödemek durumunda kalabilir. Bildirim süreleri; İşi altı aydan az sürmüş işçi için iki hafta, İşi altı aydan fazla, bir buçuk yıldan az sürmüş işçi için dört hafta, İşi bir buçuk yıldan fazla, üç yıldan az sürmüş işçi için altı hafta, İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için sekiz haftadır. Dolayısıyla işveren toplam üç yıldır birlikte çalıştığı işçisini işten çıkartmak için bildirimi en az 2 ay önceden yapmak durumundadır. Aynı şekilde işçi de işten ayrılacağını 1 yıldır çalıştığı işverenine en az 1 ay önceden haber vermelidir. Öte yandan iş sözleşmesini hangi taraf sonlandırmak isterse istesin, bildirim süresi içinde işçinin günde 2 saat yeni iş arama izni bulunmaktadır. Yani işçi kendisi işten ayrılmak istese bile yeni iş arama izni kullanabilir.

İşçi izinleri birleştirebilir

Yeni iş arama izni ücretli bir izindir. İşçi günlük 2 saatlik izni birleştirerek bildirim süresini kısaltabilir. Bildirim süresi boyunca işçi kendisine verilen işleri eskisi gibi yapmak zorundadır. İşverenler genelde bildirim sürelerini bölerek kullandırmayı tercih ediyor.

Derhal fesih hakkı vardır

BİLDİRİM sürelerine uymak haklı nedenlerde gerekmez. İş Kanunu uyarınca işçinin de, işverenin de haklı nedenle derhal fesih hakkı vardır. İşçinin haysiyet kırıcı davranışlarda bulunması gibi durumlarda işveren bildirim süresini beklemek zorunda değil.

2 ay yerine 1.5 ay olmaz

İşveren işçisini bildirim süresinin bir bölümünde çalıştırmak, bir bölümünde ise çalıştırmadan parasını ödemek şeklinde bir uygulamaya zorlarsa, bildirim süresini hiç kullandırmamış olarak değerlendirilir. Bu durumda bildirim süresinin bir bölümünde çalıştırılıp, bir bölümünün parasını alan işçi dava açarsa ihbar tazminatını alacaktır. Diğer yandan bildirim süresini 2 ay yerine 1.5 ay olarak uygulayan işveren de aynı duruma düşer. Bu durumda da işçi dava açıp ihbar tazminatına hak kazanabilir.

İşçi isterse mümkün

İŞÇİ talep ederse bildirim sürelerinin bir bölümünde çalışıp kalan bölümünün bedeli ödenmesi mümkündür. İşverenin işçinin bunu özgür iradesiyle talep ettiğini, ispatlaması gerekir.

Kaynak: Akşam Gazetesi  - Okan Güray Bülbül - 01.10.2015