28 Eylül 2015 Pazartesi

Aslan ve Karıncanın hikayesi

Aslan ve Karıncanın hikayesi

Küçük bir Karınca her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…
Çok çalışır… Çok üretir… Ve bunları keyif içinde yapardı.

Patronu Aslan, Karınca’nın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırdı.

Bir gün karlılığı ve verimliliği arttırmak için aklına parlak bir fikir geldi.

Eğer Karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı. Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü Hamamböceği’ni işe aldı. Hamamböceği işe öncelikle bir saat alarak başladı.

Böylece Karınca’nın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti. Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı.

Bu nedenle; hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için Örümcek’i işe aldı.

Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamamböceği’nin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve karlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti.

Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu.

Artık artan ekipmanlar için de bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için Sinek’i işe aldı.

Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan Karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiyordu.

Aslan, Karınca’nın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü. Ve bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü Ağustosböceği’ni işe aldı.

Kendi rahatına ve keyfine düşkün Ağustosböceği’nin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu.

Tabii ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine eski işyerindeki yardımcısını işe aldı.

Karınca’nın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekana dönüşmüştü. Ağustosböceği, patronu Aslan’ı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.

Bunun üzerine, Karınca’nın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren Aslan, üretimin ve karlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü farketti. Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir Danışman olan Baykuş’u sorunu çözmesi için işe aldı.

Baykuş, Karınca’nın departmanında 3 ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce süren muhteşem bir rapor yazdı. Raporun sonucu şuydu: “Departmanda aşırı istihdam vardı”.

Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi.

Ve, elbette, ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan Karınca’yı işten çıkardı.

 

18 Eylül 2015 Cuma

Doğum yardımıyla emzirme ödeneği beraber alınabilir

Doğum yardımıyla emzirme ödeneği beraber alınabilir

Bir kadın hem doğum yardımı hem emzirme ödeneği alabilir. Doğum yardımında şart aranmazken, emzirme ödeneği için ise prim günü önemli. Yani 3. çocuğunu doğuran bir kadının toplam 712 lira destek alması mümkün.

7 Nisan 2015'te Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren torba kanunla getirilen bir hükümle, Türk vatandaşlarından canlı doğum yapanlara birinci çocuk için 300 TL, ikinci çocuk için 400 TL ve üçüncü çocuk için 600 TL doğum yardımı yapılması kararlaştırıldı. Doğum yardımı emzirme ödeneğinden farklıdır ve sosyal yardım niteliğindedir. Bu nedenle bu iki destek birlikte alınabilir.

Bebeği kaybetse bile...  

Türk vatandaşlarının doğum yardımından yararlanabilmeleri için prim ödeme veya sigortalılık süresi şartı söz konusu değildir. Yani kendisi veya eşi hiç çalışmamış bir kadın da doğum yaptığında doğum yardımından yararlanabilir. Doğum yardımından yararlanmak için tek şart canlı doğumun gerçekleşmiş olmasıdır. Bunun dışında herhangi bir şart söz konusu değildir. Doğum sonrasında bebeğin hayatını kaybetmiş olması halinde bile doğum yardımından yararlanmak mümkündür. Doğum yardımı doğum yapan annenin veya babanın Türk vatandaşı olması halinde yalnızca birine, anne ve babanın ikisinin birden Türk vatandaşı olması halinde ise anneye ödenir.  

İşten ayrılan da alabilir 

İşten ayrılan bir kişinin de emzirme ödeneği alması mümkündür. İşten ayrıldığı tarihten itibaren 300 gün içinde çocuğu olan kişi eğer doğumdan önceki son 15 ay içerisinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kollarına prim ödemiş ise emzirme ödeneğinden yararlanabilir. Emzirme ödeneğinden yararlanabilmek için zamanaşımı süresi 5 yıldır. Yani en geç 5 yıl önceki doğumlara ilişkin emzirme ödeneği talep edilebilmektedir. 

Evlat edinene yok

BİR ailenin evlatlık çocuk edinmesi halinde doğum yardımı ödemesi alması mümkün değildir. Ancak bu aile evlatlık alınan çocuktan sonraki bir doğum için doğum yardımına hak kazandığında, evlatlık alınan çocuk da dikkate alınarak doğan çocuğa ikinci çocuk gibi muamele yapılarak 400 TL doğum yardımı alacaktır.

Destekte hangi şartların sağlanması gerekiyor?

Doğum yardımından farklı olarak emzirme ödeneğinde prim ödeme koşulu var. Öncelikle emzirme ödeneğinden yararlanılabilmesi için doğum yapan kadının veya eşinin sigortalı olması gerekmektedir. Sigortalı olunmasının yanında bir de prim ödeme şartı söz konusudur. Buna göre; 4/a’lı bir sigortalı kadının veya eşinin doğumdan önceki son bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları prim ödemiş olması gerekmektedir. 4/b’li kadının veya eşinin ise bu şartı sağlamasının yanında SGK’ya prim borcunun bulunmaması da şarttır. 2015 yılı için emzirme ödeneğinin miktarı 112 TL’dir.

Kaynak: Akşam Gazetesi - Okan Güray Bülbül

İş kazası nasıl bildirilmeli? SGK'ya aldanmayın.

İş kazası nasıl bildirilmeli? SGK'ya aldanmayın…

İş kazaları son yıllarda ülkemizin en önemli problemlerinden birisi ve ne yazık ki bu hususta fazla yol alamıyoruz. Peki, bir işveren, işyerinde kaza olduğunda ne yapmalı?

İş kazalarını önleme ve ILO standartlarını yakalayabilme noktasında çok gerilerdeyiz. Sanki 19. yüzyıl Avrupa sının yaşadıklarını bizler 21. yüzyılda yeni yeni yaşayıp kavramaya başlıyoruz.
Yaşanan iş kazalarından sonra popülist ve anı kurtarmaya yönelik çıkartılan, sadece o kazaya yönelik kanunlarla iş sağlığı ve güvenliği politikası yürütmeye çalışıyoruz.
Dünyada her yıl 270 milyon iş kazası oluyor. Bu kazalarda da her gün 5000 kişi yaşamını yitiriyor. Dünya 
Sağlık Örgütü ve Dünya Çalışma Örgütü'nün yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye, iş kazalarında Avrupa'da lider durumda. Dünyada ise üçüncü sırada yer alıyor. Yani iş kazaları açısından durumumuz pek parlak değil.
Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik problemler şu sıralar gündemin başında olduğu için gerçekleşen iş kazaları artık 
haber bile yapılmıyor ya da gazetelerde ufak bir kare içinde veriliyor.
Ben yine de unutturmamak adına bugün iş kazalarından bahsedeyim dedim. Bugün iş kazalarının işveren boyutuna bakalım ve nasıl bildirileceğine değinelim.
 
İş kazasını 3 işgününde bildirin
Bir işyerinde iş kazası olduğu zaman işverenin, kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirimde bulunması gerekiyor. Söz konusu husus hem sosyal güvenlik mevzuatında (5510 sayılı kanun) hem de iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında (6331 sayılı kanun) yer alıyor. Yani, iş kazasının bildirim süresi başlangıcı kazadan sonraki iş günüdür. Örneğin, kaza pazartesi günü ol
muşsa bildirim süresi salı günü başlar ve perşembe akşamı biter.
Ancak 
SGK bu aybaşında bir genelge yayımladı ve bu konuda bir hataya imza attı (2015/22 sayılı Genelge). Genelgede; “bildirim sürelerinin tespitinde, işveren için öngörülen 3 günlük sürenin başlangıcında iş kazasının meydana geldiği tarih esas alınır” deniliyor. Yani yasanın verdiği hak genelgeyle kısaltılıyor. SGK derhal bu hatayı düzeltmeli ve bildirim başlangıcını kazadan sonraki iş günü olarak değiştirmeli.

Bildirimi internetten yapabilirsiniz
Peki, iş kazasının bildirimini nasıl yapacaksınız? İş kazası bildirimi, ‘İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu' ile yapılıyor.
Bildirim Formu elektronik ortamda gönderilebileceği gibi, kâğıt ortamında da doğrudan ya da posta yoluyla SGK'nın ilgili ünitesine gönderilebiliyor.
Adi posta ile yapılan bildirimlerde SGK kayıtlarına intikal tarihi, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta ile yapılan bildirimlerde postaya veriliş tarihi esas alınıyor. Bu sebeple interneti kullanmıyorsanız postadaki aksaklıklar nedeniyle mağdur olmamanız için ya elden bildirge verin ya da bildirgeyi iadeli taahhütlü/APS'li olarak gönderin.

SGK'ya aldanmayın, iş kazasını sadece SGK'ya bildirin
Bir işyerinde iş kazası olduğu zaman bildirimin yapılacağı yer 
Sosyal Güvenlik Kurumu'dur. Ancak SGK çıkardığı 2015/22 sayılı Genelge'nin ‘4.1.' bölümünde aynı zamanda çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne de bildirim yapılması gerektiğini yazmış. Yani yine kanuna aykırı bir genelge hükmüne yer vermiş.
Genelge ile kanunun aksine yükümlülük getiremeyeceği için sizlerin işyerinde iş kazası olduğu zaman Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirimde bulunmanız yeterli. Yani çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne bildirimde bulunmaya gerek yok.
Bunun yanı sıra iş kazası olduğu zaman durumu, kazanın olduğu yerdeki kolluk kuvvetlerine derhal bildirmeyi de unutmayın.

Bildirim yapmazsanız ceza var
İş kazası bildiriminin süresi içinde yapılmaması halinde işveren idari para cezası ödemek zorunda kalıyor. 2015 yılı için ödenecek idari para cezası 2466 TL. Ancak bu tutar az tehlikeli işyerlerinden 50'den az çalışanı olanlar için geçerli. Tehlike derecesi ve işçi sayısına göre bu r
akam artmakta.
Örneğin; çok tehlikeli sınıfta yer alıp 49'dan fazla işçisi olan bir işyerinde bu ceza 7400 TL'ye çıkmakta.
Ayrıca işveren iş kazası bildirimini süresinde yapmazsa, bildirimin yapıldığı tarihe kadar ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği (rapor parası) SGK tarafından işverenden tahsil ediliyor. 

Kaynak: Meydan Gazetesi - Mehmet Bulut

17 Eylül 2015 Perşembe

Aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme süresinin uzatılmasına ilişkin duyuru

Aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme süresinin uzatılmasına ilişkin duyuru

 

Bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasında işverenlerin aylık prim ve hizmet belgelerini Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kurumumuza vermekle yükümlü oldukları öngörülmüş, İşveren Uygulama Tebliğinde ise özel sektör işverenlerinde düzenlenecek aylık prim ve hizmet belgelerinin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın 23'üne kadar verecekleri açıklanmıştır. 

 

Bu bağlamda, özel sektör işverenlerince 2015/Ağustos ayına ilişkin düzenlenen aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmesi gereken sürenin son günü olan 23/9/2015 tarihinin Kurban Bayramı arifesine rastladığı ve Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 16//9/2015 tarih ve 10381 sayılı yazısında 23/9/2015 tarihinde mesai süresinin yarım gününün idari izin kabul edilmesi nazara alındığında, işverenlerimizin mağduriyetine neden olunmamasını teminen, Kanunun Kurumumuza verdiği yetkiye dayanarak, özel sektör işverenlerince 2015/Ağustos ayına ilişkin düzenlenecek aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme süresi Kurban Bayramı tatilini izleyen ilk iş günü olan 28/09/2015 tarih saat 23:59'a kadar uzatılmıştır. 

 

Diğer taraftan, özel sektör işyerlerinde, 2015/Ağustos ayında imzalanan toplu iş sözleşmelerine istinaden düzenlenen ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin, 2015/Ağustos ayında istirahatli olan sigortalılara ilişkin çalışmadığına dair bildirim girişlerinin ve 2015/Ağustos ayına ilişkin Ek-10 sigortalıların eksik gün bildirim formlarının verilme süresinin de 23/09/2015 tarihinde sona erdiği göz önüne alındığında, aylık prim ve hizmet belgelerine bağlı bu bildirimlerin süresi de yine 28/9/2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

 

İşverenlerimize duyurulur. 17 Eylül 2015

 

8 Eylül 2015 Salı

Kıdem tazminatı tavanı 3828 tl'ye yükseldi

Kıdem tazminatı tavanı 3828 tl’ye yükseldi

Kıdem tazminatı tavan tutarı, normal şartlarda, yılbaşında ve Temmuz ayı başında olmak üzere, yılda iki defa değişmektedir. Ancak bu yıl Eylül ayından itibaren geçerli olmak üzere yayımlanan bir kararname ile kıdem tazminatı tavanı ikinci kez yükseldi. Kararname ile en yüksek devlet memurunun emeklilik ikramiyesinde dikkate alınan emeklilik keseneği ve kurum karşılığı oranını %200’den %215’e çıkarıldı. Kamu personelinin maaşlarının hesabında dikkate alınan kurum karşılık oranlarının değişmesi, kıdem tazminatı tavanı tutarını da değiştirdi.

 Kıdem tazminatı tavanı neye göre belirleniyor?

İlgili kanuna göre, iş sözleşmeleri yasal koşullarla sona eren işçilere ödenecek kıdem tazminatının bir yıllık miktarı, en yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarına ödenen bir yıllık emeklilik ikramiyesi tutarı ile sınırlandırılmıştır. 

Bu nedenle, memur maaş katsayısına bağlı olarak kıdem tazminatı tavan tutarına ilişkin oranlar sürekli değişmektedir. Kıdem tazminatı tavan hesabında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar arasında en yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarına uygulanan 8000 ek gösterge esas alınmaktadır. 

27.08.2015’de Resmi Gazete’de yayımlanan 2015/8047 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, kıdem tazminatı tavanına esas olan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun mülga ek 70’inci maddesinde düzenlenen “ek göstergeye göre tazminat” oranları değiştirildi. Buna göre, ek göstergesi 7600 (dahil) - 8400 (hariç) arasında olanlarda oran yüzde 215 olarak belirlendi. 

Bakanlar Kurulu kararıyla gelen değişiklik nedeniyle, kıdem tazminatı tavanı da değişti ve yeni hesaplamaya göre kıdem tazminatı tavanı 1 Eylül 2015 tarihinden itibaren 3.828,37 TL’ye yükseldi.

‘Sınırlama yok’

4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçiler ile 854 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi gemi adamları için, kıdem tazminatı tavan tutarında sınır var. 

Yani bir sigortalı ayda ister 4 Bin TL ücret alsın isterse 10 Bin TL ücret alsın, bu sigortalıya ödenecek yıllık kıdem tazminatı tutarı 1 Eylül 2015 ile 31 Aralık 2015 tarihleri arasında en fazla 3 Bin 828 TL olacaktır. 

Diğer yandan, bu sınırlama 5953 sayılı Basın İş Yasası’na tabi gazeteciler için geçerli değildir. Basın kartı sahibi gazeteciler için kıdem tazminatında herhangi bir tavan tutarı sınırlaması bulunmamaktadır.

Peki kıdem tazminatı tavanı bir şekilde aşılabilir mi?

Kıdem tazminatı ödemesi yapılırken bazı işyerlerinin tavanı aşan ödeme yaptıklarını görmek mümkün. Bu uygulama tamamen işverenin inisiyatifinde olan, çalışanını koruyucu bir davranış. 

Kanun, tavanı aşan ödemeler konusunda daha önce yasak ve ardından cezai şartlar öngören bir hüküm içermekteydi. Ancak daha sonra bu hüküm yapılan değişiklikle yasadan çıkarıldı. Ancak bu yasak ortadan kalktı diye işverenin kıdem tazminatı tavanı üzerinde ödeme yapması zorunlu değil, ayrıca buna da zorlanamaz. Çalışanların da bu konuda herhangi bir itiraz hakkı bulunmamaktadır. 

Kesinti olacak mı?

Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesine göre, 1475 sayılı İş Kanunu’na ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu’na göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na göre ödenen kıdem tazminatlarının 24 aylığı aşmayan miktarları gelir vergisinden müstesnadır. Yani, kıdem tazminatı hesabında gelir vergisi kesintisi yapılmaz; diğer yandan, sadece damga vergisi kesintisi yapılmaktadır. 

Eğer işveren çalışanları için olumlu düşünüp, tavanı aşan ücret tutarları üzerinden kıdem tazminatı ödemek isterse, tavanı aşan miktar vergilendirme açısından kıdem tazminatı sayılmaz ve ücret olarak değerlendirilir. Yani, işveren işçisine ödediği kıdem tazminatı tavanını aşan kısım için gelir vergisi ödemek zorunda kalır. 

 Kıdem Tazminatı Hemen mi Ödenir?

Uygulamada kıdem tazminatının ne zaman ödeneceği konusunda kafa karışıklığı vardır. 

Aslında bu karışıklığa sebep olan da kanunun kendisidir. Nitekim kıdem tazminatının ne zaman ödenmesi gerektiğine dair bir hüküm İş Kanunu’nda bulunmamaktadır.

Hemen ifade etmek gerekir ki, bu yasal boşluğa rağmen, çalışanın iş sözleşmesinin sona ermesiyle kıdem tazminatına hak kazanılır. 

Tazminatın bu tarihten itibaren makul bir sürede ödenmesi gerekiyor. 

Yargı kararları ve oluşan içtihat bunu emrediyor. Ayrıca, ödeme süresine ilişkin herhangi bir anlaşmazlık durumunda, iş mahkemeleri, tazminatın geç ödenmesi nedeniyle dava açılması halinde, gecikilen süre için geçerli olan en yüksek mevduat faizinin ödenmesine hükmediyor.

 

Kaynak: Milliyet Gazetesi Cem Kılıç  - 08.09.2015

Kıdem tazminatının tavanı

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI 

Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü

 

·         1/9/2015 - 31 /12/2015 Tarihleri Arası işçilere ödenecek kıdem tazminatının yıllık tavan tutarı 3,828,37 TL'dir.

 

·         1/7/2015 - 31 /08/2015 Tarihleri Arası işçilere ödenecek kıdem tazminatının yıllık tavan tutarı 3.709,98 TL'dir.

 

·         1/1/2015 tarihinden itibaren işçilere ödenecek kıdem tazminatının yıllık tavan tutarı 3.541,37 TL'dir.

 

Vergide elektronik tebligat dönemi

Vergide elektronik tebligat dönemi, elektronik tebligat hakkında bilinmesi gerekenler

Elektronik tebligatın usullerini belirleyen 456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 27.08.2015 tarihli ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yayınlandı. Tebliğ ile yapılan düzenlemelere ilişkin açıklamalar bu sirkülerimizin konusunu oluşturmaktadır.

ELEKTRONİK TEBLİGAT UYGULAMASI

Elektronik tebligat, vergi dairelerince, vergi kanunları uyarınca tebliği gereken evrakın, Elektronik Tebligat Sistemi ile muhatapların elektronik adreslerine tebliğ edilmesidir.

Elektronik Tebligat Adresi ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından internet vergi dairesi bünyesinde oluşturulacak tebliğe elverişli elektronik ortamı ifade etmektedir.

Tebliği gereken elektronik imzalı evrak, elektronik tebligat sistemi kullanılmak suretiyle muhatabın elektronik tebligat adresine tebliğ edilebilecektir. 

ELEKTRONİK TEBLİGATA ZORUNLU TUTULAN MÜKELLEFLER

Tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecekler;
- Kurumlar vergisi mükellefleri
- Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç)
- İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler
olarak belirlenmiştir.

Kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, belirlenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi almak ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır.


Bu mükelleflerin dışında kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden kişiler de sistemden isteğe bağlı olarak yararlanabileceklerdir.

KAPSAM DIŞINDA BIRAKILAN MÜKELLEFLER


Mal müdürlüklerinin Elektronik Tebligat Sistemine teknolojik uyum çalışmaları devam etmekte olduğundan, Mal müdürlüklerinde mükellefiyeti olan mükellefler elektronik tebligat uygulaması dışında bırakılmıştır.

ELEKTRONİK TEBLİGAT ADRESİ ALINMA ZAMANI


Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, en geç 01.01.2016 tarihine kadar Tebliğ ekinde yer alan Elektronik Tebligat Talep Bildirimini, kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

01.01.2016 tarihinden sonra mükellefiyet tesis ettiren kurumlar vergisi mükellefleri ise işe başlama tarihini takip eden 15 gün içerisinde elektronik tebligat talep bildiriminde bulunmak zorundadır.

Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan gelir vergisi mükelleflerinin, en geç 01.01.2016 tarihine kadar Tebliğ ekinde yer alan Elektronik Tebligat Talep Bildirimini, İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda veya gelir vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine bizzat başvurmaları gerekmektedir.

BAŞVURUNUN YAPILMA USULU


Kurumlar vergisi mükelleflerinin Elektronik Tebligat Talep Bildirimini kağıt ortamında düzenleyerek, şirketin kanuni temsilcileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekaletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine bizzat elden teslim etmeleri gerekmektedir.

Gelir vergisi mükelleflerinden elektronik ortamda başvuru yöntemini tercih edenlerin Elektronik Tebligat Talep Bildirimini internet vergi dairesinde elektronik ortamda doldurmaları ve elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlamaları gerekmektedir.

Kâğıt ortamında başvuru yapmak isteyen gelir vergisi mükelleflerinin Elektronik Tebligat Talep Bildirimini fiziki ortamında düzenleyerek kendileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla gelir vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine bizzat elden teslim etmesi gerekmektedir.

ELEKTRONİK TEBLİGAT ADRESİNE YÖNELİK KULLANICI KODU, PAROLA VE ŞİFRENİN ALINMASI


Yapılan başvurunun değerlendirilmesi sonucu, gerekli şartları taşıyan mükelleflere internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilecektir. Bu mükellefler elektronik tebligat adresi edinmiş olacaklardır.

İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda bildirimde bulunan gelir vergisi mükelleflerine internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilmeyecek olup bu mükellefler sisteme her girişlerinde sistem tarafından kimlik doğrulaması yapılmak suretiyle elektronik tebligat sistemini kullanabileceklerdir.

ELEKTRONİK TEBLİGATIN YAPILMA USULÜ


Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tebliği gereken evrak, elektronik imza ile imzalanacak ve vergi dairesi adına Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından, tebliğ yapılacak muhatabın elektronik tebligat adresine iletilecektir.

ELEKTRONİK TEBLİGAT SİSTEMİNE ERİŞİLME USULÜ


Elektronik tebligat sistemine internet vergi dairesi üzerinden erişilecektir. İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresine sahip olan gerçek ve tüzel kişiler şifreleriyle elektronik tebligat adreslerine ulaşacaklardır.

İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi olmayan gerçek kişiler ise sisteme her girişte yapılan kimlik doğrulaması ile elektronik tebligat adreslerine erişeceklerdir.

ELEKTRONİK TEBLİGATIN YAPILMA ZAMANI


213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesi gereğince, elektronik imzalı tebliğ evrakı, muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacaktır.

Olay kayıtları, işlem zaman bilgisi eklenerek, erişilebilir şekilde arşivlerde 30 yıl süreyle saklanacaktır.

213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrak muhataplara elektronik tebligat sistemi ile tebliğ edilebileceği gibi 213 sayılı Kanunda yer verilen diğer tebligat hükümlerine göre de tebliğ edilebilecektir.

ELEKTRONİK TEBLİGAT UYGULAMASININ BAŞLANGIÇ ZAMANI

Elektronik Tebligat uygulamasına, 01.01.2016 tarihi itibariyle başlanacaktır. Ancak bu tarihten önce bildirimde bulunanlara 01.10.2015 tarihinden itibaren elektronik tebligat yapılabilecektir.

ELEKTRONİK TEBLİGAT ADRESİ ALMAYANLARA YÖNELİK CEZAİ HÜKÜMLER


Elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu olanlardan 456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle getirilen yükümlülüklere uymayanlar hakkında 213 sayılı Kanunun mükerrer 355 inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

 01.01.2015 tarihinden itibaren geçerli özel usulsüzlük cezası miktarları şöyledir:

 

ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI TUTARI (TL)

Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında

1.300,00

İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında

660,00

Yukarıda belirtilenler dışında kalanlar hakkında

330,00

 

Koray ATEŞ - Tarih: 08.09.2015
E. Öğretim Görevlisi
KGK Bağımsız Denetçi