29 Ocak 2015 Perşembe

Alt işverenlerin idari para cezalarından asıl işveren sorumlu olur mu

Alt işverenlerin idari para cezalarından asıl işveren sorumlu olur mu?

Teknolojik ve ekonomik gelişmeler, bir işverenin kendi işi dolayısıyla bir başka işverenin hizmet, uzmanlık ve becerisinden yararlanmasını zorunlu kılmaktadır.

Alt işverenlikte, genel olarak bir işverenin kendi işyeri dışında, başka bir işverene ait bir işyeri veya eklentilerinde işin bir bölümünü üstelenerek, kendisine hizmet akdi veya iş sözleşmesiyle bağlı işçilerle işi yapması söz konusu olmaktadır.

Sosyal güvenlik mevzuatında, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölümünde veya işyeri eklentilerinde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişi alt işveren olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede, sosyal güvenlikteki alt işveren tanımı iş hukukundaki alt işveren tanımından daha geniştir.

Örneğin, iş hukukunda asıl işin bir bölümündeki işlerin alt işverene yaptırılması bazı koşulların varlığına (işletmenin ve işin gereği yada teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme) tabi iken, sosyal güvenlikte böyle bir sınırlama bulunmamaktadır.

Sosyal güvenlikte, alt işverenin, asıl işverenden bir iş alması ve bu işte kendi adına işçi çalıştırması belirleyici özelliği oluşturmaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 12 nci maddesinde, “Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Bu düzenlemedeki amaç, sosyal sigorta yükümlülüklerinin etkin bir biçimde uygulanması, Kurumun (SGK) prim alacağı ile sigortalıların haklarının güvence altına alınmak istenmesidir. Birlikte sorumlulukta, borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur ve alacaklının dilediği borçluya başvurma hakkı bulunmaktadır.

Bu nedenle, asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşmede, sosyal sigorta yükümlülükleri nedeniyle tüm sorumluluğun alt işverene ait olduğu belirtilmiş olsa dahi, sözleşmenin bu maddesi, taraflar arasında bağlayıcı olmakla birlikte, SGK’ya ve sigortalılara karşı hükümsüzdür.

Asıl işverenin birlikte sorumluluğu, sosyal güvenlik mevzuatı ile işverene yüklenen bütün yükümlülükleri (örneğin; Sigortalı işe giriş bildirgesi, Aylık prim ve hizmet belgesi, Çalışılmadığına dair bildirimde bulunma, Eksik gün nedenlerinin bildirimi ve belgelendirilmesi, İş kazası ve meslek hastalığı, primlerin ödenmesi vd.) kapsamaktadır.

Ancak, asıl işverenin birlikte sorumluluğu mali ve hukuki açıdan söz konusu olup, cezai sorumlulukta ise bu kuralın uygulanması imkanı bulunmamaktadır.

Zira, ceza hukukunun evrensel ilkelerine göre, cezai sorumluluk kişiseldir. Bu nedenle, alt işverenin fiilinden dolayı oluşan idari para cezasından asıl işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.

Örneğin; Alt işverenin sigortalı işe giriş bildirgesini geç vermesinden dolayı tahakkuk edecek idari para cezasından sorumlu tutulamaz.

Ancak, SGK, ceza hukukunun evrensel ilkelerine aykırı olarak 07.06.2010 tarihinde çıkarmış olduğu 2010/71 sayılı Genelgesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) 12.06.1991 tarihli, 10-277/359 sayılı kararına dayanarak, alt işverenlerin prim borçlarının yanı sıra idwari para cezası borçlarından da asıl işverenin sorumlu tutulacağı, bu bağlamda, ödenmeyen idari para cezası borcunun tahsili için 6183 sayılı Kanunu’nun 53 üncü maddesine göre düzenlenecek ödeme emirlerinin asıl işverene ve alt işverene aynı anda (birlikte) gönderilerek icra takip işlemlerinin yapılacağı belirtmiştir.

Asıl işverenlerin idari para cezası borçlarından da asıl işverenin sorumlu tutulmasına dayanak gösterilen söz konusu YHGK kararı, doktrinde/öğretide çok sık eleştirilmektedir.

Ayrıca, söz konusu YHGK kararına rağmen, Yargıtayın kendi içindeki Hukuk Dairelerinin bu kararın aksine pek çok kararı bulunmaktadır.

Örneğin, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.06.2011 tarihli, 2011/8689 sayılı Kararında, özetle, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre alt işverenle birlikte asıl işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.” şeklinde açıklamada bulunularak, alt işverenin idari para cezası borcundan asıl işvereni sorumlu tutan Kurum (SGK) işlemini iptal etmiştir.

Sonuç olarak; asıl işveren-alt ilişkilerindeki birlikte sorumluluk kuralının, sadece mali ve hukuki yönden uygulanabileceği, cezai sorumluluğun ise kişisel olduğu, bu nedenle alt işverenin fiilinden dolayı oluşan idari para cezasından asıl işverenin sorumlu tutulmasının ceza hukukunun evrensel ilkelerine aykırılık teşkil ettiği gözönüne alınarak, alt işverenlerin idari para cezası borçlarından asıl işverenlerin de sorumlu tutulması yönündeki 2010/71 sayılı SGK Genelgesinin düzeltilmesini önermekteyiz.

Kaynak: Dünya Gazetesi - 21.01.2015

16 Ocak 2015 Cuma

Kimlik bildirim yükümlülüğüne dikkat

Kimlik bildirim yükümlülüğüne dikkat!

Kimlik bildirme yükümlülüğü, pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de uzun zamandır uygulanmaktadır.

Kimlik bildirme sistemi ile elde edilen bilgiler, kamu güvenliği ve düzenini sağlamakla görevli Devlet örgütleri için önemli olduğu kadar, kamu hizmeti yerine getiren diğer kuruluşlar (TÜİK, SGK, vd.) için de, yararlanılan değerli bir kaynak özelliğini taşımaktadır.

Bu çerçevede, yazımızda esas olarak 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu ve bu kanuna istinaden çıkarılmış olan “Kimlik Bildirme Kanunu’nun Uygulanması İle İlgili Yönetmelik” hükümleri uyarınca işyeri sorumlu işleticiler ve bu yerlerde çalışanlarla ilgili bildirim yükümlülüklerine ve kimlik bildiriminin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kullanış amacına değinilecektir.

Kimlik bildirme yükümlülüğü olan kurum ve kuruluşlar

Özel veya resmi her türlü konaklama, dinlenme, bakım ve tedavi tesislerinin, ticaret ve sanat amacı güden bütün iş yerlerinin ve öğrenci yurtlarının sorumlu işleticileri, bu işyerlerinde çalışanlar ve barınanlar, resmi dairelerin yetkili amirleri, konutlarda sürekli veya geçici olarak kalanlar, çalışanlar veya konutlarını değiştirenler kimlik bildirme mevzuatı kapsamında bulunmaktadırlar.
Kimlik bildirme mevzuatı uyarınca, her türlü ticarethane, tüccar yazıhanesi, ocak veya şantiye, fabrika ve imalathane, atölye, depo, antrepo, ardiye, mağaza ve dükkan, banka ve banker dairesi, ikraz ve istikraz müessesesi, imtiyazlı ve imtiyazsız anonim, kooperatif, limited, komandit ve kollektif şirket gibi çalışma konusu mal veya para ticareti olan özel veya kamu kuruluşları ticaret ve sanat amacı güden işyeri olarak kabul edilmektedir.

Sorumlu işleticilerin bildirimi

Otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü, her türlü özel veya resmi konaklama yerleri (yatılı okulların pansiyonları, yetiştirme yurtları ve köy odaları dahil) ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri ve dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinde devamlı olarak bir sorumlu işletici bulundurulması ve sorumlu işleticinin kimliğinin, tesis açılmadan önce, sahibi, kanuni temsilci veya kiracısı tarafından iki örnek olarak düzenlenecek olan İşletici Kimlik Bildirme Belgesi (form: 1)’ne yazılarak en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi ve sorumlu işletici değişiklik durumunun da 24 saat içinde, yeni işleticiye ait kimlik bildirme belgesi ile yetkili genel kolluk örgütüne bildirilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklere uyulmaması halinde 417 TL (2015 yılı) idari para cezası uygulanmaktadır.

Çalışanların bildirimi

Otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü, her türlü özel veya resmi konaklama yerleri (yatılı okulların pansiyonları, yetiştirme yurtları ve köy odaları dahil) ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri ve dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırılanların kimliklerinin, iki örnek olarak düzenlenecek olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi (Form:2)’ne yazılarak 24 saat içinde en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilenler dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırılanların kimliklerinin ise, yine iki örnek olarak düzenlenecek olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi İ (Form: 2)’ne yazılarak 72 saat içinde en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi gerekmektedir.

İşe başlama aşamasında genel kolluk örgütüne verilmiş olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi ‘nin (Form: 2) imzalı bir örneği işyerleri tarafından saklanacaktır.

Çalışanın işten ayrılması durumunda ise, belgenin ayrılışla ilgili bölümlerinin (ayrılış tarihi ve imza) doldurularak, belgelerin verilmesindeki sürelere (24 saat/72 saat) uyulmak suretiyle yetkili genel kolluk örgütüne tekrar bildirimde bulunulması gerekmektedir.

İşyerleri, kendilerinde kalan belge örneklerini kolluk örgütünden alacakları kısımla birlikte üç yıl süre ile saklayacaklardır.

İdari para cezası

Çalışanların işe başlayış ve ayrılışları ile ilgili yukarıda belirtilen bildirim yükümlülüklerinin süresinde yapılmaması halinde; otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü, her türlü özel veya resmi konaklama yerleri (yatılı okulların pansiyonları, yetiştirme yurtları ve köy odaları dahil) ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri ve dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerine, bildirimi yapılmayan her bir çalışan için 417 TL, bunlar dışında kalan ticaret ve sanat amacı güden işyerlerine ise, bildirimi yapılmayan her bir çalışan için 31 TL idari para cezası uygulanmaktadır.

Kimlik bildirimine göre SGK tarafından yapılan işlemler

1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’nun ek 2’nci maddesi uyarınca işyerlerinde sürekli veya geçici olarak çalışanlara ait kimlik bilgileri, genel kolluk kuvvetlerince SGK il müdürlükleri ve merkez müdürlüklerine bildirilmektedir. SGK, bu bildirimleri kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında kullanmaktadır. Bu çerçevede, genel kolluk kuvvetlerine kimlik bildirimi yapılan kişilerin işyerlerince kayıt dışı çalıştırılıp çalıştırılmadığı kontrol edilerek, sigortasız çalıştırıldığı tespit edilen kişilerle ilgili sosyal güvenlik mevzuatı yönünden işlem (işyerinin denetime alınması, sigortalılık tescili, prim tahakkuku, idari para cezası, prim teşviklerinden yasaklılık) yapılmaktadır.

Sonuç olarak, gereksiz yere idari para cezası ile karşılaşılmaması, ayrıca yapılan kimlik bildirimlerinin kayıt dışı istihdamın önlenmesi amacıyla SGK tarafından da kullanılmakta olduğu göz önünde bulundurularak, hem sorumlu işleticilerin, hem de çalışanların işe başlama ve ayrılışları ile ilgili bildirim yükümlülüklerine dikkat edilmesi gerekmektedir.

Kaynak: Dünya Gazetesi

13 Ocak 2015 Salı

Eczaneden ilaç alan ne kadar ödemeli

Eczaneden ilaç alan ne kadar ödemeli?

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan her türlü sağlık hizmetinin bedeli Sağlık Uygulama Tebliği’ne göre düzenleniyor.

Gerek emekli gerekse de aktif çalışanlardan, ister memur ister esnaf isterse de işçi tüm sigortalıların ve hak sahiplerinin sağlık hizmetleri Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümlerine göre SGK tarafından sağlanıyor. Bu hizmetler karşılığında da SUT hükümlerince eczane, hastane gibi sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlara SGK’ca fatura mukabili ödeme yapılıyor.

Bu ödemeler yapılırken hasta sigortalılar ve sigortalı yakınlarına SUT gereği bazı masraflar çıkmakta. Sizin gibi birçok okurumuz özellikle özel hastanelerde muayene olurken ödedikleri tutar ile eczanelerden ilaç alırken ödedikleri paraların ne olduğunu merak ediyor, öğrenmek istiyorlar. Gerçekten de sigortalıların bu konuda kafaları çok karışık.

Eczanelerden hastaların ilaç alırken ne kadar ödemeleri gerekiyor, ilaç katılım payı yanında ne kadar masraflar var? Bu konuları ayrıntılı olarak açıklayalım.


İlaçlara Katılım Payı Uygulanıyor

Eczanelerden ilaç alırken ortaya çıkan birinci masraf ilaç katılım payı. Katılım payı; sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler tarafından ödenecek tutarı ifade etmekte.

Ayaktan tedavilerden sağlanan ve SGK’nın ödediği ilaçlar için tüm sigortalı ve hak sahiplerinden bir katkı payı alınıyor. Bu bedel sigortalının emekli olup olmamasına göre değişiyor.

Halen çalışan sigortalılardan ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerden %20 oranında katkı payı alınmakta.

Emeklilerde ve emeklilerin bakmakla yükümlü oldukları kişilerde ise katılım payı daha düşük: % 10 oranında uygulanıyor.

Bu ise 10 TL’lik bir ilaç için çalışan sigortalıların 2 TL, emeklilerin ise 1 TL katılım payı ödemesi demek. Bu bedelin uygulanmasının temel amacı SGK bütçesini sigortalılardan alınan paralar ile desteklemek.

Bu para SGK’ya gidiyor.

Katılım payı çalışanlarca bizzat ödeniyor. Emeklilerin ise maaşlarından kesinti yapılmak suretiyle tahsil ediliyor, yani eczanelerden ilaç alırken istenilmiyor. İstisna olarak SGK’dan aldığı gelir 100 Liranın altında olan herkesin katılım payları eczanelerde tahsil edilmekte.

Yurt dışından temin edilen ilaçlar için ise; ilaçları temin eden kuruluş tarafından kişilerden, şahıslar tarafından temin edilmesi halinde SGK tarafından kişilerden, tahsil edilmekte.


Reçete Bedeli Nedir?

Bu bedelin yanında ayrıca reçete başına ayrı bir bedel daha alınmakta. Buna halk arasında “ilaç kutusu parası” da deniyor.

Her bir reçete için;
a) 3 kutuya kadar (üç kutu dâhil) temin edilen ilaçlar için 3 (üç) TL,
b) 3 kutuya ilave temin edilen her bir kutu ilaç için 1 (bir) TL,
olmak üzere katılım payı alınmakta. Bu para da SGK’ya gidiyor. Bu bedelin uygulanmasının temel amacı ilaç bağımlılığıyla mücadele etmek.

Enjektabl formlar ile serum, beslenme ürünleri ve majistraller için kutu sayısına bakılmaksızın her bir kalem 1 kutu olarak değerlendiriliyor.

Sağlık raporu ile belgelendirilmek koşuluyla “Hasta Katılım Payından Muaf İlaçlar Listesi”nde yer alan hastalıklarda ise ne katılım payı alınıyor ne de kutu/kalem hesabı yapılıyor.

Eczaneye Reçete Okuma Bedeli Ne Kadar?

Eczanelere ödenen bir başka bedel ise eczacılara ödenen meslek hakkı bedeli.

SGK ile Türk Eczacılar Birliği arasında düzenlenen protokol hükümleri gereğince eczacılar için reçete başına halk arasındaki tabirle reçete okuma bedeli olarak SGK tarafından bir tutar ödenmekte.

Bu tutar iskonto bedeli %0 olan eczaneler için, başka bir deyişle küçük eczaneler için reçete başına 75 kuruş.

Diğer tüm eczaneler için ise reçete başına 25 Kuruş.

Bu tutar önceki anlattıklarımızdan farklı olarak hastanın cebinden çıkmıyor, SGK’ca ödeniyor, eczacılara kalıyor. Başka bir deyişle bu tutar eczacının geliri oluyor. Küçük eczanelere yüksek bedel ödenerek desteklenmeleri sağlanmakta.


Muayene Katılım Bedeli de Var

Eczanelerden tahsil edilen bir başka bedel de muayene katılım payı.

Sigortalılar ve hak sahiplerinden SGK’nın karşıladığı muayene bedeli karşılığında gidilen sağlık kurumunun niteliğine göre bir katılım payı alınmakta.

Eğer hasta;

- İkinci ve üçüncü basamak resmi sağlık hizmeti sunucularında, başka bir deyişle üniversite hastaneleri, dal hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri gibi kapsamlı hastanelerde muayene olmuşsa 5 TL,

- Özel sağlık hizmet sunucularında muayene olmuşsa ise 12 TL,
Muayene katılım bedeli uygulanıyor. Ayrıca acil olmadığı halde acil servislerde olunan muayenelere de muayene katılım bedeli uygulanıyor.

Sağlık hizmeti sunucularında yapılan muayene sonucunda oluşan ve eczanelerce kişilerden tahsil edileceği belirtilen ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payları kişilerin reçete ile eczaneye ilk müracaatında kişilerden tahsil edilmekte.


Aile Hekimlerinde Katılım Payı Yok

Birinci basamak sağlık sunucularında yani aile hekimleri ve sağlık ocaklarında ise muayene katılım payı yok.

Muayene katılım payı uygulamasının temel mantığı nitelikli hastanelerde yoğunlaşmayı önlemek ve basit hastalıkların ilk basamakta tedavi edilmesini sağlamak.

Sevk zinciri uygulamasına halen geçilmediğinden araştırma ve üniversite hastaneleri gibi yüksek niteliklere sahip hastanelere gereksiz gidiş yüksek muayene katılım bedeli ile önleniyor.

Bu muayene katılım bedelleri SGK’dan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için gelir ve aylıklarından, diğer kişiler için eczanelerce kişilerden, tahsil ediliyor.

Eczaneye ilaç almaya gittiğinizde MEDULA sisteminde muayene katılım payları da görülmekte ve eczacı tarafından sizden talep edilmekte.

Bu tutar da eczacıya kalmıyor, SGK’nın kasasına gidiyor, başka bir deyişle serbest eczaneler sadece tahsile aracılık ediyor.


Eşdeğer İlaçlarda Fark İstenebiliyor

Bunun dışında son olarak eczanelerden istenen bir bedel daha var: Eşdeğer ilaç farkı.

SGK ile sözleşmeli eczaneler, reçetede yazılan ilaç SGK tarafından karşılanmıyorsa yada karşılanmasına rağmen o ilaç eczanede yoksa o ilacın ayni etken maddesine sahip SGK’ca karşılanan eşdeğer ilacı hastaya önerebiliyor.

Eşdeğer ilaçlar doktorun yazdığı ilaç ile ayni etken maddeye sahip olduğundan hastanın tedavisini olumsuz etkilemiyor.

Eğer hasta eşdeğer ilacı almaya karar verir ise bu şekilde alınan eşdeğer ilaç SGK’ca karşılanıyor.

Ancak SGK eşdeğer ilaçlar için azami bir tutar belirliyor. Başka bir deyişle hangi ilacı alırsanız alın SGK o ilaç için eczacıya fatura mukabili ancak belirli bir rakamı ödüyor.

İşte bu noktada, eşdeğer ilacın fiyatı SGK’nın ödediğinden fazla olabilmekte. Bu takdirde, eşdeğer ilaçların azami fiyatı ile kişinin talep ettiği eşdeğer ilacın fiyatı arasında oluşacak bu fark ücreti eczacılarca kişilerden talep edilebilmekte.

Bu fark ücreti ilave ücret olarak değerlendirilmiyor.

Bu bedel de eczanelerin kasasına kar olarak giren bir bedel, SGK’ya gitmemekte.

Özetlemek gerekirse, eşdeğer ilaç farkı ve reçete okuma bedeli dışında tüm diğer ödedikleriniz SGK’ya gidiyor, eczacılar bu bedellerin ödenmesinde yalnızca aracılık ediyorlar. SGK'ca ödenen 25-75 Kuruş olan reçete okuma bedeli ve eşdeğer ilaç farkı ise eczacıların geliri.

 

2 Ocak 2015 Cuma

Kıdem Tazminatının tavanı 3.541,37 TL

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI 

Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü

 

Sayı :27998389-010-06-02-[913] 

Konu : Mali ve sosyal haklar

 

GENELGE

 

Buna göre, 1/1/2015-30/6/2015 döneminde geçerli olmak üzere; 

 

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 154 üncü maddesi uyarınca aylık gösterge tablosunda yer alan rakamlar ile ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak aylık katsayısı (0,079308), memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanacak taban aylık katsayısı (1,24144), iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük ve mali sorumluluk zamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak yan ödeme katsayısı ise (0,025149) olarak belirlenmiştir.

 

5- 1/1/2015 tarihinden itibaren işçilere ödenecek kıdem tazminatının yıllık tavan tutarı 3.541,37 TL'dir.

Bu genelgeye göre:

 

KIDEM TAZMİNATI

 

 

 

 YÜRÜRLÜK TARİHİ :

01/01/2015 - 30/06/2015

 

A

 GÖSTERGE         

1500  

 

B

 EKGÖSTERGE

8000  

 

C

 TABAN AYLIK

1000  

 

D

 KIDEM AYLIĞI

500  

*25 yıllık

E

 KATSAYI

0,079308  

 

F

 TABAN KATSAYI

1,24144  

 

G

 YÜZDE

1  

 

 

 (A+B)*E

753,42600000  

MAAŞ

 

 (A+B)*E *2,0

1.506,85200000  

ÖZEL HİZMET TAZMİNATI

 

 (D*E)*G

39,65400000  

KIDEM AYLIK

 

 (C*F)*G

1.241,44000000  

TABAN AYLIK

 

 KIDEM TAZMİNATI

3.541,37