25 Mayıs 2013 Cumartesi

İhbar süresi içinde rapor alınması

İhbar süresi içinde rapor alınması



4857 sayılı İş Kanunu İhbar sürelerini madde 17 de düzenlemiştir. İlgili maddede:

“Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır.” denilmektedir.

İhbar öneline ilişkin detaylara "İhbar Tazminatı" adlı makalemizde değinildiğinden bu makalemizde ihbar süresi içinde rapor alan personelin sürece olan etkileri üzerinde durulacaktır.

İhbar süresi içinde rapor alan personelin durumu hakkında İş kanunu tam bir bilgi vermese de konuyla ilgili Yargıtay'ın vermiş olduğu birkaç karar bulunmaktadır. Yargıtay ihbar süresi içinde rapor alan personelin ihbar süresinin, rapor süresi kadar uzatılması gerektiğine karar vermiştir. Ayrıca süre uzaması dolayısıyla, personel yeni haklar elde ediyorsa bunlarında verilmesini hükme bağlamıştır. Örneğin kişinin aldığı rapor dolayısıyla ihbar süresinin uzadığı zaman diliminde toplu iş sözleşmesi gereği işçilere zam yapılsa bu kişinin de haklardan yararlanması gerekmektedir. Kişi tam bir yıllık süreyi doldurmadan ihbar öneli içinde makul süreyi aşmayacak kadar rapor alsa ve rapor süresi kadar ihbar süresi uzatıldıktan sonra 1 yıllık süreyi doldursa kişi kıdem tazminatına hak kazanacaktır.

İhbar süresi içinde yıllık ücretli izin kullanılamayacağı da iş kanununun 59. maddesinde belirtilmiştir. Bu durumda yıllık ücretli izin ya ihbar süresinden önce kullandırılmalı yada parası ödenmelidir.

İhbar süresi içinde rapor alınması halinde ihbar süresinin rapor süresi kadar uzayacağına yönelik Yargıtay kararları aşağıdadır.

1) "...Davalı işçinin 1475 sayılı İş Kanununa göre çalışma süresini dikkate alarak 8 haftalık önel vermek suretiyle hizmet akdini feshedeceğini davacı bankaya bildirmiştir. Ancak önel içinde toplam 35 gün istirahat raporu almıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki rapor hizmet akdinin eki niteliğindeki sağlık yönetmeliğine uygun değildir.

Gerçekten yönetmelik hükümlerine göre dışardan alınan hekim raporunun işyeri hekimi tarafından onaylanması gerekmektedir ki, bu işlem yerine getirilmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki önel vermek suretiyle fesih bildiriminde taraflardan hangisi bulunursa bulunsun şayet isçi istirahat raporu almış ise raporlu süreyle ihbar öneli iç içe giremez. Bu nedenle rapor süresi kadar ihbar önelinin uzatılmış olduğu kabul edilmelidir."(Yarg. 9. HD, 4.3.1999 E. 1999/2826, K. 1999/4097)

2) "...Davacı, 04.12.1990-17.03.1991 tarihleri arasında raporludur, is akdi 31.12.1990 tarihinde ihbar ve kıdem tazminatı ödenmek suretiyle feshedilmiştir.

Fesih tarihinde davacı raporlu olduğundan is akdi askıda olup bu askı süresi içinde 01.01.1991 tarihinde yürürlüğe giren TİS'nin 2. yıl zammından yararlanması gerekir. Buna rağmen mahkemenin aksine düşünce ile davanın reddine karar vermesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." (Yarg. 9. HD, 27.05.1993 E. 1992/14793, K. 1993/9275)

3) ".....Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı idare davalı işçiye 1475 sayılı iş Kanununun 13. Maddesine uygun biçimde önel vermek suretiyle hizmet sözleşmesini fesh etmiştir. Önel 16.10.1994 – 24.12.1994 tarihleri için geçerlidir. Ancak önelin bitim tarihinden önce 21.12.1994 tarihinde davacı işçi geçirdiği trafik kazası sonucu 12 gün istirahat raporu almıştır. Raporlu süre içinde önel işlemez.

Bu bakımdan raporlu sürenin önelin bitim tarihi ilave edilerek önel bitim tarihinin yeniden belirlenmesi iş hukukunun temel ilkelerindendir. Bu olgu dikkate alınarak 01.01.195 tarihinde yürürlüğe giren kıdem tazminatı tavanına göre bir değerlendirme yapılarak fark kıdem tazminatı isteğinin gerçekleşen miktara göre hüküm altına alınması gerekir." (Yarg. 9. HD, 28.04.1997 E. 1997/1439, K. 1997/7666)


KYANAK : http://www.huseyinust.com/konu-ihbar-suresi-icinde-rapor-alinmasi

 

24 Mayıs 2013 Cuma

KAMU PERSONELİ GENEL TEBLİĞİ

24 Mayıs 2013 Tarihli Resmi Gazete  Sayı: 28656 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Devlet Personel Başkanlığı)’ndan:

KAMU PERSONELİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 4)

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun uygulanmasında ortaya çıkan bazı tereddütlerin giderilmesine ve uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

I. DEVLET MEMURLUĞUNA ALINMA

1. İlk Defa Devlet Memurluğuna Alınma

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 50 nci maddesinde; "Devlet kamu hizmet ve görevlerine Devlet memuru olarak atanacakların açılacak Devlet memurluğu sınavlarına girmeleri ve sınavı kazanmaları şarttır.

Sınavların yapılmasına dair usul ve esaslar ile sınava tabi tutulmadan girilebilecek hizmet ve görevler ve bunların tabi olacağı esaslar Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir genel yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.

18/3/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek 3/5/2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin 7 nci maddesinde; "Kamu kurum ve kuruluşlarının personel ihtiyacı göz önünde bulundurularak KPSS'nin yapılacağı tarihler, DPB ve ÖSYM tarafından birlikte belirlenir. ÖSYM, KPSS tarihi, başvuru tarihi ve başvurunun ne şekilde ve nereye yapılacağını Resmî Gazete'de ve Türkiye genelinde yayınlanan en yüksek tirajlı ilk üç gazetede farklı tarihlerde ilan vermek suretiyle duyurur." hükmü, 13 üncü maddesinde; "(A) grubu kadrolarına atama için seçme yapacak kamu kurum ve kuruluşları, yürürlükteki mevzuata uygun olarak açıktan atama izni alınmış kadro ve pozisyonların sayı, sınıf, unvan ve dereceleri ile genel ve kendi mevzuatındaki koşulları ve belirlenen KPSS taban puanını, Resmî Gazete’de ve Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek ilk beş gazetenin en az birinde ilan vermek suretiyle adaylara duyurur." hükmü, 14 üncü maddesinde ise; "Adayların öncelikle bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılacak KPSS’ye girmeleri ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği bir taban puanın üzerinde KPSS puanı almış olmaları şarttır." hükmü yer almaktadır.

Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Kamu kurum ve kuruluşlarının usulüne uygun olarak açıktan atama izni alınmış ve koşulları belirlenmiş (B) grubu boş kadrolarının sınıf, unvan, derece ve sayısı ile bu kadrolar için aranacak nitelikleri kapsayan bilgiler, DPB adına ÖSYM tarafından ilan edilir." hükmü, 23 üncü maddesinde ise; "Adaylar, ÖSYM tarafından (B) grubu kadrolara; KPSS puanları, tercihleri, kadro sayıları ve koşulları göz önünde tutulmak suretiyle yerleştirilir…" hükmü bulunmaktadır.

Yukarıdaki hükümler çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur olarak istihdam edilmek isteyenlerin, öncelikle Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS)’na katılmaları ve sınav sonucuna göre aldıkları puan doğrultusunda (A) grubu kadrolar için kamu kurum ve kuruluşlarının; (B) grubu kadrolar için ise Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığının ilanlarını takip ederek, bu kamu kurum ve kuruluşlarına veya ÖSYM Başkanlığına başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

2. Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları

Engellilerin Devlet memurluğuna alınmasına ilişkin sınavlar her kurum tarafından ayrı yapılmakta iken, 657 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ile engellilerin kura veya engelli memur alımına yönelik merkezi sınava (ÖMSS) tabi tutulmaları ve bunların sonuçlarına ve tercihlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadrolara yerleştirilmeleri öngörülmüştür.

Bu çerçevede;

A) Kamu kurum ve kuruluşlarının;

a) Engelli memur yerleştirilmesi taleplerini, Nitelik-Kod Kılavuzuna göre ÖMSS veya Kura Sonucuna Göre Yerleştirme Yapılması Talep Edilen Kadrolara İlişkin Bilgi Formundaki bilgi alanlarını eksiksiz bir şekilde doldurarak ilgili yılın Ekim ayı sonuna kadar,

b) Yerleştirme işlemlerinin sonuçlanmasını müteakiben, ataması yapılanlar ile herhangi bir sebeple ataması yapılamayanlara ilişkin bilgileri, Yerleştirme Sonrası Engelli Atamalarına İlişkin Bilgi Formundaki alanların eksiksiz bir şekilde doldurarak atamaya ilişkin işlemlerin sonuçlandığı tarihten itibaren 15 gün içinde,

c) İstihdam ettikleri ve işten ayrılan engelli personele ilişkin bilgileri, İstihdam Edilen Engelli Personele İlişkin Bilgi Formundaki bilgi alanlarını eksiksiz bir şekilde doldurarak her yılın Mayıs ayının son günü itibariyle, söz konusu bilgilerde meydana gelecek değişiklikleri de aynı usulle eş zamanlı olarak işlemek suretiyle güncelleştirerek,

Web Kullanıcıları aracılığıyla on-line olarak Devlet Personel Başkanlığı (DPB)’na ait resmi internet sitesindeki DPB e-Uygulama kısmının Engelli Personel İşlemleri bölümü üzerinden yapmaları, ayrıca yerleştirme sonuçlarına ilişkin bilgileri on-line ortamda ÖSYM Başkanlığına, söz konusu bilgilerin girişi yapıldıktan sonra alınacak çıktıları ise ilgisine göre DPB’ye ve ÖSYM Başkanlığına yazı ile göndermeleri gerekmektedir.

B) Engellilerden Devlet memuru olarak istihdam edileceklerin;

a) Engellilere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik hükümlerine uygun engelli sağlık kurulu raporu almış olmaları,

b) İlköğretim mezunu olanların ÖSYM tarafından ilan edilecek tarihte kura için başvuruda bulunmaları,

c) Ortaöğretim, önlisans ve lisans mezunu olanların ÖSYM tarafından ilan edilecek tarihte başvuruda bulunmaları ve yapılacak ÖMSS’ye girmeleri,

ç) Yerleştirme işlemlerine ilişkin ÖSYM tarafından yapılacak duyuruları takip etmeleri ve bu duyuru ve kılavuzlarda yer alan şartlara uymaları,

gerekmektedir.

3. Korunmaya Muhtaç Çocukların Devlet Memurluğuna Alınmaları

2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 1 inci maddesinde; “Kamu Kurum ve Kuruluşları, reşit olana kadar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından bakılan ve korunan çocuklar için, her yılbaşındaki, hangi statüde olursa olsun, serbest kadro mevcutlarının binde biri nispetindeki kısmını ayırarak bu çocuklar arasında yapılacak giriş sınavlarında başarılı olanlar arasından atama yaparlar.

Bu maddeden yararlanmak isteyenler, 18 yaşını tamamladıkları tarihten itibaren, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü vasıtasıyla başvurmak zorundadırlar.” hükmü yer almaktadır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmış ve aynı Kanun Hükmünde Kararnamede mevzuatta adı geçen Genel Müdürlüğe yapılan atıfların Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

10/2/1995 tarihli ve 95/6542 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek 2/3/1995 tarihli ve 22218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Korunmaya Muhtaç Çocukların İşe Yerleştirilmesine İlişkin Tüzüğün 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kamu kurum ve kuruluşları her yıl, hangi statüde olursa olsun serbest kadro sayılarıyla bunun binde biri oranında alacakları korunmaya muhtaç çocuk sayısını, adaylarda aranan nitelikleri, sınav tarihini ve yerini Kuruma bildirmek ve bu kadrolara Kurumca bildirilen korunmaya muhtaç çocuklar arasında yapılacak giriş sınavlarında başarılı olanlar arasından atama yapmak zorundadır.” hükmü bulunmaktadır.

Bu çerçevede, 2828 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamına girenlerden, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilmek isteyenlerin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il müdürlüklerine başvurmaları ve söz konusu Bakanlık tarafından bildirildikleri kamu kurum ve kuruluşlarınca bu kontenjan kapsamındaki kadrolar için yapılacak sınavlarda başarılı olmaları gerekmektedir.

4. Terör Eylemleri Nedeniyle Şehit ve Malul Olanların Yakınlarının ve Çalışabilecek Durumdaki Malullerin Devlet Memurluğuna Alınmaları

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda ve bu Kanuna istinaden çıkarılmış olan 11/12/2012 tarihli ve 28494 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Terör Eylemleri Nedeniyle Şehit ve Malul Olanların Yakınlarının ve Çalışabilecek Durumdaki Malullerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İstihdamı Hakkında Yönetmelikte, mezkur Kanun ve Yönetmelik kapsamına girenlerin istihdamına ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

Bu düzenlemelerden yararlanabileceklerin kamu kurumlarına yerleştirme işlemleri İçişleri Bakanlığınca gerçekleştirilmekte olup, bu haktan yararlanmak isteyenlerin, ikamet ettikleri veya şehitlik ya da malullük olayının meydana geldiği yerin Valilik veya Kaymakamlığına başvurmaları gerekmektedir.

5. Memurluktan Çekilenlerin Yeniden Devlet Memurluğuna Alınmaları

Daha önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur olarak çalışmış olup da iki defadan fazla olmamak üzere kendi istekleriyle memuriyetten çekilen veya bu Kanun hükümlerine göre çekilmiş sayılanlardan, aynı Kanunun 92 nci maddesi uyarınca yeniden memurluğa dönmek isteyenlerin, 657 sayılı Kanunun 97 nci maddesinde belirtilen bekleme sürelerini doldurmuş olmaları halinde, atanmak istedikleri kamu kurum ve kuruluşlarına başvurmaları gerekmektedir.

Bu durumda olanların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur olarak istihdamları, durumlarına uygun boş kadro bulunması ve hizmetlerine ihtiyaç duyulması halinde, başvuracakları kamu kurum ve kuruluşlarının takdirinde bulunmaktadır.

6. Emeklilerin Yeniden Devlet Memurluğuna Alınmaları

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 93 üncü maddesinde; "T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli olanlardan (emeklilikle ilgili görevlere yeniden atanamayacaklar hariç) sınıfında yazılı nitelikleri taşımakta bulunanlar Kanunun 92 nci maddesi hükümlerine göre kurumlarda boş kadro bulunmak şartıyla yeniden memurluğa alınabilirler." hükmü yer almaktadır.

5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile de herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamlarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre adi malullük ve vazife malullüğü aylığı alanların, anılan Kanunun mülga 98 inci maddesine uygun olarak yeniden memur kadrolarına atanmaları mümkün bulunmaktadır.

Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, yeniden memurluğa dönmek isteyen emeklilerin, atanmak istedikleri kamu kurum ve kuruluşlarına başvurmaları gerekmektedir.

7. Ortak Açıklamalar

Bu Tebliğde belirtilen şekillerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur kadrolarına ataması yapılacak olanlar, bu Kanunun 48 inci maddesinde sayılan genel ve özel şartları taşımak zorundadırlar.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; Devlet memurluğuna alımla ilgili olarak Devlet Personel Başkanlığının, kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarına doğrudan atanmalarını sağlama şeklinde bir görevinin bulunmaması ve ayrıca açıktan atanılacak boş kadro için gerekli olan izin, onay gibi atama prosedürlerinin ilgili kurum veya kuruluşlarca yerine getirilecek olması sebebiyle bu Tebliğde belirtilen hallerde Devlet memurluğuna atanmak isteyen kişilerin, herhangi bir kamu kurum veya kuruluşuna ait memur kadrolarına açıktan atama izni alınması veya atanmaları amacıyla doğrudan Devlet Personel Başkanlığına yazılı veya sözlü başvuruda bulunmaları hiçbir hak ve sonuç doğurmayacağından, bu yöndeki başvurular dikkate alınmayacaktır.

II. DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI E-UYGULAMA VERİ GİRİŞLERİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2/11/2011 tarihli ve 28103 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 23 üncü maddesinde; “Başkanlık, görev alanına giren konularda gerekli gördüğü bilgi ve dokümanları kamu kurum ve kuruluşlarından istemeye yetkili, kurum ve kuruluşlar da bu bilgi ve dokümanları vermekle yükümlüdür. Kamu kurum ve kuruluşları, atama, yer değiştirme, görevde yükselme, unvan değişikliği gibi her türlü personel hareketlerini Başkanlığın belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde Başkanlığa bildirmek zorundadır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm gereğince, Devlet Personel Başkanlığının internet adresinde (www.dpb.gov.tr) DPB e-Uygulama başlığı altında oluşturulan uygulamalara ilişkin veri giriş işlemlerinin gerçekleştirilmesi hususunda kamu kurum ve kuruluşlarınca gereken özen ve hassasiyet gösterilecek ve ihtiyaç duyulduğunda Devlet Personel Başkanlığı ile koordineli hareket edilecektir.

Yukarıdaki işlemleri yapmak üzere, bugüne kadar Devlet Personel Başkanlığı Web Uygulamaları Sorumlusu belirlememiş kurumlar bu sorumluyu en kısa sürede belirleyerek http://euygulama.dpb.gov.tr/DPB_yetki/DPB_ Kullanici_Basvuru.aspx internet adresindeki bilgi alanlarını doldurmak suretiyle Devlet Personel Başkanlığına bildirecektir.

III. HAKLARINDA BAZI SUÇLARDAN CEZA SORUŞTURMASI YAPILAN VE/VEYA BU SUÇLARDAN MAHKUM OLAN DEVLET MEMURLARI HAKKINDA DİSİPLİN HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak” hükmüne yer verilmiş, 98 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise Devlet memurlarının memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi halinde memuriyetlerinin sona ereceği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunanlara Devlet memurluğundan çıkarma cezası verileceği hüküm altına alınmış, 131 inci maddesinde de, aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olmasının, disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceği, memurun Türk Ceza Kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Kamuda yolsuzlukla etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve saydamlığın artırılması, Anayasada ifadesini bulan demokratik toplum düzenini sağlamanın ve hukuk devleti ilkesini hayata geçirmenin vazgeçilmez unsurlarındandır.

Bu çerçevede, 657 sayılı Kanunun 98 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, aynı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde sayılan suçlar sebebiyle haklarında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılan ve/veya bu suçlardan mahkum olan memurlar hakkında, aynı Kanunun 127 nci maddesinde öngörülen süreler dikkate alınarak disiplin hükümlerine göre de işlem yapılması ve söz konusu suçları işledikleri tespit edilenler hakkında mezkur Kanunun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendine göre Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanması gerekmekte olup, bu doğrultuda uygulama yapmayan kurum amirlerinin disiplin hukuku yönünden sorumlulukları saklıdır.

IV. YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN MEVZUAT

28/7/2009 tarihli ve 27302 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Personeli Genel Tebliği (Devlet Memurluğuna Alınma) (Seri No: 1) yürürlükten kaldırılmıştır.

Tebliğ olunur.

 

23 Mayıs 2013 Perşembe

İşe iade davası sorunları çözülemiyor

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun işe iade davası sonucu aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmesi sürecinde İşverenlere ciddi sorunlar yaşatıyor. Daha önce de birkaç kez dile getirdiğimiz bu sorunlar maalesef bir türlü çözülemiyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu işe iade sonucu işverenlerce yapılması gereken işlemlerde işverenlere tebligat tarihini değil sigortalılara tebligat tarihini esas alarak işverenleri mağdur ediyor. Son zamanlarda işe iade davası sayıları giderek artmaktadır. İşe iade davasını kazanan işçiler kararın kesinleşmesini izleyen 10 işgünü içinde işverenlerine başvurmak zorundadırlar. Davayı kazanan işçi 10 işgünü içinde işverenine başvurarak işe başlama talebini iletmez ise davayı kazanmış olsa dahi hakkını kaybetmekte ve işverence yapılan fesih geçerli hale gelmektedir.
Mahkeme kararının kendisine tebliğ edildiği 10 işgünü içinde işverenine işe başlamak için başvuran işçinin iki durumla karşılaşması mümkündür, Ya işvereni işçiyi 1 ay içinde işe başlaması içinde davet edecek ya da işe başlatmayacağını işçiye bildirecektir.
Her iki durumda da işveren işçinin usulüne uygun kendisine işe başlamak için başvurması durumunda işçinin çalışmadığı 120 günlük döneme ait primlerini Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirmek ve bu dönemlere ait primleri Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödemek zorundadır.
SGK uygulamasında, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren (tebliğ edilen gün hariç) onuncu iş gününün içinde bulunduğu ayı takip eden ayın 23'üne kadar verilmesi ve muhteviyatı prim tutarlarının da aynı süre içinde ödenmesi istenmektedir. İşe iade kararları gereği düzenlenecek aylık prim ve hizmet belgesi için 16-370 sayılı Genelgede belirlenen süre İş Kanunu'nun ilgili hükümleri ile çelişmektedir.
İşverenlerin söz konusu 120 günlük döneme ait primleri Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirmemesi kendi iradeleri dışında oluştuğundan Kurum yerinde bir karar alarak her ne kadar süresi dışında da olsa bu bildirgeler için süresi dışında verildiği için ceza uygulamamakta ve primleri gecikme zammı ve gecikme cezası uygulamadan tahsil etmektedir.
Ancak uygulamada işin özü unutularak işverenlere haksızlık yapılmaktadır. Şöyle ki işverenlerin vermesi gereken belgelerin verilme süresi yönetmelikte davayı kazanan işçinin işverene başvurması ve işverence 1 ay içinde işe başlatma ya da başlatmama konusunda karar verilmesini izleyen 10'uncu işgününün içinde bulunduğu ayı takip eden döneme kadar verilmesi durumunda süresinde verilmiş sayılmasına rağmen tebliğde mahkeme kararının işçiye tebliğ tarihini izleyen 10'uncu işgününü takip eden döneme kadar verilmesi durumunda süresinde verilmiş sayılmıştır. Bu daraltıcı durum hukuksuz uygulamaları da beraberinde getirmiştir.
Her şeyden önce işverenlerin ellerinde olmayan bir sebeple veremedikleri belgelerin yine ellerinde olmayan sebeplerle süresinde verilmediği gerekçesi ile idari para cezası uygulanması hukukun genel ilkelerine aykırıdır.
Hiç kimse usulünce kendisine tebliğ edilmeyen bir konu ile ilgili bir işlemi yapmadığı için cezalandırılamaz. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu işverenlere tebliğ edilmeyen bir kararla ilgili işlem yapmadığı için ceza uygulamaktadır.
Örneğin 10.01.2013 tarihinde işe iade davasını kazandığını tebliğ alan bir işçinin işverenle kavgalı olması nedeni ile bizzat başvurmayarak işe başlama talebini kararın kendisine tebliğini izleyen 10'uncu işgününün içinde bulunduğu 20.01.2013 tarihinde noter ihtarnamesi ile posta aracılığıyla işverenine gönderdiğini kabul edelim. Söz konusu ihtarnamenin postada yaşanan gecikme nedeni ile 25.04.2013 tarihinde işverene ulaştığını varsayalım.
Söz konusu işe başlama tebliğini alan işverenin 1 ay içinde işçiyi işe başlatma ya da başlatmama kararı vermesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirimlerini yapması gerekmektedir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu işe başlama isteğini 25.04.2013 tarihinde tebliğ alan işverene, işçinin mahkeme kararını tebliğ aldığı 10'uncu işgününün içinde bulunduğu ayı izleyen belge verme süresi olan 23.02.2013 tarihine kadar söz konusu işçi için gerekli belgeleri vermediği için ceza uygulamaktadır.
Yani işveren işe başlama tebligatını almadan 2 ay öncesinde kuruma bildirim yapmakla zorunlu tutulmaktadır. Bu durumun mantıklı bir açıklamasını yapacak bir Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilisi varsa lütfen bana cevap versin, vereceği cevabı da bu köşeden yayınlayalım. Bu konu ile ilgili daha öncede köşemden yazı yazmama rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu düzeltme yapmadı.
Bu durumla ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yeni yönetiminin çözüm üreteceğini biliyor ve çözüm önerisini de hemen buradan veriyorum. Hatalı yazılan tebliğde küçük bir değişiklik yapılarak, "işçinin işe başlama talebinin işverene tebliğini izleyen 1 aylık süresinin içinde bulunduğu tarihi izleyen aybaşını takip eden aylık prim ve hizmet belgesi verme süresinde söz konusu belgelerin verilmesi durumunda süresinde verilmiş sayılır" ibaresi eklenerek bu sorun çözülebilir.
Lütfen bin bir zorlukla mücadele ederek istihdam yaratan işverenlerimize hukuka ve mantığa aykırı işlemlerle zulüm etmeyelim. İşverenlerimizin işlemlerini kolaylaştırmak onların daha çok istihdam yaratmasını sağlamak Sosyal Güvenlik Kurumu'nun amacı değil mi?
İşe iade nedeniyle düzenlenecek APHB'nin işçinin işverene işe iade talebinde bulunduğu tarihi izleyen 30. günü takip eden ayın 23'üne kadar verilmesi ve muhteviyatı prim tutarlarının da aynı süre içinde ödenmesi uygulaması getirilmelidir. Ayrıca işe iade davalarında da e-bildirge sistemi üzerinden geriye dönük ek bildirge verilebilmelidir. Çünkü her SGK müdürlüğü farklı işlem yapıyor.

RESUL KURT / İŞ HUKUKU VE SOSYAL GÜVENLİK

 

10 Mayıs 2013 Cuma

Çalışanların patlayıcı ortamların tehlikelerinden korunması hakkında yönetmelik.

30 Nisan 2013 Tarihli Resmi Gazete  Sayı: 28633  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

Çalışanların patlayıcı ortamların tehlikelerinden korunması hakkında yönetmelik

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, çalışanları sağlık ve güvenlik yönünden işyerlerinde oluşabilecek patlayıcı ortamların tehlikelerinden korumak için alınması gereken önlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına giren ve patlayıcı ortam oluşma ihtimali bulunan işyerlerinde uygulanır.

(2) Ancak;

a) Hastalara tıbbi tedavi uygulamak için ayrılan yerler ve tıbbi tedavi uygulanması,

b) 1/4/2011 tarihli ve 27892 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gaz Yakan Cihazlara Dair Yönetmelik (2009/142/AT) kapsamında yer alan cihazların kullanılması,

c) Patlayıcı maddelerin ve kimyasal olarak kararsız halde bulunan maddelerin üretilmesi, işlemlerden geçmesi, kullanımı, depolanması ve nakledilmesi,

ç) Sondaj yöntemiyle maden çıkarma işleri ile yeraltı ve yerüstü maden çıkarma işleri,

d) Patlayıcı ortam oluşabilecek yerlerde kullanılan her türlü taşıma aracı hariç, uluslararası antlaşmaların ilgili hükümlerinin uygulandığı kara, hava ve su yolu taşıma araçlarının kullanılması,

bu Yönetmelik kapsamı dışındadır.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik;

a) 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 uncu maddesine dayanılarak,

b) 16/12/1999 tarihli ve 1999/92/EC sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Direktifine paralel olarak,

hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Kanun: 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu,

b) Patlamadan korunma dokümanı: İşyerlerinde oluşabilecek patlayıcı ortamların tehlikelerinden çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla hazırlanan dokümanı,

c) Patlayıcı ortam: Yanıcı maddelerin gaz, buhar, sis ve tozlarının atmosferik şartlar altında hava ile oluşturduğu ve herhangi bir tutuşturucu kaynakla temasında tümüyle yanabilen karışımı,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

İşverenin Yükümlülükleri

Patlamaların önlenmesi ve patlamadan korunma

MADDE 5 – (1) İşveren, patlamaların önlenmesi ve bunlardan korunmayı sağlamak amacıyla, yapılan işlemlerin doğasına uygun olan teknik ve organizasyona yönelik önlemleri alır. Bu önlemler alınırken aşağıda belirtilen temel ilkelere ve verilen öncelik sırasına uyulur;

a) Patlayıcı ortam oluşmasını önlemek,

b) Yapılan işlemlerin doğası gereği patlayıcı ortam oluşmasının önlenmesi mümkün değilse patlayıcı ortamın tutuşmasını önlemek,

c) Çalışanların sağlık ve güvenliklerini sağlayacak şekilde patlamanın zararlı etkilerini azaltacak önlemleri almak.

(2) Birinci fıkrada belirtilen önlemler, gerektiğinde patlamanın yayılmasını önleyecek tedbirlerle birlikte alınır. Alınan bu tedbirler düzenli aralıklarla ve işyerindeki önemli değişikliklerden sonra yeniden gözden geçirilir.

Patlama riskinin değerlendirilmesi

MADDE 6 – (1) İşveren, 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğine uygun risk değerlendirmesi çalışmalarını yaparken, patlayıcı ortamdan kaynaklanan özel risklerin değerlendirmesinde aşağıdaki hususları da dikkate alır:

a) Patlayıcı ortam oluşma ihtimali ve bu ortamın kalıcılığı,

b) Statik elektrik de dâhil tutuşturucu kaynakların bulunma, aktif ve etkili hale gelme ihtimalleri,

c) İşyerinde bulunan tesis, kullanılan maddeler, prosesler ile bunların muhtemel karşılıklı etkileşimleri,

ç) Olabilecek patlama etkisinin büyüklüğü.

(2) Parlama veya patlama riski değerlendirilirken patlayıcı ortamların oluşabileceği yerlere açık olan veya açılabilen yerler de dikkate alınarak bir bütün olarak değerlendirilir.

İşyerinin güvenli hale getirilmesi

MADDE 7 – (1) Kanunun 5 inci maddesinde yer alan risklerden korunma ilkelerine ve bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen hususlara uygun olarak çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak için işveren:

a) Çalışanların ve diğer kişilerin sağlık ve güvenliği için tehlike arz eden patlayıcı ortam oluşma ihtimali olan yerlerde güvenli çalışma şartlarını sağlar.

b) Yapılan risk değerlendirmesi sonucuna göre, çalışanların sağlık ve güvenliği için tehlike arz eden patlayıcı ortam oluşma ihtimali bulunan yerlerde, çalışma süresince uygun teknik önlemleri aldırarak, bu kısımların gözetim altında tutulmasını sağlar.

Koordinasyon görevi

MADDE 8 – (1) Bir işyerinde birden fazla işverene ait çalışan bulunması durumunda, her işveren kendi kontrol alanına giren tüm hususlardan sorumlu olur.

(2) Asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde işverenlerin Kanunda ve diğer kanunlarda belirtilen sorumlulukları saklı kalmak kaydı ile asıl işveren, çalışanların sağlık ve güvenliklerine ilişkin tedbirlerin uygulanmasını koordine eder ve 10 uncu maddede belirtilen Patlamadan Korunma Dokümanında bu koordinasyonun amacı ve uygulanması için gerekli usul ve tedbirleri belirtir.

(3) Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, iş hanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde, işyerlerinin bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili koordinasyon yönetim tarafından sağlanır. Yönetim, işyerlerinde patlayıcı ortamlarla ilgili diğer işyerlerini etkileyecek tehlikeler hususunda gerekli tedbirleri almaları için işverenleri uyarır. Bu uyarılara uymayan işverenleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirir.

Patlayıcı ortam oluşabilecek yerlerin sınıflandırılması

MADDE 9 – (1) İşveren;

a) Patlayıcı ortam oluşması ihtimali olan yerleri Ek-1’de belirtildiği şekilde sınıflandırır.

b) Bu fıkranın (a) bendine göre sınıflandırılmış olan bölgelerde Ek-2 ve Ek-3’te verilen asgari gereklerin uygulanmasını sağlar.

c) Çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye atabilecek miktarda patlayıcı ortam oluşabilecek yerlerin girişine Ek-4’te verilen işaretleri yerleştirir.

Patlamadan korunma dokümanı

MADDE 10 – (1) İşveren, 6 ncı maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirirken, ikinci fıkrada belirtilen hususların yer aldığı Patlamadan Korunma Dokümanını hazırlar.

(2) Patlamadan Korunma Dokümanında;

a) Patlama riskinin belirlendiği ve değerlendirildiği hususu,

b) Bu Yönetmelikte belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için alınacak önlemler,

c) İşyerinde Ek-1’e göre sınıflandırılmış yerler,

ç) Ek-2 ve Ek-3’te verilen asgari gereklerin uygulanacağı yerler,

d) Çalışma yerleri ve uyarı cihazları da dahil olmak üzere iş ekipmanının tasarımı, işletilmesi, kontrolü ve bakımının güvenlik kurallarına uygun olarak sağlandığı,

e) İşyerinde kullanılan tüm ekipmanın 25/4/2013 tarihli ve 28628 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğine uygunluğu,

yazılı olarak yer alır.

(3) Patlamadan korunma dokümanı, işin başlamasından önce hazırlanır ve işyerinde, iş ekipmanında veya iş organizasyonunda önemli değişiklik, genişleme veya tadilat yapıldığı hallerde yeniden gözden geçirilerek güncellenir.

(4) İşveren, yürürlükteki mevzuata göre hazırladığı patlama riskini de içeren risk değerlendirmesini, dokümanları ve benzeri diğer raporları birlikte ele alabilir.

İşyerleri ve iş ekipmanları için özel gerekler

MADDE 11 – (1) Patlayıcı ortam oluşma ihtimali bulunan işyerlerinde, işverenler aşağıda belirtilen hususlara uymakla yükümlüdür:

a) Patlayıcı ortam oluşma ihtimali bulunan yerlerde 26/12/2003 tarihinden önce kullanılmak üzere üretilen veya işyerinde kullanılan iş ekipmanları Ek-2’de belirtilen asgari gerekleri karşılamak zorundadır.

b) Patlayıcı ortam oluşabilecek kısımları bulunan işyerleri bu Yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olarak kurulur.

c) Patlayıcı ortam oluşabilecek kısımları bulunan işyerlerinde herhangi bir değişiklik, eklenti veya tadilat yapıldığı hallerde, işveren bu Yönetmelik hükümlerine uyumun devam etmesini sağlar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 12 – (1) 26/12/2003 tarihli ve 25328 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Patlamadan korunma dokümanlarının geçerliliği

GEÇİCİ MADDE 1 – 26/12/2003 tarihli ve 25328 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında hazırlanan patlamadan korunma dokümanları geçerli olarak kabul edilir.

Yürürlük

MADDE 13 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

EK – 1

PATLAYICI ORTAM OLUŞABİLECEK YERLERİN SINIFLANDIRILMASI

Bu Yönetmeliğin 5, 6, 9 ve 10 uncu maddelerine göre önlem alınması gereken yerlerde aşağıda belirtilen sınıflandırma sistemi uygulanır.

1 –Patlayıcı ortam oluşabilecek yerler

Çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak için özel önlem alınmasını gerektirecek miktarda patlayıcı ortam oluşabilecek yerler, bu Yönetmeliğe göre tehlikeli kabul edilir.

Çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak için özel önlem alınmasını gerektirecek miktarda patlayıcı ortam oluşma ihtimali bulunmayan yerler bu Yönetmeliğe göre tehlikesiz kabul edilir.

Parlayıcı ve/veya yanıcı maddelerin hava ile yaptıkları karışımların, bağımsız olarak bir patlama meydana getirmeyecekleri yapılacak araştırmalarla kanıtlanmadıkça, bu maddeler patlayıcı ortam oluşturabilecek maddeler olarak kabul edilir.

2 – Tehlikeli yerlerin sınıflandırılması

Tehlikeli yerler, patlayıcı ortam oluşma sıklığı ve bu ortamın devam etme süresi esas alınarak, bölgeler halinde sınıflandırılır.

Ek-2’ye göre alınacak önlemler, yapılan bu sınıflandırmaya göre belirlenir.

Bölge 0

Gaz, buhar ve sis halindeki yanıcı maddelerin hava ile karışımından oluşan patlayıcı ortamın sürekli olarak veya uzun süreli ya da sık sık oluştuğu yerler.

Bölge 1

Gaz, buhar ve sis halindeki yanıcı maddelerin hava ile karışımından oluşan patlayıcı ortamın normal çalışma koşullarında ara sıra meydana gelme ihtimali olan yerler.

Bölge 2

Gaz, buhar ve sis halindeki yanıcı maddelerin hava ile karışarak normal çalışma koşullarında patlayıcı ortam oluşturma ihtimali olmayan yerler ya da böyle bir ihtimal olsa bile patlayıcı ortamın çok kısa bir süre için kalıcı olduğu yerler.

Bölge 20

Havada bulut halinde bulunan tutuşabilir tozların, sürekli olarak veya uzun süreli ya da sık sık patlayıcı ortam oluşturabileceği yerler.

Bölge 21

Normal çalışma şartlarında, havada bulut halinde bulunan tutuşabilir tozların ara sıra patlayıcı ortam oluşturabileceği yerler.

Bölge 22

Normal çalışma şartlarında, havada bulut halinde bulunan tutuşabilir tozların patlayıcı ortam oluşturma ihtimali bulunmayan ancak böyle bir ihtimal olsa bile bunun yalnızca çok kısa bir süre için geçerli olduğu yerler.

Not:

Tabaka, tortu veya yığın halinde tutuşabilir tozların bulunduğu yerler, patlayıcı ortam oluşturabilecek diğer bir kaynak olarak dikkate alınmalıdır.

EK – 2

ÇALIŞANLARIN SAĞLIK VE GÜVENLİKLERİNİN PATLAYICI ORTAM RİSKLERİNDEN KORUNMASI İÇİN ASGARİ GEREKLER

Bu ekte belirtilen gereklilikler aşağıdakilere uygulanır;

a) İşyerlerinin, işyeri birimlerinin, iş ekipmanları veya kullanılan maddelerin özellikleri ya da patlayıcı ortam riskine neden olabilecek faaliyetlerden kaynaklanan tehlikeler uyarınca Ek-1’e göre tehlikeli olarak tanımlanabilecek yerler.

b) Tehlikeli olarak sınıflandırılan yerlerde bulunan ekipmanın, güvenli bir şekilde çalışması için gerekli olan veya bu ekipmanların güvenli çalışmasına yardımcı olan ancak kendisi tehlikeli bölgede bulunmayan ekipmanlar.

1. Organizasyon önlemleri

1.1. Çalışanların eğitimi

İşveren, patlayıcı ortam oluşabilen yerlerde çalışanlara, patlamadan korunma konusunda yeterli ve uygun eğitimi sağlar.

1.2. Yazılı talimatlar ve çalışma izni

Patlamadan Korunma Dokümanında gerekli görülmesi halinde;

a) Tehlikeli yerlerdeki çalışma, işveren tarafından düzenlenen yazılı talimatlara uygun yapılır.

b) Gerek tehlikeli işlerin yapılmasında, gerekse başka çalışmaları etkileyerek tehlikeye neden olabilecek diğer işlerin yapılmasında, çalışma izin sistemi uygulanır.

Çalışma izni, bu konuda yetkili ve sorumlu olan bir kişi tarafından işe başlamadan önce yazılı olarak verilir.

2. Patlamadan Korunma Önlemleri

2.1. Patlama tehlikesine neden olabilecek yanıcı gazlar, buharlar, sisler veya tutuşabilir tozların isteyerek veya istemeyerek ortaya çıkması halinde, bunların güvenli bir yere uygun şekilde yönlendirilmesi veya uzaklaştırılması sağlanır, bunun yapılması pratik olarak mümkün değilse yayılmalarını önleyecek başka uygun önlemler alınır.

2.2. Eğer patlayıcı ortam birkaç çeşit parlayıcı ve/veya yanıcı gazlar, buharlar, sisler veya tozlardan oluşuyorsa, alınacak koruyucu önlem en yüksek riske uygun olur.

2.3. Özellikle, çalışanların ve çalışma ortamının statik elektrik taşıyıcısı veya üreticisi olabileceği durumlarda, bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen tutuşturma tehlikesinin önlenmesinde, statik elektrik boşalmaları da dikkate alınır. Patlayıcı ortamı tutuşturabilen statik elektrik oluşumunu önlemek için çalışanlara uygun malzemeden yapılmış kişisel koruyucu donanımlar verilir.

2.4. Tesis, ekipman, koruyucu sistemler ve bunlarla bağlantılı cihazların patlayıcı ortamda güvenle kullanılabileceğinin, Patlamadan Korunma Dokümanında belirtilmesi halinde bunlar hizmete sokulabilir. Bu kural 30/12/2006 tarihli ve 26392 sayılı Resmî Gazete’nin 4 üncü mükerrerinde yayımlanan Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemlerle İlgili Yönetmeliğe (94/9/AT) göre ekipman veya koruyucu sistem sayılmayan ancak tesiste yerleştirildikleri yerlerde kendileri bir tutuşturma tehlikesi oluşturan iş ekipmanları ve bağlantı elemanları için de geçerlidir. Bağlantı elemanlarında herhangi bir karışıklığa meydan vermemek için gerekli önlem alınır.

2.5. Patlama riskini en aza indirmek ve olası bir patlamada, patlamayı kontrol altına almak, işyerine ve iş ekipmanlarına yayılmasını en aza indirebilmek için; işyerleri, iş ekipmanları ve bunlarla bağlantılı tüm cihazların tasarımı, inşası, montajı ve yerleştirilmesi, bakım, onarım ve işletilmesinde gerekli tüm önlemler alınır. Her bakım ve onarım sonrasında tesisin, ekipmanların veya koruyucu sistemlerin Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemlerle İlgili Yönetmeliğe (94/9/AT) uygunluğunun devam edip etmediği, bağlantılarının ve montajlarının durumu kontrol edilir. İşyerlerinde patlamanın fiziksel tesirlerinden çalışanların etkilenme riskini en aza indirmek için uygun önlemler alınır.

2.6. Gereken durumlarda, patlama şartları oluşmadan önce, çalışanların sesli ve/veya görsel işaretlerle uyarılması ve ortamdan uzaklaşması sağlanır.

2.7. Patlamadan Korunma Dokümanında belirtildiği takdirde; bir tehlike durumunda çalışanların tehlikeli bölgeden anında ve güvenli bir şekilde uzaklaşabilmeleri için tahliye sistemi kurulur ve her an işler durumda bulunması sağlanır.

2.8. Patlayıcı ortam oluşabilecek bölümleri bulunan işyerlerinde; faaliyete başlanılmadan önce bütün işyerinin patlama yönünden güvenliğinin sağlandığı kanıtlanacaktır. Patlamadan korunmayı sağlamak için bütün koşullar yerine getirilir. Patlama yönünden güvenliğin sağlandığının kanıtlanması, patlamadan korunma konusunda eğitim almış ve/veya deneyimli ehil kişilerce yapılır.

2.9. Yapılan risk değerlendirmesinin gerektirmesi halinde;

a) Her hangi bir güç kesilmesinin ilave risklere neden olabileceği durumlarda, bu durumda kullanılacak ekipmanın ve güvenlik sistemlerinin, tesisin diğer kısımlarından bağımsız olarak güvenli bir şekilde çalışmasını sürdürmesi mümkün olmalıdır.

b) Otomatik proseslerde amaçlanan çalışma koşullarından her hangi bir sapma meydana geldiğinde, otomatik sistemle bağlantılı ekipmana ve koruyucu sistemlere güvenliği tehlikeye atmamak şartıyla el ile müdahale yapılabilir. Bu müdahale sadece bu işte yetkili çalışanlar tarafından yapılır.

c) Sistemin acil durdurulması halinde, biriken enerji mümkün olduğu kadar çabuk ve güvenli bir şekilde boşaltılır veya tehlike oluşturmayacak şekilde izole edilir.

EK-3

EKİPMANLARIN VE KORUYUCU SİSTEMLERİN SEÇİMİNDE UYULACAK KRİTERLER

Risk değerlendirmesine göre hazırlanan patlamadan korunma dokümanında aksi belirtilmemesi halinde patlayıcı ortam oluşabilecek tüm yerlerdeki ekipman ve koruyucu sistemler, Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemlerle İlgili Yönetmelikte (94/9/AT) belirtilen kategorilere göre seçilir.

Özellikle gazlar, buharlar, sisler ve tozlar için aşağıda belirtilen bölgelerde, karşılarında verilen kategorideki ekipman kullanılır.

Bölge 0 veya Bölge 20: Kategori 1 ekipman,

Bölge 1 veya Bölge 21: Kategori 1 veya 2 ekipman,

Bölge 2 veya Bölge 22: Kategori 1, 2 veya 3 ekipman.

Not:

Patlayıcı ortam oluşma ihtimali bulunan yerlerde 26/12/2003 tarihinden sonra üretilen veya işyerinde kullanılan iş ekipmanları Ek-2’de belirtilen asgari gerekleri ve bu ekte belirtilen kriterleri karşılamak zorundadır.

EK – 4

PATLAYICI ORTAM OLUŞABİLECEK YERLER İÇİN UYARI İŞARETİ

Patlayıcı ortam oluşabilecek yerler için uyarı işareti; üçgen şeklinde, siyah kenarlı, sarı zemin üzerine siyah yazılı ve sarı zeminin işaret alanının en az %50’ si olacak şekilde aşağıda belirtilen şekil ve renklerde olur.