11 Ocak 2013 Cuma

Sosyal Güvenlik Mahkemeleri

Sosyal Güvenlik Mahkemeleri

Uzun süredir üzerinde durduğumuz ve ısrarla takip ettiğimiz bir konu vardı. Sosyal güvenlikle ilgili uyuşmazlıklara bakmak üzere, ayrı Sosyal Güvenlik Mahkemeleri'nin kurulması yönünde. Çünkü bu güne kadar sosyal güvenlikle ilgili davaların büyük kısmına iş mahkemelerinde bakılıyordu. Nitekim biz de hizmet tespit davalarını anlattığımız önceki iki yazımızda, hizmet tespit davalarının görülmesinde görevli mahkemenin, iş mahkemeleri olduğunu belirtmiştik. Ancak bu konuda geçtiğimiz günlerde hızlı ve güzel gelişmeler yaşandı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, sosyal güvenlikle ilgili konularda görevli olmak üzere "Sosyal Güvenlik Mahkemeleri"nin kurulmasına karar verdi. Sosyal Güvenlik Mahkemeleri (SGM), ihtisas mahkemeleri olarak görev yapacak.

Hangi davalara bakacak?
SGM'ler, sosyal güvenlik alanında başta, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olmak üzere, büyük kısmı yürürlükten kalkan 506, 1479 ve 5434 sayılı kanunlara ilişkin her türlü davaya bakmakla görevli olacak. Bu davaların tarafları SGK, işçi veya işveren olabilir. Kuşkusuz SGK, bu davaların büyük kısmında davacı veya davalı olmak üzere taraf olacaktır. Daha önce iş mahkemelerinde görülüp de artık SGM'ler tarafından bakılacak davaların başında sigortalıların işveren ve SGK aleyhine açtıkları hizmet tespit davaları geliyor. SGK'nın, işkazalarında kusurlu davranışları ya da iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almamaktan dolayı işverenler aleyhine açmış oldukları rücuen tazminat davaları da bu mahkemelerin iş yükleri içinde önemli yer tutacak. İşverenler de SGK tarafından kendilerinden istenilen primlerin iptaline ilişkin davaları SGM'nde açabilecekler. 

Nerelerde kuruldu?

SGM'ler şimdilik 15 il ve 18 adliyede 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle faaliyete başladı. Ege Bölgesi'de İzmir ve Karşıyaka adliyeleri ile Denizli ve Manisa adliyeleri de SGM'lerin göreve başladığı adliyeler arasında. Örneğin İzmir Adliyesi'nde 1. İş Mahkemesi ile 9. ve 12. iş mahkemeleri bu yılbaşından itibaren SGM olarak görev yapmaya başladı. İzmir'de sosyal güvenlik hukukuna ilişkin davalar artık bu ihtisas mahkemelerinde açılmaya başlandı. Ancak bu değişim yılbaşından önce diğer mahkemelerde açılan davaların görülmesini etkilemeyecek. Önceden açılan davalar mevcut mahkemelerde görülmeye devam edecek. Yine sosyal güvenlikle ilgili davaların temyiz aşaması önceden olduğu gibi Yargıtay'ın 10. ve 21. hukuk dairelerinde gerçekleşecek. Yargıtay'da henüz bu yönde bir ayrım olmamakla birlikte, yakın gelecekte yerel mahkemelerdeki uzmanlaşmanın temyiz aşamasında da gerçekleşeceğini bekleyebiliriz.

Uzmanlaşma sağlayacak
SGM'lerin ayrı ihtisas mahkemeleri olarak faaliyete geçmeleri, yargılama süreçlerinin hızlanmasından içtihat birliğine kadar çok sayıda fayda sağlayacak. Çünkü daha önce iş mahkemelerinde görülen iş davaları ile sosyal güvenlik hukukuna ilişkin davalar, nitelikleri birbirine benzemekle birlikte çok önemli farklılıklar içeriyordu. Örneğin iş hukuku bir özel hukuk dalı olup, bu kanundan kaynaklanan davalar da tam olarak özel hukuk uyuşmazlığı olarak görülüyordu. Sosyal güvenlik hukuku da genel olarak bir özel hukuk dalı olarak kabul edilir. Fakat sosyal güvenlik hukuku bir yönüyle kamusaldır. Kamu hukukuna kayan yönleri mevcuttur. Bu nedenle sosyal güvenlik hukukuna ilişkin davaların çoğu kamu düzeninden kabul edilir. Hakim yargılama sürecinde tarafların iddialarıyla bağlı kalmaksızın önemli bazı hususları kendiliğinden araştırıp dikkate alır. Bunun en güzel örneğini hizmet tespit davaları oluşturur. Bu davaların açılması sırasında zamanaşımı süresinin geçip geçmediğine bakıldığı gibi, çoğu kez işçinin bir işyerinde sigortasız çalıştırıldığını iddia etmesi yeterli sayılmaz. İşçinin iddia ettiği işyeri ve işverenle bağlantısı olduğuna ya da çalışması konusunda ilk kanaati verecek yazılı bir belgeyi de dava dilekçesi ile birlikte ibraz etmesi gerekir. Yine sosyal güvenlik hukukunda hakların ispat araçları ve şekli daha çok sosyal güvenlik kanunlarında yer alır. Buna karşın iş hukukunda ispat külfeti işverenden başladığı gibi tamamen özel hukuk yargılama usulü kuralları geçerlidir.

Kaynak: Yeni Asır  Celal Kaplan - 11.01.2013

Hiç yorum yok: