13 Kasım 2012 Salı

Bordroda ücreti eksik gösteren patron hapse girebilir

İşverenler yanlarında çalıştırdıkları ücretliler için ödedikleri maaş üzerinden prim ve gelir stopaj vergisi ödemek zorunda.

Satılan malın alım maliyeti ve diğer masrafların yanı sıra vergi ve prim ödemeleri işverenlerin sattıkları mal veya sundukları hizmetin nihai satış bedelini doğrudan belirliyor. Acımasız piyasa şartları ise fiyat rekabetinde iddialı olmayı gerektiriyor. Bu yüzden birçok işveren maliyetlerini kısmaya çalışıyor. Bu işlemde en çok başvurulan yol çalışanlara ödenen maaşın resmi kayıt ve belgelerde düşük gösterilmesi suretiyle vergi ve primi düşük ödeme yoluna gitmek. Bize ve devlet kurumlarına bu yönde çokça şikayet ulaşıyor. Çalışanlar resmi belgelerde bu şekilde gösterilmekten zarara uğratıldıklarını düşünüyor. Bu düşüncede de haksız sayılmazlar. Çünkü işsiz kalmaları halinde ödenecek işsizlik maaşı, emeklilikte bağlanacak emeklilik maaşı ve diğer bazı sosyal hak ve güvenceler prim yatırılan maaşa göre belirleniyor. Bilindiği üzere maaşların banka üzerinden ödenme mecburiyeti bulunuyor ama çoğu işletme bu mecburiyete ya hiç uymuyor ya da kısmen uyguluyor. Resmi belgelerde gösterilen maaş ne kadar ise o tutar bankadan ödeniyor. Bu da genelde asgari ücret oluyor. Özellikle kalifiye elemanlar asgari ücret üzerinden çalışmayacağı için geriye kalan tutar çalışanlara elden ödeniyor. Çalışanların çoğu sadece aldıkları maaşla ilgilendiği için resmi belgelerde maaşlarının düşük gösterildiğinin farkına bile varmıyor. Farkına varanlar da işsiz kalmamak için durumu kabullenmek zorunda kalıyor. İşten ayrıldıklarında, kredi vs. kullanmak için bordro gerektiğinde veya emeklilik işlemleri başlatıldığında sıkıntı oluşuyor.

5510 sayılı kanun uyarınca işverenler, Sosyal Güvenlik Kurumu’na verdikleri prim belgesinde yazılı olanları doğrulayıcı nitelikte olmak üzere aylık ücret tediye/ödeme bordrosu düzenlemek zorunda. İşverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; işyerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması gerekiyor. Belirtilen unsurlardan herhangi birini ihtiva etmeyen ücret tediye bordroları geçerli sayılmıyor ve her bir geçersiz ücret tediye bordrosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanıyor. İş Kanunu uyarınca da işveren, işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorunda. Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. İşverene ücret hesap pusulasını vermediği için işveren veya işveren vekiline para cezası uygulanır. Sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde işçilerin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı bulunmaktadır. Böyle bir fesihte kıdem tazminatına hak kazanılmış olur. Yargının görüşü de bu şekildedir.

İşverenler ödedikleri ücreti SGK’ya gerçek tutar üzerinden bildirmiyorsa karşılarına yüklü bir fatura çıkabilir. Yapılacak inceleme sonucunda ücretlerin gerçek değer üzerinden düzeltilmesi sağlanır ve SGK işverene bildirimlerin yükseltildiği her ay için iki asgari ücret idari para cezası uygular. Bunun yanı sıra fark primler gecikme faizi ve zammı ile birlikte talep edilir.

resmi ücret ödemeleri işverenin lehine

Gerçek maaşın ücret bordrosunda gösterilmemesinin vergi mevzuatı açısından da birtakım sonuçları vardır. Vergi Usul Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca işverenlerin ödedikleri ücretler için her ay (ücret bordrosu) düzenlemeleri gerekiyor. Vergi mevzuatında bordrolar ispat edici vesika olarak belirlenmiştir. Bordrolar da tıpkı faturalarda olduğu gibi gerçek durumu göstermiyorsa, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olarak dikkate alınmak durumunda. Yine aynı kanun uyarınca muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer yandan çalışanlara ödenen ücretler üzerinden yapılması gereken vergi kesintileri de düşük tutar üzerinden yapılmış olduğu için vergi kaybı oluşmakta. İnceleme esnasında vergi müfettişleri gerçek maaş üzerinden yapılması gereken vergi kesintilerini hesaplayıp bunların cezaları ve faizleri ile birlikte mükelleften tahsilini isterler.

Mükellefler normalde ödedikleri ücreti sırf vergi ve primi daha az ödemek için bu yola başvuruyorlar ama böyle yaparak kurum veya Gelir Vergisi açısından giderlerini de kısmış oluyorlar. Çünkü bu maaşlar belgede gösterilen tutarlar üzerinden muhasebeleştiriliyor. Düşük gösterilen maaş, Kurumlar Vergisi açısından daha az gider anlamına geliyor. Yani mükellefler daha az gelir stopajı ve prim ödüyor ama yaklaşık o tutarda daha fazla Kurum/Gelir Vergisi ödüyor. Dolayısıyla işverenin nette bir avantajı olmadığı gibi bir de muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek ve kullanmak suçundan yargılanma riskini de almış oluyor. Vergilerin daha yüksek çıktığını gören kimi işverenler de sahte fatura kullanma yoluna gidiyor. Sahte fatura kullanmadan incelenince de cezalı tarhiyatlarla muhatap kalıyorlar. Yani olay bir sarmal haline geliyor.

 

Kaynak: Zaman Gazetesi - Ahmet Yavuz - 13.11.2012

 

Hiç yorum yok: