9 Temmuz 2012 Pazartesi

İş sağlığı ve güvenliğinde işverenin genel yükümlülükleri

İş sağlığı ve güvenliğinde işverenin genel yükümlülükleri

İşyerinde çalışanların sağlık ve güvenliklerini sağlamak, öncelikle işverenin yükümlülüğünde olup, bu sorumluluğun kapsamına giren görevleri ana başlıklar halinde sıralamıştık. İleride yeri geldikçe bunları örneklendirerek daha ayrıntılı anlatacağız. İşveren gerek işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak ve gerekse de işçilerine bu konuda eğitim vermek konusunda değişik yöntemleri tercih edebilir. Özellikle küçük şahıs işletmelerinde bizzat işverenin kendisi bu konuya doğrudan el atabilir. Fakat günümüzde işletme ölçeği ne kadar küçük de olsa, her işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi kapsamlı bir konuda kendisini geliştirmek için zaman ayırması ve dışarından yardım almaksızın bu işi tek başına yürütebilmesi hayli zor. Bu nedenle özellikle işletme ölçeği büyüdükçe, işletme içerisinde bu konuda uzmanlaşmış bir birim oluşturulabileceği gibi, dışarından uzman kişi ve kurumlardan hizmet satın alınma yoluna da gidilebilir.

İKİ ÖNEMLİ İLKE
Nitekim günümüzde bunun örnekleri gittikçe yaygınlaşıyor. İş sağlığı ve güvenliği konusunda ehil, işini ciddiye alıp, titizlikle yapan uzman kişi ve kuruluşların sayısı gittikçe artıyor. Bunun yanında maalesef özellikle işletmelerde iş güvenliği eğitim verme konusunda sözleşmeler yaptığı halde, söz konusu eğitimi fiili olarak vermeden, kağıt üzerinde vermiş gibi gösteren eğitim danışmanlık müesseleri de yok değil. Bu noktada işverenlere büyük iş düşüyor. Daha düşük fiyat verdiği için işletmenin yolunu dahi bilmeden formalite eğitimler veren bu tür kuruluşlardan kaçınmak lazım. Zaten 6331 Sayılı Kanun’un “İşverenin genel yükümlülüğü” başlıklı 4. maddesinde iş sağlığı ve iş güvenliği yükümlülükleri konusunda işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet almış olmasının işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmadığına hüküm mevcuttur. Aynı maddenin diğer iki önemli ilkesinden ilkinde, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerinin işverenin sorumluluklarını etkilemediği belirtiliyor. Bir diğer önemli kural da işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamayacağına ilişkindir. 6331 Sayılı Kanun’da bir de risklerden korunma ilkeleri sayılıyor. İlk etapta oldukça soyut ve genel nitelikteki bu ilkeler, kanunun ilerleyen bölümlerindeki maddelerle anlam kazanıyor. Örneğin risk analizi yapılması gibi…

RİSK ANALİZİ

İlkeleri kanundaki sistematiğiyle sıralayalım:
* Risklerden kaçınmak,
* Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
* Risklerle kaynağında mücadele etmek,
* İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
* Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
* Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
* Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
* Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek,
* Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

BÜTÜN GÖZE ALINMALI
Gerek yukarıdaki korunma ilkelerine ve gerekse de 6331 Sayılı Kanun’un bütününe göz attığımızda , iş sağlığı ve güvenliğine süreklilik içeren bir faaliyet olarak bakıldığını görüyoruz. Bir diğer bakış açısı farkı da artık işletmenin ya da üretim faaliyetinin belirli bölümlerinin değil, bütününün göz önüne alınmak zorunda olması. Örneğin sıkça karşılaşmışızdır, bir bina inşaatının temel kazısı sırasında, inşaat alanı koruyucu malzemelerle bir çember içerisine alınarak çalışanlar dışındaki kişilerin bu alana girişi engellenir. Bununla açılan temel çukurlarına yabancıların düşmemesi amaçlanır. Ancak hemen temel bitip duvarlar örülmeye başlandığında, bu koruyucu çember kaldırılır.
Yapılmakta olan inşaat alanı içerisine, her isteyen kolaylıkla girebilecek hale gelir. Hatta bir çok inşaatta zemin katın bitimiyle birlikte, kapı-pencere boşlukları naylonla kapatılarak işçiler için yatakhane durumuna getirilir. Oysa her yıl çok sayıda işçi, yeterli aydınlatma ve merdiven korkuluğu v.b. olmadığı için mesai sonrası saatlerde kaldıkları inşaat içerisinde düşerek ölür ya da sakat kalır.

Celal Kapan

http://www.yeniasir.com.tr

 

Hiç yorum yok: