30 Temmuz 2012 Pazartesi

Geçici iş ilişkisi

Geçici iş ilişkisi

İş Kanunu, işyerindeki işlerin görülmesi sağlanırken işçilerin haklarının korunmasını esas alan düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemeleri yasadaki esaslara uygun olarak kullanmaya özen göstermek de gereklidir. Bilindiği üzere, geçici iş ilişkisi, iki defa uzatma imkânı olsa da, esasen 6 aya kadar sürebilecek işler hakkında kullanılabilecek üç taraflı bir sözleşme metodudur. Bu sözleşme metodunu kullanan işveren, başka firmalardan geçici iş ilişkisi sözleşmesiyle temin ettiği işçileri, kendi işinde çalıştırarak, mevcut işini kendisi görmeye devam etmektedir.

Nitekim 4857 sayılı İş Kanunu'nun "geçici iş ilişkisi" başlıklı 7'nci maddesinde, "Geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır, gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir." hükmü bulunmaktadır. İnşaat projenizde alt işveren vb niteliklerle çalıştığınız firmalarla bazı personelleriniz için geçici iş ilişkisi protokolü düzenlemeniz halinde, yapılan iş aynı ise, protokolü düzenleyen taraflardan biri değişse de aynı hüküm geçerli olur. O halde, geçici iş ilişkisinin azami süresi on sekiz ayla sınırlandırılmıştır. Bu sınırlama, geçici iş görüntüsü altında sürekli işçi çalıştırılmasının engellenmesi amacını taşımaktadır. Yani aralıksız olarak, 6 ay*3 = 18 aylık bir dönem bittikten sonra, tekrar aynı sürecin işletilebilmesi için, makul bir ara vermenin gerçekleşmesi gerekmektedir. Her hak, iyi niyet kurallarına uygun olarak kullanılmalıdır. Üçüncü altı aylık uzatma dönemin sona ermesine rağmen işçinin çalışmaya devam etmesi ve ödünç alan işveren ile ödünç veren işverenin buna itiraz etmemesi durumunda, sözleşme geçici statüden çıkarak belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşür ve ödünç alan işveren, aslen "işveren" sıfatını kazanır. Geçici iş ilişkisi hükümlerine aykırı davranılan her işçi için, 2012 yılında 110.-TL idari para cezası uygulanacağı düzenlenmiştir.

Geçici iş ilişkisinde işçi, ödünç veren sürekli işverenin işçisi olmaya devam eder. Ancak işçi, geçici süreyle iş görme edimini geçici işverene karşı yerine getirmektedir. Geçici iş ilişkisinde, ücret ödemesi yükümlülüğü yine ödünç veren işverene aittir. Ancak geçici iş ilişkisi kurulan işveren de kendisinde çalıştığı süre ile sınırlı olarak ödenmeyen ücretten ve işçiyi gözetme borcu ile sosyal sigorta priminden ödünç veren işverenle birlikte sorumludur. Yasada sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak kabul edilmelidir. Prim, ikramiye, sosyal yardımlar ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsamdadır. İşçinin ödünç alan işverene karşı, iş görme, talimatlara uyma ve sadakat borcu bulunmaktadır. İşveren işçiyi gözetme yanında eşit davranma yükümlülüğü altındadır. Geçici iş ilişkisinde ödünç alan işverenin feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücretinden sorumluluğu yoktur.

 

Tahsin Sınav - 30.07.2012

Emeklilik başvurularının internetten yapılması duyurusu

4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalı ve hak sahiplerine (SSK ve Bağ-Kur'lu) 5510 sayılı Kanunda öngörülen emeklilik (tahsis) yardımlarının (sürekli iş göremezlik geliri, ölüm geliri ile yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı, yaşlılık ve ölüm toptan ödemesi ile evlenme ve cenaze ödeneği) yapılması bunların gerekli koşulları yerine getirmek ve örneği Kurumca belirlenen Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi ile Kuruma doğrudan veya posta yoluyla müracaat etmesi şartına bağlı bulunmaktadır.

4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) bentleri kapsamındaki sigortalı ve hak sahipleri tarafından kâğıt ortamında verilen Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi 25.07.2012 tarihi itibariyle artık internet ortamında da verilebilecektir.

Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesinin internet ortamında verilmesi PTT'den alınacak e-devlet şifresi ile www.turkiye.gov.tr internet adresinden sırasıyla, "Sosyal Güvenlik Kurumu", "Ortak 4A/4B/4C Hizmetler", "Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesinin Verilmesi" seçeneklerine girilmek suretiyle gerçekleştirilecek olup, sigortalı bu işlemleri tamamlayınca barkod numaralı çıktıyı internet ortamında alarak saklamalıdır..

İnternet ortamından verilen Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi gelir veya aylık bağlamaya yetkili ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğünün/merkezinin evrak servisine düşecek ve evrak servisleri ekte gösterilen evrak programı ekranının sol alt köşesinde yer alan "İnternetten Verilen Talep Belgesini Yazdır" butonu ile Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesinin dökümünü alarak zimmet işlemi yapacak ve talep belgelerini tahsis servislerine göndereceklerdir. Bu belgelere ayrıca tarih ve sayı verilmeyecektir.

Kaynak: Yeni Şafak

27 Temmuz 2012 Cuma

Yeni İSG Kanununda İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalışma sözleşmeleri

İnsan ve insan sağlığı bireylerin, toplumların ve hükümet nezdinde yönetenlerin öncelikli gündemlerinin başında gelir. Bu anlamda insanların fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam iyelik hallerinin sağlanması ve yüksek düzeyde sürdürülmesi ‘İş Sağlığı ve Güvenliği ‘ anlayışı ile önemli oranda paralellik göstermektedir.

Ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuat var olan boşluk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, "6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı" 22.06.2012 tarihinde kabul edilerek bu boşluğu önemli ölçüde giderilmiştir. Yeni İş güvenliği yasası hala hazırda yürürlükte olan iş güvenliği mevzuatında önemli değişiklikler getirmiştir.3.

Bu değişikliklerden kanaatimce en önemli olanı iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırma şartları ve idari para cezalarıdır.

26.maddenin b fıkarası; iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverene görevlendirmediği her bir kişi için beşbin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar, diğer sağlık personeli görevlendirmeyen işverene ikibinbeşyüz Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar idari para cezası öngörmüştür.

Son dönemde ik&personel ve muhasebe departmanlarında 6331 sayılı kanun ile birlikte iş güvenliği ve işyeri hekimi arayışlarında ciddi bir artış yaşanmaktadır. İşte tam bu noktada iş güvenliği ve işyeri hekimi ile 27768 sayılı iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği gereğince sözleşme devreye girmektedir. İşletmeler bu iki hizmeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından akredite edilmiş ortak sağlık ve güvenlik şirketlerinde ya da kendi bünyelerinde sigortalı olmak üzere işyeri sağlık ve güvenlik birimi şeklinde yapabilinir. Her iki durumda da çalışma süreleri 27.10.2010 tarihinde yayınlanan 27768 sayılı İş güvenliği uzmanların görev yetki ve sorumluluk ve eğitim hakkında yönetmeliğin 10. Maddesi gereğince;

İş Güvenliği Uzmanının Çalışma Süreleri;

1. İş güvenliği uzmanları, bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:

a) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; ayda en az 12 saat, buna ilave olarak işçi başına ayda en az 5 dakika.

b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; ayda en az 24 saat, buna ilave olarak işçi başına ayda en az 5 dakika.

c) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; ayda en az 36 saat, buna ilave olarak işçi başına ayda en az 10 dakika.

2. Az tehlikeli sınıfta yer alan 1000 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 1000 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilir. İşçi sayısının 1000 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı ek olarak görevlendirilir.

3. Tehlikeli sınıfta yer alan 750 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 750 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilir. İşçi sayısının 750 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı ek olarak görevlendirilir.

4. Çok tehlikeli sınıfta yer alan 500 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 500 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilir. İşçi sayısının 500 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı ek olarak görevlendirilir.

5. İş güvenliği uzmanları sözleşmede belirtilen süre kadar işyerinde hizmet sunar. Birden fazla işyeri ile kısmi süreli iş sözleşmesi yapıldığı takdirde bu işyerleri arasında yolda geçen süreler haftalık kanuni çalışma süresinden düşülür.

27.10.2010 tarihinde yayınlanan 27768 sayılı İşyeri hekimleri görev yetki ve sorumluluk ve eğitim hakkında yönetmeliğin 18. Maddesi gereğince;

İşyeri Hekimlerinin Çalışma Süreleri;

MADDE 18:
1.
İşyeri hekimleri, bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar.

a) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; sağlık gözetimi için ayda en az 10 saat, buna ilave olarak işe giriş ve periyodik muayeneleri ile eğitim için işçi başına yılda en az 20 dakika,

b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; sağlık gözetimi için ayda en az 15 saat, buna ilave olarak işe giriş ve periyodik muayeneleri ile eğitim için işçi başına yılda en az 25 dakika,

c) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; sağlık gözetimi için ayda en az 20 saat, buna ilave olarak işe giriş ve periyodik muayeneleri ile eğitim için işçi başına yılda en az 30 dakika.

2. Az tehlikeli sınıfta yer alan 1000 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 1000 işçi için tam gün çalışacak en az bir işyeri hekimi görevlendirilir. İşçi sayısının 1000 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar işyeri hekimi eklenir.

3. Tehlikeli sınıfta yer alan 750 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 750 işçi için tam gün çalışacak en az bir işyeri hekimi görevlendirilir. İşçi sayısının 750 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar işyeri hekimi eklenir.

4. Çok tehlikeli sınıfta yer alan 500 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 500 işçi için tam gün çalışacak en az bir işyeri hekimi görevlendirilir. İşçi sayısının 500 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar işyeri hekimi eklenir.

5. İşyeri hekimlerinin görevlendirilmesinde sözleşmede belirtilen süre kadar işyerinde hizmet sunulur. Birden fazla işyeri ile kısmi süreli iş sözleşmesi yapıldığı takdirde bu işyerleri arasında yolda geçen süreler haftalık kanuni çalışma süresinden düşülür.

ÖRNEK:
110 personeli bulunan Tehlikeli firmada iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalışma süreleri aşağıdaki gibi hesaplanır.

İşyeri Hekimi;

Standart:15 saat/ayda

İşçi başı:25 dakika/yılda

25*110/12*60*:4 saat/ayda

Hizmet saat:15 + 4:19 saat /ayda hizmet sözleşmesi yapılmalıdır.

İSG Uzmanı;

Standart:24 saat/ayda

İşçi başı:5 dakika/ayda

5*110/60*:9 saat/ayda

Hizmet saat:24 + 9:33 saat /ayda hizmet sözleşmesi yapılmalıdır.

İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi anlaşmalarında yöntemliğin ekinde bulunan sözleşmeler 3 nüsha halinde yapılır. Bunlardan biri bakanlığa, biri isg uzmanı veya işyeri hekimine(osgb) diğeri de işverende kalır.

Tüm bu değişiklikler ile birlikte daha önce reaktif olan iş güvenliğinde yaklaşımdan proaktif bir yaklaşıma geçilmesi iş kazaları ve meslek hastalıklarını önleme noktasında doğru bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Tarih: 27.07.2012

Bülent Öz
İK & İş Güvenliği Uzmanı
Doktora Öğrencisi

Çalınan Veya Kaybedilen Nüfus Cüzdanlar

Son yıllarda sahte veya kayıp nüfus cüzdanı ile şirket kuran kişilerin yaygınlaştığını basından veya günlük hayatımızda sık sık duymaktayız. Son yıllarda insanların ahlak erozyonuna uğraması nedeniyle insanlar başkalarının kimlikleri üzerinde kendi fotoğraflarını yapıştırmak suretiyle şirket kurma veya şirket paylarını devir alma yoluna gittiklerini sıklıkla görebilmekteyiz. Bilhassa limited şirketler yönünden bu uygulamaların sıklıkla yaşandığını ticaret sicil memurluklarında da görebilmekteyiz

Bilindiği gibi, şirket kuruluşlarında ve şirket pay devirlerinde bu işlemlerin resmi noter huzurunda yapılması zorunludur. Şirket kuruluşu sırasında bizzat mükellefin noterde bulunması gerekmekte iken kimi zamanda vekaletname yoluyla şirket kuruluşu gerçekleştirilebilmektedir.

Limited şirketlerde pay devirleri noter huzurunda pay devir sözleşmesi ve karar ile gerçekleştirildiği gibi aynı zamanda da “ortaklar pay defterine” bu pay devri ile ilgili kayıtlarında şirket merkezinde deftere düşülmesi zorunludur. Öte yandan, limited şirkette müdürler, ortakların ad ve soyadları, pay miktarları ve yapılan tediyeler, payların devir ve intikalinin yazıldığı pay defterini tutmakla yükümlüdürler.

Pay devir ile ilgili sözleşmelerin bir nüshasının noter marifeti ile mükellef şirketin bağlı olduğu vergi dairesine yollanması da ayrı bir zorunluluktur.

Nüfus cüzdanı kaybolan kişilerin nüfus cüzdanlarını kaybettikleri tarihi fark eder fark etmez hemen bir dilekçe ile bu durumu ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirmeleri ve aynı şekilde böyle bir başvurunun da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bildirilmesinde yarar görülmektedir.

Diğer yandan, Gelir İdaresi, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 13.11.2008 tarihli özelgesinde de belirtildiği gibi; nüfus cüzdanını kaybeden veya başka bir şekilde elinden çıkan kişilerin bu durumu vergi dairesine bildirmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Gerçek kişilerin nüfus cüzdanlarının kaybolması veya çalınması halinde, kaybolan bu nüfus cüzdanı ile ilgili olarak kötü niyetli kişiler tarafından vergi dairelerinin mükellefiyet tesisin önlenmesi için bilgi verilmesi istenilmektedir.

Vergi mükellefiyeti bulunan ve nüfus cüzdanını kaybeden kişilerin bağlı bulundukları vergi dairesine müracaat etmeleri ve dilekçeleri ekinde, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları ve nüfus cüzdanlarının kaybedildiğine veya çalındığına dair gazete ilanın/emniyet birimlerince düzenlenmiş belgenin aslını ibraz etmeleri halinde; GİB/Sicil işlemleri/Gerçek Kişi/Kaybedilen veya Çalınan Nüfus Cüzdanlarına İlişkin Bölüme dilekçe ile müracaatta bulunan gerçek kişinin, adı ve soyadı ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bilgi girişi yapılacaktır.

Sicil programı aracılığıyla MERNİS/Kimlik Paylaşım Sisteminden kişinin çalınan veya kaybolan nüfus cüzdan bilgileri sorgulanacak sorgu sonucu MERNİS’den gelen Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, baba adı, anne adı, doğum yeri, doğum yılı bilgileri vergi dairesince kontrol edilip onaylandıktan sonra MERNİS’den gelen bilgiler ile nüfus cüzdanlarının kaybedildiğine veya çalındığına dair gazete ilanı/emniyet birimlerince düzenlenmiş belgenin tarih ve/veya sayısının bilgi girişi yapılacaktır.

İşlemi biten dilekçe ve ekleri; mükellefin tarh dosyasında, vergi mükellefiyetini terk edenler ile vergi mükellefiyeti bulunmayanların müracaat ettiği vergi dairelerinde ise açılacak klasörlerde tarih sırasına göre saklanacaktır.

Sonuç olarak, eski şirketleri devir alıp, kullanmak isteyenlere yönelik adayların ve kimliklerinin araştırılarak gerçek alıcı veya hüviyetleri ile beraber gerçek kişi olup olmadıkları irdelenmelidir.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına verilen bir yazıda limited şirketlerde pay devri konusunda yeni bir açılım getirilmiş bulunmaktadır. Buna göre;

“Bu itibarla, limited şirket ortaklarının paylarının devri için ticaret sicilinde tescil ve ticaret gazetesinde ilan esas olmakla birlikte, tescil ve ilanın yapılmaması halinde, devre ilişkin devir sözleşmesinin ve bu pay devrinin ortaklar kurulu kararıyla uygun bulunduğunun pay defterine kaydedilmiş olması halinde de pay devredilebilmektedir.

Diğer taraftan, TTK’nun 520. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “Payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez” hükmü vergi dairesine gönderilmesi üzerine sözleşmelerin şirketin tarh dosyasına konularak kamu alacaklarının takibinde göz önünde bulundurulması ve ayrıca devrin pay devrine kaydedilip kaydedilmediğinin de araştırılması gerekmektedir.” şeklinde bir görüş verilerek limited şirketler bakımından hisse devirlerinde yeni bir bakış açısı ve açılım getirilmiştir. Böylece, limited şirketlerde pay devirlerinde “pay defterinin” de Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın "Limited şirketlerin amme borçları" başlıklı 35. maddesinde 5766 sayılı yasa ile yapılan değişikli...( KB)aranacağı ve bu deftere pay devri konusunun işlenip işlenmediği konuları da ayrıca araştırılacaktır.

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Tarih: 27.07.2012

 

 

26 Temmuz 2012 Perşembe

BEYNİ DAHA VERİMLİ ÇALIŞTIRMAK

Beyin Cerrahı Doç. Dr. Cahide Topsakal, beyni daha zinde ve verimli kılmak için neler yapılması gerektiğine dair sorularımızı yanıtladı:


Beyinlerinizi verimli çalıştırmanın yolunu biliyor musunuz? Uzmanlar beynin nasıl verimli çalıştırılacağı konusunda şu bilgileri veriyor.

1- Toplantı ve önemli işlerinizi sabah yapın. Beyin, saat 10.00'a kadar çok daha verimli çalışıyor

2- Öğlen yemekten sonra konsantrasyon düşer. 10 dakikalık öğlen uykusu, beynin tekrar çalışmasını sağlar

3- Beyin akşam saatlerinde tekrar çalışmaya başlar. Sakin bir müzikle, beynin stresini alabilirsiniz

* İnsanın zekasını, beyni mi belirliyor?
İnsan zekasını yüzde 50 genetik özellikler, yüzde 50 çevresel faktörler belirler. Çevresel faktörler genetikten daha önemlidir. Çok zeki doğup, zekası ileride de aynı seviyede kalan çok insan var. Ama sıradan bir ailenin çocuğu olarak doğup, birer dehaya dönüşen örnekler de var. Bu; eğitimle alakalı. Beynin gelişim ve eğitiminin yüzde 90'ı, altı yaşa kadarki süreçte tamamlanır. Beynin anatomik gelişimi ise 20'li yaşlara kadar sürer. Öğrenme kapasitesi ilk altı yılda çok daha ön plandadır. Çocuğa ne verilecekse, bu dönemde verilmelidir. Anaokulu eğitimi önemlidir.

ÇOK OKUYAN GEÇ BUNAR

* Beyni geliştirmek için neler yapılabilir?


Yapbozlar, çocukların beyin gelişimi için yararlıdır. İleri yaşlarda da bulmaca çözmek, bol rakamlı şifreleri ve sayıları akılda tutmak ya da ezberlemek faydalıdır . Telefon numarası ezberlemekte de fayda vardır. Basit matematik hesaplarını kafadan çözmek de önemlidir. Bunları yapamayanları n, bol bol kitap okumaları gerekir. Okuyan beyin, geç bunar. Bu egzersizler, beyinde kısa yollar oluşturur. Kısa yollar yaratmak, pratik yaşam için önemlidir. Mesela öğrenciler bir sorunun yanıtını kolay hatırlamak için cevap maddelerinin satır başlıklarına harf koyar ve ondan kelime üretir. Böyle kelimeler türetmek de, yapılması gereken bir egzersizdir. Diyelim ki; aracımı otoparkta yeşil alanda bulunan C6'ya koydum. 'Yeşil Bursa'nın Ceyhan 6'sı' diye bir kelime türetirsem, orayı unutmam zorlaşır.

07.00-10.00 ARASI ÇALIŞIN

* Beyin hangi saatte ne şekilde çalışmaktadır?


Depresyondaki beyin, gece yarısından sonra sağlıksız düşünür. İyi uyumuş ve yeterli beslenmiş bir bedenin beyni ise gerekli beyin egzersizlerini de yapmışsa; en iyi sabah saatlerinde çalışır. 07.00-10.00 arası, öğrenmeye en yatkın saatlerdir. Yemekten sonra konsantrasyon düşer ve uyku bastırır. Siesta döneminde beyin az çalışır ve hiç randıman alınmaz. Şekerlemeler, beyne iyi gelir. 10 dakikalık bir şekerleme bazen altı saatlik uykuya bedeldir. Beyin, akşam saatlerinde tekrar açılır. Ancak midenin aç olmaması gerekir. Beyin sadece şekerle beslenir. Kan şekeri düşerse, beyin çalışmaz. Sık ama az yemek, kan şekerini sabit tutmak için önemlidir.

GÜNDE ALTI ÖĞÜN YİYİN!

* Bu yüzden mi, sınavlardan önce şeker yemek önerilir?

Evet. Kan şekerini sabit ve yüksek tutmak, beynin tam kapasiteli çalışmasını sağlar. Beyin, hızlı şokları sevmez. Günde altı kez beslenmek ise en sevdiği şeydir. Zihin akşam saatlerinde açılır. Bunda çay ve kahvenin de rolü var. Gün içinde beden yorgun düştüğü için beyin de bir süre çalışmayı reddeder. Trafik stresi, gürültü ve aile problemleri beyni yorar. Bu yorgunluktan kurtulmak için kendi ilacınızı kendiniz bulun, sakin bir müzik ve biraz Polyannacılık gerekebilir. Uykudan az önce verim artar. Beyin gece verim alıyorsa, bu saatler değerlendirilmelidir .

Başkasının acısına çok üzülmeyin

Beynimizi endişeden uzak tutmalıyız. Beyin 'acaba'yı sevmez. Evrene soru işareti şeklindeki düşünceler yayarsanız, gerçekleşecek güzel olayları olumsuzlaştırabilirsi niz. Hiç kimsenin acısı ile çok fazla empati yapmamak lazım. Çok fazla empati, benzer acıların size yapışmasına yol açar. Endişeli bir beyin verimli olamaz. Hedefe kitlenin! "Kesinlikle bunu yaşayacağım "dediğiniz anda, bir beyin cerrahı olarak size garanti ediyorum ki; yapamayacağınız şey yoktur. Öte yandan başarıya alışmış bir beyni de doyurmak gerekir. Böyle bir beyin, daha çok başarı ister.

Muz, çikolata ve müzik beyni zinde tutar

* Beyni genç ve zinde tutmak için tüketilmesi gereken gıdalar var mı?

Hafif miktarda kafein yani çay, kahve ve kola tüketimi beynin daha berrak çalışmasını sağlar. Birçok insanda kahve alışkanlığı beyni açmak için gelişmiştir. Kahve içmeden uyanamayan birçok insan vardır. Ancak alışık olmayan bir kişinin, güne kahve içerek başlaması ters etki yaratabilir. Çikolata, muz, fındık, fıstık ve balık gibi birtakım gıdalar ise serotonin içerdikleri için mutluluk hormonu yayılmasını sağlar. Bu gıdaların, beyni zinde ve mutlu tutmaya yönelik bir etkileri vardır. Mutlu beyin de, tam kapasite ile çalışır.

* Beyin sağlığı için kesinlikle uzak durulması gereken şeyler var mı?

Sigara ve alkolden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Nikotin, vücudun bütün damarlarını büzeceği için beynin kanlanmasını bozar. Bu da; beyne az kan gitmesi anlamına geleceği için beyin yarı kapasite ile çalışmaya başlar. Sürekli alkol tüketenlerin beyinlerinde küçülmeler de olabilir. Kokain kullanımı da, beyni bir ceviz kadar küçültebilir.

HOBİLER EDİNMELİSİNİZ!

* Spor ve müziğin, beyin sağlığına yönelik olumlu etkileri var mı?

Kesinlikle var. Spor ve müzikle alakalı olmak, beyni besler. Bir hobi edinmek bu anlamda çok önemlidir. Örgü örmek gibi en basit hobi bile, sizin, dolayısıyla da beyninizin mutlu olmasını sağlar. Spor yapmak da beyin sağlığı için çok yararlıdır. Spor yaparken, beyinde endorfin denen bir madde salgılanır. Bu da; beyne haz duygusu verir ve gelişmesini sağlar. Spor, beyinde gençlik hormonu salgılanmasına da imkan verir. Bu da, eskiyen hücreleri yeniler.

Unutkanlığın ilacı meditasyon

* Unutkanlık, beynin çok yorulduğunun bir işareti midir?

Unutmak, hafıza yorgunluğundan kaynaklanır. Genellikle önemsenen şeyler unutulmaz. Beyin önem sayısına göre olayları çöpe atar. 40 yaşından sonra, herkeste unutkanlıklar olur. Bunu geciktirmek elimizdedir. İyi beslenerek, kan şekerini sabit tutarak, spor ve beyin jimnastiği yaparak; unutkanlığı minimumda tutabiliriz. Beyin daha erken yaşlarda fire vermeye başlasa da, yaşlanma 40'lı yaşlardan itibaren gerçekleşir. Beyni stresten uzak tutmanın yollarından biri meditasyondur.

Antidepresan yerine gün ışığı

* Mutluluk ve mutsuzluk beyni nasıl etkiler?

Beyin depresyona girdiği zaman farklı, mutlu olduğu zaman farklı çalışır. Ağır depresyon yaşayanların hafıza kaybına uğrar. Hafızanın geri gelmesi, bir-iki yılı bulabilir. Bu yüzden, depresyonları ağır seviyeye vardırmamalı. Gün içinde beynin salgıladığı hormonlar, performans kabiliyetini etkiler. Mutsuzluk, mutluluk hormonunu aşağı çeker ve depresyonu getirir. Biz de, mutluluk hormonunun yeniden salgılanması için antidepresan veririz.

PERDENİZ AÇIK OLSUN!

* Antidepresanlar beyne herhangi bir zarar verir mi?

Beyne zarar vermezler ancak beyin dışındaki başka fonksiyonları etkileyebilirler. Şişmanlık ya da cinsel isteksizlik yaratabilirler. Ancak alkol ile birlikte alınırlarsa, beyne zarar verirler. Ben depresyondaki insanlara bol bol yürüyüşe çıkmalarını öneriyorum. Ayrıca, depresyona eğilimi olanlar odalarının perdeleri kapalı olarak uyumamalı. İnsanların sabahları gün ışığı ile uyanmaları gerekir. Gün ışığı, beyinde serotonin denen mutluluk hormonunu salgılayan en önemli faktördür. Sabahları, yavaş yavaş dönen ışığı beynin algılaması gerekir. İlaç, beynin kendi ürettiği serotoninin yerini almaz.

 

 

Faik YILDIZ

İnsan Kaynakları Müdürü

Side Mare Resort & Spa Hotel  *****

Thalia Beach Resort Hotel ****

 

Ilıca Beldesi, Ilıca Mahallesi, Cumhuriye Bulvarı No : 149 Manavgat - ANTALYA

 

Telefon : 0 242 756 17 00  Faks : 0 242 756 17 06

 

www.sidemarehotels.com ..:..  www.hotelthalia.com

e-mail :  faik@inkay.net         inkay@sidemarehotels.com

 SEN DE KANSERE DUR DE! Gönüllü ol

* Lütfen bağışlarınızı Lösemili Çocuklar Vakfı'na yapınız.

Avea-Turkcell-Vodafone faturalı hatlarınızdan 3406 ya SMS gönderin. 10 YTL+2 sms ücretidir. Tüm bankalardan havale ücreti ödemeden 1 YTL bile bağışlayabilirsiniz. Unutmayın ki bağışlarınız hayat verecektir. www.losev.org.tr

P Çıktı almadan önce çevreye olan sorumluluğumuzu bir kez daha düşünelim. / Please consider the environment before printing any document.

 

İş Kazalarına karşı yeni dönemde işveren sorumlulukları

İş Kazalarına karşı yeni dönemde işveren sorumlulukları

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun çalışma yaşamına kazandırılmasıyla, bir takım tartışmalar da beraberinde geldi. Kanunda en belirgin olan konu işverenlerin, iş sağlığı uzmanı, işyeri hekimi, yardımcı sağlık personeli vb. istihdam  yükümlülüklerinin artması. Tartışmalar genelde bu alanda devam etmekte. İstihdam yükümlülüğü konusunda kafalar karışık.

Aslında çok basit bir konu kanundaki ifadesi nedeniyle bu karışıklığa sebep oldu. Evet, bütün işyerleri bu personeli istihdam edecek. Ancak büyük işletmeler bu personeli tam süreli istihdam ederken, mahalledeki lokanta, kuaför vb. altı ayda bir sadece otuz dakika bu tip personelden istifade edecek. Bu hizmeti de piyasada bulunan, Çalışma Bakanlığı'nın yetkilendireceği özel şirketlerden alacak. İşte konunun özeti bu.
Yeni dönemde, aslında göz ardı edilen ve çok tartışılmayan konular, iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili. Bu dönemde işverenlerin daha fazla sorumluluk alacak olması çok önemli. Bu nedenle bu konuların da bilinmesi ve tartışılması gerek.

İşverenler yeni dönemde kayıt tutacak, raporlar hazırlayacak
İşverenlerin, tüm iş kazaları ve meslek hastalıklarının kaydını tutmaları, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenlemeleri zorunlu hale geldi.
İş kazası ve meslek hastalıkları, artık sadece SGK`ya bildirilecek. İşyeri hekimi ve sağlık hizmeti sunucuları meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları yetkili sağlık hizmeti sunucularına sevk edecek. Yetkili sağlık hizmeti sunucuları ise kendilerine gelen iş kazası ve teşhis koydukları meslek hastalıklarını 10 gün içinde SGK`ya bildirecek. Bütün bu tedbirler İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda yer almakta. Ayrıca bu yükümlülüklere uymayan işverene ağır idari para cezaları da var.

Çalışanlar tehlike ile karşı karşıyaysa, tazminatlarını alıp işi bırakabilecek
Diğer yandan, işverenlerin kanundan doğan sorumluluklarını yerine getirme konusunda gerekli düzenlemeleri yapmamaları durumunda, çalışanların işi bırakmaya kadar gidecek kanuni hakları var. Çalışanların ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalmaları ve talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda çalışmaktan kaçınma hakkına sahip olmaları da yeni kanunla sağlandı. Ayrıca yeni kanuna göre, çalışanın, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmelerinden doğan hakları kısıtlanmayacak. Yani böyle bir durumda, çalışan, işyerinden kendisi ayrılsa dahi kıdem tazminatını alıp ayrılabilecek.

Çalışanlar yönetime katılacak
Yeni kanunda, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki sorumlulukları ve yönetimde söz sahibi olma durumları da düzenlendi. İş sağlığı ve güvenliği konularında işverene önerilerde bulunma, gerekli tedbirlerin alınmasını isteme gibi konularda işyerindeki tüm çalışanlarla işveren arasındaki iletişimi sağlamak üzere, çalışanlar arasında yapılacak seçimle veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi görevlendirilmesi hükmü getirildi. Böylece çalışanların işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili katılımı etkin hale getirilerek güçlendirildi.
Ancak bu düzenleme getirilirken, seçim esaslarının nasıl olacağı ayrıntılı düzenlenmediği için, işyerlerinde işverenle çalışanın karşı karşıya gelmesi riski de çok fazla. Bu nedenle bu konuda bir an önce bir yönetmelikle düzenleme yapma ihtiyacı var.

İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları olacak, işverenler bu kurul kararlarına uyacak
Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı tüm işyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları olacak. Bu düzenleme ile işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konuların düzenli olarak görüşüldüğü bir yapı kazandırıldı. Ayrıca, işverene, kurul tarafından alınan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kararları uygulama yükümlülüğü getirildi.

Birden fazla işveren olması durumunda ne olacak?
Yeni kanunla, aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması durumları özel olarak düzenlendi. Bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması hâlinde, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirme hükmü getirildi.
İşte işveren açısından bütün bu yükümlülükler son derece önemli. Kanun bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ağır idari para cezaları getirmekte. Yukarıda ortaya koyduğumuz yükümlülüklerin işverence yerine getirilmediği ve işyerinin bir denetim geçirdiğini düşünürsek, denetim sonucunda yaklaşık 15 - 20 bin TL civarında idari para cezası işverenlere kesilebilir.
Yeni dönemde dikkatli olmak lazım...

Kaynak: Dünya Gazetesi / 26.07.2012

25 Temmuz 2012 Çarşamba

İşçinin işyerinde 24 saatlik çalışması halinde fazla çalışma süresi

İşçinin işyerinde 24 saatlik çalışması halinde fazla çalışma süresi

İşyerinde hangi günlerde ve hangi saatler arasında çalışılacağı işveren tarafından belirlenecektir. Çalışma saatlerini ve günlerini belirleme işverenin yönetim yetkisi kapsamındadır. İşveren bu yetkisini kullanırken, iş kanunda düzenlenen çalışma saatlerine ve hafta tatili ile ilgili düzenlemelere uyacaktır.

İşveren, haftada 45 saati aşmayacak şekilde çalışma saatlerini belirleyecek, işçiye 24 saat kesintisiz hafta tatili verecektir. Haftalık çalışma saatini haftanın çalışılan günlerine günlük 11 saati, gece çalışmalarında ise günlük 7.5 saati aşmayacak biçimde dağıtacaktır. Hafta tatilinin verilmemesi halinde hafta tatili ücreti, haftalık 45 saati, günlük 11 ve gece 7.5 saati aşan çalışmalarda ise fazla çalışma ücreti ödemek zorunda kalacaktır.

Ancak, öyle nedenler vardır ki, çalışma süresini yasada belirtilen 11 saatin çok üzerine çıkarabilmektedir. Örneğin, personel yetersizliği nedeniyle güvenlik ihtiyacının 24 saat kesintisiz yapılmasının gerektirdiği özel durum gibi. 24 saatlik kesintisiz bir çalışma işçi ve işveren için de bir kısım neticeler doğuracaktır. İşçinin dinlenme ihtiyacı için uzun süreli istirahat verilmesi gerekecek, işçiye 11 saati aşan çalışmaları için haftalık çalışmaya bakılmaksızın fazla mesai ücreti ödenecektir. İş Kanunu'nda günlük çalışma süresinden yemek vs. gibi ihtiyaçlar nedeniyle mahsubu gereken ara dinlenmeler düzenlenmiştir. Kanunda 7.5 saati aşan çalışmalarda 1 saatlik ara dinlenmenin verilmesi gerektiği düzenlenmiş, ancak bu süreyi çok aşan hallerde verilecek ara dinlenme süreleri için herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Kanunda belirtilen sürelerin çok üzerindeki çalışmalar için yüksek mahkemenin verdiği kararlar uygulamaya yol gösterici niteliktedir. 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 28.10.2008 tarihli 2008/38671 E. ve 2008/29422 K. sayılı kararında; 24 saat çalışılan işyerlerinde dinlenme yemek ve diğer ihtiyaçlar için belli bir sürenin ayrılmasından sonra çalışmanın günde en fazla 14 saat sürdürülebileceğini içtihat etmiştir.
Bu kararı ile Yargıtay 24 saat çalışılan işyerlerinde fazla çalışma belirlenirken toplam 14 saatlik çalışmanın dikkate alınması gerektiği yönünde bir eğilim göstermiştir. Her ne kadar, hakkaniyete uygun olmadığını düşünsek de, Yargıtay bu kararında 24 saat kesintisiz çalışılan işlerin genel olarak ağır beden işi olmamalarından hareket etmiştir.

Kaynak: Dünya Gazetesi  / Ali Yüksel / 25.07.2012

 

Stajyerlere harçlık ödenmek zorundadır

Stajyerlere harçlık ödenmek zorundadır

Önceki yasalarda stajyer ve çıraklara asgari ücretin yüzde 30'u kadar harçlık ödenmesi gerekiyordu. Bu hükümetin çıkardığı yasayla rakamlar biraz düştü ama yine de stajyerlere harçlık verilmesi yasa gereğidir

Ali Bey, stajyer olarak çalıştığım firma bana bir ödeme yapmadı, sizden bilgi almak istiyorum.
Yahya Özbey
Yahya kardeşim, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu (md 25) gereğince, "... İşletmelerde meslek eğitimi gören örgün eğitim öğrencilerine, asgari ücretin net tutarının yirmi ve üzerinde personel çalıştıran işyerlerinde yüzde 30'undan, yirmiden az personel çalıştıran işyerlerinde yüzde 15'inden, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde 30'undan aşağı ücret ödenemez." Siz harçlığınızı ödemeyen işletmeye başvurun, ödemezse Çalışma Bakanlığı'na şikâyet edip hem harçlığınızı alırsınız hem de işletmeye ceza keserler.
Staj ancak örgün eğitim kurumlarında okuyan öğrenciler için geçerlidir. Okulları öğrenciden resmi staj yapmasını isterse, staj belgesi düzenler ve öğrenci de bu belgeyle işletmelere başvurup staj yapar. SGK primlerini de mutlaka öğrenciyi staja gönderen okul öder, sosyal güvenlik belgelerini de okul düzenler. Staj yapılan işletmenin stajyer öğrenciye staj yaptırıp, harçlık vermekten başka görevi yoktur, tabii staj sonunda staj belgesini doldurup imzalaması da gerekir. Herhangi biri "Ben filan işyerinde staj yapmak istiyorum" diyemez, işyeri de (kafasına göre) "Ben stajyer çalışan aldım" diyemez. Staj zorunluluğu olmayan okullardaki ve staj zorunluluğu olup da yasal süresinden daha çok staj yapmak isteyen öğrencilerin staj taleplerini de okulları olumlu karşılarsa kabul edebilirler. Bu işlemleri yaptırmadan işletmeler stajyer alırsa 5510 sayılı Kanun'a göre normal işçi-sigortalı sayılır, stajyer değil.

SİGORTANIZI OKUL YAPACAK
Sigortanızı ise okuduğunuz okul, SGK'ya her ay ödeyecektir. Bu sigortanız SGK'dan emeklilik için başlangıç kabul edilmez, zira emeklilik değil sağlık ve iş kazası primi ödenmektedir. Staj için işletmelerce öğrencilere verilecek harçlığın alt sınırı 142 ile 285 lira arasında değişmektedir ama işletmeler bu rakamdan fazla olmak kaydıyla diledikleri kadar harçlık ödeyebilir. Ödeyecekleri harçlıkların asgari ücrete kadar olan kısmı gelir vergisinden muaftır. Rakamın tamamı SGK primlerinden muaftır. 

Kaynak: Haber Türk  / Ali Tezel /24.07.2012

E Rapor uygulaması ve çalışılmadığına dair bildirim girişi

E-Rapor uygulaması ve çalışılmadığına dair bildirim girişi

E-ödenek programı; 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi kapsamındaki sigortalılara, SGK ile anlaşmalı özel ve resmi sağlık tesislerince düzenlenen geçici iş göremezlik belgeleri ile sağlık kurulu raporlarının işverenlere ve Kuruma elektronik ortamda gönderilmesi, iş göremezlik ödeneğinin hesaplanması ve sigortalıya ödenmesi amacıyla MOSİP sistemi aracılığı ile T.C. Ziraat Bankasına aktarılmasına dair bilgisayar programını ifade etmektedir.

E-ödenek programı 4/a ve 4/b kapsamında yer alan sigortalılar için kullanılabilecek olup, ilk aşamada yalnızca 4/a sigortalılarının rapor işlemleri için kullanılacaktır.

5510 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalılar (Bağ-Kur) için düzenlenen istirahat raporlarının elektronik ortamda Kuruma gönderilmesi uygulamasına başlanana kadar söz konusu raporlar yine manuel ortamda düzenlenip Kuruma gönderilmesi ve ödenmesi uygulamasına devam edilecektir.

E-ödenek programı ile sigortalılara tek hekim ve sağlık kurulu tarafından verilen tüm istirahat raporları Kuruma gönderilebilecektir.

Müstahak olmayan 4/a (SSK) sigortalılarının istirahat raporları E-ödenek programı üzerinden T.C. kimlik numarası ile sorgulama yapıldığında sistemde sigortalının ödeneğe müstahak olmadığı görünen sigortalıların raporları da, istatistiki bilgiler için Kuruma, sigortalının istirahatlı olduğunun bilinmesi için de işverene gönderilecektir. Ancak bu sigortalılara ödenek ödenmeyecektir.

Ödeneğe müstahak olmayan 4/a sigortalılarının istirahat raporları için işverenlerce çalışılmadığına dair bildirim girişi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Sonlanmamış raporu bulunan sigortalıya yeni rapor düzenlenebilecektir. Raporu sonlanmadan sağlık tesisine giden sigortalıya, mevcut raporu devam etse dahi aynı veya farklı bir hekimce yeni rapor verilebilecektir. Bu durumda, sigortalının sağlık hizmet sunucusuna başvurduğu tarihte yeni rapor verilmesine karar verilmesi halinde önceki rapor sistem tarafından bir gün önceki tarih itibariyle sonlandırılmış olacaktır.

Kontrollü raporu bulunan ve kontrol tarihinden sonra sağlık hizmet sunucusuna başvuran sigortalı için, İstirahatın kontrol tarihi geçmiş olsa dahi, “mevcut rapor” linkinden sigortalının daha önce verilmiş olan raporu ekrana getirilir ve daha önce verilmiş olan kontrollü rapor, kontrol tarihi itibariyle hekim tarafından hastanın durumuna göre, “çalışır”a çevrilerek sonlandırılabilir. Veya yeni bir rapor öngörülecekse, eski kontrol tarihinden başlamak üzere (raporun bittiği tarihten sonraki gün kontrol tarihi kabul edilecektir.) ikinci bir rapor verilebilir.

Kontrollü raporu bulunan sigortalı, kontrol tarihinde hekime gitmeyip çalışmaya başlarsa raporu “çalışır”a çevrilmeyip açık kaldığı için ödeneği ödenmeyecektir. Ödenmiş ise geri alınacaktır.

Hastane tarafından emzirme ödeneğine esas olmak üzere verilen bir doğum raporu, sigortalının aynı döneme ait başka bir raporunu kesemez.

Söz konusu rapor, istirahat raporu niteliğinde değildir. Bu nedenle alınacak başka bir istirahat raporuna engel oluşturmaz.

Programın işveren tarafında, istirahat raporları sağlık hizmet sunucusu başhekimi tarafından onaylandığı zaman elektronik ortamda işverene ait çalışılmadığına dair bildirim ekranında görüntülenebilecektir.

E-ödenek programı uygulamaya açılmadan önce, sağlık hizmet sunucuları tarafından kâğıt ortamında düzenlenen raporların bir nüshası sigortalıya verildiği gibi, bir nüshası da düzenlendiği tarihten itibaren 3 iş günü içerisinde Kuruma gönderilecektir.

Programın devreye girmesiyle birlikte, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmet sunucularınca elektronik ortamda düzenlenen raporlar aynı gün veya en geç 3 iş günü içerisinde başhekim tarafından onaylanarak Kuruma ve işverene gönderilecektir.

Elektronik ortamda düzenlenerek Kuruma ve işverene gönderilen raporların ayrıca kâğıt ortamında düzenlenerek Kuruma gönderilmesine gerek yoktur. Ancak hastane tarafından E-Ödenek programında meydana gelen teknik sıkıntılar nedeniyle elektronik ortamda rapor düzenlenememesi veya Kuruma ve işverene gönderilememesi halinde raporlar eskiden olduğu gibi kâğıt ortamında düzenlenerek Kuruma gönderilmeye ve Kurum tarafından da ödenmeye devam edilecektir.

Çalışılmadığına dair bildirim ekranına düşen raporlara işveren raporların sağlık hizmet sunucusu başhekimi tarafından onaylanıp elektronik ortamda işverene ait çalışılmadığına dair bildirim ekranında görüntülenmesi aynı zamanda tebligat niteliği taşıdığından, kendisine sigortalının istirahat raporu ulaşan işveren, istirahatın bittiği tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde çalışılmadığına dair bildirim girişini yapmak durumundadır.

Ayrıca çalışılmadığına dair bildirimin süresinde yapılması için Kurum tarafından işverenlere e-posta gönderilecektir. E-posta gönderilebilmesi için işverenlerin e-posta adreslerini Kuruma bildirmeleri gerekmektedir. İşverenlerin e-posta adreslerini Kuruma ulaştırmaları hakkında Kurum tarafından bildirilecek tarihe kadar 2011/50 sayılı Genelgenin çalışılmadığına dair bildirimle ilgili hükümleri doğrultusunda Kurum modülünde onaysız işlemler listesinde yer alan sigortalıların çalıştığı işverenlere kâğıt ortamında tebligat gönderilmeye devam edilecektir. Kâğıt ortamında Tebligat gönderilmeden İdari Para Cezası uygulanmayacaktır.

İşverenin çalışılmadığına dair bildirim girişini yapmaması halinde gönderilen yazılı Tebligata rağmen tebliğin tebellüğünü takip eden 5 iş günü içinde bildirim girişini yapmayan işverene Kanunun 102 nci maddesinin (i) bendi gereği idari para cezası uygulanacaktır.

E-ödenek Programı menülerinde sağlık hizmet sunucusu hekimleri tarafından aşağıdaki işlemler yapılabilmektedir.

1- Tek hekimin birinci 10 güne kadar vereceği istirahat raporlarında sigortalının iyileştiğine ve artık çalışabileceğine; ya da rapor sonu itibariyle sigortalının hala iyileşmediğine ve yine 10 güne kadar belirlenecek kontrol süresinde istirahatının devam edeceğine,

2- Kontrollü raporlarda kontrol süresi sonunda istirahatın son bulacağına ve sigortalının çalışmaya başlayabileceğine; ya da ikinci bir kontrol süresi öngörülmesi gerektiğine veyahut da sigortalının sağlık kuruluna sevk edilmesine,

3- Sağlık Kurulu tarafından sigortalılara en fazla altı aya kadar rapor verilebilir.

Altıncı aydan sonra hastalığın durumuna göre, rapor süresi sonunda istirahatın son bulacağına ve sigortalının çalışmaya başlayabileceğine; ya da sigortalının maluliyete sevk edilmesi gerektiğine veyahut da tedaviye devam edilmesi halinde maluliyet halinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği gerekçesiyle raporunun devam etmesi gerektiğine karar verilmesi mümkün bulunmaktadır.

İşveren tarafından bildirim girişi yapılmamış Onaysız listeler, ünitelerin elektronik ortamda işverene çalışmadığına dair bildirim yapması için tebligat gönderilmesi gereken raporlara ait listelerdir. Tebligat, ilgili personeller tarafından elektronik ortamda oluşturulup kâğıt ortamında işverene gönderilecektir. İşverenin, tebellüğ tarihinden itibaren 5 (beş) iş günü içerisinde bildirim girişini yapması gerekmekte; aksi halde işverene Kurumca idari para cezası ile ilgili süreç başlatılacaktır.

Sağlık hizmet sunucusu başhekimi tarafından onaylanan ve elektronik ortamda işverene gönderilen raporlar, işverene ait çalışılmadığına dair bildirim ekranında görülebilmektedir.

Söz konusu raporlar, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 39 uncu maddesinin yedinci fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca aynı zamanda tebligat niteliği de taşımaktadır. Bu nedenle kendisine sigortalının istirahat raporu ulaşan işverenin, istirahatın bittiği tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde çalışılmadığına dair bildirim girişini yapması gerekmektedir.

Mehmet Fatih GELERİ

İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı

24 Temmuz 2012 Salı

Yeni Kıdem tazminatında merak edilen 10 soru

Kıdem tazminatında merak edilen 10 soru

Perşembe günü, tüm Türkiye’nin ilk defa bu köşeden ayrıntılarını öğrendiği yeni kıdem tazminatına ilişkin okurlarımızdan çok sayıda soru geldi. İşte 10 soruda kıdem tazminatı sisteminin merak edilenleri;

Soru 1: Kıdem tazminatı kalkıyor mu?

Hayır, kıdem tazminatı kalkmıyor. Yeni taslakta kıdem tazminatının ödenme şekli değiştiriliyor. Eskiden işverenler kıdem tazminatı öderken, yeni dönemde bireysel kıdem hesabı açılmış olan 4632 sayılı Kanuna göre kurulan ve kıdem tazminatı konusunda ruhsat verilen emeklilik şirketi tarafından, yazılı olarak başvurulduktan sonra hak kazanılan tutar başvurunun şirkete ulaştığı tarihten itibaren on beş iş günü içinde ödenecek.

Soru 2: Kıdem tazminatı hangi tutar üzerinden kesilecek?

SGK’ya verilen Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’nde işçinin prime esas aylık brüt kazancının yüzde dördü üzerinden kıdem primi olarak kesilecek. Kıdem prim tahakkukları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçi ve işveren bilgileriyle birlikte Emeklilik Gözetim Merkezi’ne bildirilecek. İşverenler kıdem primini ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar Emeklilik Gözetim Merkezi adına açılan hesaba yatıracak. Bu hesaplardaki tutarlar Emeklilik Gözetim Merkezi aracılığıyla işveren tarafından seçilecek şirkete aktarılacak. İlgili aya ilişkin olarak işveren tarafından hesaba eksik tutar yatırılması halinde, eksik yatırılan tutar işçilerin brüt ücretleri ile orantılı olarak dağıtılacak.

Soru 3: Kıdem tazminatını kim ödeyecek? İşçinin ücretinden kesinti olacak mı?

Kıdem tazminatını işveren ödeyecek. İşverenler, prim yükümlülükleri nedeniyle işçilerin ücretlerinden herhangi bir indirim veya kesinti yapamayacak.

Soru 4: Kıdem tazminatının yatırılacağı şirketi kim seçecek? Kıdem tazminatı nerelerde değerlendirilecek?

Kıdem primlerinin yatırılacağı şirketin seçimi işveren, bu primlerin değerlendirileceği fonların seçimi işçi tarafından yapılacak. İşveren, kıdem tazminatı sözleşmesinin yürürlük tarihinden itibaren en az bir yıl geçmiş olması durumunda işçileri adına açılan bireysel kıdem hesabındaki birikimlerin başka bir şirkete aktarılmasını talep edebilecek. Bireysel kıdem hesabındaki birikimlerin hangi yatırım aracı vasıtasıyla değerlendirileceğine işçi karar verecek. İşçinin, bu yönde bir tercih beyan etmemesi halinde söz konusu birikimler, asgari yüzde kırk oranında Hazine Müsteşarlığı’nca ihraç edilen kamu borçlanma araçlarını veya kira sertifikalarını içeren bir fonda değerlendirilecek.

Soru 5: İşçi, iş değiştirdiğinde kıdem tazminatı hesabı değişecek mi? Birden fazla işyerinde Çalışanların kıdem tazminatı nereye yatacak?

İşçi, iş değiştirmesi halinde bireysel kıdem hesaplarının birleştirilmesini talep edebilir. Şirket, usulüne uygun olarak yapılan talebin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç on iş günü içinde birleştirme işlemini tamamlanacak. İşçinin aynı anda farklı işverenler yanında çalışması halinde, işçinin kıdem primleri ve bunlara ilişkin getirileri her çalışma için ayrı bireysel hesaplarda takip edilecek.

Soru 6: Eski haklar ne olacak?

İşçinin eski hakları kaybolmayacak. eski haklar yine eski koşullara göre ödenebilecek. Ancak, çalışanların işverenleri ile yapacakları sözleşmelerle eski haklar bireysel kıdem hesabına dâhil edilebilecek. Bu durumda işçinin bireysel kıdem hesabına dâhil olmadan önceki hizmet süresi bireysel kıdem hesabında prim ödeme gün sayılarının hesabında dikkate alınacak.

Soru 7: İstifa edenler de kıdem tazminatından yararlanacak mı?

Yeni sistemde her ay SGK prim belgeleri ile kıdem primi de bildirileceğinden dolayı, istifa edenler de kıdem tazminatından yararlanabilecek. Bugüne kadar doğum, istifa, tayin, sınav kazanma, memurluğa girme gibi nedenlerle işten ayrılanlar hak kaybına uğruyordu. Artık kıdem tazminatı hakkından her çalışan yararlanacak.

Soru 8: Kıdem tazminatından yararlanmak için bir yılı doldurmak gerekecek mi?

Mevcut yasada kıdem tazminatını almak için en az 1 yılı doldurma şartı aranıyor.Yeni yasa yürürlüğe girerse, işçi bir gün dahi çalışsa buna ilişkin kıdem tazminatı hakkı olacak.

Soru 9: Kıdem tazminatı almanın koşulları değişiyor mu?

Kıdem tazminatının ödenme koşulları da değişiyor. Bireysel kıdem hesabından para çekme hakkını ilk kez kullanabilmek için, on beş yıl sigortalılık süresini ve 3600 prim ödeme gün sayısını doldurmak gerekecek. Ayrıca konut alırken de kıdem tazminatı çekilebilecek. Yine emeklilik ve malullük aylığı bağlanması yada ölüm halinde de ödenecek. Beş yıl boyunca bireysel kıdem hesabına kıdem primi tahakkuk ettirilmemesi halinde de kıdem tazminatı çekilebilecek.

Soru 10: Kıdem tazminatında zaman aşımı olacak mı?

Kıdem tazminatı tutarının tamamının çekilmesine hak kazanıldığı tarihten itibaren on yıl içinde şirkete başvurarak kıdem tazminatının ödenmesini talep etmeyen işçi veya kanuni mirasçılarının hakkı zamanaşımına uğrayacak. Zamanaşımına uğramış tutar Şirket tarafından on beş işgünü içinde Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına aktarılacak.

Resul KURT

 

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Doğum her şartta bedava demiştik, yargıyla haklı çıktık

 

Doğum her şartta bedava demiştik, yargıyla haklı çıktık

Bu köşeden "5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince, hamilelik ve doğumla ilgili tüm muayene ve tahliller ile doğum bedavadır. Ne SGK 'Primi ödemediniz' diye size baktırmayabilir ne de hastaneler sizden para isteyebilir" demiştik. Bu yazımıza önce SGK "Doğru değil; biz SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) ile primlerini ödemeyenlere baktırmayız, hastaneler de ilave para alabilir" demişti. Şimdi ise Antalya 2. İş Mahkemesi konuyu karara bağladı ve Yargıtay da onadı. 
SGK, Bağ-Kur'lu olanlardan prim borcu (60 günden çok) olanların ne kendilerine ne de eş ve çocuklarına sağlık yardımı vermediği halde hamilelik ve doğum sağlık yardımlarını da vermemektedir. Ancak, bu köşeden yazdığımız üzere hamilelik ve doğum için herhangi bir ön şart yoktur. Antalya'dan bir okurumuz, Bağ-Kur'lu olup eşini doğum yapması için bir hastaneye kaldırıyor ve SGK "Prim borcunuz var" diyerek kadının doğum masraflarını ödemeyip "Cebinizden ödeyin" diyor. Okurumuz parasını ödüyor ve yazımızdan yola çıkarak SGK'yı dava ediyor.

MAHKEME: SGK DOĞUM PARASINI ÖDEMELİDİR

Davaya bakan Antalya 2. İş Mahkemesi gerçekten yasaya uyan SGK'nın yayınladığı SUT'u yok sayan bir karara imza attı ve...
"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının eşinin doğum yaptığı 13.07.2011 tarihi itibarıyla, davacının kuruma prim borcu olması nedeniyle, ödediği tedavi giderinin kurumca karşılanmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı kanunun 67'nci maddesine göre, sağlık hizmetinden yararlanma şartı olarak prim borcunun bulunmaması öngörülmüş ise de; 5510 sayılı kanunun 63/c fıkrası bu şartları hariç tutmuştur... davanın kabulüne" diyerek, SGK'nın sigorta tarafından ödenen doğum sağlık giderlerini ödemesine karar vermiştir. Kararı SGK temyiz edip Yargıtay'a göndermiş ama Yargıtay da kararı aynen onamıştır.

Kaynak: Ali TEZEL / Haber Türk / 23.07.2012

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun işveren ve işçiye getirdiği yükümlülükler

 

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun işveren ve işçiye getirdiği yükümlülükler

Tarih: 23.07.2012

Temmuz ayı itibariyle bir yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesi biz meslek mensuplarının bu iki konuya daha fazla emek ve mesai ayırmamıza neden oldu. Ancak bu iki önemli kanunun dışında 20.06.2012 kabul tarihli 6331 sayılı  İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30.06.2012 tarihli 28339 nolu Resmi Gazetede yayımlanmıştır.Gündemin yoğun olduğu şu aralar İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun işveren ve işçilere getirdiği yükümlülüklerin neler olduğu konusu da ayrıca önem arz ettiğinden bu çalışma kaleme alınmıştır.

Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı faaliyetler ve kişiler kanunun ikinci maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış ve birinci fıkrasında ise ilgili kanun hükümlerinin kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir.

Pekala, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bu bağlamda çalışma hayatının tarafları olan işçi ve işverene ne gibi yükümlükler getirmiştir. Şimdi sırasıyla bu konuyu taraflar açısından ele alalım.

A–İŞVERENİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

1 - İşverenin Genel Yükümlülükleri

İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.

d) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.

e) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.

2–İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerine Yönelik Yükümlülükleri

Mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işveren;

a) Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olması hâlinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine getirilmesini kendisi üstlenebilir.

b) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar.

c) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlar.

d) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirleri yerine getirir.

e) Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında; görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirir.

Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlık personeligörevlendirilmesi zorunlu değildir.

3 – İşverenin Risk Değerlendirmesi Yaparken Dikkat Edeceği Hususlar ve Yükümlülükleri

a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu.

b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi.

c) İşyerinin tertip ve düzeni.

d)Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu.

İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.

İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri; çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.

İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar.

4 – İşverenin Acil Durum Planları, Yangınla Mücadele ve İlk Yardım Konularındaki Yükümlükleri

a) Çalışma ortamı, kullanılan maddeler, iş ekipmanı ile çevre şartlarını dikkate alarak meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirerek, çalışanları ve çalışma çevresini etkilemesi mümkün ve muhtemel acil durumları belirler ve bunların olumsuz etkilerini önleyici ve sınırlandırıcı tedbirleri alır.

b) Acil durumların olumsuz etkilerinden korunmak üzere gerekli ölçüm ve değerlendirmeleri yapar, acil durum planlarını hazırlar.

c) Acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda uygun donanıma sahip ve bu konularda eğitimli yeterli sayıda kişiyi görevlendirir, araç ve gereçleri sağlayarak eğitim ve tatbikatları yaptırır ve ekiplerin her zaman hazır bulunmalarını sağlar.

d) Özellikle ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında, işyeri dışındaki kuruluşlarla irtibatı sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapar.

5 – İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Kayıt ve Bildirimi Konularındaki Yükümlükleri

a) Bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler.

b)İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayları inceleyerek bunlar ile ilgili raporları düzenler.

İşveren, aşağıdaki hallerde belirtilen sürede Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunur:

a)İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde.

b) Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde.

İşyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığın tanısı koydukları vakaları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk eder.

6 – İşverenin Sağlık Gözetimi Konusundaki Yükümlülükleri

a) Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.

b) Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır:

1) İşe girişlerinde.

2) İş değişikliğinde.

3)İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde.

4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.

Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz.

Sağlık muayenesi yaptırılan çalışanın özel hayatı ve itibarının korunması açısından sağlık bilgileri gizli tutulur.


7 – İşverenin Çalışanları Bilgilendirmesi Konusundaki Yükümlülükleri

İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla işveren, çalışanları ve çalışan temsilcilerini işyerinin özelliklerini de dikkate alarak aşağıdaki konularda bilgilendirir:

a) İşyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu ve önleyici tedbirler.

b) Kendileri ile ilgili yasal hak ve sorumluluklar.

c)İlk yardım, olağan dışı durumlar, afetler ve yangınla mücadele ve tahliye işleri konusunda görevlendirilen kişiler.

İşveren;

a) 12 nci maddede belirtilen ciddi ve yakın tehlikeye maruz kalan veya kalma riski olan bütün çalışanları, tehlikeler ile bunlardan doğan risklere karşı alınmış ve alınacak tedbirler hakkında derhal bilgilendirir.

b) Başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanların birinci fıkrada belirtilen bilgileri almalarını sağlamak üzere, söz konusu çalışanların işverenlerine gerekli bilgileri verir.

c) Risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili koruyucu ve önleyici tedbirler, ölçüm, analiz, teknik kontrol, kayıtlar, raporlar ve teftişten elde edilen bilgilere, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin ulaşmasını sağlar.


8 – İşverenin Çalışanların Eğitimi Konusundaki Yükümlülükleri

a) İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.

b) Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir.

c) Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz.

d) İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce, söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilir. Ayrıca, herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir.

e) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamaz.

f) Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, iş sağlığı ve güvenliği risklerine karşı çalışana gerekli eğitimin verilmesini sağlar.

g) Bu madde kapsamında verilecek eğitimin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılır. Eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilir.

9 – İşverenin Çalışanların Görüşlerinin Alınması ve Katılımlarının Sağlanması Konusundaki Yükümlülükleri

İşveren, görüş alma ve katılımın sağlanması konusunda, çalışanlara veya iki ve daha fazla çalışan temsilcisinin bulunduğu işyerlerinde varsa işyeri yetkili sendika temsilcilerine yoksa çalışan temsilcilerine aşağıdaki imkânları sağlar:

a)İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda görüşlerinin alınması, teklif getirme hakkının tanınması ve bu konulardaki görüşmelerde yer alma ve katılımlarının sağlanması.

b) Yeni teknolojilerin uygulanması, seçilecek iş ekipmanı, çalışma ortamı ve şartlarının çalışanların sağlık ve güvenliğine etkisi konularında görüşlerinin alınması.

İşveren, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin aşağıdaki konularda önceden görüşlerinin alınmasını sağlar:

a)İşyerinden görevlendirilecek veya işyeri dışından hizmet alınacak işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer personel ile ilk yardım, yangınla mücadele ve tahliye işleri için kişilerin görevlendirilmesi.

b) Risk değerlendirmesi yapılarak, alınması gereken koruyucu ve önleyici tedbirlerin ve kullanılması gereken koruyucu donanım ve ekipmanın belirlenmesi.

c) Sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve koruyucu hizmetlerin yürütülmesi.

d)Çalışanların bilgilendirilmesi.

e)Çalışanlara verilecek eğitimin planlanması.

Çalışanların veya çalışan temsilcilerinin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için alınan önlemlerin yetersiz olduğu durumlarda veya teftiş sırasında, yetkili makama başvurmalarından dolayı hakları kısıtlanamaz.

10 – İşverenin Çalışan Temsilcisi Konusundaki Yükümlülükleri

İşveren; işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde bulundurarak dengeli dağılıma özen göstermek kaydıyla, çalışanlar arasında yapılacak seçim veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla, aşağıda belirtilen sayılarda çalışan temsilcisini görevlendirir.

a) İki ile elli arasında çalışanı bulunan işyerlerinde bir.

b)Ellibir ile yüz arasında çalışanı bulunan işyerlerinde iki.

c)Yüzbir ile beşyüz arasında çalışanı bulunan işyerlerinde üç.

d)Beşyüzbir ile bin arasında çalışanı bulunan işyerlerinde dört.

e)Binbir ile ikibin arasında çalışanı bulunan işyerlerinde beş.

f)İkibinbir ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde altı.

Birden fazla çalışan temsilcisinin bulunması durumunda baş temsilci, çalışan temsilcileri arasında yapılacak seçimle belirlenir.

Çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için, işverene öneride bulunma ve işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir.

Görevlerini yürütmeleri nedeniyle, çalışan temsilcileri ve destek elemanlarının hakları kısıtlanamaz ve görevlerini yerine getirebilmeleri için işveren tarafından gerekli imkânlar sağlanır.

İşyerinde yetkili sendika bulunması hâlinde, işyeri sendika temsilcileri çalışan temsilcisi olarak da görev yapar.

11 – İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu Konusundaki Yükümlülükleri

1) Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturur. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygular.

2) Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;

a) Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve kararların uygulanması konusunda iş birliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanır.

b) Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren, koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.

c) İşyerinde kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren, alt işverenin oluşturduğu kurula iş birliği ve koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.

ç) Kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ve alt işverenin toplam çalışan sayısı elliden fazla ise, koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturulur.

3) Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması hâlinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirir.

B – ÇALIŞANLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.

2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır:

a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek.

b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak.

c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek.

ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.

d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili olarak yönetmelik ve tehlike sınıflarının belirleneceği tebliğ ilgili Bakanlıkça daha sonra çıkarılacaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 1.000,00 TL’den 80.000,00 TL’ye kadar idari para cezası öngören ve tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenmesi gerektiğini belirten 26.maddesi ile 2 yıl, 1 yıl, 6 ay ve kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecek olan maddelerinin belirtildiği yürürlük maddesinin (38.maddesi) incelenerek kanunun belirtiği hususlarda eksiklikleri olan işyerlerinin Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ve yönetmelikleri de dikkate alarak ilgili çalışmaları başlatması gerektiğini naçizane hatırlatırız.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun sıcak yaz aylarında yaşanan tüm bu değişikleri özümsemek ve gerekli çalışmaları yapmak adına mesai harcayan tüm meslektaşlarımıza ve çalışma hayatına hayırlar getirmesi dileğiyle.

 

Celal Özcan
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Kaynak: www.MuhasebeTR.com