28 Aralık 2012 Cuma

6331 İş sağlığı ve güvenliği kanunu sıkça sorulan sorular

 

İş sağlığı ve güvenliği kanunu kimleri kapsamaktadır?

Kamu ve özel sektörde çalışan herkes, çırak ve stajyerler dahil kanundan yararlanabilmektedir. Kişinin bulunduğu işyerindeki çalışan sayısı ve işyeri türü kanundan yararlanmasına engel olmayacaktır. Her çalışan, iş Sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalardan faydalanacak ve bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturulacaktır

İSG (İş Sağlığı ve Güvenliği) profesyonellerinin sorumlulukları nelerdir?

İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin temel görevi, işyerindeki tehlikeleri ve bu tehlikelerden doğabilecek riskleri ortaya çıkartarak, alınması gereken tedbirleri belirlemektir. İş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunan kuruluşlar ve İSG profesyonelleri, işverenlere karşı sorumludur. Bu sorumluluktan dolayı İSG profesyonelleri, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hususları işverene iletmek ve işverence uyulmayan hayati tehlike arz eden riskleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bildirmek ile yükümlüdür.

İş yerinde risk değerlendirmesi neyi amaçlar?

Genç, yaşlı, engelli, gebe, emziren çalışanlar ve kadın çalışanlar gibi öncelikli grupta yer alan çalışanların durumunun risk değerlendirmesinde özellikle dikkate alınması sağlanmış ve alınan önlemlerin çalışanlara uygun olma zorunluluğu getirilmiştir.

Buradan yola çıkarak, çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal, yapı işleri ve tehlikeli kimyasallarla çalışılan sektörler veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmaması işi durdurma sebebi sayılacaktır.

Küçük işletmeler yeni kanundan nasıl yararlanabilir?

Kamu kurumları hariç 10’dan az çalışanı olan ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin, ekonomik sürdürülebilirliklerinin sağlanması amacıyla, İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesinde, Bakanlık maddi destekte bulunacaktır

İş kazası ve meslek hastalıkları nasıl tespit edilir?

İşverenler, tüm iş kazaları ve meslek hastalıklarının kaydını tutmak, gerekli incelemeleri yaparak rapor hazırlamak ve son dakika önlenmiş olayların dahi değerlendirmesini yapmak ile yükümlüdür. Böylece yaşanan olumsuz deneyimlerin tekrarlanmaması ve oluşabilecek zararların önüne geçilmesi sağlanacaktır.

İşyeri hekimi ve sağlık görevlileri tarafından meslek hastalığı ön tanısı konulan vakalar, yetkili sağlık birimlerine sevk edileceklerdir. İş kazası ve meslek hastalıkları artık sadece sosyal güvenlik kurumuna bildirilecektir. Yetkili sağlık birimleri ise iş kazaları ve teşhis koydukları meslek hastalıklarını 10 gün içinde sosyal güvenlik kurumuna bildireceklerdir.

İşyerlerinde, acil durum sorumlulukları nelerdir?

İlkyardım, yangınla mücadele, kişilerin tahliyesi, ciddi ve yakın tehlikeyle karşılaşılması gibi durumlar için önceden planlama ve hazırlık yapılması işyerlerinin yükümlülükleri arasındadır. Bu yükümlülükle birlikte, hayati ve özel tehlike bulunan yerlere yeterli bilgi ve talimatı olmayan çalışanların girmemesi için de gerekli tedbirlerin alınması sağlanmış ve oluşabilecek kayıpların önüne geçilmiştir.

Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği için nasıl bir eğitim alır?

İşveren, tüm çalışanlarını iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirmekle yükümlüdür. İş ya da işyeri değişikliği, uzun süreli izin, kullanılan donanım ya da malzemelerin değişikliği ardından, yeni çalışma koşullarına yönelik olarak çalışan eğitim alacak ve düzenli aralıklarla bu eğitimler tekrarlanacaktır. Aynı zamanda tüm çalışanlar, işyerinde karşılaşabilecekleri her durum hakkında olduğu gibi, hak ve sorumlulukları ile ilgili de bilgilendirilecektir.

Çalışanlar için bir başka zorunlu eğitim ise mesleki eğitim olarak belirlenmiştir. Tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde çalışacak olanların, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgelemeleri şart olmuştur. Böylece iş sağlığı ve güvenliği, mesleki eğitimle de desteklenmiştir.

Eğitim maliyetlerinin çalışana yansıtılmaması ve eğitim süresinin iş süresinden sayılması sağlanmıştır.

Çalışanların yeni hakları nelerdir?

Çalışanların; verilen talimatlara uymak, kişisel koruyucu donanımları doğru kullanmak ve işbirliği yapmak gibi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yükümlülükleri düzenlenmiştir.

Ciddi ve yakın tehlikeyle karşı karşıya kalma ve talep edilmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda çalışanlar, çalışmaktan kaçınma hakkına sahip olmuşlardır. Çalışanın, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmadığı dönemin ücretini alması ve gerek kanunlardan gerek ise iş sözleşmelerinden doğan haklarının kısıtlanmaması sağlanmıştır.

İş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi kimidir?

İşyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliği için işverene önerilerde bulunacak, gerekli tedbirlerin alınmasını istemek gibi konularda işyerindeki tüm çalışanlarla işveren arasındaki iletişimi sağlayacak bir iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi görevlendirilecektir. Çalışan temsilcisi, çalışanlar arasında yapılacak seçimle veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla belirlenecektir.

Kaynak: ÇSGB

 

Yabancı İşçiler SGK ya nasıl bildirilecek

Yabancı İşçiler SGK'ya nasıl bildirilecek?

Türkiye'de yabancı yatırımların artması ve buna paralel olarak özellikle gelişmiş Avrupa ülkelerini derinden etkileyen ekonomik kriz sonrası ülkemizde yabancı uyruklu işçi sayısında hızlı bir artış yaşanmıştır. Burada özellikle yabancı işçi sayısındaki artışı bir başka açıdan değerlendirildiğimizde, ülkemiz açısından önemli bir iş deneyimi sağlaması nedeniyle olumlu bulduğumu belirtmeliyim. Çünkü esasen nitelikli işgücü çalışma için Türkiye'yi tercih etmektedir ve ülkemize de ciddi bir mesleki deneyim getirmektedir. İşveren tarafından yabancıya ödeneceği beyan edilen aylık ücret miktarının yabancının görev ve yetkinliği ile bağdaşır seviyede olması zorunludur. Buna göre, başvuru tarihi itibariyle yürürlükte bulunan asgari ücret tutarı dikkate alınmak suretiyle yabancıya ödenecek ücretin en az;
a) Üst düzey yöneticiler, pilotlar ve ön izin talebinde bulunan mühendis ve mimarlar için asgari ücretin 6.5 katı,
b) Birim veya şube müdürleri ile mühendis ve mimarlar için asgari ücretin 4 katı,
c) Uzmanlık ve ustalık gerektiren işlerde çalışacaklar, öğretmenler ile psikolog, fizyoterapist, müzisyen ve sahne sanatçısı unvanlarında çalışacak yabancılar için asgari ücretin 3 katı,
d) Ev hizmetlerinde çalıştırılacak yabancılar için en az asgari ücret, yukarıda sayılanlar dışındaki diğer mesleklerde (Satış elemanı, pazarlama-ihracat görevlisi gibi görevler) çalışacak yabancılar için asgari ücretin 1.5 katı olması gerekmektedir.
e) Turizm-Animasyon organizasyon firmalarında akrobat ve benzeri unvanlarda çalışacak yabancılar ile masör, masöz ve SPA terapisti gibi işlerde çalışacak yabancılar için asgari ücretin 2 katı,
olması gerekmektedir. Özellikle çalışma izni alınmış kişiler için SGK bildirimi yapılacak ise ücret tutarının en az yukarıda belirtilen brüt tutarda olması gerekmektedir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilen çalışma izni sayısında son bir yılda çok önemli bir artış olmasının belki de en önemli nedeni, eskiden kayıtdışı çalışan birçok kişinin kayıt altına alınmasından kaynaklandığı da ilave edilmesi gereken bir diğer önemli noktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü'nün bu anlamda önemli bir görev ifa ettiğini ve esasen ülkemize gelecek yabancı yatırımcıların nitelikli yabancı işgücü talebine olumlu yaklaşarak kısa sürede sorunları çözdüğünü de buradan hatırlatmalıyız.
5510 sayılı Kanun'un 4'ncü maddesi hükmü gereği, mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar hakkında 4/a bendi (SSK) hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir. Yine, yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve o kuruluş adına ve hesabına Türkiye'ye bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tâbi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye'de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tâbi olanların sigortalı sayılmayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamayan ülke uyruğunda olanlar için üç ay sınırlaması getirilmiştir. Yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve o kuruluş adına ve hesabına Türkiye'ye bir iş için en fazla üç ay süreyle gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye'de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanların sigortalı sayılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde yapılan bu değişiklik sonrası ikili sosyal güvenlik anlaşması olan ülke vatandaşlarının söz konusu sözleşmede belirlenen süre kadar 6'ncı madde kapsamında sigortalı sayılmaması mümkün iken sözleşme olmayan veya sözleşme olmasına rağmen 3 aydan fazla süre öngörmeyen ülke vatandaşları ise 3 aylık sürenin bitimini müteakip sigortalı sayılacak ve İngiltere'de ikamet edenler ile İsviçre vatandaşı olanlardan istekte bulunanlar hariç tüm yabacı uyruklular da 5510 sayılı Kanunun 4'ncü maddesi kapsamında sigortalı sayılacak ve 4/a bendine tabi olanlardan aynı zamanda işsizlik sigortası kesilecektir. Yabancı çalışanlar için, e-bildirge sisteminde 1 nolu Belge türü ile SGK'ya bildirimde bulunulması yani çalışanların işsizlik sigortasına da tabi tutulması gerekmektedir. 25.12.2008 tarihli değişiklikle 13 nolu belge türü seçebilecekler 01.09.2012 tarihinde yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinde de aynen korunmuştur. Dolayısıyla yabacı uyruklu çalışanlar için İngiltere'de ikamet edenler ile İsviçre vatandaşlarından istekte bulunanlar haricinde 13 nolu belge seçme olanağı bulunmamaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü 03.12.2012 tarihinde yayımladığı 2012-92 sayılı e posta ile 13 nolu belge verebilmek için SGK'ya başvurma şartı getirmiştir. Bu tarihten sonra işverenlerin 13 nolu belge türü ile sigortalı bildirebilmeleri için kuruma başvurmaları ve sisteme tanıtılmaları gerekmektedir.

Kaynak: Dünya Gazetesi -İbrahim Işıklı - 19.12.2012

Yabancı işçilerin çalışma izni muafiyetleri

Yabancı işçilerin çalışma izni muafiyetleri 

Yabancıların Türkiye'deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esaslar 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılmaktadır. 

Esasen, Türkiye'nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, yabancıların Türkiye'de bağımlı veya bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerekmektedir.

4817 sayılı Kanun'un uygulama yönetmeliğinin 55'inci maddesinde bazı yabancılar çalışma izninden muaf tutulmuştur. Bu muafiyetler kapsamında bulunan yabancıların yabancı temsilciliklerimizde kapsamında olduğu muafiyet maddesi uyarınca vize alarak ülkeye giriş yapması gerekmektedir. Yönetmeliğin 55'inci maddesinde sayılan muafiyetlerin bazıları 3 ay ve 2 yıl arasında değişen sürelerde olup bazıları ise ülkede bulundukları sürece muaf olmaları anlamına gelmektedir.

Özel kanunlarda belirlenen hükümler saklı kalmak ve yabancı ile işverenin diğer kanunlardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeleri kaydıyla;

a) Türkiye'nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerle çalışma izninden muaf tutulanların,

b) Daimi ikametgahları yurt dışında olup bilimsel, kültürel ve sanatsal faaliyetler amacıyla bir aydan az, sportif faaliyetler amacıyla dört aydan az süre ile geçici olarak Türkiye'ye gelecek yabancıların,

c) Türkiye'ye ithal edilen makine ve teçhizatın montajı, bakım ve onarımı, kullanımına ilişkin eğitiminin verilmesi veya teçhizatı teslim almak veya Türkiye'de arızalanan araçların tamiri amacıyla; Türkiye'ye giriş tarihinden itibaren üç ayı geçmemek ve bu durumu ibraz edeceği belgeler ile kanıtlamak koşuluyla gelenlerin,

ç) Türkiye'den ihraç edilen ya da Türkiye'ye ithal edilen mal ve hizmetlerin kullanılmasına ilişkin eğitim amacıyla Türkiye'ye giriş tarihinden itibaren üç ayı geçmemek ve bu durumu ibraz edeceği belgeler ile kanıtlamak koşuluyla Türkiye'de bulunanların,

d) Belgeli turizm işletmelerinin sınırları dışında faaliyette bulunacak fuar ve sirklerde gösteri ve benzeri görevli olarak Türkiye'ye giriş tarihinden itibaren altı ayı geçmemek ve bu durumu ibraz edeceği belgeler ile kanıtlamak koşuluyla bulunanların,

e) İki yılı geçmemek ve eğitim süresiyle sınırlı olmak üzere durumunu ibraz edeceği belgeler ile kanıtlayarak üniversiteler ile kamu kurum ve kuruluşlarına bilgi ve görgülerini artırmak üzere gelen yabancıların,

f) Sosyo-kültürel ve teknolojik alanlar ile eğitim konularında altı ayı aşmayan bir sürede Türkiye'ye önemli hizmet ve katkı sağlayabilecekleri ilgili mercilerce bildirilenlerin,

g) Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı'nın (Ulusal Ajans) yürüttüğü programlar kapsamında gelecek yabancıların program süresince,

ğ) Kapsamı ve süresi konusunda Bakanlık, İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı ile Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'nın mutabakata vardığı uluslararası stajyer öğrenci programları çerçevesinde staj görecek yabancıların,

h) Görev süresi sekiz ayı geçmemek kaydıyla Türkiye'ye gelen tur operatörü temsilcisi yabancıların,

ı) Türkiye Futbol Federasyonu'nca veya Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nce talepleri uygun bulunan yabancı futbolcular ile diğer sporcu ve antrenörlerin sözleşmeleri süresince,

i) Gemi adamlarının Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası Sözleşme'nin I/10 Kuralına göre devletlerle yapılan ikili protokoller gereği, ilgili idareden "Uygunluk Onayı Belgesi" almış Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı ve kabotaj hattı dışında çalışan gemilerde görev yapan yabancı gemi adamlarının,

j) Türkiye Avrupa Birliği Mali İşbirliği Programları kapsamında yürütülen projelerde görevlendirilen yabancı uzmanların, görevleri süresince, çalışma izni almalarına gerek bulunmamaktadır.

Mesleki hizmetler kapsamında olup, muafiyet hükümlerine tabi yabancı mimar, mühendis ve şehir plancılarının, hizmet sürelerinin bir ayı aşması durumunda akademik ve mesleki yeterliliğini tamamlayarak Bakanlıktan çalışma izni alması, ilgili meslek kuruluşuna geçici üye olması ve ulusal kurum ve kuruluşların uygulamalarına uyması zorunludur.

Muafiyet süreleri uzatılamaz. Ayrıca yukarıdaki (b), (c), (ç), (d), (f) ve (h) bentleri kapsamındaki yabancılar, bir takvim yılı içinde muafiyet hükümlerinden sadece bir kez yararlanabilmektedir. Ancak, bu haktan yararlanabilmek için yabancının daha önce aynı amaçla almış olduğu ikamet tezkeresinin bitiş tarihinden itibaren üç ay geçmiş olması şartı aranıyor. Muafiyet sürelerinden daha fazla çalışılacak olunması durumunda Bakanlıktan çalışma izni alınması zorunludur.

Bu maddede sayılan yabancılar, ülkeye giriş yaptıkları tarihten itibaren en geç otuz gün içerisinde ve her halükarda faaliyetlerine başlamadan önce geliş amaçlarını, ne kadar süre ile ve nerede kalacaklarına ilişkin bilgileri, bulundukları yerin emniyet makamlarına bildirerek ikamet tezkeresi almak zorundadırlar. Muafiyet hükümlerinden yararlanacak yabancılara ilişkin sosyal güvenlikle ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesi zorunludur. Bu madde kapsamında ikamet tezkeresi düzenlenen yabancıların kimlik bilgileri ile çalışacakları işyerlerinin unvan ve Sosyal Güvenlik Kurumu işyeri sicil numaraları emniyet makamları tarafından her ay Bakanlığa bildirilmektedir.

 

Kaynak: Dünya Gazetesi - İbrahim Işıklı - 26.12.2012

Asgari geçim indirimi 2013

Asgari geçim indirimi 2013

 

2013 yılında uygulanacak ücretlilerin yararlanacakları asgari geçim indirimi tutarları da belirlendi. Asgari geçim indiriminden, ücretleri gerçek usulde vergilendirilen gerçek kişiler yararlanacak. Bu uygulamadan kasap, manav, terzi gibi esnaf ve tüccar ile avukat, diş hekimi, doktor, mali müşavir, mühendis, mimar gibi serbest meslek erbabı yararlanamayacak.

Hizmet erbabının bekâr veya evli olup olmamasına ya da çocuk sayısına bağlı olarak yararlanabileceği asgari geçim indirimi tutarı değişiyor.

1 Ocak 2012 tarihinden itibaren uygulanacak asgari geçim indirimi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ 2013 HESAPLANMASINA İLİŞKİN TABLO

(Asgari ücret; 2013 yılı için aylık brüt 978,60 TL olarak dikkate alınmıştır)

ÜCRETLİNİN MEDENİ

DURUMU

AYLIK TUTAR

BEKAR

73,40 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞAN ÇOCUKSUZ

73,40 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 1 ÇOCUKLU

84,40 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 2 ÇOCUKLU

95,41 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 3 ÇOCUKLU

102,75 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 4 ÇOCUKLU

110,09 TL

 

 

EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN ÇOCUKSUZ

88,07 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 1 ÇOCUKLU

99,08 TL

EVLİ EŞİ Ç ALIŞMAYAN 2 ÇOCUKLU

110,09 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 3 ÇOCUKLU

117,43 TL

EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 4 ÇOCUKLU

124,77 TL

Asgari geçim indirim oranları:

Asgari geçim indiriminden yararlanan

İndirim oranı

Çalışanın kendisi

%50

Çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş

%10

1. çocuk

%7,5

2. çocuk

%7,5

3. çocuk

%5

4. çocuk

%5

 

www.ikyworld.com

 

Asgari ücretin net hesabı ve işverene maliyeti 2013 1. Dönem

ASGARİ ÜCRETİN NET HESABI VE İŞVERENE MALİYETİ

ÇALIŞMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.

01.01.2013 - 30.06.2013

16 YAŞINI DOLDURMUŞ İŞÇİLER İÇİN
ASGARİ ÜCRETİN NETİNİN HESABI (TL/AY)

16 YAŞINI DOLDURMAMIŞ İŞÇİLER İÇİN
ASGARİ ÜCRETİN NETİNİN HESABI (TL/AY)

ASGARİ ÜCRET

978,60

 

ASGARİ ÜCRET

839,10

SSK PRİMİ % 14

137,00

 

SSK PRİMİ % 14

117,47

İŞSİZLİK SİG.FONU % 1

9,79

 

İŞSİZLİK SİG.FONU % 1

8,39

GELİR VERGİSİ %15

51,37

(*)

GELİR VERGİSİ %15

33,59

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ

73,40

 

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ

73,40

DAMGA VERGİSİ % 06,6

6,46

 

DAMGA VERGİSİ % 06,6

5,54

KESİNTİLER TOPLAMI

204,62

 

KESİNTİLER TOPLAMI

164,99

NET ASGARİ ÜCRET    700.58

773,98

(**)

NET ASGARİ ÜCRET

674,11

 

İŞVERENE MALİYETİ (TL/AY)

İŞVERENE MALİYETİ (TL/AY)

 

ASGARİ ÜCRET

978,60

 

ASGARİ ÜCRET

839,10

SSK PRİMİ %14.5 (İşveren Payı)

141,90

(***)

SSK PRİMİ % 14.5 ( İşveren Payı )

121,67

İŞVEREN İŞSİZLİK SİGORTA FONU % 2

19,57

 

İŞVEREN İŞSİZLİK SİG.FONU % 2

16,78

İŞVERENE TOPLAM MALİYET

1.140,07

 

İŞVERENE TOPLAM MALİYET

977,55

 

KAPICILAR İÇİN ASGARİ ÜCRETİN HESABI VE İŞVERENE MALİYETİ (TL/AY)
(Not : Kapıcılar, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23. maddesi gereğince Gelir Vergisinden, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun (2) Sayılı Tablonun lV. bölümünün (34) numaralı fıkrası gereğince Damga Vergisinden muaf tutulmaktadır.)

 

NET ASGARİ ÜCRETİN HESABI

İŞVERENE MALİYETİ

ASGARİ ÜCRET

978,60

 

ASGARİ ÜCRET

978,60

SSK PRİMİ % 14

137,00

 

SSK İŞVEREN PRİMİ % 14,5

141,90

İŞSİZLİK SİG.FONU % 1

9,79

 

İŞSİZLİK SİG.FONU % 2

19,57

KESİNTİLER TOPLAMI

146,79

 

İŞVERENE TOPLAM MALİYET

1.140,07

NET ASGARİ ÜCRET

831,81

 

Not: 5083 Sayılı Kanunun 2. maddesi yarınca; Türk Lirası değerlerin Yeni Türk Lirasına dönüşüm işlemlerinin ve Yeni Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin sonuçlarında ve ödeme aşamalarında yarım Yeni Kuruş ve üzerindeki değerler bir Yeni Kuruşa tamamlanır; yarım Yeni Kuruşun altındaki değerler dikkate alınmaz.

(**) Gelir Vergisi Hesaplamasında; 193 Sayılı G. V. Kanununun 32 maddesi uyarınca işçinin, bekar ve çocuksuz olduğu ve sadece kendisi dikkate alınarak, Asgari Geçim İndirimi uygulanmıştır.

(***) Net ele geçen asgari ücrete 73,40 TL asgari geçim indirimi ilave edilmiştir.

(***) 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin (ı) bendine göre, bentde belirtilen şartları sağlayan işverenlere, SGK primi işveren payında 5 puanlık indirim öngörüldüğünden hesaplamalar buna göre yapılmıştır. Gerekli şartları sağlamayan işverenler için, SGK primi işveren payı %19,5'dir.

 

27 Aralık 2012 Perşembe

Sosyal güvenlikte en çok merak edilenler

SSK mı (4/A), Bağ-Kur mu (4/B)  hangisinden emekli olmak kolay?

En çok yanıtı aranan soru budur belki de. SSK’dan mı, Bağ-Kur’dan mı, hangisinde daha erken emekli olabilirim?
Genel olarak değerlendirildiğinde, 4/a yani SSK statüsünden emeklilik koşulları daha hafif.
İlk defa 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar:
İlk defa 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanların kademeli emeklilik koşulları belirlenirken SSK’da sigortalılık süresi dikkate alınırken, Bağ-Kur’da fiilen prim ödenmiş olan süreler dikkate alınıyor.
Ayrıca Bağ-Kur’da emeklilik için kadınlarda 7200, erkeklerde 9000 prim günü koşulu aranırken, SSK’da aranan prim gün sayısı 5000 gün ile 5975 gün arasında değişiyor.  
Örneğin, ilk kez 1 Mart 1988 tarihinde sigortalı olan ve 1 Haziran 2002 tarihi itibariyle 3000 gün prim ödemesi olan erkek sigortalı;
· SSK statüsünden 25 yıllık sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5375 prim günüyle emekli olabilirken,
· Bağ-Kur statüsünden emeklilik için 25 tam yıl (9000 gün) prim ödemiş ve 54 yaşını doldurmuş olması gerekecek.   
Buna göre, özellikle Bağ-Kur sigortalıların sigortalılık başlangıç tarihlerini ve 1 Haziran 2002 tarihi itibariyle mevcut prim ödeme gün sayılarını göz önüne alarak, hem SSK hem de Bağ-Kur açısında emeklilik koşullarını belirleyerek emeklilik planlaması yapmasında, gerekirse de son 7 yıllık prim ödeme süresi içinde daha çok SSK statüsünden prim ödemiş olma koşulunu da sağlayacak şekilde sigortalılık statülerini değiştirmelerinde (Bağ-Kur’dan SSK’ya geçmelerinde) yarar var.      
İlk defa 8 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 arasında sigortalı olanlar;
· SSK’da, 7000 prim günüyle kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurduklarında emekli olabiliyor.
· Bağ-Kur’da ise, kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurduklarında, 9000 prim günüyle emekli olabiliyorlar.
Buna göre, sigorta başlangıcı 8 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasında olan Bağ-Kur’luların, yaşları dolmasına rağmen prim gün sayıları yetersiz kalacaksa, SSK’ya geçerek emekli olmaları daha anlamlı.
İlk defa 1 Mayıs 2008 ve sonrasında sigortalı olanlar: 
· SSK’da 7200 prim günüyle kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurduklarında emekli olabilecekler.
· Bağ-Kur’da ise, kadınlar 58, erkekler 60 yaş ve 9000 prim günü koşullarını birlikte sağlamaları halinde emekli olabilecekler. 
Ayrıca, aranan prim günleri koşullarının 31.12.2035 tarihine kadar sağlanamaması halinde, emeklilik yaşı, prim ödeme gün sayısı koşulunun 1.1.2036 tarihinden sonra yerine getirildiği tarih aralığına göre kademeli olarak artıyor.

Birden fazla sigortalılık statüsünde prim ödeyenlerin emeklilik koşulları nasıl belirleniyor?

Çalışma yaşamı içerisinde, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ya da özel banka sandıklarına prim ödemesi olanların, hangi sigortalılık statüsünden, hangi koşullarla emekli olacağı, özellikli konuların başında geliyor.
1 Ekim 2008’den önce sigortalı olanlara, son yedi yıllık fiili hizmet (prim ödeme) süresi içinde fiili hizmet süresi en fazla olan sigortalılık statüsünden, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun koşullarıyla sonuncu sigortalılık statüsünden emekli aylığı bağlanıyor.
Buna göre, sigortalı son yedi yıllık fiili prim ödeme süresinde iki veya üç ayrı statünde prim ödemişse, en fazla hangi statüde prim ödemişse o statüden; prim ödemeleri eşit ise son sigortalılık statüsünden emekli olacak.  
Örneğin, son 7 yıllık (2520 günlük) fiili prim ödeme süresi içinde;
- 1259 gün SSK, 1261 gün Bağ-Kur statüsünden prim ödeyen kişi Bağ-Kur statüsünden,
- 720 gün Emekli Sandığı, 840 gün Bağ-Kur ve 960 gün SSK statüsünden prim ödeyen kişi SSK statüsünden,
- 1260 gün Bağ-Kur, 1260 gün SSK statüsünden prim ödeyen ve son defa SSK statüsünden prim ödemiş olan kişi SSK statüsünden,
- 720 gün Emekli Sandığı, 900 gün Bağ-Kur, 900 gün de SSK statüsünden prim ödeyen ve son defa SSK statüsünden prim ödemiş olan kişi SSK statüsünden,
emekli olacağı sigortalılık statüsünün gerektirdiği emeklilik koşullarına göre emekli olacak.

1 Ekim 2008’den sonra sigortalı olanlar, çalışma hayatı boyunca hangi statüye fazla prim ödemişse, o statüden emekli olacak.
Örneğin; 1 Ekim 2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olan birinin, 4200 gün SSK, 3000 gün de Bağ-Kur statüsünde prim ödediğini varsayarsak, söz konusu kişi fazla prim ödemesi yaptığı SSK şartlarıyla emekli olabilecek.

Hizmet borçlanması hangi süreler için yapılabiliyor?

Hizmet borçlanması talep edilecek haller, 5510 Sayılı Kanun 41. maddesinde düzenlenmiş olup;
· Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri, 
· 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olan kadının, iki defaya özgü olmak üzere doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi geçmemek koşuluyla çalışmadığı süreler,
· Er veya erbaş olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen süreler,
· 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında olanların aldıkları ücretsiz izin süreleri,
· Sigortalı olmaksızın doktora öğreniminde veya tıpta uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğreniminde geçen süreler,
· Sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal stajda geçen süreleri,
· Sigortalı iken herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan bu suçtan dolayı beraat edenlerin tutuklulukta veya gözaltında geçen süreleri,
· Grev ve lokavtta geçen süreler,
· Hekimlerin fahri asistanlıkta geçen süreleri,
· Seçim kanunları gereğince görevlerinden istifa edenlerin, istifa ettikleri tarih ile seçimin yapıldığı tarihi takip eden aybaşına kadar açıkta geçirdikleri süreler, 
· 25 Şubat 2011 tarihinden sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanların, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri, 
· Sigortalı olmaksızın, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna göre yurt dışına gönderilen ve öğrenimini başarıyla tamamlayarak yurda dönenlerden yükümlü bulunduğu mecburi hizmet süresini tamamlamış olanların, yurt dışında resmi öğrenci olarak geçirmiş oldukları öğrenim süresinin 18 yaşının tamamlanmasından sonraki döneme ait olan kısmı,
kendilerinin veya hak sahiplerinin talebi halinde borçlanılabiliyor.

Yurtdışında çalışanlar Türkiye’de emekli olabilmek için ne yapmalı?

Yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın, yurtdışında çalıştıkları süreleri belgelendirerek, Türkiye’de hizmet borçlanması yapmaları halinde, ayrıca Türkiye’de emekli olabilmeleri mümkün.
Ayrıca, yurtdışında bulunmakla birlikte, hiç çalışmamış olan ev hanımları da, yurtdışında ikamet ettikleri süreleri belgelemeleri koşuluyla, Türkiye’de hizmet borçlanması yaparak emekli olabilmektedirler.
Yurtdışında yıllarca ev hanımı olarak bulunmuş ve Türkiye’de hiçbir çalışması olmayan kadın vatandaşlarımızın, 7200 gün borçlanma yapması ve 49 yaşını doldurmuş olması halinde emekli olması mümkün.
7200 gün borçlanma için ödenecek prim tutarı, 31.12.2012 tarihine kadar 72.320 TL’dir.

Sigortasız çalıştırılan süreyi borçlanmak mümkün mü?

Sigortasız çalışılan sürelerin borçlanılması mümkün değil. Ancak, sigortasız çalışılan sürelerin, “hizmet tespit davası” açılması ve davanın kazanılması halinde, sigortalılık süresi olarak kazanılması mümkün.
Sigortasız çalışılan sürede, kuruma işverence giriş bildirgesi verilmemişse, açılacak hizmet tespit davasında 5 yıllık zamanaşımı söz konusu. Bu durumda, işten ayrılma tarihinden itibaren 5 yıl içinde hizmet tespit davası açılması gerekiyor. İşe giriş bildirgesi verilmişse, 5 yıllık zamanaşımı söz konusu değil.

Yaş büyütenler daha erken emekli olabilir mi?

Emekliliğe hak kazanma koşullarından en önemlisi yaş koşulu. Birçok kişi emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim gün sayısını tamamlamalarına rağmen, emeklilik için gerekli olan yaşta olmadıklarından emeklilik yaşını beklemek zorunda kalıyor. Emeklilikte yaş hesaplamaları yaparken bazı ilginç olaylar karşımıza çıkıyor. Örneğin daha erken askere gitmek ya da evlenebilmek gibi çeşitli nedenlerle yaşlarını büyütenler, gerçekteki yaşıtlarına göre daha erken emekli olabiliyorlar. 
Kanun, “emeklilik yaşı hesaplanırken, ilk sigorta priminin yatırıldığı yani sigorta girişinin ilk yapıldığı anda nüfusa kayıtlı olan yaşı dikkate alınır” diyor.
Buna göre, sigorta girişi yaptırmadan önce, herhangi bir nedenle yaşını büyüten kişi, düzeltilmiş doğum tarihi dikkate alınarak, gerekenden daha erken emeklilik hakkını kazanabiliyor.
Sigorta başlangıcı yaptıktan sonra her ne şekilde olursa olsun yaş büyütenler için aynı durum söz konusu değil. Diğer bir ifadeyle, sigorta başlangıcı yaptıktan sonra yaşın büyütülmesi halinde, emeklilik için yine ilk sigorta girişinizin yapıldığı tarihteki doğum tarihi dikkate alınıyor.

Kaynak: Hürriyet Gazetesi -Şükrü Kızılot27.12.2012