27 Ağustos 2011 Cumartesi

Vardiyalı işlerde çalışan işçiye fazla mesai ücreti ödenir mi

Vardiyalı işlerde çalışan işçiye fazla mesai ücreti ödenir mi ?

 

Son dönemde en çok soru aldığım konuların başında vardiya usulü ile yani kesintisiz 24 saat çalışılan işyerlerinde çalışan işçilerin fazla mesai ücreti konusu gelmektedir.

Yasal adı “postalar halinde işçi çalıştırılarak yürütülen işler” olan bu çalışma türü genellikle aralıksız üretim yapmak zorunda olan (demir çelik sanayi vb.) fabrika ve benzer kuruluşlarla yine kesintisiz hizmet verilen (hava alanları, hastaneler vb.) işletmelerde uygulanmaktadır.

Ülkemizde giderek büyüyen hizmetler sektöründe de bu sisteme tabi işçi sayısı hızla artmaktadır. Özellikle kesintisiz hizmet veren (temizlik, güvenlik, bakım onarım gibi) hizmet kuruluşlarında 3 vardiya düzenine uyulmadığı ve burada çalışan işçilerin fazla çalıştırıldıkları yönünde şikâyetleri ile fazla mesai ücreti talepleri artmaktadır.

Bizde bu yazımızda vardiyalı işler ve fazla mesai konusuna değinerek konuya yargı kararları desteğiyle de açıklık kazandırmaya çalışacağız.

Öncelikle belirtmeliyiz ki postalar halinde çalışılan bir işyerinde en az 3 posta oluşturulmalıdır. Bunun nedeni;

Her postada çalışan işçi 8 saat çalıştırıldığında 8 X 3 = 24 saat tamamlanmış olacaktır.

Gerçekten de konuya düzenleme getiren yönetmeliğin 4.maddesinin a fıkrası bu zorunluluğu açıkça ifade etmektedir.

 

Madde 4 — İşçi postaları;

a) Nitelikleri dolayısıyla sürekli çalıştıkları için durmaksızın birbiri ardına postalar halinde işçi çalıştırılarak yürütülen işlerde posta sayısı 24 saatlik süre içinde en az üç işçi postası çalıştırılacak şekilde düzenlenir.

Bu düzenlemeye karşın pek çok işletmenin personel maliyetini düşürebilmek bakımından 3 vardiya yerine 2 vardiya düzeni oluşturdukları ve işçilerini 12’şer saat yani, 12 X 2 = 24 şeklinde çalıştırdıkları bilinmektedir. İşte bu vardiya düzeninde çalıştırılan işçiler fazla mesai ücreti talep ederek işverenleri ile yasal husumetler yaşamaktadırlar.

Peki, ama her şeyden önce bu vardiya sistemi ile çalıştırılan işçiler fazla mesai taleplerinde acaba haklımıdırlar? Ve 2 vardiya sistemi yasalmıdır? Şimdi bu soruların yanıtlarını arayalım dilerseniz.

Önce hemen belirtelim ki bir işçiyi günde 12 saat çalıştırmak yasal bakımdan mümkün değildir. Çünkü İş yasamız çalışma süresini (günlük fazla mesai sınırı olan 3 saat fazla mesai de dâhil olmak üzere) 11 saat olarak belirlemiştir. ( 8 + 3 = 11) ayrıca işçi şayet hafta boyunca bu düzende çalıştırılırsa ortaya vahim bir tablo çıkacaktır.

Bunu bir puantaj çizelgesi ile örnekleyelim. Bu örneğimizde işçi haftanın 6 günü 12 saat çalışıp 1 gün hafta tatili kullanmaktadır.

 

1

2

3

4

5

6

7

Toplam

12

12

12

12

12

12

h.tatili

72

 

Görülebileceği gibi bu vardiya düzeninde işçi günde 12 saat çalıştırıldığında her gün 4 saat fazla çalıştırılmış olup, haftada toplam 72 saat çalışmaktadır. Bu durumda haftalık yasal iş süresi olan 45 saat, 27 saat aşılmaktadır. Hal böyle olunca da işçiye elbette ki 45 saati aşan 27 saat için saat başına %50 zamlı ücret ödenmelidir.

Şayet işçi haftada 2 gün hafta tatili kullanıyorsa durum biraz daha farklı olacaktır,

 

1

2

3

4

5

6

7

Toplam

12

12

12

12

12

H.T.

H.T.

60

 

Görülebileceği gibi bu durumda da işçi 1 haftalık iş süresinde 60 saat çalışmış olup ortaya 15 saat fazla mesai çıkmaktadır. ( 60-45 = 15)

Bu arada yine belirtelim işçi bedeli ödense dahi bu tür yasal sınırları aşan fazla mesai koşullarına uymak zorunda değildir. İşveren bu konuda ısrarcı davranırsa işçi iş sözleşmesini İş Kanunu 24/2.madde çerçevesinde haklı nedenle derhal sona erdirip kıdem tazminatı talep ederek işten ayrılabilir. Çünkü fazla mesai yasa gereği işçinin onayına tabidir. Ayrıca fazla mesainin yasal sınırı günde 3 saat ve yılda sadece 90 iş günüdür. Bu süre yılda 270 saate tekabül eder. ( 3 X 90 = 270)

Şimdi de konunun diğer yönüne değinelim dilerseniz. Yani işçinin yasal bakımdan vardiya düzeninde en az 3 postanın bulunması ve 8 saat çalıştırılması gerekirken 2 vardiya düzeninde çalıştırılması nasıl mümkün olabilmektedir.

Bu konuyu incelerken önce değinmemiz gereken 4857 sayılı İş yasası ile getirilen bazı esnek iş uygulamalarından olan DENKLEŞTİRME esası olmalıdır. Bilindiği gibi 4857 sayılı İş yasamızın 63.maddesi Haftalık iş süresinin en çok 45 saat olduğunu belirtmekle birlikte bu sürenin aksi kararlaştırılmadığı takdirde haftanın çalışılan günlerine eşit olarak dağıtılabilmesine olanak vermektedir.

Buradan hareketle işçi ile işveren anlaşarak haftalık 45 saatlik iş süresini aşmayacak denkleştirme çalışması yapabileceklerdir. Bu durumda işçi günde 11 saati aşmayacak şekilde fazla çalıştırılıp daha sonra eksik çalıştırılarak bir denkleştirme sağlanacak bu sayede haftalık 45 saatlik sınır aşılmayacak ve işveren işçiye fazla mesai ödemek durumunda kalmayacaktır.

Örnek;

2 haftalık bir denkleştirme çalışması için işçi ile işveren anlaşmışlar ve ilk hafta aşağıdaki puantaj örneğinde de görüleceği üzere işveren işçiyi günde 11 saat haftada 5 gün toplamda 55 saat çalıştırmıştır. Burada haftalık yasal iş süresi sınırı olan 45 saat aşılmaktadır.

 

1.hafta

1

2

3

4

5

6

7

Toplam

günlük çalışma süresi

11

11

11

11

11

H.T.

H.T.

55

 

Ancak 2. Hafta işveren yine puantaj örneğimizde de görüleceği üzere çalışmayı günde 7 saate indirerek toplam haftalık çalışma süresini yasal süre olan 45 saatin altına indirmektedir.

 

2.hafta

1

2

3

4

5

6

7

Toplam

günlük çalışma süresi

7

7

7

7

7

H.T.

H.T

35

 

Böylece ilk hafta 55 saat ikinci hafta 35 saat çalışılarak 2 haftada toplam 90 saat çalışılmış olmaktadır. Bu doksan saatlik süreyi 2 haftaya böldüğümüzde ( 90/ 2 = 45 ) 45 saatlik yasal sınır aşılmamakta ve işverenlerimiz bakımından ortaya bir fazla mesai ödemesi çıkmamaktadır.

Elbette ki denkleştirme esasının uygulanabilmesi için işçi ile işverenin anlaşmış olması bir başka deyişle işçinin bu konuda yazılı onayının alınması gerekmektedir. Ayrıca denkleştirme uygulaması süre yönünden de sınırlıdır. Buna göre denkleştirme süresi 2 ay ile sınırlandırılmıştır. Ancak toplu iş sözleşmeleriyle bu süre 4 aya kadar uzatılabilir.

Denkleştirme süresi ile ilgili bu açıklamalardan sonra konumuza dönecek olursak işte 2 vardiya usulü ile çalışılan işyerleri bu uygulamalarını yukarıda izah ettiğimiz yasal düzenlemeye dayandırmaktadırlar.

Pek çok işletme işçilerine yoğun mesainin ardından yine fazla dinlenme vermek suretiyle bir tür denkleştirme sağlamakta ve fazla mesai ödememektedirler. Örneğin Özel güvenlik şirketleri en çok bu yöntemle işçi çalıştırmaktadırlar. Adına 12/24 esası dedikleri bir puantaj sistemi ile işçileri 12 saat çalıştırıp bir gün dinlendirerek haftalık iş süresini aşmamaktadırlar.Bunun puantaj örneği aşağıdaki gibi olmaktadır.

 

1

2

3

4

5

6

7

Toplam

11

H.T.

11

H.T.

11

H.T.

11

44

 

Bu örnekte görüleceği üzere işçi günde 11 saat çalıştırılıp ertesi gün dinlendirilmektedir. Bu suretle haftada 3 gün dinlenip 4 gün 11 saat çalışmakta ve haftalık iş süresi aşılmamaktadır.

Benzer sistemlerle çalıştırılan işçilerin açmış oldukları davalarda Yüksek yargı da denkleştirme esasının uygulanması durumunda fazla mesainin söz konusu olmayacağı yönünde kararlar vermektedir. Şimdi bu konuda açılan bir davaya karşılık yüksek mahkemenin verdiği kararı inceleyelim.

“Fazla çalışma haftalık 45 saatlik süreyi aşan çalışmadır. Ancak, denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.

Olayda, davacı işçi yanında diğer bir işçi ile nöbet tutmaktadır. Normal olarak günlük 24 saat çalışmanın 12 saatinde bir işçi kalan sürede diğer işçinin çalıştığı varsayılır. Yemek ve zorunlu ihtiyaçlar için bir saat çıkarıldıktan sonra davacı işçinin günlük çalışma süresi 11 saattir. Haftada 3 gün çalışan davacının haftalık çalışma süresi 33 saat olup fazla çalışma söz konusu değildir.”

 

Yüksek yargı aynı taleple açılan benzer bir davayla ilgili olarak verdiği kararda da işçi ile işverenin arasında “örtülü denkleştirme” nin varlığından söz ederek yine işçinin fazla mesai ve hafta tatili ücret talebini de kabul etmemiştir.

 

“Davacı santral binasında güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olup yemek ve diğer zorunlu ihtiyaçlar için 9 saat süren çalışmada bir, 15 saat süren çalışmada da 1,5 saat ara dinlenme yapmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle ara dinlenme yapmadan aralıksız çalıştığının kabulü yerinde değildir.

Bu tespitten sonra belirlenecek haftalık çalışma süresine göre, 1475 Sayılı Yasa döneminde haftalık 45 saati aşan çalışmalar, 4857 Sayılı Yasa döneminde ise yasaya göre örtülü denkleştirme olduğu kabul edilerek sadece günlük 11 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak kabul edilebilir.

Davacının ikili vardiyalı olarak çalıştığı dönemde ayrıca hafta tatili alacağının da kabulüne karar verilmiştir.

Davacı bu dönemde hafta da iki gün 24 saat çalışmamaktadır. Bu durumda denkleştirmenin daha fazla süre ve hafta tatilini kapsayacak şekilde dinlenme yapıldığından ayrıca hafta tatili çalışma ücreti hesap edilemez”.

 

Yargı tayın vermiş olduğu bu kararlar elbette ki hukuk çevreleri tarafından tümüyle kabul gören kararlar değildir. Kararı doğru bulmayanların itiraz noktalarının başında denkleştirme esasının uygulanmasının işçi ile işverenin anlaşmasına tabi olduğu ve “örtülü” bir denkleştirmenin mümkün olmayacağı gelmektedir. Aşağıda kısa bir alıntı yaptığımız karar incelemesinde Av. Murat ÖZVERİ konuyu geniş bir biçimde irdelemektedir. Daha detaylı bilgi edinmek isteyen okurlarımız dipnotta gösterdiğimiz kaynaktan yararlanabilirler.

 

“Nitekim çalışma sürelerinin yönetmeliğinin “Denkleştirme Esasına Göre çalışma Başlıklı” 5. Maddesinde “Tarafların yazılı anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerinde haftanın çalışılan günlerine günde on bir saati aşamamak koşuluyla farklı şekilde dağıtılabilir.” Sözleriyle denkleştirme için yazılı anlaşma koşulu aranmıştır.

Dolayısıyla Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bozma ilamında ki örtülü denkleştirme vardır gerekçesine katılmak olanaklı değildir. Açık yazılı bir anlaşma yokken işverenin yasaya aykırı çalışma sistemini örtülü denkleştirme olarak nitelendirme olanağı bulunmamaktadır.

 

Söz konusu kararların gece çalışmalarında fazla mesai yapılamayacağı ve Postalar halinde işçi çalıştırılarak yürütülen işler yönetmeliğindeki 3 vardiya zorunluluğu ilkelerine uymadığını da belirtmeliyiz.

Sonuç itibarı ile vardiya usulü ile yapılan işlerde yönetmeliğe aykırı olarak 2 vardiya ile çalışılmasının yasal olmadığı yönündeki görüşümüzü muhafaza etmekteyiz. Şayet 4857 sayılı yasayla getirilen esnek uygulamalardan olan Denkleştirme esasının uygulandığı işlerde 3 vardiya çalışılmasına gerek olmayacaksa yönetmelikte de bu yönde değişiklik yapılması ve konuya yasal alt yapı kazandırılması gerekirdi. Yargıtay’ımızın bu yönde vermiş olduğu kararların uygulamaya yön vermek bakımından yeterli olmadığını düşünüyoruz.


26 Ağustos 2011

Hüseyin İrfan FIRAT

Personel ve İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı

 

26 Ağustos 2011 Cuma

Emeklilik Öncesi İzinler Ne Olacak


Soru: Emekli olup,hiç ara vermeden sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmasına devam eden bir işçinin birikmiş, (hak edipte kullanmadığı) yıllık ücretli izinlerine ait ücretini almayıp, çalışmaya devam ettiği için dinlenmek amacıyla kullanmak istiyor. Bu bahse konu olan yıllık ücretli izinleri emeklilik sonrası kullandırdığımızda işyeri herhangi bir yasal sorumluluk altına girer mi? İşçi yıllık ücretli iznini emekli olduktan sonra kullanması durumunda, sonradan( emekli olduktan sonraki beş yıllık zaman aşımı süresi içinde)emekli oldum izin paramı almadım diye dava açarsa kazanabilir mi ?

Murat Karadağ

Cevap: İşçinin emekli olmadan önce kullanmadığı izinleri varsa emekli olduktan sonra aynı işyerinde ara vermeden çalışmaya devam ederse emeklilik öncesi izinlerini kullanır. Yerleşik yargı kararlarına göre işyerinde çalışan işçiye kullanmadığı izinlerin parası ödenerek izin hakkı ortadan kaldırılamaz. Mevzuataımıza göre yıllık izin hakkından vazgeçilememektedir. Bu nedenle işçiye emeklilik öncesi kullanmadığı izinlerin parası ödenmez. Emeklilik öncesi işçinin kullanmadığı izinleri emeklilik öncesi kıdemine uygun olarak emeklilik sonrasında kullandırılır.

Arif Temir - GÜNEŞ

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Doğum parası nasıl hesaplanıyor

Okurumuz Barış Koz, “Eşim doğum sebebiyle iş görememezlik ödeneği aldı. Ancak hesaplamalarda prim ödemeleri dikkate alınmadığı için hak ettiği tutarın oldukça cüzi bir kısmını yatırmışlar. Doğum parası nasıl hesaplanıyor? Bu rakama itiraz ve tekrar hesaplanması için nasıl bir yol izlememiz ve nereye müracaat etmemiz gerekir?” diyor.

Sigortalıların doğum yardımları esasen bir çok kişiyi ilgilendiren bir konu. Bu nednele biraz daha ayrıntılı açıklama yapmak doğru olacak. 4/a (SSK) kapsamındaki sigortalı kadına, gerekli şartları sağlaması halinde doğum nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir.

Geçici iş göremezlik ödeneği hekimin vereceği istirahata bağlı olarak doğumdan önceki ve sonraki 8 haftalık sürede, çoğul gebelik halinde doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün için ödenmektedir.

Sigortalı kadının isteği ve hekimin onayı ile doğuma 3 hafta kalıncaya kadar çalışması halinde, doğum sonrası istirahat süresine çalışılan süre eklenecektir. Bu sürelerin eklenebilmesi için doğumdan önceki 3 haftaya kadar çalışmasının uygun olduğuna dair sağlık raporu yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularınca düzenlenecektir. Geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi için;

- İstirahatın başladığı tarihte sigortalılık niteliğinin sona ermemesi,

- Doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması,

- Bu süre içinde işyerinde çalışmamış olması,

- Doğum olayının gerçekleşmiş olması, gerekmektedir.

Erken doğumda uygulama

25/02/2011 tarihinden itibaren, 56 gün veya çoğul gebelik halinde 70 günlük gebelik iznine ayrılan ancak, erken doğum yapan kadın sigortalıların doğum öncesi ve sonrası sürelerinin toplam 112 günü veya çoğul gebelik halinde toplam 126 günü geçmemek şartıyla erken doğum nedeniyle kullanamadıkları sürelerin doğum sonrasına ilave edilmesi gerekmektedir.

Doğuma üç hafta kalıncaya kadar işyerinde çalışabileceğine dair raporu almadan işyerinde çalışmaya devam eden, ancak doğum yaptıktan sonra erken doğum yaptığı anlaşılan kadın sigortalıya erken doğum nedeniyle kullanamadığı günlere ait geçici iş göremezlik ödeneği doğum sonrası çalışmadığı günlere ilave edilerek geçici iş göremezlik ödeneği ödenecektir.

Doğumdan önce gebelik istirahatının başladığı tarihte sigortalılık niteliği devam etmekte olan kadının 90 günlük kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartını yerine getirdiğinin tespiti halinde, gebelik istirahat süresi içinde herhangi bir sebeple hizmet akdi sona ermiş olsa dahi kendisine doğum öncesi ve doğum sonrası geçici iş göremezlik ödeneğinin verilmesi gerekmektedir.

Geçici iş göremez ödeneği

Geçici iş göremezlik ödeneklerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; doğumun olduğu tarihten önceki on iki aydaki son üç ay içinde hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu süredeki prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır.

Sigortalılara hesaplanacak günlük kazancının yatarak tedavilerde yarısı, ayaktan tedavilerde ise 2/3’ ü üzerinden hesap edilerek geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir.

4/a (SSK) kapsamındaki sigortalı kadına ödenek veya gelire esas günlük kazançlarının hesabında, prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise ödenek ve gelire esas alınacak günlük kazanç, ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca, yüzde 50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamaz. Yani, ücret dışında prim ikramiye gibi ödemeler varsa, bu nedenle daha düşük bir tutar hesaplanmış olabilir. Tavsiyemiz, yazılı olarak ilgili SGK müdürlüğüne hesaplamada hata olup olmadığını sormanızdır.

Kaynak: Star Gazetesi / Resul Kurt / 18.08.2011

19 Ağustos 2011 Cuma

İşverenin bilgasayar ve e-postaları denetleme yetkisi var

TEKNOLOJİNİN gelişmesiyle, daktilolar yerini bilgisayarlara, daktilo memurları da yerini bilgisayar kullanan elemanlara bıraktı.

Mektup, kutlama mesajı ve telgraflar da yerini büyük ölçüde e-postalara bıraktı.
Kamu kurumlarında ve şirketlerde, neredeyse herkesin masasında bilgisayar var.
Öyle ki çok kişi “Bu bilgisayarlar ve internet yokken biz ne yapıyorduk?” diye birbirine soruyor.
İŞVERENİN DENETİMİ
Şirketlerdeki bilgisayarların ve e-mail adresinin özelliği, işverene ait olmasıyla ilgili.
Daha açık bir anlatımla, bilgisayarlar şirket adına alınmakta ve defterlere (amortismanları) gider kaydedilmekte, KDV’sinin de tamamı indirim konusu yapılmaktadır. Kullanılan e-mail adreslerine gelince, bunlar da işverene ait.
Buraya kadar tamam.
Buradan itibaren, bazı ayrıntılar gündeme geliyor. Örneğin, işyerinde çalışanlar gün içinde şirketin bilgisayarı ve e-mail adresini kullanarak, bazı elektronik yazışmalar yapabiliyorlar.
Daha ötesi işveren ve işyeri ile ilgili bazı konulara, hatta işvereni ve işyerini küçük düşüren, eleştiren veya bazı bilgileri karşı tarafa yansıtan e-postalar da gönderilebiliyor.
İşte bu aşamada işverenin, kendisine ait bilgisayar ve e-mail adresleri ile bu adreslere gelen elektronik postaları denetleme yetkisinin olup olmadığı önem kazanmaktadır.
YARGITAY NE DİYOR?
Bu konuda Yargıtay’a intikal eden bir olayda;
- İşçi Avukatının Savunması:
Şirketin bilgisayarını ve e-mail adreslerini kullanarak, bazı elektronik yazışmalar yapan işçinin avukatı;
“İnternet aracılığıyla yapılan yazışmaların, kişinin özel hayatı ile ilgili olduğunu, hukuki bakımdan korunması gerektiğini, işverenin işçinin mail adresinin şifresini kırarak, bir kısmı da işyeri ve işverenle ilgili olan bazı yazışmaları ele geçirdiğini, hukuka aykırı yollarla elde edilen bu dökümanlara itibar edilemeyeceğini” iddia ediyor.
* Yargıtay’ın Kararı: Yargıtay’ın kararı da özetle aşağıdaki gibi;
“İşçiye, şirketin işlerini yürütmesi için işveren tarafından bilgisayar ve e-mail adresleri verilmiştir. İşçi bu bilgisayar ve e-mail adreslerini kullanarak, bazı yazışmalar yapmış ve bu yazışmalar sırasında işverenin şahsına yönelik hakaret niteliğinde ifadeler kullandığı ve işyeri sırrı sayılabilecek konularda da yazışmalar yaptığı anlaşılmıştır. İşverenin, kendisine ait bilgisayar ve e-mail adresleri ile bu adreslere gelen e-postaları, her zaman denetleme yetkisi bulunmaktadır.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 13 Aralık 2010 Tarih ve E.2010/447, K.2010/37516).
SONRA NE OLDU?
Sonrası tahmin ettiğiniz gibi...
Yargıtay kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeden işçinin işine son verilmesini, İş Yasası’nın 25/II-b maddesi uyarınca, “sataşma niteliğinde haklı fesih nedeni oluşturduğu” gerekçesiyle, yerinde bulduğu için, işyerinin bilgisayarını ve e-mail adresini kişisel yazışmalarında kullanan işçinin, işten çıkartılması nedeniyle tazminat talebini reddetti.
Özel sektörde çalışanlar, aman dikkat; işverenin kendisine ait bilgisayar ve e-mail adresleri ile bu adreslere gelen e-postaları her zaman denetleme yetkisi var.
Yargıtay böyle diyor...

Kaynak: Hürriyet Gazetesi / Prof. Dr. Şükrü Kızılot / 18.08.2011

18 Ağustos 2011 Perşembe

AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİN SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA VERİLMESİNE VE PRİMLERİN ÖDENME SÜRELERİNE DAİR

18 Ağustos 2011 Tarihli Gazete  Sayı: 28029  Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından:

 

AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİN SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA

VERİLMESİNE VE PRİMLERİN ÖDENME SÜRELERİNE DAİR

USUL VE ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

 

Madde 1 – 28/9/2008 tarihli ve 27011 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin Sosyal Güvenlik Kurumuna Verilmesine ve Primlerin Ödenme Sürelerine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin ‘1’ numaralı bölümünün ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Söz konusu hükümlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesine dair, 12/5/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde ise; “Aylık prim ve hizmet belgesinin düzenlenmesi, verilmesi ve saklanması” başlıklı 102 nci ve “Aylık prim ve hizmet belgesinin sonradan verilmesi” başlıklı 103 üncü maddelerinde, aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenmesine ve verilmesine, “Sigorta primlerinin ödenme süresi ve erken ödeme” başlıklı 108 inci ve “Afet durumunda belgelerin verilme süresi ve primlerin ertelenmesi” başlıklı 109 uncu maddelerinde ise primlerin ödenmesine ilişkin hükümler düzenlenmiştir.”

Madde 2 – Aynı Tebliğin ‘2.1’ numaralı bölümünün ‘Çalıştırdıkları sigortalıların;’ başlıklı alt bölümünde yer alan “- Prime esas kazançlar tutarlarını” ibaresi “- Prime esas kazanç tutarlarını (hak edilen ücretler ile prim, ikramiye ve bu nitelikteki ödemeler olarak ayrı ayrı)” şeklinde, “- Ayın bazı günlerinde çalışmamış olmaları halinde, eksik çalışma nedenlerini,” ibaresi “- Ayın bazı günlerinde çalışmamış olmaları halinde, eksik gün sayısını ve eksik çalışma nedenlerini,” şeklinde değiştirilmiştir.

Madde 3 – Aynı Tebliğin ‘2.1.2’ numaralı bölümünün (b) alt bölümünde yer alan “hak ettikleri ücretleri ise “Prime Esas Kazanç” bölümüne” ibaresi “hak ettikleri ücretleri ‘Prime Esas Kazanç’ bölümüne, ay içinde ödenen prim, ikramiye ve bu nitelikteki istihkaklar ise ‘Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki İstihkak’ bölümüne kaydedilecektir.” şeklinde değiştirilmiştir.

Madde 4 – Aynı Tebliğin ‘2.1.2’ numaralı bölümünün (g.1) alt bölümünün birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmayan ve çalıştırılmadığı günler için ücret de ödenmeyen sigortalıların eksik çalışma nedenlerinin aylık prim ve hizmet belgesine kaydedilmesi gerekmektedir. Sigortalının eksik çalışma nedenleri Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 9 nolu ekinde yer alan aylık prim ve hizmet belgesinin arka sayfasında açıklanmış olup,

01- İstirahat

11- Doğal afet

02-                                             (Mülga)

12-                                             Birden fazla

03-                                             Disiplin cezası

13-                                             Diğer

04-                                             Gözaltına alınma

15-          Devamsızlık

05-                                             Tutukluluk

16-                                             Fesih tarihinde çalışmamış

06-                                             Kısmi istihdam

17-                                             Ev hizmetlerinde 30 günden az çalışma

07-                                             Puantaj kayıtları

18-                                             Kısa çalışma ödeneği

08-                                             Grev    

19-                                             Ücretsiz doğum izni

09-                                             Lokavt

20-                                             Ücretsiz yol izni

10-                                             Genel hayatı etkileyen olaylar

21-                                             Diğer ücretsiz izni

eksik gün nedenleri olarak sayılmıştır.”

“Diğer taraftan, genel bütçeye dahil dairelerin, özel bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, fonların, belediyelerin, il özel idarelerinin, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmelerin, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşların, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarının, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının, sendikaların, vakıfların, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşların işyerleri ve toplu (ş.abacı) iş sözleşmesi yapılan işyerleri ile 50 ve üzerinde sigortalının çalıştırıldığı aylara ilişkin özel sektör işyerleri hariç olmak üzere, ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların eksik çalıştıklarını ispatlayan belgelerin Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 10 nolu ekinde yer alan belge ile aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi gereken süre içinde işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine elden verilmesi veya aynı süre içinde posta ile gönderilmesi gerekmektedir.”

Madde 5 – Aynı Tebliğin ‘2.1.2’ numaralı bölümünün (h) alt bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bölüm eklenmiştir.

“ı- Eksik gün sayısının hesaplanması ve sisteme girilmesi

Sigortalıların ay içinde çalışmadıkları ve bu sebeple ücret almaya hak kazanmadıkları süreleri eksik gün sayısı olarak sisteme girilecektir.

Örnek; 2009/Mart ayında 5 gün istirahatlı olan ve bu süre için ücret ödenmeyen sigortalı yönünden eksik gün sayısı 5 olarak sisteme girilecektir.”

Madde 6 – Aynı Tebliğin ‘2.1.3’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“2.1.3 Belgeye ilişkin bilgiler

Aylık prim ve hizmet belgesinin e-Sigorta kanalıyla gönderilmesi sırasında, belgenin ilişkin olduğu yıl ve ay, sigortalıların niteliklerine uygun belge türü ve varsa düzenlenmesine esas Kanun numarası, ilgililerce seçilecektir.

Belge türleri, aylık prim ve hizmet belgesinin arka sayfasında

01- Hizmet Akdi İle Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışanlar (Yabancı uyruklu sigortalılar dahil)

02- Sosyal Güvenlik Destek Primine Tabi Çalışanlar

04- Yer Altında Sürekli Çalışanlar (Maden işyerlerinde 1/10/2008 öncesi çalışması olanlar için)

05- Yer Altında Gruplu Çalışanlar (Maden işyerlerinde 1/10/2008 öncesi çalışması olanlar için)

06- Yer Üstü Gruplu Çalışanlar (Maden işyerlerinde 1/10/2008 öncesi çalışması olanlar için)

07- 3308 Sayılı Kanunda Belirtilen Aday Çırak, Çırak ve İşletmelerde Mesleki Eğitim Gören Öğrenciler

12- Geçici 20 nci Maddeye Tabi Olanlar

13- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Olup İşsizlik Sigortası Primi Kesilmeyenler

14- Libya'da Çalışanlar

19- Ceza İnfaz Kurumları İle Tutukevleri Bünyesinde Oluşturulan Tesis Atölye ve Benzeri Ünitelerde Çalıştırılan Hükümlü ve Tutuklular

20- İstisna Akdine İstinaden Almanya'ya Götürülen Türk İşçiler

21- Türk İşverenler Tarafından Sosyal Güvenlik Sözleşmesi İmzalanmamış Ülkelere Götürülerek Çalıştırılan Türk İşçileri

22- Meslek Liselerinde Okumakta İken veya Yüksek Öğrenimleri Sırasında Zorunlu Staja Tabi Tutulan Öğrenciler ile 2547 Sayılı Kanun Uyarınca Üniversitelerde Kısmi Zamanlı Çalıştırılan Öğrenciler

23- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olanlar

24- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olanlar

25- Türkiye İş Kurumu Tarafından Düzenlenen Eğitimlere Katılan Kursiyerler

28- 4046 Sayılı Kanunun 21 inci Maddesi Kapsamında İş Kaybı Tazminatı Alanlar

29- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışıp 60 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

30- İşsizlik Sigortası Hariç 60 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

31- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malüllüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olup 60 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

32- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışıp 90 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

33- İşsizlik Sigortası Hariç 90 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

34- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olup 90 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

35- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışıp 180 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

36- İşsizlik Sigortası Hariç 180 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

37- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olup 180 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

39- Birleşik Krallıkta İkamet Edenler ve İsviçre Vatandaşı Olanlardan Uzun Vadeli Sigorta Kolunun Uygulanmasını Talep Etmeyenler

41- Kamu İdarelerinde İş Akdi Askıda Olanlar

42- 3308 Sayılı Kanunda Belirtilen Aday Çırak, Çırak Ve İşletmelerde Mesleki Eğitim Gören Öğrencilerden Bakmakla Yükümlü Olunmayanlar

43- Meslek Liselerinde Okumakta İken Veya Yüksek Öğrenimleri Sırasında Staja Tabi Tutulan Öğrenciler İle 2547 Sayılı Kanun Uyarınca Üniversitelerde Kısmi Zamanlı Çalıştırılan Öğrencilerden Bakmakla Yükümlü Olunmayanlar

44- Türkiye İş Kurumu Tarafından Düzenlenen Eğitimlere Katılan Kursiyerlerden Bakmakla Yükümlü Olunmayanlar

90- İtibari Hizmet Süresine Tabi Olarak Çalışanlar

91- 60 gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Olanlardan İtibari Hizmet Süresine Tabi Olarak Çalışanlar

92- 90 gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Olanlardan İtibari Hizmet Süresine Tabi Olarak Çalışanlar

olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla aynı işyerinde çalışmakla birlikte, farklı nitelikteki sigortalılar, farklı belge türü seçilmek suretiyle Kuruma bildirilecektir.

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden hizmet akdine istinaden çalışmayanlar için 13 nolu belge türü seçilecektir.

Örnek 1- (B) Limited Şirketinin 2008/Aralık ayında çalıştırmış olduğu toplam 11 sigortalıdan,

- 6’sının tüm sigorta kollarına tabi,

- 3’ünün sosyal güvenlik destek primine tabi,

- 2’sinin tüm sigorta kollarına olmakla birlikte 60 gün fiili hizmet süresi zammına tabi,

olduğu varsayıldığında, her bir belge türüne giren sigortalı grubu, ilişkin oldukları belge türleri seçilmek suretiyle ayrı ayrıdüzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgeleri ile Kuruma bildirilecektir.

Hal böyle olmakla birlikte, bazı belge türleri yalnızca bazı kurum, kuruluş ve işletmelerce seçilebilecek olup, bu kurum ve kuruluşlar ile bu kurum ve kuruluşların seçebilecekleri belge türleri aşağıda açıklanmıştır.

- Türkiye İş Kurumu; düzenlemiş olduğu eğitimlere katılanlardan bakmakla yükümlü olunanlar için 25 nolu belge türünü, bakmakla yükümlü olunmayanlar için 44 nolu belge türünü, iş kaybı tazminatı alanlar için 28 nolu belge türünü,

- Milli Eğitim Bakanlığı/Okullar/Yüksek Öğretim Kurumu; aday çırak, çırak ve mesleki işletmelerde eğitim gören öğrencilerden bakmakla yükümlü olunanlar için 7 nolu belge türünü, bakmakla yükümlü olunmayanlar için 42 nolu belge türünü, meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ile 2547 sayılı Kanun uyarınca üniversitelerde kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden bakmakla yükümlü olunanlar için 22 nolu belge türünü, bakmakla yükümlü olunmayanlar için 43 nolu belge türünü,

- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri; kendi bünyelerinde oluşturdukları tesis atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular için 19 nolu belge türünü,

- Libya’da Türk işçisi çalıştıran işletmeler; 14 nolu belge türünü,

- Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde Türk işçisi çalıştıran işverenler 21 nolu belge türünü,

- Harp malulleri ile 3713 ve 2330 sayılı Kanunlara göre vazife malullüğü aylığı alan sigortalıları çalıştıran işverenler 23 ve 24 nolu belge türlerini,

- Birleşik Krallıkta ikamet edenler ve İsviçre vatandaşı olanlardan uzun vadeli sigorta kolunun uygulanmasını talep etmeyenler 39 nolu belge türünü,

- Kamu idareleri, itibari hizmet süresine tabi çalışanlarının itibari hizmet süresi kapsamındaki hizmetleri için 90, 91 veya 92 nolu belge türünü,

seçebileceklerdir.

Bu bağlamda, yukarıda belirtilen kurum, kuruluş ve işletmelerin, bahse konu belge türlerini seçebilmeleri amacıyla çalıştırdıkları sigortalıların niteliklerini de belirtmek suretiyle işyerlerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı olarak başvurmaları gerekmekte olup, yapılan başvurular üzerine ilgili ünite tarafından gerekli kodlama yapılmak suretiyle, aylık prim ve hizmet belgesinin gönderilmesi sırasında ilgili belge türleri kendilerine açılacaktır.

Diğer taraftan, yukarıda belirtilen kurum, kuruluş ve işletmelerin, yukarıda belirtilen nitelikteki sigortalılardan ayrı olmak üzere, farklı nitelikte sigortalı istihdam etmeleri halinde bu sigortalılar için ayrıca işyeri dosyası tescil ettirmeleri gerekmektedir.

Öte yandan, işyerinin ve sigortalıların çeşitli teşvik kanunları kapsamına girmesi halinde, diğer kanunlar kapsamına giren sigortalılar ise ayrıca belge türü ve kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgeleri ile Kuruma bildirilecektir.

5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (e) bendinde ve yine aynı Kanunun geçici 13 üncü maddesinde belirtilen iş kaybı tazminatı alan sigortalıların bildirimlerine ilişkin düzenlemeler Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 122 nci maddesi gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türkiye İş Kurumu arasında yapılacak protokolle belirlenecektir.

Örnek 2- 2008/Kasım ayında toplam 103 sigortalı istihdam (A) işvereninin çalıştırdığı sigortalılardan;

- 3’ünün, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan dahilinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalı,

- 7’sinin, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan haricinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalı,

- 10’unun 4447 sayılı Kanun kapsamına giren 18-29 yaş arasında erkek veya 18 yaşından büyük kadın sigortalı,

- 6’sının herhangi bir teşvik kanunu kapsamına girmeyen sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalı,

- 77’sinin de yine herhangi bir teşvik kanunu kapsamına girmeyen tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan sigortalı,

olduğu varsayıldığında,

- 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan dahilinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalılar, 1 nolu belge türü ve 14857 nolu kanun numarası,

- 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan haricinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalılar, 1 nolu belge türü ve 54857 nolu kanun numarası,

- Sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalılar 2 nolu belge türü,

- Tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan diğer sigortalılar ise,

1 nolu belge türü,seçilmek suretiyle Kuruma bildirilecektir.”

Madde 7 – Aynı Tebliğin ‘2.2.1’ numaralı bölümünün 23 üncü paragrafı yürürlükten kaldırılmış, 24 üncü (son) paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Aylık prim ve hizmet belgelerinin e-Sigorta kanalıyla gönderilmemesi halinde, söz konusu belge kağıt ortamında yasal süresi içinde Kuruma verilmiş olsa dahi, ilgililer aleyhine 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin 1 veya 2 numaralı alt bentlerine göre idari para cezası uygulanacaktır.”

Madde 8 – Aynı Tebliğin ‘2.2.2’ numaralı bölümünde yer alan ‘Örnek 1’ den sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgelerinin üçüncü paragrafta belirtilen açıklamalar uyarınca incelemeye sevk edilmesi ve işverenlerce inceleme sonucu beklenilmeksizin tahakkuk eden primlerin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ödenmek istenilmesi halinde, incelemeye sevk edilen aylık prim ve hizmet belgelerinin tahakkuk kısmı, inceleme sonucu beklenilmeksizin işleme alınacak, hizmet kısmı (sigortalıların yer aldığı bölüm) ise yapılacak incelemenin ardından uygun görülmesi halinde işleme alınacaktır.”

Madde 9 – Aynı Tebliğin ‘2.2.3’ numaralı bölümü yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 10 – Aynı Tebliğin ‘2.3’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“2.3- e-Sigorta uygulamasına başvurulması, sözleşmenin düzenlenmesi ve şifre zarfının teslimi

2.3.1- Başvuru

Aylık prim ve hizmet belgesinin Kuruma e-Sigorta kanalıyla gönderilebilmesi için, işveren veya yetkili kişiler tarafından usulüne uygun olarak doldurulmuş ve imzalanmış ‘e-Sigorta Hizmetleri İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Başvuru Formu’ ile Kurumun ilgili ünitesine başvurulması ve işveren veya yetkili kişiler tarafından ‘e-Sigorta Sözleşmesi’nin imzalanması gerekmektedir.

İşveren haricindeki kişilerce e-Sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi başvurusunun yapılabilmesi ve/veya e-Sigorta sözleşmesinin imzalanabilmesi için, işveren vekili veya işvereni temsil ve ilzama yetkili olunması ya da işveren adına; Sosyal Güvenlik Kurumuna her türlü başvuruyu yapmaya, Kurumla her türlü sözleşmeyi imzalamaya, Kurumdan her türlü belgeyi teslim almaya ve Kuruma her türlü belgeyi vermeye yetkili olunduğuna veya e-Sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi başvurusu yapmaya, e-Sigorta sözleşmesi imzalamaya, kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi teslim almaya, Kuruma e-Sigorta kanalıyla aylık prim ve hizmet belgesi göndermeye yetkili olunduğuna dair özel vekâletname bulunması icap etmektedir. Dolayısıyla, belirtilen hususların yer almadığı özel vekâletnameler ile e-Sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi başvurusunda bulunulması veya e-Sigorta sözleşmesinin imzalanması mümkün bulunmamaktadır.

Alt işvereni olan işyerlerinde, hem işveren, hem de aracıların her biri ayrı ayrı başvuruda bulunarak, ayrı ayrı kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi alacaklardır.

Diğer taraftan; apartman yöneticiliklerince (kat malikleri kurullarınca) yapılacak olan başvuru sırasında,

a) Kullanıcı kodu ve şifresinin yönetici adına verilmesinin talep edilmesi halinde, başvuru sırasında, noter onaylı karar defterinin;

- Binaya ilişkin bilgilerin yer aldığı ilk sayfasının,

- Yönetici seçimine ilişkin kat malikleri kurul kararının yer aldığı sayfanın,

bir fotokopisinin, e-Sigorta sözleşmesi ile birlikte başvuru formu ekinde ibraz edilmesi,

b) Kullanıcı kodu ve şifresinin başka bir kişiye verilmesinin talep edilmesi halinde ise,

- Binaya ilişkin bilgilerin yer aldığı ilk sayfasının,

- Yönetici seçimine ilişkin kat malikleri kurul kararının yer aldığı sayfanın,

- Yetki verilmesi talep edilen kullanıcı için çıkartılmış vekâletnamenin aslı veya noter onaylı suretinin,

e- Sigorta sözleşmesi ile birlikte başvuru formunun ekinde ibraz edilmesi gerekmektedir.

Başvuru formları, evrak servisince evrak tarih ve numarası verildikten sonra, e-Sigorta Servisinde çalışan personel tarafından teslim alınacak, ardından gerekli kontrollerin yapılmasının ardından “Kurum Ünitesi” bölümü teslim alan personel tarafından kaşelenip imzalanacaktır.

2.3.2- Başvuru formlarının kaydedilmesi ve klase edilmesi

e-Sigorta sözleşmeleri iki nüsha olarak düzenlenecek olup, ilk nüshası ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce/Sosyal Güvenlik Merkezince başvurunun alındığı tarih ve sıraya göre klase edilecek, ikinci nüshası ise işverene/yetki verilen kullanıcıya verilecektir.

2.3.3- e-Sigorta sözleşmesinin düzenlenmesi ve şifre zarfının teslimi

Şifre zarfının tesliminden önce, iki nüsha olarak düzenlenen e-Sigorta sözleşmesinin, Kurum yetkilisi ile işveren veya yetkili kişiler tarafından imzalanmış olması gerekmektedir.

e-Sigorta sözleşmesini, Kurum adına e-Sigorta işlemlerinin yapıldığı servis şefi veya bağlı olduğu müdür yardımcısı, diğer tarafta ise işveren veya yetkili kişi, kamu kurum veya kuruluşlarında görevlendirme yazısı ile yetki verdiği belirtilen kişi imzalayacaktır.

e-Sigorta sözleşmesinin imzalarının tamamlanmasını müteakip, “İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Teslim Tutanağı” iki nüsha olarak düzenlenerek taraflar arasında imzalanacak ve e-Sigorta servisi memuru tarafından “http://sgknet.sgk.intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın aktivasyon sayfasından kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi zarfının üzerindeki “başvuru aktivasyon kodu” girilerek, aktivasyon işlemi gerçekleştirilecek ve “e-Sigorta Sözleşmesi” ve “İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Teslim Tutanağı”nın birer suretleri ile birlikte kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi zarfı işveren veya yetkili kişiye teslim edilecektir. “e-Sigorta Sözleşmesi” ile “İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Teslim Tutanağı”nın birer nüshası “e-Sigorta Hizmetleri İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Başvuru Formu” ile birleştirilerek e-Sigorta Servisinde muhafaza edilecektir.

2.3.4- Şifrenin iptali

e-Sigorta sözleşmesinin 8 inci maddesinde sayılan sebeplerden herhangi birinin varlığı halinde, durum yazılı olarak ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı olarak bildirilecek ve e-Sigorta servisinde görevli memur tarafından “http://sgknet.sgk. intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın kullanıcı işlemleri menüsünden işverene veya yetkili kişiye verilen kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi, işveren veya yetkili kişinin belge verme yükümlülüğünün yasal olarak sona erdiği tarih itibariyle iptal edilecek, ayrıca bu durum ile sözleşmenin fesh edildiği, işveren ve/veya yetkili kişiye bir yazı ile bildirilecektir.

2.3.5- Şifrenin çalınması, kaybolması, unutulması

İşveren veya yetkili kişi tarafından kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresinin; çalındığı, kaybolduğu veya unutulduğu gibi hususların yazılı olarak ilgili üniteye bildirilmesi halinde, e-Sigorta servisinde görevli memur tarafından “http://sgknet.sgk.intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın kullanıcı işlemleri menüsünden derhal kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi iptal edilecektir.

Bu durumda, işveren veya yetkili kişinin aynı işyeri için yeni kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi verilmesini yazılı olarak talep etmesi halinde, “http://sgknet.sgk.intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın kullanıcı işlemleri menüsünden daha önce girişi yapılan başvuru bilgileri sistemden çağırılarak, yeni kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi verilecektir.”

Madde 11 – Aynı Tebliğin ‘2.4.2’ numaralı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Diğer taraftan, Kurum Yönetim Kurulunun almış olduğu 3/12/2010 tarihli ve 2010/282 sayılı kararla, Libya’da daimi işçi çalıştıran işverenlerin, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre her ay için sigortalılardan kesecekleri sigorta primlerini kendilerine ait prim tutarlarına da ekleyerek en geç ilgili olduğu ayı takip eden üç ay içinde ödemelerine karar verilmiştir.

Bu nedenle, Libya’da iş yapan Türk işverenlerin çalıştırdıkları işçilerden 5510 sayılı Kanuna göre her ay kesecekleri sigorta primlerini, kendilerine ait prim tutarlarını da ekleyerek en geç ilgili olduğu ayı takip eden üç ay içinde Kuruma ödemeleri gerekmekte, bu süre içinde ödenmeyen primlere 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanması gerekmektedir.

Buna göre, Libya’da daimi işçi çalıştıran işverenlerce, örneğin; 2011/Haziran ayı sigorta priminin en geç 30/9/2011 tarihine kadar ödenmesi gerekmekte olup söz konusu primlerin vadesinde ödenmemesi halinde, ödenmeyen primlere 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacaktır.”

Madde 12 – Aynı Tebliğin ‘4.1.1’ numaralı bölümünün (a.4.2) numaralı alt bölümünün ikinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“- Geçmişe dönük yapılan terfi işlemi sonucu yapılan ödemelerin prime esas kazançlarına ait bildirimleri,”

Madde 13 – Aynı Tebliğin ‘4.1.1’ numaralı bölümünün (a.9) numaralı alt bölümünün birinci ve ikinci paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesine göre açıktan vekil olarak atanan (vekil öğretmen, vekil imam, vekil memur vb.) sigortalılar için durum kodu bölümüne “V” kodu yazılacaktır. Ancak, 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesi gereğince vekalet veya ikinci görev karşılığında ilgili mevzuatı uyarınca yapılacak ödemeler prime esas kazancın hesabında dikkate alınmayacağından, vekalet ve ikinci görev aylığı alan sigortalılar için “V” kodu kullanılmayacaktır.

Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince eksik aylığa müstahak bulunan sigortalı için “A” kodu yazılacaktır.”

Madde 14 – Aynı Tebliğin ‘4.1.1’ numaralı bölümünün (a.10) numaralı alt bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu bölüme sigortalıların prime esas kazancının hesabında dikkate alınacak, gösterge aylığına ait derece ve kademe rakamları, ek gösterge aylığının hesabında dikkate alınacak ek gösterge rakamı, kıdem aylığının hesabında dikkate alınacak kıdem hizmet süresi ile prime esas kazancın hesabında dikkate alınacak tazminatlar ve 2802 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödenen ek ödeme tutarları yazılacaktır.”

Madde 15 – Aynı Tebliğin ‘4.1.2’ numaralı bölümünün (b.9) numaralı alt bölümünün birinci, ikinci ve üçüncü paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesine göre açıktan vekil olarak atanan (vekil öğretmen, vekil imam, vekil memur vb.) iştirakçi için “V” kodu yazılacaktır. Ancak, vekalet ve ikinci görev aylığı alan iştirakçiler için “V” kodu kullanılmayacaktır.

Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince eksik aylığa müstahak bulunan sigortalı için “A” kodu yazılacaktır.

Kanunun ilgili maddeleri gereğince, genel sağlık sigortası primi kesilmeden sadece emekli keseneği ve kurum karşılığı kesilecek iştirakçiler için durum koduna “M” kodu yazılacaktır.”

Madde 16 – Aynı Tebliğin ‘4.2.2’ numaralı bölümünde yer alan ‘Örnek -’ ibaresi ‘Örnek 1-’ olarak değiştirilmiş, birinci fıkrasının (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent, “Örnek 1-”den sonra gelmek üzere aşağıdaki örnek eklenmiştir.

“e) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını müteakip ay içerisinde çalıştıktan sonra alan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları için, maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 25 inci günü sonuna kadar,”

“Örnek 2- (A) Kamu idaresinde, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun hükümlerine göre sözleşmeli olarak çalıştırılan ve her ayın 1’i ila 30’u arasındaki maaş ödemeleri çalışılan ay sonuçlarının il sağlık müdürlüklerine bildiriminden itibaren onbeş gün içinde yapılan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının, 1/8/2011-31/8/2011 tarihleri arası ücretlerinin 13/9/2011 tarihinde (1/9/2011 tarihinden itibaren onbeş gün içinde) çalıştıktan sonra ödendiği varsayıldığında, Ağustos dönemine ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin, 25/9/2011 tarihinin hafta sonu tatiline rastlaması nedeniyle en geç 26/9/2011 günü sonuna kadar Kuruma gönderilmesi gerekmektedir.”

Madde 17 – Aynı Tebliğin ‘4.2.3’ numaralı bölümünün beşinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Operasyonlara katılmak amacıyla görev yerleri değiştirilen askeri birliklerin bu durumları belgelendirilmek kaydıyla, bu birliklerde görev yapan sigortalılara ait aylık prim ve hizmet belgeleri, askeri birliğin görev yerine döndüğü tarihi takip eden günden başlamak üzere onuncu günün sonuna kadar Kuruma verilmesi halinde yasal süresinde verilmiş sayılacaktır.”

“Aylık veya ücretleri Maliye Bakanlığının vizesine tabi olması sebebiyle ödenmesine sonradan karar verilen personel için vizenin gecikmesine bağlı olarak yasal süresi dışında, ancak, vize işleminin gerçekleştiğine ilişkin yazının ilgili idareye tebliğ tarihinden, başlamak üzere onuncu günün sonuna kadar verilen aylık prim ve hizmet belgeleri yasal süresi içerisinde verilmiş sayılacaktır.”

Madde 18 – Aynı Tebliğin ‘4.3.2’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kamu idareleri, 2008/Ekim ayı başından itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ilk defa sigortalı olanların primleri ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanların keseneklerini, karşılıklarını ve %100 artış farklarını,

a) Her ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki maaşını ayın 15’inde peşin alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,

b) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını ayın 1’inde peşin alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 15 inci günü sonuna kadar,

c) Her ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki maaşını müteakip ayın 15’inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,

d) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını müteakip ayın 1’inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 15 inci günü sonuna kadar,

e) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını müteakip ay içerisinde çalıştıktan sonra alan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları için, maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,

Kuruma ödemek zorundadırlar.

Örnek 1- (A) Kamu idaresinin, 4 ayrı maaş ödeme dönemine ait sigortalı çalıştırdığı varsayıldığında, bu kamu idaresince 2011/Ağustos ayına ait primlerin/keseneklerin,

a) 15/8/2011-14/9/2011 ayı maaşları 15/8/2011 tarihinde peşin ödenen sigortalıların primlerini en geç 31/8/2011 gününün resmi tatile rastlaması nedeniyle 2/9/2011 günü sonuna kadar,

b) 1/8/2011-31/8/2011 ayı maaşlarını 1/8/2011 tarihinde peşin alan sigortalıların primlerini en geç 15/8/2011 günü sonuna kadar,

c) 15/8/2011-14/9/2011 ayı maaşını 15/9/2011 tarihinde çalıştıktan sonra alan sigortalıların primlerini en geç 30/9/2011 günü sonuna kadar,

d) 1/8/2011-31/8/2011 ayı maaşlarını 1/9/2011 tarihinde çalıştıktan sonra alan sigortalıların primlerini en geç 15/9/2011 günü sonuna kadar,

e) 1/8/2011-31/8/2011 ayı maaşlarını Eylül ayı içerisinde çalıştıktan sonra alan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının primlerini en geç 30/9/2011 günü sonuna kadar,

Kurum adına prim tahsilatıyapan banka şubelerine yatırmak zorundadır.

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre sigortalı olanlar için yasal düzenleme veya Bakanlar Kurulu kararı ile geriye yönelik olarak ödenmesine karar verilen aylık, ücret veya tahsisata ait olmak kaydıyla tahakkuk ettirilecek primler ödeme gününü takip eden günden başlamak üzere 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre sigortalı olanlardan görevden uzaklaştırılması veya görevine son verilmesine rağmen idari tasarrufla ya da yargı kararı ile görevlerine iade edilenler için geriye yönelik olarak ödenen aylık, ücret veya tahsisata ait tahakkuk ettirilecek primler ödemenin yapıldığı tarihi takip eden 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,

Operasyonlara katılmak amacıyla görev yerleri değiştirilen askeri birliklerin bu durumunu belgelemeleri kaydıyla yasal süresi dışında vermiş oldukları prim belgelerine ilişkin sigorta primlerinin askeri birliğin görev yerine döndüğü tarihi takip eden günden başlayarak 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,

Aylık veya ücretleri Maliye Bakanlığının vizesine tabi olması sebebiyle ödenmesine sonradan karar verilen personel için vizenin gecikmesine bağlı olarak yasal süresi dışında, ancak, vize işleminin gerçekleştiğine ilişkin yazının ilgili idareye tebliğ tarihinden, başlamak üzere 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,

yasal süresi içerisinde ödenmiş kabul edilir ve yukarıda belirtilen süre içinde ödenirse ayrıca gecikme cezası ile gecikme zammı alınmaz.

Prim ödeme süresinin son gününün hafta sonu veya resmi tatil gününe denk gelmesi halinde primlerin/keseneklerin takip eden ilk iş günü sonuna kadar ödenmesi halinde yasal süresi içerisinde ödenmiş kabul edilir.

Örnek 2- (A) Kamu idaresinin 15/11/2008-14/12/2008 ayı maaşları 15/11/2008 tarihinde peşin ödenen sigortalıların 2008/Kasım ayına ilişkin primlerini en geç maaş ödemesinin yapıldığı Kasım ayının son günü olan 30/11/2008 günü sonuna kadar yatırmaları gerekmekle birlikte anılan tarihin pazar gününe denk gelmesi nedeni ile 1/12/2008 günü sonuna kadar yatırması halinde yasal süresi içinde ödenmiş kabul edilecektir.

Örnek 3- (B) Kamu idaresinin 1/11/2008-30/11/2008 ayı maaşları 1/11/2008 tarihinde peşin ödenen sigortalıların 2008/Kasım ayına ilişkin primlerini en geç ödemenin yapıldığı ay olan Kasım/2008 ayının 15’i sonuna kadar yatırmaları gerekmekle birlikte anılan tarihin cumartesi gününe denk gelmesi nedeni ile 17/11/2008 günü sonuna kadar yatırması halinde yasal süresi içinde ödenmiş kabul edilecektir.

4/10/1987 tarih ve 19949 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Devlet Memurları ile Diğer Kamu Görevlilerinin Aylıklarının Ödeme Zamanının Değiştirilmesine Dair 9/9/1987 tarihli ve 289 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabulüne Dair 28/9/1988 tarihli ve 3472 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre almakta bulunan Devlet Memurları ile diğer kamu görevlilerinin (sözleşmeli statüdeki personel dahil) aylık veya sözleşme ücretlerinin ilkinin 15 Ekim 1987 tarihinde olmak üzere her ayın 15’inde ödeneceği, Devlet Memurları ile diğer kamu görevlilerine ilişkin kanunlarda yer alan “aybaşı” ibarelerinin “ayın 15’i” olarak uygulanacağı, hükme bağlanmıştır.

Bu hükümler uyarınca, aylıklarını 657 sayılı Kanun hükümlerine göre alan devlet memurları ile diğer kamu görevlilerine (sözleşmeli statüdeki personel dahil) her ayın 15’inde aylık ödemesi yapılması gerekmekte olduğundan aylık, ücret veya tahsisatın ödeme günü olarak ayın 15’i kabul edilecektir.

Buna göre, Bakanlar Kurulu kararı ile kamu idarelerinde çalışan devlet memurlarının maaş ödemelerinin avans olarak erken ödenmesi halinde veya maaş ödeme günü olan ayın 15’inin resmi tatil veya hafta sonuna denk gelmesi veya maaşların herhangi bir nedenle geç ödenmesi durumu maaş ödeme gününü değiştirmeyeceğinden primlerin/keseneklerin maaş ödeme günü olan ayın 15’inin içinde bulunduğu ayın sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.

Örnek 4- 15/11/2008-14/12/2008 ayı maaşları 15/11/2008 tarihinde peşin olarak ödenen sigortalıların primleri/kesenekleri, maaş ödeme günü olan ayın 15’inin hafta sonuna denk gelmesi durumu maaş ödeme gününü değiştirmeyecektir ve primlerin/keseneklerin maaş ödemesinin yapıldığı Kasım/2008 takvim ayının son günü olan 30/11/2008 gününün pazar gününe denk gelmesi nedeniyle takip eden ilk iş günü olan 1/12/2008 günü sonuna kadar ödenecektir.

Örnek 5- 1/11/2008-30/11/2008 ayı maaşları 1/11/2008 tarihinde peşin ödenen sigortalıların maaş ödeme günü olan ayın 1’inin hafta sonuna denk gelmesi primlerinin ödeme gününü etkilemeyecektir. Primlerin/keseneklerin, maaş ödemesinin yapıldığı Kasım/2008 takvim ayının 15’inci günü sonuna kadar Kuruma ödenmesi gerekmekte ise de 15/11/2008 tarihinin Cumartesi gününe denk gelmesi nedeniyle takip eden ilk iş günü olan 17/11/2008 sonuna kadar Kuruma ödenmesi gerekecektir.”

Madde 19 – Aynı Tebliğin ‘4.5’ numaralı bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“4.6- 5510 sayılı Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarihten Sonra 4 üncü Maddenin Birinci Fıkrasının (c) Bendi Kapsamında İlk Defa Sigortalı Olanlar Yönünden Aylıksız İzinli Sayılan Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Primlerinin Ödenme Şekli ve Süresi

5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten (2008 yılı Ekim ayı başından) sonra 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ilk defa sigortalı sayılanlardan aylıksız izinli sayılan kamu personelinin genel sağlık sigortası primleri;

a) Personel mevzuatı uyarınca aylıksız izinli sayılanlar ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu uyarınca aylıksız izinli sayılanların bakmakla yükümlü olunan kişileri olup olmadığına bakılmaksızın bir yıl süreyle sınırlı olacak şekilde,

b) Muvazzaf askerlik görevi nedeniyle Kurumlarından aylıksız izinli sayılanların (Yedek subay okulu öğrencilik süreleri dahil) bakmakla yükümlü olduğu kişilerinin bulunması halinde bir yıllık süre sınırı uygulanmaksızın,

aylıksız izinli oldukları süreler için aylıksız izinli sayıldıkları kurumlarınca ödenir.

Genel sağlık sigortası primleri 82 inci maddede belirtilen prime esas kazanç alt sınırının altında olmamak kaydıyla primin ilişkin olduğu aydaki kamu personelinin maaşlarının hesabında esas tutulan katsayı rakamı ve taban aylık tutarına göre tespit edilecek aylıksız izne ayrıldıkları tarihteki prime esas kazançları üzerinden %12 oranında hesap edilir.

Aylıksız izne ayrılan kamu personelinin genel sağlık sigortası primine ait prim belgelerinin gönderilme şekli, süresi ve primlerin ödenmesi, personelin ücretsiz izine ayrıldığı tarihteki aylık ödenme zamanı dikkate alınarak Tebliğin 4 numaralı bölümü altında belirtilen şekilde gerçekleştirilir.”

Madde 20 – Aynı Tebliğin ‘6.1’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“6.1- Afet durumunda aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme ve muhteviyatı primlerin ödenme süresi

İşyerleri yangın, su baskını, yer kayması ve deprem gibi afete uğrayan, tabii afet nedeniyle tarımsal faaliyetinden dolayı zarar gören işverenler ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların bu durumu belgelemeleri kaydıyla, afetin meydana geldiği tarihten itibaren üç ay içinde ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı talepte bulunmaları ve prim ödeme aczine düştüklerinin Kurumca yapılacak inceleme neticesinde tespit edilmesi halinde, afet tarihinden önce ödeme süresi dolmuş mevcut prim borçları ile afetin meydana geldiği tarihten itibaren tahakkuk edecek üç aylık prim borçlarının ödeme süresi, afetin meydana geldiği tarihten itibaren bir yıla kadar ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce/Sosyal Güvenlik Merkezince ertelenebilir. Prim borçlarının ertelenmesine karar verilen işverenlerce afetin meydana geldiği ayda verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgeleri, afetin meydana geldiği ayı takip eden üç ay içinde Kuruma verildiği takdirde yasal süresi içinde verilmiş kabul edilir.

Örnek 1- (A) Limited Şirketine ait işyerinin 17/11/2008 tarihinde yangın felaketine uğradığı varsayıldığında, 17/2/2009 (dahil) tarihine kadar işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine yangın felaketinden etkilendiğine dair müracaat etmesi üzerine, Kurumca yapılacak inceleme sonucunda, söz konusu işverenin ödeme aczine düşmüş olduğunun tespiti halinde, afetin meydana geldiği ayda Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesi 2008/Ekim ayına ilişkin belge olacağından, 2008/Ekim ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi, 28/2/2009 tarihine kadar Kuruma verildiği takdirde yasal süresi içinde verilmiş sayılacaktır.

Örnek 2- 1 nolu örnekteki yangın felaketinin 27/11/2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu varsayıldığında ise, felakete uğranılan ayda verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesinin verilme süresi, yangın felaketine uğranılan tarihten önce (23/11/2008 tarihinde) sona ermiş olduğundan, 2008/Ekim ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinin verilme süresi ertelenmeyecektir.

15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun uyarınca genel hayatı etkilediğine karar verilen afetler nedeniyle, afet bölgesinde doğrudan veya dolaylı olarak zarar gören işverenlerle sigortalı ve hak sahiplerinin, afetin olduğu tarihten afetin olduğu tarihi takip eden ayın sonuna kadar 5510 sayılı Kanuna göre vermekle yükümlü oldukları belgelerin ve bu belgelere bağlı olarak ödemekle yükümlü oldukları primlerin, afetin meydana geldiği tarihi izleyen ayın sonuna kadar verilmesi ve primlerin de aynı süre içinde ödenmesi halinde; belgeler süresi içinde verilmiş, primler ise süresi içinde ödenmiş sayılır.

7269 sayılı Kanun uyarınca genel hayatı etkilediğine karar verilen afetler nedeniyle, erteleme süresini ve 5510 sayılı Kanun uyarınca düzenlenen belgelerin verilme süresi ile primlerin ödenme süresini uzatmaya Kurum yetkilidir. Kurum bu yetkiyi; bölge, il, ilçe, mahal ve afetten zarar görenler ile afetten zarar görme derecesi veya prim türleri itibarıyla farklı süreler halinde tespit etmek suretiyle de kullanılabilir.

Prim borcunun ertelendiği sürede zamanaşımı işlemez ve ertelenen kısmına gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmaz.”

Madde 21 – Aynı Tebliğin ‘6.4’ numaralı bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı, sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her bir ay için % 3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır. Bu oran, 1/3/2010 tarihli ve 2010/260 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Kararın 1 inci maddesiyle 28/4/2010 tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere %2 olarak belirlendiğinden, 1/5/2010 tarihinden sonraki aylar için bu oran %2 olarak uygulanacaktır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrıHazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır.”

Madde 22 – Bu Tebliğin;

a) 12 nci, 13 üncü, 14 üncü, 15 inci ve 17 nci maddeleri 1/10/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) 21 inci maddesi 1/5/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 2 nci ve 3 üncü maddeleri, 4 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5 inci maddesi 12/5/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

ç) 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası 25/2/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

d) 6 ncı ve 19 uncu maddeleri 1/3/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

e) 16 ncı ve 18 inci maddeleri 16/6/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

f) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

Madde 23 – Bu Tebliğ hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür.