18 Haziran 2011 Cumartesi

Tebligat deyip geçmeyin

Tebligat deyip geçmeyin

Kamu kuruluşlarının kişilere yönelik yapacağı işlemlerin hukuki sonuç doğurabilmesi için muhatabının bundan haberdar olması gerekir. Kişilerin kamu kuruluşlarının işlemlerden haberdar olması, 'tebliğ' denilen bildirim yoluyla sağlanır.
Bu bildirimlerin yapılması ve içeriği konusu vergilerle ilgili olan tebligatlar hariç, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nda düzenlenmiş durumda. Vergilerle ilgili tebligat usulleri, Vergi Usul Kanunu'nda ayrıca düzenlendiğinden, vergilerdeki tebligat konusunu başka bir yazıda ele alacağız.
Tebligat konusu, özellikle süreye bağlı olan bildirimler açısından son derece önemli. Somutlaştıracak olursak, bir alacağın takibi için icra dairesinden gönderilen ödeme emrine karşı 7 gün içinde itiraz veya mal bildiriminde bulunulmaması durumunda hem borç kesinleşecek (gerçekte olmasa bile), hem de mal bildiriminde bulunulmadığı için tazyik hapsi ile karşı karşıya kalınabilecek. Bir hakkın (örneğin itiraz etme veya dava açma) kullanılması için kanunlarda belli süre öngörülen işlemlerde süre tebliğle başlıyor.

EVE YAPILAN TEBLİGAT

Günlük hayatta ticari veya mesleki işlemler dışında, çoğunlukla adres olarak ev gösteriliyor. Tebliğ yapılacak evrakın ev adresine yapılması halinde, tebliğ muhatabının evde olması halinde kendisine imza karşılığı tebligat yapılıyor. Tebliğ yapılacak kimsenin ev adresinde bulunmaması halinde ise tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılabiliyor.
Evde bulunan kişilere (eş, çocuk, kardeş, hizmetçi vb) tebligat yapılması halinde, bu kişilerin tebligatı asıl muhataba ulaştırıp ulaştırmamalarının önemi yok. Örneğin, icradan gelen bir yazı evde yaşayan muhatabın kayınpederine tebliğ edildiğinde, bu evrakın asıl muhatap olan damadın bilgisi dahilinde olduğu kabul ediliyor. Bu bakımdan evde yaşayanların almış oldukları tebligatı anında muhatabına bildirmeleri hayati önem taşıyor.

ŞİRKETLERDE TEBLİGAT

Tüzel kişilerde tebliğ, bunların yetkili temsilcilerine, yetkili temsilcilerin birden fazla olması halinde bunlardan herhangi birine yapılabiliyor. Bu açıdan, özellikle şirketlerde şirket temsilcilerinin dikkatli olmasında yarar var.
Tüzel kişiler adına kendilerine tebliğ yapılacak kimselerin (yetkili temsilciler) herhangi bir sebeple iş saatlerinde içinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılabiliyor. Bu durumda evrakı alan şirket çalışanı muhatabına ulaştırmayı unutsa veya tebliğ evrakını kaybetse bile tebliğ yapılmış sayılıyor. Bu açıdan, şirket çalışanlarının bu konuda uyarılması son derece önemli.

ADRESİN GÜNCEL OLMASI ÖNEMLİ

Tebligatın yapılacağı ev adresi değiştiğinde bu değişikliğin zaman geçirmeden adres kayıt sistemine kaydı da büyük bir önem taşıyor. Kanuna göre; kendisine tebligat yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmazsa bile tebligat yapılabiliyor.
Bu durumda muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi esas alınıyor. Muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa bile, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim ediyor. Tebliğ edilecek evrakı teslim alanın adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırıyor. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılıyor.

Tebliğden kaçınma

Tebligat yapılacak kişi çeşitli sebeplerle tebliğ edilmesi gereken evrakı almak istemeyebilir. Böyle bir durumda, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza karşılığında teslim eder. Daha sonra evrakı teslim alanın ad ve adresini içeren ihbarnameyi, gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Kaynak: Akşam Gazetesi

Prof. Dr. Metin Taş, Sezgin Özcan – 16.06.2011

 

Hiç yorum yok: