10 Ocak 2011 Pazartesi

Banka aracılığı ile yapılan ücret ödemeleri hakkında Yargıtay Kararı hk. yazı

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2007/ 34640 E. 2009/ 608 K. Ve 21.01.2009 tarihli kararında ücretin ödenmesi hususunda ispatın ne suretle sağlanacağını ortaya koymuştur. Ücretin ödendiğinin ispatı yükünün işveren üzerinde olduğu bilinen bir gerçektir. Ücretlerin bankalar kanalı ile ödenmesi mecburiyeti getirilene kadar bu ispat yükünün ne suretle giderileceği son derece açıktı. İşverenler kendilerine karşı açılan davalarda işçinin imzasını havi ücret hesap pusulalarını arz ederek ücretin ödendiğini ispatlayabiliyorlardı. Ancak yasada yapılan değişiklikle birlikte ücretlerin bankadan ödenmesi uygulamasından sonra bu ispat yükünün ne şekilde giderilebileceği hususunda duraksamalar yaşanmıştır. İncelediğimiz karar bu duraksamaları tamamen giderek mahiyette çözümler içermektedir.

İncelememize konu kararda davacı yan kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne taşınmıştır.

Yargıtay önüne gelen uyuşmazlığın işçi ücretlerinin ödenmesi konusunda odaklandığını tespit etmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 37. maddesine göre, işçiye ücretinin elden veya banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan "ücret hesap pusulası" verilmesi zorunludur. İşverence verilmesi gereken bu belgede işçinin imzasının alınmış olması ücretin ödendiği anlamına gelir.

Uygulamada çoğunlukla "ücret bordrosu" adı verilen belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır.
Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.


4857 sayılı İş Kanunu'nun 5754 Sayılı Yasa'yla değişik 32. maddesinde, "Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerlerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı'ndan sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler," şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.

 

 

Hiç yorum yok: