31 Ocak 2011 Pazartesi

Yabancıların çalışma izinleri ile ilgili sorular ve yanıtları ?

Yabancıların çalışma izinleri ile ilgili sorular ve yanıtları ?

 

 

 

 

Sayın İlyworld.com Haber Grubu üyemiz,

www.ikyworld.com ve Forum sayfalarında İnsan Kaynakları Yönetimi kapsamında çeşitli konularda yüzlerce makale, genelge, yönetmelik mevcuttur.

 

 

 

  www.ikyworld.com

İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitim ve Araştırma Sitesi

info@ikyworld.com

 

İkyworld.com Forum üyelik sistemi

 

İkyworld Haber Grubu

http://groups.google.com.tr/group/ikyworld

Kuruluş 2008

 

 

 

 

 

Yabancı uyruklu işçiler yabancı uyruklu çalışanlar yabancı uyruklu kendi adına bağımsız çalışanlar yabancı uyruklu çalışanların izinleri ile ilgili kısa bilgiler

Yabancı uyruklu işçiler yabancı uyruklu çalışanlar yabancı uyruklu kendi adına bağımsız çalışanlar yabancı uyruklu çalışanların izinleri ile ilgili kısa bilgiler

-4817 sayılı Kanun kimleri kapsamaktadır?

Türkiye’de bağımlı ve bağımsız çalışan yabancıları, bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri kapsıyor.

-4817 sayılı kanun kimleri kapsam dışı bırakmaktadır?

4817 sayılı kanun;
— Doğumla Türk vatandaşlığını kazanmış olup Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkma izni almak suretiyle vatandaşlıktan çıkanlar,,
— Basın Kanununa göre çalıştırılacak muhabirler,
— Yabancı basın yayın organları mensupları,
— Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarınca kanunla verilen yetkiye dayanarak çalışma izni verilen veya istihdam edilenler
- Yönetmelikle karşılıklılık ilkesi, uluslararası hukuk ve Avrupa Birliği hukuku esasları dikkate alınmak suretiyle çalışma izninden muaf tutulan yabancılar Kanunda kapsam dışı bırakmıştır.

-Yabancı uyruklulara çalışma izni hangi makam tarafından verilir?

4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanuna göre, yetkili merci Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıdır. Ancak, yapılan düzenleme sonucunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bilgi vermek koşuluyla;
— Milli Savunma Bakanlığı,
— Sağlık Bakanlığı,
— Dış Ticaret Müsteşarlığı,
— Yüksek Öğretim Kurulu
mevcut yetkileri çerçevesinde çalışma izinlerini vermeye devam edeceklerdir.
Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, kendi kurumlarında ihtiyaçları olan yabancı personeli yetkilerini kullanarak istihdam etmeye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bilgi vermek koşuluyla devam edeceklerdir.
Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları sözleşme ile iş yaptıkları yabancıları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan alacakları çalışma izni ile çalıştırabileceklerdir. Ancak bunların çalışma izinleri istisna olarak düzenlenecektir.

-Çalışma izin taleplerinin reddedilmesi halinde itiraz merci neresidir

Yabancının çalışma izni ya da uzatma talebinin Bakanlığımızca reddedilmesi halinde, yabancıya idarenin kararına karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edebilme hakkı tanınmıştır. İdarenin itirazı yerinde görmemesi halinde yabancı, idari yargı yoluna başvurabilir.

-Çalışma izinleri harca tabi midir?

Bakanlıkça uygun görülen çalışma izin talepleri, belirlenen süreler doğrultusunda harca tabidir. Harç tutarları, her yıl yeniden değerleme oranı temel alınarak artan miktarda belirlenmektedir. Ancak, ilgili kanunlarla harçlardan muaf olan kurumlardan harç talep edilmez.
 

-Yabancı Çalışma İzinlerini denetleme görevi kime verilmiştir?

Kanunun denetlemeye ilişkin 20 nci ve Yönetmeliğin 58 nci maddesi, “Kanun ve Yönetmelikte yabancılara ve yabancıları çalıştıran işverenlere atfedilmiş yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği, Bakanlık iş müfettişleri ve Sosyal Güvenlik Müfettişleri tarafından, yürürlükteki İş Kanununun, Çalışma Hayatının Denetimi ve Teftişi başlıklı bölümünde yer alan hükümlerine göre denetlenir.
Ayrıca, genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerin teftiş ve denetim elemanları, kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü denetim ve incelemeler sırasında, yabancı çalıştıran işverenlerle yabancıların Kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini de denetler. Denetim sonuçları ayrıca Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanlığına da bildirilir

-Çalışma izni olmaksızın çalıştığı tespit edilen yabancılar ve işverenleri hakkında hangi işlemler uygulanır?

Yabancının kaçak çalışması halinde, durum bir tutanakla tespit edilerek, yabancı ve yabancıyı çalıştıran işveren veya işveren vekillerine Kanunun 21 nci maddesinde öngörülen para cezalarının uygulanması için söz konusu tutanağın bir örneği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüklerine gönderilmektedir. Kaçak çalışan yabancıya 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 25 nci maddesine göre yurtdışında da tebligat yapılabileceğinden şahsın yurtdışındaki adreslerinin de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüklerine gönderilen tutanakta yer alması gerekmektedir.
Denetlemeler sırasında kaçak çalıştığı belirlenen yabancıların Türkiye’ye girişi, pasaport, vize ve ikamet izni konuları tetkik edilerek, durumları yasal olmayanların sınırdışı işlemlerine süratle başlanılmaktadır.

-Çalışma izni olmaksızın çalıştığı tespit edilen yabancılar ve işverenlere idari para cezası uygulanır mı?

4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun 6 Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, kaçak çalıştığı belirlenen yabancılara ve işverenlere Kanunun 21 nci maddesi ile idari para cezası verilmesi uygulaması getirilmiş olup, söz konusu idari para cezaları fiillerin tekrarı halinde bir kat artırılarak uygulanmaktadır. Kanunda öngörülen idari para cezaları gerekçesi belirtilmek suretiyle Bölge Müdürlüklerince 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir.

4817 sayılı Kanunla ayrıca, izinsiz yabancı çalıştıran işverene, çalışan yabancıya idari para cezalarının yanı sıra yabancıyı kaçak çalıştıran işveren veya vekillerine, yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılama zorunluluğu getirilmiştir

-Çalışma izni olmaksızın çalıştığı tespit edilen yabancılar ve işverenleri hakkında uygulanan idari para cezası para cezasını ödememesi halinde hangi müeyyide uygulanır?

Sınır dışı edilecek yabancılara ilişkin olarak, para cezasının ödenmemesi durumunda, cezanın ülkeye girişte tahsil edilebilmesi ve ödeme yapılmadan yabancıların ülkemize alınmamaları amacıyla, yabancılar “Ç” kodlu tahdit programı kapsamına alınmaktadır.

BAŞVURU

-Türkiye’de Bulunan Büyükelçilik Veya Konsolosluklar Bünyesinde Faaliyet Gösteren Okullardaki Yabancı Öğretmenler, Kültür Kurumlarında Görevlendirilenler İle Din Kurumlarında Görev Alacak Yabancıların Çalışma İzinleri (YÇİHKUY Md.54)

Türkiye’de bulunan büyükelçilik veya konsolosluklar bünyesinde faaliyet gösteren okullardaki yabancı öğretmenlere, Bakanlığımızca ayrıca çalışma izni düzenlenmesine gerek bulunmamakta olup, bu kapsamdaki yabancılar, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla yapılan başvuruları üzerine İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen çalışma amaçlı ikamet tezkeresi ile görev yapmaktadırlar.

-Yurtdışından başvuruda izlenecek yol nasıldır?

Yurtdışından yapılacak çalışma izni başvurularında; Yabancılar, çalışma izni için başvurularını, uyruğunda bulundukları veya daimi ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yaparlar, bu başvurular temsilciliklerce izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına iletilir.

Temsilcilik ile Bakanlık arasındaki yurt dışından yapılacak çalışma izni başvuruları ile ilgili işlemler, elektronik posta yolu ile yürütülmektedir. Başvuru sırasında istenilecek belgeler ise, yabancının temsilciliğe başvurduğu tarihten itibaren en geç “üç iş günü” içinde yabancının işverenince Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına intikal ettirilir. Bakanlık ilgili mercilerin görüşlerini de dikkate almak suretiyle çalışma izni başvurusunu değerlendirir.

Başvurular Bakanlık tarafından en geç “doksan gün” içinde cevaplandırılır. Ancak, “doksan günlük” süre tüm belgelerin Bakanlığa intikal ettiği tarih itibariyle başlar. Bakanlık çalışma izin kararını, yurt dışından yapılan başvurularda; başvuruyu yapan yabancıya bildirmek üzere Türkiye Cumhuriyeti temsilciliğine de bildirir.

Çalışma iznini alan yabancıların, bu belgeyi aldıkları tarihten itibaren en geç “doksan gün” içinde ülkeye giriş vizesi talebinde bulunmaları, ülkeye giriş yaptıkları tarihten itibaren en geç “otuz gün” içinde de İçişleri Bakanlığına ikamet tezkeresi almak için başvurmaları gerekmektedir. Çalışma izinleri, yabancının çalışma vizesi ile ikamet izninin olması halinde geçerli olacaktır.

-Dış Temsilciliklerimize Yapılan Çalışma İzni ve Çalışma Vizesi Başvuruları sonrasındaki süreç nasıl işler?

Dış temsilciliklerimiz kanalı ile çalışma izni ve çalışma vizesi ile buna bağlı olarak emniyet makamlarından çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi alınması sırasındaki bürokratik işlemlerin ortadan kaldırılması amacıyla 29.08.2003 tarihinde ilgili kurumlar ile yapılan protokol uyarınca aşağıda belirlenen esaslara göre hareket edilmesi uygun görülmüştür:

-

Yurt dışından yapılan çalışma izni ve vizesine ilişkin müracaatlar Dışişleri Bakanlığı kanalı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığına eş zamanlı olarak gönderilir,

 

-

Bu taleplere ilişkin olarak, Dışişleri Bakanlığının teleks mesajının tarihi esas alınarak, 20 gün içerisinde İçişleri Bakanlığından olumsuz bir cevap alınmadığı takdirde, anılan Bakanlığın ikamet tezkeresi verilmesine esas teşkil edecek çalışma izni ve çalışma vizesi hakkındaki görüşü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca olumlu kabul edilmektedir

 

-

Bunun yanı sıra, yukarıdaki düzenlemelere paralel olarak 4817 Sayılı Kanunun 23 ncü maddesi uyarınca, “Doğrudan Yabancı Yatırımlarda Yabancı Uyruklu Personel İstihdamı Hakkında Yönetmelik” kapsamında yapılan çalışma izni ve vizesi başvurularında bu süre 10 gün olarak kabul edilmektedir

-Yurtiçinden başvuruda izlenecek yol nasıldır?

Yurtiçinden yapılacak başvurular; Yurt içinden, sadece en az “altı ay” süreli ikamet tezkeresi almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar veya bunların işverenleri, başvurularını doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapabilirler. Türkiye’de öğrenim amacıyla verilen ikamet izinleri hariç, herhangi bir sebebe istinaden en az “altı ay” süreli ikamet izni almış olup da bu izin süresi içerisinde çalışma izni verilmiş yabancılardan, Türkiye’nin dış temsilcilikleri kanalı ile çalışma vizesi alması koşulu aranmaz.

Ayrıca, turistik vize ya da çalışma amacı dışındaki vizelerle veya iki ülke arasındaki vize muafiyeti programı ve diğer vize kolaylıklarından yararlanarak Türkiye’ye gelmiş olan ve ikamet tezkeresi olmayan yabancıların, çalışma izni için yurt içinden başvuruları alınmaz. (YÇİHKUY Md.7)

Ancak, özellik arz eden doğrudan yabancı yatırımlarda istihdam edilecek kilit personel statüsündeki yabancılar veya bunların işverenleri; yabancının Türkiye’de yasal olarak bulunması halinde, çalışma izni müracaatlarını doğrudan Bakanlığa yapabilirler.(DYYYUPİHY Md.8)

-Çalışma izin başvurusunda bulunan yabancıya işlem sonucu nasıl bildirilir?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ilgili bakanlık ve mercilerin görüşlerini de dikkate almak suretiyle çalışma izni başvurusunu sonuçlandırır.
Çalışma izni kararı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, yurtdışından yapılan başvurularda başvuru yapan yabancıya iletilmek üzere Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine, yurtiçinden yapılan başvurularda ise yabancıya veya işverene bildirilir.(YÇİHKUY Md.18)

-Yabancılara kaç türlü çalışma izni düzenlenmektedir?

4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanuna ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre, Yabancılar, alacakları çalışma izinleri ile bir işveren yanında bağımlı çalışabilecekleri gibi, bağımsız (kendi nam ve hesabına) olarak da çalışabileceklerdir.
Buna göre, çalışma izinlerinin dört grupta verilmesi düşünülerek düzenleme yapılmıştır

1-Süreli çalışma izni
2-Süresiz çalışma izni;
3-Bağımsız çalışma izni;
4-Süre açısından istisnai haller

-Süreli çalışma izni nedir? (YÇİHKUY Md. 25-26-27-28)

Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, iş piyasasındaki durum, çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri dikkate alınarak, yabancının ikamet izninin süresi ile iş sözleşmesinin veya işin süresine göre, belirli bir işletme ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl süreyle verilmektedir.

Bakanlık, süreli çalışma izninin geçerlilik alanını şehir, idari sınır veya coğrafi bölge gibi girdileri temel alarak genişletebilir veya daraltabilir. Bu durumun uygulanması halinde, Bakanlık bu kararını çalışma izini bildiriminde bulunduğu ilgili mercilere bildirir.

Bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra; aynı işyeri veya aynı işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma iznin süresi en fazla “iki yıl” daha uzatılabilir. Üç yıllık kanuni çalışma süresinin sonunda, aynı meslekte ancak bu defa dilediği işverenin yanında çalışmak üzere çalışma İzninin süresi en fazla “üç yıl” daha uzatılabilir.

Türkiye’ye çalışmak üzere gelen bir yabancının beraberinde veya daha sonra getirmiş olduğu eş ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarına da yabancının kendisi ile birlikte en az “beş yıl” kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olmaları kaydıyla Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre süreli çalışma izni verilebilir.

-Süresiz çalışma izni nedir? (YÇİHKUY Md. 31-32-33-34-35)

Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, Türkiye’de en az “sekiz yıl” kanuni ve kesintisiz ikamet eden veya toplam “altı yıllık” kanuni çalışması olan yabancılara, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler dikkate alınmaksızın ve belirli bir işletme, meslek, mülki veya coğrafi alanla sınırlandırılmaksızın verilebilir.

Yabancının en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olması koşulunun yerine getirildiği emniyet makamlarından alınacak belge ile kanıtlanır. Bu belge diğer belgelerle birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına süresiz çalışma izni başvurusu sırasında iletilir.

Yabancının en az “sekiz yıl” kanuni kesintisiz ikamet etmiş olması koşulunun yerine getirilip getirilmediği değerlendirilirken, öğrenimde geçen süreler dikkate alınmaz. Ancak, yabancının beraberinde Türkiye’ye gelerek, yabancı ile birlikte ikamet eden, aynı zamanda öğrenim gören eş ve çocuklarının öğrenim süreleri ikametten sayılır.

Yabancının toplam “altı yıllık” kanuni çalışmasının bulunması koşulunun yerine getirildiği hususu ilgili mercilerden alınacak belge ile kanıtlanır ve bu belge diğer belgelerle birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına süresiz çalışma izni başvurusu sırasında iletilir.

Süresiz çalışma izni verilen yabancıların ikamet izin süreleri, yabancıların ikamet ve seyahatlerine ilişkin mevzuata göre İçişleri Bakanlığınca belirlenir.

Süresiz çalışma izni, kapsamında bir değişiklik olmadığı sürece, ikamet izin sürelerine bağlı olarak kullanılır. Emniyet makamlarınca, süresiz çalışma iznine istinaden verilen ikamet izin sürelerinin uzatılmaması halinde, Bakanlığa bilgi verilir.



 

-Bağımsız çalışma izni nedir? (YÇİHKUY Md. 36-37-38-39-40-41-42)

Bağımsız çalışacak yabancılara Türkiye’de en az “beş yıl” kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olmaları, çalışmalarının, ekonomik kalkınma açısından katma değer yaratması ve istihdam üzerinde olumlu etki yapacak olması koşulu ile verilebilir. İstihdam üzerindeki etkinin belirlenmesinde ilgili mercilerin görüşleri de dikkate alınır.

Bağımsız çalışacak yabancının en az “beş yıl” kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olması koşulunun yerine getirildiği emniyet makamlarından alınacak belge ile kanıtlanır. Bu belge diğer belgelerle birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağımsız çalışma izni başvurusu sırasında iletilir.

Yabancının en az “beş yıl” kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olması koşulunun yerine getirilip getirilmediği değerlendirilirken, öğrenimde geçen süreler dikkate alınmaz.

Diğer taraftan, yabancının beraberinde Türkiye’ye gelerek, yabancı ile birlikte ikamet eden, aynı zamanda öğrenim gören eş ve çocuklarının, öğrenim süreleri ikametten sayılır.

Bağımsız çalışma izni verilen yabancıların ikamet izin süreleri, yabancıların Türkiye’de ikamet ve seyahatlerine ilişkin mevzuata göre İçişleri Bakanlığınca belirlenir. Bağımsız çalışma izni, işin mahiyeti değişmediği sürece yabancı tarafından ikamet izin sürelerine bağlı olarak kullanılır.

Emniyet makamlarınca, bağımsız çalışma iznine istinaden verilen ikamet izin sürelerinin uzatılmaması halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bilgi verilir.

Bağımsız çalışma izninin değerlendirilmesinde dikkate alınmak üzere; yabancının faaliyetinin, ulusal ekonomiye sağlayacağı katkı ve yabancının icra edeceği faaliyet için yeterli miktarda gelire sahip olduğunu kanıtlayan belgeler, diğer belgelerle birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına iletilmesi istenebilir. Bağımsız çalışma izini verilmesi uygun bulunan yabancıya, bağımsız çalışabileceğine ilişkin “Bağımsız Çalışma İzni Müracaat Belgesi” verilir.

Bağımsız çalışma izni belgesi, verildiği tarihten itibaren “üç ay” süreyle geçerlidir.

Yabancıya, işyerini kurmasının ardından, ticaret sicil kaydını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ibraz etmesi halinde bağımsız çalışma izni verilebilir

-Çalışma izinlerinin verilmesinde süre açısından istisnai haller nelerdir? (YÇİHKUY Md. 43-44-45-46-47-48-49-50-51-52-53)

Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe; ulusal mevzuata aykırı davranmamak ve mesleki hizmetlere ilişkin mevzuata uymak kaydıyla, ilgili mercilerin görüşleri de dikkate alınmak suretiyle, statüleri aşağıda belirtilen yabancıların, çalışma izin talepleri süre açısından istisnai olarak değerlendirilebilir.

1-)Türk vatandaşı ile evli olanlar; Bir Türk vatandaşı ile evli olan, eşiyle Türkiye’de evlilik birliği içinde yaşayan yabancılardan; ikamete ilişkin süre koşulu aranmaksızın Türkiye’de kanuni olarak bulunanlar, süre açısından istisnai haller kapsamında doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurabilir. Ancak, evli kalma süresi “üç yılı” doldurmadan evliliğin sona ermesi veya evliliğin aile birliği kurmak amacıyla yapılmadığının belirlenmesi durumunda (formalite evlilik gibi), çalışma izin belgesi geçerliliğini kaybeder.

2-)Yerleşmiş sayılan yabancılar; Bir Türk vatandaşı ile olan evlilik birliği en az “üç yıl” sürdükten sonra sona ermiş olmakla birlikte, Türkiye’de yerleşmiş olan yabancılar, çalışma izinleri için, Türkiye’de kanuni olarak bulunmaları kaydıyla istisnai olarak başvurabilir. Ayrıca, yerleşmiş yabancı kavramından, İçişleri Bakanlığının ikamet izinleri açısından bu kapsamda değerlendirdiği kişiler anlaşılır.

3-)Yerleşmiş sayılan yabancıların çocukları; Bir Türk vatandaşı ile olan evlilik birliği en az “üç yıl” sürdükten sonra sona ermiş olmakla birlikte, Türkiye’de yerleşmiş olan yabancıların Türk vatandaşı eşinden olan çocuklarının çalışma izinleri de, Türkiye’de kanuni olarak bulunmaları kaydıyla istisnai olarak değerlendirilebilir.

4-)Türk vatandaşlığını kaybedenler; 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 19, 27 ve 28. maddeleri kapsamında bulunan yabancıların çalışma izin talebinde bulunmaları halinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuru sırasında durumlarını belgelemek koşuluyla çalışma izinleri istisnai olarak değerlendirilebilir.

5-)Rüşt yaşını doldurmadan Türkiye’ye gelerek eğitimini Türkiye’de tamamlayanlar; Türkiye’de doğan ve kendi milli kanununa göre, vatansız ise Türk mevzuatına göre rüşt yaşını doldurmadan Türkiye’ye gelen ve Türkiye’de meslek okulu, yüksek okul veya üniversitelerden muzun olan yabancıların çalışma izin talebinde bulunmaları halinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuru sırasında durumlarını belgelemek koşuluyla çalışma izinleri istisnai olarak değerlendirilebilir.

6-)2510 sayılı İskan Kanunu kapsamında olanlar; 2510 sayılı İskan Kanununa göre muhacir, mülteci veya göçebe olarak kabul edilen yabancıların çalışma izni talebinde bulunmaları halinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuruları sırasında durumlarını belgelemek koşuluyla çalışma izinleri istisnai olarak değerlendirilebilir.

7-)Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşları ile bunların eş ve çocukları; Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşları ile bunların Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşı olmayan eş ve çocuklarının çalışma izin talebinde bulunmaları halinde, çalışma izinleri istisnai olarak değerlendirilebilir.

8-)Büyükelçilik, Konsolosluk ve Uluslararası kuruluşların Türkiye’deki temsilciliklerinde görevlendirilenler ile eş ve çocukları; Yabancı devletlerin Türkiye’deki büyükelçilikleri ile konsolosluklarında ve uluslararası kuruluşların temsilciliklerinde görevli diplomat, idari ve teknik personelin hizmetinde çalışanlar ile karşılıklılık ilkesi çerçevesinde olmak ve görev süresiyle sınırlı kalmak üzere Türkiye’de bulunan büyükelçiler, konsolosluklar ve uluslararası kuruluşların temsilciliklerinde görevlendirilen diplomatların ve idari ve teknik personelin eş ve çocuklarının çalışma izinleri; Dışişleri Bakanlığı kanalı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına intikal eden başvuruları üzerine anılan Bakanlığın görüşleri doğrultusunda istisnai olarak değerlendirilebilir.

9-)Bilimsel, Kültürel ve Sportif amaçlarla kısa süreli gelenler; Bilimsel ve kültürel faaliyet amacıyla “bir ayı” aşan ve sportif faaliyetler amacıyla “dört ayı” aşan süre ile geçici olarak Türkiye’ye gelecek yabancıların çalışma izni talebinde bulunmaları halinde, Türkiye’de bulunacakları süre için, çalışma izinleri istisnai olarak değerlendirilebilir.

10-)Kilit personel niteliğindeki yabancılar; Kanunla yetki verilen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca sözleşme veya ihale usulleriyle; mal ve hizmet alımı, bir işin yaptırılması veya bir tesisin işletilmesi işlerinde ayrıca, yapım ve her türlü inşaat işinde çalıştırılacak kilit personel niteliğindeki yabancıların çalışma izni talebinde bulunmaları halinde, sözleşme veya ihalede belirtilen süre için çalışma izinleri istisnai olarak değerlendirilebilir.

-Çalışma izinleri nasıl uzatılır?

Çalışma izninin uzatılması talebi, başvuru formu ve uygulama yönetmeliği ekinde belirtilen belgelere önceki çalışma izin belgesinin aslının da eklenmesi suretiyle, yabancı veya işvereni tarafından doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapılır.

Süresi sona ermiş bir çalışma izninin uzatılması için, sürenin bitiminden itibaren en geç “onbeş” gün içinde uzatma başvurusunda bulunulması gerekir. Bu süreden sonra yapılan uzatma başvuruları, ilk defa başvuru yapan yabancılara uygulanan esaslara tabidir.

Çalışma izninin bittiği tarihten itibaren geriye doğru en fazla iki aylık sürede olmak kaydıyla, izin süresi sona ermeden de uzatma başvurusunda bulunulabilir.

Çalışma izninin uzatılması halinde, uzatılan çalışma izninin başlangıç tarihi, süresi biten çalışma izninin sona erdiği tarihtir.

-Çalışma izni uzatma başvurusunun sonuçlanmasına kadar geçen süreç için yabancıya bir belge verilebilir mi?

Çalışma izni uzatma başvurusunda bulunan yabancılar, çalışma izni uzatma başvurusunun sonuçlanmasına kadar geçen zaman diliminde, alacağı görevin mahiyeti değişmemek kaydıyla aynı işyeri ve meslekteki çalışmalarını sürdürebilirler.

Bu yabancılar, işyerinde fiilen çalıştıkları sürece geçerli olmak üzere uzatma başvurusunda bulunduklarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilen belgeyi taşırlar. Bu belge veriliş tarihinden itibaren “doksan gün” sonra geçerliliğini yitirir.

Yabancının bu belgeyi taşıdığı süre içerisindeki çalışması, doğuracağı sonuçlar bakımından kanuni çalışma olarak kabul edilir. Bu süre içerisinde yabancının, ilgili mercilerin ve işverenin yükümlülükleri devam eder.

 

-Çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi nedir? Bu tezkerenin tanzim edilmesinde dikkat edilecek hususlar nelerdir?

1.Çalışma amaçlı ikamet tezkeresinin tanzimi

5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun 3 ncü maddesi gereğince; Türkiye’ye çalışmak üzere gelen yabancıların, geldikleri tarihten itibaren bir ay zarfında ve her halde çalışmaya başlamadan önce emniyet makamlarından çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi almaları zorunludur.

Bu çerçevede yabancıların dış temsilciliklerimizden muteber bir çalışma vizesi alarak gelip müracaat etmeleri, yasal süreler içinde Türkiye’de bulunuyor olmaları, belirttikleri iş yerinde çalışacaklarının anlaşılması ve illerince de adlî, idarî ve siyasî açıdan sakınca bulunmaması kaydı ile çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi tanzim edilecek ve bu konuda Bakanlıktan ayrıca bir talimat beklenilmeyecektir. (resen)

Bu iznin tanzim edilebilmesi için çalışma izninin bulunması esastır.

2-Mesleki Hizmetlerde Çalışacak Yabancıların İlgili Meslek Kuruluşlarına Üye Olmaları (YÇİHKUY Md.62)

Mesleki hizmetlerle (mühendis, mimar ve şehir plancıları) ilgili çalışma iznine bağlı ikamet izin verilmesinde, ilgili meslek odasına üyelik koşulu aranacağından, bu yabancılara ikamet tezkeresi tanzim edilmesi sırasında kendilerinden bu belge istenecektir.

3-Çalışma Amaçlı İkamet Tezkerelerinin Harç İşlemleri

Söz konusu izinlerin harç işlemleri, 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre yürütülecektir.

4-Geçerli İkamet Tezkeresi Bulunanların Tezkerelerine Çalışma İzni Bilgilerinin Kaydı

Herhangi bir sebeple ikamet tezkeresi almış ve temdit edilebilirliği mümkün ikamet tezkeresine sahip olan yabancılardan aynı zamanda çalışma izni de alanların tezkereleri üzerine çalışma izni ile ilgili bilgiler kaydedilecek, ayrıca ikinci bir ikamet tezkeresi tanzim edilmeyecektir.

5-Türkiye’de Öğrenim Gören Yabancı Öğrencilerin Çalışma Yasağı

Bilindiği üzere, lisans ve altında öğrenim gören yabancıların gelir getiren bir işte çalışması yasaklanmış, sadece lisansüstü öğrenim gören yabancı öğrencilere araştırma yaptıkları kurumla ve eğitim konuları ile sınırlı kalınması kaydıyla çalışma izni verilmektedir.

Aynı uygulamaya bundan sonra da devam edilmekle birlikte, çalışma alanı biraz daha genişletilmek suretiyle, bu öğrencilerin araştırma yaptıkları konu ve il sınırları içerisinde olmak kaydı ile diğer üniversitelerde de çalışabilmelerine imkân sağlanacaktır.

Yapılacak vize ve ikamet izni başvurularında bu hususa da dikkat edilecektir.

6-Çalışan Yabancıların Adres ve Statü Değişiklikleri

Çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi almış yabancılardan, konumu değişmiş olsa dahi (adres, medenî hal ve ikamet tezkeresi aldığı ilden başka bir ile nakil v.b.değişiklikler) ikamette kesinti söz konusu değilse, çalışma izniyle ilgili yukarıda belirlenen esaslar dahilinde, çalışma meşruhatlı ikamet tezkeresi ilgili valilikçe Bakanlık talimatı beklenilmeksizin uzatılmaya devam edilecektir.

7-Çalışma İzinlerinin Bir Örneğinin, İzni Veren Kurum Tarafından İlgili Valiliğe de Gönderilmesi

Çalışmak üzere tanzim edilecek ikamet tezkereleri, çalışma izin ve vizelerine istinaden Bakanlık talimatı beklenilmeksizin valiliklerce resen tanzim edileceğinden, çalışma izninin bir örneği, izni veren kurum tarafından yabancının çalışacağı valiliğe de gönderilecektir.

8-Çalışma İzni ve İkamet Tezkeresinin İptali

Çalışma izninin süresi hizmet akdinin veya işin süresinden daha uzun olamayacağından (YÇİHKUY Md.19) çalışma izinleri, izni veren kurum tarafından iptal edilmesi halinde, çalışma amaçlı ikamet tezkeresi resen iptal edilecek ve bu yabancılar hakkında ikamet izni ile ilgili umumi hükümler çerçevesinde işlem yapılacaktır.

Çalışma amaçlı ikamet tezkeresi almış olup ta çalışma izni, izni veren kurum tarafından iptal edilmesi üzerine ikamet tezkeresinin de iptaline karar verilen ancak, şahsın adresinde bulunamaması veya başvuruda bulunarak emniyet makamlarını bilgilendirmemesi sonucunda ikamet tezkeresi üzerinde iptal işlemi yapılamayan yabancıların bu tezkereyi kullanmalarının engellenmesi için “İkamet tezkeresi geçersiz kılınan yabancı” tanımıyla tahsis edilen “Ç” kodlu tahdit programı altındaki 118 suç kodu ile süreli yurda giriş yasağı kapsamına alınacaktır.

9-Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilmiş olan çalışma izinleri

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma izni başvurusu yapan ve işlemleri devam eden yabancıların çalışma izinlerini, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yetkili kamu kurum ve kuruluşları vereceğinden (4817 sayılı Kanun Geçici Madde 3) bu yabancılara mevcut uygulamalarımız çerçevesinde çalışma izinlerine istinaden çalışma amaçlı ikamet tezkeresi tanzim edilecektir.

- Çalışma vizesi alma şartı ve istisnaları nelerdir?

a.Türkiye’de öğrenim amacıyla verilen ikamet izinleri hariç, herhangi bir sebebe istinaden en az altı ay süreli ikamet izni almış olup da bu izin süresi içerisinde çalışma izni verilmiş olan yabancılardan (çalışma izninin verildiği tarihte ikamet tezkeresinin süresi sona ermiş olan yabancılar ise çalışma vizesi almak zorundadırlar),

b. Süresi sona eren çalışma izninin uzatılması için, sürenin bitiminden itibaren en geç onbeş gün içinde uzatma başvurusunda bulunulması gerekmekte olup, bu süreden sonra yapılan uzatma başvuruları, ilk defa başvuru yapan yabancılara uygulanan esaslara tabi olacağından (YÇİHKUY Md.8) anılan süre içerisinde çalışma izni uzatma başvurusu kabul edilerek çalışma izin süresi uzatılan yabancılardan,

c.4817 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinin b fıkrası ile kapsam dışı bırakılan ve kanunlarla verilen yetkiye dayanarak Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarında bizzat istihdam edilen yabancılardan,

Türkiye’nin dış temsilcilikleri kanalıyla çalışma vizesi almaları koşulu aranmaz
 

- Ülkemizde çalışacak yabancılar her türlü mesleği icra etme hakkına sahip midir?

Yabancıların çalışma hayatına sınırlama getiren ve halen yürürlükte olan Kanunlar bulunmaktadır. Nitekim 4817 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi 2 nci fıkrasında bu konuya açıklık getirilerek “diğer kanunlarda yer alan, yabancıların çalışamayacağı iş ve mesleklere dair hükümler saklıdır” hükmüne yer verilmiştir.

Bu itibarla süreli, süresiz ve bağımsız çalışma izni verilenler ile muafiyet kapsamındaki yabancıların özel Kanunlarında yer alan ve sadece Türk vatandaşlarına hasredilmiş bulunan iş ve mesleklerde çalışmaları mümkün bulunmamaktadır.

Gerek çalışma izni almış olarak gerekse çalışma izni olmadığı halde yukarıda sayılan meslekleri icra eden yabancılar hakkındaki yasal işlemler, “4817 sayılı yasaya muhalefet” gerekçesiyle yerine getirilecektir.

 

-Çalışma izninden kimler muaf tutulmaktadır?

Özel kanunlarda belirtilen hükümler saklı kalmak ve yabancı ile işverenin diğer kanunlardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeleri kaydıyla, aşağıda belirtilen amaçlarla Türkiye’de bulunan yabancılar, öngörülen süreleri aşmadıkları sürece çalışma izni almazlar. (YÇİHKUY Md. 55) a) Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerle çalışma izninden muaf tutulanlar,

b) Daimi ikametgâhları yurtdışında olup bilimsel ve kültürel faaliyetler amacıyla bir aya kadar, sportif faaliyetler amacıyla da dört aya kadar olan süreler için yabancılar çalışma izni almazlar.

c) Türkiye’ye ithal edilen makine ve teçhizatın montajı, bakım ve onarımı, kullanımına ilişkin eğitiminin verilmesi veya teçhizatı teslim almak amacıyla üç ayı geçmemek üzere gelenler.

d) Türkiye’den ihraç edilen ya da Türkiye’ye ithal edilen mal ve hizmetlerin kullanılmasına ilişkin eğitim amacıyla üç ayı geçmemek üzere Türkiye’de bulunanlar.

e) Türkiye’de fuar ve sirklerde gösteri yapacaklar ile bu tür organizasyonlarda görev alan ve süreleri üç ayı geçmemek üzere gelenler.

f) Üniversiteler ile kamu kurum ve kuruluşlarında bilgi ve görgülerini artırmak amacıyla üç ayı geçmemek üzere bulunanlar.

g) Bir ayı aşmayan ve sosyo-kültürel ve teknolojik alanlar ile eğitim konularında Türkiye’ye önemli hizmet ve katkı sağlayabilecek yabancılar.

h) Karşılıklılık esasına göre, öğrenci değişim programları çerçevesinde staj süreleri ile sınırlı kalmak kaydıyla özel veya kamı kurum ve kuruluşlarında staj yapacak yabancı öğrencilerin,

ı) Türkiye’nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmeler gereğince veya konsorsiyumlar tarafından yürütülecek ulusal, uluslararası projelerde veya uluslararası kuruluşlarda çalışacak yabancıların. (Bu bent Danıştay 10 Dairesinin 06.03.2007 tarih ve 2007/892 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.)

j) Bir yıl içerisinde görev süresi altı ayı geçmemek kaydıyla Türkiye’ye gelen tur operatörü temsilcisi yabancıların,

k) Türkiye Futbol Federasyonunca veya Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce talepleri uygun bulunan yabancı futbolcular ile diğer sporcu ve antrenörlerin sözleşmeleri süresince,

Çalışma izni almalarına gerek bulunmamaktadır.

Ancak mesleki hizmetler kapsamında olup, muafiyet hükümlerine tabi yabancı mimar, mühendis ve şehir plancılarının, hizmet sürelerinin bir ayı aşması durumunda akademik ve mesleki yeterliliğini tamamlayarak Bakanlıktan çalışma izni alması, ilgili meslek kuruluşuna geçici üye olması ve ulusal kurum ve kuruluşların uygulamalarına uyması zorunludur.

-Muafiyet süresi bir yıl içinde birden fazla uzatılabilir mi?

Muafiyet süreleri uzatılamaz. Ayrıca, (b), (c), (d), (e), (g) ve (j) bentleri kapsamındaki yabancılar, muafiyet başlangıç tarihinden itibaren oniki ay içinde muafiyet hükümlerinden sadece bir kez yararlanır.
 

-Muafiyet kapsamında ülkeye gelen yabancıların bildirim zorunluluğu var mıdır?

Bu maddede sayılan yabancılar, geliş amaçlarını, ne kadar süre ile ve nerede kalacaklarına ilişkin bilgileri, bulundukları yerin emniyet makamlarına bildirirler.

Bu bildirimlerde şahsi başvuru zorunluluğu yoktur. Emniyet makamları, ibraz edilen belgelerin yeterli olmadığı kanaatine varması halinde gerek yabancının kendisinden gerekse yabancının ilişkilendirildiği müessese veya firmalardan ek bilgi ve belge talebinde bulunacaktır.

Talebin tutarlı olmadığının veya işin süresinin muafiyet süresi olarak öngörülen süreleri aşacağının anlaşılması durumunda, yabancının muafiyet kapsamındaki faaliyetlerine izin verilmeyecektir. (ilgili valilik)

Yine muafiyet kapsamında yer alan söz konusu yabancılara vize veya vize muafiyet süreleri yeterli ise muafiyet olarak öngörülen süreler içinde ikamet tezkeresi verilmez.

Vize süreleri yeterli olmayanlara ise muafiyet süreleri aşılmamak kaydıyla ikamet tezkereleri resen tanzim edilir.
 

-Muafiyet kapsamında olan mimar, mühendis ve şehir plâncıları bu haktan ne kadar süre ile yararlanabilirler?

Muafiyet hükümlerine tabi olup ta mimar, mühendis ve şehir plâncısı sıfatıyla hizmet görecek yabancıların, görev sürelerinin bir ayı aşması durumunda çalışma izni usulleri uygulanır.

-Muafiyet kapsamında olan yabancılara herhangi bir belge düzenlenir mi?

Muafiyet kapsamında olan yabancılara talepleri halinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca “Çalışma İzni Muafiyet Teyit Belgesi” verilir

-Bakanlık, başvuru evraklarının kayıtlarına intikal etmesini müteakip azami kaç gün içinde izin başvurusunu sonuçlandırmak zorundadır?

Başvuru evraklarının eksiksiz olması halinde azami 90 gün içinde gerekli değerlendirmeleri yaparak başvuru sahibine sonucu yazılı olarak bildirmek zorundadır.

-Çalışma izin belgesi düzenlenen yabancının aldığı belgeyi kaç gün içinde ilgili makama ibraz ederek çalışma amaçlı ikamet tezkeresi alması gerekir?

Çalışma izin belgesi alan bir yabancının, önceden alınan oturum amaçlı ikamet iznini, en geç “30 gün içinde” çalışma meşruhatlı (amaçlı) ikamet iznine çevirmesi zorunludur.

-Yabancı adına çalışma izni düzenlenmesini müteakip yerine getirilecek bildirim yükümlülükleri nelerdir? (4817 sayılı Kanun md.18)

- Bağımsız çalışan yabancılar, çalışmaya başladıkları tarihten ve çalışmanın bitiminden itibaren,

- Yabancı çalıştıran işverenler, yabancının çalışmaya başladığı tarihten,

- çalışma izninin verildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde çalışmaya başlamaması halinde, bu sürenin bitiminden,

- herhangi bir nedenle hizmet akdinin sona erdiği tarihten itibaren,

en geç “onbeş gün” içerisinde durumu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirmekle yükümlüdürler.

-Yabancı çalıştıran kamu işverenlerine de bildirim yükümlülüğü getirilmiştir? (4817 sayılı Kanun md.19)

Yabancılara çalışma izni verme yetkisi bulunan bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları, çalışma iznini verdikleri, çalışma izin süresini uzattıkları ve çalışma iznini iptal ettikleri tarihten, yabancı istihdam eden bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları ise çalıştırmaya başladıkları tarihten itibaren en geç “otuz gün” içinde yabancı ile ilgili tüm bilgileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirirler.
 

Kaynak Çalışma Bakanlığı

 

Doğum borçlanması yargıtay kararı

Doğum borçlanması Yargıtay kararı aşağıdadır

 

Yargıtay 10.Hukuk Dairesi Esas 2009/8312 Karar 2010/2516  nolu karar

T.C. YARGITAY

10.Hukuk Dairesi

Esas: 2009/8312

Karar: 2010/2516

Karar Tarihi: 25.02.2010

                   Doğum borçlanması isteminin kabulü ve yaşlılık aylığı bağlanması istemi - ilk doğumu yapan ve iki yıllık süre dolmadan ve tekrar çalışmaya başlamadan ikinci doğumu yapan kadın sigortalının yaptığı doğumlar için borçlanabilecek olması

ÖZET: Somut olayda, ilk kez 506 sayılı Kanun kapsamında 01.6.1982 tarihinde zorunlu sigortalı olduğu anlaşılan davacının, 3.3.1987 ve 21.3.1988 tarihlerinde gerçekleştirdiği doğumlar sebebiyle, ancak doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla, hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarının dışında, başkaca bir şart aranmaksızın borçlanma hakkına sahip olduğu kabul edilmelidir. Yapılacak değerlendirmede, zorunlu sigortalı olarak tescil edildikten sonra ilk doğumu yapan ve iki yıllık süre dolmadan ve tekrar çalışmaya başlamadan ikinci doğumu yapan kadın sigortalının, ilk doğumdan ikinci doğuma kadar geçen süre ile ikinci doğum için borçlanabileceği iki yıllık sürenin toplamı kadar geçen süreyi borçlanabileceği gözetilmelidir.
(5510 S. K. m. 41, 108) (2925 S. K. m. 39) (2926 S. K. Ek m. 3) (1479 S. K. Ek m. 9) (506 S. K. m. 60) (5754 S. K. m. 67) (YHGK. 14.06.2006 T. 2006/10-367 E. 2006/386 K.)
Dava: Dava, davacının iki çocuğundan dolayı, 5510 sayılı Kanunun 41/1-a maddesi gereğince, doğuma dayalı borçlanma yapabilmesi ve dava tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

Mahkemece, düzenlemenin yürürlüğünden önceki vakıalara uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, öncelikle 5510 sayılı Kanunun 41/1-a maddesi ile hukukumuzda ilk kez düzenlenen ve kısaca olarak nitelendirilebilecek borçlanma hakkının, bu düzenlemenin yürürlük tarihinden önceki doğum olaylarına uygulanıp uygulanmayacağı, doğum sırasında aktif sigortalı olma şartının aranıp aranmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
5510 sayılı Kanunun, başlıklı, 41/1-a maddesinde;

      Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların; Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri,... kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32'si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır...> hükmü düzenlenmiştir.
Kural olarak her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların geriye yürümemeleridir.

Ancak sosyal güvenlik hukukunun özel ve kamusal niteliği itibarıyla ve 5510 sayılı Kanunda, anılan hükümle getirilen, sigortalıların lehine olan bu borçlanma hakkının, Kanunun yürürlüğünden önceki doğum olaylarına uygulanmasını engelleyen bir düzenlemenin olmadığı gözetildiğinde, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce meydana gelmiş doğum olaylarına da uygulanabileceğini kabul etmek gereklidir. Zira maddi hukukun her zaman, hayatın değişen sosyal akışı içinde gelişen tüm olayları ve ayrıntıları kurallaştırma gücüne sahip olmadığını da dikkate alıp, çıkarlar dengesi ve adalet duygularını gözeterek toplumun gereksinmelerini karşılamakla yükümlü bulunan yargı organları, sigortalıların lehine hükümler içeren düzenlemelerin yürürlüğe girdiği durumlarda, kanun koyucunun amacını da göz önünde bulundurarak, söze oranla öze üstünlük tanıyan bir yorumla sonuca varmalıdır.

Doğuma dayalı borçlanma hakkından yararlanabilmek için doğum sırasında aktif sigortalı olma şartının aranıp aranmayacağı hususunda ise, geçmişte hizmet akdine dayalı olarak zorunlu sigortalılık tescilinin yapılmış olması, bu haktan yararlanabilmesi için yeterli sayılmalıdır. Kadının fiziksel yapısı, doğurganlık işlevi, aile yükümlülükleri ile çalışma yaşamındaki konumu yanında, doğum borçlanmasıyla amaçlanan sonucun tam olarak elde edilebilmesi için, bu tip borçlanmalarda aranan doğum öncesi sigortalılık, herhangi bir süre sınırına tabi tutulmamalıdır. Konuyla ilgili olarak 5510 sayılı Kanunda değişiklik yapan 5754 sayılı Kanuna ilişkin TBMM alt komisyon raporunda bu değişiklik hakkında,  (Ücretsiz doğum ya da analık izin sürelerinin de borçlanılacak sürelerden sayıldığı, bu sürelerde kadın çalışanların doğum ve çocuk bakımı gibi özel bir durum nedeniyle izin kullandığı, bunun sonucunda doğum yapan kadının sosyal güvenlik alanındaki bir hakkı kullanmasından dolayı emeklilikle ilgili sürelerini tamamlamak için ortaya çıkan bir maliyete katlanmak zorunda kalacağı, oysa çocuk bakımının aynı zamanda toplumsal olarak devletin de üstlenmesi gereken bir sorumluluk olduğu...)  görüşlerine yer verilmiştir. Bu yaklaşım, cinsiyeti sebebiyle sosyal güvenlik şemsiyesinde farklı muamele görmesi gereken ve başta yaşlılık aylığı olmak üzere çeşitli sosyal güvenlik hakları yönünden de bu şekilde değerlendirilen kadınlar için karşı cinsle eşitliği sağlayıcı bir bakış açısı getirecektir. Böylelikle, prim yatırma imkanı bulunamadığı halde yasa koyucunun çeşitli saiklerle sigortalılık imkanı sunmak ve prim süresine eklemek istediği bu gibi dönemlerin telafisine yönelik getirilen borçlanma müessesesinin amacı da gerçekleşmiş olacaktır. Aksine bir yorum, kanunda bu yönde bir sınırlamanın olmadığı da gözetildiğinde, sosyal güvenlik hakkına aykırılık oluşturacaktır. Hukuk Genel Kurulunun 27.4.2006 gün ve 10-367/386 sayılı kararında da vurgulandığı üzere sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti tanımı içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir. Sosyal güvenlik alanında oluşturulacak tüm kuralların, özde, sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olması zorunludur. Sosyal güvenlik, insanlığın en derin gereksiniminin bir sonucudur. Bu gereksinim, bireyin karşılaşacağı ve yaşamı için tehlike oluşturan olaylara karşı bir güvence arayışının ürünüdür. Tehlikeye ve yoksulluğa düşen birey için asgari bir güvence sağlamak, sosyal güvenliğin varoluş koşulu, diğer bir ifadeyle, olmazsa olmazıdır. Önemli olan yön, sosyal güvenlik kavramına, işlevsel olarak temel bir insanlık hakkı görünümü yaratmaktır.

Doğuma dayalı borçlanma talep tarihinde sigortalı olmanın gerekip gerekmeyeceği noktasında ise Kanun koyucunun bahis konusu düzenlemede, doğuma dayalı borçlanma hakkını verdiği kişinin borçlanma talep tarihinde sigortalı olmasını gerekli gören bir ifadeye yer vermediği ve bu düzenlemeye göre sigortalı olanların yanında, hak sahiplerinin de, yazılı talepte bulunmaları halinde borçlanabilecekleri dikkate alındığında, böyle bir şartın var olmadığı belirgindir.

Somut olayda, ilk kez 506 sayılı Kanun kapsamında 01.6.1982 tarihinde zorunlu sigortalı olduğu anlaşılan davacının, 3.3.1987 ve 21.3.1988 tarihlerinde gerçekleştirdiği doğumlar sebebiyle, ancak doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla, hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarının dışında, başkaca bir şart aranmaksızın borçlanma hakkına sahip olduğu kabul edilmelidir. Yapılacak değerlendirmede, zorunlu sigortalı olarak tescil edildikten sonra ilk doğumu yapan ve iki yıllık süre dolmadan ve tekrar çalışmaya başlamadan ikinci doğumu yapan kadın sigortalının, ilk doğumdan ikinci doğuma kadar geçen süre ile ikinci doğum için borçlanabileceği iki yıllık sürenin toplamı kadar geçen süreyi borçlanabileceği gözetilmelidir.

Mahkemece, anılan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair yönler incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.02.2010 günü oybirliği ile karar verildi.


Yerel Mahkeme ilamı

T.C. SAMSUN 2. İŞ MAHKEMESİ

ESAS NO: 2008/546

KARAR NO: 2009/86

Taraflar arasındaki davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili duruşmalarda tekrarladığı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 03/03/1987 ile 21/03/1988 tarihleri arasında iki kez doğum yaptığını ve çocuklarında halen sağ olduğunu, 5510 sayılı yasada, doğum yapan sigortalılara doğum tarihinden sonraki iki yıllık süre için borçlanma imkanı verildiğini, borçlanma yapılabilmesi için doğum sırasında aktif sigortalı olma parti olmadığını, resmi olarak kuruma bildirilmiş sigorta başlangıç süresinden önceki tarihlere ilişkin, 5510 sayılı yasa gereğince, doğuma dayalı borçlanma yapılabileceği ve böyle bir borçlanmanın yapılabilmesi durumunda sigorta başlangıç süresinin resmi olarak kuruma bildirilmiş başlangıç süresinden, borçlanılan süre kadar geriye gideceği düzenlenmiş olduğunu ve bu sebeple, müvekkilinin 03/03/1987 ile 20/03/1988 ve 21/03/1988 ile 21/03/1990 tarihleri arasında, 5510 sayılı kanun 41/1-a maddesi gereğince davalı kuruma borçlanma talebinde bulunduklarını ve taleplerinin haksız olarak red ettiklerini söyleyerek, müvekkilinin, 03/03/1987 ile 20/03/1988 ve 21/03/1988 ile 21/03/1990 tarihleri arasında, 5510 sayılı yasanın 41/1-a maddesi gereğince doğuma dayalı olarak borçlanma yapılmasına ve borçlanma neticesinde hak sahibi olacağı hizmetleri dikkate alınarak, dava tarihinden itibaren, yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; doğuma dayalı olarak borçlanma yapma hakkı ilk kez 5510 sayılı kanunla getirildiğini, mülga sosyal güvenlik kanunlarında böyle bir hakka yer verilmediğini, kanunlar yürürlüğe girdikleri tarihle, yürürlükten kalktıkları tarih arasında meydana gelen olaylara uygulanır, kanun yürürlüğe girmesinden önce meydana gelen olaylara uygulanmaz. Bu nedenle, 01.10.2008 tarihinden önceki süreler için SSK'lı sigortalı kadının doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi borçlanması söz konusu olmayacağını ve ayrıca hükmünü amir olduğunu söyleyerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya içine celp edilen ve ibraz edilen davacıya ait, SSK kayıtları, hizmet listesi nüfus aile kayıt tablosu, 5510 sayılı kanunun 41. maddesi kapsamındaki borçlanma talebi ile kurum cevabı yazılan incelenmiştir.
Tüm dosyanın incelenmesinden, taraflar arasındaki ihtilafın, yürürlük tarihi öncesindeki doğumlarda da, 5510 sayılı kanunun 41/1-a maddesindeki doğuma dayalı borçlanma imkanının kabulü gerekip gerekmediği meselesidir.
Hukukumuzda ve Sosyal Güvenlik ilkelerine göre sigortalı lehine olan hükümlerin uygulanması kabul edilmekte ise de, geçmişe yönelik ve isteğe bağlı borçlanma olarak, mülga 2925 sayılı kanun 39., 2926 sayılı kanunun ek md 3., 1479 sayılı kanun ek md 9 ile 506 sayılı SSK'nın 60/son maddelerinde, sadece askerlik, askeri öğrencilik ve istisnaen geçici sürelerle ev kadını belirli yaş altındakilere sağlanmış iken, 17/04/2008 tarihli 5754 sayılı kanun 67. maddesi ile, 5510 sayılı kanun, 108. maddesince, ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girmesi de düzenlenen, 41/1-a fıkra maddesinde, fazladan doğum yapan sigortalılara da doğum tarihinden sonraki iki yılık süre için borçlanma imkanı sağlanarak sigortalı lehine kanuni düzenlemede bulunulmuştur. Ancak söz konusu kanuni düzenleme ile açıkça önceki vakalara ve geçmişe yönelik uygulama belirtilmediği gibi, aynı süre için farklı düzenleme olmayıp açıkça Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girmiş kanuna göre, hak ve külfetlerin düzenlenmesi söz konusudur. İptal edilerek külfeti kaldırılmış değil, yeniden düzenlenmiş borçlanmaya ilişkin hükmünde, geriye yönelik olaylara uygulanmaması gerektiği ve bu sebeple açılan davanın reddi gerektiği, kanaat ve kararı varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarda yazılı gerekçelerle:


1-) Davanın reddine,
2-) Peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 1,60.TL maktu ret karar harcın, davacıdan alınarak hazine irat kaydına,
3-) Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-) Duruşmada kendisini vekille temsil etmesi sebebiyle yürürlükteki asgari ücret tarifesince takdir edilen, 575,00TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, yasal yollar açık olmak üzere karar verildi. Usulen okunup açıklandı. 24.02.2009

Not:Karar Kaynaktan direk alınmamış olup bilumum kaynaklarda aşağıdaki kaynak belirtilmektedir.
(KAYNAK: Av. Nurten ÇETİNKAYA - Av. Fevzi Cem ŞENOCAK) Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları )

 

29 Ocak 2011 Cumartesi

Ücretsiz izin şartları

Ücretsiz izin şartları , ücretsiz izin mevzuatı ücretsiz izin hakkı ücretsiz izine kimler çıkabilir

 

Önce ücretsiz izinle ilgili 4857 sayılı İş Kanunun ilgili maddelerine bakalım .Söz konusu kanunda ücretsiz izinle ilgili genel bir düzenleme yapılmamış sadece madde 74 de  hamile bayanlarla ilgili ücretsiz izin anlatılmış  ayrıca madde 56 da işveren tarafından verilen ücretsiz izin lafzedilmiştir.22.madde ile de ücretsiz  izni kapsayacak çalışma koşullarında meydana gelen değişikliklerle ilgili bildirim ve kabul veya redden bahsedilmiştir.Bu maddelerin ilgili kısımlarına bakalım

               1- 4857 sayılı İş Kanunu Madde 74  ‘’……İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz…….’’  

                 2-4857 sayılı İş Kanunu madde 56    ‘’ ….. İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez……. ‘’

                 3-4857 sayılı İş  Kanunu madde 22  ‘’ İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından  altı işgünü içinde yazılı olarak  kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir…….’’

 

             Yukardaki maddeler ve uygulamalardan ücretsiz izinle ilgili olarak aşağıdaki maddeler anlaşılmaktadır.

 

1-     Karşılıklı anlaşma olmadan ücretsiz izin olmaz.İşçi veya işveren tarafından gelen talebin karşı tarafca kabul edilmesi  gerekmektedir.Ücretsiz izin konusunda bir zorlama yapılamaz .

2-     İşverenin işçiyi ücretsiz izne ayırmak istemesi durumunda bunu yazılı olarak işçiye bildirmeli  işçide 6 gün içinde  cevap vermeli

3-     İşçi ücretsiz izne ayrılmak istemesi durumunda işverene yazılı olarak başvurması ve işverenin onaylaması gerekmektedir.

4-     İşveren işçinin muvafakatını almadan işçiyi  ücretsiz izne ayıramaz .Eğer bu şekilde ücretsiz izne ayırırsa diğer şartları taşıması halinde işçinin ihbar ve kıdem tazminatı alma hakkı doğar.Hatta işe iade davası açabilir

5-     İşçiyi ücretsiz izne ayırmak için işçinin belirli bir süre çalışma şartı yok

6-     Ücretsiz izinde bulunma  süresi sınırı yok.karşılıklı anlaşmaya bağlı

7-     İşçi ücretsiz  izinli olduğu sürede ücret alamaz..İşsizlik ödeneğinden yararlanamaz.kendisi için sigorta  primi ödenmez

8-     Ücretsiz izinli dönemde iş sözleşmesi askıda sayılır.

9-     Yargıtay kararlarında işçinin ücretsiz  izinli olduğu dönemlerde başka işyerinde çalışması işveren tarafından fesih nedeni sayılmıştır.İşçilerin bu hususu da göz önünde bulundurması gerekmektedir.

 

Arif SAĞLAM

Çalışma Dünyası