30 Eylül 2010 Perşembe

Bir saatte emekli olunca şaşırdılar il


Muğla'da emeklilik işlemi için Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvuran 9 kişi, 1 saat içinde ''emeklilik işleminiz tamamlandı'' haberini alınca şaşırdı.
Muğla'da Türk Telekom Müdürlüğünde çalışan 9 kişi, Muğla Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğüne aynı anda emeklilik başvurusunda bulunduktan 1 saat sonra, ''emeklilik işleminiz tamamlandı'' haberinini aldıklarını anlatarak, işlemleri kısa sürede tamamlayan SGK İl Müdür Yardımcısı Fethi Delibaş'a teşekkür ziyaretinde bulundu. İşçilere emeklilik cüzdanları ziyaret sırasında verildi.

 

Muğla Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürü Naci Şahin, makamında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ''Bize başvuran vatandaşlarımızın emeklilik işlemini 1 saat içerisinde tamamlıyor ve maaşlarını bağlıyoruz. Bu süreçte önemli olan hizmet sürelerinde sorun olmaması. Bu uygulama ilk olarak İzmir'de başlatıldı. Muğla, uygulamanın hayata geçirileceği ikinci kent olma özelliğini taşıyor. Emeklilik işlemi yapılan 9 kişi bu kapsamda ilk olma özelliğini taşıyor'' dedi.

Şahin, SGK'ya tüm evrakları tam olarak başvuran 9 Türk Telekom Müdürlüğü çalışanının işlemlerinin 1 saat içinde tamamladığını ve maaşlarının bağlandığı bilgisini vererek, ''Bu işlemin kısa sürede tamamlanması için, vatandaşlarımızın özellikle hizmet sürelerinde sorun olmaması gerekiyor. Vatandaşlarımızın hızlı bir şekilde hizmet alabilmesi için Bodrum, Milas, Marmaris ve Ortaca'da yeni birimlerimizi göreve başlattık. Fethiye'de bir süre sonra bu hizmeti vermeye başlayacağız. Farklı kurumlarda hizmeti bulunan vatandaşlarımız ise birkaç ay önce başvurarak işlemlerini hızlandırabilirler'' diye konuştu.

Emeklilik işlemi 1 saat içinde tamamlanan işçiler, daha önce emekli olan arkadaşlarının uzun süre beklediğini anlatarak, ''Evraklarımızı teslim ettikten 1 saat sonra bize emeklilik işleminiz tamamlandı bilgisini veren görevliye inanamadık ve buraya geldik. Çok sevinçliyiz, bu süreçte emeği geçen herkese teşekkürler'' dedi.

STAR

 

 

 

 

 

 

  www.ikyworld.com

İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitim ve Araştırma Sitesi

info@ikyworl.com

 

İkyworld.com Forum üyelik sistemi

 

İkyworld Haber Grubu

http://groups.google.com.tr/group/ikyworld

Kuruluş 2008

 

27 Eylül 2010 Pazartesi

"Dikkat! Bu İşyerinde Mobbing Var!"

Dikkat! Bu İşyerinde Mobbing Var!”

 

Yemekten sonra Pasaport’a yürüdüm. Tek derdim ofisteki insan kalabalığından kurtulup biraz olsun yalnız kalmaktı. Tam masalardan birine çöküyordum ki ne zamandır görmediğim arkadaşım Z. karşıma çıktı.

Beni görür görmez döküldü.

“Galiba istifa edeceğim. Artık dayanamıyorum.”

O gün öğle arasını Z’yi dinleyerek geçirdim. Bir bankada işe başlayalı sekiz ay olmuştu. Sınav birincisi olarak girmişti. İyi bir üniversiteden mezundu. İki yabancı dili kusursuz konuşuyordu ve bilgi teknolojilerine hâkimdi. Üstelik geçen ayki üst düzey yöneticiler toplantısında müdürü onun için güzel şeyler söylemişti. Şimdi birden bire neydi bu yaşadıkları?

İki hafta önce müdürü ona verdiği işleri birer birer geri almıştı. Sorularına ters yanıtlar veriyor, artık onu ciddiye almadığını söylüyordu. Servisteki arkadaşları da mesafeli davranmaya başlamıştı. En son bir gün önce öğleden sonra izinliyken masasının yeri değiştirilmiş, ona sorulmadan eşyaları bir köşeye atılmış, panosundaki fotoğrafları yırtılmıştı. Bunun nedenini sorduğunda aldığı cevap, “Ben senin yöneticinim burada oturmanın uygun gördüm,” olmuştu.

Şimdi gözlerinde biriken yaşları güç tutarak, “Sence nerede hata yaptım,” diye bana soruyordu.

“Sorun sende değil,” dedim.

Biraz eşeleyince iki hafta önceki kırılmanın nedeni ortaya çıktı. Z’nin doktora başvurusu kabul edilmişti. Zaten parlak olan durumu gelecek için daha da umut vadeden bir hâl almıştı. Ve yöneticisi için orta vadede bir “tehdit” olmaya başlamıştı. Derhal bertaraf edilmesi gereken bir tehdit hem de. Yılan daha gözlerini açmadan ezilmeliydi!

“Bu yaşadıklarına ne deniyor biliyor musun?” diye sordum.

“Mobbing’in Allahı.”

Bunu kolayca anlamıştım. Çünkü birkaç yıl önce benzer saldırılara ben de maruz kalmıştım. Hayli tecrübeli, kariyeri başarılarla dolu ve yaşını başını almış yeni tepe yöneticimiz birkaç toplantı sonra beni hırpalamaya başlamıştı. Söze genellikle söyle başlıyordu, “Bakınız, yaptığınız işte başarısızsınız. Sizin yaşınız kadar benim tecrübem var; söylediklerime şüphe ile mi bakıyorsunuz, vs.”

Olanları çözmek için onunla yalnız konuştuğumda şunları söylemişti, “Sizden hoşlanmıyorum. Patronun önünde benim fikirlerimi tartışabiliyorsunuz. Bakın iyi bir yönetici gerektiğinde cesetlerin üzerinde yürümesini bilir. Dikkatli olun, buradaki kariyerinizi bitiririm…”

Gayet safça, işimin uzmanlığımın gerektirdiği konularda fikir beyan etmek olduğunu, bunun için para aldığımı, asıl amacımın kendisine saygısızlık etmek değil bildiklerimi ifade etmekten ibaret olduğunu anlatmaya çalıştım. Tabii işe yaramadı.

Çok şaşkın, çok üzgün ve korku doluydum. On yıldır burada çalışıyordum. İşe sınavda derece yaparak alınmıştım. En alt düzeyden bölüm yöneticiliğine kadar bütün aşamaları kimsenin işareti olmadan geçmiştim. Bugüne dek bir kere bile uyarı almamıştım. Kimseyle de sorunum olmamıştı. Sadece işimle ilgilenmiştim. Şimdi neler oluyordu? Nerede hata yapıyordum? Acaba eskisi gibi iyi değil miydim?

Benim ve arkadaşım Z’nin gösterdiği ilk tepkiler aynıydı. Aslına bakarsanız bütün Mobbing kurbanlarının ilk tepkileri birbirine benzer: suçluluk ve yetersizlik duygusu. Zaten mobbingin temel amacı da bu. Kurbanda yenilmişlik hisleri uyandırarak pes etmesini, boyun eğmesini ve kişiliğini ezmesini sağlamak. Özgüvene yönelik bir psikolojik harekât.

Mobbing ya da Ofis İçi Psikolojik Şiddet kavramı ilk kez, 1984’de İsveç’de “İş Hayatında Güvenlik ve Sağlık” konulu bir raporun içinde Heinz Leymann tarafından ortaya atıldı. Mobbing daha önce de vardı elbette ama ilk defa Leymann tarafından kavramlaştırıldı.

Aslında Mobbing ilk defa hayvan bilimci Konrad Lorenz tarafından bazı hayvan hareketlerini tarif etmek için kullanılmış. Lorenz bu kavramı “bir grup ya da sürü halindeki küçük hayvanın, tek başına dolaşan büyük bir hayvanı tehdit etmesi”ni tarif ederken kullanmış.

Bu kelimeyi daha sonra Leymann "iş hayatına” uyguladı. Mobbing fiziksel şiddet içermemekte, daha "sofistike planlar" ve "psikolojik şiddet" için kullanılıyor. Zaten tek bir sefer değil, süreklilik arzetmektedir ve kötü niyetli, bir ve birkaç kişinin uyguladığı dışlama eylemidir. (1)

Leymann, ofiste psikolojik şiddet sürecini 5 aşamalı tanımlıyor:

Tanımlama aşaması : Bu aşamada kurbanın ününü yaralamaya yönelik hareketler yapılır. Kurban; muhalif, yetersiz veya psikolojik sorunları olan biri olarak tanımlanır. Şirket içinde bu tanımın yayılmasına özen gösterilir.

Anlaşmazlık aşaması: Anlaşmazlık oluşturan bir olayla karakterize edilir.

Saldırganlık aşaması: Bu aşamada eylemler ve psikolojik saldırılar başlar.

Kurumsal güç aşaması: Yönetim işin içinde değilse de, bir müddet sonra o da propagandadan etkilenir ve kurbana karşı hareket etmeye başlar.

İşine son verilme aşaması: Eğer tüm bu aşamalar sırasında kurban kendisi işten ayrılmadıysa, ya kesin itaat dönemi başlar ya da işten kovulur.

Peki, bu zorbalık kimlere uygulanıyor? İşte Leyman’a göre mağdurların genel özellikleri:
# İşini çok iyi, hatta mükemmel yapan;
# İlişkileri olumlu olan ve çevresindekilerce sevilen;
# Çalışma ilkeleri ve değerleri sağlam, bunlardan ödün vermeyen;
# Dürüst ve güvenilir, kuruluşa sadık;
# Bağımsız ve yaratıcı;
# Zorbanın yeteneklerinden üstün özelliklere sahip olan kişilere yöneliyor. Ama kimi zaman, işyerinde sessiz, iletişim kuramayanlar da mobbingin hedefi olabiliyor.

Zorbalar ise, aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik ve iktidar açlığı olan kişiler olarak tanımlanıyor. (2)

Leyman 45 ayrı mobbing davranışı tanımlamış ve bu davranışları da özelliğine göre 5 grupta toplamış. (3)

1. Grup: Kendini göstermeyi ve iletişim oluşumunu etkilemek: üstünüz kendinizi gösterme olanaklarınızı kısıtlar, sözünüz sürekli kesilir, yüzünüze bağırılır ve yüksek sesle azarlanırsınız, yaptığınız iş sürekli eleştirilir vb.

2. Grup: Sosyal ilişkilere saldırılar: Çevrenizdeki insanlar sizinle konuşmazlar, kimseyle konuşamazsınız, başkalarına ulaşmanız engellenir, sanki orada değilmişsiniz gibi davranılır vb.

3. Grup: İtibarınıza saldırılar: İnsanlar arkanızdan kötü konuşur, asılsız söylentiler ortada dolaşır, gülünç durumlara düşürülürsünüz, cinsel imalar yapılır vb.

4. Grup: Kişinin yaşam kalitesi ve mesleki durumuna saldırışlar: Sizin için hiçbir özel görev yoktur, size verilen işler geri alınır, sürdürmeniz için anlamsız işler verilir, işiniz sürekli değiştirilir, size mali yük getirecek genel zararlara sebep olunur vb.

5. Grup: Kişinin sağlığına doğrudan saldırılar: Fiziksel olarak ağır işler yapmaya zorlanırsınız, fiziksel şiddet tehditleri yapılır, fiziksel zarar, doğrudan cinsel taciz vb.

Ofis içi psikolojik şiddetin yaygınlığı ise şaşırtıcı düzeyde. Araştırmalara göre İsveç’te, 4.4 milyon olan iş gücünün 154.000’inin mobbing kurbanı olduğu bilinmektedir. İngiltere’de çalışan nüfusun yaklaşık %50’si hayatlarında bir kez olsun mobbinge maruz kalmışlardır. ABD’de mobbing oranı %25 olarak belirlenmiştir. Endüstriyel eşya üretimi, bankacılık, borsa, sağlık, medya ve bilişim sektörlerinde mobbing oranı çok yüksektir. Kişisel araştırmalarım sonucu ülkemizde mobbing kurbanlarının sayısının % 30’ların üzerinde olduğunu tahmin ediliyor. (4)

Şimdi bizim hikâyelerimize geri dönelim.

Bana yapılanın ne olduğunu anladıktan sonra işim kolaylaştı. Bir kere sorunun ben değil benim yaydığım “tehdit” sinyalleri olduğunu anladım. İşimi iyi yapıyordum ve gerektiği yerde hayır demesini biliyordum. Paranoyak bir tepe yöneticisi için bundan büyük endişe kaynağı olabilir miydi?

İkinci aşamaya geçtim. Kendimi asla yalıtmadım. Bana yapılan saldırıyı konuşabildiğim herkesle paylaştım, sevdiklerimden destek aldım, işimi yapmaya devam ettim ve kolayca pes etmeyeceğimi saldırgana hissettirdim. Yavaş yavaş silahı ters tepmeye başladı. Benim değil onun sinirleri bozuldu. Sonunda bir toplantıda söz alıp konuşmaya başlamıştım ki, yılların tecrübeli yöneticisi ve gerektiğinde cesetlerin üzerinde yürümekten çekinmeyen zat, öfkeden ağzından köpükler çıkararak üzerime yürüdü. Etrafındakiler tarafından durdurulunca sakince yerimden kalktım ve “Bana böyle davranma hakkınız yok. Ben sizin emir eriniz değilim,” dedim, toplantı salonundan ayrıldım.

İşte her şeyin kırıldığı nokta bu olmuştu. Tepe yöneticimizin davranışı daha yukarılarda duyuldu ve nazikçe uyarıldı. Kendileri bu uyarıya istifa ederek karşılık verdi. Tabii hepimiz çok üzüldük bu duruma!

Arkadaşım Z.’ye gelince. Sağduyulu daha üst düzey bir yönetici yardımıyla şimdilik rahat. Ama ya yarın?

Yeri gelmişken atlamak istemem. Mobbing konusunda sendikalara büyük iş düşüyor sanırım. Ama sendika içinde mobbing uygulamıyorlarsa tabii. Siz acaba, gayet “demokrat” bir mühendis odası şube yönetiminin mobbing yüzünden mahkûm olduğunu biliyor musunuz? (5)

“Üretenler yönetsin,” gibi beylik laflar etmek çok kolay ama üretenlerin yönettiği durumda bile onlardan bizi koruyacak araçlara ihtiyacımız var.

ahmet büke / haziran 2007 (toplumsal ekoloji)

Not: Yukarıda anlatılan hikâyeler tamamen kurgudur. Zaten bizim tarihimizde mobbing diye bir garabet yoktur. Tersini iddia eden AB’cidir, ikinci cumhuriyetçidir ve dombilidir.

Dipnot
(1) turk.internet.com
(2) tr.wikipedia.org
(3) www.turkishweekly.net
(4) www.mobbingturkiye.com
(5)Tülin Yıldırım’ın hikâyesi için bkz. http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=9036

 

 

 

  www.ikyworld.com

İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitim ve Araştırma Sitesi

info@ikyworl.com

 

İkyworld.com Forum üyelik sistemi

 

İkyworld Haber Grubu

http://groups.google.com.tr/group/ikyworld

Kuruluş 2008

 

İş Kanunu'na göre yapılması gerekenler

İşçi Özlük Dosyaları

4857 sayılı İş Kanununun 75. maddesinde ; ‘’İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu Kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır.” hükmü yer almaktadır.

Bilindiği gibi genel hukuk kurallarının aksine İş Kanunu’nun işçi lehine yorumu esas olup işçi tarafından iddia edilenlerin aksi işverence ispatlanmak ve belgelendirmek zorunluluğu bulunmaktadır. İşçi özlük dosyasının işçi-işveren sürtüşmeleri sonucu karşı karşıya kalınabilecek hukuksal problemlerde haklılığını ispat mecburiyeti bulunan işveren için aynı zamanda dayanak teşkil etmektedir. Burada özellikle vurgulamak istediğimiz nokta ise ilgili bilgi ve belgelerin İş Kanunu ve diğer kanunlara uygun düzenlenmesi ve dönemler itibariyle güncellenmesidir.

Ayrıca İşçi özlük dosyası oluşturulmaması halinde -2010 yılı için 1.034 TL tutarında idari para cezası öngörülmüştür.

Bunlar Kısaca ;
a) İşçilere ait adres bilgilerinin güncellenmesi

b) Fazla Mesaiye ilişkin alınacak Muvafakatnamenin de güncel olması ve her yılbaşında, çalışanlardan alınıp, personel dosyalarında saklanması gerekmektedir. İşçinin onayı alınmadan yapılan fazla çalışmaya ilişkin öngörülen idari para cezası miktarı -2010 yılı için- bu durumdaki her işçi için 200 TL’ dir.

c) Sağlık Raporları ; İş K. 86. Maddesi uyarınca ağır ve tehlikeli işlerde çalışacak işçilerin işe girişinde bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı olduklarına dair rapor aldırmadan çalıştırılmaları yasaktır. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan her işçi, işin devamı süresince en az yılda bir, eğer 14 yaşından 18 yaşına kadar (18 dahil) olanlar içinse 6 ayda bir bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı olduklarına dair muayene raporu aldırıp, işçinin personel dosyasında muhafaza etmek gerekecektir. Tüm bunlara ilaveten,sektörel olarak çalışanların,belirli dönemlerde almaları gereken portör, odiometri gibi raporlarının da tamamlanıp,personel dosyasında bulundurulması gerekmektedir.

d) Eğitim çizelgesi

e) İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik Uyarınca Yıllık Çalışma Planının Oluşturulması ve Yıllık Değerlendirme Raporunun İş Sağlığı ve İş Güvenliği Genel Müdürlüğü’ ne gönderilmesi

f) Kişisel Koruyucu Malzeme Zimmet Tutanaklarının Gözden Geçirilmesi

g) Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışacaklar için Mesleki Eğitim Belgeleri 4857 sayılı İş Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasını öngören 5763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile getirilen düzenlemeye göre; Ağır ve Tehlike İşlerde Mesleki Eğitim Almamış işçiler çalıştırılamayacaktır. Hükme aykırı davranan işverenler idari para cezası ile karşı karşıya kalacaklardır.

h) Maaş bordrolarının ve ücret pusulalarının  gözden geçirilip imza eksiği olan işçi bordrolarının imzalatılması (Ücret pusulasını işçiye vermeyen işveren hakkında 4857 Sayılı İş Kanunun 102.maddesi uyarınca her bir işçi için 200,00 TL idari para cezası verilir. Bunun ispatı da ücret pusulaların imzalı olması ile mümkündür.)

ı) Asgari Geçim İndirimine ait formların gözden geçirilip gerekli görülenler için revize işlemlerinin yapılması çocukları öğrenci olanların öğrenciliğinin devamı halinde yeni öğrenci belgeleri alınması Bilindiği üzere, 5615 sayılı Kanun ile uzun zamandır uygulanmakta olan ücretlilere vergi iadesi sistemine  son verilmiş ve 01.01.2008 tarihinde uygulanmak üzere “asgari geçim indirimi” adı altında yeni bir sisteme geçilmiştir. Asgari Geçim İndirimi, işçilerin gerçek ücretlerinin eki niteliğinde değerlendirilmekte olup, asgari geçim indiriminin işçilere ödenmemesi, işçi bakımından iş sözleşmesinin haklı nedenle fesih imkânı ve işverenler bakımındansa işçinin ücretinin eksik ödenmesi sebebiyle idari para cezasının muhatabı olunması ihtimali doğurması sebebiyle önemlidir.

İ) Yabancı işçi çalıştıran işyerlerinin süresi dolan çalışma izinlerinin yenilenmesi

İŞÇİ ÖZLÜK DOSYASINDA BULUNMASI GEREKLİ BELGELER
  1 -  İşe Başvuru Formu
  2 -  Hizmet Akdi (4857 Sayılı Yasa Gereği Zorunludur)
  3 -  İmza Sirküleri 
  4 -  Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi
  5 -  Sigorta Kartı veya Fotokopisi (Önlü arkalı) (Ehliyet fotokopisi
  6 -  İkametgah Belgesi (Muhtarlıktan Alınacak-Yılda bir kez yenilenmelidir)
  7 -  Çalışanın Kendisi ve Bakmakla Yükümlü Olduğu Aile Üyelerinin Nüfus Cüzdanları Fotokopileri, Evli personelin Evlilik Cüzdanı  Fotokopisi
  8 -  Savcılık Belgesi (Adli Sicil Kaydı)
  9 -  Sağlık Raporu (Hastane Sağlık Kurulu veya İşyeri Hekiminden Alınacak)
10 -  Daha Önceki Çalıştığı Yerlere İlişkin Bonservis Belgeleri
11 -  Vergi Kimlik Numarası (Herhangi bir vergi dairesinden alınabilir)
13 -  Askerlik Durumunu Gösteren Belgeler
14 -  Kan Grubunu Gösterir Belge
15 -  Fazla Çalışma Muvafakatnamesi
16 -  Çalışanın Çalıştığı Birim ve Görevlendirmeler ile İlgili Düzenlenen Belgeler
17 -  İhtarnameler ve Alınan Savunmalar
18 -  Performans Değerlendirme Formları (İş Güvencesi Kapsamında Önemlidir)
19 -  Ücretsiz İzinler ile Yıllık Ücretli İzin ile İlgili Dilekçe veya Formlar
20 -  Yasal İhbar ve Kıdem Tazminatı Bordroları, İbranameler
21 -  Hizmet Akdinin Sona Ermesine İlişkin Düzenlenen Tutanaklar ve Belgeler

 

 

 

 

  www.ikyworld.com

İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitim ve Araştırma Sitesi

info@ikyworl.com

 

İkyworld.com Forum üyelik sistemi

 

İkyworld Haber Grubu

http://groups.google.com.tr/group/ikyworld

Kuruluş 2008

 

26 Eylül 2010 Pazar

CV yarışması.

Yaratıcılığına güvenenler bu yarışmayı kaçırmasın!

Giriş tarihi : 18.09.2010, Cumartesi 16:03Güncelleme : 16:03
İş başvurusunda kendinizi tanıtmak için kullanacağınız CV'yi hazırlarken ne kadar dikkat çekici olabilirsiniz?


DEĞERLENDİRME KURULU PROFESYONELLERDEN OLUŞUYOR
(Sol baştan) Serhat Sinkil (BMC İK Müdürü), Ahmet Uran (İzmir Üniversitesi Sosyal ve Kültürel İlişkiler Koordinatörü), Şener Muter (CMS Jant San. Yön.Kurulu Üyesi), Ahmet Veli Olgundeniz (Yeni Asır İK Editörü), Filiz Ergin (Yaşar Holding İK Direktörü), Prof. Dr. Ahmet Bülend Göksel (EÜ İletişim Fakültesi Dekanı), Nilay Yaman (Tiryakiler İK Müdürü), Murat Türkay (İzmir Reklamcılar Derneği Başkanı), Başak Ertaş (İnci Holding İK Müdürü), Hasan Kocaciğer (Petkim İK Müdürü), Orkide Horasan (Arkas Holding İK Müdürü), Burçay Erenay Güngüler (Yeni Asır Halkla İlişkiler Müdürü), Melih Kahramaner (Bemar Kariyer Okulu Genel Müdürü), Güneş Sarıoğlu (Yeni Asır Müşteri Temsilcisi), Nabi Basar (Yeni Asır İK Müdürü), Özlem Gürlük Özkulak (Yeni Asır İK Reklam Müdürü), Işıl Olut (Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Geliştirme Şefi), Arzum Karanfilci (Bemar Grafik Bölüm Başkanı) ve Zehra Arıburnu (Özsüt İK Müdürü)

Son yıllarda sık sık CV ve resume kelimelerini duyar olduk. "Si, vi" diye okunan bu iki harf aslında Latince kökenli Curriculum Vitae kelimelerinin baş harfinden başka birşey değil. Curriculum Vitae, "hayat yarışı" Fransızca kökenli olan Resume de "özet" olarak Türkçeye çevriliyor.
Aslında biz ikisini birden karşılayan "özgeçmiş"i kullanmaya çalışıyoruz ancak biz arzu etmesek de CV kullanımı sanki biraz daha yaygın. CV veya özgeçmiş, aslında sizi müstakbel işvereninize doğru ve tam olarak anlatabilmek için hazırlanan bir metindir.
Son zamanlarda herkesin CV'si adeta teksir makinesinden çıkmış gibi giderek birbirine benzemeye başladı. Oysa CV'nin bir önemli görevi de işverenin dikkatini çekmektir. Eğer dikkat çekemiyorsanız; mükemmel bir geçmişe, iyi eğitimlere ve pek çok özelliğe sahip olmanıza rağmen İk müdürünün masasınını üzerinde duran yüzlerce CV'nin arasında sıkışıp kalıyorsunuz demektir.
İK müdürü, kendisine iletilen CV'lerin miktarına ve vaktine göre CV'nizi bir süre inceler, şanslıysanız tümünü okur. Tümünü okumasını sağlayacak şey aranan nitelikleri taşıması kadar ilginç olması, diğerlerinden farklı ve yaratıcı olmasıdır. CV sizin kişiliğinizin aynasıdır. Gelecekteki işvereninizi sizin şirket için faydalı, yaratıcı, düşünme ve fikir üretme becerisine sahip olduğunuz konusunda ikna edebilmelidir. CV'niz bunları sağlarsa mülakata bir davet alabilirsiniz.
İşte Yeni Asır CV Tasarım Yarışması'nın amacı insanların sıradanlaşma döngüsünü kırarak onları daha farklı ve özgün olmaya teşvik etmek.
Zor karar verdiğimiz bir konuydu bu. Ancak bir sınırlama yapmak kaçınılmaz oldu. Yarışmaya halihazırda üniversitelerin veya yüksekokulların son sınıflarında okuyan veya yeni mezun olmuş veya mezuniyetinin üzerinden en fazla 5 yıl geçmiş arkadaşlar katılabilecek.

Kriterler neler
Bu bir tasarım yarışması olmasına rağmen içerik de bizim için önemli. Yani standartlara haiz "iyi" CV'ler içinden birinci, ikinci ve üçüncüyü belirlemek. Bu yüzden jüri üyelerimiz puanlama yaparken;
Yüzde 70 tasarım, görsel çekicilik ve orijinallik, Yüzde 30 içeriğe (yazım kurallarına uygunluk, ikna edicilik) dikkat edecek.

Başvuru tarihleri
Yarışmaya başvurular yarından itibaren yani 20 Eylül 2010 tarihinde başlayacak ve 6 Ekim 2010 tarihinde sona erecektir. 7-8 Ekim'de Ön Eleme Kurulu toplanıp değerlendirme yapacak. 11 Ekim'de de seçici kurul toplanacak ve ilk üç belirlenecek. Yarışma sonuçları ise 14 Ekim'de ilan edilecek.

Ödüller neler
Birinci olan yarışmacıya İzmir Üniversitesi bir dizüstü bilgisayar, ikinciye Bemar Kariyer Okulu tarafından 1.500 TL üçüncüye de 1000 TL değerinde eğitim çeki hediye edilecek. Ayrıca Central Hospital da ilk üç yarışmacıya ücretsiz check-up hizmeti sağlayacak.

Başvuru şekli
Adaylar CV'lerini "Ahmet Veli Olgundeniz veya Selin Güler"in dikkatine; Yeni Asır Gazetesi, Gaziosmanpaşa Bulvarı No: 5 35210 Çankaya - İzmir adresine posta yoluyla veya elden ulaştırabilecekler. Elektronik ortamda mail yoluyla ulaştırılacak CV'ler içi mail adresimiz: cvtasarimyarisması@yeniasir.com.tr
Elektronik posta yoluyla ulaştırılacak CV'ler maksimum 300 dpi ölçüsünde olmalıdır. 5mb'den büyük CV'ler, CD içerisinde başvuru ofisine iletilmelidir.

KOŞULLAR NELER?
1. Bu yarışma Yeni Asır Gazetesi tarafından organize edilmektedir. Yarışmaya üniversite veya yüksekokul son sınıf öğrencileri veya yeni mezun veya mezuniyetinin üzerinden en fazla 5 yıl geçmiş okurlarımız katılabilecektir. CV'ler tamamen özgün çalışma olmalı.
2. Adaylar CV'lerini başvuru adreslerine internet ortamında mail yoluyla, postayla veya elden iletebileceklerdir. Elektronik posta yoluyla ulaştırılacak CV'ler maksimum 300 dpi ölçüsünde olmalıdır. 5mb'den büyük CV'ler, CD içerisinde başvuru ofisine iletilmelidir.
3. Değerlendirme jüri kurulu tarafından bir günlük bir çalışmayla yapılacak ve kurul kararları hakkında herhangi bir itiraz kabul edilmeyecektir.
4. Başvuruların istenilen kalitede olmaması halinde organizasyon komitesi herhangi bir ödüllendirme yapmama hakkını saklı tutmaktadır.
5. Adaylar bizzat kendilerinin yaptığı özgün çalışmalarla yarışmaya katılabilirler. Bunun aksi durumların ortaya çıkması halinde başvuru geçersiz sayılır. Aday ödül almışsa bile ödül iptal edilir. İptal edilen ödül bir sonraki adaya tevdi edilir.
5. Yarışmanın sonuçları gazetede ve gazetenin internet sitesinde ilan edilecektir. İlk üçe giren CV'ler www.yeniasir.com.tr www.yeniasir.com.tr internet sitesinde yayınlanacaktır.
7. Yeni Asır Gazetesi yarışmaya gönderilecek tüm çalışmaları istediği şekilde ve kanallarda, ticari ve ticari olmayan amaçlarla sergileme, basma, yayınlama ve eğitim amaçlı kullanma gibi haklara sahip olacaktır.

DEĞERLENDİRMEYİ KİMLER YAPACAK?
Ön eleme kurulu:

Burçay Güngüler
Ahmet Veli Olgundeniz
Nabi Basar
Selin Güler
Seçici Kurul:
Prof. Dr. Ahmet Bülend Göksel (EÜ İletişim Fakültesi Dekanı)
Ahmet Veli Olgundeniz (Yeni Asır İK Editörü)
Başak Ertaş (İnci Holding İK Müdürü)
Filiz Ergin (Yaşar Holding İK Direktörü)
Hasan Kocaciğer (Petkim İK Müdürü)
Işıl Olut (Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Geliştirme Şefi)
Murat Türkay (İzmir Reklamcılar Derneği Başkanı)
Ahmet Uran (İzmir Üniversitesi Sosyal ve Kültürel İlişkiler Koordinatörü)
Nabi Basar (Yeni Asır İK Müdürü)
Nilay Yaman (Tiryakiler İK Müdürü)
Orkide Horasan (Arkas Holding İK Müdürü)
Serhat Sinkil (BMC İK Müdürü)
Şener Muter (CMS Jant San. Yön. Kurulu Üyesi)
Zehra Arıburnu (Özsüt İK Müdürü)

 

 

 

 

 

  www.ikyworld.com

İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitim ve Araştırma Sitesi

info@ikyworl.com

 

İkyworld.com Forum üyelik sistemi

 

İkyworld Haber Grubu

http://groups.google.com.tr/group/ikyworld

Kuruluş 2008

 

23 Eylül 2010 Perşembe

Yeni genelge sonrası doğum borçlanmasında neler değişti?

Yeni genelge sonrası doğum borçlanmasında neler değişti?

2 yıl önce sosyal güvenlik reformu ile getirilen doğum borçlanması yılan hikayesine döndü. Çalışma hayatında yer bulmak için hep yoğun bir mücadele veren kadınlar, şimdi de doğum borçlanması uygulamasında sorunlar yaşıyor.


5510 sayılı Kanunun 41. maddesinde; 4/(a) bendi kapsamındaki (SSK’lı) sigortalı kadının, iki doğum için, doğum tarihinden sonraki iki yıllık sürede hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan sürelerini borçlanma hakkı getirilmiştir. 2 doğum için 2’şer yıldan 4 yıla kadar borçlanma hakkı verilmiştir.

Okurlarımız hatırlayacaktır, doğum borçlanmasındaki yanlış uygulamalarla ilgili bu köşede çok sayıda yazı yazmış ve çalıştığı işinden ayrıldıktan 300 gün sonra doğum yaptığı için çok sayıda anne borçlanma yapamamasını, eski doğumların borçlanamamasını eleştirmiş ve bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini yazmıştık.

300 gün şartı kaldırıldı

Ancak SGK ‘2010-106 sayılı Hizmet Borçlanma İşlemleri Genelgesi’ni yayınlayarak uygulama değişikliğine gitti.

Bugüne kadar yasaya aykırı olduğu için eleştirdiğimiz doğumun çalıştığı işinden ayrıldıktan sonra 300 gün içinde gerçekleşmesi şartı  kaldırıldı. artık sigortalı olduktan sonra yapılan doğumlar için işten ayrıldıktan sonra 300 günlük süre geçse bile doğum borçlanması yapılabilecek.

İlk doğumunu yaptıktan sonra iki yıl dolmadan ikinci doğumunu yapan kadın sigortalı, ilk doğumdan ikinci doğuma kadar geçen süre ile ikinci doğum için borçlanabileceği iki yıllık sürenin toplamı kadar geçen süreyi borçlanabilecektir.

300 gün şartını 2 yıl önce getirip anneleri mağdur edenler, annelere yapılan bu haksızlığı, 2 yıl önce emekli olabilmesi mümkün olduğu halde emekli olamayanların hak kaybı nasıl telafi edilecek?

Eski doğumlara borçlanma yok

Diğer bir hatalı uygulama olan, sigortalı olduğu tarihten önceki doğumlar içinse uygulama değişikliği yapılmadığı için borçlanma yapılamayacak. Yani, önce doğum yapıp, daha sonra sigortalı olanlar doğumdan sonraki çalışılmayan 2 yıla kadar süre borçlanamayacak. Bu durumda doğum borçlanmasının sigorta başlangıcını geriye götürerek erken emekli olabilmesinin de önü kapatılmış oldu.

Oysa aynı maddeye göre askerlik borçlanması yapanlara, önce askerlik hizmetini yapıp, sonra sigortalı oldukları takdirde borçlanma imkanı tanınıyor. Ve bu şekilde askerlik borçlanması yapanların sigortalı başlangıç tarihleri de geriye gidiyor.

Sigortalının kendisinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde en düşük asgari ücretin yüzde 32’si üzerinden (243,36 TL) hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılacağı belirtilmiş.

Kanunda açık bir şekilde, sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürüleceği belirtilmiş. Borçlanılan ve primi ödenen süreyi prim ödeme gün sayısına katmak olsaydı, “borçlanılan süreyi hizmetten saymak”tan değil, “borçlanılan süreyi prim ödeme gün sayısına katmak”tan bahsedilirdi.

Dolayısıyla eski doğumlar için borçlanması reddedilenlerin yargıya gitmeleri halinde davayı kazanmaları ve bu süreleri borçlanmaları mümkün olabilecektir.

Dava açan kazanır

Doğum borçlanmasından en çok sorun yaşanan konunun, sigortalılık öncesi doğumlarla ilgili olduğu görülmektedir. Daha önce 300 gün uygulamasında ne kadar haklı olduğumuz görüldü. SGK, uyarılarımıza dikkat etmediği için milyonlarca liralık dava masrafı ödemek zorunda kaldı.

Şimdi tekrar uyarıyoruz, anneler hukuk bekliyor. Adalet bekliyor. Sigortalılık öncesi doğumlar için de borçlanma hakkı tanınması ve sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmesi gerekiyor. SGK, yine milyonlarca liralık dava masrafı ödemesin.

24/9/2010 ·

STAR

 

 

 

 

 

  www.ikyworld.com

İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitim ve Araştırma Sitesi

info@ikyworl.com

 

İkyworld.com Forum üyelik sistemi

 

İkyworld Haber Grubu

http://groups.google.com.tr/group/ikyworld

Kuruluş 2008

 

20 Eylül 2010 Pazartesi

Çalışmayan işçi için SGK primi mi ödenecek ?

Sosyal Güvenlik Kurumu, 1 Temmuz tarihinden geçerli olmak üzere e-bildirge sisteminde önemli değişiklikler yaptı. Artık ay içinde eksik gün sayısı olan sigortalılar için eksik gün sayısını yazmak gerekecek. Yine, sigortalıların "Hak Edilen Ücret" ve "Prim İkramiye ve Bu Nitelikteki İstihkak"larının ayrı ayrı girilmesi isteniyor.

Sistem değişince okurlardan gelen sorular da arttı. Okurlarımız SGK Başkanlığı'nın e-bildirge sisteminde duyuruları okuyunca kafaları karışmış ve ne yapacaklarını bilemez olmuşlar.

SGK açıklamasını okuyunca inanın benim de kafam karıştı. SGK açıklamasında aynen;

"Aylık prim ve hizmet belgesinde yapılan bu değişikliklere istinaden, 2010 / Temmuz ayına ilişkin düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgesinden başlanılarak e-Sigorta programı vasıtasıyla yapılacak olan girişler sırasında, sigortalının ay içindeki prime esas kazanç tutarı "Hak Edilen Ücret" ve "Prim İkramiye ve Bu Nitelikteki İstihkak" olarak ayrı ayrı girileceği gibi, ay içinde bazı günlerde çalışmayan ve çalışmadığı günler için de ücret almayan sigortalılar için "Eksik Gün Nedeninin" yanı sıra ayrıca "Eksik Gün Sayısı" da girilecektir.

Dolayısıyla, aylık prim ve hizmet belgelerini özellikle XML dosya transfer etmek suretiyle düzenleyen işverenlerin, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde yapılan bu değişikliklere istinaden, bilgisayar alt yapılarını da aşağıda belirtilen iş kuralları çerçevesinde revize etmeleri gerekmektedir.

1- Prim ödeme gün sayısına 1 ila 30 arasında bir gün sayısı girilmiş olması halinde,

- "Hak Edilen Ücret" bölümüne, sigortalıların ay içinde hak ettikleri ücretleri girilecek olup, prim ödeme gün sayısına karşılık gelen prime esas kazanç alt sınırının altında ve prim ödeme gün sayısına karşılık gelen prime esas kazanç üst sınırının üstünde ücret girişine izin verilmeyecektir.

- "Prim İkramiye ve Bu Nitelikteki İstihkak" bölümüne, sigortalılara ilgili ayda ödenen ücret dışı ödemeler (prim, ikramiye ve bu nitelikteki istihkaklar) girilecek olup, "Hak Edilen Ücret" bölümüne girilen kazanç tutarı da dikkate alınarak, prim ödeme gün sayısına karşılık gelen üst sınırının üstünde, ücret dışı ödeme girişine izin verilmeyecektir.

2- Prim Ödeme Gün Sayısına 0 (sıfır) yazılmış olması halinde,

 - "Hak Edilen Ücret" bölümüne, 0,00 TL ila 30 günlük prime esas kazanç üst sınırına kadar giriş yapılmasına izin verilecektir.

 - "Prim İkramiye ve Bu Nitelikteki İstihkak" bölümüne, "Hak Edilen Ücret" bölümüne girilmiş olan kazanç tutarı da dikkate alınarak 30 günlük prime esas kazanç üst sınırına kadar giriş yapılmasına izin verilecektir"

denilmektedir. Haliyle işverenler SGK'nın tüm teamüllere aykırı olan bu açıklamasını okuyunca şaşırıp kalmış durumda.

Ne yani, şimdi ay içinde hiç çalışmayan işçiler içinde mi SGK primi ödenecek?

Acaba SGK mevzuat değişikliği yaptı da bizim gözümüzden mi kaçtı diye araştırdım. Ancak böyle bir mevzuat değişikliği yapılmamıştı.

Uzun yıllardan bu yana sosyal güvenlik mevzuatında temel bazı düzenlemeler vardır. Buna göre, sigortalılara, çeşitli nedenlerle (ücretsiz izin, istirahat gibi) ay içinde çalışmasının bulunmadığı ve ücret ödenmediği aylarda prime esas kazanca dahil olacak nitelikte ücret dışında prim ikramiye gibi bir ödeme yapılması halinde, ücret dışındaki bu ödemeler, ödemenin yapıldığı ayda sigortalının prim ödeme gün sayısının bulunmaması nedeniyle ödemenin yapıldığı tarihi takip eden iki ayı geçmemek üzere ilgili ayların prime esas kazancına dahil edilecektir. Ancak ödemenin yapıldığı tarihi takip eden iki ayda da ücret ödemesine hak kazanılmadığı durumlarda, ücret dışındaki bu ödemeler prime esas kazanca dahil edilemeyecektir. (5510 Sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin 1'incii fıkrasının (A) Ve (B) Bentleri Kapsamındaki Sigortalılar İle Sadece Genel Sağlık Sigortasına Tabi Sigortalıların Prime Esas Tutulacak Kazançlarına Dair Tebliğ 28 Eylül 2008 tarih ve 27011 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.)

Ama SGK bundan haberdar olmadığı gibi, e-bildirge sistemine deneme amacıyla ücretsiz izinli işçi için ikramiye girişi yaptığımda prim de aldığını gördüm. Yani SGK sessiz sedasız programını da uygulamasını da değiştirmiş. Açıkçası sosyal güvenlik mevzuatı son birkaç yılda arap saçına döndü.

Aylar, yıllar geçmesine rağmen bir türlü düzenlenmeyen mevzuatlar bir yanda beklerken, yazılımlarla mevzuat birbiriyle örtüşmüyor. Olan da sigortalıya, işverene ve emekli-dul-yetime oluyor. Bakın 2 yıldan bu yana geçen zaman süresinde doğum borçlanması düzenlemesi tamamlanamadığı gibi, basit bir genelge için bile aylardır vatandaş mağdur ediliyor. Çıkması gereken mevzuat çıkmıyor ama öbür yanda mevzuata aykırı programlar çıkartılıyor.

SGK Başkanlığı'ndan okurlarım adına bir açıklama yapmalarını rica ediyorum. Lütfen yukarıda yer alan Prim Ödeme Gün Sayısına 0 (sıfır) yazılmış olması halinde prim ve ikramiye ödenip ödenmeyeceğine ilişkin sorunu gideren bir açıklamayı yapın ve karışıklığı giderin.

Resul Kurt

 

 

 

 

Faik YILDIZ

İnkay Yönetim Kurulu Üyesi

İletişim Sorumlusu

www.inkay.net

faik@inkay.net

İnkay Haber Grubu

www.inkay.org

 

19 Eylül 2010 Pazar

Yöneticilerin Tahtını Zorlayan Bir Yeni Nesil : Y Kuşağı

 

Hayata o kadar hızlı başlıyorlar ki şimdiden pek çoğu yöneticilik koltuklarını zorlamaya başladı, 10 yıl sonra neredeyse tamamı yönetimde söz sahibi olacak. Peki kim bu gençler? Nasıl yaşar, nasıl düşünür, nasıl karar verirler? Nasıl eğitim alarak önümüze geldiler ve nasıl gözlerini bu kadar yükseğe diktiler?

Yeni nesil olarak tanımlanan bu gençler topluluğu, sosyal bilimciler tarafından “1980-2003 yılları arasında dünyaya gelen” kişilerin oluşturduğu “Y Kuşağı” olarak tanımlanıyor. Teknoloji ve internetle iç içe büyüyen, yüksek adaptasyon becerisi olan, farklı bir eğlence, esneklik ve özgürlük anlayışı olan, bireysel karar alma eğilimleri yüksek olan bu gençler sizce ne kadarımızı oluşturuyorlar? Türkiye’de yaşayan 71.517.100 kişinin % 25’inin bu kuşağa ait olduğu tespit edilmiş. Gün içerisinde yanımızdan geçen her dört kişiden biri ve karşımıza gelen özgeçmişlerin neredeyse tamamı artık “y kuşağı”...

Eğitim düzeyleri gayet yüksek, yabancı dil biliyorlar, hatta bazıları birden fazla yabancı dil için kendilerini geliştiriyorlar. Eğitimin ve öğrenimin sürekli olması gerektiğini savunuyorlar ancak çalışmayı çok sevmiyorlar. Diğer bir deyişle çalışmayı seviyorlar ancak yönetilmeyi ve emir almayı tercih etmiyorlar. Enteresan davranışları var bu gençlerin. Daha bitmedi kolay tatmin olmayan bir yapıya sahipler ve inanılmaz sabırsızlar. Hemen her şey istedikleri yer ve zamanda gerçekleşsin istiyorlar. Çünkü daha önceki nesillere göre biraz şımarık yetiştirildiler ve yokluk görmediler. O duyguyu yaşamadılar iyi gibi gözüküyor ancak biz bu gençleri yetiştirirken beklemeyi bilmeyi öğretmedik. Zorunda kalsalardı belki öğrenirlerdi.

Y kuşağı kendine güven duyan, durumlara bireysel yaklaşım sergileyen, sadakat duygusu zayıf ve hıza düşkün bir nesil. Kurumsal yapılar içindeki mekanizmaları çok fazla benimsemiyorlar. Bu kuşağın beklentileri de çok yüksek. Ayrıca kariyer ve gelişimleri için her türlü talepte bulunmaktan çekinmiyor ve kolay iş değiştiriyorlar. Yapıları gereği bu gençler hızlı koşmak istiyorlar. Çalıştıkları işyerine hiçbir bağımlılık hissetmiyor ve istedikleri koşulları buldukları anda arkalarına bakmadan gidebiliyorlar. Ne istediklerini de biliyor bu gençler. Kendilerinden çok eminler.

İş hayatında hâlâ popüler yönetim stili olan geleneksel emir komuta ve kontrol tipine tepki vermiyorlar. Ebeveynlerini sorgulayarak büyümüş olan bu kuşak işverenlerini de sorguluyor. Susmayı bilmedikleri için 50 yaşındaki “Yap, hemen şimdi yap” diyen yönetici stilini deli ediyor ve çatışıyorlar. Özgürlükçüler emir almaktan hoşlanmadıkları ve para için çalışma fikri onlara ters geldiğinden, özgür olabilmek adına kendi işlerini yapmak ve hemen bir ofis edinmek istiyorlar. İş hayatına atıldıkları ilk andan itibaren gözleri yükseklerde olduğu için ast olmak hoşuna gitmiyor.

Kendi fikirlerine çok önem veriyorlar ve fikirlerinin mutlaka sorulmasını istiyorlar. Kim istemez ki bunu? Kendilerine sorumluluk verilmesinden inanılmaz mutluluk duyuyorlar, kendilerini ispat etmek için yanıp tutuşuyor bu çocuklar.

İyi eğitimliler, sorumluluk almaktan hoşlanıyorlar, ne istediklerini biliyorlar bunlar gibi daha bir sürü özellikleri var bu gençlerin. Tabii ki negatif özellikleri de var. Zaman ve dünya değişiyor. Artık bu nesli iş hayatında görmeye başladık ve yakında her tarafımız y kuşağı mensuplarıyla kaynayacak. Düşünmemizin zamanı geldi artık. Ne yapmalı da çatışmadan verimli bir şekilde iş hayatı yaşamalıyız?

Bu gençleri daha yakından tanıyarak özelliklerini bilerek, onları anlayarak empati kurarak yaklaşmalıyız. Adaptasyon sağlamaları için eğitim programları ile desteklemeli, kişisel gelişimlerine katkı sağlamalıyız. Zaten sevgili y’lerin düşüncesi değil miydi eğitimin ve öğretimin devamlılığı. Sevecek ve uyum sağlayacaklardır. Yeri geldiğinde eğitim programları ile kendimizi de bu yenilik sürecine adapte etmeliyiz. Çünkü bu gençler taze kan ve bizim bu tazeliğe ihtiyacımız var.

Bu çocukları dizginlemek hızlarını düşürmek ve rahat iletişim sağlamak istiyorsak “otorite” kelimesini çöpe atmamız, daha arkadaş gibi davranmamız ve daha “kazanan takım” odaklı olmamız gerekiyor. Onların isteklerini anlamalı, istedikleri başarıyı almalarına destek olmalıyız ve bu desteği verirken işe katkılarını da sağlamalıyız. Bazı püf noktalarını bilmek bize avantaj ve kolaylık sağlayacaktır. Örneğin; takdir edilmeyi çok seven bu yeni nesli işe bağlayabilmek için motivasyonlarını yüksek tutmalıyız. Takdir ve ödüllendirme sistemi oluşturmak bize yardımcı olabilir. Mükâfatlandırılmak onları heyecanlandıracak ve çalışmaya sevk edecektir.

Amacımız büyük denizlerde yol almak iken küçük akıntılarda sağlam durmamız gerekir. Karşılıklı adımlar atılarak, duruma farkındalık yaratılarak, kaçınılmaz değişimi görmezden gelmek yerine değişime ayak uydurarak hedefe ulaşabiliriz. Birlikte çalışmaktan, beraber adım atmaktan ve bir bütünün parçalarını oluşturmaktan mutlu olmamız gerek.

 

Gonca ÇAKIR
İnsan Kaynakları & Bilgi İşlem

14 Eylül 2010 Salı

DOĞUM BORÇLANMASIYLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLAR

Soru 1- Doğum Borçlanmasından Kimler Yararlanır?

Cevap 1- Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri  olanlar ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadınlar yararlanacak.

Soru 2- Sigortalılıktan önce doğum yapanlar da yararlanabilir mi?

Cevap 2- Evet Sigortalı olmadan önce doğum yapanlar da bu haktan faydalanabilir.

Soru 3- Çocuğu doğum sırasında ya da sonradan vefat eden kadınlarda faydalanabilir mi?

Cevap 3- 5510 sayılı kanunun 41. Maddesinin (a) fıkrası ve 01/07/2010 tarihli tebliğin 5.maddesinin (a)fıkrası “yaşaması kaydıyla” diyorsa da,açıklayıcı bulmuyorum.Gerek kanun ve gerekse Tebliğ şu sorulara cevap vermiyor.

                a)Yaşama şartı  hangi süreler için geçerlidir?

                b)Doğumdan sonra ki 2 yıl için mi?Yoksa 41.maddenin yürürlük tarihi olan 01/10/2008’e kadar  mı, yaşama şartı aranmalıdır?

                c)Emekli olduktan sonra çocuğun vefat etmesiyle,Doğumdan sonra vefat  arasında ne fark vardır?

Soru 4- Doğum Borçlanmasından faydalanmanın temel şartları nelerdir?

Cevap 4-

a-Doğum yapmış olmanız

b-Çocuğunuzun halen yaşıyor olması ,

c-İlgili olduğunuz kanunda ücretsiz doğum ya da analık izin sürenizin olması veya  eski ssk,yeni 4/a’lı  olmanız,

d-Doğumdan sonraki 2 yıllık süre içinde hizmet akdiyle bir işyerinde çalışmamak,

e-Kuruma talepte bulunmanız gereklidir. 

Soru 5- Kaç çocuğa kadar yararlanabilinir?

Cevap 5- Yaşamak şartıyla 2(iki)çocuktan faydalanılabilinir.

Soru 6- Emekli olmak için kısmi borçlanma yapılabilinir mi?

Cevap 6- Evet emekli olmanıza  4 yıllık süre ile sınırlı olmak üzere(diğer şartları da sağlamak kaydıyla)

Ne kadar süre ihtiyacınız varsa o kadar borçlanabilirsiniz. 

Soru 7- Borçlanma talep tarihinde sigortalı olma şartı varmıdır?

Cevap 7- Borçlanma talep tarihinde fiilen sigortalı olma şartı aranmaz.

Soru  8- Doğum İlk sigortalılıktan önce gerçekleşmiş ve diğer şartlar sağlanıyorsa,sigortalılık başlangıcı  geriye gider mi?

Cevap 8-01/07/2010 tarihli tebliğin 10.maddesinin 4.bendi gereği “5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesi uyarınca borçlandırılan süre, Kanunun 38 inci maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa çalışmaya başlanılan tarihten önceki süre ise sigortalılığın başlangıç tarihi borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Ancak, prime esas kazanç borçlandırılan sürelerin geçtiği tarihteki ilgili aylara mal edilir.”

Soru 9- Emekli olmasına 1 yıl kalan 2 çocuklu bir kadın, ne kadar prim ödeyecek?

Cevap 9- Belirleyeceğiniz bir günlük kazancın %32 si tutarında  prim ödeyeceksiniz.Örneğin  Prime esas kazancın alt sınırı olan 760,50 TL.yi belirlediğimizi düşünelim.Günlük Spek tutarı 25,35 TL.dir.

25,35 TL. x 360 x %32  = 2.920,32 TL. prim ödeyecek.

Soru 10- Borçlanılan prim tutarı taksitle ödenebilir mi?

Cevap 10- Taksitle ödeme sözkonusu değil.Hesaplanan borç tutarı tarafınıza iadeli taahhütlü olarak tebliğ edilecek.Tebliğ tarihinden itibaren 1(bir) ay içinde ödemeniz gerekir.

Soru 11- Borçlanılan tutarı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödemezsek  ne olur?

Cevap 11- Borçlanmanız gerçekleşmemiş olur.

Soru 12- Borçlanılan tutarı bir ay içinde ödeyemezsek tekrar başvuruda bulunabilir miyiz?

Cevap 12- Evet tekrar başvuru yapmanız gereklidir.Tebliğ tarihinden itibaren de bir ay içinde ödemeniz gerekecektir.

Soru 13- Borçlanma talebinde bulunup,tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödemede bulunulmazsa ,Borçlanılan süreler hizmet olarak değerlendirilir mi?

Cevap 13- Belirtilen sürede ödeme yapılması halinde ödenen miktara karşılık gelen süre kadar sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.

Soru 14- Hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanmasında ,eksik kalan gün için borçlanma yapılmasının faydası var mıdır?

Cevap 14- 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalı olanların borçlandırılan süreleri, aynı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanmasında en az 5 yıllık sigortalılık süresi ve toplam 900 gün prim ödeme şartının yerine getirilmesinde dikkate alınmaz. 

Soru 15- Borçlanma talebi için nereye ve nasıl müracaat edeceğiz?

Cevap 15- Sosyal Güvenlik İl müdürlükleri/Sosyal Güvenlik merkezlerine dilekçeyle müracaat edilecek.Dilekçe de ne kadar bir süre için talepte bulunulduğu belirtilecek.Vukuatlı Nüfus kayıt örneğinin eklenmesinde fayda vardır.

Ali ÖZBEK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Marka ve Patent Vekili

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

 

 

 

 

 

 

  www.ikyworld.com

İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitim ve Araştırma Sitesi

info@ikyworl.com

 

İkyworld.com Forum üyelik sistemi

 

İkyworld Haber Grubu

http://groups.google.com.tr/group/ikyworld

Kuruluş 2008