30 Mart 2010 Salı

FAZLA ÇALIŞMA VE TATİL ÜCRETLERİ

FAZLA ÇALIŞMA VE TATİL ÜCRETLERİ

 

Bilindiği üzere, İş Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Ancak, küresel rekabet şartlarında ayakta kalabilmek için haftalık çalışma süresinin üzerinde, ulusal bayram ve genel tatillerde veya hafta tatilinde çalışmalar yapılmaktadır.

Bu çalışmaların ücretleri artırımlı ödendiği için işçiler açısından da cazip olmakta ve hatta fazla çalışma talepleri işçilerden de gelebilmektedir.   

Tatil günlerinde ya da haftalık 45 saatin üzerinde yapılan çalışmalarda ücretlendirme konusu her zaman işçi ve işverenler arasında ihtilaflara sebep olmuştur. Yapılan çalışmanın niteliği, hangi ücretin esas alınacağı ve hesaplamanın nasıl yapılacağı hususları bu açıdan önem kazanmaktadır. İş Kanunumuz, hesaplama konusunda farklı nitelikteki çalışmalar için farklı usul ve esaslar getirmiş, hafta tatili çalışmalarında ücretlendirmenin nasıl yapılacağını ise belirtmemiştir. Hafta tatilinde yapılan çalışmaların ücretlendirilmesi konusunda Yargıtay kararları belirleyici rol oynamaktadır. 

Ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmaların hesaplanması 

Hangi günlerin ulusal bayram ve hangi günlerin genel tatil günü olduğu, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da belirtilmiştir. Buna göre ulusal bayram 29 Ekim günüdür ve tatil 28 Ekim günü saat 13.00’den itibaren başlar. 1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 30 Ağustos ile resmi ve dini bayramlar “genel tatil günleri”dir. Kurban ve Ramazan bayramları tatili, arefe günleri saat 13.00’den itibaren başlamaktadır.  

Dikkat edilirse, hafta tatili bunların arasında sayılmamıştır çünkü hafta tatilinin kanunu ayrıdır ve İş Kanunu’nda hafta tatilinde yapılan çalışmalar ayrı maddede düzenlenmiştir. Bu nedenle, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların hesaplanma usul ve esasları, hafta tatili çalışmaları için geçerli değildir. 

Ulusal bayram ve genel tatil günü çalışmalarında hesaplama usulü, İş Kanunu’nun “Genel tatil günü ücreti” başlıklı 47. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun yaratmış olduğu tartışmaları sona erdirmesi açısından isabetlidir.  

Şöyle ki; mülga İş Kanunu’nun 42. maddesinde, ulusal bayram ve genel tatil gününde çalışılması halinde, buna ilişkin ücretlerin “bir kat fazlasıyla” ödeneceği düzenlenmekteydi. Bu düzenleme, söz konusu günlerde çalışılmaması halinde zaten işçinin bir günlük ücretinin ödenmesi gerektiğine ilişkin hüküm nedeniyle, çalışılan zamanlarda toplamda 2 yevmiye mi yoksa 3 yevmiye mi ödenmesi sorununu ortaya çıkarmıştı. Her iki görüş de kendi içinde tutarlı olduğundan, Yargıtayımız da bir dönem çelişkili kararlar vermiş, sonunda bugünkü düzenlemenin temeli olan yerleşik görüşünü oluşturmuştu. 

4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. maddesine göre, ulusal bayram ve genel tatil gününde çalışmazlarsa işçilere bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak ödenecektir. Mülga İş Kanunu’nda da olan bu hüküm uyarınca, işçinin söz konusu günlerde çalışmadan dahi 1 yevmiye alacağı doğmaktadır. 

Aynı maddeye göre, işçiler ulusal bayram ve genel tatil günlerinde tatil yapmayarak çalışırlarsa, “her gün için bir günlük ücret” daha ödenecektir. Yani, söz konusu günlerde çalışan işçilere artırımlı ücret olarak 1 yevmiye hesaplanacak; zaten çalışmadan hak kazandığı 1 yevmiyeyle birlikte toplamda 2 yevmiye ödenmesi gerekecektir. 

Kanaatimizce, maddenin bu şekilde düzenlenmesi hem Türkçe açısından hem de tartışmalara sebebiyet vermemesi açısından son derece isabetlidir. Zaten Yargıtay’ın yerleşik görüşleri de maddenin bugünkü haliyle aynıdır.

Fazla  çalışmaların hesaplanması 

İş Kanunu’nun fazla çalışmaları düzenleyen 41. maddesi uyarınca, haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışmalardır. Fazla çalışmalar için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %50 artırılması suretiyle ödenecektir. Yani, bir günlük fazla çalışma karşılığında toplamda 1,5 yevmiye ödenmesi gerekmektedir. 

Esasında hafta tatilinde yapılan çalışmalar da haftalık 45 saatin üzerinde yapılan çalışmalar olduğundan, bir nev’i fazla çalışma gibi görülebilse de, hukuken hafta tatilinde yapılan çalışmalar fazla çalışma değildir ve ücretlendirmesi farklı usul ve esaslara göre yapılmaktadır. 

Hafta tatili gününde yapılan çalışmalar nasıl hesaplancak? 

İş Kanunu’nun 46. maddesi “Hafta tatili ücreti” başlığını taşımaktaysa da, ilginç bir şekilde bu madde, hafta tatilinde yapılan çalışmaların ücretlendirmesine ilişkin bir düzenleme içermemektedir. 

Maddeye göre, çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir. Yani, aynı ulusal bayram ve genel tatil gününde olduğu gibi, işçinin hafta tatili gününde çalışmadan dahi 1 yevmiye alacağı doğmaktadır. 

Madde, hafta tatilinde çalışılması halinde ilave ücretin nasıl hesaplanacağını düzenlememektedir. Bu husustaki hukuki boşluğu Yargıtay kararları doldurmaktadır. Yargıtayımızın yerleşik görüşüne göre hafta tatilinde yapılan çalışmalar, aynı fazla çalışmalar gibi %50 artırımlı ödenmelidir. 

Ancak, buradaki hesaplama fazla çalışmalardakinden farklıdır. İşçi, 46. made uyarınca, hafta tatili gününde çalışmadan dahi 1 yevmiyeye hak kazanmaktadır. %50 artırımlı hesaplanan ücret, bu 1 yevmiyenin üzerine ilave edilmelidir. Yani, hafta tatili günü çalışan işçi çalışmasa dahi 1 yevmiye alacağından, çalıştığı zaman 1,5 yevmiye daha alacaktır ve kendisine hafta tatili çalışması için toplamda 2,5 yevmiye ödenecektir. 

Görüldüğü üzere, işçi ulusal bayram ve genel tatil günü çalıştırılırsa, çalıştığı her gün için toplamda 2 yevmiye alacak, hafta tatilinde çalıştırılırsa daha fazla yani toplamda 2,5 yevmiye alacaktır. Burada hakkaniyet açısında durum tartışmaya açık olmakla beraber, Kanun’un düzenlemesi ve yerleşik yargı kararları bu yöndedir. 

İşçinin hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil gününe denk gelirse ve işçi o gün çalıştırılırsa ne olacak? 

Hafta tatili gününün aynı zamanda ulusal bayram ve genel tatil gününe denk gelmesi muhtemeldir. Böyle bir gün çakışmasında, işçi bir de aynı gün çalıştırılırsa o zaman artırımlı ücretin nasıl hesaplanacağı halen işçi ve işverenler arasında sorun olmaya devam etmektedir. 

Hafta tatili günüyle ulusal bayram ve genel tatil gününün çakıştığı anda işçinin çalıştırılması halinde, artırımlı ücretin hesaplanması konusunda üç ayrı görüş bulunmaktadır. 

Birinci görüşe göre; söz konusu gün ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilirse işçi toplamda 2 yevmiye, hafta tatili çalışması olarak kabul edilirse toplamda 2,5 yevmiye alacağından, işçi lehine yorum ilkesi gereği bu günü hafta tatili çalışması olarak kabul etmek ve söz konusu günde yapılan çalışmalarda toplamda 2,5 yevmiye ödemek gerekecektir. 

İkinci görüşe göre; söz konusu günde yapılan çalışmalarda hafta tatili çalışması ve ulusal bayram ve genel tatil günü çalışması hükümleri birlikte uygulanmalıdır. Bu görüşe göre söz konusu günde çalışan işçiye toplamda 4,5 yevmiye ödenmelidir.  

Üçüncü görüşe göre; işçinin hafta tatili günü her zaman için esneklik hükümleri uyarınca değiştirilebildiğinden, ulusal bayram ve genel tatil gününü ise değiştirebilme imkanı bulunmadığından, söz konusu çalışmayı ulusal bayram ve genel tatil günü çalışması olarak kabul etmek gerekecektir. Bu görüşe göre hafta tatilinin ulusal bayram ve genel tatil gününe denk gelmesi tamamen bir “takvimsel tesadüf”tür ve hafta tatili haftanın herhangi bir günü olabileceğinden, bu günde yapılan çalışmalarda işçiye toplamda 2 yevmiye ödenmesi gerekecektir. 

Kanaatimizce, ilk ve son görüş kendi içinde tutarlı olmakla birlikte, ikinci görüşün işçiyi koruma ilkesinin amacı ve sınırlarını aştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Aynı günü aynı anda iki farklı çalışma şekline sokmak hukuken kabul edilebilecek bir yorum değildir. 

Buradaki en önemli sorun, Yargıtay’ın konuya ilişkin bir yerleşik görüşünün olmamasıdır. Akademik alanda ise ağırlıklı olarak üçüncü görüşün savunulduğu görülmektedir. Bu görüş her ne kadar işçinin toplamda sadece 2 yevmiye ücret alabilmesi sonucu bakımından eleştiriye açık görülmektedir. 

Yargıtay 9. HD, Basın İş Kanunu uyarınca açılmış olan bir davada, bu görüşü destekleyebilecek bir karar vermiştir. Karara konu olayda, işyerinde uygulanan TİS gereği ulusal bayram ve genel tatil günü yapılan çalışmalarda ayrı bir artırımlı ücret, hafta tatili günü yapılan çalışmalarda ise ayrı bir artırımlı ücret düzenlenmiştir. Olayda işçinin hafta tatili günü ulusal bayram ve genel tatil gününe denk gelmiş ve işçi çalışmıştır. Yargıtay 9. HD, ulusal bayram ve genel tatil gününün hafta tatiline denk gelmesi halinde, söz konusu günün “ulusal bayram ve genel tatil günü” olarak kabul edilerek hesaplama yapılmasına karar vermiştir. 

Kanaatimizce, hafta tatilinin ulusal bayram ve genel tatil gününe denk gelmesi tamamen bir “takvimsel tesadüf”tür. Bilindiği üzere, İş Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca çalışma süreleri işveren tarafından haftanın çalışılan günlerine serbest olarak dağıtılabilir ve Yargıtayımızın yerleşik kararları doğrultusunda işveren hafta tatili gününü de serbestçe belirleyebilme hakkına sahiptir. Oysaki ulusal bayram ve genel tatil günleri, 2429 sayılı Kanun’da tanımlanmıştır ve bu günleri değiştirmek tarafların anlaşmasıyla dahi mümkün değildir. Yani örneğin, 29 Ekim gününü 20 Ekim’de kutlamak ya da Ramazan Bayramı’nın tarihini değiştirmek mümkün değildir. Kanunla getirilen emredici bir düzenlemeyi, tarafların ihtiyarına bırakılan diğer günlerden üstün tutmak gerekir. Bu nedenle de, hafta tatiliyle çakışan ulusal bayram gününü “genel tatil günü” olarak kabul etmek ve o gün yapılan çalışmayı da İş Kanunu’nun 47. maddesine göre hesaplamak hukuken daha uygun olacaktır. 

Sonuç olarak; hafta tatili ulusal bayram ve genel tatil gününe denk gelen işçi aynı gün çalışırsa, toplamda sadece 2 yevmiye ücret ödenmelidir.      

Hesaplamalarda hangi ücret dikkate alınacak? 

İster fazla çalışma olsun, ister hafta tatili çalışması olsun isterse ulusal bayram ve genel tatil günü çalışması olsun, hesaplamaya esas alınacak ücretin çıplak mı yoksa giydirilmiş ücret mi olacağı hususu da önemlidir. 

İşçinin iş sözleşmesinde belirtilen ücret, “çıplak ücret”tir. Bu çıplak ücrete “kök ücret”, “esas ücret”, “temel ücret” ya da “dar anlamda ücret” de denilmektedir. İkramiye, prim, bonus, sosyal yardım gibi ödemeler çıplak ücretin dışındaki yan ödemelerdir. Bu yan ödemelerin çıplak ücrete dahil edilmesine “giydirilmiş ücret” ya da “geniş anlamda ücret” denilmektedir. 

İş Kanunu’nun 50. maddesine göre ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmların ücretlendirilmesinde; fazla çalışma ücretleri, primler, hazırlama, tamamlama ve temizlik işleri için ödenen ücretler ile sosyal yardımlar dikkate alınmayacaktır. Yani, ulusal bayram ve genel tatil günü yapılan çalışmalar için hesaplanacak tutar sadece çıplak ücretten dikkate alınacaktır. 

Aynı şekilde, fazla çalışmaların ücretlendirilmesinde de sadece çıplak ücret dikkate alınacaktır. İş Kanunu’nun 41. maddesi; her bir fazla çalışma için verilecek ücretin, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %50 yükseltilmesi suretiyle ödeneceğinden bahsederken, saat başına düşün ücretten, çıplak ücreti kastetmektedir. Yerleşik Yargıtay kararları da bu yöndedir. 

Çalışma hayatında işçi ve işveren ilişkileri iş barışının temelini oluşturmaktadır. Çalışma mevzuatı iş barışının sürdürülebilir olmasını sağlayacak düzenlemeleri ihtiva etmelidir. Bu nedenle, kanun maddeleri yorumlanırken hukuki gerçeklikten uzaklaşılmamalı ve çalışma hayatının taraflarını asgari müşterekte buluşturmalıdır. 

Av. Cüneyt DANAR & Av. Naciye UÇAR
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Uzmanı ve Bilirkişileri 

http://www.mcozden.com

 

26 Mart 2010 Cuma

İkametgahı Bildirmeyen Yandı

İkametgahlarını değiştiren vatandaşlar, 20 iş günü içinde nüfus müdürlüklerine başvurarak yeni adreslerini kayıt ettirmezlerse para cezası ödemek zorunda kalacak!

İkametgahlarını değiştiren vatandaşlar, 20 iş günü içinde nüfus müdürlüklerine başvurarak yeni adreslerini kayıt ettirmezlerse para cezası ödemek zorunda kalacak!Yanlış adres verene de ağır para cezası var!

 İlkbaharda, okulların açılma ve kapanma dönemlerinde ev taşıma işleri yoğunlaşırken, vatandaşların, taşınma masrafları dışında, adres bildirmeme nedeniyle cezai uygulama ile karşı karşıya kalmamaları için dikkatli olmaları gerekiyor.

İkametgahlarını değiştiren vatandaşlar, 20 iş günü içinde nüfus müdürlüklerine başvurarak yeni adreslerini kayıt ettirmezlerse 329 lira para cezası ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Ayrıca, çocuğunu istediği okula kayıt ettirmek veya icradan kurtulmak gibi gerekçelerle gerçeğe aykırı adres beyanında bulunanlara ise 660 lira para cezası veriliyor.

AA muhabirinin belirlemelerine göre, Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği uyarınca, ikametgahlarını değiştiren vatandaşların, 20 iş günü içinde ilçe nüfus müdürlüklerine başvurarak, yeni adreslerini kayıt ettirmeleri gerekiyor.

Önceden muhtarlıklara bildirimde bulunmak yeterli olurken, artık bu bildirim doğrudan ilçe nüfus müdürlüklerine yapılıyor. Süresi içinde bu bildirimi yapmayan vatandaşlara, bu yıl için 329 lira para cezası tahakkuk ettiriliyor. Adreslere tebliğ edilen bu ceza, 15 gün içinde ödenirse yüzde 25 indirim yapılıyor. Daha geç ödenmesi halinde ise 4 taksit uygulanıyor. Trafik cezalarında olduğu gibi, vatandaşlar bu ceza için mahkemelere itirazda bulunabiliyor.

Diyelim ki bir evden taşındınız ve yeni taşındığınız ev içinde adres bildiriminde bulunma ihtiyacı hissetmediniz. Bu durumda da eğer eski evinize taşınan biri kendisi için adres beyanında bulunursa, cezalı duruma düşmekten kurtulamıyorsunuz.

Sizin eski evinize taşınan kişi, kendisi için adres beyanında bulunduğunda, bu ev hala sizin üzerinize kayıtlı gibi göründüğü için, ilçe müdürlüklerindeki sistem bu beyanı ''incelenecekler'' listesine atıyor ve adres otomatik olarak emniyet güçlerine bildiriliyor. Jandarma veya emniyet, bu adreste tahkikat yapıyor. Kimin oturduğunu belirliyor. Tahkikatta kimin oturduğu belirlenirse onun üzerine adres kayıt ediliyor. Bu adresten ayrılan kişiye ise yeni taşındığı adres için taşındıktan sonra 20 iş günü içinde kayıt yaptırmamışsa, ceza tahhakuk ettiriliyor.

Adres kayıtlarının nüfus ilçe müdürlüklerine yapılması gerektiğini bilmediği için binlerce vatandaş, bu yıl için 329 lira olarak belirlenen ceza uygulaması ile karşı karşıya kalıyor.

Nüfus müdürlüğü yetkililerinden verilen bilgiye göre, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara da 660 lira ceza uygulanıyor. Özellikle çocuklarını mahallelerindeki, semtlerindeki değil, istedikleri okula göndermek isteyenler, bu okulun çevresindeki konutları adres göstererek kayıt olmak istiyor. Bu adresin boş olup olmadığına bakılıyor ve başkası adına kayıtlı ise bu kişilere, emniyetçe yapılan inceleme sonucunda 660 lira ceza uygulanıyor.

Bazı vatandaşlarında icradan kurtulmak için yanlış beyan vererek tescil yaptırma girişiminde bulunduğu belirtiliyor. 

Verilen bilgiye göre, adres beyanında bulunmak için nüfus müdürlüğüne gittiğinizde, eğer o adreste kimse kayıtlı değilse, herhangi bir ek belge istenmeden, nüfus kayıt bilgilerine göre adres kaydınız yapılabiliyor. Eğer o adreste başkası kayıtlı görünüyorsa, elektrik, su, doğalgaz faturası, noter onaylı kira sözleşmesi gibi, kişinin adına kayıtlı belgeler isteniyor.

Ankara Subayevleri'nde 3 ay önce yeni aldığı eve taşınan Hakan Sevim de 20 iş günü içinde adres kaydı yaptırmaması nedeniyle 329 liralık cezanın şokunu yaşıyor. Subayevleri mahallesinde bir evde kiracı olarak oturduğunu, daha sonra aynı mahallede bir ev satın aldığını belirten Sevim, şu bilgiyi verdi:

''Kiracı olduğum evden, kontrat gereği geçen yıl Ekim ayında ayrıldım. Yeni aldığım evin inşaatı bitmediği için eşyaları depoya koydum, Aralık'a kadar annemlerle oturdum. Ocak'ta yeni evime taşındım. Elektrik, doğalgaz ve su aboneliğimi tapu belgesine göre yaptırdım ve bir sorun çıkmadı. Eski evi kiralayan kişi, Aralık'ta nüfus müdürlüğüne kayıt yaptırmış. Polis gelip tespit yapmış ve benim kayıtlarım o adresten düşmüş. Ben araba alıp satma işi ile uğraşıyorum. Belgeler için adres gerekti. Adres kaydımı yaptırmaya gittiğimde, 329 lira ceza ödemem gerektiğini söylediler. Bu konuda daha önce bize bilgi verilmedi. Bildirimde bulunduğum için ceza ödüyorum.''

Yetkililer, adrese dayalı hizmet almak isteyenlerin mutlaka nüfus ilçe müdürlüklerine, 20 gün içinde adres beyanında bulunması gerektiğini belirtirken, aksi takdirde cezalı duruma düşecekleri konusunda vatandaşları uyardılar.

AA

 

17 Mart 2010 Çarşamba

4857 SAYILI İŞ KANUNU GEREĞİ DÜZENLENEN İŞ SÖZLEŞMELERİ DAMGA VERGİSİNE TABİ MİDİR

 

4857 SAYILI İŞ KANUNU GEREĞİ DÜZENLENEN İŞ SÖZLEŞMELERİ DAMGA VERGİSİNE TABİ MİDİR?

 

Okuyucular gönderdikleri e-maillerde İş Kanununda yer alan sözleşmeler için damga vergisi ödenip ödenmeyeceğine yönelik çok sayıda soru yöneltmişlerdir.

 

Damga Vergisi Kanununa ekli 1 sayılı tabloda yer alan kâğıtlar damga vergisine tabi, 2 sayılı tabloda yer alan kâğıtlar ise damga vergisinden müstesna tutulmuştur.

Yasal Düzenleme

 

A-Damga Vergisi Kanunu Yönünden

 

Damga Vergisi Kanunu 3.maddesine göre; Damga Vergisinin mükellefi kâğıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kâğıtların Damga Vergisini kişiler öder. Yabancı memleketlerle Türkiye'deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kâğıtların vergisini, Türkiye'de bu kâğıtları resmi dairelere ibraz eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanlar veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananlar öderler. Ancak bunlardan ticari veya mütedavil kâğıt mahiyetinde bulunanların vergisini, bunları en evvel satan veya kabul veya başka suretle kullanan kişiler öderler.

 

Damga Vergisi Kanunu 4.maddesine göre; Bir kâğıdın tabi olacağı verginin tayini için o kâğıdın mahiyetine bakılır ve buna göre tabloda yazılı vergisi bulunur. Kâğıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılır. Mahiyeti tayin edilmek istenen kâğıt üzerinde başka bir kâğıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kâğıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınır.

 

Damga Vergisi Kanuna Ekli (1) Sayılı Tablo

 

Damga Vergisine Tabi Kâğıtlar

 

I. Akitlerle ilgili kâğıtlar

 

A. Belli parayı ihtiva eden kâğıtlar:

 

1. Mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler.(Binde 8,25)

2. Kira mukavelenameleri (Mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden) (Binde 1,65)

3. Kefalet, teminat ve rehin senetleri.(Binde 8,25)

4. Tahkimnameler ve sulhnameler.(Binde 8,25)

5. Fesihnameler (Belli parayı ihtiva eden bir kâğıda taalluk edenler dâhil) (Binde 1,65)

6. Karayolları Trafik Kanunu uyarınca kayıt ve tescil edilmiş ikinci el araçların satış ve devrine ilişkin sözleşmeler. (Binde 1,65)

 

B. Belli parayı ihtiva etmeyen kâğıtlar:

 

1. Tahkimnameler. (27,90 TL)

2. Sulhnameler. (27,90 TL)

3. Turizm işletmeleri ile seyahat acentelerinin aralarında düzenledikleri kontenjan sözleşmeleri (Belli parayı ihtiva edenler dâhil) (156,20 TL)

 

II. Kararlar ve mazbatalar

 

1. Meclislerden, resmî heyetlerden ve idarî davalarla ilgili olmayarak Danıştaydan verilen mazbata, ilâm ve kararlarla hakem kararları:

 

a) Belli parayı ihtiva edenler (Binde 8,25)

b) Belli parayı ihtiva etmeyenler (27,90 TL)

 

2. İhale Kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları (Binde 4,95)

 

III. Ticarî işlemlerde kullanılan kâğıtlar

 

1. Ticarî ve mütedavil senetler:

 

a) Emtia senetleri:

  aa) Makbuz senedi (Resepise). (9,90 TL)

  ab) Rehin senedi (Varant). (5,90 TL)

  ac) İyda senedi. (1,20 TL)

  ad) Taşıma senedi. (0,55 TL)

b) Konşimentolar. (5,90 TL)

c) Deniz ödüncü senedi. (Binde 8,25)

d) İpotekli borç senedi, irat senedi. (Binde 8,25)

 

2. Ticarî belgeler:

 

a) Menşe ve Mahreç şahadetnameleri. (9,90 TL)

b) Resmî dairelere ve bankalara ibraz edilen bilânçolar ve işletme hesabı özetleri:

  ba) Bilânçolar.( 21,55 TL)

  bb) Gelir tabloları. (10,55 TL)

  bc) İşletme hesabı özetleri. (10,55 TL)

c) Barnameler. (1,20 TL)

d) Tasdikli manifesto nüshaları. (4,40 TL)

e) Ordinolar. (0,55 TL)

f) Gümrük idarelerine verilen özet beyan formları. (4,40 TL)

 

IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar

 

1. Makbuzlar:

 

a) Resmî daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dâhil) nedeniyle kişiler tarafından resmî dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmî daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kâğıtlar (Binde 8,25)

b) Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar (avans olarak ödenenler dâhil) için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak carî hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kâğıtlar. (Binde 6,6)

c) Ödünç alınan paralar için verilen makbuzlar veya bu mahiyetteki senetler. (Binde 6,6)

d) İcra dairelerince resmî daireler namına şahıslara ödenen paralar için düzenlenen makbuzlar. (Binde 6,6)

 

2. Beyannameler (Bu beyannamelerin sadece bir nüshası vergiye tâbidir):

 

a) Yabancı memleketlerden gelen posta gönderilerinin gümrüklenmesi için postanelerce gümrüklere verilen liste beyannamelerde yazılı her gönderi maddesi için (0,55 TL)

b) Vergi beyannameleri:

  ba) Yıllık gelir vergisi beyannameleri. (27,90 TL)

  bb) Kurumlar vergisi beyannameleri. (37,25 TL)

  bc) Katma değer vergisi beyannameleri. (18,55 TL)

  bd) Muhtasar beyannameler. (18,55 TL)

  be) Diğer vergi beyannameleri (damga vergisi beyannameleri hariç) (18,55 TL)

c) Gümrük idarelerine verilen beyannameler. (37,25 TL)

d) Belediye ve il özel idarelerine verilen beyannameler. (13,75 TL)

e) Sosyal güvenlik kurumlarına verilen sigorta prim bildirgeleri. (13,75 TL)

f) Elektronik ortamda birlikte verilen muhtasar beyanname ve sigorta prim bildirgesinden sadece muhtasar beyanname için. (22,00 TL)

 

3. Tabloda yazılı kâğıtlardan aslı 1,00 Türk Lirasından fazla maktu ve nispî vergiye tâbi olanların resmi dairelere ibraz edilecek özet, suret ve tercümeleri (0,55 TL)

 

Damga Vergisi Kanuna Ekli (2) Sayılı Tablo

 

(2) sayılı tabloda yazılı kâğıtlar Damga Vergisinden müstesna olduğu Damga Vergisi Kanunu 9.maddesinde belirtilmiştir.

 

Damga Vergisinden İstisna Edilen Kâğıtlar

 

I- Resmi işlerle ilgili kâğıtlar:

 

a) Resmi daireler arasında kullanılan kâğıtlar:

b) Resmi dairelerden kişilere verilen kâğıtlar:

c) Kişilerden resmi dairelere verilen kâğıtlar:

 

II- Öğrenciler ve askerlerle ilgili kâğıtlar:

 

III- İşçiler, çiftçiler ve göçmenlerle ilgili kâğıtlar:

 

IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar:

 

V- Kurumlar ile ilgili kâğıtlar:

 

B- İş Kanunu Yönünden

 

4857 sayılı İş Kanunu 8.maddesi gereği; İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.

 

Ayrıca İş Kanunu 28.maddesi gereği işten ayrılan işçiye verilmesi gereken çalışma belgesi her türlü resim ve harçtan, 37.maddesi gereği ücret ödemelerinde verilmesi gereken ücret hesap pusulası damga vergisi ile her çeşit resim ve harçtan, 87.maddesi gereği onsekiz yaşından küçük işçiler için verilecek raporlar damga vergisi ile her çeşit resim ve harçtan, 94.maddesi gereği çalışma yaşamına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilecek dilekçeler damga vergisi ile her çeşit resim ve harçtan muaftır.

 

Sonuç:

 

Damga Vergisi Kanununda işçiler ile ilgili kâğıtların Damga Vergisinden istisna olduğu, İş Kanununda da açık bir şekilde iş sözleşmelerinin damga vergisinden istisna olduğu belirtilmiştir.

 

Yasal düzenlemelerde tereddüt oluşturacak bir husus yoktur. 4857 sayılı İş Kanuna göre düzenlenecek yazılı iş sözleşmeleri damga vergisine tabi değildir.

 

15 Mart 2010

 

Cumhur Sinan Özdemir

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İş Müfettişi -Ankara

csnozdemir@gmail.com

 

5 Mart 2010 Cuma

Evlenen işçi kıdem tazminatı alır mı?

 

A. Öztürk, "2007 yılından beri çalıştığım işyerinden evlilik nedeniyle ayrılacağım. İş yerinde işlerin yoğun olması nedeniyle evlendikten sonra işten ayrılmak istiyorum. Evlilik nedeniyle ayrıldığımda kıdem tazminatı alabilir miyim? İşveren kıdem tazminatını ödemekten kaçınabilir mi? Kaçınırsa ne yapmam gerekir? İhbar süresini beklemeli miyim?" diye soruyor.

Kimlere kıdem tazminatı ödeneceği hususu 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin (e) bendinde düzenlenmiştir. Kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi rızası ile iş sözleşmesini sona erdirmesi durumunda da kıdem tazminatına hak kazanılacağı hükme bağlanmıştır.

Yani, aynı işyerinde veya aynı işverene ait işyerlerinde bir yıldan fazla kıdemi olan kadın işçiler evlendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini evlilik nedeniyle feshetmeleri halinde kıdem tazminatına hak kazanmaktadırlar.

İş akdi devam eden kadın işçinin evlenmesi halinde, bir yıl içinde evlendiğini belirterek işverenden kıdem tazminatını istemesi gerekmektedir. Evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesinin feshedilmemesi ve işverenden kıdem tazminatı istenmemesi halinde işçinin bu hakkı kaybolmaktadır.

İş sözleşmesini bu şekilde fesheden kadın işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücret giydirilmiş ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenecektir. Bir yıldan artan süreler içinde aynı oran üzerinden ödeme yapılacaktır

İşverenin bu durumda kıdem tazminatı ödememesi halinde konu yargıya götürüldüğünde davayı kazanmanız söz konusu olacaktır. Ancak, işveren bu kıdem tazminatı ödemeyeceğini belirtmişse mutlaka işverene iş sözleşmesini evlilik nedeniyle feshettiğinizi belirten bir ihtarnamenin (mümkünse noter aracılığıyla) işverene gönderilmesi gereklidir.

Evlenme nedeniyle iş sözleşmesinin feshinde, işçinin bildirim (ihbar) süresi vermesine gerek yoktur.

***

Özürlü emekliliğinde yaşa bakılmaz

Okurumuz Arife Demir diyor ki, "15.10.2007 tarihinden beri çalışıyorum. 11.07.1983 yılı doğumlu bayanım. Özür durumum yüzde 60 olup, şu an 650 sigorta günüm mevcut. Bu bilgilere göre emekli olabilir miyim?"

Sakatlık vergi indiriminden yararlanmanız halinde yaş koşuluna tabi olmadan erken emekli olabilmeniz mümkündür.

Bu durumda ilk defa 15.10.2007 tarihinde sigortalı olmanız ve yüzde 60 özür durumunuz nedeniyle, 18 yıl sigortalılık süresi ve 4000 gün sayısını doldurmanız halinde emekli olabileceksiniz. Dolayısıyla emekli olabilmeniz için gün sayınızı ve sigortalılık sürenizi tamamlayıp, sakatlık vergi indiriminden yararlanmanız gereklidir.

***

Açıköğretimli yetime aylık bağlanır

Okurumuz Ayla Işıldak diyor ki; "oğlum yirmi yaşında kısa bir süre önce eşimden ayrıldım eşimi kaybedeli bir hafta oldu. Oğlum açık öğretim lisesinde okuyor, babasından yetim aylığı alabilir mi?"

Sigortalıların yetim erkek çocukları, 18 yaşını, liseye devam ediyorlarsa 20 yaşını ve üniversiteye devam ederlerse de 25 yaşını dolduruncaya kadar yetim aylığından yararlanırlar. Bu durumda SGK'na yetim aylığı bağlanması için başvurması halinde yetim aylığı bağlanabilecektir.


Kaynak: Star Gazetesi /  / Resul Kurt

Emekliden kesinti işi büyüyor

DİLEKÇE ÖRNEĞİ: Emeklilerin Maaşlara Uygulanan Kesintilerden Kurtulmanın Yolu

Bir lirası bile çok kıymetli olan emeklilerden yapılan kesinti de kesinti yapılan emekli sayısının 770 bin olduğu ve kesinti miktarının da 18 lira olduğu ortaya çıktı. Yetkililerden tek bir ses çıkmazken, İşçi, Memur, Bağ-Kur emeklileri derneği başkanı Hamdi Öz kesintilerden SGK yöneticilerinin de pay aldığını iddia etti…


***Emeklinin aylığına haciz bile gelemez

Yasalarımız gereğince emeklilerin aylıklarından tek bir kuruş kesinti yapılamaz hatta bırakın kesintiyi bankalar da dahil olmak üzere hiç kimse emeklinin borcu için aylığına haciz bile getiremez. Emeklinin zaten kıt kanaat idare etmeye çalıştığı üç kuruş aylığından kesinti yapılabilmesi için emeklinin mutlaka yazılı muvafakatı (izni) gerekir.

***SGK gelen listeye göre kesinti yapmış

Ancak, SGK yasaları hem çalışan ve emekli aleyhine yorumlamayı sevdiği ve adet edindiği için de şimdi Şubat 2010 ayında tam 770 bin emeklinin aylığından 18 lira kesinti yapıp, toplam 13860000 (onüçmilyonsekizyüzaltmışbin) lirayı eski (TİED) Türkiye İşçi Emeklileri Derneği yeni adı (TÜED) Türkiye Emekliler Derneği’ne aktarmış.

770 bin emekliden kesinti yaparken, sadece TÜED yönetimi tarafından gönderilen listeye göre (bu emekliler gerçekten TÜED’e üye mi değil mi diye araştırılmadan) emekli aylıklarından Şubat 2010 ayında kesinti yapılmış.

***TÜED yönetimine plaza

Emeklilerden yasadışı bir şekilde kesilen üyelik aidatları ile Ankara’da Anıtttepe Mah. Işık Sokak No:11 adresinde Dernek Yönetim kurulu üyelerine her bir katında bir yönetim kurulu üyesinin oturduğu, banyolu, yatak odalı, ultra lüks plaza da yaptırıldı. Derneğin giriş katında sadece 20 metrekarelik bir alan ise dernek üyeleri gelince otursunlar diye banklarla döşendi.

Öte yandan, TÜED yönetim kurulu üyeleri ile Şube yöneticilerine her ay bu paradan milyonlarca lira aylık ödenmiş.

***Hamdi ÖZ, paradan SGK yöneticileri de pay alıyor diyor

Dün HABERTÜRK TV ekranlarında saat 14.00 de yayınlanan GÜNDEM programına bu konuyla ilgili olarak konuk oldum. Programa telefon ile katkı veren İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği başkanı Hamdi Öz’ün iddialarına göre kesintilerden SGK yöneticilerinin de pay aldığını iddia etti. Dediğine göre TÜED’e danışmanlık yaptı gösterilen, rapor yazı denilen SGK yöneticileri de emeklilerden kesilen paralardan nemalanmış.

***SGK’ya dilekçe gönderin

TÜED’in SGK’ya gönderdiği 770 bin kişilik emekli listesinde kimlerin olduğu ise bir sır. Ne TÜED yönetimi ne de SGK çok yoğun çabalarımıza karşın bu listeyi açıklamıyor. İşte bu sebeple hangi emeklilerin aylıklarından TÜED dernek aidatı adı kesinti yapıldığı bir sır. Şimdi tüm emeklilerin yapması gereken, SGK’ya aşağıdaki örnek dilekçeyi gönderip, kendisinden kesinti yapılıp yapılmadığını öğrenmek ve kesinti yapılmış ise iadesini istemek.

***

Örnek Dilekçe

“Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na

Kurumunuzdan ……………….. tahsis ve …………. Sicil numarası ile emekli (dul-yetim) aylığı almaktayım. Hiçbir emekli derneğine üye değilim, emekli aylığımdan Dernek üye aidatı adı altında kesinti yapılmasına da bu güne kadar yazılı olarak hiç izin vermedim.

Bu sebeple emekli aylığımdan hiçbir kesinti yapılmaması ile aylığımdan kesinti yapılmışsa iade edilmesini talep ediyorum. Talebim gerçekleştirilmediği takdirde yasal yollara müracaat edeceğimin bilinmesini isterim.

ADRES:                                                                                 Ad-Soyad-İmza-Tarih”

***Bilgi Edinme’den bilgi de isteyin

Bu arada emekli aylığınızdan gerek TÜED üyeliği için dernek aidatı gerekse de başka kişi ve kurumların kesintilerini öğrenmek için http://www.sgk.gov.tr/ web sayfasının sol tarafında bulunan BİLGİ EDİNME bölümündeki formu doldurup, gerek bilgisayar üzerinden gerekse de formu yazdırıp posta ile gönderin. Bilgisayar üzerinden gönderecekseniz  alındı numarasını kontrol edin ve bu numara ile cevap bekleyin.

***Gerekirse dava ve şikayet edin

Hepsi nasılda kesilen rakam 18 lira bu para için kimse uğraşmaz diyor ve bu sebeple de rahatlar. Ancak, 18 lirada olsa emekli aylığınızdan kestikleri parayı SGK size geri ödemezse gidin bulunduğunuz yerdeki İş Mahkemesinde SGK’yı dava edin.

Ayrıca da İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkanlığı’na da sizi haberiniz olmadan dernek üyesi yaptıkları için şikayet edin.

 

Tekel işçileri için süre artık yok

Danıştay verdiği karar ile Tekel işçileri daha doğrusu özelleştirmeden gelen işçilerin 4/C’ye geçişi için süre konulması kararını iptal etti. Bu sebeple, artık Tekel işçileri diledikleri zaman 4/C’ye geçebilirler, süre yok. Öte yandan, Tekel işçileri eylemlerinin 57 inci gününde 4 hak getirmişlerdi şimdi buna 5 inci de eklendi. Sırada 4/D var. Eylemlerine devam ederlerse ya Hükümet seve seve 4/D’yi verecektir veya Danıştay kararı ile 4/D’ye geçeceklerdir. Örgütlü toplum olmanın farkı işte burada….

Kızılay Çalışanları 4/B’ye geçmeyin

Tekel işçilerinin 4/D (kamu işçiliğinden) 4/C’ye (köle işçiliğe) geçirilmesine benzer bir şekilde, Sağlık’ta TAM GÜN Yasası ile Kızılay’a ait sağlık işletmelerinin Sağlık Bakanlığına devri gündemde. Devir ile Kızılay’da çalışanların da 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki çalışmalarına son verilerek 4/B’ye (memur köleler) geçirilmesi yasalaştı.

Ancak, emekliliği gelmiş ve uzatmaları oynayan Kızılay çalışanlarına kesinlikle 4/B’ye geçmeyin derim. Çünkü, şu an ayrılırlarsa kıdem tazminatlarını tavan rakam olan 2435 liradan alacaklar ama 4/B’ye geçtikten sonra ayrılırlarsa bu rakam 1300 liraya düşecek. Öte yandan, bugün emekli olsalar kaç para emekli aylığı alacaklarda 4/B’de çalıştıkları her ay bu emekli aylıkları 2 lira düşecek.

Ayrıca, emekliliği gelmemiş olanların da ilerde alacakları kıdem tazminatları düşecek. Şu anda aldıkları aylıkları da 4/B’ye çevrilecek ve 1200-1300 lira arasına inecek.



Kaynak: Haber Türk /
 / Ali Tezel

 

3 Mart 2010 Çarşamba

TEK HEKİM TARAFINDAN BİR İŞÇİYE YILDA KAÇ GÜN RAPOR VERİLEBİLİR

TEK HEKİM TARAFINDAN BİR İŞÇİYE YILDA KAÇ GÜN RAPOR VERİLEBİLİR? 

 

Okuyucular gönderdikleri e-maillerde işçilerin aldıkları istirahat raporlarına ilişkin çok sayıda soru yöneltmişlerdir.

 

İşçilerin istirahat raporlarına yönelik 4857 sayılı İş Kanununda bir düzenleme yoktur. İstirahat raporlarında uygulanacak usul ve esaslar 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile düzenlenmiştir.

 

Yasal Düzenleme

 

1– 01.10.2008 tarihinde tüm hükümleri ile yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 107.maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 43.maddesi “sigortalılara verilecek olan istirahatler” başlığı adı altında düzenlenmiştir. Yasal düzenleme gereği;

 

— İstirahat raporlarının Sosyal Güvenlik Kurumuyla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi şarttır. Kurumla sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi 10 günü geçmeyen raporlar, Kurumla sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu hekimi tarafından, 10 günü aşan raporlar ise Kurumla sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde geçerli olur.

 

— Ayaktan tedavilerde sigortalıya tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 gün istirahat verilebilir. İstirahat sonrasında kontrol muayenesi raporda belirtilmiş ise toplam süre yirmi günü geçmemek kaydı ile istirahat uzatılabilir. Yirmi günü aşan istirahat raporları sağlık kurulunca verilir. Sağlık kurulunun ilk vereceği istirahat süresi sigortalının tedavi altına alındığı tarihten başlamak üzere altı ayı geçemez. Tedaviye devam edilmesi hâlinde malullük hâlinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse bu süre uzatılır.

 

— Sosyal Güvenlik Kurumunca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla 2 gün istirahat verebilir.

 

— İstirahat raporlarında sigortalının çalışıp çalışamayacağı veya kontrol muayenesinin yapılıp yapılmayacağı hususu belirtilir. İstirahat raporunun bir nüshası işyerlerine ibraz edilmesi için sigortalılara verilmek, bir nüshası Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilmek üzere en az iki nüsha olarak düzenlenir.

 

2– 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 107.maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanan Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği 17.maddesi “istirahat raporlarında uygulanacak usul ve esaslar ” başlığı adı altında düzenlenmiştir. Yasal düzenleme gereği;

 

— İstirahat raporlarının Sosyal Güvenlik Kurumu sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi şarttır. Kurumla sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi 10 günü geçmeyen raporlar, Kurumla sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu hekimi tarafından, 10 günü aşan raporlar ise Kurumla sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde geçerli olur.

 

— Ayaktan tedavilerde sigortalıya tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 gün istirahat verilebilir. İstirahat sonrasında kontrol muayenesi raporda belirtilmiş ise toplam süre yirmi günü geçmemek kaydı ile istirahat uzatılabilir. Yirmi günü aşan istirahat raporları sağlık kurulunca verilir. Sağlık kurulunun ilk vereceği istirahat süresi sigortalının tedavi altına alındığı tarihten başlamak üzere altı ayı geçemez. Tedaviye devam edilmesi hâlinde malullük hâlinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse bu süre uzatılır.

 

— Sigortalılara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından ayaktan tedavilerde verilecek istirahat sürelerinin toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen istirahat raporları sağlık kurulunca verilir.

 

— Sosyal Güvenlik Kurumunca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla 2 gün istirahat verebilir.

 

— İstirahat raporlarında sigortalının çalışıp çalışamayacağı veya kontrol muayenesinin yapılıp yapılmayacağı hususu belirtilir. İstirahat raporunun bir nüshası işyerlerine ibraz edilmesi için sigortalılara verilmek, bir nüshası Kuruma gönderilmek üzere en az iki nüsha olarak düzenlenir.

 

3– 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlenen Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) 21.3.maddesi “istirahat raporlarının düzenlenmesi” başlığı adı altında düzenlenmiştir. Yasal düzenleme gereği;

 

— İstirahat raporlarının Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi şarttır. Kurumla sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi 10 günü geçmeyen raporlar, Kurumla sözleşmeli resmi sağlık hizmeti sunucusu hekimi tarafından, 10 günü aşan raporlar ise Kurumla sözleşmeli resmi sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde geçerli olur.

 

— Ayaktan tedavilerde hizmet akdiyle bir veya daha fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalıya tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 gün istirahat verilebilir. İstirahat sonrasında kontrol muayenesi raporda belirtilmiş ise toplam süre yirmi günü geçmemek kaydı ile istirahat uzatılabilir. Yirmi günü aşan istirahat raporları sağlık kurulunca verilir. Sağlık kurulunun ilk vereceği istirahat süresi sigortalının tedavi altına alındığı tarihten başlamak üzere altı ayı geçemez. Tedaviye devam edilmesi hâlinde malullük hâlinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse bu süre uzatılır.

 

— Hizmet akdiyle bir veya daha fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalılara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından ayaktan tedavilerde verilecek istirahat sürelerinin toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen istirahat raporları sağlık kurulunca verilir.

 

— Kurumca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla 2 gün istirahat verebilir.

 

— İstirahat raporlarında sigortalının çalışıp çalışamayacağı veya kontrol muayenesinin yapılıp yapılmayacağı hususu belirtilir. İstirahat raporunun bir nüshası işyerlerine ibraz edilmesi için sigortalılara verilmek, bir nüshası Kuruma gönderilmek üzere en az iki nüsha olarak düzenlenir.

 

Tek Hekim Tarafından Verilecek İstirahat Sürelerinin Toplamı

 

Yasal düzenlemelerde de açıkca belirtildiği üzere sigortalılara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından ayaktan tedavilerde verilecek istirahat sürelerinin toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen istirahat raporları sağlık kurulunca verilir.

 

Sonuç

 

Sosyal Güvenlik Kurumunca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla 2 gün istirahat verebilir.

 

Ayaktan tedavilerde sigortalıya tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 gün istirahat verilebilir. İstirahat sonrasında kontrol muayenesi raporda belirtilmiş ise toplam süre yirmi günü geçmemek kaydı ile istirahat uzatılabilir. Yirmi günü aşan istirahat raporları sağlık kurulunca verilir.

 

İş sözleşmesiyle bir veya daha fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalılara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından ayaktan tedavilerde verilecek istirahat sürelerinin toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen istirahat raporları sağlık kurulunca verilir.

 

23 Şubat 2010

 

Cumhur Sinan Özdemir

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İş Müfettişi -Ankara

csnozdemir@gmail.com