21 Aralık 2009 Pazartesi

OKUMALI MI?

 

 

 

 

Öyle bir çağda ve ülkede yaşıyoruz ki, dünya hangi kulvarda koşarsa koşsun biz bildiğimizi okumaya devam ediyoruz. Dahası, “Ben çağa ne uyacağım. Çağ bana uysun” havasındayız.

“Benim dışımdaki her şey değişsin” deyip kendisi konulduğu yerde otlayan bir toplumun temsilcisi olduğumuzdan mıdır nedir, seve seve değişmediğimiz için değişim dalgaları her seferinde bilmediğimiz, istemediğimiz kayalıklara sürüklüyor bizleri.

Başımıza gelen her musibette “Belki akıllanırız” diye umuyor, sonra vurdumduymazlığımız ağır basıp bizim dışımızdaki etkenlerin bir şeyleri değiştirmesini bekliyoruz. Bugün Batı yönetim dünyasının gündemi, bizim gündemimizle hiçbir benzerlik taşımadığı gibi, rutinin peşinden, rüzgarda savrulan yaprak misali sürükleniyoruz.

Oyunun kurallarını koyamıyoruz belki ama bu kuralları tersyüz etmekte de üstümüze yok. Batılı şirketler, bilgiye, araştırma-geliştirmeye, insan kaynağının geliştirilmesine, kaliteye, toplumsal sorumluluğa tonla para akıtırken, biz, bu kalemlerden tasarruf etmenin hesaplarını yapıyoruz.

Microsoft’un bina, gayrimenkul, menkul ve aklınıza gelen tüm fiziksel-kimyasal-biyolojik varlıklarının değeri 35 milyar dolar. Oysa Microsoft’un piyasa değeri 293 milyar dolar. Aradaki 258 milyar dolar nereden geliyor dersiniz? Bizim için hiçbir anlam ifade etmeyen bir kalemden: Entelektüel sermayeden... Yani bilgi, deneyim, davranış ve kültür birikiminden.

Biz entelektüelliği kafada bere, keçi sakal ve pipoya indirgeyip ti’ye aldığımızdan anlamakta zorlansak da bu böyle. Okumuyoruz, okutmuyoruz, kendimize yatırım yapmıyor, geliştirmiyoruz.

Hele hele patron ya da yöneticiysek havalara girip “Biz cahil miyiz, başkaları öğrensin” triplerine giriyoruz. Yapılan bir araştırma, Türkiye’de yöneticilerin yüzde 98’inin yönetim bilgilerinden bihaber olduğunu ortaya koymuş. Bunca karmaşıklaşan iş dünyasında yönetici ya da patron okumayacak da kim okuyacak Allah aşkına?

İş dünyasının duayenlerinden merhum Üzeyir Garih’in bir yöneticisi, şunları söylemişti Üzeyir Garih için... “Üzeyir Bey, çıkan her kitabı okumak ister. Ancak iş ve sosyal sorumlulukları dolayısıyla zamanı çok kısıtlı olduğundan bir yöntem geliştirmiştir. Üniversitelerde okuyan fakir gençleri bize tesbit ettirir. O gençlere parayla birlikte bir kitap listesi verir. Gençlerden bu kitapları okuyup özetini çıkarmalarını ister. Üzeyir Bey de bu özetleri okur. İlgisini çeken özetler varsa kitabını alır ve tamamını okur. Böylece;

1-Gençlere okuma alışkanlığı kazandırır,
2-Gençlere cep harçlığı sağlamış olur,
3-Özetler sayesinde gündemi, çağı ve dünyayı izler... Böylece bir taşla çok kuş vurmuş olur”

Ya Batılı yöneticiler ve Üzeyir Garih gibiler, kendine ve çalışanlarına yatırım yaptıkları için bu işi bilmiyor, parasını sokağa döküyorlar, ya da mühendisine çay söyletmeyi marifet sanıp etrafına övünçle anlatan bazıları kendilerini uyanık sanıp uyuyorlar.

Sizce hangisi?

Yazar Süleyman Işık   

Pazar, 20 Aralık 2009

http://www.mcozden.com

Hiç yorum yok: