31 Ağustos 2009 Pazartesi

İŞYERİNDE ÜCRETSİZ ÇALIŞAN İŞVERENİN EŞİ SİGORTALI SAYILIR MI?

İŞYERİNDE ÜCRETSİZ ÇALIŞAN İŞVERENİN EŞİ SİGORTALI SAYILIR MI?   

Okuyucular gönderdikleri e-maillerde işyerinde ücretsiz çalışan işveren eşinin sigortalı olup-olmayacağı sorusunu yöneltmişlerdir. 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu konuya ilişkin hükümlere yer vermiştir. 

5510 sayılı Kanuna Göre Sigortalı Sayılmayanlar 

İşverenin  işyerinde ücretsiz çalışan eşi. 

1. Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil bu dereceye kadar hısımlar arasında ve aralarına dışardan başka kimse katılmaksızın, yaşadıkları konut içinde yapılan işlerde çalışanlar. 

2. Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç). 

3. Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay okulu öğrencileri. 

4. Yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve o kuruluş adına ve hesabına Türkiye’ye bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tâbi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tâbi olanlar. 

5. Resmî meslek ve sanat okulları ile yetkili resmî makamların izniyle kurulan meslek veya sanat okullarında ve yüksek okullarda fiilen normal eğitim süreleri içinde yapılan, tatbikî mahiyetteki yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler.

6. Sağlık hizmet sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olan veya rehabilite edilen hasta veya malûller.

7. Kanunun 4/b (eski Bağ-Kur) ve 4/c (eski Emekli Sandığı) maddesi gereği sigortalı sayılması gerekenlerden 18 yaşını doldurmamış olanlar.

8. Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız  çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler.

9. Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlardan, aylık faaliyet gelirlerinden bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler.

10. Kamu idarelerinin dış temsilciliklerinde istihdam edilen ve temsilciliğin bulunduğu ülkede sürekli  ikamet izni veya bu devletin vatandaşlığını da haiz bulunan Türk uyruklu sözleşmeli personelden, bulunduğu ülkenin sosyal güvenlik kurumunda sigortalı olduğunu belgeleyenler ile kamu idarelerinin dış temsilciliklerinde istihdam edilen sözleşmeli personelin uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri çerçevesinde ve temsilciliğin bulunduğu ülkenin ilgili mevzuatının zorunlu kıldığı hallerde, işverenleri tarafından bulunulan ülkede sosyal sigorta kapsamında sigortalı yapılanlar.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa Göre Vergi Tevkifatı

Gelir Vergisi Kanunu’nun 96.maddesi “Vergi tevkifatı, 94'üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder…” hükmü gereği vergi tevkifatı nakden ve hesaben yapılan ödemelere uygulanmaktadır.

Sonuç:

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 6.maddesi gereği işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi sigortalı sayılmaz.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94-96.maddesi gereği nakden veya hesaben bir ücret ödemesi yapılmadığından gelir vergisi (stopaj) kesilmeyecek ve muhtasar beyannamede eş bildirilmeyecektir.

 

21 Ağustos 2009

 

Cumhur Sinan Özdemir

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İş Müfettişi -Ankara

 

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Kadınların kariyer gelişimine kim, neden engel oluyor?

 

 

 

İş hayatında pek çok engelle karşılaşan kadınlar, ötesine geçemedikleri bir "cam tavan"ın altında çalışmak zorunda kalmaktadır. Cam tavan; kadınların belirli bir seviyede birtakım engellere takılması anlamına gelmekte, ki cam tavan kullanımıyla kastedilen, karşılaşılan sorunların belirsizliğidir. Kadınlar için çalışma hayatının en büyük engeli olan bu cam tavanın üç boyutu bulunmaktadır; yani bahsedilen üç basamaklı bir cam tavandır.

Bu cam tavanın boyutlarının ortaya çıkmasındaki belirgin faktörler çoğunlukla sosyo-kültürel nitelikte olup, sosyalleşme süreci; normlar, kanunlar ve kurumsal düzenlemeler; eğitim düzeyi ve endüstriyel gelişim seviyesi ile birebir ilişkilidir. Cam tavanın 3 boyutunu oluşturan 3 ana engel vardır ki, kadınlar bu bariyerler doğrultusunda kariyer gelişimlerini belirlemektedir.

Bu engeller:

1.Erkek yöneticiler tarafından konulan engeller

2.Kadın yöneticiler tarafından konulan engeller

3.Kişinin kendi kendine koyduğu engellerdir.

Erkek Yöneticiler Tarafından Konulan Engeller

Cam tavan literatüründe en çok erkekler tarafından konan engellerden bahsedilmektedir.

Tarafsızlık ilkesi: Cinsiyetler arasındaki fark kabul edilirken bir üstünlüğün olmadığının kabul edilmesi durumu.

Cinsiyet körlüğü: Kadın-erkek farkı yok; “insan” görüşü hakim.

Koruma, kollama içgüdüsü (iyi niyetli ayrımcılık): Kadın birtakım mazeretlerle (“Ailesi çok önemli, çok iş vermeyelim”gibi) kollanır.

Kadınlara yönelik önyargılar: Çoğu negatif olan bu önyargılar kadınların verilen üst düzey işleri yapamayacağına dair görüşleri içerir. Kişilik, kararlılık ve azim açısından yetersiz olarak değerlendirilirler.

Kadınlarla kurulan iletişim zorluğu

Gücü elde tutma isteği

Yönetici kadınlar diyor ki...

"Kariyerimde ilerlemem için eğitim programları çok önemli oldu. Ama kadınlara eğitim konusunda yeterli imkanlar tanınmıyor. Özellikle üst düzey yöneticilik söz konusu olunca yurtdışı eğitimler ön plana çıkıyor, ki kadınlar bu konuda çok dezavantajlı. Bunun da iki nedeni var. Öncelikle, kadınların ailesini bırakıp eğitime gidemeyeceği varsayılıyor ve bu konuda onun fikri bile sorulmuyor. İkincisi, bu kadar yatırımı yaptıktan sonra, ‘evlenir, çoluğa çocuğa karışır, bırakır, gider’ korkusu taşınıyor."

"Erkek yöneticilerin çoğunun eşi, aile ile ilgili tüm sorumlulukları yüklenmiş ev hanımı durumunda. Dolayısıyla, onların önündeki model bu olunca, sizden de başka türlüsünü beklemiyorlar. Öncelikli sorumluluğunuz kocanız ve çocuklarınıza karşı olduğu varsayılınca da, sizin zaten üst düzey pozisyonları kabul bile etmek istemeyeceğiniz düşünülüyor. Bunu düşünseler bile, bu kadar sorumluluk getiren pozisyonlar için size güvenmiyorlar. Evdeki sorumluluklarınızın günün birinde ağır basacağı ve bırakıp gideceğiniz endişesi hep var. Halbuki kadınlar, her ikisini de yürütmenin yolunu mutlaka buluyor."

Kadın Yöneticiler Tarafından Konulan Engeller

Kadınların yüzde 50-60’ı daha çok erkek yöneticilerle çalışmak istiyorlar. Daha çok erkek yöneticilerin koyduğu engeller tartışılırken kadın yöneticilerin koyduğu engeller göz ardı ediliyor.

Tarafsızlık ilkesi

Cinsiyet körlüğü

Koruma, kollama içgüdüsü

Kendini referans alma yanılgısı: Kadın yöneticilerin bilinçaltındaki “Ben bu noktaya nasıl geldiysem, herkes aynı şekilde gelebilir. Özel bir çabaya gerek yok mantığı”.

“Kraliçe arı” sendromu; başarıyı yüceltme ihtiyacı: Tepe yönetimde görülen ‘tek kadın’ olmanın bir başarı ve ayrıcalık göstergesi olduğu inancı.

Çok boyutlu kıyaslama; çok boyutlu kıskançlık: Kadın çalışanların çeşitli nedenlerle (aile hayatı, fiziksel özellikler vb.) bir çeşit tehdit unsuru olarak görülmesi.

Kadınlara yönelik önyargılar

Erkekler gibi düşünerek, onlardan biri olduğunu gösterme çabası: Genellikle anti-feminist eğilimlerle sonuçlanmakta.

Kadınların Kendi Kendilerine Koyduğu Engeller: Cinsiyet rollerine ilişkin tutumlar: “Kadının yeri neresi?”

Toplumsal değerleri sorgulamadan içselleştirmek: Kadınlara karşı olan negatif önyargıları kabul etme, benimseme.

  • İş-aile çatışması ve suçluluk duygusu ile başa çıkamamak
  • Özgüven eksikliği, kararsızlık, ne istediğini bilememek
  • Kendini geliştirme, koşullarını değiştirme isteği, inancı veya imkanı olmamak
  • Sistemin değiştirilemeyeceğine duyulan inanç
  • Sistemi destekleme zorunluluğu hissetmek
  • Kariyerde yükselmeyi tercih etmemek/kariyer yönelimli olmamak
  • Kariyerde yükselmenin gerekliliklerini ve zorunluluklarını göze almamak

Yönetici kadınlar diyor ki...

"Kadınlar toplumun değer yapısını benimseyip, kendilerini buna göre pozisyonluyorlar. ‘Ben kadınım: önce ev kadınıyım, önce anneyim, önce eşim’ gibi düşünceleriniz, yol ayrımına geldiğinizde size karar verdiriyor. Verilen kararla da yaşamak her zaman çok kolay olmuyor.”

"Kadının önündeki engellerden en büyüğü, kendine güvensizliği. Kendine güvenmiyorsa ilk fırsatta çekiliyor. Kocayı ve çocuğu da bahane ediyor.”

Araştırmalar gösteriyor ki...

Kritik başarı faktörleri, kadınların başarısı ve kariyerde yükselmesi; ve anne-babanın aile hayatını dengeleme çalışması konularında yaptığım üç farklı araştırma sonucuna göre kadınların ve erkeklerin, iş hayatında kadına bakışı farklılıklar gösteriyor.

‘Kadınlar ve Liderlik’ konusunda, kadınlar “kadınların üst düzey görevler için erkeklerle yarışabilecek yetenekte” olduğuna daha fazla inanmakta.

raştırma sonuçları gösteriyor ki, ‘yönetici kadınlara karşı tutum’ konusunda da kadınlar genel olarak daha olumlu bir görüşe sahipler.

‘Çalışan kadın ve aile’ hakkındaki görüşlere baktığımızda ise şaşırtıcı bir tablonun ortaya çıktığını görüyoruz. ‘Kadınlar ve aile hayatı’ konusunda kadın ve erkek cevaplayıcıların görüşleri paralellik gösterirken, “kadının yeri eşinin yanında bulunmak ve iyi bir anne olmaktır” görüşüne kadın cevaplayıcılar daha fazla katılmakta.

Türkiye’de kadın ve erkeklerin çeşitli meslek gruplarına göre dağılımında da kadın-erkek farklılıkları belirgin. Erkekler çoğunlukla ticaret ve satışta yer alırken, kadınlar idari personel olarak yer alıyor. Özellikle direktör ve üst düzey yönetici oranlarına bakıldığında kadınların sayısının erkeklerin sayısından bir hayli düşük olduğu görülüyor.

Yönetici kadınlar diyor ki...

"Kadın önce kendi zihniyetini değiştirmeli; kendi rollerini gözden geçirmeli. Hayatın gerçekten müşterek olduğuna önce kendini inandırmalı. Ev işlerinde yardım eden eşlerine aşırı minnettarlık duymak, hayatı müşterek görmemek demektir."

"Evin üzerine titrer, gereğinden fazla titiz davranırsanız, hiçbir zaman bitmeyen bir yük omuzlamış olursunuz. Kadınlar artık evle ilgili daha rahat olabilmeyi öğrenmelidir."

Araştırma sonuçlarına göre, evlenmek, kadınların kariyer gelişimi üzerinde çok az bir etki yaratmaktadır. Evlenmenin, erkeklerin kariyer gelişimi üzerindeki etkisi çok daha belirgin ve olumlu. 'Toplumsal değerler' ve 'çocuk sahibi olmak' kadınların kariyer gelişimini negatif yönde etkilerken, erkeklerin kariyer gelişiminde pozitif bir etki yapmakta. Araştırma sonuçlarına göre, kadınlar ve erkeklerin kariyer gelişiminde olumlu etki yapan en önemli faktörler zeka, kendine güven ve çalışkanlık..

Yönetici kadınların kariyer gelişimi ile ilgili görüşlerine bakıldığında kararlılık, ne istediğini bilmek, bilinçli tercih yapmak; çalışmayı sevmek; dürüst ve güvenilir olmak; planlı, özverili ve disiplinli çalışmak; her şeyi yapabileceğine karşı duyulan inanç, özgüvenin kritik başarı faktörleri olduğunu görülmektedir.

Özetle; "Kadın önce kendini belirli yerlere layık görmeli ve bu yeri çok isteyip, hak etmeli. Siz kendinizi layık görmezseniz, kimse de sizi layık görmez."

Kaynak: www.cocukdayaparimkariyerde.com

Doç. Dr. Zeynep Aycan

 

 

20 Ağustos 2009 Perşembe

Hamal Kıssası

Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk, bu nedenle taşınacak yüklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...

Yanımdaki hamalla yola çıktık.

İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği...

Diyordum ki içimden 'Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!..' Nitekim çok geçmeden dedi ki:

'Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!...

'Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!..' Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü.

Salarken yükünün ipini 'Sen de dinlen hadi' dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe.

Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.

Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... 'Yükünü indirip sen de dinlen', demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım...

Sonra yine durdu. Bana da 'dinlenmemi' söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra 'dinlenelim mi' diye sordu, aksi aksi başımı salladım...

Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.

Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;'Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.

Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz.' Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. 'Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait...

Halbuki bir yükü 'taşımak' bizim işimiz, 'altında ezilmek' değil!.. Unutma ki bir yük , taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle...

Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.

Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler..

www.ikyworld.com

__._,_.___

 

18 Ağustos 2009 Salı

Motivasyon Yaratmanın Temel Kuralları

Şirket çalışanlarını motive etmenin ilk adımı, kendinizi motive etmektir. Yöneticilerin yaptıkları işi sevmemeleri durumunda, çalışanların da işlerinden nefret etmeleri son derece doğal bir durumdur. Motivasyon bulaşıcıdır. Eğer yöneticiler işlerini yüksek bir motivasyonla yapıyorsa, çalışanlarının motivasyonu da yüksek olacaktır.

Diğer çalışanları nelerin motive edebileceğini öğrenmeye, kendi motivasyon kaynaklarınızı analiz ederek başlayabilirsiniz. Kendinizi dikkatli bir şekilde inceleyin...
Sizi ne motive ediyor olabilir?
Ailenize daha fazla zaman ayırıyor olmanız mı?
İşinizde başarılı olmanız mı?
İşin kendinizi geliştirenizi sağlıyor olması mı?
Peki iş ortamınız bu motivasyon kaynaklarını ne derecede destekliyor?
Bu sorulara yanıt vererek, çalışanların motivasyonunu sağlayacak bir iş ortamı yaratın.

Ama, bu süreçte, her çalışanın ana motivasyon kaynağının farklı olacağını aklınızdan çıkarmayın. Sizi motive eden ana unsur, çalışanlarınızın bir bölümü için yeterli olmayabilir. Personelinizle birebir görüşmeler yaparak, onları neyin motive ettiğini anlamaya çalışın.

Motivasyonu tamamlanması gereken bir görev olarak değil, kesintisiz bir süreç olarak değerlendirin. Organazisyonlar gibi, çalışanlar da zamana bağlı olarak değişir. Bu da, motivasyon kaynaklarının değişmesini getirir. Motivasyonu bir süreç olarak değerlendirmeniz, farklı dönemlerde, farklı motivasyon unsurlarını ön plana çıkarmanızı sağlayacaktır.

Ve son olarak: Personelizin motivasyonunu sağlamada tek güvenceniz, onlarla aranızdaki iyi ilişkiler olmasın. Yüksek stres dönemlerinde, kişiler arasındaki iyi ilişkiler çalışan motivasyonunu sağlamada yetersiz kalacaktır. Motivasyon sürecine, prim, izin ve ücret zammı gibi kurumsal uygulamaları dahil edin ve bütün bu uygulamaların çalışanlar tarafından net bir şekilde anlaşılmasını sağlayın.

Önyargı- Sabit Fikirlilik

 

Bir köyde tek başına yaşayan hamile bir kadın, (çocuğu doğmadan önce kocası ölmüş) kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasada, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar.

Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır.  Gelincik ile bebek evde yanlız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Eve geldiğinde gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve onu oracıkta öldürür. Tam o sırada içerideki odadan bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir ve odada beşiği, beşiğin içinde bebeği ve bebeğin yanında parçalanmış olan yılanı görür.

Toplumumuzda yaşanan sorunların ana nedenlerinden biri, insanların yeterli bilgiye sahip olmadan olayları yorumlamasıdır.

Önyargı, aşağıdaki gibi tarif edilebilir;

Bir kimseyle veya herhangi bir şeyle ilgili olarak, belirli bir olaya, duruma, ya da görmeye dayanan, önceden edinilmiş kanıya varmak, veya bir kişinin herhangi bir konuda yeterli kanıta dayanmayan, olumlu ya da olumsuz yargısı.

Önyargıya görsel olarak bir örnek verelim.

Aşağıdaki fotoğrafa iyi bakın, ilk baktığınızda ne görüyorsunuz?. ..

Bir çalılık üzerinde oturan kurbağa değil mi?

Ne kadar da ön yargılısınız. Bakın resim belli bir süre sonra hareket ediyor, ne imiş?

Bir at başı...

Demek ki; "hayatta hiç bir şey göründüğü gibi olmayabilirmiş“, ne dersiniz?

Önyargısız olan kişiler, yaşama farklı gözle bakabilen kişilerdir. Ne zaman bir olaya önyargıyla yaklaşacak olursanız, kurbağa'nın at başına dönüşebileceğini hiç unutmayın.

Önyargısız ve yargısız infazlardan uzak bir dünya dileğiyle.

 

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Geleceğin popüler meslekleri

 

 

 

 

Fütüristler Derneği Onursal Başkanı Alphan Manas, gelecekte değişen iş yapış biçimlerinin sosyal hayatı değiştireceğini söylüyor. Manas'a göre gelecekte "profesyonel veliler" ve 'marka olmuş isimler'le çalışacağız

Onur Uysal

Geleceğin popüler meslekleri servis sektöründen çıkacak

"Çalışanlar daha dağınık ve konularında özgün şirketlerde çalışacak. Yavaşlayacak işgücü büyümesi, işgücü çeşitlenmesine neden olurken, bu gruba engelli ve yaşlılar da dahil olacak. 'Baby Boomers' kuşağının yaşlanmasıyla birlikte onlara yönelik meslekler popülerlik kazanacak…" Bu sözler Fütüristler Derneği Kurucusu ve Onursal Başkanı Alphan Manas'a ait.

Bahçeşehir Üniversitesi Fütürizm Kulübü tarafından organize edilen "Future Talks" toplantılarına konuşmacı olarak katılan Brightwell Holding Yönetim Kurulu Başkanı Manas, bilgi ve teknolojilerin yanı sıra toplum yapısında yaşanan demografik değişimin iş hayatı ve meslekler üzerinde yapacağı olası değişimi anlattı. Otomatik Geçiş sistemi (OGS) ve Deniz Taksi projelerinin fikir babası Manas'a göre yakın gelecekte sanıldığı gibi şuan popüler olan meslekler yok olmayacak, yalnızca yeni şekilleriyle karşımıza çıkacak.

Çift diploma önem kazanacak

Gelecekte çift diplomanın önem kazanacağını, hangi konuda eğitim alınırsa alınsın ikinci dal olarak hukuk ve psikolojinin olmazsa olmaz hale geleceğini söyleyen Alphan Manas her ne kadar kulağa hoş gelmese de işe alımlarda zeka düzeyini ölçen IQ testinin kullanılacağını da öngörüyor: "IQ seviyesi 150'nin üzerinde olanlar için girişimcilikten bahsetmek zor. Bu seviyenin yukarısındakiler mühendisliğe yatkın kişilerdir. Yönetilmesi zor, söz dinlemeyen ve söylenene karşı çıkmaya meyilli bu grubu yönetmek ise ayrı bir iş olacak."

Türkiye açısından bakıldığında özellikle servis sektörünün gelecekte popüler iş kolları yaratacağını söylüyor Manas. Servis sektörünün "kişiye özel" hale geleceğini belirten ve 'freelance' iş kollarında kişisel markaların öne çıkacağının da altını çiziyor. İşte bir 'fütürist'in gözünden geleceğin meslekleri…

'Fütürist'in gözünden geleceğin meslekleri...

  • Devletlerin vergi toplayan, ticaretten çekilmiş yapısının gelişmesi sonucu güvenlik, eğitim ve sağlık hizmetlerine yönelik personel alımı artacak.
  • "Veli" kavramı tarihe karışacak. Çocuklarımızın velileri tıpkı profesyonel apartman yöneticileri gibi bu işi meslek olan yapan kişiler olacak.
  • Organik gıdaların dünya üretiminin yüzde 10'una ulaşması 2015'i bulmayacak. Bu yüzden gıda mühendisliğinin yanı sıra, organik üretim yapılan tarlaları yönetmek ve bunları pazarlamak bir iş kolu haline dönüşecek.
  • Estetik cerrahi yine giderek parlayan bir iş olacak. Burun, yüz gerdirme ve silikon operasyonlarının bir arada olduğu paket ameliyatlar başlayacak.
  • Robotların yaygınlaşmasıyla "robot programcılığı" popüler hale gelecek.
  • Köşe yazarlığı gazete bünyesinden ayrılacak. Köşe yazarları 'tıklanma' başına para kazanacak.
  • Hukuk ikinci dal olarak üniversitelerde tercih edilecek. Gittikçe kompleks hale gelen iş dünyası nedeniyle herkes en azından belli bir seviyeye kadar kendinin hukukçusu olmak zorunda kalacak.
  • Yaşlanan nüfus nedeniyle 'evde bakım hemşireliği' en fazla aranan mesleklerden biri olacak.
  • Genetik mühendisliğinin yanı sıra 'genetik danışmanlığı' da oldukça gündemde olacak. Bu kişiler, genetik yapıları takip edip tahmini genetik bazlı hastalıkları önceden takip edecek ve aile hekimleriyle ortak çalışacak.
  • Enerji sektörü özellikle kimya ve elektrik mühendisliğinde birleşik alanlar yaratacak. Solar, rüzgar ve yakıt pili mühendisliği bunlardan yalnızca birkaçı.

Kaynak: iş'te insan

 

5 Ağustos 2009 Çarşamba

İncitmeyecek Kadar Uzak, Üşümeyecek Kadar Yakın Olmak.......

Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler.

Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.

Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.

Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış.

Tartışa tartışa, nihayet geceolunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.

Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış .

İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler.

Ama başka bir problem çıkmış ortaya.

Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.

Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde donmalar meydana gelmiş.

Ne var ki, her gece kâh uzaklaşakâh yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzakdurmayı öğrenmişler.

KISACA ;

Bizim de uzun dikenlerimiz var.

Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.

Bazen faydalı, bazen de zararlı.

Çoğu zaman, kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.

Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.

Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenenlerden olabilmek dileğiyle..
 

 

Sigortalı işe giriş bildirgesi verilen işçinin işe başlamaması

5510 sayılı Kanun'un 4-1/a bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ait sigortalı işe giriş bildirgesi en geç sigortalı çalışmaya başlamadan önce kuruma verilmektedir. Diğer bir ifade ile yarın işe başlatılacak sigortalıya ait işe giriş bildirgesi en geç bu gün verilmektedir. Bununla birlikte, işe başlayacak sigortalılar çeşitli nedenlerle işe giriş bildirgesinde belirlenen günde işe başlamadığı gibi, bildirgede belirlenen günden daha sonraki bir günde de işe başlamaktadır.

Bu durumla karşılaşan işverenlerin yapması gereken işlemle ilgili SGK tarafından yapılmış bir düzenleme bulunmakla birlikte, işe giriş bildirgesinde sigortalının işe başlayacağı günde, işyeri yetkilileri ve çalışan bordrolu sigortalılar tarafından bir tutanak tutulması ve aynı gün içerisinde işyerinin işlem gördüğü Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü'ne hitaben işe başlamayan sigortalının işe giriş bildirgesinin iptal edilmesi  ile ilgili dilekçe yazılması, dilekçenin ekine iptali istenen işe giriş bildirgesi ile tutulan tutanağın eklenmesi  ve yazılan bu dilekçenin en geç aynı gün içerisinde kuruma elden yada iadeli taahhütlü posta yolu ile gönderilmesi gerekmektedir.

Aksi takdirde kurum işverene, işe giriş bildirgesi verilen sigortalıya ait aylık prim ve hizmet belgesinin verilmediği iddiası ile idari para cezası uygulayacak, işveren aksini belge ile ispat edemediği için cezayı ödemek zorunda kalacaktır. Bunun yanında; böyle bir durumla karşılaştığı halde iptalle ilgili işlem yapmayan işveren hakkında kötü niyetli bir sigortalının ilerleyen yıllarda hizmet tespit davası açabileceği ve kuvvetle ihtimaldir ki bu davayı kazanabileceği özellikle hatırlanmalıdır. Bu nedenle bu belgenin ayrıca 10 yıl saklanması işveren yararına olacaktır.

Sigortalı işe giriş bildirgesinde işe başlama tarihinin yanlış yazılması

5510 sayılı kanunun 4-1/a bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ait sigortalı işe giriş bildirgelerinin en geç sigortalı çalışmaya başlamadan önce kuruma bildirilmesi asıl olmakla birlikte hayatın olağan akışı içerisinde işverenlerin işe başlama tarihini hatalı yazdıklarına ve idari para cezası uygulamasına maruz kaldıklarına da rastlanmaktadır. İşe başlama tarihinin yanlış yazıldığı dönemler sene döndüğü için özellikle yılbaşlarında daha çok tekrar etmektedir.

İşverenin sigortalıya ait işe giriş bildirgesini yanlış yazdığına dair beyanının kurum tarafından işleme alınabilmesi için delil niteliği taşıyan belgelerle desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi halde işverenin sigortalı işe giriş bildirgesinde işe başlama tarihini sehven yanlış yazdık, kurumca düzeltilsin talebi kabul edilmemektedir. Bu nitelikte bir hata yapan işverenin talebinin kabul edilmesi için yapması gereken işlemler aşağıda belirtildiği gibi olmalıdır.

  • Kuruma hatalı işe giriş bildirgesinin verildiği aynı gün içinde düzeltme dilekçesi verilmedir.
  • Aynı gün içerisinde verilecek düzeltme dilekçesine iş akdinin kurulacağı günün yazılı olduğu ve notere tasdik ettirilmiş iş sözleşmesi eklenmelidir.
  • İşe başlama tarihini doğru yazıldığı sigortalı bildirim belgesi mutlaka aynı gün içerisinde sigortalıya imzalatılarak kurum kayıtlarına intikal ettirilmelidir.
  • Aynı gün içerisinde ikametgah sureti, sabıka kayıt belgesi, sağlık raporu alınmalı bu belgeler de düzeltme dilekçesine eklenmelidir.
  • Bildirimin yapıldığı gün sigortalı bir başka işyerinde çalışmakta ise çalıştığı işyerinden çalışma belgesi alınmalı ve düzeltme dilekçesine bu belge de eklenmelidir. Mümkünse adı geçen işyeri tarafından vizite kağıdı alınarak işçi viziteye çıkarılmalı, gerekirse 1 günlük rapor alması sağlanmalıdır.

İşveren tarafından yapılan talebe ve talebe karine teşkil eden eki belgelere rağmen kurum gerekli düzeltmede bulunmaz ve idari para cezası uygularsa cezaya tebliğ tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde itiraz edilmeli, sonuç alınamadığı takdirde 1 aylık süre içerisinde idari mahkemeye dava açılmalıdır.

Resul KURT / İŞ HUKUKU VE SOSYAL GÜVENLİK

Kaynak: Dünya Gazetesi

www.ikyworld.com

3 Ağustos 2009 Pazartesi

MALÜL ÇOCUĞU OLAN KADIN SİGORTALILAR

MALÜL ÇOCUĞU OLAN KADIN SİGORTALILAR

 

Bilindiği üzere 01.10.2008 tarihinde çıkan 5510 sayılı kanun birçok yenilik getirmiştir. Bu yeniliklerden biriside sürekli bakıma muhtaç olan yani malul çocuğu bulunan annelerimizdir.

Bu durumda olan annelerimizin toplam SSK hizmetlerine, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yani 01-10-2008 den sonra ödenen prim ödeme gün sayılarının toplamının dörtte biri kadar prim günü ekleniyor. Ayrıca bu süreler yaş haddini de öne çekiyor ve daha erken yaşta emekli olmalarını sağlıyor.

Diyelim ki; 1969 doğumlu Ayşe hanımın 3000 günü var ve bu hizmetlerinin 1000 günü 01.10.2008 den yani kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonradır. Bu durumda 1000 günün 4 te biri yani 250 gün daha prim ödemesine eklenecek toplam prim ödeme sayısı bizlerden farklı olarak 3250 olacaktır. Ayrıca yaş haddi de hesap yapılırken 250 gün öne çekilerek hesaplanacak 8 ay 10 gün önce emekli olmayı hak edecektir.

Yeni kanunun inceliklerini henüz kavrayamamış olan halkımıza önemle duyurulur. Hem çalışıp hem malul çocuklarına bakmaya çalışan annelerimiz veyahut emekli olabilmek için isteğe bağlı ödeyerek gününü tamamlamaya çalışan annelerimiz emeklilik hesabını yaparken bu konuya önemle dikkatinizi verin ve sizi diğer vatandaşlardan ayıran bu kanunun güzelliklerinden faydalanın.

 

 

NİZAMETTİN GÜNEŞ

nizamettin_günes@hotmail.com