20 Mart 2009 Cuma

SGDP'li Çalışan Emekliye de Kıdem Tazminatı Alma Hakkı Var mı?


1945 doğumlu bir çalışan olarak 1990 yılında özel sektördeyken SSK emeklisi oldum ve kıdem tazminatımı ve sosyal haklarımı aldım. Emekli olduktan sonra aynı işyerinde SSK'ya sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya devam ediyorum. Emekli olarak çalıştığım süre içinde biriken kıdem tazminatımı ve kullanmadığım izin haklarımı kendi isteğimle ayrılmak istediğimde alabilir miyim? Ayrılmak istediğimde haklarımı alabilmem için nasıl bir yol izlemeliyim? M.T.
 
Sayın Okurum,
Kıdem tazminatı hakkı İş Kanunu kapsamında, SGDP ödeyerek çalışma sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında hak ve yükümlülükler oluyor. Birbirlerine engelleri yok. Dolayısıyla emekli olarak SGDP ödemek suretiyle çalışanlar da tıpkı normal çalışanlar gibi kıdem tazminatı alma hakkına sahip bulunuyorlar. Kıdem tazminatı hakları bakımından da aynı koşullara tabi bulunuyorlar. Yani 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışanlar bu kanunun 24 üncü maddesinde tanımlanan işçinin haklı nedenle derhal fesih şartları dışında kendi iradeleriyle işlerini bırakırlarsa tazminat haklarını yitiriyorlar. İşverenleri tarafından aynı kanunu 25/II kapsamında işverenin derhal feshedilmesi koşulları dışındaki işveren fesihlerinde de kıdem tazminatına hak kazanıyorlar. Bu durumda İş Kanununda tanımı yapılan haklı nedenlerden biri olmaksızın istifa gibi bir metotla işten kendi iradenizle ayrılırsanız kıdem tazminatına hak kazanamazsınız. İzin haklarınızı ise almalısınız.
 
Keza memur emeklisi olarak SGDP ödeyerek 11 yıldır özel sektörde çalışan okurum Muhtar TÜRK de aynı konuda “Sağlık durumu nedeniyle şirketten ayrılırsa tazminat alıp alamayacağını” soruyor. İş akdinin işçi tarafından tazminatlı olarak feshedilebilmesi amacıyla işini sağlık nedeniyle yapamayacağını ileri sürebilmesi için, işçinin işe girerken bilinmeyen ve işin mahiyetinden doğan bir sebeple kendi sağlığı veya yaşayışı açısından yaptığı işin tehlikeler doğurması gerekmektedir. Bu hususun da raporlarda belirtilmiş olması şarttır. Yoksa soyut olarak “Sağlık nedenleri ile iş akdimi tazminat hakkım saklı kalmak kaydıyla istifa ediyorum” demekle tazminat hakkına sahip olarak işten ayrılmak mümkün olmayacağı gibi bir de üstüne işverene ihbar tazminatı borçlanmak gibi bir tehlikesi bulunuyor.
 
İşveren çıkartabilir
Ancak hastalığa tutulmanız ve tutulduğunuz hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda işveren sizi işten tazminatlı olarak çıkartabilir. Keza gözaltına alınmanız veya tutuklanmanız nedeniyle 8 veya daha fazla hafta işe gidememeniz halinde de işvereniniz sizi tazminatlı olarak işten çıkartabilir.
 
Bütün bu yöntemlerin dışında emekli aylığınızı kestirir ve bir müddet normal çalışan olarak prim ödeyip tekrar yaşlılık aylığı bağlanması için müracaat ederek kıdem tazminatlı olarak işten ayrılabilirsiniz.
Şevket Tezel

Sözcü/20.03.2009

 

14 Mart 2009 Cumartesi

KENDİ KENDİNE SORULAR


Belki en büyük savaşları kendi içimizde yaşıyoruz, arzularımız korkularımızla çarpışıyor, özlemlerimiz kuşkularımızla vuruşuyor, hayallerimiz acı tecrübelerimizin bize kurduğu pusulara düşüyor, mutluluğa doğru coşkulu bir koşu tutturma isteği en olmadık anda kaçıp gidecek huzurun ihanetinden endişeleniyor. Özgürlüğe kendimizi bir boşluğa bırakır gibi bırakma dürtüsü, bizim özgürlüğümüzün bir başkasının esaretine yol açacağının tedirginliğiyle kuşatılmışken biz özgür olabilir miyiz sorusu büyüyor içimizde. Geçmişe olan borcumuz geleceği yaratma gücümüzü zayıflatıyor. Alışkanlıklarımız heyecanlarımızla boğuşuyor. Kendi kendimizle savaşıp, cevaplarını bilmediğimiz sorularla allak bullak oluyoruz. Bizim isteklerimiz başkasına acı verecekse, isteklerimizden vaz mı geçmeliyiz, vazgeçmenin bize çektireceği acı, sevdiğimiz birinin çekeceği acıdan daha mı az yaralar bizi?

Sevdiklerimize olan borcumuz ne, peki kendimize olan borcumuz?

Bu hayatı nasıl yaşamalıyız?

Huzuru mu aramalıyız heyecanı mı?

Yaptıklarımızdan pişman mı oluyoruz yoksa yapmadıklarımızdan mı, gelecekte hangisi takılır aklımıza?

Bizim mutluluğumuzun yolu bir başkasının mutsuzluğundan geçiyorsa, değiştirmeli miyiz yolumuzu?

İnsan en büyüksavaşı kendi içinde veriyor. Birbiriyle çelişen
duygularımızla hırpalanıyoruz, kimsenin görmediği bir savaş alanı gibi içimiz, kendi ölülerimizle doluyor, uygularımızdan hangisi galip gelirse gelsin, patlayan duygularımızla birilerinin vurulacağını biliyoruz artık. İsteklerimizi, coşkularımızı, özlemlerimizi evcilleştirmeli miyiz, kendi kendimizin avcısı olup kafeslere mı kapatmalıyız ruhumuzu?

Bilinmeyenin bizde yarattığı o çıldırtıcı merakın peşinden mi
koşmalıyız yoksa bilinmeyenden saklı olana duyduğumuz korkuyla geri mi durmalıyız.
Ne yapmalıyız, bu hayatı nasıl yaşamalıyız?

Kendimizden başka bir dostumuzun, kendimizden başka bir ordumuzun olmadığı bir savaşta bölünen ruhumuzun hangi tarafının zaferi için uğraşmalıyız. Hangi tarafı tutarsak tutalım neticede yine de bir tarafımıza ihanet etmiş olmayacak mıyız, ihanetsiz yaratılamayacak
bir geleceğin yükünü taşıyabilecek kadar güçlü müyüz?

Kaçsak, gidecek yerimiz yok, kendi kendimize tutsağız, savaşsak vuracağımız başkalarıyla birlikte yine kendimiz olacağız.
Ayaklanmış duygularımızın birbiriyle vuruştuğu bir savaş yaşıyoruz.
Geçmişten geleceğe ancak savaşla geçebiliyor ruhumuz, geçmişi olanın geleceği savaşsız yaratılmıyor. Hem mutlu hem huzurlu, hem coşkulu hem korkusuz, hem arzulu hem kuşkusuz olamaz mıyız,geleceği başkalarının
hayatlarına dokunmadan, onlarda acınacak yaralarla yaralanmadan yaratamaz mıyız?

Nedir bu savaşın ardındaki sır, hangi buyu bizi bizimle vuruşturuyor, hangi korkunç kader geçmişimizi geleceğimizle çarpıştırıyor?

Huzur bütün duygularımızı barış içinde tutmaksa eğer, hiç mi huzurlu olamayacağız, bir huzursuzluğa mı mahkumuz?

En korkunç savaşı kendi içimizde yaşarken, ne yapmalıyız?

Kim akıl verebilir bize? Kim bize yol gösterebilir?

Savaşa savaşa, her savaşta bir parçamızı öldürerek mi yürüyeceğiz hayatın içinde?

Her mutluluk bir acıdan mı süzülecek?

Pusularla, ihanetlerle, saldırılarla, geri çekilmelerle, mütarekelerle, kaçışlarla, esaretlerle dolu bir savaşı yalnız başımıza yaşıyoruz, kim galip gelirse gelsin bir tarafımız hep yeniliyor.
Yenilmeden galip gelemiyoruz.
Her zafer bir yenilginin izini bırakıyor derinimizde.
Zaferlerimiz kadar da yenilgilerimiz oluyor.
Kendi kendimizle savaşarak yürüyoruz.
Ve savaş, biz bittiğimizde bitiyor ancak.

Sevgi üzerine

Mahkeme salonunda, seksen yaslarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bitkin bakışlarını süzüyordu. Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına: “Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?” Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı. “Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan...” Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda... Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu. Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından? Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı... Kadın neler diyecekti ? Herkes, onu dinliyordu. Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti:
“Bizim bir sedef çiçeği vardı çok sevdiğim... O bilmez... 50 yıl önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş açmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye... İyi gelirmiş derlerdi. 50 yıl oldu bu herif bir gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi.
Taa ki geçen geceye kadar... O gece takatim kesilmiş uyuyakalmışım... Ben, böyle bir adamla 50yil geçirdim. Hayatımı umudumu her şeyimi verdim. Ondan hiç bir şey görmedim. Bir kerecik olsun benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim yemin ederim. “Hakim yaşlı adama dönerek; “Diyeceğin bir şey var mı baba?” dedi. Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle, hakime yöneldi. Tane tane konuştu: “Askerliğimi Reisi Cumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. O bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. Fadime"mi de orada tanıdım. Sedefleri de...
Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. İlk evlendiğimiz günlerin birinde, boyun ağrısından onu hekime götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa; boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. Her gece uykusunu bölüp uyansın gezinsin dedi. Hekimi pek dinlemedi bizim hatun... Lafım geçmedi...” O günlerde tesadüf bu çiçek kurumaya yüz tuttu. Ben ona: “Gece çiçek sularsan geçer dedim. Adak dilettim... Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdiğim kadını yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece O çiçek ben oldum sanki...” dedi adam.
O yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle... “Her gece o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey... Geçen gece de... yaşlılık... Ben de uyanamadım. Uyandıramadım...Çiçek susuz kalırdı ama kadınımın boynu yine azabilirdi. Suçlandım... Sesimi çıkartamadım...” O anda gazeteciler dahil, mahkeme salonundaki herkes ağlıyordu... “Sevgide cömert ama sevdiklerimizi kırmada oldukça cimri olalım” Sevgi ne az bulunan bir şey ve karşılıksız olan. Değilmi. Sizcede oyle değilmi...
Sevgi olmasaydı diye düşündüğünüz oldu mu ? O zamn çocukluğunuzu düşünün,okul hayatını, arkadaşlarınızı ve en önemlisi ailenizi, sevdiğiniz... İyi düşünün... hayatınız şöyle bi gözden geçirin bakalım neler göreceksiniz

Sizin Kalbiniz Nerede?


Soru mu şimdi bu.Nerede olacak sol tarafımda bekler durur beni.
Evet biliyorum orada durup sessizce attığını..Ama adı kalp olanın içi başka biliyorsunuz. Kalp deyince bambaşka anlamlar yüklüyoruz üstüne bildik bileli. Sadece usulca atıp duran bir organ değil,aslında yaşam kaynağı hem manen hem somut olarak. Acıtıyor arada,soğuyor,ısınıyor.. Bazıları için tek yol haritası kalbinden geçerken bazıları için hiç yok bile denebiliyor. İnsanın en çok incinmeye müsait, nazik yönü galiba kalp.Karşınızdakinin kolunu kırabilirsiniz zaman olur yarası iyileşir ama bir kelimeyle kırdığınız kalbini bir ömür tamir edemeyebilirsiniz.

Anlaşılan hassas mevzular bu mevzular.Nereden esti derseniz eğer zaten her gün birlikteyiz diye cevap vermem gerekir. Birlikteyiz ama her an varlığını hatırlıyor muyuz? Ses çıkarmayıp sakin durduğu sürece unutup gidiyoruz ne halde olduğunu. O halde bir soralım bakalım sevgili kalbim nasılsın diye? ? En son ne için çarptın ölesiye?

Nerede bıraktınız onu en son? Sorun bir memnun mu yerinden.İyi bakılıyor mu yeterince özen görüyor mu? İlk gençlik çağlarında neredeyse elimizde gezdiririz birisi çıksa da versek diye,gençlik tabi kıymet bilmiyor. Zaman geçtikçe,yaralar, çizikler arttıkça aklımız başımıza gelir ve biraz daha kadifelere sararız.Korkarız göstermekten,yükselir duvarlarımız.Bu sefer yalnız kalmak istediğini düşünürler. Tek korkumuz geri alamamaktır oysa ki. Verilen geri alınmıyor geri gelse de aynı kalmıyor hiçbir şey. Bir gün tamam dersiniz verirsiniz birine. Geri almamacasına güvenirsiniz.Zaman geçer, atışları yavaşlar bazen.Unutursunuz eski günleri.Gün geçtikçe şekil alırsınız,yepyeni izleriniz,çizgileriniz olur üzerinde. Eskidikçe daha mı değerlenir dersiniz, o zaman kıymet bilen bir eksper bulmak gerekir.

Oysa şimdi daha olgundur, güçlüdür.Herkes için atmaz,seçicidir artık. Yepyeni sevgiler tatmıştır,evlat,torun,dostlar,kuşlar vardır belki de.. Kendini de sevmeyi öğrenmiştir.
Yaş ilerledikçe kıymeti anlaşılır,daha özenilir,gıdasına dikkat edilir. Ama sıcaklarda sıkışıp tekleyince doktora gösterdiğiniz gibi kendisini de yoklamalısınız arada...

Yeterli üretiyor mu acaba sevgisinden,belli ediyor mu çevresine? Yoksa hala tek mi kalmayı seviyor zannediyorlar sizi. Korkmayın sorun. Eskiden ne istiyordun şimdi geldiğin yerden memnun musun diye. Çünkü sevmek uğruna onu emanet etmişizdir hep birilerine..

Hatırladınız mı kimde kaldığını en son, ya da ne için ölesiye çarptığını?
Hatırlamıyor musunuz? O halde siz de onlardansınız. Kalp yerine mikroçipler taşıyıp sadece başkalarının nabzından faydalananlardan. Aşk,sevgi,çarpıntı geçmez mi hiç damarlarınızdan.En kötüsü sizinki be azizim. Hani bazıları bırakmış, bazılarınınki çalınmış ama sizinkisi sizde kalmış
O halde bir şiir size sevgili Ece Ayhan dan

Üç gencin kalbi

Bir gemici tanırım
Kalbini bir limanda bırakmış
Ya kaybolursa?
Ağlar çocukluğundaki gibi
Kalbini almaya gidecek hâlâ


Bir oğlan tanırım
Derin yeşil gözlü
Gönlü güney denizlerinin dibi
Kalbi ise yerinde
Birine vermeye gidecek
Bir gemi arar durur
Bulutlardan.


Bir şair tanırım
Onunki içler acısı
Kalbini asla vermemiş
Çalmışlar
Kalbi eski bir efsanede saklı.

peki sizinkisi nerede?




Hatırladınız mı kimde kaldığını en son,ya da ne için ölesiye çarptığını?





alıntı

Neler söylendi cesaret üzerine.?


herkes farklı şeyler söyler ama bir tek tanımı vardır..
herşeyini kaybetmeyi göze alabilmektir cesaret..

en başta da saygınlığını ve gururunu kaybetmeyi göze alabilmektir..
çünkü cesaret sadece kavgada değil, hayatın her alanında geçerlidir.. bazen "insanlar ne der" diyerek çekindiğiniz, saygınlığınızı, onurunuzu zedeleyeceğini düşündüğünüz şeyleri yapabilmektir..
herkes her an yaşamakta bunları..
o yüzden herkesin kendince örnekleri vardır.. burada saymayacağım tek tek..

tüm korkularından arınan insan, kaybedecek şeyi kalmamış insandır..
bunun dışında sonsuz bir yüreklilikten bahsedemezsiniz..
çünkü an gelir ve kaybetmek üzere olduğunu anlayınca geri adım atmak zorunda kalır insan..
kaybedeceklerinin verdiği korku ile olur bu..
kaybedecek bir şeyiniz yoksa, size çekilmiş bir kılıcın üzerine bile atlayabilirsiniz rahatlıkla..

kaybetmeyi göze alabiliyorsanız sizin için değeri olan şeyleri,
işte o zaman gözlerinizden bir damla yaş düşer ve siz bu acıyla atlarsınız ölümün kollarına.. eğer yapmanız gerekiyorsa..
eğer bunun bir yararı olacaksa.. yaşam kurtaracaksa..
sonucunu düşünmezsiniz.. sadece yapmanız gerekeni yaparsınız o an..
tüm duygulardan arınarak.. ve bu sayede de başarılı olursunuz çoğu kez.. zihninizi bulandıran duygulardan uzakta, berrak birşekilde önünüzü görüp ihtiyaç duyulanı yaptığınız için başarırsınız..

Şeyh Şamil'in hayatını okumanızı tavsiye ederim..
gözü karalığın, zeka ile birleştiğinde nelere sebep olabileceğini görün..
maddi yoklukların üstesinden sadece zeka ve sonsuz bir cesaret ile nasıl
gelindiğini hayranlıkla izleyin..

çok sevdiğim bir sözü vardır:

"sonunu düşünen kahraman olamaz.." der Şamil üstad

sonradan çarpıtılıp, yerli mafya dizilerinde kullanılır oldu ise de gözüpekliğin
bu kadar net anlatıldığı bir söz daha işitmedim..
gerçek cesaret bunun üzerine kuruludur..
o sözde anlatılmak istenen, kahraman olmak değil,
kahramanlığın ta kendisidir.. her bireyde yaşayan, yaşaması gereken bir haslettir.. yapılması gerekeni, gerektiği anda ve tereddütsüz ifa etmek..

bir sincap.. yılan yaklaşmakta yuvasına.. sürünerek, tıslayarak..
sincabın gözü öylesine döner ki yavrularının canının endişesi ile..
vahşice yılanın üzerine saldırır.. o küçücük, şirin, zararsız yaratık,
bir aslan oluverir birden bire.. ben böyle muazzam bir şey görmedim daha
önce.. cesaret nedir diye sorana hep o sincabı anlatırım..

uzaklarda aramayalım cesareti..
bu dünyanın çarkları öylesine sindirmişki hepimizi, olan bitene
eyvallah demeye öylesine alışmışız ki.. unutmuşuz
içimizdeki cevheri.. sincabın minicik yüreğine imrenir olmuşuz..

küçük sincaplar, pençeleriniz sandığınızdan daha güçlü..
lütfen bunu unutmayın..

İçinde Af ve fedakarlık Olmayan Mutluluk Yoktur



İki tip insanın mutsuzluğa mahkum olacağı belirtiliyor Birincisi, mutluluğunu gelecekte yaşayacaklarına endeksleyen insanlardır Bu insanlar mutlu olabilmek için sürekli olarak bir takım şartların yerine gelmesini beklerler Farkında olmadan yaşamı ertelerler Mutluluklarını şartlara bağlamışlardır Adeta gelecekleri bugünlerine ipotek koymuştur

Mutluluğumuzu engelleyecek olan şey, ancak beklentilerimizin doyumuna ulaştıktan sonra mutlu olabileceğimize inanmaktırİkincisi, geçmişte yaşayanlardır Geçmişte yaşadıkları bir dönem veya olayın sorgulamalarıyla günlerini geçirirler Kafalarından geçen düşünceler, geçmişe yönelik "eğer"ler ve "keşke"lerle başlıyordur Eskinin muhasebesinin içinde boğulurlar Kendilerine acıma eğilimleri vardır Kaderleriyle uğraşırlar Şansızlıklarını anlatır veya uğradıkları bir haksızlığın hayatlarına nasıl bedeller getirdiğine yakınarak yaşarlar Bu tip insanlar geçmişte yaşadıkları için bugünü ıskalarlar Mutluluk ise yaşanılan andadır Geçmişten çıkıp bugüne gelemeyenler için mutluluk yaşanabilir bir duygu olamaz

Geçmiş yüklerle doludur Herbirimizin yükü bir diğerinden farklıdır

Kimimiz eşine, kimimiz bir arkadaşına, kimimiz bir akrabasına kırgın

Kimimizin yükü, işyerinde yaşadığımız güç savaşlarına bağlı sürtüşmelerden doğar Birisine kızmışızdır İlişkimiz gergindir Kafamızda bu kişiyle verdiğimiz savaş enerjimizden çalar Kafamızdaki savaş için strateji üretmeye çalışmaktan verimliliğimizi kaybederiz

Kimimizin yükü yaşadığı bir ilişkidir İlişki çoktan bitmiştir Verdiğimiz emeğin, yaptığımız sevgi yatırımının haksızlığa uğradığını düşünmüşüzdür Kırgın ve öfkeliyizdir Bu yaşantımızın izleri daha sonraki ilişkilerimizde de kendini hissettirir

Kimimize çocukluğumuzda alamadığımız sevgi, yük olmuştur Ebeveynlerimiz tarafından seçilmediğimizi düşünmüşüzdür Hatta bu yükün etkisiyle bugünümüzde seçilmek ve sevilmek için o kadar çok çaba vermeye kalkışırız ki, sevmeyi unutan sevilme uğraşında biri olur çıkarız

Yükle yaşayan insanlar yorulurlar Genel bir hoşgörü kaybı oluşmaya başlar Niye olduğunu da bilemeyiz Hırçınlaşmaya başlarız Kendi yakınımızda aslında hiçbir problemimiz olmayacak sevdiğimiz insanlara karşı toleranssız davranmaya başlar hatta onları yok yere kırar sonrada üzülürüz

Yaşantımızın bir sonraki perdesinin bir öncekinin gölgesinde yaşanmasını istemiyorsak, yaşadığımız her ilişkiye hakkını vermek istiyorsak mutlaka bu yüklerden kurtulmamız gerekir

Şimdi bu bölüme dikkat edin;

1 Mutlu olabilmeniz, bugününüzü yaşayabilmenize bağlıdır
2 Bugününüzü yaşayabilmek ise üzerinizdeki yüklerden kurtulmanıza bağlıdır,
3 Üzerinizdeki yüklerden kurtulmanız, onları affetmenize bağlıdır

Bu hafta sonu herkesi affedin, kendiniz dahil!

Hesabınızı bitirin onlarla Onların da, sizin de, insani zaafları olabileceğini görün Onlarla paylaştıklarınızın içinde hoşluklar olduğunu da hatırlayın Yaşadığınız en kötü deneyimin dahi sizi güçlendiren izler bıraktığını bilin Affettikleriniz içinde mutlaka kendiniz de olmalısınız bunu da sakın atlamayın

Affettikçe hafifleyeceksiniz Hırslardan ve kavgalardan arınmaya başlayacaksınız Enerjinizi kendiniz için verimli alanlara kullanabilecek ve başarılarınızın arttığını göreceksiniz

Affetmek ruhu temizler Herkesin ihtiyacı var buna Bir kez düşünün..


Alıntı..

İyi ve Kötü



Leonardo da Vinci 'Son Aksam Yemeği' isimli resmini yapmayı
düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı...
İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son
akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde
tasvir etmek zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği
birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında,korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.
Onu poz vermesi için atölyesine davet etti,sayısız taslak ve eskiz
çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı,ancak
Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı....
Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce
bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.Günlerce aradıktan sonra
Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar
içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım
kenarına yığılmıştı.Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa
kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı
kalmamıştı.Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa
diktiler.Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.Leonardo adamın yüzünde
görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu...
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden
kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.
Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
'Ben bu resmi daha önce gördüm...
"Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
'Üç yıl önce' dedi adam.. 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O
sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir
ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...'

İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...Her şey insanın yoluna ne zaman
çıktıklarına bağlıdır...

6 Mart 2009 Cuma

HAYATTAKİ ÖNEMLİ ŞEYLER


Bazen birileri hayatınıza girer ve onların orada
olmalarının, sizin bazı amaçlarınıza hizmet etmeleri, size ders
vermeleri veya kim olduğunuz ya da kim olmak istediğiniz konusunda size yardım etmeleri demek olduğunu kesinlikle bilirsiniz.

Bu kişilerin kim olabileceklerini asla bilemezsiniz -
bir oda arkadaşı, bir profesör, bir arkadaş, bir sevgili ya da
tamamen yabancı biri - ama gözleriniz onlarla kilitlendiğinde,
işte o an hayatınızı çok derin bir şekilde etkileyeceklerini
bilirsiniz.

Bazen, başınıza gelen şeyler ilk başta korkunç, acı
verici ve adaletsizce görünebilir ama sonraları aksine o engelleri
aşmadan potansiyelinizin, gücünüzün, iradenizin ve yüreğinizin
asla farkına varamayacağınızı anlarsınız.

Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp
anları ve aptallıklar, hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test
etmek için vardır. Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa
olsunlar, hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış
düz, yavan bir yol gibi olurdu. Güvenli ve rahat; ama aptalca ve tamamen anlamsız.

Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe
ettiğiniz başarı ve çöküşler, kim olduğunuzu ve kim olacağınızı
bulmanıza yardımcı olurlar. Kötü tecrübelerden bile bir şeyler
öğrenilebilir. Aslında, bazen onlar en önemlileridir.

Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi
şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin, sadece sizi sevdikleri için
değil aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl
açabileceğinizi öğrettikleri için. Eğer birileri sizi incitirse,
aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin, size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için.

Her gününüzü önemseyin. Her anın değerini bilin ve
onu bir daha asla yaşayamayacağınız için o anlardan alabileceğiniz
her şeyi alın. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun ve
onların söylediklerini dinleyin!

Aşık olmanıza izin verin, kendinizi serbest bırakın
ve görüşlerinizi yükseltin. Başınızı dik tutun; çünkü her türlü
hakka sahipsiniz. Kendinize önemli bir kişi olduğunuzu söyleyin ve
kendinize inanın; çünkü eğer siz kendinize inanmazsanız
başkalarının size inanması güç olacaktır. Hayatınızda istediğiniz
her şeyi yapabilirsiniz. Kendi hayatınızı yaratın ve daha sonra
dışarı çıkıp hiç pişmanlık duymadan yaşayın! Ve eğer birilerini
severseniz bunu onlara söyleyin; çünkü yarının neler sakladığını
asla bilemezsiniz.

Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın!
Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır. Buna değer miydi?


Sharon Zeff

Çeviren: Emine Ünal

 

www.ikyworld.com

Bu Belki Son Günündür


Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu.Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti.Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizceoturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenipduruyordu; -Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açıkmavi gömleği ütülemeni söyledim. "Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!"muş.Bu gün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içikararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun? -Tamam bey, bitti işte. Adam açık mavi göleği hışımla aldı; -Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neyeyarar. Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşinisakinleştirmeye çabaladı; -Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin. -Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım.Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara 'Hoş geldi'demeliyim. Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak çıktı, arabasınıçalıştırıp uzaklaştı. Hanımı, direksiyon başında da öfke saçan eşininhalinden endişelendi, "Bir kaza yapmasa bari..." Eşi uzaklaşınca, çocuklarının yanına gidip sarıldı, rahatlatmayaçalıştı. -Madem erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık birkahvaltı hazırlayıp getireceğim. Mutfağa geçti, zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemenneşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu,cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel koymayı da ihmaletmedi. Biraz sonra çocuklarına seslendi -Kahvaltınız hazııır! Çocuklar kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatiniçekti. Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı.Radyo'da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikteolacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren osandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri, kocasının hergün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı. Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu, her sabah yoğun birtrafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. "Geç kaldım diye acele edip acaba oda..." Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı, hemen ayağa kalktı. -Çocuklar, unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin,oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamammı? Çocukları uslu, söz dinler olduğu halde, çok kısa süreli de olsa evde yalnızbırakmak zorunda kalsa tekrar tekrar tembihte bulunurdu. Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı, cebine de bir taksi parası aldı.Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiylekabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarınıçocukları görmesin diye, açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özengösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar, giderkenkendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından dakaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi. -Eğer ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak?Kalp kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında? Kapıdan çıkarken, çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akangözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak içinhamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı. Adam, bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; "Haberleri mi dinledin?"diye sordu. Hanımı, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce sarıldı,sonra eşinin yanaklarını sildi.Hanımı zorlukla sordu; -Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün? -Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyiunuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim... O anda çocuklar da yanlarına gelmiş, babalarının yine öfkeli olabileceğinidüşünerek, annelerinin yanında durmuştu. Adam, bütün içten, samimigülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı, boyunlarına sarıldı,yanaklarından öptü. -Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken, sizleri ne kadarsevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Neyapalım, ben de geri döndüm.

 

Yazan : Ahmet Ünal ÇAM

 

www.ikyworld.com

Geleceğimizi ;Yaşam Koşullarımız değil ,Verdiğimiz Kararlar Belirler.!

Hepimizin rüyaları vardır, değil mi?
Hepimiz; ailemizde, arkadaşlarımızda ya da diğer kişilerde belirgin bir yolla şu ya da bu şekilde fark yaratabilen, özel insanlar olduğumuza inanmak isteriz Yaşamımızın herhangi bir anında, gerçekten neleri istediğimiz ve neleri hak ettiğimiz konusunda bir fikrimiz olmuştur
Bununla birlikte çoğumuz yaşamın güçlükleriyle karşılaşınca, rüyalarımızı unuturuz Özlemlerimizin geleceğimizi şekillendirmedeki gücünü unutarak, onları bir kenara bırakırız Güven ve ümidimizi kaybederiz
Yaşamda herşeyi değiştirecek gücün, içimizde uyuyor olduğunu hatırlamayız Bugünden başlayarak, bu gücü uyandırabilir ve rüyalarınızı yaşama geçirebilirsiniz

Olumlu düşünme, şüphesiz önemli bir başlangıçtır Elbette nelerin ne kadar yanlış olduğu yerine, nelerin nasıl çözümleneceği üzerinde durmalısını
Ancak tek başına olumlu düşünce, yaşamımızı değiştirmek için yeterli değildir
Nasıl düşündüğünüzü, nasıl hissettiğinizi ve yaşadığınız her gün yaptığınızı değiştirmek için, bazı stratejilere ve adım adım neler yapacağınızı gösteren planlara sahip olmanız gerekir
Yaşamınızda bazı şeyleri değiştirmek ya da geliştirmek istiyorsunuz değil mi? Değiştirmek istediğiniz şeyleri iki grupta toplayabiliriz;

ya hislerimizi (daha fazla güven duymak, korkularımızı yenmek, mutlu olmak, geçmişte olanlar için kendimizi daha iyi hissetmek gibi)

ya da eylemlerimizi (sigarayı, içkiyi, ertelemeyi bırakma gibi farklı şeyleri)
değiştirmek isteriz

Asıl sorun; herkesin bu değişiklikleri yapmak istemesine rağmen, çok az kişinin bunların nasıl yapılacağını bilmesi ve sonsuza kadar sürdürebilmesidir
Bunun için bazı temel teknikleri kullanarak, yaşamınızın kalitesini denetlemeye ve değiştirmeye başlayabilirsiniz

Şu anda bu sürecin sizin lehinize çalışması için gerekli olan tek şey, değişimin mümkün olduğuna inanmakla işe başlamaktır
Geçmiş önemli değildir Geçmişte işe yaramayan hiçbir şeyin, bugün yapacaklarınızla herhangi bir şekilde ilgisi yoktur
Şu anda yapacaklarınız, geleceğinizi şekillendirecektir Hemen şimdi kendi kendinizin dostu olmalısınız
Olanlar için kendinizi yıpratmak yerine, derhal sorunlarınızın çözümü üzerinde yoğunlaşmalısınız

YILGINLIK HİSLERİNİZİ TERSİNE ÇEVİREBİLİRSİNİZ

Yaşamda sık sık, gerçekten kontrol edemeyeceğimiz olaylar olur
Çalıştığımız şirket küçülür ve işten çıkarılabiliriz Eşimiz bizi terk edebilir Aile fertlerinden biri hasta olabilir ya da ölüme çok yaklaşabilir Bu gibi durumlarda artık yapabileceğimiz hiçbir şeyin olmadığı hissine kapılabiliriz

Belki de bir iş bulabilmek ya da sadece kendinizi daha mutlu hissedebilmek için, bildiğiniz her şeyi denemiş olabilirsiniz
Hiçbir şey işe yaramamış gibi gözükebilir Elimizden gelenin en iyisini yaparak, yeni bir yaklaşımı denediğimizde hala amacımıza ulaşamamışsak, genellikle bunları tekrar denemeyiz
Niçin? Çünkü hepimiz acıdan kaçmak isteriz! Hiç kimse başarısızlığı tekrar yaşamak istemez
Hiç kimse sadece hayal kırıklığına uğramak için, bütünüyle kendisini vermez Genellikle bu hayal kırıklığı deneyimlerinden sonra, tekrar denemekten vazgeçeriz! Böylece hiçbir şeyin işe yaramayacağına inandığımız noktaya geliriz
Halbuki yanılıyorsunuz Her şeyi yapabilirsiniz! Bugün, algılama ve eylemlerinizi değiştirerek yaşamınızdaki herhangi bir şeyi değiştirebilirsiniz

Yaşamınızı tersine çevirmede ilk adım, bir şey yapamayacağınız ya da çaresiz olduğunuza ilişkin inancınızdan kurtulmaktır
Bunu nasıl yapabilirsiniz? Genellikle insanlar geçmişte denediklerini, fakat başaramadıklarını söylemektedirler
Geçmiş geleceğiniz değildir , Dün ne yaptığınız önemli değildir, şimdi ne yaptığınız önemlidir Bugün yapacaklarınız üzerine yoğunlaşırsanız, her şey daha iyi olacaktır

Mesaj basittir Amaçlarınızın peşinde giderken, sabırla ve esneklik duygusunu kaybetmeden, yoğun ve sürekli eylemde bulunur ve çözüm yoktur duygusunu bir kenara bırakırsanız; eninde sonunda istediğinizi elde edersiniz
Derhal, küçük bile olsalar, bugün yapabileceğiniz eylemler üzerinde yoğunlaşmalısınız

KARAR VERMEK

Daha önce yaşamınızın herhangi bir kısmını değiştirebilecek güce sahip olduğunuzu söylemiştim
Peki, o nerededir? Onunla nasıl anlaşacağız? Hepimiz yeni sonuçlara ulaşmak için yeni eylemler yapmak zorunda olduğumuzu biliyoruz, fakat hepimiz eylemlerimize bir kararın babalık yaptığını anlamak zorundayız; kararın gücü, değişimin gücüdür
Tekrar belirtmeliyim ki, yaşamımızdaki olayları her zaman kontrol edemeyiz, fakat bu olaylarla ilgili olarak ne düşüneceğimizi, neye inanacağımızı, ne hissedeceğimizi ve ne yapacağımızı kontrol edebiliriz

Yaşamımızın her anında kendi kendimizi kabul etsek de, etmesek de; yeni seçimlerimizin, yeni eylemlerimizin ve yeni sonuçlarımızın nedeninin sadece bir ya da iki karara bağlı olduğunu hatırlamalıyız

SONUÇTA GELECEĞİMİZİ ; YAŞAM KOŞULLARIMIZ DEĞİL, VERDİĞİMİZ KARARLAR BELİRLER

3 Mart 2009 Salı

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNİN AMACINA ULAŞMASI İÇİN İŞSİZLİK ÖDENEĞİNE HAK KAZANMA

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNİN AMACINA ULAŞMASI İÇİN İŞSİZLİK ÖDENEĞİNE HAK KAZANMA ŞARTLARINI KOLAYLAŞTIRMAK GEREKİR

 

Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği; ekonomik krizden dolayı üretime ara veren veya kısmi çalışan iş yerlerinde işçi çıkarılmasını önlemek için getirilmiş bir düzenlemedir. İşçi çalıştıran ve ekonomik krizden etkilenen işverenler sektör ayrımı olmaksızın ve işçi sayısına bağlı kalmaksızın bu haktan yararlanabilir[1].

 

4857 sayılı İş Kanunu’nun,65.maddesinde düzenlenen “Kısa Çalışma ve Kısa çalışma Ödeneği” 26.05.2008 tarih, 26887 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5763 sayılı “İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile İş Kanunu kapsamından çıkarılmış, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenmiştir[2].

 

İşverenin kısa çalışma talebinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca uygun bulunması işçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanması için yeterli şart değildir. İşçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanması için kısa çalışmanın başladığı tarihte, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması gerekir.

 

İşsizlik ödeneği,kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalan,işten çıkma-çıkarılma tarihinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün prim ödeyen işçilere verilmektedir.

 

Son üç yıl içinde;

 

            - en az 600 gün prim ödeyen işçi 180 gün (6 ay) işsizlik ödeneği alacaktır.

          - en az 900 gün prim ödeyen işçi 240 gün (8 ay) işsizlik ödeneği alacaktır.

          - Son üç yılın tamamında 1080 gün prim ödeyen işçi 300 gün (10 ay) işsizlik ödeneği alacaktır.

 

Bu ödemelere hak kazanmak için diğer bir şart ise son üç yıl içinde son 120 gün (4 ay) kesintisiz olacaktır.

 

Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı,4857 sayılı İş Kanununun 39.maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.

 

- 01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında 16 yaşından büyük işçiler için  geçerli asgari ücret miktarı (aylık  brüt) 666 TL’dir. İşsizlik ödeneği miktarı ise en az 666 x %40 = 266,40 TL, en fazla ise 666 x %80 = 532,80 TL’dir.

 

- İşsizlik ödenek miktarı asgari ücretin %80’ini olan 532,80 TL’yi aşamayacağı için 1.332 TL (1332 x %40 = 532,80) ve yukarısı ücret alanlar içinde örneğin 2.000-3.000-4.000 TL ücret alanlar içinde miktar değişmeyecektir.

 

18.02.2009 tarihinde T.B.M.M ’de kabul edilen 5838 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile yapılan değişiklik ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

 

Geçici Madde 8- 2008 ve 2009 yıllarında kısa çalışma için yapılan başvurulara münhasır olmak üzere, ek 2.maddenin ikinci fıkrasında kısa çalışma için öngörülen azami üç aylık süre, altı ay olarak uygulanır; üçüncü fıkrasında öngörülen kısa çalışma ödeneği miktarı % 50 oranında artırılarak ödenir ve kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler, başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülmez. Bu maddenin yayımı tarihinden önce uygunluk tespiti yapılan kısa çalışma başvurularında süre, işverenin talebi halinde aynı şartlarla ve bu maddede öngörülen süreyi aşmamak kaydıyla uzatılır. Bu maddede öngörülen ödenek miktarı aynı kalmak kaydıyla, kısa çalışma süresini altı ay daha uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, bu dönemde kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler, başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür.

 

Yasal değişiklik ile 2008 ve 2009 yıllarında kısa çalışma için yapılan başvurulara münhasır olmak üzere kısa çalışma ödeneği miktarı % 50 oranında artırılmıştır. Diğer bir ifadeyle işsizlik ödeneği oranı en az %40 ‘dan %60’ a, en fazla ise %80’den %120’ye yükseltilmiştir.

 

Yasal değişiklik sonucu;

 

-01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında 16 yaşından büyük işçiler için  geçerli asgari ücret miktarı (aylık  brüt) 666 TL’dir. İşsizlik ödeneği miktarı ise en az 666 x %60 = 399,60 TL,en fazla ise 666 x %120 = 799,20 TL’dir.

 

- İşsizlik ödenek miktarı asgari ücretin %120’si olan 799,20 TL’yi aşamayacağı için 1332 (1332 x %60 = 799,20) ve yukarısı ücret alanlar içinde miktar değişmeyecektir.

 

- Kısa çalışma süresi azami üç aydan 6’aya çıkarılmıştır.

 

- Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler işsizlik ödeneği süresinden düşülmeyecektir.

 

- Kısa çalışma süresini 6 ay daha artırmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. 6 ay daha uzatılması halinde kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler işsizlik ödeneği süresinden düşülecektir.

 

İşsizlik Ödeneğine Hak Kazanma Şartlarının Değiştirilmesi (Öneri):

 

Küresel ekonomik kriz etkisini ülkemizde de göstermeye başlamış,dış talebin daralması işsiz sayısını öngörülemeyecek şekilde artırmaya başlamıştır. İhracata bağlı olarak çalışan ve doğrudan etkilenen emek yoğun sektörlerin başında gelen mermer/seramik, otomotiv ve tekstil işverenleri-işçileri zor günler geçirmektedir.

 

İşsizlik sigortası prim oranı 01.06.2000-31.12.2001 tarihleri arasında işveren payı %3, devlet payı %2, işçi payı %2 iken, 01.01.2002 tarihinden itibaren işveren %2, devlet %1, işçi %1 şeklinde uygulanmaktadır. İşsizlik sigortası primi 01.06.2000 tarihinde kesilmeye başlamış, ilk işsizlik ödeneği ise 2002 Mart ayında verilmiştir.

 

T.İş Kurumunca yayımlanan 2009 Şubat ayı işsizlik sigortası fonu aylık basın bülteninde yer alan bilgilere göre 2009 Ocak ayı sonu itibarıyla işsizlik sigortası fonunda biriken miktar 39.1 Milyar TL’dir. 2002 Mart ayından 2009 Ocak ayı sonuna kadar ödenen işsizlik ödenek miktarı ise 2 Milyar TL’nin altındadır. Diğer bir ifadeyle de ödenen miktar mevcut miktarın % 5’ine bile denk gelmemektedir. Ekonomik krizden dolayı üretime ara veren veya kısmi çalışan işverenlerin Kısa çalışma ve kısa çalışma ödenek talep başvurusu sayısı her geçen gün artmaktadır. Kısa çalışma uygunluk tespiti Ülke genelinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişlerince yapılmaktadır.

 

Uygulamada kısa çalışma yapması uygun görülen işyerlerinde işçilerin bir kısmının kısa çalışma ödeneğine hak kazanacak şartları taşımadığı diğer bir ifadeyle çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanamadıkları görülmektedir.

 

Kanaatimce Yapılması Gerekenler:

 

01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 1 yıl geçerli olmak şartıyla;

 

1- İşsizlik ödeneğine hak kazanmada son üç yıl şartı son iki yıla düşürülmelidir.

 

2- İşsizlik ödeneğine hak kazanmada prim gün sayısı düşürülmeli,prim ödeme süresi artırılmalıdır. Örneğin; son iki yıl içinde en az 720 gün prim ödeyen işçiye 360 gün (12 ay), 600 gün prim ödeyen işçiye 300 gün (10 ay), 480 gün prim ödeyen işçiye 240 gün (8 ay) işsizlik ödeneği verilmelidir.

 

3- İşsizlik ödenek miktarı artırılmalıdır. Örneğin; 8 ay işsizlik ödeneğine hak kazanan işçiye en az yasal asgari ücret (16 yaşından büyükler için geçerli) miktarı (666.-TL), 10 ay işsizlik ödeneğine hak kazanan işçiye asgari ücretin 1,25 katı (832,50.-TL) ve 12 ay işsizlik ödeneğine hak kazanan işçiye asgari ücretin 1,5 katı (999.-TL) işsizlik ödeneği verilmelidir.

 

4- İşsizlik ödeneğine hak kazanmada son 120 gün kesintisiz şartı tamamen kaldırılmalı veya kesintisiz ibaresi kaldırılarak bu süre 60 güne düşürülmelidir.

 

5- Kısa çalışma kapsamında özellikle yurt dışı siparişe bağlı çalışan mermer/seramik,otomotiv ile tekstil sektörü için düzenlemeler getirilmelidir. Örneğin; en az dört hafta şartı esnetilmeli, işyerleri sipariş geldiği süre içinde çalışabilmelidir.

 

6- T.İş Kurumu kısa çalışma kapsamında internet sayfasını devamlı güncelleyerek işveren ve işçilere yardımcı olmalıdır.

 

7- T.İş Kurumunca, kısa çalışma kapsamında işverenlik beyan ve belgeleri esas alınarak işçilerin kısa çalışma ödeneklerini en kısa süre içinde almaları sağlanmalıdır.Örneğin uygunluk tespiti başlangıç aşaması yerine bitiş aşamasında da yapılabilir.Başlangıç aşamasındaki tespit fiili duruma yöneliktir.İleriye dönük yapılacak inceleme tespitten çok tahmin olacağı için sonuç aşamasında denetim yerinde olacaktır.Bu durumda süreç hızlanacaktır.

 

Sonuç:

 

Küresel ekonomik kriz ile birlikte temelde yapısal bir işsizlik sorunu olan ülkemizde işsiz sayısı öngörülemeyecek şekilde artmaktadır. Günümüzde istihdam sorunu, tüm ülkelerde en önemli sorunlardan biri olmaya devam etmektedir. Bir ülkede üretimde bulunamayanların sayısındaki artış, sadece çalışanların üzerindeki yükü artırmakla kalmamakta, aynı zamanda pek çok ekonomik ve sosyal sorunu da beraberinde getirmektedir. 

 

İşsizliği toplum ve birey açısından olmak üzere iki biçimde tanımlamak mümkündür. Toplum açısından işsizlik, üretken kaynakların kullanılmaması anlamını taşır. Birey açısından ise, çalışma istek ve yeteneği bulunmasına ve çalışmaya hazır durumda olmasına rağmen, kişinin çalışma imkânı bulamamasıdır. Bunun sonucu ise, işten doğan gelirin kesilmiş olmasıdır. 

 

İşsizlik sigortası, bir iş ya da iş yerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına karşın tamamen kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanlara işsiz kalmaları nedeni ile uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önlemek amacı ile belli süre ve ölçüde ödemeyi kapsayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, Devlet tarafından kurulmuş, zorunlu bir sigorta koludur. İşsizlik sigortası sosyal devlet ilkesinin de bir gereğidir. 

 

2009 Ocak ayı sonu itibarıyla işsizlik sigortası fonunda biriken miktar 39.1 Milyar TL olmasına rağmen 2002 Mart -2009 Ocak ayı sonuna kadar ödenen işsizlik ödenek miktarı ise 2 Milyar TL’nin altındadır. İşsizlere ödenen bu rakam içinde bulunduğumuz süreç içinde oransal olarak kanaatimce çok düşüktür ve artırılmalıdır.

 

02 Mart 2008

 

Cumhur Sinan Özdemir

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İş Müfettişi -Ankara

 

 



[2]Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneğine ilişkin uygulama Yönetmeliği 13.01.2009 tarih,27109 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

İŞÇİ ÇIKIŞLARI İŞ-KUR VE ÇSGB' YE BİLDİRİLMEYECEK

 

İŞÇİ ÇIKIŞLARI  İŞ-KUR VE  ÇSGB’ YE BİLDİRİLMEYECEK, İŞYERİ VE İŞÇİLER  DE ÇSGB’ YE BİLDİRİLMEYECEK, SADECE SGK’ YA BİLDİRİM YETERLİ OLACAK

I.İSTİHDAM ÜZERİNDEKİ FORMALİTELER AZALIYOR

Ülkemizde istihdam üzerindeki en büyük engellerden biri de formalitelerin fazlalığıdır. 1990’lı yılların sonlarından itibaren şirket kuruluşu için gerekli belge sayısı azaltılmış, e-bildirge   uygulamasına geçiş hızlandırılmış ve daha bir çok formalite ortadan kaldırılmıştır. Buna rağmen istihdam üzerindeki formalitelerin çokluğu yerli ve yabancı yatırımcıyı özelikle emek ve zaman kaybı açısından düşündürmektedir.

 

2004 yılında benimle birlikte Doç. Dr Oğuz KARADENİZ, Dr Cem TOKER, O.Nejat GÜNERİ ve Mürsel ÇUKUR tarafından hazırlanan “Türkiye’de İşsizliğin Önlenmesi Ve İstihdamın Artırılması” konulu  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan komisyonda sunduğumuz   raporumuzda bu duruma işaret etmiştik.

 

Dünyada yaşanmakta olan Küresel krizinde etkisiyle istihdam üzerindeki yükümlülüklerin azaltılması bağlamında  henüz Resmi Gazete’de yayımlanmamakla birlikte 18.02.2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen 5838 sayılı Kanun’la istihdam üzerindeki gereksiz bazı formalitelerin azaltılması öngörülmektedir.

 

II.İŞÇİLERİN SADECE SGK’YA BİLDİRİLMESİ YETERLİ OLACAK

 

A.İŞE GİREN İŞÇİLERİN BİLDİRİLMESİ

 

Halen mevcut uygulamada işe alınan işçilerin 5510 S.Kanun gereğince hem SGK’ya sigortalı işe giriş bildirgesi ile hem de 2821 sayılı Sendikalar Kanunu gereğince   EK-1 işçi bildirim belgesi ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanlığı’na bildirilmektedir.

 

01.08.2009 tarihinde yürürlüğe girecek 5838 sayılı Kanun hükümleri ile birlikte SGK’ya işçilerin sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olacak, ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanlığı’na EK-1 işçi bildirim belgesi verilmesine gerek olmayacaktır.

 

B.İŞÇİLERİN İŞTEN ÇIKIŞLARININ BİLDİRİLMESİ

 

Mevcut uygulamada  İşten ayrılan ya da işverence işlerine son verilen işçilerin;

 

1) 2821 sayılı Sendikalar Kanunu gereğince   EK-2 işçi bildirim belgesi ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanlığı’na,

 

2)5510 S.Kanun gereğince SGK’ya ve

 

3)4447 s.Kanun gereğince Türkiye İş Kurumu’na,

 

Bildirilmesi gerekmektedir.

 

01.08.2009 tarihinde yürürlüğe girecek 5838 sayılı Kanun hükümleri ile birlikte SGK’ya işçilerin “işten ayrılma bildirgesinin” verilmiş olması yeterli olacak, ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanlığı’na EK-2 işçi bildirim belgesi  ile Türkiye İş Kurumu’na işten ayrılma bildirgesi  verilmesine gerek olmayacaktır.

 

III.İŞYERİNİN DE SADECE SGK’YA BİLDİRİLMESİ YETERLİ OLACAK

 

İşçi bildirimlerinde olduğu gibi işyerleri de halen hem SGK’ya hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanlığı’na  (ilgili Bölge Müdürlüğüne) bildirilmektedir. Söz konusu Kanunla  işyerinin sadece Sosyal Güvenlik Kurumu’na işyeri bildirgesi ile bildirilmesi yeterli olacak olup, 01.08.2009 tarihinden sonra ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik  Bakanlığı’na (ilgili Bölge Müdürlüğüne)  işyerinin bildirimine gerek olmayacaktır.

 

IV.SONUÇ

 

İstihdam üzerindeki formalitelerin azaltılması açısından 01.08.2009 tarihi önemli milad olacaktır. Keza bu tarih itibarıyla işverenler tarafından işe alınan ve işten çıkarılan çalışanlara ait, “işe giriş bildirgeleri” ile “işten çıkış bildirgeleri”, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca Sendikalar Kanunu, İŞKUR tarafından İşsizlik Sigortası Kanunu gereğince ve Sosyal Güvenlik Kurumunca sosyal güvenlik işlemleri için farklı formatlarda ayrı ayrı alınmakta iken, çalışanların işe giriş ve işten çıkış bildirimlerinin aynı Bakanlığa bağlı birimlerce ayrı ayrı alınmasının işverenler nezdinde oluşturduğu bürokratik yük, emek ve zaman kaybı  dikkate alınarak, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmış olan sözkonusu bildirimlerin oluşturulan elektronik ortamda ilgili diğer birimlere aktarılmasının sağlanması ve Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan  bildirimlerin  diğer birimlere de yapılmış sayılması öngörülmektedir.

 

Dileğim, bundan sonraki süreçte halen her ay SGK’ya verilmekte olan “Aylık Prim ve Hizmet Belgesi” ile “Muhtasar Beyanname”nin de tek belgeye dönüştürülerek halen yaşamakta olduğumuz küresel iktisadi kriz sürecinde işverenleri ve çalışanları daha da rahatlatmaktır.

 

02 Mart 2009

 

İsa KARAKAŞ

Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlık Başmüfettişi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Uzmanı

 

1 Mart 2009 Pazar

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

28 Şubat 2009 Tarihli Resmi Gazete   Sayı: 27155 (Mükerrer)

 

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Kanun No. 5838

Kabul Tarihi: 18/2/2009

 

MADDE 1 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

           

“GEÇİCİ MADDE 8 – 2008 ve 2009 yıllarında kısa çalışma için yapılan başvurulara münhasır olmak üzere, ek 2 nci maddenin ikinci fıkrasında kısa çalışma için öngörülen azami üç aylık süre, altı ay olarak uygulanır; üçüncü fıkrasında öngörülen kısa çalışma ödeneği miktarı % 50 oranında artırılarak ödenir ve kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler, başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülmez. Bu maddenin yayımı tarihinden önce uygunluk tespiti yapılan kısa çalışma başvurularında süre, işverenin talebi halinde aynı şartlarla ve bu maddede öngörülen süreyi aşmamak kaydıyla uzatılır.

           

Bu maddede öngörülen ödenek miktarı aynı kalmak kaydıyla, kısa çalışma süresini altı ay daha uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, bu dönemde kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler, başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür.”

            MADDE 2 – 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 97 nci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

            “Sağlık hizmeti sunucuları, sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve eki belgeleri izleyen ayın onbeşine kadar Kuruma teslim ederler. Fatura teslim tarihi; süresi içinde teslim edilen faturalar için teslim edildiği ayın onbeşinci günü, süresi içinde teslim edilmeyen faturalar için ise teslim edildiği ayı takip eden ayın onbeşinci günü olarak kabul edilir. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren, altmış gün içinde, sağlık hizmet sunucularına avans olarak ödenir.  Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35 inci maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır.”

            MADDE 3 – 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 100 üncü maddesinin dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

            “Üçüncü fıkra hükümleri çerçevesinde yetkilendirilen kamu idaresi, yetkilendirildiği hususlarla sınırlı olarak kendi mevzuatında yer alan yetkileri kullanabilir.”

            MADDE 4 – 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, ikinci fıkrasında yer alan “(a) ve (b) bentlerinde” ibaresi “(b) bendinde” olarak değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasında geçen “8 inci,” ibaresinden sonra gelmek üzere “9 uncu,” ibaresi eklenmiştir.

            “j) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya sona ermesine ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır.”

            MADDE 5 – 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

            “Kuruma yapılan bazı bildirimlerin yeterli sayılması

            EK MADDE 1 – İşverenler tarafından 8 inci, 9 uncu ve 11 inci maddelere göre Kuruma yapılan sigortalı ve işyerlerine ilişkin bildirimler; 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 62 nci maddesi, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48 inci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanununun 3 üncü maddesi hükümleri uyarınca Bakanlık ile ilgili bölge müdürlüklerine ve Türkiye İş Kurumuna yapılması gereken bildirimlerin yerine geçer.

            Ticaret sicili memurluklarınca işyeri tesciline ilişkin Kuruma yapılan bildirimlerin dışında, ayrıca Bakanlık ilgili bölge müdürlüğüne bildirimde bulunulmaz.

            Geçici 20 nci maddede belirtilen sandıklar, Kuruma devir tarihine kadar iştirakçilerinin sandıkla ilgilerinin başlama ve sona ermesine ilişkin bildirimlerini en geç on gün içinde Kuruma yaparlar.

            Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

            MADDE 6 – 5/5/1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bakanlık; yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde, kendisine gönderilen üyelik ve istifa bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimlerini esas alır.”

            MADDE 7 – 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi çerçevesinde özürlülerin ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işlerini kurmaları, özürlülerin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojilerine ilişkin projeler ile benzeri projelerde bu oran aranmaz.”

            MADDE 8 – 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; 119 uncu maddesine aşağıdaki fıkra, geçici 74 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “Maliye Bakanlığı, 94 üncü maddeye göre tevkifat yapacaklardan on ve daha az hizmet erbabı çalıştıranlar ile hizmet erbabı çalıştırmayanlara ilişkin olarak beyanname verme süresinden itibaren üç ayı geçmeyecek şekilde, ödeme zamanı belirlemeye yetkilidir.”

            “GEÇİCİ MADDE 75 – 31/12/2013 tarihine kadar, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen Ar-Ge ve destek personelinin, bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisinin; doktoralı olanlar için yüzde 90’ı, diğerleri için yüzde 80’i verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilir. Bu süre içerisinde, anılan maddenin bu maddeye aykırı olan hükmü uygulanmaz.”

            MADDE 9 – 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 32/A maddesi eklenmiştir.

            “İndirimli kurumlar vergisi

            MADDE 32/A – (1) Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, taahhüt işleri, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Kanun ile 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan yatırımlar ile rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar hariç olmak üzere, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen ve Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulur.

            (2) Bu maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder. Bakanlar Kurulu;

            a) İstatistikî bölge birimleri sınıflandırması ile kişi başına düşen milli gelir ve sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerini dikkate almak suretiyle illeri gruplandırmaya ve gruplar itibarıyla teşvik edilecek sektörleri ve bunlara ilişkin yatırım ve istihdam büyüklüklerini belirlemeye,

            b) Her bir il grubu için yatırıma katkı oranını % 25’i, yatırım tutarı 50 milyon Türk Lirasını aşan büyük ölçekli yatırımlarda ise % 45’i geçmemek üzere belirlemeye, kurumlar vergisi oranını % 90’a kadar indirimli uygulatmaya,

            c) Yatırım harcamaları içindeki arsa, bina, kullanılmış makine, yedek parça, yazılım, patent, lisans ve know-how bedeli gibi harcamaların oranlarını ayrı ayrı veya topluca sınırlandırmaya,

            yetkilidir.

            (3) İkinci fıkraya göre yatırıma katkı ve vergi oranı farklı illerde aynı mükellef tarafından yapılan yatırımlarda, toplam yatırımın her bir ile isabet eden oranına göre ilgili ilin yatırıma katkı oranı ve indirimli vergi oranı uygulanır.

            (4) Tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oran bu kazanca uygulanır. Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirlenir. Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır. İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanır.

            (5) Hesap dönemi itibarıyla ikinci fıkrada belirtilen şartların sağlanamadığının tespit edilmesi halinde, söz konusu vergilendirme döneminde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

            (6) Yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde, devralan kurum, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla indirimli vergi oranından yararlanır.

            (7) Yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde indirimli vergi oranından devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise devralan, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla yatırıma katkı tutarının kalan kısmı için yararlanır.

            (8) Bu madde gelir vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır.

            (9) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

            MADDE 10 – 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen fonlardan, katılımcıları ya da kurucuları tam mükellef gerçek kişi veya kurum olmayanların portföylerini yöneten ve Sermaye Piyasası Kurulunun izniyle kurulan portföy yönetim şirketleri, geçici 1 inci maddenin üçüncü fıkrasının uygulanması yönünden bu fonların iş merkezi olarak değerlendirilmez, daimi temsilcileri sayılır.

            GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Münhasıran tekstil, konfeksiyon ve hazır giyim, deri ve deri mamulleri sektörlerinde faaliyette bulunanlardan üretim tesislerini Bakanlar Kurulunca belirlenen illere 31/12/2010 tarihine kadar nakleden ve asgari 50 kişilik istihdam sağlayan mükelleflerin, bu illerdeki işletmelerinden sağladıkları kazançlar için nakil tarihini izleyen hesap döneminden itibaren beş yıl süreyle kurumlar vergisi oranını % 75'i geçmemek üzere indirimli uygulatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu madde hükmünden gelir vergisi mükellefleri de yararlanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

            MADDE 11 – 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

            “1. Bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır:

            a) Teslim yurt dışındaki bir müşteriye veya bir serbest bölgedeki alıcıya ya da yetkili gümrük        antreposu işleticisine yapılmalı veya mallar yetkili gümrük antreposu işleticisine tevdi edilmelidir.

            b) Teslim konusu mal Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye veya bir serbest bölgeye vasıl olmalı ya da yetkili gümrük antreposuna konulmalıdır. Teslim konusu malın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket eden yurt içindeki firmalar veya bizzat alıcı tarafından işlenmesi veya herhangi bir şekilde değerlendirilmesi durumu değiştirmez.

            Yetkili gümrük antrepoları ile buralarda düzenlenmesi zorunlu belgeleri belirlemeye, konulacak malın cinsi ve miktarı ile bunların antrepoda bekleme sürelerine ilişkin olarak sınırlama getirmeye, Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir.

            Yetkili gümrük antrepolarının işleyişine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca belirlenen esaslara uyulmaması halinde ziyaa uğratılan vergi, buna ilişkin olarak kesilecek ceza ve hesaplanacak gecikme faizinin ödenmesinden katma değer vergisi iadesi alanla birlikte antrepo işleticisi de müteselsilen sorumludur.”

            MADDE 12 – 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasının sonunda yer alan “Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi nakden iade edilir. Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisinin iade hakkını kaldırmaya; Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” ibaresi “Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir. Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibarıyla, iade hakkını kısmen veya  tamamen ya da  amortismana tabi iktisadi kıymetler dolayısıyla yüklenilen katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere kaldırmaya; Maliye Bakanlığı, bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiştir.

            MADDE 13 – 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun eki (I) sayılı Listenin (B) cetvelinde yer alan bazı mallara ilişkin özel tüketim vergisi, bu Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde karşılarında gösterildiği tutarlarda tespit edilmiş, aynı (I) sayılı Listenin (B) cetveline, bu Kanuna ekli (2) sayılı cetvelde yer alan G.T.İ.P. numaralı mallar, vergi tutarları ile birlikte eklenmiştir.

            MADDE 14 – 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş ve maddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

            “c) Kablolu,  kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmeti % 5,

            d) (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına girmeyen diğer telekomünikasyon hizmetleri %15,”

            “Birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan hizmetlerin birlikte veya birbiriyle bağlantılı olarak verilmesi halinde, her hizmet tabi olduğu oran üzerinden vergilendirilir. Bakanlar Kurulu, % 25 ve % 15 oranlarını ayrı ayrı veya birlikte % 5’e, % 5 oranını ise sıfıra kadar indirmeye ve bu oranları kanuni oranlarına kadar artırmaya yetkilidir.”

            MADDE 15 – 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablonun “IV- Makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki bent eklenmiştir.

          “f) Elektronik ortamda birlikte verilen muhtasar

          beyanname ve sigorta prim bildirgesinden

          sadece muhtasar beyanname için                                             20 TL”

            MADDE 16 – 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

            “Kat irtifaklı gayrimenkul devir ve iktisaplarında harç, devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanır.”

            MADDE 17 – 492 sayılı Harçlar Kanununun (4) sayılı tarifesinin “I-Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün 12 numaralı fıkrası, 13 numaralı fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile 20 numaralı fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

          “12. Satış vaadi sözleşmeleri ile irtifak hakkı tesisi vaadi sözleşmelerinin tapu siciline şerhinde, sözleşmede yazılı bedel üzerinden (Bu bedel, sözleşmeye konu gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az, emlak vergisi değerinin iki katından çok olamaz) bedelsiz olanlarında emlak vergisi değeri üzerinden          (Binde 5,4)”

          “a) Arsa ve arazi üzerine inşa olunacak bina vesair

          tesislerin tescilinde (Her bir bağımsız bölüm vesair tesis için)        100 TL

          Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Maliye

          Bakanlığınca tespit ve ilan edilmiş bulunan sosyal mesken,

          işçi evleri ve bunlardan daha düşük nitelikteki meskenlerin

          tescilinde (Her bir bağımsız bölüm için)                                         50 TL

            Tapu siciline tescil yapılmaması halinde de bu harcın tahsili aynı esaslar dahilinde yürütülür.”

            “c) (a) fıkrası dışında kalan her nevi cins ve kayıt tashihinde (her bir işlem için) 50 TL”

            “e) Gayrimenkul üzerine irtifak hakkı tesis ve devrinde

            (634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre yapılan kat

            irtifakları hariç olmak üzere) tesis ve devir için ödenen

            bedel (Bu bedel, üzerinde hak tesis edilen gayrimenkulün

            emlak vergisi değerinin iki katından çok olamaz) üzerinden

          devir alan için                                                                    (Binde 15)”

            MADDE 18 – 19/3/1985  tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 2 – 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”

            MADDE 19 –  2/7/1992 tarihli ve 3835 sayılı Ahıska Türklerinin Türkiye’ye Kabulü ve İskanına Dair Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 1 – 1/1/2009 tarihinden önce ikamet tezkeresi almak suretiyle Türkiye'de ikamet eden Ahıska Türklerine bu maddenin yürürlüğünden itibaren 3 ay içinde müracaat etmeleri halinde; milli güvenlik açısından sakıncası olmamak şartıyla, 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve diğer ilgili mevzuatta öngörülen şartlar aranmaksızın, başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde Türk vatandaşlığına alınarak çifte vatandaşlık statüsü sağlanır. Çifte vatandaşlık statüsü sağlananlar, Bakanlar Kurulunca belirlenen yerlerde iskân edilirler.”

            MADDE 20 – 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (k) bendi (l) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.

            “k) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındaki kamu idarelerine verilmesi gereken her türlü beyanname, bildirge ve benzeri belgeleri, bu idarelerin mevzuatı gereğince elektronik ortamda bunlar adına almak.”

            MADDE 21 – 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

            “Gelir İdaresi grup müdürü, vergi dairesi müdürü, müdür, vergi dairesi müdür yardımcısı ve müdür yardımcısı kadrolarına atanacakların, yapılacak yazılı ve sözlü sınavlardan ayrı ayrı yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan almaları şarttır. Şu kadar ki, Devlet gelir uzmanlığına atandıktan sonra bu unvanda en az beş yıl hizmeti bulunanlar sınava tabi tutulmadan müdür olarak atanabilirler. Bu sınavlara katılacak personelin belirlenmesi ile sınavlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

            Vergi dairesi müdürleri, müdürler ve bunların yardımcıları ile vergi denetmenleri yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olup, buna ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”

            MADDE 22 – 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun geçici 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

            “1/1/2005 tarihinden önce kesinleşen imar planlarında küçük sanayi sitesi olarak ayrılan veya aynı tarihten önce, Bakanlık tarafından onaylanan ve yatırım programına alınan OSB’lerin bulunduğu alanlardaki mera vasıflı taşınmazlar hakkında; ilgili kamu idarelerince daha önce yapılan kamulaştırma ve diğer işlemler, tezyidi bedel dahil kamulaştırma, faiz ve diğer bedellerin ödenmesi kaydıyla geçerli kabul edilir, bu işlemlere dayanılarak ilgili gerçek ve tüzel kişiler adına tapuda yapılan tesciller korunur, mülkiyete yönelik Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda bu taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına ve özel sicile yazılmasına dair verilen ve kesinleşen mahkeme kararları uygulanmaz ve bu kararlar uyarınca tapu kütüklerine konulan şerhler terkin edilir.”

            MADDE 23 – 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

            “EK MADDE 3 – 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesi kapsamındaki yatırımlarla ilgili olarak talep edilen taşınmazın bulunduğu ilçenin mülki sınırları içindeki organize sanayi veya endüstri bölgelerinde bu yatırımlar için tahsis edilebilecek boş parsel bulunmaması, gerçekleştirilecek yatırımın toplam tutarının, talep edilen taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek rayiç değerinin tarım ve hayvancılık yatırımları için bir, turizm yatırımları için iki, diğer yatırımlar için üç katından az olmaması kaydıyla; Hazineye, özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi veya arsaların üzerinde kırkdokuz yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli irtifak hakkı tesis edilebilir. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa tabi alanlar hariç olmak üzere, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması nedeniyle irtifak hakkı tesis edilemeyen taşınmazlar üzerinde ise aynı şartlarla kırkdokuz yıl süreli kullanma izni verilebilir.

            Yatırımcılar lehine tesis edilecek irtifak hakkı veya kullanma izinlerinde ilk yıl bedeli, yatırım konusu taşınmazın emlak vergi değerinin yüzde üçüdür.

            İrtifak hakkı veya kullanma izni verilenlerden ayrıca hasılat payı alınmaz.

            İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlar üzerindeki kamuya ait ve ihtiyaç dışı bina ve müştemilat ile üzerinde henüz faaliyete geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsalar da bu kapsamda değerlendirilir.

            İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlardan imar planı bulunmayanların planları ile uygulama projeleri, bedelsiz olarak verilen ön izin süresi içinde yapılır. Ön izin süresi iki yılı geçemez.

            İstihdam edilecek işçi sayısına, yatırım konusu işletmenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren beş yıl süreyle uyulması zorunludur.

            Yatırımcının bu madde kapsamında belirlenen şartlara uymadığının veya mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın tamamlanmadığının tespiti halinde, herhangi bir yargı kararı aranmaksızın irtifak hakkı veya kullanma izni iptal edilir. Bu durumda taşınmaz üzerindeki tüm yapı ve tesisler sağlam ve işler durumda tazminat veya bedel ödenmeksizin taşınmaz maliki idareye intikal eder ve bundan dolayı hak lehtarı veya üçüncü kişilerce herhangi bir hak ve talepte bulunulamaz. Ancak, öngörülen sürede yatırımın en az yüzde ellisinin gerçekleştirilmesine rağmen yatırımın tamamlanmaması veya öngörülen istihdam sayısına yüzde onu aşan oranda uyulmaması halinde ise irtifak hakkı veya kullanma izni bedelleri için sağlanan indirimler iptal edilir ve iptal tarihinden itibaren ayrıca hasılat payı alınır.

            İrtifak hakkı veya kullanma izni süresinin sonunda makine, teçhizat ve demirbaşlar hariç diğer yapı ve tesisler taşınmaz maliki idareye intikal eder, yatırımcının talep etmesi halinde ise genel hükümlere göre doğrudan irtifak hakkı tesis edilir veya kullanma izni verilir.

            Hazineye ait taşınmazlar; tarım ve hayvancılık yatırımları hariç olmak üzere,  birinci fıkra kapsamında en az ellimilyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası tutarında, en az yüz kişiye istihdam sağlayacak şekilde ve taşınmazın rayiç değerinin en az üç katı tutarında yatırım yapacaklara, 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinde yer alan harca esas değer üzerinden doğrudan satılabilir. Bu yerlerin amacı dışında kullanılmayacağına dair tapu kütüğüne şerh konulur.

            Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve ikinci fıkrada belirtilen bedeli Bakanlar Kurulunca belirlenecek bölgeler itibarıyla farklılaştırmaya ve sıfıra kadar indirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

            MADDE 24 – 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 11 – 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca sit alanı ilan edilmesi nedeniyle kesin inşaat yasağı getirilen alanlarda kalan taşınmazlar için bu maddenin yayımı tarihinden önce düzenlenmiş olup 31/12/2011 tarihine kadar kullanılmayan veya kısmen kullanılan belgeler iptal edilir ve yenisi düzenlenmez.”

            MADDE 25 – 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 19 – Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün 2009 yılı finansman açığının karşılanmasını teminen Hazineden olan görev zararı alacaklarına ve ödenmemiş sermayesine mahsuben Müsteşarlıkça Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğüne Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senedi ihraç edilebilir. Bu kapsamda ihraç edilecek Özel Tertip Devlet İç Borçlanma senetleri için, Müsteşarlık Bütçesinin ilgili tertiplerine 1 milyar Türk Lirasına kadar ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir.”

            MADDE 26 – 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun 4 üncü maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

            “Bu maddenin (d) bendinde yer alan gelirler hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz. Bu gelirler tahsilatın yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar vergi daireleri ve muhasebe birimleri tarafından Maliye Bakanlığınca belirlenen esaslara göre,  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki Fon hesabına aktarılır.”

            MADDE 27 – 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

            “Ekonomi Koordinasyon Kurulu:

            EK MADDE 9 – Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Başbakanın belirleyeceği bakanlardan oluşur. Kurul üyesi Başbakan Yardımcısı, Kurula başkanlık eder.

            Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantılarına konuyla ilgili bakanlar ve kamu görevlileri ile özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin temsilcileri davet edilebilir.

            Ekonomi Koordinasyon Kurulunun görevleri şunlardır:

            a) Ekonomik istikrarla ilgili gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek.

            b) Para, kredi, finans, maliye, borçlanma, gelirler ve diğer ekonomi politikaları ile plan ve programların tespitinde, uygulanmasında ve güncelleştirilmesinde koordinasyonu sağlamak.

            c) Küresel ve ulusal ekonomi ile ilgili gelişmeleri izlemek, değerlendirmek, gerektiğinde araştırmalar yapmak veya yaptırmak.

            ç) Ekonomik güvenlik ve ekonomik savunmaya ilişkin ilke ve esasların tespitinde, uygulanmasında ve güncelleştirilmesinde koordinasyonu sağlamak.

            d) Gerektiğinde, gelir azaltıcı veya harcama artırıcı önerileri değerlendirmek, uygun görülenler hakkında etki analizlerini yapmak veya yaptırmak.

            e) Devlet yardımları politikalarının tespitinde, uygulanmasında ve güncelleştirilmesinde koordinasyonu sağlamak.

            f) Kurul kararlarının uygulama süreçlerini izlemek, değerlendirmek; sonuçları ilgili bakanlık, kamu kurum ve kuruluşlarına bildirmek ve Başbakana sunmak.

            Ekonomi Koordinasyon Kurulunun çalışma usul ve esasları, Kurulda temsil edilecek kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşları ile sekreterya hizmetlerine ilişkin hususlar yönetmelikle belirlenir.

            Kurul, görev alanına giren konularla ilgili her türlü bilgi ve veriyi, bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşlarından isteme yetkisine sahiptir.”

            MADDE 28 – 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 65 inci maddesi, başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

            “Baro keseneği:

            MADDE 65 – Baro keseneğinin yıllık miktarı, genel kurulca belirlenir ve her yılın ocak ve temmuz aylarında iki eşit taksitte ödenir. Vadesinde ödenmeyen keseneğe T.C. Merkez Bankası reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranında yıllık temerrüt faizi uygulanır.

            Avukatlık Kanununun 72 ve 73 üncü madde hükümleri saklıdır.”

            MADDE 29 – 1136 sayılı Avukatlık Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 22 – Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş baro keseneği borcunun tamamının, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde ödenmesi halinde, işlemiş faiz borcu silinir. Baro keseneğinin ödenmemesine bağlı olarak yürütülen levhadan ve sicilden silme işlemleri, altı ay süreyle durdurulur.”

            MADDE 30 – 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 3 – Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bedelsiz irtifak hakkı tesis edilmek veya kullanma izni verilmek amacıyla ilana çıkılmış ancak, işlemleri tamamlanmamış taşınmazlar hakkında, mülga 5 inci madde hükümleri uygulanır. Mülga 5 inci madde kapsamında bedelsiz irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen taşınmazlar hakkında söz konusu hükümlerin uygulanmasına devam edilir.”

            MADDE 31 – 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

            “GEÇİCİ MADDE 16 – Üyelerin oda ve borsalara, oda ve borsaların da Birliğe ödenmiş aidat borçlarına ait gecikme zamlarının tamamı ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde üyelerin oda ve borsalara, oda ve borsaların Birliğe olan aidat borçlarının tamamının ödenmesi halinde, bu borçlara ait gecikme zamları silinir.”

            MADDE 32 – (1) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “bu maddenin yürürlük tarihinden önceki altı aylık dönemde” ibaresi “bu maddenin yürürlük tarihinden önceki altı aya veya 2008 yılı Aralık ve 2009 yılı Ocak aylarına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen” şeklinde ve “bir yıl” ibaresi “iki yıl” olarak değiştirilmiştir.

            (2) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun:

            a) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine “meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, 82 nci maddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayanlar” ibaresi eklenmiştir.

            b) 93 üncü maddesinin birinci fıkrasına, “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” ibaresi eklenmiştir.

            c) Geçici 14 üncü maddesine “2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez ve bunlar hakkında da bu maddenin sosyal güvenlik destek primi alınmasına ilişkin hükümleri uygulanır.” fıkrası eklenmiştir.

            (3) 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına “merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “sosyal güvenlik kurumları,” ibaresi eklenmiştir.

            (4) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine “Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yükümlülüklerini yerine getirmek” ibaresi eklenmiştir.

            (5) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 99 uncu maddesinde yer alan “Muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye” ibaresi “Muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve ekleri ile üçer aylık verilen beyannamelerin dönemini aylık olarak belirlemeye” şeklinde değiştirilmiştir.

            (6) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü.” ibaresi “Şans oyunları lisans veya işletim hakkının hasılatın belli oranında hesaplanan pay karşılığında verilmesi halinde bu hakkı devralan kurumlar hariç olmak üzere, 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan ilgili kurum ve kuruluşlar.” şeklinde değiştirilmiştir.

            (7) 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 17 nci maddesinde yer alan “31/12/2008” ibaresi “31/12/2010” olarak değiştirilmiştir. 

            (8) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (t) bendinde yer alan “Emeklilik yatırım fonlarının,” ibaresi “Emeklilik yatırım fonlarının, menkul kıymet yatırım fonlarının ve menkul kıymet yatırım ortaklıklarının,” şeklinde değiştirilmiştir.

            (9) 492 sayılı Harçlar Kanununun mükerrer 138 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “maktu harçları yarısına kadar, nispi harçları ise bu fıkra ile artırılmadan önceki seviyelerine indirmeye,” ibaresi “maktu harçları yarısına, nispi harçları ise Kanunla belirlenen oranların onda birine kadar indirmeye,” şeklinde değiştirilmiştir.

            (10) 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun;

            a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “hesaplanan ödenecek ikramiyeler” ibaresi “hesaplanan ve süresi içinde iştirakçilere ödenen ikramiyeler” şeklinde değiştirilmiştir.

            b) 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “talebi ve” ibaresi “talebi veya” olarak değiştirilmiştir.

            c) 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “saymanlığına” ibaresi “muhasebe birimi hesabına” şeklinde değiştirilmiştir.

            (11) 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun;

            a) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “anlaşılan 5.000.000 liraya kadar (5.000.000 lira dahil)” ibaresi “anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar” şeklinde, “Bakanlar Kurulu, bu miktarı on katına” ibaresi “Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına” şeklinde değiştirilmiştir.

            b) 107 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “tahsile yönelik bilgilerin verilmesi sırrın ifşaı sayılmaz.” ibaresi “tahsile yönelik bilgilerin ve 22/A maddesine göre borcun olmadığına dair belgeyi arama zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlara, ödeme ve işleme taraf olanlara ilişkin borç bilgilerinin verilmesi sırrın ifşaı sayılmaz; bu kurum ve kuruluşlarda vazifeli bulunan kimseler edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılırlar.” şeklinde değiştirilmiştir.

            (12) 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun;

            a) 18 inci maddesinin (c) bendindeki “Başkanlığı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Başkanlığın görev alanı ile ilgili işlemlerden dolayı Bakanlık husumetiyle açılan idarî davalarla sınırlı olmak üzere Bakanlığı” ibaresi eklenmiştir.

            b) 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “bu işlemler ile diğer işlemlerinden dolayı idarî yargı mercileri nezdinde yaratılan ihtilaflarla ilgili olarak bu merciler nezdinde talep ve savunmalarda bulunmak” ibaresi “bu işlemler ile personel atama, disiplin, terfi, sicil, harcırah ve benzeri özlük işlemlerinden dolayı idarî yargı mercileri nezdinde yaratılan ihtilaflarla ilgili olarak bu merciler nezdinde talep ve savunmalarda bulunmak” şeklinde değiştirilmiştir.

            c) 29 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine atanırlar.” cümlesi “Yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanırlar.” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “Yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar durumlarına uygun Devlet gelir uzmanlığı, vergi istihbarat uzmanlığı veya gelir uzmanlığına atanırlar.” cümlesi “Yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar durumlarına uygun Devlet gelir uzmanlığı, gelir uzmanlığı veya vergi istihbarat uzmanlığına, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanırlar.” şeklinde değiştirilmiştir.

            (13) 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddelerinin birinci fıkralarında yer alan “31.12.2008” ibareleri “31/12/2009” şeklinde değiştirilmiş, 7 nci maddesinin (h) bendinde yer alan “31/12/2007” ibaresinden önce gelmek üzere “31/12/2004 tarihine kadar tamamlananlar için 31/12/2009 tarihine kadar,” ibaresi eklenmiştir.

            (14) 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 45 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “kurumların” ibaresi “kurumlar ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankaların” şeklinde değiştirilmiştir.

            (15) 13/10/1983 tarihli ve 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “raportörler” ibaresi “uzmanlar” olarak değiştirilmiştir.

            (16) 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

            (17) 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik  Yapılması Hakkında Kanunun;

            a) 4 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan “organize hayvancılık yapacaklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına,” ibaresi ve “üzerinde en az onmilyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası tutarında ve en az elli kişi istihdam sağlayacak yatırım yapacaklara,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

            b) 6 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

            (18) 492 sayılı Harçlar Kanununun  (4) sayılı tarifesinin sonunda yer alan “Bu tarifenin 13 numaralı bendinin (a) ve (c) fıkralarında belirtilen işlemlerden emlâk vergisi bildirimi verilmesini gerektirenlerin 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanununda yazılı bildirim verme süresi sonuna kadar tapuda gösterilmemesi halinde harç % 50 fazlasıyla alınır.” hükmü yürürlükten kaldırılmıştır.

            (19) 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 711 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

            GEÇİCİ MADDE 1 – Menkul kıymet yatırım fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemlerle ilgili olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için banka ve sigorta muameleleri vergisi tarhiyatı yapılmaz, daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir. Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade edilmez.

            GEÇİCİ MADDE 2 – İlgili trafik sicilinde adlarına kayıt ve tescilli bulunan, model yılı 1979 veya daha eski olan motorlu taşıtlarını; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30/6/2010 tarihine kadar ilgili yönetmelik hükümleri gereğince kayıt ve tescillerinin silinmesi ve hurdaya çıkarılması suretiyle il özel idarelerine bedelsiz olarak teslim edenler adına veya 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 33 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen uygulama çerçevesinde Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine teslim eden gerçek ve  tüzel  kişilerden, yük  ve yolcu  taşımacılığı  dışında  bilanço  esasına  göre  defter tutmayı  gerektiren başkaca ticari veya mesleki faaliyetten dolayı mükellefiyeti bulunmayanlar adına, hurdaya çıkarılan taşıta ilişkin olarak 31/12/2009 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2008 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilir.

            Motorlu taşıtlarını noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alıp ilgili trafik tescil kuruluşunda adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yük ve yolcu taşımacılığı dışında bilanço esasına göre defter tutmayı gerektiren başkaca ticari veya mesleki faaliyetten dolayı mükellefiyeti bulunmayan gerçek ve tüzel kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2009 tarihine kadar kayıt ve tescil işlemlerini tamamlayarak bu maddenin öngördüğü diğer şartları da yerine getirmeleri halinde bu madde hükmünden yararlanabilirler.

            Bu madde kapsamında trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların, adlarına tescil kaydı bulunanlar tarafından ilgili kurumlara teslimi ile il özel idarelerinin bu kapsamda teslim aldıkları hurda taşıtların satışından elde ettikleri kazançlar ve bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtlar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır, bu madde kapsamında yapılan motorlu taşıt teslimlerine ilişkin olarak 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (a) bendi hükmü uygulanmaz.

            Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıt vasfını kaybetmiş olup model yılı 1998 ve daha eski olan taşıtların, bu durumlarının kanaat verici belgelerle tevsik edilmesi veya ilgili trafik tescil kuruluşu nezdinde adlarına kayıtlı olanlar tarafından yazılı bildirimde bulunulması halinde, bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4’ünün 31/12/2009 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir ve ödemeyi müteakip trafik tescil kayıtları silinir. Bu fıkra kapsamında trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların daha sonra bulunması veya varlığının tespiti halinde, terkin tarihi itibarıyla trafik tescil kaydı yapılır. Bu takdirde terkin edilen vergi ve diğer amme alacakları ayrıca bir işleme gerek olmaksızın bulundukları veya tespit edildikleri yılın Ocak ayında motorlu taşıtlar vergisi adıyla tahakkuk etmiş sayılır ve Ocak ayının son günü vade tarihi kabul edilerek takip ve tahsil edilir. Bulunan veya varlığı tespit edilen taşıtın noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alındığının tevsiki halinde taşıt, satış tarihi itibarıyla alıcı adına tescil edilir ve alıcı adına motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti tesis edilir.

            5/7/2003 tarihinden önce çalınan motorlu taşıtlara ilişkin, çalınma tarihinden bulunma tarihine kadar, henüz bulunmadıysa 5/7/2003 tarihine kadar olan vergilendirme dönemlerine ait olup bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilir.

            13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20 nci maddesinin, 21/5/1997 tarihli ve 4262 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile değiştirilen (d) bendinin yürürlük tarihinden önce, noterler vasıtasıyla satışı yapılan motorlu taşıtlar için, noter satış senedinin düzenlendiği tarihten sonra satıcılar adına tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergileri, gecikme zamları, gecikme faizleri ile vergi cezaları, taşıtın 31/12/2009 tarihine kadar alıcısı adına tescili kaydıyla, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen düzeltme zamanaşımı hükümlerine tabi olmaksızın düzeltilir. Motorlu taşıtlar vergisinde düzeltme yapılan bu taşıtlarla ilgili olarak 31/12/2003 tarihinden önce tescil plakasına kesilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra kapsamına giren amme alacaklarına karşılık bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilmiş tutarlar red ve iade edilmez. Bu hüküm, bu fıkra kapsamına giren taşıtlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce alıcısı adına tescil edilmiş olanlar için de uygulanır.

            Bu madde hükmünden gerçeğe aykırı bildirimde bulunmak suretiyle yararlananlar, bu fiilleri başkaca bir suç teşkil etmediği takdirde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi gereğince, il özel idareleri ve MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğünce bu madde hükmüne göre teslim alınan taşıtları, taşıt vasfını kaybettirecek şekilde kullanılamaz hale getirmeyenler ile bu hususa ilişkin gerekli tedbirleri almayanlar aynı Kanunun 257 nci maddesi gereğince cezalandırılır.

            Bu madde kapsamında tescil kayıtları silinen motorlu taşıtlara ait daha önce ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve idari para cezaları red ve iade edilmez. Tescil kayıtları silinen bu taşıtlar üzerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler kaldırılır.

            Dördüncü fıkra gereğince trafik tescil kayıtları silinecek taşıtların, motorlu taşıt vasfını kaybettikleri haller ile mevcut olmadıklarının kabul edileceği durumları tespite ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, İçişleri ve Maliye bakanlıkları müştereken yetkilidir.

            GEÇİCİ MADDE 3 – 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan ve 1/8/2002 - 21/7/2005 tarihleri arasında 87.03 G.T.İ.P. numarasından özel tüketim vergisi beyan edilmesi gerekirken 87.04 G.T.İ.P. numarasından özel tüketim vergisi beyan edilen araçlarla ilgili olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için özel tüketim vergisi tarhiyatı yapılmaz, daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir. Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade edilmez.

            GEÇİCİ MADDE 4 – Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce yeterlik sınavına giren vergi denetmen yardımcılarından, yapılan bu sınavlarda başarılı olamayan ve halen Gelir İdaresi Başkanlığı kadrolarında görev yapanlar, bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren altı aydan az olmamak üzere Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenecek tarihte bir defaya mahsus olmak üzere düzenlenecek yeterlik sınavına çağrılırlar. Yapılan yeterlik sınavına girenlerden başarılı olanlar vergi denetmenliğine, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanırlar.

            Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılan gelir uzmanlığı özel sınavlarının birinde aldığı not daha sonra yapılan sınavda geçerli sayılarak gelir uzmanlığı kadrolarına atanmış olanların bu atamaları kazanılmış hak olarak kabul edilir ve bu gerekçe ile atamalarının iptaline yönelik işlem yapılmaz.

            GEÇİCİ MADDE 5 – 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamındaki üyelerin odalara, odaların Birliğe olan ödenmemiş aidat borçlarına ait gecikme zammının tamamı ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde üyelerin odalara, odaların Birliğe olan aidat borçlarının tamamının ödenmesi halinde bu borçlara ait gecikme zamları silinir.

            GEÇİCİ MADDE 6 – Bu Kanunla 492 sayılı Harçlar Kanununun (4) sayılı tarifesinin “I-Tapu İşlemleri” başlıklı bölümünün (13) numaralı fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde yapılan değişiklik ile aynı tarifenin sonunda yer alan hükmün kaldırılmasına yönelik düzenleme, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce; cins tashihi yapılmamış arsa ve arazi üzerine inşa olunan bina vesair tesislerin tescili ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilmiş bulunan sosyal mesken, işçi evleri ve bunlardan daha düşük nitelikteki meskenlerin tescilinde ve bunların dışında kalan her nevi cins ve kayıt tashihinde de uygulanır ve ayrıca vergi cezası ve gecikme faizi aranmaz. Ancak, bu Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez, tarh ve tahakkuk ettirilmiş olan harçların takip ve tahsiline devam edilir.

            MADDE 33 – Bu Kanunun;

            a) 8 inci maddesi, 14 üncü maddesi, 32 nci maddesinin (1) ve (8) numaralı fıkraları ile geçici 1 inci maddesi yayımını izleyen aybaşında,

            b) 32 nci maddesinin (6) , (7) ve (13)  numaralı fıkraları 1/1/2009 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

            c) 32 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ve (c) bentleri 1/10/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

            ç) 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı maddeleri 1/8/2009 tarihinde,

            d) 26 ncı maddesi 1/1/2010 tarihinde,

            e) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

            yürürlüğe girer.

            MADDE 34 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

1 Sayılı Cetvel

 

G.T.İ.P. NO.                                                                                       Mal İsmi                                                             Vergi Tutarı (TL)           Birimi      

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)     

2710.19.71.00.00                                                           Özel bir işleme tabi tutulacak olanlar     0,9345 Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.75.00.00                                                       2710.19.71.00 Alt pozisyonunda belirtilen

                          işlemlerden başka bir işlemle kimyasal

                          değişime tabi tutulacak  olanlar                                   0,9345          Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.81.00.00                                                            Motor yağları, kompresör yağlama

                          yağları, türbin yağlama yağları                                    0,9345          Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.83.00.00 Hidrolik amaçlara mahsus sıvı yağlar                           0,9345          Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.85.00.00                                                                   Beyaz yağlar, sıvı parafin             0,9345 Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.87.00.00                                                              Dişli yağları ve redüktör yağları         0,9345 Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.91.00.00                                                         Metal işlemeye mahsus bileşikler, kalıp

                          çıkarma yağları, aşınmayı önleyici yağlar                     0,9345          Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.93.00.00                                                           Elektrik izolasyonuna mahsus yağlar     0,9345 Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.99.00.25                                                                      Diğer madeni yağlar     0,9345 Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.99.00.21                                                                              Spindle oil        0,9345       Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.99.00.22                                                                            Light neutral      0,9345       Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.99.00.23                                                                           Heavy neutral     0,9345       Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.99.00.24                                                                            Bright stock       0,9345       Kilogram

                          (Yağlama yağları; diğer yağlar)

2710.19.99.00.98                                                                               Diğerleri         0,9345       Kilogram           (Yalnız baz yağlar)

2 Sayılı Cetvel

 

 G.T.İ.P. NO.                                                                                      Mal İsmi                                                             Vergi Tutarı (TL)           Birimi    

                          (Yağlama müstahzarları)    

3403.11.00.00.00 Dokumaya elverişli maddelerin, deri ve

                          köselenin, post ve kürklerin veya diğer

                          maddelerin işlenmesine mahsus

                          müstahzarlar                                                             0,9345          Kilogram

                          (Yağlama müstahzarları)    

3403.19.10.00.00 Esas madde olarak kabul edilmemek

                          şartıyla, ağırlık itibarıyla % 70 veya

                          daha fazla petrol yağları veya bitümenli

                          minerallerden elde edilen yağları içerenler                   0,9345          Kilogram

                          (Yağlama müstahzarları)    

3403.19.91.00.00 Makina, cihaz ve taşıtların yağlanmasında

                          kullanılan müstahzarlar                                              0,9345          Kilogram

                          (Yağlama müstahzarları)    

3403.19.99.00.00                                                                               Diğerleri         0,9345       Kilogram

                          (Yağlama müstahzarları)    

3403.91.00.00.00 Dokumaya elverişli maddelerin, deri ve

                          köselenin, post ve kürklerin veya diğer

                          maddelerin işlenmesine mahsus

                          müstahzarlar                                                             0,9345          Kilogram

                          (Yağlama müstahzarları)    

3403.99.10.00.00 Makina, cihaz ve taşıtların yağlanmasında

                          kullanılan müstahzarlar                                              0,9345          Kilogram

                          (Yağlama müstahzarları)

3403.99.90.00.00                                                                               Diğerleri         0,9345       Kilogram

                          (Petrol yağları veya bitümenli minerallerden

                          elde edilen yağları içerenler)    

3811.21.00.10.00 Mineral yağlar veya mineral yağlar gibi

                          aynı amaçla kullanılan diğer sıvı yağlar için

                          diğer müstahzar katkılar                                             1,6135          Kilogram

                          (Petrol yağları veya bitümenli minerallerden

                          elde edilen yağları içermeyenler)    

3811.29.00.10.00 Mineral yağlar veya mineral yağlar gibi aynı

                          amaçla kullanılan diğer sıvı yağlar için diğer

                          müstahzar katkılar                                                     1,6135          Kilogram

28/2/2009