31 Ekim 2008 Cuma

EKONOMİK KRİZİN İŞ SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİ

Amerika’da başlayan küresel ekonomik krizin etkileri giderek yayılıyor. Ülkemizde IMF ile ekonomik krize karşı yeni anlaşmalar yapılması konusunda tartışmalar yapıla dursun Uluslar arası çalışma örgütü (ILO) küresel ekonomik kriz nedeniyle gelecek yılsonuna kadar dünyada 20 milyon kişinin işini kaybedeceği ön görüsünde bulundu.

 

ILO'nun Uluslar Arası Para Fonu’nun tahminlerine dayanarak yayınladığı rapora göre, en çok iş kaybı inşaat, emlak ve oto sektöründe yaşanacak.

 

ILO Başkanı Juan Somavia gazetecilere yaptığı açıklamada” ülke liderlerinin, kurtarma planlarını yaparken yalnızca mali kurumlar değil bireyler üzerindeki etkilerine de odaklanmaları gerektiğini belirtti.” (1)

 

Gerçektende ekonomik krizlerin sebebi ne olursa olsun bu krizlerden nasibini en olumsuz biçimde alan kesim daima çalışanlar oluyor. Üstelik bizim gibi kırılgan yapıya sahip ekonomilerde krizin söylentisi bile insanların işlerini kaybetmelerine neden olabiliyor.

 

Ülkemiz geçmişte yaşanılan krizlerden dolayı bu konuda acı deneyimlere sahiptir. Hatırlanacağı üzere 2000 ve 2001 yılları arasında bir biri peşi sıra ülkemize özgü yaşanan krizler sonucunda binlerce çalışan işini kaybetmiş, ya da uzun süreli ücretsiz izinlere ayrılmak zorunda kalmışlardı.

 

Şimdi bu iç karartıcı kötü deneyimlerimizi bir yana bırakıp esas değinmek istediğimiz konuya girelim. Yani işçinin iş sözleşmesinin sona erdirilmesi konusunda ekonomik kriz hangi koşullarda geçerli bir neden olarak kabul edilebilir sorusunun yanıtını aramaya çalışalım.

 

Öncelikle 2003 yılında hayata geçen 4857 sayılı yeni iş yasamıza yukarıda anılan kriz dönemlerinden de elde edilen deneyimler sonucunda işverenlerimiz ve çalışanlarımızın bu tür dönemlerde korunması bakımından çeşitli maddeler eklenmiştir.

 

Bunlara örnek olarak ücret garanti fonu, kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği gibi uygulamaları gösterebiliriz. (2) İşsizlik sigortası kapsamında da işini ekonomik krize dayalı işletmesel nedenlerle kaybeden çalışanlar da İşsizlik sigortası ödeneğinden yararlanabilmektedirler.

 

Burada hemen değinmemiz gereken husus şüphesiz ki bu tür dönemlerde krizi bir fırsat olarak gören ve çalışanlarının iş sözleşmelerini sona erdirme konusunda ekonomik krizi kullanmaya çalışan kötü niyetli işveren davranışlarıdır. Gerçektende kimi zaman kötü niyetle, kimi zaman da krizin yarattığı kaygılarla ilk önlem olarak işçi sayısını azaltma eğilimi son derece yaygındır.

 

Oysa İş hukuku açısından bakıldığında işten çıkartmanın en son koşul olarak düşünülmesi gerekmektedir. Bunun yanında genel anlamda bir ekonomik krizin işten çıkartma konusunda geçerli bir sebep oluşturamayacağını da belirtmeliyiz. Yani söz konusu krizin işletmeyi de etkilemiş olması ve işletmede işten çıkartmalarında içinde yer aldığı bir dizi önlemin alınmasının kaçınılmaz olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Aksi halde işletmenin ekonomik krizden etkilendiği yargı tarafından inandırıcı bulunmayan bir fesih aşağıda (3) örneğini sunacağımız Yüksek yargı kararında olduğu gibi işe iade ile sonuçlanabilir.

 

“ Davalı şirket verimlilik sağlamak, ekonomik krizden kurtulmak amacıyla davacının işine son verildiğini ileri sürmekte ise de, böyle bir durumda diğer bir şirketi kendi bünyesine dahil etmesi ve şirkete 298 personel alması ve bazı personele bağlı olduğu K. grubu bünyesinde iş verilmesi olguları değerlendirildiğine fesihte ileri sürülen gerekçelerin inandırıcı ve geçerli olmadığı açıktır.

 

Geçerli nedenle fesih yoluna gidilirken feshin en son çare olarak düşünülmesi gerekir. Bu nedenle geçerli neden kuralına uygun yorum yapılırken fesihten kaçınma davasının olup olmadığının araştırılması şarttır. Yeni personel alımı yapan bir başka şirketle birleşen şirketin fesih için gösterdiği gerekçelerin inandırıcı olmadığı açıktır. Bu nedenlerle mahkeme kararının bozulmasına ve 4857 sayılı Kanun'un 20/3. maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması uygun bulunmuştur.

 

SONUÇ: 1. Kadıköy İş Mahkemesinin 07.12.2004 gün ve 2003/934 Esas, 2004/660 sayılı Kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,  

 

2. Davacının iş sözleşmesinin feshin geçersizliğine ve işe iadesine,   

 

3. Davacının yasal sürede başvurmasına rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının çalışma süresi de dikkate alınarak takdiren dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine,  

 

4. Davacının işe iadesi için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleştiği tarihe kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsiline, işe başlatılma halinde bu alacaklıdan ödenen ihbar ve kıdem tazminatlarının mahsubuna, kesin olarak 02.02.2005 günü oybirliğiyle karar verildi.”

 

Diğer taraftan işletmede işçi çıkartmanın kaçınılmaz bir hal aldığının somut argümanlarla kanıtlanması koşulunda feshin geçerli olacağı konusunda kuşku yoktur. Şimdi dilerseniz buna ilişkin örnek kararımızı görelim. (4)

 

“4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. İşletmeyi veya işyerini etkileyen objektif nedenlerle ortaya çıkan işgücü fazlalığı sonucunda, işçinin işyerinde çalışma olanağı ortadan kalkmış ise fesih için geçerli bir sebebin varlığından söz edilir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu işletmesel kararlar alabilir. Ancak, işletmesel karar sonucunda, tedbir olarak düşünülen feshin zorunlu hale gelmiş olması gerekir.

 

Dosya içeriğine ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre, Ekim 2005 ayında özellikle davalı işyerinin bulunduğu bölgede kuş gribi vakası yaşandığı, davalı işletmenin hizmet verdiği beyaz et sektöründe bu olay sonrası, üretimi  yapılan yumurta ve civcivde itlaf çalışmaları yaşandığı, bu kriz sonrası işverenin hayvan kesiminde % 25, hayvan ağırlığında % 30 civarlarında azalma olduğu, buna paralel olarak üretilen malların fiyatlarında da önemli ölçüde azalmalar olduğu, işverenin ekonomik olarak etkilendiği, işverenin bu kriz sonrası öncelikle ücretsiz izin uygulamasına geçtiği, ancak ekonomik krizin devam etmesi nedeni ile istihdam edilen işçilerden % 10'una tekabül eden oranda işçi çıkarma yoluna gittiği anlaşılmaktadır. Kuş gribi sonrası, üretimde, fiyatlarda ve satışlarda azalma, işletmeyi ve işyerini etkileyen objektif nedenlerdir. Bu objektif nedenler sonunda feshin zorunlu hale geldiği sabittir. Krizin etkileri alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. İş sözleşmesinin feshi, işletmeden ve işyerinden kaynaklanan geçerli nedene dayanmaktadır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.

 

4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

 

SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçe ile;

 

1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

 

2. Davanın REDDİNE,

 

 3. Kesin olarak 16.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.”

 

Sonuç olarak bu yazımızla ülkemizde yaşanılan ekonomik kriz dönemlerinde krizden etkilenmese de “kriz bezirganlığı” yapmaya çalışanların geçmişte olduğu gibi yine olabileceğini ifade etmeliyiz. Ancak örnek yargı kararlarımızda açıkça görülebileceği gibi işverenlerimizin işletmelerinde (hiç istemeyiz ama) oluşabilecek ekonomik olumsuzlukların işten çıkartma konusunda kaçınılmaz (son çare) olduğunu kanıtlayabilmelidirler.

 

31 Ekim 2008

 

Hüseyin İrfan FIRAT

Personel ve İnsan kaynakları Yönetimi Danışmanı

hifirat@insangucu.com.tr 

 

Dip Notlar:

 

(1) Basından

(2) Bu maddeler 5763 sayılı yasa ile iş kanunundan çıkartılarak İşsizlik sigortası kanununa aktarılmıştır.

(3) Y.9.H.D. E.2005/574 K.2005/2876 T.02.02.2005

(4) Y.9.H.D. E.2007/7965 K.2007/10625 T.16.04.2007

 

 

28 Ekim 2008 Salı

SOSYAL GÜVENLİKLE İLGİLİ SORU/CEVAPLAR

SOSYAL GÜVENLİKLE İLGİLİ SORU/CEVAPLAR

SMMM Odasında SGK İl Müdürlüğünce yapılan bilgilendirme neticesinde sorulan 68 soruya verilen cevaplar

 

1- Birden fazla işyerinde çalışan kişi toplam olarak 1 ayda 30 günden fazla sigortalı gösterilebilir mi? 30 gün sayılacak hizmetlerin ücretleri asgari ücretin üst sınırına kadar toplanarak sigortalının hesabına kaydedilecek mi?

Bir kişi bir ayda 30 günden fazla sigortalı gösterilemez. 30 güne kadar olan hizmetlere ait kazançlar toplamı kişinin o aydaki toplam kazancını ifade eder.

2- Yurt içindeki sigortalı hizmetine yurtdışında çalıştığı süreleri de borçlanarak emekli olan kişi S.G.D.P ödeyerek bir işyerinde emekli maaşı kesilmeden çalışabilir mi?

Evet çalışabilir.


3- 5510 sayılı yasanın biz muhasebeciler için oda tarafından kısa şekilde sirküler yayınlanması hususunu değerlendirmenizi istiyorum.

Bunun SMMM odasınca yapılması ve oda sitesinde de yayınlanması gerekir.

4- İlk defa kalp krizi geçiren bir hasta ilk önce sağlık ocağına mı gidecek? Gece rahatsızlananlar nereye gidecek acile gidemeyecekler mi?

Aile hekimliğine geçilen illerde 01.11.2008 tarihinden itibaren ilk müracaat aile hekimliğine yapılacaktır. Acil hallerde sevk alınmaksızın ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yapılan müracaatlara ilişkin giderlerin ödenebilmesi için acil tıbbı müdahale yapılmasını zorunlu kılan durumun müdahaleyi yapan hekim tarafından imzalanmış bir belge ile belgelemeleri ve de kurumca kabul edilmesi şarttır.

5- Kadının doğumdan sonra 2 yıl dolmadan bir işe girmiş ise bu geçen süreyi borçlanabilecek mi? Borçlanma hesaplaması nasıl olacak?

Doğum yapmadan önce kadın sigortalının, 5510 sayılı kanunun 4/a (mülga 506) kapsamında hizmeti varsa borçlanmada bu süre değerlendirilecektir. Doğumdan sonraki 2 yılı geçmeyen ve sigortalı olarak çalışılmayan süreler borçlanılabilir. (Örneğin doğundan bir yıl sonra işe başlayan sigortalı ancak 1 yıllık süreyi borçlanabilecek) Borçlanmada süre sınırlaması yoktur. İstenildiği zaman borçlanılabilir. Bu borçlanmaya ait tutar sigortalılarca Asgari ücret ile bu ücretin 6,5 katı arasındaki değer üzerinden kendilerince belirlenecektir.Ancak, kişi hiç sigortalılığı yokken doğum yapmış ve sonra 4/a kapsamında işe girmişse bu süreyi borçlanamayacaktır.

6- İstihdam teşvikiyle ilgili 01.10.2008 tarihinden itibaren uygulanacak olan %5lik indirimin uygulanmasıyla ilgili açıklama yapar mısınız?

Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını tecil ve taksitlendiren işverenler ile prim alacaklarını yeniden yapılandırılanlar, bu tecil ve taksitlendirme ile yapılandırmaları devam ettiği sürece bu prim indiriminden yararlandırılır. Prim indirimi, yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Prim indirimine ilişkin destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. Bu Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu fıkrayla sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz.

7- Hamile bir bayan aylardır özel hastanede muayene oluyor ve dolayısıyla bütün tetkikler, bilgiler özel hastanede bulunmakta. Bu durumda her gitmeye sevk gerekir mi?

28.08.2008 tarih ve 26981 sayılı Genel Sağlık Sigortası Uygulama Tebliği 40 Madde 6 fıkrasında;
“Belli bir proğram çerçevesinde tedavi gören ve bu durumları sağlık kurlu raporu ile belgelendirilen genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bu tedaviyle ilgili sağlık hizmeti sunucusuna gidişlerinde sevk zincirine uyma zorunluluğu aranmaz” denildiğinden, bu durumda olanlar sevk işlemine tabi tutulmayacaklardır.

8- 4/B kapsamında zarar eden kurum ortakları önce 12. basamaktan prim ödüyordu. 01.10.2008 den sonra ne kadar ödeyecek?


4/b kapsamında sigortalı olanlar 01.10.2008 tarihinden sonra asgari ücretin 1 katı ile 6,5 katı arasında kendilerinin belirleyeceği gelir tutarı üzerinden prim ödeyecekler.

9- Doğum borçlanması. Şu an aktif olarak çalışan bir bayan önceki çalıştığı işyerlerin kapanmış olması halinde 2 çocuğu için 4 yıl borçlanabilecek mi ya da işyeri kapanmış ancak henüz çalışmayan kadın doğum borçlanması yapabilecek mi?

Yapabilir. Kadın sigortalının doğum borçlanması yapabilmesi için doğumdan dolayı işe ara vermiş olması ve çocuğunda yaşaması şarttır. İşyerinin kapanmış olup olmaması bir anlam ifade etmemektedir.

10- 2007 eylül ayında SSK dan emekli olup serbest meslek faaliyetinde başlayanlar yeni yasayla sosyal güvenlik destek primi ödeyecek mi?

Evet aldıkları maaşlarının %12 si (bu oran her yıl 1 puan artarak en son %15 olacaktır) bu faaliyetlerinin devamı süresince SGDP olarak kesilecektir.

11- İsteğe bağlı olanlar 1 Ekim'den sonra 9 bin gün üzerinden mi emekli olacak? 9 bin günden kurtarmak için ne yapmalı?

01.10.2008 tarihinden sonra emeklilikte kalan sürenin 1260 (3,5 yıl) veya daha az olması durumunda 01.10.2008 öncesi tabi olunun 4/a kapsamında maaş bağlanır. Ancak 1261 gün ve daha fazla bir sürenin olması durumunda son 7 yıllık hizmet süresinin tetkiki ile daha fazla olan sigortlılık kolundan aylık bağlanır. Emekliliğini talep ettiği tarihte en az 3,5 yıl 4/a kapsamında çalışırsa 7200 gün üzerinden emekli olabilir.

12- 1 Kasım'da yedek subay olanların durumu (4a,4b,4c) hangisine tabi olacak?

4/c kapsamında olacaklar.

13- Bay A 1994 yılından itibaren 506 sayılı SSK kanunu çerçevesinde sigortalı olarak çalışmaktadır. Bay A çalışmış olduğu A.Ş.ye 2008 Mart ayında yönetim kurulu üyesi seçilmiş olup ; halen yönetim kurulu üyeliği devam etmektedir.Bay a hiç ara vermeden 506 sayılı kanun kapsamında SSK lı olarak çalışmaya devam etmektedir.Yeni SGK kanununa göre 01.10.2008 den sonra kanunun 4/a maddesi kapsamında hiç ara vermeden çalışmasında bir sakınca var mıdır?

Bu çalışması aralıksız olarak devam ettiği sürece bir sorun yoktur. Ancak ara verilmesi halinde bağımsız çalışmasından dolayı 4/b kapsamına tabi sigortalılığı başlar ve devam eder.

14- E-sigorta ile bildirilecek işten ayrılma belgesinin verilmemesi sebebiyle uygulanacak idari para cezası ne kadardır? Bu uygulama 01.10.2008 tarihi ile mi başladı?

4/a ve 4/c kapsamındaki kişiler için işten ayrılış bildirgesi vermekle yükümlü olan kişiler için idari para cezası düzenlenmemiştir. 4/b kapsamındaki sigortalıların da işten ayrılış bildirgesi ile ilgili bir yükümlülükleri yoktur. Bu yükümlülük ve yükümlülüğün sonucu ortaya çıkan idari para cezası, 4/b kapsamındaki kişilerin işten ayrılmaya ilişkin bildirgelerini vermekle yükümlü olan ilgili kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilere yüklenmiştir ve her bir sigortalı için 1 aylık asgari ücret tutarıdır.

15- SSK ile ilgili bildirge ve belgeleri verme ve ödeme süreleri ne zaman?

Aylık prim ve hizmet belgeleri müteakip ayın 23 ü ne kadar verilir Buna ait primler bildirge verilen ayın sonuna kadar ödenir.
16- 4/A dan emekli 4/B kapsamında çalışıyor. Destek primi oranı nedir?

Maaşının %12 si (Bu oran yılda 1 puan arttırılarak 15 e çıkarılacaktır)

17- Ay içerisinde 5 gün ücretsiz izin kullanan personel genel sağlık sigortasından faydalanması için ne yapması gerekir?

30 gün genel sağlık sigortası ödemiş olan kişi, işten ayrıldıktan sonra 10 gün daha genel sağlık sigortası kapsamındadır. Ayrıca son 1 yıl içinde 90 gün prim ödeyen kişi, işten ayrıldıktan sonra 90 gün daha genel sağlık sigortasından yararlanmaya devam edecektir.

18- Giriş çıkış bildirimlerinin İş-Kur Bölge Çalışma ve SGK ya ayrı ayrı yapılmasının zorluklarını çekmekteyiz. SGK ya tek bildirim düşünülüyor mu?

Yakın zamanda bunlara ait bildirimler tek noktadan yapılacak.

19- İşe giriş bildirgelerinde değişiklik olacak mı Şekli nasıl olacak?

İşe giriş bildirgelerinde değişiklik oldu Yeni hali www.sgk.gov.tr. adresinde mevcuttur.

20- Sigortalı işe giriş yapanların dul yetim maaşı kesilir mi?

Dul maaşları kesilmez, yetim maaşları kesilir.

21- Prime esas kazanç hesap edilirken B emeklilik ve şahıs sigorta primlerinde ücret olarak değerlendirilip prim kesileceğini söylediniz bu doğrumu?

5510 Sayılı Kanunun 80Maddesi gereğince;

Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.

Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

22- 30.09.2008 tarihine kadar isteğe bağlı olan bir kişi 01.10.2008 tarihinden sonra bir işyerinde sigortalı olarak işe girenin emeklilik işi 506 sayılı yasaya göre mi olacak ?

Sigortalının emeklilik için başvurduğu tarihteki son yedi yıllık fiili hizmet süresine bakılır. Diğer şartlarda oluşmak suretiyle fazla olan hizmetin geçtiği sigortalılık türünden aylık bağlanır.

23- Bir bayan Ana ve Babasından yetim aylığı almaktadır. Bu arada ticari bir işletme açıyor ve Bağ-Kur lu oluyor Yetim aylığı almaya devam edermi?

01.10.2008 tarihinden önce aylık bağlananlardan; 4/c kapsamındaki ana veya babasından aylık alırsa aylık kesilmez. 4/a-b kapsamında olan ana veya babasından alınan aylık ise kesilir.

24- 31.12.2007 de 9000 işgünü prim yatıran Bağ-Kur lu bir kişi emekli olmak için vermiş hizmetleri toplanmış fakat hizmet çakışması nedeniyle hizmeti 8987 güne inmiş 13 gün için 10 aylık prim isteniyor Yani yeniden dilekçe verilecek ve bu arada geçen sürenin tamamına ait prim ödenecek mi?

Hizmet çakışmasından dolayı net hizmetin ortaya çıkarılması neticesinde; Yaşlılık aylığı için müracaat tarihinde gerekli olan şartlardan hizmet gün sayısı 9.000 bin gün olmadığından dolayı talep geçersiz olur. İkinci bir talep tarihinde ise bağımsız çalışmanın devam etmesi nedeniyle talep tarihine kadar olan borç mevzuat gereği tahsil edilir.

25- Vizite kağıtları hangi şartlarda isteniyor. TC no su girilmesi halinde sağlık hizmeti alırken vizite kağıdının gereği var mı?

Sistemde yapılmakta olan çalışmalar tamamlandığında vizite kagıdına ihtiyaç duyulmayacaktır.

26- Maaşların bankada geçmesi şart mı?

Yasa gereği 10 kişiden fazla işçi çalıştırılması durumunda maaşlar bankadan ödenmek zorundadır.

27- 4-a kapsamında çalışan işçinin çıkışı verildi fakat SGK sitesinde sistem hatası nedeniyle internetten gönderilmedi. Günü geçirilmeden iadeli-taahhütlü kuruma gönderildi. Cezası var mı? Var ise nedir?

Belge veya bilgileri internet, elektronik ve benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulan gerçek ve tüzel kişilerin, Kurumun bilgi işlem sistemlerinin herhangi bir nedenle hizmet dışı kalması sonucu belge ve bilgiyi, bu Kanunda öngörülen sürenin son gününde Kuruma gönderememesi ve muhteviyatı primleri de yasal süresi içinde ödeyememesi halinde, sorunların ortadan kalktığı tarihi takip eden beşinci işgününün sonuna kadar belge veya bilgiyi gönderir ve muhteviyatı primleri de aynı sürede Kuruma öder ise bu yükümlülükleri Kanunda öngörülen sürede yerine getirmiş kabul edilir.

28- İş kazası kolluk kuvvetlerine nasıl bildirilecek?

4/a sigortalıları ile Kanunun 5 inci maddesinin (a) ve (c) bendinde sayılan sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde işverenleri, Kanunun 5 inci maddesinin (b) ve (e) bentlerinde belirtilen sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde ise, eğitim veya staj gördükleri işyeri işverenleri tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde, Kanunun 5 inci maddesinin (g) bendinde sayılan sigortalının iş kazası geçirmesi halinde, işvereni tarafından kazanın olduğu ve ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerdeki yerel kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde,

4/b kapsamında olan sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde; bir ayı geçmemek şartıyla (bildirim yapmaya engel durumlarını hekim raporu ile veya mücbir sebep olayını belgele meleri şarttır.) kendisi tarafından geçirdiği iş kazasına ilişkin rahatsızlığının bildirimine engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içinde bildirilir. Bildirim zamanında yapılmazsa geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Ek-7’de yer alan iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesini vermekle yükümlü olanlar e-Sigorta ile Kuruma bildirir veya doğrudan ya da posta yoluyla da ilgili üniteye gönderebilir. Adi posta veya kargo ile yapılan bildirimlerde Kurum kayıtlarına intikal tarihi, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta ile yapılan bildirimlerde de postaya veriliş tarihi esas alınır.

4/a sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde, belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin Kuruma yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir.

Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, işverenin kontrolü dışında ki yerlerde iş kazası geçirmeleri halinde, iş kazası ile ilgili bilgi alınmasına engel olacak durumlarda, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren bildirim süresi üç iş günüdür.


29- Kısmi yada part time çalışanlar GSS yönünden 30 gün tamamladı GSS faydalanabilirmi? Faydalanamaz ise nasıl müracaat edecek?

Evet faydalanabilir. Şayet önceden sisteme kaydı yapılmış ise herhangi bir yere müracaat etmeden GSS den faydalanabilir. Sisteme kaydı yapılmamış ise SGK merkezlerine müracaat etmek gerekir.

30- Er erbaş Yedek subay şirket ortağı olması durumunda sigortalılık durumu, askere gitmeden önce şirket ortağı olması durumunda Bağ-Kur primi ödeyecek mi?

Er olarak silah altına alınmadan önce 4/b ye tabii çalışanların sigortalılıkları dolayısı ile prim ödeme yükümlülüğü devam eder. Yedek Subay olarak göreve başlanıldığı takdirde Yedek Subaylık yapılan dönemde 4/c kapsamında sigortalı sayılır Bu süredeki primler görev yapılan birlik tarafından ödenir.

31- İnternet şifresi almamış işyerlerinde işçi çıkışları nasıl bildirilir,

Çıkışa ilişkin evrak elden Kuruma verebilirler. Ancak 01.11.2008 tarihinden itibaren de e-sigorta üzerinden verilmesi gerekir.

43- 1479 S.K nun Ek 19 maddesi hangi tarihte yürürlükten kalktı .
İbrahim GÜLER
Ek- 19 uygulaması 08.05.2008 de Kurum genelgesi ile geçici olarak durduruldu.

44- İşyeri Sicil numaralarında değişiklik odlumu?
İbrahim GÜLER
Olmadı.

45- İşten ayrılış bildirgesi internetten verilebiliyor mu?
İbrahim GÜLER
Evet veriliyor.

46- Kamu İhale Kanunu kapsamında bir iş alan işveren bu iş kapsamında çalışan bir işçiye ödediği primden daha az ödeyebilir mi?
4/b kapsamındaki sigortalılar yanlarında çalıştırdıkları sigortalılardan daha az kazanç bildiremezler.

47- 4/a ve 4/b kapsamında SGDP ye tabi çalışmaya devam edenler hastalığından dolayı rapor alırsa diğer çalışanlar gibi iş göremezlik ödeneği alabilecekler mi?
Hayrettin TEMEL

4/a kapsamında sosyal güvenlik destek primi ödeyenler alabilri. 4/b kapsamında sosyal güvenlik destek primi ödeyenler alamaz.

48- Yurtdışında işçi Çalıştıran işverenler Sosyal Güvenlik anlaşması yoksa mevcut sigortalılar için nasıl bir işlem yapacaklar

Bu sigortalara ait işlemler işverenleri tarafından bağlı oldukları SGK İl Müdürlüğüne Kısa vadeli sigorta ve GSS yönünden bildirimleri yapılacak. Ayrıca bu sigortalılardan uzun vadeli sigorta primi ödeyecek olanın talebi de işverenleri tarafından ilgililer adına kuruma bildirilecek. Kurum uzun vadeli sigorta kolu için gerekli olan prim tutarını ilgililerin adreslerin tebliğ ederek, ilgililerden tahsil edecek.

49- İlk defa verilen işyeri bildirgesinde belirtilen işçi sayısının üzerinde işçi girişi mümkün mü 1 aylık süre içinde

Evet mümkün ancak işçi çalıştırılmadan önce bildiriminin yapılması gerekir.

50- Aylık prim belgesini kağıt ortamında veren işverenler işçi çıkış bildirimini nasıl verecek

İşçi çıkışlarını da kağıt ortamında verecekler.

51- 4/b li bir sigortalı kansere yakalandı bu durumdaki kişiye geçici iş göremezlik mi yoksa malüllük aylığı mı bağlanacak

4/b kapsamındaki bir sigortalının geçici iş göremezlik aylığı alabilmesi; İş kazası, meslek hastalığı veya analık hallerinin bulunması ve prim ve prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması şartlarına bağlıdır. Kanser hastalığının meslek hastalığı olup olmadığına ilişkin doktor raporuna müteakip kurumca geçici iş göremezlik ödeneği ödenip ödenmeyeceğine karar verilecektir. Bu durumun sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi ve Kurum sağlık Kurulunun da onayı neticesi meslekte kazanma gücünün % 60 ının kaybedildiğinin belirlenmesi neticesi kişiye diğer şartlarında oluşması ile Malüllük aylığı bağlanır.

52- Ölen babasından emekli maaşı alan hiç evlenmemiş kız çocukları sağlık primleri ödeyecekmi?

01.10.2008 tarihinden önce maaş alan ve dolayısı ile sağlık sigortası kapsamında olan kız çocuğu bu durumunda bir değişiklik olmadığı sürece babasından sağlık primi ödemeden sağlık hizmeti alabilecek. Ölüm olayı 01.10.2008 tarihinden sonra olursa, yetim maaşı alan kişinin maaşından genel sağlık sigortası primi alınacaktır.

53- 4/b ye tabii kişinin eşi doğum yardımı alabilir mi? Ne kadar prim ödemesi gerekir.

Doğum yardımı kanunda emzirme ödeneği olarak ele alınmıştır. 4/b kapsamında olanlar için doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi yatırılmış ve genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödenmiş olması halinde, sigortalı kadına veya sigortalı olmayan eşinin doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe her çocuk için yaşaması şartıyla doğum tarihinde geçerli olan tarife üzerinden emzirme ödeneği verilir.

54- Yabancı uyruklu olup hizmet akdi ile çalışanlar 1 yıldan fazla kalanlar için nasıl işlem yapılacak.
Mustafa UĞURLU

Mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar bizim sigortalımızdır. Yabancı uyruklu kişiler için ise Kurumca verilecek sosyal güvenlik sicil numarası kullanılır.

55- SSK ya 15 yıl prim ödeyen bayan prim günü tamamlamış.Ocak 2006 tarihinde işyeri açmışsa ve bağ-kur kaydını yaptırmamış ise 1 ekim yasasına göre bağ-kur a kayıt tarihi 1 ekimden başlatılacaktır denmektedir. 4/B ye 15 ekime kadar müracaat edilmesi gerekmekte midir? Veya en geç ne zaman müracaat edilecektir?

01.10.2008 den önce 4/b kapsamında çalışmakta iken kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve mükellefiyetleri 01.10.2008 tarihinde başlar . 15 Ekim e kadar müracaat edilmesi gerekmez ne zaman müracaat edilirse edilsin kayıt tarihi 01. Ekimde başlar.

56- Bir ev kadını isteğe bağlı sigortalı ve sağlık yardımını da kocası üzerinden alıyor.Şu ana kadar (2008) 170 ytl lik aylık prim ödüyor.Şu andan sonra ne kadar ödeyecek?

Daha önceki kanunlara göre isteğe bağlı sigorta primi ödeyen kişiler, sağlık güvencelerini eşleri üzerinden yaptırabilmekteydiler. Ancak 5510 Sayılı Yasa gereği İsteğe Bağlı Sigortalılar da eşleri üzerinden sağlık yardımı almalarına bakılmaksızın genel sağlık sigortası primi ödeyeceklerdir. Ödeyecekleri prim miktarı %20 (İsteğe bağlı sigorta prim oranı) + %12 (genel sağlık sigortası prim oranı) olmak üzere %32 dir ve bu oran, kendilerince beyan edilecek Asgari ücretin 1 ila 6,5 katı arasındaki tutar üzerinden alınacaktır.

57- Eskiden 4/a lı iken doğum yapan ve o sırada çalışmayan bir kişi şu an 4/b li ise geriye yönelik doğum primi ödeyebilir mi?
Yasemin Esencan

01.10.2008 tarihinden önce 4/a kapsamında çalışan ve bu çalışmasından sonra doğum yapan kişi iki defadan fazla olmamak ve her bir borçlanmada da iki yıldan fazla olmayan süreleri borçlanabilir. Ancak, 01.10.2008 tarihinden ve 4/a sigortalılığından önce yaptığı doğumlarla ilgili borçlanma yapamaz. ÖRNEK: Ayşe hanım 1992 de ve 1995 de iki çocuk dünyaya getirdi ve 1998 yılında 4/a kapsamında işe girdi ise Ayşe hanım bu süreleri borçlanamayacaktır. Ancak 1991 yılında 4/a kapsamında işe girmişse bu süreleri borçlanabilecektir. 01.10.2008 tarihinden sonra borçlanabilme yeterliliğine kavuşması halinde 4/a lı veya 4/b li olmasının bir önemi yoktur. Her iki halde de borçlanmayı yapabilir.

58- Kısmı çalışma sözleşmesi ile çalışan işçinin Aylık 15 veya 20 güne göre prim ödenmesi durumunda genel sağlık sigortası primi durumu nasıl olacaktır?

Eksik günler isteğe bağlı borçlanılarak tamamlanılacaktır.
ÖRNEK: Her ay adına 15 günlük çalışma bildirileceğini beyan ederek isteğe bağlı sigortaya devam etmek isteyen sigortalı (B), kazanç olarak 638,70 YTL beyan etmiştir. Bu sigortalının genel sağlık sigortasına 30 günlük prim ödemesi zorunlu olduğundan, isteğe bağlı sigortaya ödeyeceği 15 günlük prim; 638,70/30x%20x15=63,87 YTL malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ve 638,70/30x%12x15=38.32 YTL genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam 102,19 YTL dir.

59- 4-a kapsamında çalışırken kendi adına işyeri açması durumunda sigortalılık hali kesintiye uğrayarak 4-b kapsamında mı olur?

4/a kapsamındaki sigortalılık kesintiye uğramadığı sürece 4/b kapsamına alınmaz.

60- Doğum borçlanmasında doğum izni bittikten sonra tekrar sigorta yatışı tam olduysa gene de borçlanma yapılabilir mi?

Doğum borçlanması; sigortalı kadının doğumdan sonraki 2 yıllık sürede sigortasız geçen süresinin borçlanılabildiği bir borçlanma hakkıdır. Borçlanma istenildiği zaman yapılabilir. Borçlanılan süre 1 ay içerisinde yatırlmalıdır. 1 aylık sürede kısmı veya hiç yatırılmama söz konusu ise, kısmi yatan süre hizmet olarak değerlendirilir ve yatmayan süreler için tekrar borçlanma hakkı vardır.

61- 30 yaşında bekar bir bayan babasından sağlık güvencesinden yararlanıyor. Aynı zamanda isteğe bağlı bağ kur primi yatırıyor iken 30.09.2008'de isteğe bağlılığını bitirirse babadan sağlık yardımı almaya devam edebilir mi?

Evet edebilir.

62- A kişisi B ltd.şti. ortağı B Ltd.Şti.de 4.000,00 YTL maaşla çalışan bir kişi var. A kişisi şirket kurulmadan önce başka bir şirkette sigortalı olarak gösteriliyor. Bu kişinin SPEK ne olacaktır?

Öncelikle bu kişi şirket ortağı olmadan önce 4/a kapsamında çalıştığından dolayı 4/b kapsamına alınmaz. Dolayısı ile bu sigortalılık durumundan dolayı prime esas kazanç bildirilen kişinin gelirinde şirket çalışanları ile karşılaştırma yapılmaz. 4/a sigortalılığı kapsamından çıktıktan sonra bu kişi 4/b kapsamına gireceğinden, ancak bu kapsama girdikten sonra SPEK hesabında şirkette çalışan kişilerin gelirleri dikkate alınacaktır.

63- 01.09.2007 tarihinde SSK dan emekliyim. 2006 Haziran 2007 Ağustos döneminde Bağ-Kur primi ödedim önceki kurum SSK idi. SSK’ya göre emekliyim. 2007 Eylül 2008 Ekim dönemine ait SGDP primi ödeyecekmiyim

Emekli olduğunuz tarih ile Ekim 2008 döneminde 4/b kapsamında sigortalı olmayı gerektiren faaliyetiniz var ise bu dönemde SGDP ödeminiz gerekir. 4/a kapsamında çalışmanız vas ise SGDP'nin maaşınızdan kesilmesi gerekir.

64- 4-a kapsamında ki sigortalı işten çıkınca 90 gün süreyle sağlık hizmetinden faydalanacak 4-b kapsamındaki sigortalı terk tarihinden sonra sağlık hizmetinden faydalanacak mı kaç gün süre var

4/a-b-c kapsamında sigortalı sayılanlar, zorunlu sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren on gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanırlar. Bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru bir yıl içinde doksan günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren doksan gün süreyle zorunlu sigortalılıklarından sonraki genel sağlık sigortalılıklarından dolayı prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın bakmakla yükümlü olduğu kişiler dâhil sağlık hizmetlerinden yararlandırılırlar.

65- Şifre almayan işverenler işe giriş bildirgelerini elden verebilirler mi?
Evet verebilirler.

66- SGDP emekli maaşından mı kesilecek bankaya mı yatacak?

01.10.2008 tarihinden sonraki dönemlere ait SGDP primleri maaşlardan kesilerek tahsil edilecek.

67- 2006 yılında şirket ortağı olan emekli sandığında memur olarak çalışırken, istifa etmeden önce SSK başlangıcı yapılan (ortağı olduğu şirkette) ve boşluk verilmeden SSK’sı devam eden kişinin Bağ-kur karşısındaki durumu nedir?
Metin SAMANCI

4/a kapsamındaki sigortalılık sona ermeden 4/b kapsamına alınmaz.

68- Fiili Hizmet Zammı uygulaması ile ilgili olarak ; 1984 yılından yani öteden beri 506 sayılı ssk kanununa tabii olarak çalışan bir kişinin hizmet sürelerine ilaveler nasıl olacak ve emeklilik durumunda hesaplama şekli ne olacak Örn.Röntgen teknisyenleri, Radyoloji uzmanları
Ahmet DEMİRAL

Fiili hizmet zammına esas bir işte çalışanlar çalıştıkları iş kolunun tehlike durumu göz önüne alınarak belirlenen ilave süreler çalıştıkları yıllara ilave edilerek emeklilikte geçen süre olarak değerlendirilir. Yaş hesabında da ilgili süreler kadar emeklilik yaşındaki sınır düşürülerek hesaplanır. Buna ait prim işveren tarafından ödenir.
 

Mustafa KESKİN

SGK Adana İl Müdürü

27.10.2008

 

www.ikyworld.com

 

 

24 Ekim 2008 Cuma

İlk işe giriş bildirgeleri.

Merhaba,

 

İlk defa sigortalı işe giriş bildirgesi işlemi şu anda yapılamıyor. TCK numarasını girip bul işlemi yaptığınızda ilgili kişiyi buluyor ancak “İlk İşe Giriş Bildirgesi 01.12.2008 tarihine kadar şubelerden alınacaktır! mesajı çıkıyor ve giriş yapamıyorsunuz. Sanırım sistem hata verdi ve SGK bu konuda bir açıklamayı ana sayfaya koyma yerine, zor olanı seçti ve en sona koydu.

 

Bilgilerinize sunulur.

 

 

 

Faik YILDIZ

 

www.ikyworld.com

20 Ekim 2008 Pazartesi

Doğum borçlanması ve emeklilik

Abdullah ADEMOĞLU: Annem, 01.01.1956 doğumlu ve SSK'da 01.05.1995 tarihinde giriş yaptı. Toplam 2896 prim günü var. Ve 2005'ten beri çalışmıyor. Size iki sorum olacak.

1) SSK'lı olmadan önce 4 çocuk doğurmuştu. Doğum borçlanması yapabilir mi?

Yaparsa en erken ne zaman emekli olabilir?

2) Annem, sözkonusu borçlanmayı yapamazsa ne zaman emekli olabilir?

C: Okuyucumun annesi doğum borçlanması yapamaz. Bu nedenle kazanımı sözkonusu değil. Annesinin emekliliğini kısmî yaşlılık aylığıyla emeklilik tarzıyla çözümlemek gerekli. Bunun temel üç şartı var. 1. şart 15 yıllık sigortalılık süresi. Bu şart, 01.05.2010 tarihinde yerine getirilmiş olacak. 2. şart, 50 yaşını doldurmuş olmak. Bunu 01.01.2006 tarihinde yerine getirmiştir. 3. şart ise 3600 gün prim ödeme şartıdır. Bunun için 704 günlük, yani iki yıllık eksiği var. Demek ki üç şartı da birlikte gerçekleştirebileceği en erken tarih, 01.05.2010 tarihini aşan bir tarihtir. İsteğe bağlı sigortalılığa başvurarak 704 günü doldurduğu tarih, 23.05.2011 tarihinden önce olursa, 56 yaşında; 23.05.2011 tarihinden sonra olursa, 58 yaşında SGK'dan kısmî yaşlılık aylığıyla emekliliğini isteyebilecektir.

Anıl ELÇİ: Tahsin bey, benim SSK girişim 1987'nin 1. ve 2. ay olarak iki ay gözüküyor. Evlilik dolayısıyla işten ayrıldım. İlk çocuğum 21 02 1989, ikinci çocuğum 29 09 1990'da oldu. Ben, 2002'nin 8'nci ayından sonra 2003'ün 7'nci ayına kadar isteğe bağlı sigorta primi ödedim. 2004 yılının 1'nci ayından itibaren de normal sigortalı olarak çalışmaya başladım, halen de devam etmekteyim. Gazetedeki yazınızdan sonra SSK'ya doğum borçlanması için gittim, fakat benim doğum borçlanması yapamayacağımı; bunun yanlış bir anlaşılma olduğunu bu yasanın bu aydan itibaren geçerli olduğunu geçmişe dönük borçlanma yapılmadığını söylediler. Eğer borçlanma yapılıyorsa nereye ve nasıl başvurmamız gerekir, bu hususta beni aydınlatırsanız sevinirim.

C: Kurumdan yapılan bilgilendirme tamamen doğru değil. Ancak okuyucum, ilk doğumunu sigortalılık sonrası yapmasına rağmen, işten ayrılmayı evlilik nedeniyle değil, analık nedeniyle 6 ay ücretsiz iznine ayrılarak yapsaydı ve sonra ücretsiz izin bitimi işe başlamayıp çocuğuna baksaydı, toplam 2 yıllık yani 720 günlük doğum borçlanması yapabilecekti. Fakat mevcut şartları itibariyle ilk doğumunu bile borçlanamayacaktır. İkinci doğumu için de zaten borçlanma yapması mümkün değil. Okuyucuma şimdilik gelişmeleri izlemesini öneriyorum. Annemin doğum borçlanması yapması mümkün mü?

Burcu BELBEK: Annem, 19/06/1962 doğumlu. ilk sigorta tarihi 1977/2. Şu an isteğe bağlı sigortasını ödüyoruz. Dolan prim günü 3400. iki çocuğundan biri 1979, diğeri 1981 doğumlu. Şimdi size sormak istediklerim: 1.Annem doğum borçlanmasından yaralanarak 5000 bin iş gününü doldurarak yaş beklemeden hemen emekli olabilir mi? 2.Doğum borçlanmasından yaralanmak için ne yapmak gerek. 3.Doğum borçlanması için sigorta başlangıcı doğumdan sonra mı olmalı? 4.Sizin bize önerebileceğiniz başka bir şey var mı?

C: Doğum borçlanmasının şartlarını geçen haftaki yazımda ele almıştım. Ancak okuyucumun verdiği detay bilgiler, değerlendirme yapmak için yeterli değil. Ancak 3400 prim ödeme günü olduğuna göre, 200 gün eksiği kalmış, 3600 güne ulaşması için. 50 yaşını 19.06.2012 tarihinde dolduracak. Bu tarihte üç şartı da yerine 24.05.2011 tarihinden sonra getirmiş olacak ve bu nedenle 58 yaşında kısmî yaşlılık aylığıyla SGK'dan emekliliğini isteyebilecek.

1985 yılındaki 1 günlük SSK sigortalılığının faydası olur mu?

Mustafa BAYRAM: Tahsin bey, 5 senedir Yeni Şafak abonesiyim ve yazılarınızı takip ediyorum. 1967 doğumluyum. 03.06.1985 tarihinde 1 günlük SSK sigortalılığım var. 1990-93 tarihleri arasında memuriyetim var ve Mart 1993'den beri de Bağ-Kurluyum. Ne zaman emekli olabileceğimi ve özellikle de 1985'teki 1 günlük SSK sigortalılığımın emekliliğimde etkili olup olmayacağını öğrenmek istiyorum.

C: Bağ-Kur sigortalısı olarak emeklilikte, 1985 yılındaki 1 günlük SSK sigortalılığının, doldurularak yaşlılık aylığını hak ettirecek toplam 9000 prim ödeme gününün içinde 1 günlük değeri vardır. Yani sigortalılığın başlangıcı olarak alınıp SSK sigortalılığı gibi emekliliği etkileyemez. Çünkü 506 sayılı Kanundaki "sigortalılık süresi" kavramı ve içeriği, diğer yasalarda bulunmamaktadır.

Yeni çıkan kanundan etkilenir mi?

Erdoğan SARAÇOĞLU: Tahsin Bey, ben, 01.03.1956 doğumluyum. SSK girişim, 1982. İsteğe bağlı sigorta ödüyorum. Emekli olmak için ödemem gereken gün toplamı 3600, bunun 2510 gününü ödedim. Yeni kanundan etkilenir miyim?

C: Okuyucumun 3600 güne ulaşması için 1090 gün eksiği var. Bu da 1260 günden az. Şu andaki yorumlara göre, yeni kanundan olumsuz etkilenmeyecektir.

Babam, Kısmi Yaşlılık Aylığı alabilir mi?

Aykut ÖZKAN: Babam, 04.07.1951 doğumlu olup; sigorta başlangıcı, Şubat 1980'dir. Eylül ayı itibariyle 2287 gün SSK primi var. Ayrıca 4 yıl tarım sigortası ve 20 ay askerliği var. Askerlik Borçlanmasını da yaptım. Şu anda SSK'lı olarak çalışmaktadır. Bu şartlarda Kısmi Yaşlılık Aylığına hak azanmış mıdır? Emekli olabiliyorsa nasıl bir yol izlememiz lazım.

C: Okuyucumun babası, 55 yaşını 04.07.2006 tarihinde, 15 yıllık sigortalılık süresini Şubat 1995 tarihinde doldurmuştur. Eğer askerlik borçlanması da dahil toplam 3600 prim ödeme gününe ulaşılmışsa kısmî yaşlılık aylıyla emeklilik için 58 yaşında SGK'na başvurması mümkündür.

 
Kaynak: Yeni Şafak Gazetesi

www.ikyworld.com

CEZALARA DİKKAT!

 

Sosyal güvenlik reformu yürürlüğe girdi girmesine ancak kafalar da karıştı. Özellikle kamu kesiminde ciddi bilgi eksikliği mevcut.

Reform öncesinde kamu kurumları, sözleşmeli çalışanlarını (4/b ve 4/c'li) SSK'ya bildirirken, memurların keseneklerini de Emekli Sandığı'na gönderiyorlardı. Ancak reform sonrasında işçi-memur ayırımı kalmadı ve tüm kamu çalışanlarının doğrudan SGK'ya bildirilmeleri gerekiyor.

Tüm devlet birimlerinin personel ve muhasebe sistemleri eski uygulamalara göre dizayn edilmiş durumda. Ancak 1 Ekim sonrasında bu sistemlerin, yeni kanuna adapte edilmesi gerekiyor.

CEZALARA DİKKAT!

Kamuda memur olsun işçi olsun yeni işe başlayan personel adına SGK'ya "işe giriş bildirgesi" verilecek. Ayrıca her ay tüm çalışanlara ödenen ücretleri ve yapılan kesintileri gösteren "aylık prim hizmet belgesi"nin de SGK'ya verilmesi gerekiyor.

Bu işlemlerin kanunda ve yönetmeliklerde belirtilen sürelerde ve usullerde yapılmaması durumunda ise para cezaları söz konusu olacak. Şuan itibariyle pek çok kamu kurumunda, yeni kanunun uygulaması ile ilgili bilgi eksikliği ve kafa karışıklığı mevcut. Bize göre özellikle bu geçiş sürecinde, kamu kurumlarının personel ve muhasebe birimlerindeki yönetici ve çalışanların ciddi bir eğitime tabi tutulmaları gerekiyor.

Aksi halde uygulama hatalarından dolayı SGK tarafından ciddi cezalar kesilecek ve bu cezaları ilgili personel ödeyecek. Diğer taraftan var olan uzman kaynağını kendi personelini eğitmek için kullanmak zorunda kalan SGK'nın, diğer kurum ve kuruluşların eğitim taleplerine kısa vadede cevap verebilmesi de zor görünüyor.

OKUR SORULARINA CEVAPLAR...

Yurt dışına tedavi için hangi şartlar gerekiyor?


Soru: Sadettin Bey, benim kızım kanser tedavisi görüyor ve bu kapsamda yurtdışına götürmek istiyoruz. Yeni genel sağlık sigortası kanununda bu konuda yenilikler var mı? M.Turhan

Cevap: Değerli okurum, genel sağlık sigortası ile birlikte pek çok konuda olduğu gibi yurtdışı tedavi konusunda da yenilikler oldu. Sosyal güvencenizin türünü yazmadığınız için genel olarak sıralayalım;

Daha önce olduğu gibi yurtdışına geçici görevle giden memurlar ve SSK'lılara acil haller için yaptıkları tedavi giderleri ödenmeye devam edecek.

Yine memur ve SSK'lıların yurtdışına sürekli görevle gönderilmeleri durumunda kendileri ile birlikte hak sahiplerinin de tedavi giderleri SGK tarafından karşılanacak. GSS öncesi uygulamada sürekli görevle yurtdışına giden memurun sağlık harcamaları zaten karşılanıyordu. Ancak bu, SSK'lılar açısından yeni bir uygulama.

Yurt içinde tedavisi mümkün olmayanların yurtdışına gönderilebilmeleri için Sağlık Bakanlığı'nın uygun görüşü gerekecek.

Yurtdışı tedavi uygulamasında en büyük yenilik, SSK'lı ve Bağ-Kur'lular için gerekli olan geçmiş bir yılda 300 gün prim ödeme şartının kaldırılması. Bundan böyle yurtdışına tedaviye gönderilmek için memur, SSK'lı ve Bağ-Kur'luların geçmiş bir yılda 30 gün prim ödemiş olmaları yeterli olacak. Ayrıca Bağ- Kur'luların 60 günden fazla prim borcunun bulunmaması gerekiyor.

EN KISA SÜREDE NASIL EMEKLİ OLURUM?


Soru: Doğum tarihim 1.3.1958 ve 1991- 1999 arasında Bağ-Kur'a prim ödedim. O tarihten sonra bir süre prim ödemedim ve 20.11.2006 tarihinde SSK isteğe bağlıya başladım. Halen isteğe bağlı prim ödüyorum ve toplam 3.450 günüm var. En kısa sürede nasıl ve ne zaman emekli olurum? L.Demirci

Cevap: Değerli okurum, 3.600 günü tamamladıktan sonra 59 yaşınızı tamamladığınız gün emekli olabilirsiniz.



Kaynak: Bugün Gazetesi /
Sadettin Orhan

 

www.ikyworld.com

Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin SGK'ya Yasal Süresi Dışında Verilmesi

(21.10.2008) Yasal süresi geçirildikten sonra düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgeleri SGK’ya a elden verilecek ya da posta kanalıyla gönderilecek. Yasal süresi geçirildikten sonra ...

 

 

 

 

Birgün Herkes Hizmetçi Olacak!

Benzeri “Birgün herkes Fenerbahçeli olacak” sloganı gerçekleşecek mi bilemiyorum. Ama SSGSS Yasasıyla önemli kısmını ev hanımlarının oluşturduğu 1 Ekim 2008 öncesinin isteğe bağlı SSK sigortalıları için “Birgün herkes hizmetçi olacak” sözü hiç de akla uzak değil. Nasıl mı? Bakın anlatayım.

İsteğe bağlıda ne değişti?

İsteğe bağlı sigortalılık bir sosyal güvenlik hakkı olarak mevzuatımızda yer almış bir hak. İnsanlar ücretli olarak çalışmak suretiyle SSK sigortalısı olabildikleri gibi bağımsız çalışarak Bağ-Kur sigortalısı, memur olarak Emekli Sandığı iştirakçisi olabildiği gibi çalışma gerçekleşmeksizin de prim ödemek suretiyle bu kurumlara bağlı isteğe bağlı sigortalı/iştirakçi olabiliyorlardı.

Diğer sosyal güvenlik kurumlarına nazaran göreceli olarak daha az gün sayısıyla emeklilik hakkı tanıyan SSK sigortalılığı bunlardan en çok rağbet göreniydi.

İşte bu isteğe bağlı SSK sigortalılığı 1 Ekim 2008’den itibaren SSGSS Yasası ile kaldırıldı ve isteğe bağlı SSK sigortalıları ara vermeden primlerini ödemeye devam etseler bile ‘4/a sigortalılığı – 4/b sigortalılığı’ zorunlu değişimi gerçekleşecek. Eylül 2008 ayında sigortalının 4/a sigortalılığı (SSK) hizmetine sayılacak olmasına karşın aynı sigortalının Ekim 2008 dönemi primleri 4/b (Bağ-Kur) sigortalılığı kapsamında sayılacak.

Emeklilik için gün sayıları farklı

‘Ne fark eder ki, yine aynı sayıda gün kazanmıyor mu?’ demeyin. Bu doğru ama aynı sayıda günle emekli olamıyorlar. Yani 08.09.1999’dan önce sigortalılığa başlamış olanlar için SSK’dan yaştan emeklilik için 3 bin 600 gün yeterken Bağ-Kur’dan yaştan emekli olmak için en az 5 bin 400 gün gerekli bulunuyor.

Yine SSK’dan emekli olmak için ilk sigortalılık tarihine göre 5 bin ila 7 bin gün arasında güne sahip olmak gerekirken Bağ-Kur’dan normal emekli olmak için en az 9 bin gün prim ödemiş olmak zorunlu bulunuyor.

Sigortalının hangi sigortalılık kapsamında yani SSK, Bağ-Kur veya Emekli Sandığı yahut banka sandıklarından hangisinden emekli olacaklarının saptanması sigortalının ödemiş olduğu son 2 bin 520 günlük priminin çoğunluğunun geçtiği sigortalılığın tespitiyle yapılıyor.

İsteğe bağlı SSK’ya fren

İsteğe bağlı SSK sigortalılığının kaldırmakla SSGSS Yasası 4/a sigortalılığından emekli olmak için prim ödemekte olan isteğe bağlı sigortalılarının önünü kesmiş oluyor. Bu sigortalılar, 4/a sigortalılığından emekli olmaları için ihtiyaç duydukları prim gün sayısı bin 260 günden fazla ise zorunlu olarak bir işyerinde çalışmaya başlamak zorunda bulunuyorlar. Bu sigortalılar 1 Ekim 2008’den sonra şayet bin 260 ve daha fazla isteğe bağlı prim öderlerse 4/b sigortalılığından emekliliğe tabi olarak daha fazla gün ihtiyacıyla karşılaşacaklar.

Yurdum insanı çözümü buluyor

4/a sigortalılığına devam etmek isteyen sigortalının 4/a sigortalılığından emekli olabilmesi için bir süreliğine de olsa ücretli çalışarak prim ödemesi gerekiyor. Peki, bir türlü düşürülemeyen işsizlik ortamında nereden iş bulacak da 4/a sigortalısı olacak?

   

Bu durumda SSK’dan emeklilik için bin 260 gün ve daha fazlasına ihtiyaç duyanlardan ev hanımları için komşularında devamlı hizmetçi olarak, bahçıvan veya apartmanlarda çalışacak kapıcı sayısı sınırlaması bulunmadığından herhangi bir apartmanda kapıcı olmak cazip bir fırsat oluşturuyor.

Kişi kendi evinde hizmetçi olarak sigortalı olamaz, ama pekâlâ komşuda hizmetçilik yapmış olabilir ve bu şekilde 4/a sigortalısı (SSK’lı) olarak prim ödeyebilir.

Hesap ortada

İsteğe bağlıya 1 Ekim’den itibaren devam etmesi halinde ayda en az 204,38 YTL prim ödemesi gereken isteğe bağlı sigortalının 1 Ekim 2008’den itibaren asgari ücretle bir işyerinde işe başlaması durumunda işvereni bu sigortalı için en az (Çalışanın tek başına olduğu varsayılarak asgari geçim indirimi 45,63 YTL alınmıştır) 272,76 YTL prim, vergi ve fon yüküyle karşılaşacak.

Oysa gelir ve damga vergilerinden muaf işler olan özel bireylerin evlerinde, apartmanlarda, bahçelerde, ticari niteliği olmayan diğer yerlerde hizmetçi, dadı, bahçıvan, kapıcı olurlarsa işverenlerince yatırılacak bedel gelir ve damga vergileri hariç bulunacağından yalnızca 233,05 YTL olacak. Bu sigortalı, isteğe bağlıya devam etseydi hem Bağ-Kur’luluk kapsamında sayılacak hem de cebinden 205 YTL prim çıkacaktı.

Sözün kısası SSGSS Yasasının isteğe bağlı SSK’lılara koyduğu frenin hizmetçi, kapıcı, bahçıvan gibi işlerdeki istihdam yapımızda önemli değişiklikler oluşturacağını, bu iş sahalarında patlama oluşturacağını görmek için kâhin olmak gerekmiyor.

İŞVERENLER İÇİN ÇALIŞMA HAYATI

Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin SGK’ya Yasal Süresi Dışında Verilmesi

Yasal süresi geçirildikten sonra düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgeleri SGK’ya a elden verilecek ya da posta kanalıyla gönderilecek.

Yasal süresi geçirildikten sonra SGK’ya verilmesi gereken asıl ve ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme yöntemi defter tutmakla yükümlü olunup olunmadığına göre değişkenlik arz ediyor.

Buna göre süresi geçirildikten sonra verilen aylık prim ve hizmet belgelerinin defter tutmakla yükümlü olanlarca düzenlenmişlerse;

  • Ocak, Şubat, Mart, Nisan Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin olarak düzenlenmiş olanların, ilişkin olduğu yıl içinde,
  • Kasım ve Aralık aylarına ilişkin olarak düzenlenmiş olanların, yasal olarak verilmesi gereken ayın sonundan başlayarak üç ay içinde,

Verilmesi gerekiyor.

Defter tutmakla yükümlü olanlarca verilen bu belgeler işyeri defter ve belgelerinden tespit edilecek her türlü bilgi ya da kamu idareleri tarafından düzenlenecek belge veya alınan bilgi ile SGK’ca teyit edilmesi halinde işleme alınacak.

Defter tutmakla yükümlü olmayanlarca düzenlenmiş ise;

Yasal olarak verilmesi gereken ayın sonundan başlayarak üç ay içinde verilmesi gerekiyor. Defter tutmakla yükümlü olmayan işverenlerce verilen bu belgede kayıtlı sigortalıların işe giriş bildirgeleri verilmiş ise aksine bir tespit de yoksa bunlar doğrudan işleme alınacak.

Süresi geçirilerek verilmiş ve geriye dönük bir yılı aşan süresi konu edinen prim belgelerine istinaden işyerinde yapılacak fiili tespitlerle bu sürelerin işleme alınabilmesi için doğruluğunun defter ve belgelerle kanıtlanması gerekiyor.

Yasal süresi dışında iptal belgeleri

Yasal süresi geçirildikten sonra SGK’ya verilen iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgeleri ise,

- Defter tutmakla yükümlü olan işverenlerce düzenlenmiş olması halinde, doğruluğunun tespiti için kayıt tetkikine başvurulmak suretiyle,

- Defter tutmakla yükümlü olunmayan işverenlerce düzenlenmiş olması halinde ise, doğruluğunun her zaman düzenlenebilir nitelikte olmayan belgelerle kanıtlanması halinde,

işleme alınabilecek.

Hatalı belgelerde yasal süresi dışında düzeltme

Belge türü veya kanun türü hatalı seçilmiş olan aylık prim ve hizmet belgeleri için, SGK’ya yasal süresi dışında düzeltme amaçlı olarak iptal nitelikte ve doğru belge türü veya kanun türü seçilmek suretiyle asıl veya ek nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi verilebilecek.

Bu durumda, belge türü veya kanun türü hatalı seçilmiş aylık prim ve hizmet belgesi ile düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilmiş asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgesindeki sigortalıların prim ödeme gün sayıları ve prime esas kazanç tutarlarının aynı olması zorunlu bulunuyor.

Bu koşullara sahip ve yasal süresi dışında düzeltme amaçlı olarak verilen aylık prim hizmet belgeleri incelemeye gerek kalınmaksızın işleme alınacak ve söz konusu belgelere idari para cezası uygulanmayacak.



Kaynak: Sözcü Gazetesi

 

Şevket Tezel

 

www.ikyworld.com

BAĞ-KUR'LULAR 04.10.2000 - 01.10.2008 DÖNEMİNİ BORÇLANABİLECEKLER.

 BAĞ-KUR'LULAR SOSYAL GÜVENLİK YASASI KAPSAMINDA 04.10.2000 - 01.10.2008 DÖNEMİNİ BORÇLANABİLECEKLER

 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01.10.2008 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi (1). 1479 sayılı Bağ-Kur (Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu) Kanunu, 5510 sayılı Kanunun 106/2.maddesi gereği 01.10.2008 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır (2). Bağ-Kur’lular 5510 sayılı Kanunun 4/b maddesi kapsamında tanımlanmıştır.

 

Bilindiği üzere 4956 sayılı Kanunla yapılan düzenleme gereği (3); Bağ-Kur Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, Bağ-Kur Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, yasal düzenlemenin (4) yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak hesaplanacak prim borçlarının tamamını,tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Örneğin; serbest meslek kazancı nedeniyle 1998 yılında gelir vergisine tabi olan A şahsı Bağ-Kur kaydını yaptırmamıştır. A şahsı 1998 yılından itibaren Bağ-Kur’lu olabilir mi? 20.04.1982-04.10.2000 döneminden yararlanma süresi (6 aylık süre) 02.02.2004 tarihinde sona erdiğinden örneklenen şahsın 1998 yılından itibaren Bağ-Kur mükellefi olması mümkün değildir. Yasal düzenleme gereği sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacaktır.

 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İle Getirilen Düzenleme:

 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında çıkarılan Yönetmeliğin (5) geçici 7.maddesinin 2.bendi “ Kanunun 4.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefleri ile anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortaklarından, sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde Kanunun yürürlük tarihinden önce kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların sigortalılıkları, Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla başlar. Ancak, Kanunun yürürlük tarihi ile 4/10/2000 tarihi arasında vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydı ile sigortalının Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması hâlinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için Kanunun 80.maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir.Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi hâlinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içinde tam olarak ödenmemesi hâlinde ise bu süreler, sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar Kanunun 89.maddesine göre iade edilir” şeklinde düzenleme öngörmüştür.

 

Yasal düzenleme gereği;

 

1. Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefleri ile anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortaklarından, sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde Kanunun yürürlük tarihinden önce kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların sigortalılıkları, Kanunun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 itibarıyla başlayacaktır.

 

2. 04.10.2000 ile Kanunun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihleri arasında vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydı ile sigortalının Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde (01.04.2009 tarihine kadar) talepte bulunması hâlinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir.

 

3. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi hâlinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.

 

4. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içinde tam olarak ödenmemesi hâlinde ise bu süreler, sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar kanuni faizi (6) ile iade edilir.

 

5. Vergi mükellefiyet süreleri (veya esnaf sicili/meslek odası kaydı) bulunmak kaydı ile 01.04.2009 tarihine kadar talepte bulunmayanlar 04.10.2000 ile 01.10.2008 tarihleri arasını sigortalılık süresi olarak değerlendiremeyeceklerdir.

 

6. Yukarıda örneklemede yer verilen, serbest meslek kazancı nedeniyle 1998 yılında gelir vergisine tabi olan halen Bağ-Kur kaydı bulunmayan A şahsı 01.04.2009 tarihine kadar 04.10.2000-01.10.2008 tarihleri arasındaki süreyi borçlanıp, sigortalılık süresi olarak kazanabilecektir. 01.04.2009 tarihinden itibaren ise bu süreyi borçlanamayacaktır.

 

Sonuç:

 

04.10.2000-01.10.2008 tarihleri arasında vergi mükellefiyet süreleri (veya esnaf sicili/meslek odası kaydı) bulunmak şartı ile Bağ-Kur’a kaydını yaptırmayanlar 01.04.2009 tarihine kadar 04.10.2000-01.10.2008 tarihleri arasındaki süreyi borçlanıp, sigortalılık süresi olarak kazanabilecektir. 01.04.2009 tarihinden itibaren ise bu süreyi borçlanamayacaklardır.

 

20 Ekim 2008

 

Cumhur Sinan Özdemir

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İş Müfettişi -Ankara

csnozdemir@gmail.com

 

Dip Notlar:

 

(1) Ayrıntılı Bilgi İçin Bakınız: Cumhur Sinan ÖZDEMİR-Soru ve Cevaplarla Sosyal Güvenlik Reformu Uygulama Rehberi–Haziran 2008 -Adalet Yayınevi

(2) 83, 84,Geçici 10 ve Ek Geçici 6.Maddeleri Hariç.

(3) 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu Geçici Madde:18

(4) 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu Geçici Madde:18 (4956 sayılı Kanununun 47.maddesiyle getirilen değişiklik. Yürürlük:02.08.2003

(5) Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 28.08.2008 tarih ve 26981 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

(6) 5510 sayılı kanun, Madde:89