21 Haziran 2008 Cumartesi

Her fotoğrafta aynı çıkan insanlar/ Kaan ERKAM

 

 

Ahmet Kural ölmüş. 1001’in 25 yıllık işletmecisi Ahmet. Kız Ahmet. İri, kocaman Ahmet. İyi niyetli Ahmet. Ali Ağabey, kısık sesini daha da kısarak söyledi öldüğünü. Uzun boylu, yakışıklı, ama adam gibi adamdı be. Hiç fotoğrafı yok. İnsan arkadaşıyla bir fotoğraf çektirmez mi?

Çalıştığı yere gittim.

Komiktir, 1001 diye bir bar işletiyordu yıllardır. Ama biz oraya eşlerimiz ve sevgililerimizle bile gidebilirdik. Kahve, bira, ne olursa içer, güler, eğlenir ve eve dönerdik. Her Taksim biraz Ahmet’ti. Taksim’i sevmediğimden Ahmet’e de uğramaz olmuştum.

Malum masal. AIDS olmuş dev adam. Bir anne sertliğindeydi etrafına karşı. Ama 25 yıl aynı mekanı çalıştırdığından siz düşünün nasıl biri olduğunu.

Zayıflamış.

“Diyetteyim, süperim” derken hastanelere düşmüş. Dört ay birinde, iki ay birinde yatmış ve “pat” diye ölmüş.

Son sözleri olmuş mu, bilmiyorum.

Kız kardeşleri varmış bilmediğimiz…

Onlar alıp cenazeyi götürmüşler.

Zeytinburnu Merkez Efendi Mezarlığı’na, annesinin mezarına gömmüşler.

Fotoğraf dedik.

İyi de ettik.

Beni bir tek Roy yakalayabildi kendim gibi, ama kendim olmadığım yerlerde; sahnede bile…

Helal be Roy.

Sen her daim etrafta ol.

Çünkü o, baktığını gördüğünü ve anladığını çekiyor.

Sorsan kendi bile bilmiyor nasıl yaptığını özünde.

Buluyor, yakalıyor ve çekiyor.

Her fotoğrafında aynı çıkan insanlar vardır.

Onları sevmem.

Çünkü kendilerine yakıştırdıkları bir pozisyonu alırlar ve fotoğrafın çekilmesini beklerler. Flaş patlar, durum ve duruş eskisine döner. Her fotoğrafı aynıdır ama kıyafet ve yer farklıdır. Ne tatsız!

Bir de, “kötü çıkarım, hiç fotojenik değilim” diyenlerin, bunu kanıtlamak amaçlı aldıkları şekillerle çekilmiş fotoğraflar vardır. Muhakkak abuk ve o çirkinliğe yakışacak bir şey yaparlar ve “ben size demiştim ama” maksatlıdır yaptıkları.

Masa fotoğraflarını sevmem. Garson tarafından çekilmiş ve herkesin, “Bakın masadayız ve ne mutluyuz” dercesine o yöne yönlenmiş halleri… Kareye sığmak için yanaşan ve yapışanlar. İğrenç… İstemesem de o fotoğrafların içindeyim bazen.Kadeh kaldırılanlarından, mutlu olmasam da mecbur kalıp çektirebiliyorum. Bu fotoğrafların genel adı “HADİ BİR RESİM ÇEKİNELİM” oluyor.

Kimininse gözleri sürekli kırmızı çıkar. Tavşan mı onlar acaba eski yaşamlarında? Fotoğrafta yedi kişi var, ama sadece biri kırmızı bakışlı.

Uzaylı o uzaylı.

Ya da özel birisi o.

Ne bileyim?

Var bir şey.

Sürekli gözü kapalı ve ayıkken sarhoş çıkanlardan bahsetmiyorum bile.

Kimi de habersiz çekilen fotoğrafları sever. Ama gözün ucu kaldırılan makineyi gördüğünden, yine de gizli, uzaklara bakan ve hülyalı bir poz verilir. Ne gizemli ve hüzünlüyüm. Hadi be.

Bazılar ise sürekli fotoğrafımı çekme, bu halde çekilir mi, ya da çekmesene, halindedir. Elleri o tarafa uyarı olarak uzamış ya da ağzında kocaman bir lokma varken bu cümleleri savurur. Uyurken,uyanmak üzereyken ya da uyandığı anda…

Oldum olası fotoğraf çektirmeyi sevmeyenlerdenim.

Anı sevme ki zaten.

Ayrılınca bir sevgiliden, o güzel günlerin iç sızlatması için mi bunlar?

Asıl fotoğraflar zamanı geldiğinde göz kapanır kapanmaz karşınıza gelendir. Çünkü kokular da hatırlanır. Göğsünüz sızlar. İçinizde tarifi çok şekilde yapılan ama asla kelimelere dökülmeyen bir şeyler olur. O, bir anda gelen görüntüden daha güzeli yoktur. Bir öpüş, bir gülüş, bir el sallayış…

An’lara takılmış bir arkadaşım, Nida anlatıyordu: “Aksaray meyhanelerinde ya da Unkapanı’nda, keşke o güzel arkadaşlarımız, o gençlik aşklarımızla çektirdiğimiz fotoğraflarımız olsaydı… Bu ne avuntu ne de ispat; hiçbir şey değil. Sadece an'lara dönmek…” diyordu.

Haklı da…

Olmuyor bu anları anmak.

Üzülüyoruz.

Hala üzülüyoruz eski sevgililere ve nedense hep eskide kalacak güzel günlere.

Yeni güzel günler istiyorum artık.

Ya sen?

Yazar Hakkında :


kaanerkam@odatiyatrosu.com

 

1 yorum:

Adsız dedi ki...

tek kelimeyle süper...bana bu siteyi öneren şu an adını bile hatırlayamadığım sevimlii kültürlüü işinde başarılı iki kızı için dünyayaı karşısına alan bayana teşekkür ediyorum......bu arada isimsizim ama ben de sevimli kültürlü biriyim :=)))