31 Mart 2008 Pazartesi

Fırtına çıktığında uyuyabilirim

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik
satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.
Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde
çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce
çalışmaktan vaz geçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi
olur diyorlardı.

Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın
haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi
çiflik sahibi. 'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim' .
Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı.
Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü
de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar:

Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina
çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: 'Kalk, kalk!
Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.' Adam
yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: 'Boşverin efendim, gidin
yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim
ya.' Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu
kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.

Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: A-aa! Saman balyaları
birleştirilmiş , üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra
koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı
desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı
kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına
yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini
kapatırken mırıldandı:  'Fırtına çıktığında uyuyabilirim'

Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), mânen (dua), maddeten (tedbir)
hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz. Hayatınız boyunca.

Sevgiyle kalın...
orhan penbe

(KIZGINLIKLA KARAR ALMAYIN, MUTLULUKTAN UÇTUĞUNUZDA SÖZ VERMEYİN. İKİSİ DE SARHOŞLUK ÂNIDIR, AKIL BAŞTA DEĞİLDİR ..)

29 Mart 2008 Cumartesi

Verimlilik uzmanı raporu

Büyük şirketlerden birisinin genel müdürü, gerçek bir klasik müzik aşığıymış. Günlerden bir gün, şehre ünlü bir orkestra gelmiş. Vereceği konserin en önemli parçası da Schubert'ın ünlü 'Bitmeyen Senfoni' siymiş'. Genel müdür bu eseri dinlemek için çok hevesli olmasına rağmen, işi nedeni ile, konsere gidemeyeceğinden, gelen davetiyeyi şirketin verimlilik uzmanına vermiş ve;

 "Lütfen bu konsere git ve bana izlenimlerini aktar" demiş.

 Genel müdürden aldığı talimatla, konsere giden verimlilik uzmanından, ertesi gün bir değerlendirme raporu gelmiş.

 Sayın Genel Müdürüm diye başlıyormuş.

 1- Dört obuacı konserin önemli bir süresinde boş oturdular. Bunların sayısı azaltılırsa konsere daha çok katkıda bulunurlar.
 2- Orkestrada on iki kemancı var. Bunların hepsi aynı anda hareket ediyorlar, ve aynı notaları seslendiriyorlar. Bence ciddi bir yanlışlık. Kesinlikle personel tasarrufu yapılmalıdır.
 3-Onaltılık notalara ağırlık verilmiş. Doğrusu büyük ziyan. Seyirciler sekizlik ve onaltılık notalar arasındaki farkı anlamaz. Bu nedenle; onaltılık notalarla eser çalarak yüksek ücret alan elemanlar yerine, sekizlik notaları çaldırıp, düşük ücretle çalışan stajyerler kullanılmalıdır.
 4-Yaylı sazlarla işlenen pasajlar, nefesli sazlarla aynen tekrarlanıyor. Bu durum gereksiz tekrardan başka bir şey değildir.
 Dolayısıyla; tekrarlar önlendiğinde, iki saatlik konser yarı yarıya inecektir.

 Özet olarak sayın genel müdürüm; eğer Schubert bu önlemleri alsaydı "Bitmemiş Senfoni" kesinlikle biterdi.

 Arz ederim efendim.

28 Mart 2008 Cuma

Genelge 2005/27 Şehitler ve Gaziler Günleri.

Genelge



            Başbakanlıktan:
            Konu: Şehitler ve Gaziler Günleri.



Genelge

2005/27



            Vatanın ve Milletin ebedi varlığını ve Devletin bölünmez bütünlüğünü muhafaza etmek, yurt içinde güvenlik ve asayişi sağlamak veya Ülkemiz adına yurt dışında çeşitli görevler ifa etmek için can veren aziz şehitlerimize ve gazilerimize Devletimizin ve Milletimizin şükran ifadesi olarak, 4768 sayılı Kanunla 18 Mart Şehitler Günü ve 19 Eylül Gaziler Günü ilan edilmiştir.
            Mezkûr günlerde yapılacak tören ve kutlamalara rahatlıkla katılmalarını sağlamak amacıyla; kamu kurum ve kuruluşlarında görevli bulunan şehit dul ve yetimleri ile anne, baba ve kardeşlerinin 18 Mart Şehitler Gününde, malul gaziler ile eşlerinin ise 19 Eylül Gaziler Gününde idari izinli sayılmaları uygun görülmüştür.
            Bilgilerini ve gereğini rica ederim.
                                                                                                                                                Recep Tayyip ERDOĞAN
                                                                                                                                                             Başbakan

 

 

27 Mart 2008 Perşembe

TELİF İÇİN PROTOKOL İMZALANDI

TÜROFED MÜZİK MESLEK BİRLİKLERİYLE ANLAŞTI: TELİF İÇİN PROTOKOL İMZALANDI

Otelciler ve müzik meslek birlikleri arasında yıllardır süren telif hakları sorunu bugün yapılan bir anlaşmayla çözüme kavuştu. Yapılan anlaşmaya göre, TÜROFED müzik eserleri birliklerine yılda 150 bin oda taahhüt etti. Buna göre, 5 yıldızlı bir otel, bir odasına yılda 45 YTL telif ücreti ödeyecek. 1000’e yakın otele açılan davalar ise belli bir bedel karşılığında geri çekilecek.

 

 


Hilton Hotel’de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın başkanlığında biraraya gelen Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) temsilcileri ile müzik eserleri meslek birlikleri temsilcileri ortak protokole imza attılar. 
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve bakanlık üst düzey yetkililerinin de hazır bulunduğu imza töreninde, “işbirliği ve iyi niyet protokolü”ne Türkiye Otelciler Federasyonu adına Başkan Ahmet Barut, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) adına Başkan Ali Rıza Binboğa, Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) adına  Başkan Garo Mafyan, MÜ-YAP Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Birliği (MÜ-YAP) adına Bülent Forta, Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) adına Başkan Ali Kocatepe imzaladılar.
Anlaşma AB müktesebatına uygun

Toplantının açış konuşmasını yapan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, uzunca bir süredir devam eden bir sorunu çözdüklerine dikkat çekerek, emeğin karşılığının verilebilmesi için hukuksal bir altyapı gerektiğini hatırlattı. TÜROFED ve müzik eserleri birliklerini biraraya getirerek yoğun bir işbirliği sonucunda mutabakata varıldığını açıklayan Günay, varılan mutabakatın AB müktesebatına uygun olduğunu, varılan mutabakatla uygulamada çıkan sorunlarda bir adım daha atıldığını söyledi. Bakan Günay, otelcilerle müzik eserleri birlikleri arasında en az 7 yıl süren telif hakları sorununun bakanlığının 7 ayında sonuçlanmasının kendisi için bir armağan olduğunu söyledi. Günay, çalışmada emeği geçen herkese gösterdikleri gayretten dolayı, sanat ve emek adına teşekkür etti.

 

'Bu anlaşma müzik eserleri birlikleri için bir milat'
Müzik eserleri birlikleri adına konuşan Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Başkanı Ali Rıza Binboğa, varılan mutabakatta TÜROFED’in müzik eserleri birliklerine yılda 150 bin odayı taahhüt ettiğini açıklayarak, yapılan anlaşmanın bugüne kadar yapılan en büyük anlaşma olduğunu vurguladı. Yaptıkları araştırmada 400 bin ile 800 bin arasındaki noktada telif hakları sorunu yaşadıklarını belirten Binboğa, TÜROFED’le yapılan anlaşmanın telif hakları açısından çok önemli bir milat olduğunu söyledi. Otelcilerin yapılan anlaşmayla sanatın hakkını verdiğini ifade eden Binboğa, Türkiye’nin korsan bir ülkeden yasal bir ülkeye geçtiğini ve bunun hep birlikte yapılabileceğini kaydetti. Binboğa, otelcilerle sürdürdükleri görüşmeler süresince, demokratik bir ortamda yarıştıklarını ve doğrunun yanlışa galip geldiğini sözlerine ekledi.

'Sektör fikri mülkiyete saygılı'
Ahmet Barut ise uzun süredir devam eden bir sorunun kökten çözülmüş olmasından mutluluk duyduklarını belirterek, fikri mülkiyet haklarına gösterilen saygının sektörün gelişmişlik düzeyini gösterdiğini, sanata ve sanatçı emeğine, fikri mülkiyete saygılı olduklarını kaydetti. Müzakere sürecinde otelcilerin ve müzik eserleri sahiplerinin ellerinden gelen fedakarlığı gösterdiğine işaret eden Barut, Ertuğrul Günay’ın da son noktayı koyarak anlaşmanın yapılmasını sağladığını dile getirdi.

Telif ücretleri otelin statüsüne göre değişecek
Toplantının ardından gazetecilerin soruları yanıtlayan MESAM Başkanı Ali Rıza Binboğa, yapılan anlaşmada, TÜROFED Ahmet Barut’un 150 bin oda için gerekli garantiyi verdiğini belirterek, 150 bin oda için gerekli parasal indirimi yaptıklarını söyledi. Anlaşmadan TÜROFED üyelerinin yararlanacağını hatırlatan Binboğa, TÜROFED dışında olan otellerin TÜROFED’e üye olarak bu anlaşmadan faydalanacaklarını kaydetti. Binboğa, anlaşmada davası süren otellerle belirli bir yüzdeyle anlaşarak, davaları geri çekeceklerini de ifade etti. Yapılan anlaşmada talep edilen ücretin otellerin bulunduğu bölgeye, yıldızına ve standartlarına göre değişeceğini açıklayan Binboğa, “Diyelim ki 5 yıldızlı bir otelin bir odasından yılda 45 YTL telif ücreti alacağız, ama o otel davalıksa bu oran biraz daha artacak” dedi. Binboğa, önemli olanın esere ne kadar ödendiğinin değil, eserin hakkının teslim edilmesi olduğunu dile getirdi.

TÜROFD dışındaki oteller anlaşmadan faydalanamayacak
TÜROFED ve müzik eserleri birlikleri arasında yapılan anlaşmaya göre, TÜROFED üyeleri telif haklarından yüzde 50 indirim yapılacak. Beş yıldızlı bir otel, oda başı 45 YTL öderken, 4 yıldızlı bir otel yüzde 10, üç yıldızlı bir otel ise oda başı yüzde 20 daha az ödeyecek. Birlikler, otelcilerden yıllık 5 milyon YTL alacak. Hakkında dava açılan oteller belirlenen rakamın üzerinde yüzde 10 daha fazla para ödeyerek, davadan feragat edebilecek. Verilen bilgilere göre yaklaşık 1000’e yakın otele dava açıldı ve bu otellerin birçoğu TÜROFED üyesi. Yapılan anlaşmadan TÜROFED üyesi olmayanlar yararlanamayacak. Buna göre, TÜROFED’e üye olmayan oteller belirlenen ücretin yüzde 55 daha fazlasını, yani 5 yıldızlı bir otel bir odaya 116 YTL telif ücreti, ödeyecek. Anlaşmaya göre oteller müzik eserleri birliklerinin repertuarlarından yararlanabilecek. Oteller yıl sonunda kullandıkları eserlerin listesini müzik eserleri birliklerine bildirecek.

TÜROFED ve 4 müzik meslek birliği tarafında imzalanan işbirliği ve iyi niyet protokolü, “TÜROFED / Meslek Birlikleri 2008 Dönemi Lisans Sözleşmesi Esaslarına İlişkin Taahhütname” adını taşıyor.

Buna göre; konaklama tesisleri, yıldız sayılarına göre 2008’de şu lisans bedellerini ödeyecekler:

Konaklama Tesisi  Lisans Bedeli
5 Yıldız      45,00  YTL+KDV
4 Yıldız      31,50  YTL+KDV
3 Yıldız      22,05  YTL+KDV
2 Yıldız      15,44  YTL+KDV
1 Yıldız      10,80  YTL+KDV

Yapılacak bir diğer uygulama ise Kültür ve Turizm Bakanlığı ile müzik eserleri birlikleri arasında olacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı, yayınlayacağı bir genelge ile işletme ruhsatı vereceği otellerden, müzik meslek birliklerinden lisans anlaşması yapması şartı arayacak.

 

26 Mart 2008 Çarşamba

Milletin vekili ile aslının farkı


SON günlerde en çok tartışılan ve herkesi ilgilendiren iki konu var. Bunlar "sosyal güvenlik" ve "sağlık hizmetleri" ile ilgili...

Bu iki konuda, milletvekilleri yani milletin vekili ile milletin aslı arasındaki farkları biliyor musunuz?

Merak edenler için açıklayalım.

SAĞLIK HİZMETLERİ

1. Ödenecek Para:

a) Milletvekilleri:
Gaziler gibi yüzde 20’yi bulabilen "özel hastane farkını" ödemiyorlar. Bunun dışında, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesinde her vatandaştan alınan 2 YTL katkı payını bile ödemiyorlar.

b) Milletin Aslı: Özel hastaneye gittiğinde, yüzde 20’yi bulabilen "özel hastane farkı" ödeyecekler. Ayrıca 2 YTL katkı payını da ödüyorlar.

2. Emeklilere Sağlık Hizmetleri:

a) Milletvekilleri:
Emekli milletvekilleri ve ailesinin sağlık giderleri TBMM bütçesinden karşılanıyor. Özel hastanelerden yararlandıklarında, faturanın tamamını TBMM öder. Herhangi bir ad altında para ödemezler.

b) Milletin Aslı:
Emekliler ve ailesi, özel hastaneye gittiklerinde, yüzde 20’yi bulabilen "özel hastane farkı" ödeyecekler. Ayrıca kamu hastanelerinde de ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesinde 2 YTL katkı payı, otelcilik hizmeti ve öğretim üyesi farkı ödeyecek.

3. Diş Tedavisinde İmplant Bedeli:

a) Milletvekilleri: Emeklileri de dahil, diş tedavisindeki implant bedelinin tamamı, TBMM’ce karşılanıyor.

b) Milletin Aslı:
Bırakınız tamamını, 1 YTL’si dahi ödenmiyor.

EMEKLİLİK

1. Emekli Aylığı Tutarı:

a) Milletvekilleri:
Ayda 4.219 YTL emekli aylığı alıyorlar.

b) Milletin Aslı: Bu tutarda bir emekli aylığı hayal...

2. Çalışırken Emekli Aylığı Alabilme:

a) Milletvekilleri: Milletvekilliği görevi sürerken, milletvekili olarak ücret ve ayrıca emekli aylığını aynı anda alabiliyorlar. Bu arada, milletvekilliğinde 2 yılı dolduranlar, emeklilikle ilgili diğer koşulları taşıyorlarsa, "milletvekili emeklisi" olup, aynı anda, hem milletvekili maaşı hem de milletvekili emekli aylığı alabiliyorlar.

b) Milletin Aslı:
Kamuda çalışanlar, hizmet süreleri 40 yıl bile olsa, hem ücret hem de emekli aylığı alamıyorlar. Çalışırken ücret, emekli olduklarında da emekli aylığı alabiliyorlar.

"Milletin aslına dayak, vekiline kıyak gibi bir şey. Peki niye böyle?" diye soranlara;

Anayasamızın 86/2. maddesinde, bu konuda özel bir hüküm yer alıyor. Birlikte okuyalım:

"TBMM üyelerine ödenecek ödenek ve yolluklar, kendilerine TC Emekli Sandığı tarafından bağlanan, emekli aylığı ve benzeri ödemelerin kesilmesini gerektirmez."

Evet... Yanlış okumadınız; yasaya değil, Anayasa’ya özel bir hüküm konulmuş!

3. Çalışan Emekliler:

a) Milletvekilleri:
Emekli milletvekilleri, herhangi bir işte çalıştıklarında, "Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP)" ödemezler.

b) Milletin Aslı: Emekli olarak çalıştıklarında, SGDP öderler.

BORÇLANMA

1. Milletvekilleri:
15 yıla kadar, geriye dönük borçlanıp, kolay emekli olabiliyorlar.

2. Milletin Aslı: Bırakınız 15 yılı, bir gün dahi geriye dönük borçlanamıyorlar.

Şimdi, "Milletin aslına tanınmayan bu haklar, vekiline niçin sağlanmış?" diye soranlar olabilir.

Haklısınız... Ancak bu sorunun muhatabı biz değiliz; vekillerinize sormanız gerekiyor...

Şükrü KIZILOT

 skizilot@yaklasim.com

24 Mart 2008 Pazartesi

İş görüşmesine hazır mısınız?

 

 

 

 

İstediğiniz işe kavuşmanın yolu sadece iyi bir eğitimden, iyi okullardan mezun olmaktan geçmiyor. İş görüşmelerinde yapacağınız herhangi bir konuşma, hangi işe alınıp alınmayacağınız konusunda büyük önem taşıyor. Özellikle büyük şirketlerin çok aşamalı sınavlarını geçip, sıra mülakata geldiğinde ne yapacağınızı bilmeden davranmak istemiyorsanız, The Wall Street Journal’dan derlediğimiz ipuçlarına bakın.

Konuşacaklarınızı önceden prova edin

Yetenek ve mesleki edinimlerle ilgili sınavlara nasıl hazırlanıyorsak aynı şekilde, mülakata da hazırlık yapmak gerekiyor. Kendinizi ifade eden, iş geçmişinizi iyi anlatan bir konuşma hazırlayın. Görüşmeye gitmeden kendi kendinize prova yapın. Ancak bu şekilde kendinizi doğru şekilde tanımlayabilir, anlatmak istediğinizi en kısa şekliyle iletebilirsiniz. Ve kendinizi anlatmak için çok ve uzun cümle kurmaktan kaçının.

Sorulan soruları iyi anlayın

Mülakat esnasında, size neyin sorulduğu hakkında kesin bilgi sahibi olun. Her cümleyi dikkatle dinleyin, ona göre cevaplayın. Cevap vermiş olmak için cevaplamayın. Mülakat yaptığınız kişinin pozisyonu, sizin istediğiniz pozisyon ve sorulan soru üçgeninde konuşmaya başlayın. Örneğin, “İş hayatınızda yaşadığınız birkaç deneyimi bize anlatır mısınız?” sorusuna yarım saat cevap vermek yerine, birkaç cümle ile öz konuşun.

Görüşmecinin beden diline dikkat

Görüşme yaptığınız kişinin, nasıl özelliklere sahip olduğunu biraz olsun anlayabilmek için karşınızdakinin konuşmasına odaklanın. Ayrıca mülakatı yapan kişinin nasıl giyindiği, hangi konulara öncelik verdiği ve hangi tavırla hareket ettiği size önemli ipuçları verir. Eğer mülakatı yöneticinin odasında yapıyorsanız, masasının çevresinde neler var, ya da arkadaki panoda hangi cümleler yazıyor, kimin fotoğrafları olduğuna dikkat edin. Görüşme esnasında panoda gördüğünüz cümle ya da kişi ile ilgili birkaç uygun söz söylemek, mülakatta karşınızdaki insanı ummadığınız bir şekilde etkileyebilir.

Konuşmanız ilgi çeksin

İş görüşmelerinde sadece işle ilgili konular hakkında konuşarak istediğiniz sonuca ulaşamayabilirsiniz. Ne konuştuğunuzun yanısıra, nasıl konuştuğunuzdan bahsediyoruz. Konuşmanızdaki akıcılık, anlaşılır cümleler ve ifadeler de sonuca ulaşmada etkilidir. Eğer mülakat sırasında “Anlattıklarınız bizim sorduklarımızla ilgili değil” cümlesiyle karşılaşmak istemiyorsanız net cümlelerle konuşmaya özen gösterin. Unutmayın, her dakika önemli.

Yazar Hakkında :


editor@yenibiris.com

 

I.AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ&İŞ DÜNYASI SİNERJİ ZİRVESİ

Sayın Yetkili,

31 Mart- 04 Nisan 2008 tarihleri arasında Türkiye İş Kurumu Antalya İl Müdürlüğü tarafından da desteklenen I.AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ&İŞ DÜNYASI SİNERJİ ZİRVESİ Akdeniz Üniversitesi'nde gerçekleştirilecektir. Ortak faydalarda buluşacağımıza inandığımız bu organizasyona katılımınızı bekliyoruz.

 

Çeşitli eğitim ve etkinlikler ile desteklenecek olan zirve, bir çok ulusal ve yerel firmanın, Akdeniz Üniversitesi’nde eğitim görmekte olan 20.982 öğrenci ve 41.377 mezun ile bir araya gelmesi, hem iş dünyasının hem de öğrenci ve mezunların seçme yerleştirme süreçlerine katkı sağlayacaktır.

 

Tüm fakülte ve yüksekokullarımızdan yapılacak katılımlarla, öğrenci sirkülasyonunun yoğun olduğu Akdeniz Üniversitesi Şenlik Alanı’ndaki açık alanda standlar kurulacaktır. Program çerçevesinde her bir gün farklı sektörlerden firmalar konuk edilecektir.

I.Gün: Sanayi Sektörü

         2.Gün: Bankacılık – Finans & Sigorta Sektörü

3.Gün: Perakende - Bilişim Sektörü

4.Gün: Tarım - Gıda Sektörü

5.Gün: Turizm - Sağlık Sektörü

Katılım için 26 Mart 2008 tarihine kadar Akdeniz Ünv.Girişimcilik ve İş Geliştirme Merkezi ile iletişime geçmenizi rica ederiz.

I.Akdeniz Üniversitesi & İş Dünyası Sinerji Zirvesi’ne firmanızın katılımını ve desteklerini bekler, gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz.

 

H.Oray KUŞ

Türkiye İş Kurumu

Antalya İl Müdürlüğü

0242.229 82 62

oray.kus@iskur.gov.tr

 

                                                         

 

İLETİŞİM İÇİN: Akdeniz Ünv.Girişimcilik ve İş Geliştirme Merkezi / Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü I.Kat – III.Kat   07058 Kampus  Antalya   

Tel: +90 242 310 60 21- 310 60 22 – 310 60 24  Fax: +90 242  3102119   

Email: berrinyuce@akdeniz.edu.tr     

Email: esahal@akdeniz.edu.tr

 

 

Faik

 

21 Mart 2008 Cuma

Yabancı uyuruklu personelin

Yabancı uyuruklu personelin süreli çalışma izinlerinin uzatılması maksadı ile Ç.Bakanlığına başvurduğunuzda şayet kış döneminde bu kişileri ücretsiz izne çıkardıysanız yada iş akitlerini askıya aldıysanız bilinki başvurunuza RED cevabı gelecektir. Tüm arkadaşların bilgisine sunarım Ç.B lığının kendi sitelerine koyduğu duyuruyu aşağıya kopyalıyorum

 

 

İŞ AKDİNİN ASKIYA ALINMASI

 

 

Bilindiği gibi, 4817 sayılı Yabancıların Çalışma izinleri Hakkında Kanunun 5 inci maddesi gereğince, süreli çalışma izni iş piyasasındaki durum, çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri dikkate alınarak, yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl geçerli olmak üzere verilmekte, bir yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyeri veya işletme ve aynı meslekte çalışmak üzere çalışma izninin süresi üç yıla kadar uzatılabilmektedir.

Yabancıların Çalışma izinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde Kanuni Çalışma: "Kanunlara uygun şekilde verilmiş çalışma izni, ikamet ve diğer ilgili kanunlar ile mevzuat hükümlerince düzenlenen yükümlülüklerin yanı sıra, sosyal güvenlik primleri ödenmiş veya muaf olarak çalışma" olarak ifade edilmektedir.

Kanunun 5 inci maddesi ile; uzatmaya hak kazanma koşulu olarak bir yıllık kanuni çalışma süresi öngörülmektedir.

Bu nedenle Bakanlığımızca çalışma izni verilmiş bulunan yabancılar için yapılan çalışma izni uzatım başvurularında çalışma izni verilmiş bulunan döneme ilişkin olarak yabancının tüm sigorta primlerinin yatırılmış olması (veya muafiyete ilişkin resmi makamlarca onaylı belge ibrazı) aranılmaktadır.

         Dolayısıyla çalışma izin başvurusunun uzatma olarak değerlendirilebilmesi için fiili çalışmanın gerçekleşmiş olması ve sigorta primlerinin tam olarak yatırılmış olması gerekmektedir. Sigorta primlerinin eksik veya hiç yatırılmamış olduğunun tespiti veya iş akdinin askıya alınması halinde ilgili yabancının uzatım hakkına sahip olmaması nedeniyle talepleri karşılanmayacaktır.                        •

Çalışma izin talebinin ilk başvuru olarak değerlendirilebilmesi için de oturum (İkamet) amaçlı en az altı ay süreli ikamet tezkeresi ibrazı gerekmektedir. Aksi durumda yabancının uyruğunda bulunduğu veya daimi ikamet ettikleri ülkedeki T.C. temsilciliklerine başvuru yaparak çalışma izin talebinde bulunulması gerekmekte olup, dış temsilciliğe yapılan bu başvuruyu takiben en geç üç işgünü içerisinde Yönetmelikte öngörülen diğer belge ve formların Bakanlığımıza teslimi zorunludur.

 

 

20 Mart 2008 Perşembe

Sosyal güvenlikte sistem karmaşası

Kamuoyunda tartışmalara neden olan ve Meclis gündemine gelmesi beklenen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası çalışma yaşamına önemli değişiklikler getiriyor.
Yasanın genel gerekçesinde genç olarak nitelenebilecek Türkiye nüfusunun önümüzdeki yıllarda yaşlanmasıyla birlikte gelirlerin azalması ve giderlerin artması sorunuyla karşı karşıya gelinebileceği belirtiliyor. Diğer gerekçeler yoksulluğu önlemek, sistemin açık vermesinin önüne geçmek, kayıt dışılığı önlemek, sosyal güvenlik kurumlarında norm birliğini sağlamak olarak sıralanıyor. Sosyal Güvenlik Reformu adıyla ilk aşamada SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nı tek çatı altında toplayan yasanın en önemli ayağı ise Meclis gündemindeki yasa tasarısı.

Yasanın getireceği değişikliklerden sıkça eleştiriye uğrayan bölümü emeklilik aylıkları konusunda. Tasarıya göre 25 yıl çalışanlar için brüt maaşa göre aylık bağlanma oranı yüzde 2,6 seviyesinden yüzde 2’ye indirilecek. Bu düzenlemeler çalışmaya devam edenleri de etkileyecek. Diğer yandan emekli aylıklarının güncellenmesinde ise gelişme hızının, yani refah payının yüzde 100’ü yerine, yüzde 30’u dikkate alınacak. Mevcut emekliler bundan etkilenecek.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte işe giren sigortalının emekli olması için aranan 7000 prim ödeme gün sayısı, her yıl 100 gün artırılarak 2028’de 9000’e ulaşacak. İlk defa 2028 yılında işe girecek olan bir sigortalının emekliliğinde 9000 gün prim ödeme şartı aranacak.

Kadın ve erkeklerde emeklilik yaşı 2048 tarihinden sonra 65’de eşitlenecek. Emeklilik yaşıyla ilgili düzenlemeler yasanın yürürlük tarihinden sonra işe girenleri kapsıyor.
Sağlık alanında ise tüm çalışanları etkileyecek ve eleştirilen düzenlemeler arasında, muayene ve tedaviler için 2 YTL katkı ödenmesi, yatarak tedavilerde sigortalılardan katkı payı alınması, diş protezlerinde yaş sınırı ve yüzde 50 katılım payı var.

Malullük ve ölüm aylığı hak etmek için aranan gün sayısının iki katına çıkması, dul ve yetim maaşlarına ve yardımlara ilişkin düzenlemeler, gazetecilerin de içinde bulunduğu bazı mesleklerde fiili hizmet zammının kaldırılması sendikaların ‘hak kaybı’ olarak dikkat çektiği diğer noktalar.

YENİ YASA KİMLERİ KAPSIYOR?

Yasanın emeklilik yaşı ve prim ödeme günüyle ilgili hükümleri, yasanın yürürlük tarihinden itibaren sigortalı olacakları kapsarken, emeklilik aylıkları konusundaki düzenlemeler mevcut sigortalıları da ilgilendiriyor ancak bu tarihten önce emekli olanları kapsamıyor. Hükümet “Hak kayıpları yok” derken, tasarıyı değerlendiren kesimler emeklilik ve sağlık konusunda geriye gidişin olacağını vurguluyor.

Eras Hukuk Bürosu Sahibi ve İş Hukuku Uzmanı Avukat Ertürk Eras tasarıda olumlu yönlerden bazılarını bazı mesleklerin sigorta kapsamına alınması, alt işveren-üst işveren ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi, iş kazalarının en geç 3 gün içinde bildirilmesi hükmü, hastalık ve iş kazası hallerinde sigorta kapsamının genişlemesi olarak gösteriyor. Ancak Eras emeklilik yaşındaki artışın ileriki yıllarda olumsuz etkileri olacağı kanısında:
“Türkiye’de 35 yaşından sonra işten çıkarılan birinin özellikle kadınların iş bulma şansı çok düşük. İstihdam yaratıcı yatırımlar da yapılmadığı için çalışanların emekli olma ihtimali yeni yasayla sıfıra indirgeniyor.”

Türk-İş’e bağlı Kristal-İş Sendikası’nın Araştırma Eğitim Uzmanı Aziz Çelik, “Yasanın sadece yeni işe girecek çalışanları ilgilendirdiği iddiası doğru değil. Yasanın sosyal sigorta haklarına ilişkin hükümleri halen çalışanları kademeli olarak etkilerken, sağlık hakkına ilişkin hükümleri emeklileri de eski çalışanları da ve onların hak sahiplerini de tümüyle etkileyecektir” diyor.

‘KAVRAM KARGAŞASI VAR’

Yasanın hazırlık aşamasında aktif olarak yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Vekili Tahsin Güney, kazanılmış haklarla ilgili yapılan eleştirileri sorduğumuzda bu konuda bir kavram kargaşası yaşandığını belirtiyor. Güney “Çalışmadığınız sürenin kazanılmış hakkı zaten olmaz. Böyle olmasaydı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda verilmiş herhangi bir hak ebediyen değiştirilemez hale gelirdi” diyor.

Emeklilikle yaş düzenlemesinin kayıt dışı istihdama karşı alınmış bir tedbir olduğunu söyleyen Güney, reformun çalışanları daha uzun sürelerde sistemde tutmayı amaçladığını, yeni sigortalıların bu uzun süreler üzerinden aylıklarının hesaplanacağını söylüyor.

Tahsin Güney sendikaların ‘sosyal devletin gözetilmediği’ yönündeki karşı çıkışlarına yönelik ise şunları söylüyor:
“Devletin primlere katkısı bir, iki ülke hariç AB ülkelerinde yoktur. Sosyal güvenlik için bütçeden zaten büyük oranda transfer yapılıyor. Tasarı çok detaylı ve çalışanların lehine düzenlemeler var. Örneğin 30 gün çalışan biri sağlık hizmetlerinden yararlanmaya başlıyor. Asgari ücretin üçte birinden az geliri olanların primlerini devlet ödüyor.
Herkesin de şunu bilmesi gerekiyor, bu sistem böyle devam ettiği sürece ne emekli maaşlarında doğru düzgün bir artış, ne de işgücü maliyetlerinin düşüşünde bir iyileşme beklenebilir.
Siz yüzde 30’lar civarında bir açık veriyorsanız mutlaka bunun düzelmesi gerekiyor, düzelmediği takdirde kaynak bulunamadığı için emekli maaşlarında da artış olmayacaktır. Yani tasarı geleceğe yönelik bir proje.”

‘MADDELER DEĞİL, SİSTEM TARTIŞILMALI’

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi sosyal güvenlikte bir reform yapılması konusunda birleştiklerini ancak tasarının hazırlık aşamasında sendikalardan alınan önerilerin hayata geçmediğini söylüyor. Çelebi, “Hiç kuşkusuz, 18 yaşına kadar tüm yurttaşların sağlık hizmetlerinden yararlanmaları iyidir. Ancak sorun bu çocukların 18 yaşından sonra ne olacağına ilişkin düzenlemenin eksikliğidir. Sorun 20 yaşında çalışma yaşamına atılan ve ara vermeden çalışma şansını bularak, 25 yıl sonra, 9 bin gün prim ödedikten, emeklilik hakkını elde ettikten sonra, 65 yaşına dek 20 yıl ne yapacağıdır.

Sağlık hizmetlerinden yararlanmak için, belirlenmiş prim ödeme gün sayısının 30 gün olarak belirlenmesi iyidir. Ancak, işten ayrılan bir sigortalının 10 gün sonra yararlanamayacak olmasına ne demek gerekli? Tartışılması gereken yasanın maddeleri değil, sistemdir. Özellikle sağlık alanında ortaya çıkacak sorunlar, toplumun tümünü yoksunlukta eşitleyecek niteliktedir” diye konuşuyor.

Yasanın emeklilerin durumlarını iyileştirmek, emekliliği gelecek güvencesi olarak düzenlemek, sağlık hakkını toplumun tüm kesimleri için erişilebilir kılmak gibi yapılması gereken düzenlemeleri içermediğini söyleyen Çelebi, tasarının amacının sosyal devletin dönüştürülmesi ve sosyal hakların piyasada meta haline dönüştürülmesi olduğunu savunuyor.


TASARIYA İK’CI BAKIŞI

Danone Genel Müdür Yardımcısı ve İK Direktörü Yılmaz Öztürk: “Yasada emeklilik yaşında uzun vadeli bir değişikliğe gidiliyor ancak mevcut durumla ilgili uzun vadeli bir planlama yapılmıyor. 50 yaşlarından itibaren istihdam problemi varken 65 yaş rasyonel değil.

Bu temel eleştiriler yanında 18 yaşının altında çalışanların sigortalı sayılmaları ve doğumdan sonraki 6 aylık sürede emzirme yardımı verilmesi olumlu değişiklikler. İşveren, alt işveren ve işveren vekili tanımlarının İş Yasası’yla uyumlu hale getirilmesi ve asıl işverenin sorumluluğun belirtilmesinin de, alt işverenlerin ilgili yasa ve yönetmeliklere uygun çalışmasının kontrolü açısından önemli ve etkin bir değişiklik olduğunu düşünüyorum. Son olarak dikkati çeken önemli bir değişiklik, sigortalının vefatı halinde varislerine aylık bağlanması için, prim ödeme gün sayısının 900’den 1800 güne çıkarılması. Bu değişiklik, sosyal güvenlik kurumlarının sağlıklı bir ekonomik yapıya ulaşması açısından önemli ve gerekli gibi görünüyor. Ancak ‘sosyal devlet’ anlayışının zayıfladığını da görebiliyoruz.”


AKADEMİSYENLER NE DİYOR?

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurşen Caniklioğlu: “Yasanın gerekçelerindeki sorunlar mevcut yasaların değil, uygulamanın yarattığı sorunlardır. Yasa sigortalıdan ‘daha çok prim alma, daha az aylık ödeme’ amacını taşıyor, dolayısıyla sigortalıların haklarında önemli geriye gidişler var. Prim ödeme süresinin yükselmesi, prime esas kazançlar konusundaki belirsizlikler de düşünüldüğünde yasa kayıt dışı çalışmayı teşvik edecektir.”

Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Okur: “Tek çatı ve tek yasanın temel amacı olan tasarruf ve çalışanlar arasındaki farklılıkların kaldırılması amacı sağlanabilmiş değil, tersine yeni gruplar yasaya eklenmiş. Anayasa’ya aykırılığı gidermek için yapılanlar da dahil değişikliklere rağmen gözden kaçan birçok hata bulunuyor. Metnin geri çekilip, ilgili tüm kurum ve kişilerin katılımıyla hazırlanacak bir yeni tasarıya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Güzel: “Tasarı çalışanları korumak yerine kurumu korumayı ve iyileştirmeyi amaçlıyor. Devletin sosyal güvenlik harcamalarını ‘kara delik’ olarak görmesinin doğal sonucu da bu. Oysa, AB’ye üye ülkelerde, devletin sosyal güvenlik harcamalarına katkısı GSMH’nın yüzde 30’una yaklaşıyor. Ülkemizde bu oran yüzde 11. Mevcut sosyal güvenlik sisteminin finansman darboğazı, işsizlik ve kayıt dışı istihdamdan kaynaklanıyor. Bu sorunlara köklü çözüm getirilmeden, hangi model kabul edilirse edilsin, sosyal güvenliğin finansman sorununun çözümlenmesi de olanaklı görünmüyor.”

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sayım Yorgun: “Sosyal güvenlik reformlarının iki temel amacından bahsedebiliriz: Yoksulluğu önlemek ve gelir kaybını azaltmak. Bu bakış açısıyla ülkemizdeki reform değerlendirildiğinde maalesef bu iki amacı gerçekleştirme kaygısından ziyade, açıkları gidermeye yönelik bir bakış açısı egemen. Yeni kanunla sisteme katılanlardan daha çok katkı talep edilmekte, hizmetlerden ek katılım payı alınmakta, ödemeler ise azaltılıyor. Sosyal güvenliğin birey açısından hak, devlet açısından sorumluluk olduğu unutulmamalı.”





Özge Gözke
 

Tarih : 17.03.2008

 

19 Mart 2008 Çarşamba

I. Akdeniz Üniversitesi & İş Dünyası Sinerji Zirvesi'ne Davet

 Sayın Yetkili; 

31 Mart- 04 Nisan 2008 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi'nde yapılacak olan I.AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ&İŞ DÜNYASI SİNERJİ ZİRVESİ  ile ilgili davet yazımızı  ekte bilginize sunarım.

Ortak faydalarda buluşacağımıza inandığımız bu organizasyona katılımınızı ve desteğinizi bekler, ilginiz için şimdiden teşekkür ederiz.

Saygılarımla,

 

Berrin YÜCE

İnsan Kaynakları Danışmanı
Akdeniz Ünv.Girişimcilik ve İş Geliştirme Merkezi
0 242 3106022
berrinyuce@akdeniz.edu.tr



Kandil Mesajı

 

17 Mart 2008 Pazartesi

SSK PRİM HESABINDA AYNÎ YARDIMLAR DİKKATE ALINMAZ

SSK PRİM HESABINDA AYNÎ YARDIMLAR DİKKATE ALINMAZ

 

Ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur.

 

Ayni yardımdan amaç, sosyal veya kişisel bir ihtiyacın karşılanması yolunda yapılan bir yardımdır.Yardımın ayni veya para olarak yapılmasının önemi bulunmamaktadır.Örneğin;işverenin sigortalılarına dağıttığı elbise, ayakkabı, sigortalı çocukları için, kitap, kırtasiye gibi yardımlar, doğrudan ayni nitelik taşımasına karşın bu yardımlar yemek bedeli, taşıt gideri, yakacak bedeli, mesken veya sağlık yardımı, öğrenim yardımı türünden nakit de olabilir. Bu tür somut biçimde belli edilmiş bir ihtiyaca yönelik yardımlar ayni yardım olarak kabul edilir ve prim hesabında dikkate alınmazlar.

 

Ay içindeki bazı günlerde çalışmamış ve çalışmadığı günler için ücret almamış sigortalının günlük kazancı; O ay için prime esas tutulan kazancı ücret aldığı gün sayısına bölünerek hesaplanır.

 

Alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı 16 yaşından büyükler için belirlenen günlük asgarî ücrettir; üst sınırı ise günlük asgarî ücretin 6,5 katıdır. (Taban Ücret: 01.01.2008-30.06.2008 dönemi için 608,40 YTL, Tavan Ücret: 01.01.2008-30.06.2008 dönemi için 3.954,60 YTL)

 

Yargıtay

 

“…506 sayılı Yasa'nın 77. madde 1. fıkrasında prim hesabı da göz önünde vurulacak kazançlar belirtilmiş, 2. fıkrasında ise bunun istisnaları gösterilmiştir. Fıkrada ifade edildiği biçimde Sosyal amaçlı olarak veya işverenin yasa ve sözleşme dışında sigortalısına yaptığı yardım ve ödemeler prim hesabında nazara alınmazlar ve prime tabi tutulmazlar. Bu ödeme veya yardımlar ücret ve benzeri ödemelerden tamamen farklı nedenlere dayanırlar. İşin karşılığı olmaktan ziyade insani değer yargıları sonucu verilirler. Yasa bunları sayarak belirtmiştir. Bu yardımlar ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar, yemek, çocuk ve aile zamlarıdır…” (1)

 

kararında da belirtildiği üzere sosyal amaçlı olarak veya işverenin yasa ve sözleşme dışında sigortalısına yaptığı yardım ve ödemeler prim hesabında nazara alınmazlar ve prime tabi tutulmazlar.

 

Günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden, günlük kazançları üst sınırdan fazla olan sigortalıların günlük kazançları da üst sınır üzerinden hesaplanır.

 

Sigortalının kazancı alt sınırın altında ise, bu kazanç ile alt sınır arasındaki farka ait sigorta primlerinin tümünü işveren öder.

 

Aynı zamanda birden fazla işverenin işinde çalışan sigortalıların ücretlerinden kesilen primler, bu madde uyarınca tespit edilen üst sınır üzerinden hesaplanacak miktarı aşarsa, fark sigortalının müracaatı üzerine hissesi oranında kendisine geri verilir.

 

Sonuç:

 

İşverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında: Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenleri, idare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin brüt toplamı esas alınır.

 

Sigortalıların günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda, bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir.

 

Bir ay içinde çeşitli işverenlerin işinde çalışan sigortalının primlerine esas tutulacak aylık ve günlük kazancının tespitinde her işverenden elde ettiği aylık ve günlük kazanç tutarı ayrı ayrı nazara alınır ve primler buna göre hesaplanır.

 

(1) Yargıtay 21.HD-E:2006/4180-K:2007/1193-T:05.02.2007

 

17 Mart 2008

 

Cumhur Sinan Özdemir

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İş Müfettişi -Ankara

csnozdemir@gmail.com

 

14 Mart 2008 Cuma

AGİ-Personel Duyuru ve Taahhütname Örneği

DUYURU

 

 

 

5615 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle, 01.01.2008 tarihinden itibaren, “özel gider indirimi” yerine “AGI-Asgari Geçim İndirimi” uygulamasına geçilecektir.

 

Tüm personelimizin ......./......../2008  tarihine kadar;

 

Ekteki “Aile Durumu Bildirimi”ni doldurmaları,

Bu bildirimle beraber gelecek “Taahhütname”yi imzalamaları gerekmektedir.

 

Personelimizin dikkat edeceği hususlar aşağıda belirtilmiştir:

 

” tanımı; aralarında YASAL evlilik bağı bulunan kişileri kapsar.

Çocuk” tanımı; personelle birlikte oturan ya da personel tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana ya da babasını kaybetmiş torunlardan personelle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını ya da tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları) ifade eder.

Birden çok işverenden ücret geliri elde eden personel, bildirimini en yüksek ücreti aldığı işverene yapacaktır.

Aile Durumu Bildirimindeki tüm değişikler (evlenme, boşanma, doğum, ölüm gibi) 1 ay içerisinde Personel Servisine bildirilecektir.

“Ücret(maaş)” dışında geliri(emekli maaşı, serbest meslek kazancı gibi) olan eşler de “çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş” kapsamında değerlendirilecektir.

Eşlerin her ikisinin de ücretli olarak çalıştığı durumlarda; çocuklar kimin üzerinden bakılıyorsa onun bildirimine yazılacaktır.

Nafakasını sağladıkları çocuklara ait asgari geçim indiriminden yararlanacak olan personel, mahkeme ilamının onaylı bir örneğini bildirime ekleyecektir.

Yanlış yapılan ya da zamanında yapılmayan bildirimler nedeniyle oluşacak vergi cezalarından, ilgili kanun gereği, bildirimde bulunan personel sorumlu olup, bu personel hakkında vergi ve iş kanunlarına göre işlem yapılması zorunluluğu doğacaktır.

 

Belgelerin süresinde teslim edilmemesi; asgari geçim indirimin ücretlere yansımamasına neden olacağından ve kanunen geriye dönük uygulama yapma şansı olmadığından tüm personelin konuya dikkat etmesini bilgilerinize rica ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TAAHHÜTNAME

 

 

 

 

 

...........................................

Personel İşleri Bölümüne

İstanbul

 

 

Konu: Asgari Geçim İndirimi Aile Durumu Bildirimi

 

 

…………………………………………………. SSK sicil numarası ile şirketinizde çalışmaktayım.

 

 

 

Asgari Geçim İndiriminden faydalanabilmek için vermiş olduğum, Aile Durumu Bildirim formundaki bilgilerin doğruluğunu ve bu bilgilerde değişiklik olduğunda, bu değişiklikleri 1 ay içinde bildireceğimi taahhüt eder, beyan ettiğim bilgilerin yanlışlığından kaynaklanan her türlü cezai yaptırımı ve bu durumun iş aktimin işverence haklı nedenle feshine neden olacağını peşinen kabul ederim.

 

 

 

 

 

Ad Soyad

 

Tarih ve İmza

 

 

 

 

Burçin Girgin CV'si ektedir.

 

13 Mart 2008 Perşembe

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİNDE 5084 SAYILI YASAYA GÖRE YENİ DÜZENLEME VE SAKINCALARI

 

MEVCUT DÜZENLEME

 

01.01.1984 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 2978 sayılı kanunla yürürlüğe giren ve ücretlilere yönelik olarak uygulanmakta olan Vergi iadesi uygulaması 01.01.2007 tarihinden geçerli olmak üzere 5615 sayılı kanunla kaldırılmış. 5615 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle Gelir Vergisi Kanununun 32 nci maddesi 01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilerek  "Asgari geçim indirimi” uygulamaya konulmuştur.

 

06 Şubat 2004 tarihinde 25365 sayılı Resmi gazetede yayınlanan 5084 sayılı kanunun 3. maddesi gelir vergisi stopajı teşviki de en az on işçi çalıştırmaları koşuluyla gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu iş yerlerinde çalıştırdıkları işçilerin, Ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin; organize sanayi veya endüstri bölgelerinde kurulu iş yerleri için tamamı, diğer yerlerdeki iş yerleri için %80, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir. Terkin edilecek tutar, işçi sayısı ile asgari ücret üzerinden ödenmesi gereken gelir vergisinin çarpımı sonucu bulunacak değer üzerinden yukarıda belirtilen oranlara göre saptanan tutarı aşamaz şeklinde bir uygulama yapılmaktadır.

 

5615 sayılı yasa ile uygulamaya giren asgari geçim indirimi uygulaması ile 49 ilde uygulanmakta olan 5084 sayılı yasa kapsamındaki işyerleri 01 Ocak 2008 tarihinden itibaren asgari geçim indirimi uygulaması ile asgari ücret vergi dışı kaldığından (muhtasar beyannamede ödenecek vergi çıkmaması nedeni ile) kısmen de olsa 5084 sayılı yasanın 3. maddesinde belirtilen Gelir Vergisi Teşvikinden yararlanamayacaklardır.

 

01 Ocak 2008 tarihinden itibaren 49 ilde 5084 sayılı yasa kapsamındaki işyerleri açısından ilk bakışta muhtasar beyannamede ödenecek vergi çıkmaması işveren adına olumsuz bir durum görünmese de çalıştırılan işçi maliyeti açısından bir fark oluşmaktadır. Çünkü bugün yürürlükte bulunan 608,40 YTL asgari ücrete göre normal bir işçinin işverene maliyeti 739,21 YTL iken, 5084 sayılı yasa uygulamaları ile bir işçinin işverene maliyeti teşvikler düşüldükten sonra 543,00 YTL dir. Asgari geçim indirimi uygulaması ile teşvik kapsamında çalışan bir işçinin (evli dört çocuklu) işverene maliyeti ise 620,57 YTL olmaktadır.

 

* Hesaplamalar 01.01.2008 tarihinde yürürlüğe giren 608,40 YTL/AY Asgari ücret ve evli dört çocuklu işçi dikkate alınarak yapılmıştır

 

YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN DEĞİŞİKLİK VE SAKINCALARI

 

5084 Sayılı kanunun uygulandığı illerde 5615 sayılı kanunla uygulamaya sokulan asgari geçim indirimi uygulamasında yaşanan sorunlar nedeni ile Başbakanlık tarafından 07.02.2008 tarihinde TBMM sunulan ve bu günlerde komisyona sunulan “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” kanun tasarısında GVK eklenecek bir geçici madde ile yaşanan sorunlara çözüm getirilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu uygulamayada değişiklik öngören yasa maddesinde maddenin bu şekli ile yasalaşması halinde soruna çözüm bulmaktan çok içinden çıkılmayacak bir çözümsüzlük ortaya çıkacaktır.

 

Eklenmesi düşünülen madde

 

“GEÇİCİ MADDE 72-

29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında istihdam edilen işçiler hakkında, Kanunun 32 nci maddesine göre hesaplanan asgari geçim indiriminin %40’ı uygulanır.”

 

Madde Gerekçesi

 

Maddeyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 32 nci maddesi ile 1/1/2008 tarihinden itibaren elde edilecek gelirlere uygulanmak üzere getirilen asgari geçim indiriminden, 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin ne şekilde yararlanacakları hususuna açıklık getirilmektedir. 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunda öngörülen gelir vergisi tevkifatı teşviki göz önünde bulundurularak, bu kapsamda istihdam edilenlerin ücretlerinden kesilecek gelir vergisinin hesabında esas alınacak asgari geçim indirimi tutarı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 32 nci maddesine göre bulunacak tutarın %40’ı olarak dikkate alınması öngörülmektedir.

 

Bu düzenlemenin sakıncaları

 

1. Yapılan düzenlemedi %40 oran uygulaması ücret ile çalışanların Asgari geçim indiriminden %60 oranında eksik yararlanmasını öngörmektedir.

 

2. 5084 sayılı yasa kapsamında bulunan illerde kapsama dahil olan ve olmayan işyerlerinde farkı uygulama nedeni ile işçiler açısından anayasanın eşitlik ilkesine göre haksız bir uygulamadır.

 

3. Özellikle 10 kişiden az işçi istihdam eden ve 5084 sayılı yasanın ilk çıktığı yıl bu yasadan yararlan işyerlerinde istihdam edilen eski işçiler asgari geçim indirimden %100 oranında yararlanırken 5084 yasa kapsamındaki işçiler %40 oranında yararlanacak olması nedeni iş barışını olumsuz etkileyecektir.

 

4. 5084 Sayılı yasa ile sağlanan Gelir Vergisi Teşviki işverene sağlanan bir teşvik olup 5615 sayılı yasa ile uygulama konulan asgari geçim indirimi işçiye sağlanan bir imkan olup bu uygulamanın tarafların birinin lehine kullanılması vergi tekniği ve uygulanması açısından sorun yaratacaktır.

 

5. 5084 sayılı yasa kapsamında %40 oranının uygulaması ile işçiler açısından kazanılmış bir hakkın geri alınmasına yol açacaktır.

 

6. Asgari geçim indirimi uygulaması ile 2008 yılında 20007 yılına göre asgari ücrette yaklaşık bir %20 oranında bir ücret artışı sağlanmış oldu bu uygulamanın 5084 sayılı yasa kapsamındaki işçilere %40 olarak uygulanması halinde özellikle asgari ücret ile çalışanlar acısından ücretlerinde %12 oranında bir düşüş olacaktır.

 

7. Asgari geçim indirimin %40 uygulanacağı işyerlerindeki özellikle kalifiye işçiler 5084 yasa kapsamında çalışan işyerlerinden ayrılarak kapsam dışındaki işyerlerini tercih edeceklerdir.

 

8. 5084 Sayılı yasa kapsamındaki illerde istihdamı ve yatırımı teşvik etmektedir bu illerde asgari geçim indiriminin %40 olarak uygulanması bu illerde asgari ücret + asgari geçim indirimi acısından net ele geçen tutarın diğer illere göre daha düşük olması bu illerden göçü artıracaktır.

 

BU KONUDA YAPILMASI GEREKEN VE ÖNERİMİZ

 

Bu uygulamada yaşanan bu sorunların 5615 sayılı kanunun 32. maddesinin son fıkrasında yer alan “Asgarî geçim indiriminin uygulama dönemleri ve mahsup şekli ile diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir." Hükmünün bakanlıkca işletilerek çözümlenmesi en doğru olanıdır. Bunun için 265 seri nolu Gelir vergisi genel tebliğinin Madde 8.  İşverenlerce Yapılacak İşlemler

 

8.1. Muhtasar Beyanname Veren İşverenlerce Yapılacak İşlemler

 

İşverenler, her yılın Ocak ayında düzenleyecekleri asgari geçim indirimine ait bordroda, her aya ilişkin ücretliler için hesaplayacakları asgari geçim indirimi tutarını göstereceklerdir. Mevcut bilgilere göre hesaplanan yıllık asgari geçim indirimi tutarının her aya isabet eden kısmı, ücret üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. Ücretliye yansıtılacak tutar ücret ödemesinin yapıldığı dönemde ücret bordrosunda açılan "Asgari Geçim İndirimi" satırında gösterilecek ve işveren tarafından ilgili aya ilişkin verilecek muhtasar beyannamede tevkif suretiyle kesilen vergiler toplamından mahsup edilerek kalan tevkifat tutarı ödenecektir.

 

“Mahsup edilecek asgari geçim indirimi, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır ançak diğer indirim ve istisnalar nedeni ile beyannamede mahsup edilecek vergi çıkmaması halinde işverenlerin talebi halinde diğer vergi borçlarına mahsup edilir.”

 

Düzenlenmesi ile bu sorun hem işveren hem de işçi açısından en sağlıklı bir şekilde çözümlenir. Aksi takdirde hem iş dünyasının hem de çalışanların devlete ve idareye olan güvenleri sarsılır

 

13 Mart 2008

 

Mustafa Bahadır ALTAŞ

 

S.M.Mali Müşavir

Malatya SMMMO Başkanı

mba444@mynet.com