14 Ocak 2008 Pazartesi

A.G.İ.KİM ÇALIŞAN KİM ÇALIŞMAYAN?

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ UYGULAMASINDA ÇALIŞAN EŞ KAVRAMI: KİM ÇALIŞAN KİM ÇALIŞMAYAN?

 

Sosyal devlet olmanın vergilendirme süreci sırasında temel gereklerinden birisi herkesten mali gücü ölçüsünde vergi almaktır. Bunu gerçekleştirirken sosyal devlet ilkesi gereği kişinin kendisinin ve ailesinin yaşamını (geçimini) asgari düzeyde sürdürebilmesi için zorunlu olan gelirin vergilendirilmemesi gereklidir. Vergi toplama konusundaki hiçbir gerekçe, insanların fiziki varlıklarını devam ettirme gerekliliğinin önünde değildir. Dolayısıyla vergilerin herkesin mali gücüne göre uygulanmasında öncelikle vergi ödeyebilme gücünün doğru tespit edilmesi ile birlikte, bireyin vergi ödeyebilme gücünün hangi gelir düzeyinden itibaren başladığının tespit edilmesi de zorunludur. İşte bu düzeye asgari geçim düzeyi ve bunu vergiden istisna tutmak ise asgari geçim indirimi olarak nitelendirilmektedir.

 

5615 sayılı Kanun ile GVK madde 32’de düzenlenmiş bulunan ücretlilere yönelik “asgari geçim indirimi”, vergi teorisinde ödeme gücüne ulaşılmasında kabul görmüş araçlardan biri olan ve gelişmiş ülkelerde uygulanan gerçek anlamda standart bir asgari geçim indirimi değildir. 5615 sayılı Kanun ile düzenlenen “asgari geçim indirimi”, ödeme gücüne doğru ulaşılmasında önemli araçlardan biri olan ayırma ilkesinin bir uzantısı niteliğindedir. Ayırma ilkesine göre emek gelirleri sermaye gelirlerine oranla daha az vergilendirilmelidir. Dolayısıyla en az geçim indirimi uygulaması esas olarak buna hizmet etmek için getirilmiş bir düzenlemedir. Ancak düzenlemenin bu haliyle yeterli olduğunu söylemek de zordur. (1)

 

Bilindiği gibi asgari geçim indirimi miktarı tespitinde çalışmayan eş için daha fazla indirim oranı hakkına sahip olunmaktadır. Dolayısıyla evli ve bekâr olan ücretliler arasında fark olduğu gibi, evli olup eşi çalışan ya da çalışmayan ücretliler arasında da farklı miktarlarda indirim hakkından yararlanılmaktadır. Ancak gerek asgari geçim indirimine yönelik yayınlanan Maliye Bakanlığı tebliğindeki net olmayan açıklamalarda, gerekse uygulamada, çalışan eş statüsünün sadece ücret geliri elde eden eş için mi yoksa, gelir vergisi kanunundaki diğer gelir unsurlarından kazanç elde eden eşler için mi dikkate alınacağı konusunda tereddütler yaşandığı fark edilmektedir.

 

Bu çalışmada bu sorulara cevap aranmaya çalışılacak, tespit edebildiğimiz bazı aksaklıklar ifade edilmeye gayret edilecektir. Ancak ilk olarak uygulamanın esasları kısaca ele alınacaktır.

 

ÇALIŞMAYAN VE GELİRİ OLMAYAN EŞİN TESPİTİ

 

GVK’nun 32. maddesinde “herhangi bir geliri olmayan eş” için % 10 oranında asgari geçim indirimi hakkı elde edileceği ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu haktan yararlanmak için lâfzen anlaşılması gereken “herhangi bir geliri” olmamaktır.

 

Asgari geçim indirimi uygulamasına yön veren 265 Seri No’lu GVK Genel Tebliğinde (2) eşin gelirinin olmadığının tespiti başlığı altında şu açıklamaya yer verilmektedir.

 

“Sadece ücret geliri elde eden eş, ‘çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş’ kapsamında değerlendirilmeyecektir. Bunlar dışındakiler ise çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş kapsamında değerlendirilecek olup, münhasıran emekli maaşı alanlar da çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş olarak kabul edilecektir.”

 

Tebliğde yer alan bu ifade son derece karışık, anlaması zor, türlü yorumlara mahal verecek bir açıklamadır. Bir kere bu kadar karışık, anlatım ve ifade açısından açık olmayan bu düzenlemeye anlam veremediğimizi ifade etmek isteriz. Basit, anlaşılır ve açık bir vergi mevzuatı hedeflenmesi gerekirken gittikçe konunun uzmanları dahi artık bu tür ifadelerin içinden çıkamaz hale gelmiştir. Buna son vermek, açık ve net ifadeler kullanarak mümkün olduğu kadar yoruma mahal vermeyecek düzenlemeler yapmak şarttır.

 

Bu konu bir yana tebliğdeki söz konusu düzenlemeden anlaşılan şudur: Sadece ücret geliri elde eden eş “çalışan ve gelir elde eden eş” kapsamındadır. Dolayısıyla eşler ücret geliri elde ediyorlarsa birbirilerine göre “çalışan eş” konumunda olduklarından % 10 oranındaki ilave indirimden yararlanamayacaklardır.

 

Yine düzenlemeden anlaşıldığı kadarı ile bunların dışındakiler ki bu ifadeden ticari kazanç, zirai kazanç, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı gibi ücret dışındaki diğer kazanç sahibi kişiler anlaşılmaktadır, bunlar “çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş” kapsamında değerlendirilecektir. Sadece emekli maaşı elde edenler de özel bir düzenleme ile “çalışmayan eş” kapsamına alınmıştır.

 

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından kamuoyu ile paylaşılan “Asgari Geçim İndirimi Uygulamasında Sıkça Sorulan Sorular” başlıklı çalışmanın (3) 2. sayfasında yer alan 10. soru ve soruya verilen cevap aynen şu şekildedir:

 

“10) Ticaret veya serbest meslek erbabı olan ancak ücret geliri olmayan eşten dolayı asgari geçim indiriminden yararlanılabilir mi?

 

Sadece ücret geliri elde eden eş, “çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş” kapsamında değerlendirilmeyecektir. Bunlar dışındakiler ise çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş kapsamında değerlendirilecek olup, münhasıran emekli maaşı alanlar da çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş olarak kabul edilecektir”.

 

Soru net olarak anlaşıldığı üzere ücret geliri dışında bir gelire sahip eşi olan kişilerin asgari geçim indirimi karşısındaki durumunu irdelemektedir. Diğer deyişle ticaret veya serbest meslek erbabı olan ancak ücret geliri olmayan eş nedeniyle asgari geçim indiriminden yararlanılabilir mi? Örneğin, (XYZ) şirketinde muhasebe müdürü olan Bay (A)’nın, avukatlık yapan eşi Bayan (B)’den dolayı asgari geçim indiriminden yararlanması olanaklı mıdır?

 

Verilen cevap olumlu görünmektedir. Yukarıda tebliğ düzenlemesinde ifade etmeye çalıştığımız yorumu destekleyen bu cevaba göre ücret geliri elde eden eş “çalışan eş” ücret geliri dışında gelir elde eden eş ise “çalışmayan eş” kapsamındadır.

 

TEBLİĞDEKİ DÜZENLEME KANUN MADDESİ İLE ÇELİŞKİLİ

 

Yukarıda aktardığımız veriler doğrultusunda bir hata olduğu ve çalışmayan eşin tespitinin tek açıdan ele alındığı anlaşılmaktadır. O hata da 32. maddedeki düzenlemeye rağmen ilgili tebliğde daraltıcı bir yorum yapılmasıdır.

 

GVK’nun 32. maddesinde “herhangi bir geliri olmayan” eş için asgari geçim indirimi hesaplamalarında % 10 oranında bir indirim hakkı elde edilmektedir. Dolayısıyla lafzen düzenlemeden anlaşılan “gelir” elde etmemektir.

 

Oysa tebliğ kapsamında “gelir elde etme” unsuru göz ardı edilmiş ve sadece “ücret geliri elde etme” unsuru ön plana alınmıştır. Dolayısıyla İdarenin bu yönlendirmesi neticesinde mükellefler de ücret geliri dışında geliri olan eşleri “çalışmayan eş” kabul edecek ve asgari geçim indirimi hesaplamasını ona göre yapabileceklerdir.

 

GVK’nun 32.maddesinde “herhangi bir geliri olmayan” eş çalışmayan eş statüsündedir. Dolayısıyla geliri olan eşler çalışmayan eş olarak nitelendirilmemelidir. Çünkü kanun koyucunun oradaki esas amacı sadece tek eşin gelir sahibi olduğu aileleri nispeten desteklemektir. Yoksa ücret geliri olmayan ancak diğer gelir türlerinin birine veya birkaçına sahip olan eşler kastedilmemektedir.

 

Kaldı ki eşi ticari kazanç elde eden, gayrimenkul sermaye iradı sahibi olan ya da avukat, doktor, serbest muhasebeci mali müşavir, psikolog, mimar gibi serbest meslek kazancı elde eden kişileri “çalışmayan eş” kabul edip, asgari ücret sahibi bir eşi “çalışan eş” statüsünde kabul etmek ne kanunun amacına, ne akla ve mantığa ne de hukukun genel ilkelerine uygun değildir.

 

Diğer deyişle ücret geliri elde eden eş için asgari geçim indiriminden yararlanılamayacağı, bunun dışındaki gelir unsurlarından birini ya da bir kaçını elde eden eş için ise asgari geçim indiriminden yararlanabileceği şeklinde uygulama yapmaya yasal düzenleme imkan tanımamaktadır. Bu durum, kanun koyucunun yasal düzenlemede öngördüğü koşulu idarenin düzenlemesi ile ortadan kaldırması anlamına gelmektedir. Nitekim, eş için asgari geçim indiriminden yararlanılmasının tek koşulu “çalışmaması” değil aynı zamanda “herhangi bir geliri olmaması”dır. Bu noktada, “herhangi bir geliri olmayan” ibaresi devre dışı bırakılmak yerine kanun koyucunun iradesine uygun olarak uygulamada dikkate alınmak üzere açıklanmalıdır. (4)

 

Zaten Anayasa’nın önce 10 sonra 73. maddesi de tebliğdeki uygulamaya izin vermemektedir. Zira tebliğ kapsamında uygulamaya devam edilirse vergilendirmede eşitlik ilkesi de göz ardı edilmiş olacaktır.

 

SON SÖZ

 

Asgari geçim indirimi uygulaması 2008 yılı başı itibariyle başlamıştır. Uygulamada olası sorunlar ve tereddüde neden olabilecek durumlar esas olarak bu tarihten sonra kendini gösterecektir.

 

Kapsamında yer yer sorunlar barındıran söz konusu uygulamada “çalışan eş”in tespit edilmesi karmaşık bir durum sergilemekle beraber, Maliye Bakanlığı’nın yayımlamış bulunduğu ilgili tebliğ kapsamındaki düzenlemeler kanun metninin önüne geçmiş, düzenlemenin özünü dikkate almaksızın haksız ve yersiz uygulamalara mahal verecek bir şekle bürünmüştür. Konu ile ilgili bir düzenleme ya da açıklama yapılması ve konunun açığa kavuşturulması yerinde olacaktır. Uygulamadaki genel kanı da çalışmamızın özünü oluşturan düşünceyi benimsemektedir.

 

DİP NOTLAR

 

(1) Özgür Biyan, “Türk Vergi Sisteminde Asgari Geçim İndiriminin Dayanılmaz Eksikliği”, Dünya Gazetesi, 23.05.2007.

(2) 04.12.2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmi Gazete.

(3) Adı geçen çalışma için bkz. http://www.ivdb.gov.tr/guncel/ASGARI%20GECIM%20INDIRIMI.pdf, (Erişim: 08.01.2008).

(4) Tahir Erdem, Asgari Geçim İndirimi Uygulaması, Vergici ve Muhasebeciyle Diyalog, Sayı:237, Ocak 2008, (Özel Ek), s.21. 

 

14 Ocak 2008

 

Özgür Biyan

Mali Hukuk Bilim Uzmanı

ozgurbiyan@vergidanismani.com

ozgurbiyan@hotmail.com

 

Hiç yorum yok: