27 Kasım 2007 Salı

Gülsek mi ağlasak mı

 

Merhaba dostlar,

 

Çok yıldızlı, orgeneral rütbesinde bir otelin insan kaynakları müdürü beni aradı. Bir tarihte Kempinsky Dome otelinde yaptığımız Hizmet Performansı Değerleme Sistemi çalıştayı bir şekilde aklında kalmış. Hatırlayanlar bilir, 80 kişi ile başlayıp 20 kişi ile bitirmiştik. Nedenine dokunmuyorum. Geliştirmekte olduğu sistem için destek talebinde bulundu. Bu da iyi haber.

 

Kötü haber ise patronla bu konuyu ekonomik anlamda çözme gereği. Büyük patron istemiş performans ölçümünü. Ama buna ayıracak bütçe yok.

 

Hepimiz biliriz ki dünya üzerinde mükemmel bir hizmet performans ölçüm ve yönetim sistemi henüz yok. Olması da pek muhtemel değil. Bizim geliştirdiğimiz sistemin de eksikleri vardı elbette.

 

Randevu alındı, bir heyecanla gittik. Veliaht olduğu her halinden belli olan patron kardeşimiz yurtdışında parası olan herkesin bitirebileceği bir üniversitede öğrendiklerini, sormadan sabrıma sığınarak, anlattıktan ve de ucuz kahve ikramından sonra konuya girdi. (Kahve berbattı, müşteriye bu çıkıyorsa… neyse)

 

“Şimdi burada bir overtime, bizde fazla mesai diyorlar, sorunu var. Performans yönetimi ile bunu aşmayı hedefliyoruz” dedi. (Bunun Türkçe meali şöyle; “Eleman sayısını indirince fazla mesai parası ödemek zorunda kalıyoruz. Onu da ödemek istemiyoruz. Bir sistem kur ki, hem çalıştıralım hem de ödemeyelim”)

 

İş/Eleman optimizasyonunu yapamamış her işletmenin derdidir bu ama gel de bunu söyle.

Şöyle dedim: “ Efendim performans yönetimi organizasyon şeması ile başlar. Bu şema üzerinde elemanların yetkinliği ve sayısı önemlidir. Her şeyden önce bunu halletmeliyiz ki bir sonraki aşamaya geçebilelim.”  (Bu da şu anlama gelir diplomatik dilde; “Kardeşim ben derdini anladım ama sen burada kurumsallığı oluşturmadan bu iş olmaz. Özetle; işi profesyonellere bırakacaksın”)

 

Veliahtımız bir anlık sessizlikten sonra yorumunu getirdi.

“ Şimdi Nijad hocam, buradaki organizasyon şeması yıllardır aynı. Biz başında olmazsak hiçbir şey yürümüyor. Bizim eski müdürlerden biri profesyonel destek almış dışardan, olmamış.” (Gelelim Türkçesine; “ Organizasyon şeması filan yok. Ben kimi kime bağlamak istersem onu yaparım. Her şeye karışırım ben nasıl istersem öyle olmak zorunda. Bir kez bir profesyonel müdür aldık, adam şirketi farklı yönetti. İşimize gelmedi bu durum.  Ne yaptığını da anlamadık, kovduk gitti”)

 

Mecburen sordum; “Peki benden ne istiyorsunuz? Sonuçta ben de dışardan bir profesyonelim”

 

Şahane cevap geldi;

“ Siz bir bakın, inceleyin. Performansı düşük olanları bize bildirin. Onlarla yollarımızı ayıralım.” (Yani diyor ki git, işi ağırdan alarak fazla mesai yazdıranı bana gammazla ben de kovayım”)

 

İtiraz ettim; “Ama bakın performans yönetimi sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi (ki en ufak bir fikri yok) insanları ekmeğinden etmek amaçlı bir sistem değildir. Daha çok, eğitim gerekleri, iş ve çalışma verimini arttıracak yöntemleri belirlemek amaçlı bir yaklaşımdır. Fazla mesai sorunu yaşıyorsanız büyük olasılıkla eleman sayısı yetersiz olabilir. (Dediğim şu; “Ben kimseyi ekmeğinden filan etmem. İşletmenin verimliliğini arttırmak için başvurulacak son yol tensikata gitmektir”)

 

Veliahtımızın suratı asıldı.

“Ne yani daha eleman mı alalım? Bırak hocam yaa! Ben nasıl azaltırım da kalanlarla nasıl idare ederim diyorum sen ne diyorsun.”

 

Ne diyeyim, şaşırdım kaldım;

“Bunu söylemedim. Yine de sistemi bir incelemek gerekli diyorum. Acı bir reçete de çıkabilir karşımıza.”

 

Prensimiz koltuğuna yaslandı.

“Peki bu bize kaça patlar?”

 

Pazarlığa başladık ama hiç niyetim yok.

“ XXX YTL gibi bakın. Üç aşağı beş yukarı. Daha yapılacak iş tam olarak belirlenmediği için …”

 

Prens bey doğruldu.

“ Aslında ben kimi yollayacağımı biliyorum da, ben yapmayayım, başkası neden olsun istemiştim. Şimdi hem size para ödeyeceğiz, hem sistem değişecek hem de belki yeni elemanlar alınacak. Yok hocam o bize uymaz. Bak burada bordro önümde. En pahalısından başlayacağım elemeye. İş böyle yapılır”

 

Gerisini anlatmama gerek var mı bilmiyorum…

 

Sezon sonunda işsiz kalan arkadaşlara iyi şanslar dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden.

 

Ali Nijad Sirel

Career Training

Sirel Eğitim ve Endüstriyel Danışmanlık

www.careert.com

 

 

 

Hiç yorum yok: