27 Kasım 2016 Pazar

Kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkı

Kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkı...

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ailevi nedenlerle işten ayrılmayı kadın için haklı fesih nedeni kabul etti ve tazminat verilmesini kararlaştırdı. Kararda "Evliliğin kadına yüklediği toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak, yasada belirtilen fesih hakkı tanınmıştır. Çalışma hayatının evlilikle birlikte gereği gibi yürütülemeyeceği düşüncesi, aile birliğinin korunması ve kadının aile ile ilgili görevleri, yasa koyucuyu bu doğrultuda bir düzenlemeye yöneltmiştir" denildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, istifa dilekçesinde "ailevi nedenlerle" işten ayrıldığını belirten kadının, tazminat talebini reddeden yerel mahkeme kararını bozdu. Daire, kadının evlendiği için iş akdini feshettiğini belirtmese de evliliğin ailevi nedenlerden olması nedeniyle tazminat alabileceğini kararlaştırdı.

Adıyaman da yaşayan Y.K, evlendikten 7 ay sonra "şahsi-ailevi" sebeplerden dolayı kendi isteğiyle ayrıldığını belirterek iş akdini feshetti.

İş yerinden kıdem tazminatı alamayan Y.K, bunun için dava açtı. Y.K, dava dilekçesinde, çalışma hayatının evliliğine olumsuz yansıdığı gerekçesiyle iş akdini feshettiğini bildirip kıdem tazminatının tahsilini istedi.

Davalı işveren ise Y.K nin istifa ederek işten ayrıldığını, bu nedenle kıdem tazminatı talep edemeyeceğini savundu.

Adıyaman İş Mahkemesi, Y.K nin istifa belgesinde "ailevi nedenlerle" işten ayrıldığını belirttiği, evlilik nedeniyle işten ayrıldığını beyan etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin gündemine geldi. Daire, yerel mahkemenin davacı kadının tazminat talebini reddeden kararını bozdu.

Dairenin bozma kararında, yasaya göre, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde evlilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde iş akdini feshedebileceği bildirildi.

EVLİLİK DE AİLEVİ SEBEPLER ARASINDA

Kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkının, evlilik tarihinden itibaren başladığı anlatılan kararda, bu hakkın sadece kadın eşe tanındığı, resmi evlilik işleminin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde kullanılması gerektiği vurgulandı.

Somut olayda, Y.K nin "şahsi-ailevi" sebeplerden dolayı kendi isteğiyle ayrıldığını belirterek, iş akdini feshettiği aktarılan kararda, dava dilekçesinde çalışma hayatının evliliğe olumsuz yansıdığının belirtildiğine işaret edildi.

Kararda, "Her ne kadar davacı, fesih dilekçesinde açıkça evlilik nedeniyle iş akdini feshettiğini beyan etmemiş ise de ailevi nedenlerle iş akdini feshettiğini, dava dilekçesinde de çalışma hayatının evliliğine olumsuz yansıdığını bildirmiştir. Evlilik de ailevi sebepler arasında olduğundan ve yasal süresi içinde talep edilmiş bulunması nedeniyle iş akdinin evlilik sebebiyle feshedildiğinin kabulüyle kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir" ifadeleri yer aldı.

Böylece Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ailevi nedenlerle işten ayrılmayı kadın için haklı fesih nedeni saydı.

ÇALIŞMA HAYATI EVLİLİKLE BİRLİKTE GEREĞİ GİBİ YÜRÜTÜLEMEZ

Öte yandan, kadın işçinin, iş sözleşmesini evlilik nedenine dayalı feshine rağmen başka bir işte çalışmaya başlamasının yasal hakkın kötüye kullanımı olup olmadığının, her bir somut olay yönünden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekilen kararda, şunlar kaydedildi:

"Evliliğin kadına yüklediği toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak, yasada belirtilen fesih hakkı tanınmıştır. Çalışma hayatının evlilikle birlikte gereği gibi yürütülemeyeceği düşüncesi, aile birliğinin korunması ve kadının aile ile ilgili görevleri, yasa koyucuyu bu doğrultuda bir düzenlemeye yöneltmiştir. Bununla birlikte Anayasal temeli olan çalışma hak ve hürriyetinin ortadan kaldırılması düşünülemez. Kadın işçinin evlilik nedenine bağlı feshinin ardından kısa bir süre sonra yeniden çalışmasının gerekleri ortaya çıkmış olabilir. Hatta kadın işçi, evlilik nedenine dayalı feshin ardından ara vermeksizin başka bir iş yerinde çalışmaya başlayabilir ve bu durum, evliliğin kadına yüklediği görevlerin yerine getirilmesi noktasında daha olumlu sonuçlar doğurabilir."




Bireysel Emeklilik Sistemine Otomatik Katılım ile İlgili 2016/26 Sayılı Başbakanlık Genelgesi

Bireysel Emeklilik Sistemine Otomatik Katılım ile İlgili 2016/26 Sayılı Başbakanlık Genelgesi

26 Kasım 2016 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 29900 Başbakanlıktan:

Konu : Bireysel Emeklilik Sistemine Otomatik Katılım

GENELGE - 2016/26

Kamu, sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak, bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesi ile emeklilik döneminde ek bir gelir sağlanarak refah düzeylerinin yükseltilmesi ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunulmasını teminen oluşturulan bireysel emeklilik sistemine otomatik katılım, cayma hakkı olmak üzere çalışanların işverenleri tarafından bir emeklilik planına dâhil edilmeleri esasına dayanmaktadır.

Ülkemizde bireysel emeklilik sistemine otomatik katılım, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununa 6740 sayılı Kanunla eklenen Ek 2’nci maddenin 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hayata geçirilecektir.

4632 sayılı Kanunun Ek 2’nci maddesi kapsamına 01.01.2017 tarihinden itibaren, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre istihdam edilecek 45 yaşını doldurmamış çalışanlar ile mevcut çalışanlardan 45 yaşını doldurmamış olanlar dâhil edilmiştir. Uygulamanın kapsama alacağı işverenler, Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilecektir.

Bu kapsamda, hem kamu kesimi hem de özel sektör işverenleri tarafından yerine getirilmesi gereken birtakım yükümlülükler bulunmaktadır. Söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesi işverenin sorumluluğunda olup, 4632 sayılı Kanunun Ek 2’nci maddesi uyarınca yükümlülüklerini ifa etmeyen işverenlere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından idari para cezası uygulanacaktır.

Buna göre; işverenler öncelikle, otomatik katılım için emeklilik planı düzenleme konusunda Hazine Müsteşarlığı tarafından yetkilendirilmiş bir veya birden fazla emeklilik şirketiyle anlaşmak, merkez ve/veya taşra birimleri adına emeklilik sözleşmesi imzalanmasına ilişkin olarak yetkili yöneticilerini belirlemek, kapsamda yer alan çalışanlarına emeklilik planı sunmak ve çalışanın ücretinden keseceği katkı payını emeklilik şirketine aktarmak zorundadır.

İşveren, söz konusu katkı payını zamanında emeklilik şirketine aktarmaz veya geç aktarırsa çalışanın birikiminde oluşan parasal kaybından sorumlu olacaktır. Konu hakkında detaylı bilgiye www.hazine.gov.tr adresinde yayımlanan “İşverenlere Yönelik Otomatik Katılım Sistemi Tanıtım Kılavuzu”ndan ulaşılabilecektir.

Bu itibarla; bütün kamu kurum ve kuruluşlarının, söz konusu Kanunun gerektirdiği yükümlülüklerini yerine getirmeleri, veri paylaşımına ve katkı paylarının doğru hesaplanıp tahsil edilmesine imkân sağlayacak kurum içi tedbirleri almaları hususunda bilgilerini ve gereğini önemle rica ederim.

Binali YILDIRIM

Başbakan