28 Nisan 2016 Perşembe

İşe iade davasında sosyal güvenlik yükümlülükleri

İşe iade davasında sosyal güvenlik yükümlülükleri 

İş Kanunu’na göre otuz ve üzerinde işçi çalıştıran işyerinde en az altı aylık kıdeme sahip işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde işverenin, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işverenin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedene dayanması gerekmektedir. Bu fesih nedeni yargı denetimine tabi olduğundan, uygulamada İş Mahkemelerinde görülmekte olan pek çok uyuşmazlığa sebep olmaktadır. Mahkeme tarafından geçerli nedenle fesih şartlarının oluşmadığına karar verilmesi ve kararın da kesinleşmesi halinde işverence işçinin işe iadesi sağlanacak veya mahkeme kararında belirtilen maddi yükümlülükler yerine getirilmek kaydıyla işçi işe başlatılmayacaktır. Bu noktada usulüne uygun işe iade başvurusu yapan işçi işe başlatılsa da, başlatılmasa da sosyal güvenlik mevzuatı açısından yerine getirilmesi gereken bazı yükümlülükler bulunmaktadır.

Ek bildirge düzenleme yükümlülüğü

Mahkeme kararı sonucu işçinin işe iadesine karar verilmesi ve kararın da kesinleşmesine halinde işçinin on işgünü içinde işe başlamak için başvuruda bulunması gerekmektedir. İşçinin usulüne uygun başvurusu üzerine işverence işçi işe başlatılsa da, başlatılmasa da fesih tarihinden itibaren en fazla dört aylık ücretinin aynen çalışmış gibi hesaplanarak işçiye ödenmesi ve yapılan ödemelerin ve sigortalılık hizmetlerinin de Sosyal Güvenlik Kurumu’na ek bildirge ile bildirilmesi gerekmektedir. Bu noktada işçinin işe başlatılması veya başlatılmamasına göre dikkat edilmesi gereken süreler bulunmaktadır. İşçinin kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunması ve işverenin usulüne uygun daveti üzerine işe başlaması halinde, işverenin davetine ilişkin tebligatın alındığı tarihi takip eden ayın 23’üne kadar ek aylık prim ve hizmet belgelerinin SGK’ya verilmesi halinde yasal süresinde verilmiş olacaktır. İşçinin usulüne uygun başvurusu üzerine işe başlatılmaması halinde ise, işçinin işe başlamak için işverene yaptığı başvurunun tebliğ alındığı tarihi takip eden ayın 23’üne kadar ek aylık prim ve hizmet belgelerinin SGK’ya verilmesi halinde yine yasal süresinde verilmiş sayılacaktır.

Örneğin, lehine kesinleşmiş mahkeme kararı kendisine 10 Şubat 2016 tarihinde tebliğ edilen işçi, 15 Şubat 2016 tarihinde işverene başvuruda bulunmuştur. İşveren, işçiye işe başlatacağına dair tebligatı 5 Mart 2016 tarihinde yapmış ve işçi de işe başlamıştır. Bu durumda işveren tarafından 23 Nisan tarihine kadar ek aylık prim hizmet belgelerinin verilmesi gerekmekte ise de bu tarihin tatil olması nedeniyle ilk işgünü olan 25 Nisan tarihine kadar verilmesi halinde süresinde verilmiş olduğu kabul edilecektir. Aynı örnekteki işverenin işçiyi işe başlatmaması halinde ise işçinin işe başlamak için yaptığı baş vuraya ilişkin tebligatın işverence alındığı tarihi takip eden ayın 23’üne kadar, yani işçinin işverene 15 Şubat tarihinde yaptığı başvuruyu takip eden 23 Mart’a kadar ek aylık prim ve hizmet belgelerinin SGK’ya verilmesi halinde yasal süresinde vermiş sayılacaktır.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da verilecek olan bildirgeler ek nitelikte olacağından, daha önce asıl bildirgede seçilmiş olan teşvik kanun numarasının aynısının seçilmesidir. Bu durumda, örneğin daha önce asıl bildirgede 5510 Kanun numarası seçilmiş ise, geriye yönelik düzenlenecek ek bildirgelerde de 5510 Kanun numarasının seçilmesi halinde beş puanlık Hazine indiriminden yararlanılabilecektir.

Primlerin ödenmesi yükümlülüğü

Usulüne uygun yapılan işe iade başvurusu üzerine işçinin işe iade başlatılması halinde, işverenin işe davet tebligatının sigortalı tarafından alındığı tarihi takip eden ayın sonuna kadar; işçinin işe iade alınmaması halinde ise işçinin işe iade için yapmış olduğu başvuru tebligatının işverence alındığı tarihi takip eden ayın sonuna kadar tahakkuk eden primlerin ödenmesi halinde, yasal süresi içinde ödenmiş sayılacak ve gecikme cezası/gecikme zammı uygulanmayacaktır.

İşten ayrılış bildirgesi düzenleme yükümlülüğü

Kesinleşen mahkeme kararı üzerine feshin geçersiz hale gelmesi ve işçi adına dört aylık daha sigortalılık hizmet bildirimi yapılması nedeniyle ilk işten ayrılış bildirgesi de geçersiz hale gelmektedir. Dolayısıyla ilk fesih tarihinden sonra verilecek dört aylık sürenin son günü için tekrar sigortalı işten ayrılış bildirgesi verilmesi gerekmektedir. Söz konusu işten ayrılış bildirgesi de sigortalının kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren işverenin işçiyi işe başlatmaması halinde, sigortalının işe başlamak için işverene yaptığı başvuruya ilişkin tebligatın işverence alındığı tarihini takip eden ayın sonuna kadar verilmesi halinde yasal süresinde verilmiş sayılacak ve idari para cezası uygulanmayacaktır. Örneğin, kesinleşen mahkeme kararına istinaden işçinin işe başvuru tebligatının işverence 25 Mart’ta alınması halinde, işveren işçiyi işe başlatmazsa, 30 Nisan tarihine kadar işten ayrılış bildirgesi verilmelidir.

Sonuç olarak; sosyal güvenlik mevzuatında işe iade kararlarına istinaden geriye yönelik verilecek ek bildirgelerin, sigortalı işten ayrılış bildirgesinin ve tahakkuk eden primlerin ödenmesi ile ilgili özel süreler belirlendiğinden, işverenlerin idari para cezası, gecikme cezası ve gecikme zammı ile karşılaşmamak için sürelere dikkat etmeleri gerekmektedir.

SGK’ya yapılacak bildirim şekli ve yeri

İşi iade kararına istinaden düzenlenen ek aylık prim ve hizmet belgelerinin ve işten ayrılış bildirgesinin işyerinin işlem gördüğü Sosyal Güvenlik Müdürlüğü’ne bir dilekçeyle ve bu dilekçeye mahkeme kararı ile işçinin ve işverenin yapmış olduğu bildirimlere ilişkin tebliğatların birer nüshasını da eklenerek sunulması gerekmektedir.

Kaynak : Dünya Gazetesi / Erkan Çetin /29 Nisan 2016

 

 

Kadınların erken geç ve ölü doğumlarında doğum izni hakkı nasıl değişir

Kadınların erken-geç ve ölü doğumlarında doğum izni hakkı nasıl değişir?

Bilindiği üzere Yasa Koyucu kadın memurların göreve devam etmesinin sağlık nedeniyle imkânsız olduğu veya istirahatın hayati önemi haiz olduğu dönemleri insani yönden değerlendirmiş ve aylıklı doğum iznini öngörmüş bulunuyor. Belli bir takvimi içeren doğum olayında zaman zaman erken-geç veya ölü doğum olayları vuku bulabiliyor. Bugün de bu tür olağan dışı hallerin aylıklı doğum iznini nasıl etkileyeceğini DPB’nin konuya ilişkin Tebliği ışığında ortaya koyalım istedik.

Erken doğum halinde analık izni

Kadın memurların doğum öncesi 8 hafta (Çoğul gebeliklerde 10 hafta) doğum sonrası 8 hafta olmak üzere 16 haftalık aylıklı doğum izinleri bulunuyor. Bu izinlerden doğum öncesi iznin beş haftaya kadarı tabip raporuyla doğum öncesine eklenebiliyor.

Bunlar olağan haller, peki doğum beklenen takvime uygun gerçekleşmezse ne olacak? Hemen cevap verelim. Beklenen doğum tarihinden önce doğum yapan memurun, doğum yapmadan önce kullanamadığı doğum öncesi analık izni süresinin, doğum sonrası analık izni süresine ilave edilmesi gerekiyor.

Sekiz haftalık doğum öncesi izni kullanırken erken doğum olursa

Beklenen doğum tarihinden önce sekiz hafta süreli analık iznine (çoğul gebeliklerde on hafta süreli analık iznine) ayrılan ve bu süre içinde erken doğum yapan memurun, erken doğum sebebiyle kullanamadığı doğum öncesi analık izni süresinin de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilmesi gerekiyor.

Sekiz haftalık doğum öncesi iznin sonraya ertelenen beş haftası içinde erken doğum olursa

Doğum öncesi aylıklı doğum izninin son üç haftasına kadar doktor raporuyla çalışmaya devam edilebileceğini belirtmiştik. Beklenen doğum tarihinden önceki üç haftaya kadar Kurumunda fiilen çalışan kadın memurun, son üç haftalık doğum öncesi analık izni süresi içinde erken doğum yapması halinde doğum öncesinde kullanamadığı analık izni süresinin, kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği süreler ile birlikte, doğum sonrası analık izni süresine eklenmesi mümkün bulunuyor.

Sekiz haftalık doğum öncesi izni üç hafta olarak kullanırken erken doğum olursa

Beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesinde doğum öncesi analık iznine (çoğul gebeliklerde on haftalık analık iznine) ayrılmayarak, sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğuna dair tabip raporu almak suretiyle kurumunda fiilen çalışmaya devam eden kadın memurun, bu süre içinde erken doğum yapması halinde, erken doğum sebebiyle kullanamadığı doğum öncesi analık izni süresi ile birlikte kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği sürelerin doğum sonrası analık izni süresine dahil edilmesi gerekiyor.

Sekiz haftalık doğum öncesi izinden de önce erken doğum olursa

Doğum öncesi analık izninin başlaması gereken tarihten (tekil gebeliklerde 32 nci haftadan-çoğul gebeliklerde ise 30 uncu haftadan) önce gerçekleşen doğumlarda, erken doğum sebebiyle kullanılamayan sekiz haftalık doğum öncesi analık izni süresi ile birlikte doğum tarihinden doğum öncesi analık izninin başlaması gereken tarihe kadarki sürenin de  doğum sonrası analık izni süresine eklenmesi gerekiyor.

Örneğin tekil gebe olan memurun 29 uncu haftada doğum yapması halinde doğum öncesi analık izninin başlaması gereken 32 nci haftaya kadarki üç haftalık süre, erken doğum sebebiyle kullanılamayan sekiz haftalık doğum öncesi analık izni süresi ile birlikte doğum sonrası analık izni süresine ilave edilecektir. Bu durumda memurun doğum sonrasında kullanacağı analık izni süresi 19 haftaya yükselmiş olacaktır.

Doğum öncesi analık izninin başlaması gereken tarihten önce doğum yapan ve 657 sayılı Kanunun  6663 sayılı Kanunla değiştirilen 104 üncü maddesinin (A) fıkrasının yürürlüğe girdiği 10.02.2016 tarihinde analık iznini kullanmakta olan memurun doğum sonrası analık izni süresine, doğum tarihi ile doğum öncesi analık izninin başladığı tarih arasındaki sürenin eklenmesi de mümkün bulunuyor.

Geç doğum halinde analık izni

Erken doğum gibi geç doğum da mümkün olabiliyor. Doğumun beklenen tarihten sonra gerçekleşmesi halinde, fazladan geçen sürelerin doğum sonrası analık izni süresinden düşülmesi gerekmiyor.

Ölü doğum halinde analık izni

Ölü doğum yapan memurun da sağ doğum yapan memura verilen doğum öncesi ve doğum sonrası analık izninden aynı şekilde yararlandırılması;

Genel olarak 20.gebelik haftası tamamlanmadan önceki gebelik ölümlerine düşük, 20.gebelik haftası ardından meydana gelen gebelik ölümlerine ölü doğum dense de memurun düşük mü yoksa ölü doğum mu yaptığı hususunda tabip tarafından verilen rapora göre karar verilmesi gerekiyor.

Annenin ölümü halinde babaya verilecek izin

Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilmesi mümkün bulunuyor.

Kaynak: alitezel.com / Şevket Tezel /29 Nisan 2016